Bugünden 1930'a 5,400,372 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

JO EKİM 1991 HABERLER CUMHURÎYET/3 DYP liderinin ftava bastığını) ancak muhalefette kalacağını söyledi 'Demirel darı ambarında'Gimeydogu Ben bu bölgede baskıya Cumhurhaşkaıılığı Gazetecilere inat Başbakan atama Cumhurbaşkanı en karşıyım. 1983'te Kürtçe yasağı ile yanlışlık olsun diye geldim. Şaka şaka. îşin esası bir çok oyu alana görevi yerir. Gelmezse 'Gel yapılmıştır. Hiçbir şey sopa ile halledilmez. sivilin gelmesiydi. Akbulut'u getirecektim. buraya' derim. Yine gelmezse kendisi bilir. Boşluğu düşmanlanmız doldurmuştur. Kukla derler diye, sonra ben oldum. Seçimleri yenileme hakkım var. NOTLAR Bakışmıyorlar, konuşmuyorlar. YALÇIN BAYER tZMİT — Otoyolun tzmit- in dışından geçen 20 kilomet- relik bölümünün başındaki tö- ren alanında bir Cumhurbaşka- nı bir de Başbakan var. Sadece el sıkışıyorlar. Yan ya- na oturuyorlar, ama tek kelime etmiyorlar. Herkesin gözleri üzerinde. Herkes kendi havasında. Yıl- maz, gözlüğünü yerleştiriyor. özal, saçını kaşıyor. Berna Yıl- maz, Safa Giray'la konuşuyor. Teknik danışman Zenger, "10 gündür işe el koydum. Mi- ünglerin rengi degişrj" diye övünüyor. özal, kendisini çağı- nyor. Dediği şuymuş: "Zongul- dak iyiymiş, aferin Zenger." Zenger'de bir koşuşturma, özal'ın eline ANAP'ın "gürle- yen mikrofoounıT veriyor. Tö- ren çadınnın karşısında ANAP'ın seçim otobüsü ve çevresinde "Başbakan Mesut" diye bağıran gruplar dikkati çe- kiyor. Kürsüde konuşmalar sürii- yor, rakamlar, rakamlar... Bir bakış bile yok özal ile Yılmaz arasında karşılıklı. Yılmaz kür- süye çıkıyor, ama Bartm gezi- sinde yağmur altında üşütmüş. Keyifsiz gibi. Bu nedenle ko- nuşmasını kısa kesiyor, çünkü az sonra Kocaeli mitinginde ko- nuşacak. Pek yüz yüze gelmiyorlar, ama Yılmaz kürsüden inerken Özal 7 kez el çırpmadan edemi- yor. Bu kez özal geliyor kürsü- ye, "Sizleri bir kez daha ikaz ediyorum" diyor, "Korktuğum bu vaaüer yanşının kötü bir şe- kilde Turkiye'de '80 oncesine benzer miktarda başlamış ol- masıdır." Kurdeleyi özal kesiyor. Çün- kü bu yolun temelini de kendi- si atmıstı. . Sonra gazeteciler otobüsün- de yine konuşmasız ve bakış- tnasız birliktelik. Ama nasıl? Carşılıklı oturmalanna karşın >zal, gazeteci Taha Akyol, Ek- rem Pakdemirli, Safa Giray ve Hiisamettin Öriiç"le konuşuyor, Mesut Yılmaz hiç konuşmuyor. Solumuzda ANAP'ın seçim otobüsü bizi izliyor. lçeride Zenger, elinde mikrofonla ayakta, ön koltukta Berna Yıl- maz ve geride Ahmet Karaevli. özal, ANAP otobüsüyle ilgili görünmek istemiyor, özal, Esenyurt'taki sel felaketinde TV'de konuşan işçinin "Tdeviz- yonum gjtti, çamaşır makinem, müzik setim sele gitti" diyen sözlerinden mutlu. "Baksanıza gecekonduda otnran vatanda- şın ber şeyi var" diyor. Terör haberlerinin gazetelerde küçük haber olarak yer alması gerek- tiğini, çünkü orgütlerin bu olaylan propaganda olarak kullandıklarım anlatıyor. Mesut Yılmaz'dan ne bir ses, ne bir nefes. Bir viyadük geziliyor. Yılmaz yine özal'dan ayn. Otobüse ye- niden binildiğinde Mesut Yıl- maz, kendini yan koltuğa atı- yor, çünkü sigara içecek. Biraz dili çözülüyor, o da kısaca. Ba- kanlar Giray ve örüç'e, "Mali- yecfler ve biırokratlar bizc tu- zak kurdnlar" diye konuşuyor. Bir gazeteci dostumuz yanına sokuluyor, ANAP'ın Starl'den kalkan "terör" fdmlerini sonı- yor. Yılmaz'ın yanıtı gayet kısa: "Amacına ulaşü, kullandık. \fe- ter bu kadar." Geri dönüş başlıyor. Mesut Yılmaz iniyor ve ANAP'ın se- çim otobüsüne geçiyor. özal, Dışişleri Bakanı Safa Giray'a arkasından "Tefalikedesin' diyor. Yani Gi- ray*ı, Kadıköy'de Dalan'a ve Is- mail Cem'e karşı uyanyor. Ca- vit Kavak'a da "Çok çalış" di- ye çıkışıyor. ANAP, Cumhurbaşkanı'nın eski partisi. Şimdiyse ANAP, Mesut Yılmaz'ın. Dargın görünmeleri, konuş- mamaları acaba neden? Kimse anlamıyor. Gerçekten mi, yok- sa öyle mi görünmek'istiyorlar. Bu sorulann gerçek yanıtı 20 Ekim'den sonra belli olacak... Haber Merkezi — Cumhur- başkanı Turgut Özal, DYP lide- ri Süleyman Demirel'i yine eleş- tirerek "kendisini dan ambann- da görduğünü ve çok giizel ha- va bastıfcını" söyledi. Özal, Inönü'nun başbakanlık yapamayacağını, cumhurbaş- kanhğma yakıştığmı belirtirken "SiUeyman Bey cumhurbaşkan- Itgına olmaz. Başbakanlığa da olmaz. Muhalefete alıştı" diye konuştu. Seçimlerden sonra hükumetin nasıl kunılacağının anayasada yazılı olduğunu bildirirken "Cumhurbaşkanı en çok oy alan partinin liderini çagınr. Görevini verir. Gelmezse, gel buraya derim" dedi. Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Anadolu otoyolunun İzmit kent geçişinin ulaşıma açılmasıyla il- gili yolculuk sırasında gazetele- rin üst duzey yöneticileriyle soh- bet etti. Toplam üç saat suren sohbet sırasında özal, Demirel'- detıEvren'e, otoyollardan gece- kondulaşmaya kadar çeşitli ko- nularda açıklamalarda bulun- du. Özal'm çeşitli sorulara verdiği yanıtlar şöyle: G ü e y d o g a : Ben Güney- doğu'da baskıya karşıyım. 1983'te Kürtçe konuşma yasağı getirilmesiyle yanlışlık yapılmış- tır. Hiçbir şey sopa ile halledi- lemez. Bugunkü problemler tek parti devrinde başlamıştır, ara rejimlerde de surmüştür. Aşiret- leri sürgune göndermek hatalı olmuştur. Her şey altust olmuş- tur. Boşluğu düşmanlanmız doldurmuştur. Starl'deki ter*r tllm- leri: Beni o işe karıştırmayın. O fıhnlere kızanlar var diyorsu- nuz. Kızanlar kimler? Kamuo- yu demeyin. Biz o filmleri 1987 seçımlerinde de kullandık ve ka- zandık. O zaman da muhalefet liderleri karşımıza dikildiler. 'Vay terörü kullanıyorsunuz' dediler. Şimdi soruyorum; ne- den tedirgin oluyorlar? Seçlarier: Bakınız uçüncu seçime gidiyoruz. Bayram hava- sı içinde seçimkre yaklaşıyoruz. Bütün eski siyasiler sahnenin içindedir. Ancak kavga-gürültü yok. (Bir soru üzerine) Güneydo- ğu'ya seçimler öncesinde gitme- yi düşünuyorum. CuBharfcaşkaalıgı'ııa •lye geldİM?: Bırincısı gaze- ÖZAL KONUŞTL, YILMAZ DtNLF.üt — Cumhurbaşkanı Turgut Özal. otoyol acılışına giderken gazetelerin üst vöneticikri ile sobbet etti. Özal otobuste, Başbakan Ytlmaz, Meydan gazetesi yazan Taha Akyol ve Terciıman gazetesi başyazan Dıcak'la birlikte otururken, gazetecüerle iç politika konustu. (Fotofraf: YALÇIN BAYER) tecilere inat olsun diye geldim. Karşımıza çıkmıştıruz. Ben 'kim kimi yenecek' dedim, sonunda biz yendik. Ama bu söyledikle- rim şaka. tşin esası bir sivilin cumhurbaşkanı olmasıydı. Rastgele bir cumhurbaşkanı is- temedim. Önceleri olduğu gibi ya bir Danıştay veya Anayasa Mahkemesi üyesi ya da bir ge- neral akla gelecekti. Bu göreve bir arkadaşımı (Akbulut) getir- meyi duşundüm. Ancak, TBMM Başkanlığı seçimi mide- mi bulandırdı. Arkadaşlara, ben cumhurbaşkanlığına seçil- sem 'Başbakan kukla', Başba- kan kalsam 'Cumhurbaşkanı kukla" diyeceksiniz dedim. Sonra Cumhurbaşkanı olduk. Cumhurbaşkanı'nın yetkileri çok fazla, kararnameler var, atamalar var. Yani yargıçlan, hâkimleri atayabiliyor. 1983'te parti>i kurarken MDP ile neden birleşmediğimiz sorul- du. Farklı düşüncelerimiz var- dı. Nazlı hanımların evinde ba- na kızdılar, hakkımda dosyalar hazırlamyor, dediler. Bülent Ulusu, beni çağırdı ve' Turgut Sunalp bu işi götüremeyecek' dedi. 'Evren Paşa sizi çağıracak ve masaya yumruğunu vurarak sizi birleştirecek' dedi. 'Siyaset- ten çekilirim de kabul etmem' dedim. Hakikaten Evren Paşa, bir gün çağırdı, ama masaya yumrük vurmadı. 'Niye birleşmiyorsunuz' dedi. Bizim görüşumüzle MDP'nin görüşü birbirine paralel değildir. Bugün de aynı şeyi ANAP ve DYP için söylüyorlar. Evren'e, 'Bizi kapatımz' dedim. 'Biz kazanır- sak iktidar oluruz, ama kaybe- dersek koalisyon yapabiliriz' dedim. önemii olan 83 değil, 1987 seçimleriydi. Çünkü, ya- saklanan liderlerin hepsi bu ta- rihte ortaya cıkacaktı. Bu mü- cadeleyi MDP yapamazdı, biz yapardık. Nitekim benim söyle- diklerim aynen çıktı. R«fer*MİHH: 1987'deki refe- randuma varmadan önce Süley- man Bey, şimdi yaptığı gibi ka- lababk mitingler yaptı. Söyledi- ği, şimdi nasıl 21 ekim sabahı bunlar yok diyorsa, o zaman da 7 eylul sabahı bunlar yok diyor- du. Hatta benim uçakla kaçaca- ğım lafları ortaya atıldı. Demi- rel, o dönemde yuzde 80 evet çı- kacağını söylüyordu. Çıksaydı, seçimi zorlayacaktı. Işte sizi mil- let istemiyor diyecckti. Biz de oturduk referandum sandığı açümadan önce seçim kararı al- dık. Ama açıkça söylüyorum, referandumun gerçek neticesi yüzde 55 hayır, yüzde 45 evet- tir. Bir kere biz sandıklarda adam tutmadık. Hile yaptılar, itirazlar yapıldı, oylar yeniden sayılsın diye. Size yeminle söy- leyeyim, itirazlan biz kesmesey- dik, hayırlar yuzde 50'nin üze- rine çıkardı. Eğer bir netice al- saydık bile bu bizim lehimize ol- mazdı. Türkiye'nin lehine olma- dı. Deaürel'e: Süleyman Bey şimdi her şeyi kendisinin iyi yaptığım söylüyor. Kendisini darı ambarında görüyor ve çok güzel hava basıyor. Ama şimdi ne bir rakam söylüyor, ne trak- tör, pancar, ne mazot gübre karşüaştırması. Veya fılan yere riiye fabrika yapmadınız derdi. Şimdi bunlann hepsini bir kena- ra bırakiı, sadece bunlar 21 ekim sabahı gidecekler dedi. Çünkü, onlann rakamlan geri- de kaldı. SaMdıga gelta: (Soru: 19 ekimde sürpriz yapacak mısı- Cumhurbaşkanı Özal, gazetecüerle "Köşkyazarhğı ve siyasi suflörlük'konularındasohbet etti Özal: Suflörlük iyi, yagdanlık kötüHaber Merkezi — Cumhur- laşkanı Turgut Özal, dün Ko- eaeli'ndeki otoyol açılışı sırasm- da, gazetecüerle ilginç bir söy- leşi yaptı. Güneri Cıvaoglu ile Nazlı Dıcak arasındaki 'yagdan- lık, koşk vazarlan, Güniz So- kak yazarlan' atışmalarmı ha- tırlatan Özal, ANAP'm kuruluş günlerine ve bazı gazetecüerle ilişkilerine degindi. ANAP'ı kurma çalışmaları sırasında Nazlı Ilıcak'ın, kendi- sine 'Kunıcular beyetini Güniz Sokak ve Çiftehavuzlar' seçer dediğini söyleyen Özal, bunlan kabul etmediğini belirtti ve o za- man Nazlı Ilıcak'a kızdığını, Ilı- cak'm da zaman zaman kendi- sine karşı kızgınlık gösterdiğini kaydeden Özal, Kemal Ilıcak'- m da "Kazanamazsın, bakkın- da dosyalar hazırlamyor" dedi- ğini anımsattı. Ingiliz sefirinin de kendisine o zamanlar "An- cak yüzde 10 oy alabDeceksmiz" dediğini öne süren özal, bütün bunlara rağmen iktidar olduk- larım söyledi. ' özal ile gazeteciler arasında daha sonra şu ilginç soyleşi geç- ti: CTVAOĞLy—Terörün yo- ğun olduğu bölgelere gidecek misiniz? ÖZAL—Güneri sen beni yönlendirmeye mi çahşıyorsun. C I V A O G L U — Yönlendirmeye çalışanlan bi- liyoruz. ÖZAL—Hayır, hayır siyasi suflörlük yapıyorsun. Çok çok siyasi süflörlük yapıyorsun. Ama biraz şeyin değişik, hatır- larsın, köşk yazan olduğun za- man, Nazlı Hanım ne dedi sa- na? Yaftdanlık demedi mi? NAZLI ILICAK—öyle demedim. ÖZAL — Yahu ben bunlan bilmiyor muyum? (Nazlı itiraz- larını sürdürürken özal), "Yooo" dedi ve Güneri Cıva- oğlu'nun "Güniz Sokağı yazan" olduğunu belirtti.) ILICAK — Siz dediniz ama. ÖZAL— Yooo, ben hiç kim- seye Güniz Sokağı yazan deme- dim. ILICAK—Siz dediniz. ÖZAL—Ben demedim. (Gü- neri itiraz ediyor). HJCAK—llk önce bunu Ha- san Pulur söyledi, ben de bunu bir yerde kullandım. Güneri'nin adını vennedim. Güneri üzeri- ne alındı. Boyle bir tartışma geçti. CIVAOCLU—(Özal'a) Bana bugun çok sinirlisiniz. OZAL—Yok canım gulüyo- rum, gülüyorum. CIVAOGLU—Her yazara böyle bir sıfat yakıştırırsak? OZAL—Yok canım kimseye bir şey söylemiyorum. Yam yağ- danlık diyenler ben değilim. Ben söylemiyorum kendi aramzda yazıyorsunuz. Siyasi süflörlük J ' J C^ Özal ve Yılma2, otoyol açılış toreninde yan vana taKat sessizdikr. güzel bir şeydir, yağdanlık kö- tın yapmadın yani. Yapmadığı- tü. O kadar fena bir şey değil, nı ben de biliyorum, ama yani yağdanlık kötü. söyleyenler oldu ona söy- CIVAOGLU—Zaüâlinize hiç lüyorum CIVAOGLU—Beyefendi.yağdanlık yaptım mı efendim? OZAL—Hayır ben kimseye yağdanlık olamam zaten. Onu söyleyenlere sorun bana değil. Hayır hayır size yağdanlık de- mediler. Yalnız köşk yazan dediler. CIVAOGLU Köşk yazarhğı yaptığımı da hatırlamıyorum efendim. ÖZAL—Onu bilemem. Yap- ÖZAL—Ne demek beyefen- di, burada gülerek konu- şuyoruz. CIVAOGLU—Sayın Cum- hurbaşkanım efendim. ÖZAL—Cumhurbaşkanım da demezsin Turgut Bey dersin, olur biter yahu! CTVAOGLU—Efendim siz- lerin söylediğiniz şeylerin olabil- mesi için insanlann kendisinin veya ailesinin, kendisiyle veya ailesiyle bir yakımn bir menfa- ati olması gerekir. Zatıalinizden en ufak bir isteğim, en ufak bir imam olmuşsa lütfen bunu söy- leyin herkesin içinde. ÖZAL—Güneri bunlan bırak Allahaşkına. CIVAOGLU—Bunu sor- mam lazımdı. Çünkü çok yan- lış anlaşılabilir. Buyurun anla- tm. ÖZAL—Sizin kaderiniz böy- le. Bakın köşk yazan dediler, arkasından Güniz Sokağı yaza- n dendi. CIVAOGLU-Şimdi de Mesut... ÖZAL—Mesut için bir şey söylemedim. Yani siyasi ihbar- lan sen veriyorsun. Bugünkü yazında yazmışsın. Şöyle şöyle olacak. Bu siyasi ihbar değil de nedir? CIVAOGLU—Bize okuyûcu bunun için para veriyor. Eğer bunlan yazmayacaksak ne yaza- cağız? Maç yazısı mı yazacağız? ILICAK—îktidarda olanla- nn yanına çok yaklaşmayacak- sınız. Benim ilkem bu. ÖZAL—Karşısında da olma- yacaksın. öyle sizin yaptığuıız gibi yanlışuk yapılır mı? ILICAK—lleride ben eminim aramızdaki buzlar eriyecek. Çünkü sizinle çok esk; dostlu- ğumuz var. ÖZAL.—Sizin neden böyle yaptığınızı çok iyi bilen bi- risiyim. ILICAK—Ama ben Süley- man Bey'i severim. ÖZAL—Ama bir zamanlar Mehmet Yazar'ı da sevi- yordunuz. ILICAK—Mehmet Yazar'ı da beğenirim. Ama çok şey yap- tı. Turgut özal'a şişirilmiş ba- lon dedikten sonra gidiyor, ANAP'a gidiyor, ben öyle şey- leri sevmem. Aleyhinizde ko- nuştu, konuştu ANAP'a girdi. Eğer o cizgisini muhafaza etsey- di, Doğru Yol'da yenileme ha- reketi vardı, bir unsuru da o olabilirdi. mz?) Geçenlerde söyledim, ge- lin seçimlerden sonra Cumhur- başkanını halk oyuyla seçelim. Ben ve onlar adaylıklanm kov- sunlar. Benim üzerimde bu de- ğişiklikler yapılacak olmasına rağmen ben kabul ederim. Ge- lin bakalun, ak koyun, kara ko- yun ortaya çıksın. (Soru: onlar çüunazsa olmaz mı?) Onlar çık- sın, niye başkalan? Farz edin ki Süleyman Bey veya înönü ka- zandı. lnönü zaten pek Başba- tcanlık yapamaz. Cumhurbaş- kanlığına daha layık. Babası iş- te, hanedandan gelen liyakatıyla daha layıktır. Süleyman Bey, bi- raz cumhurbaşkanlığına olmaz. Artık başbakanlığa da olmaz. Muhalefet liderliğine çok alıştı. Dikkat ediyorum, Süleyman bey, ilk muhalefete düştuğü za- man çok zor muhalefet yaptı. 1973'leri hatırlar mısmız? Arka- sından, 1978-79 Ecevit döne- minde alıştı. Ecevit'in iflahmı kesti. 10 senedir de muhalefet- te. Başbakanlıga klaı ya- kışıyor?: Mesut yakışıyor (Gülerek). Gayet ciddi arkadaş- tır. (Soru: Bir yü önce yapsay- dınız olmaz mıydı?) Anlaşama- dılar, birbirlerine girdiler. 8'ler oylamasında ençok oyu Cengiz (Tuncer), ikinciyi de Mesut al- mıştı. Mesut daha uygun olabi- lirdi, ama öbür taraf kanlı bı- çakh gibiydi. Yani o partiyi par- çalardı. Ve arada Hasan (Celal Guzel) çıkabUirdi. Hasan da söz dinlemedi. Söz dinleseydi, en çok şansı olanlardan biriydi. Ama yanlış adammış, Allah bi- ze yardım etti ki olmadı. ç kazaur: Vallahi üç ihtimal de vardır. Ne büeyim yani. Koalisyon olur, tek parti iktidara gelir, bu parti ANAP olur. Başka bir parti olur. Onlan bilmem. Söyleye- mem, benim söylemem doğru olmaz. Seçim kalabalıklanmn çok önemii olmadığını söyleme- Ûyim. Kalabahklar seçim sonuç- lan için etkili omıuyor. Kamu- oyu yoklamalan da çok sağlık- h değil. Başbakan ataata: Se- çimlerin sonucu alındıktan son- ra h'ukumetin nasıl kurulacağı anayasada yazılıdır. Cumhur- başkanı en çok oy alan partinin liderini çağınr, görevi verir. (So- ru: Ya gelmezse?) Gel buraya derim. Gelmezse kendisi büir. Ayrıca, cumhurbaşkanının 45 gün sonra seçimleri yenileme hakkı var. Atama yetkisi var. Getirir Bakanlar Kurulu'nu, atamazsınız. Ama işin bu nok- taya gelmesi düşünülemez. Seçlaı M>BBf ları geel- kecek: Seçim sonuçlan daha geç belli olacak. Tercihler ve iti- razlar işi uzatır. Bu nedenle de 15 kasımda Meclis toplanamaz. Bu arada hükumet görevinin başında kalır. Benim tahminime göre kesin sonuç ve Meclis'in toplanması aralık ayının ortası- nı bulur. îzmit'te 'yetki' isteyen Yılmaz: 70 yaşla ikibinli yıllara gîrilmez GÜNDÜZ tMŞİR AHMET KURT İZMTT — Baş- bakan Mesut Yıl- maz, kendisi dışın- daki en genç liderin yaşımn 65 olduğu- nu beurterek "Bizim 65-70 ya- şıridaki insanlanmızm hepdne saygımız var. Hepsinin tecrfl- besine ihtiyacınuz var. Hepsi- nin duasına ihrJyacımız var. Ama 60-70 yaşudaki insanhu- la iki binli yülann Türkiyesi'- ni inşa edebilir miyiz? Ben Tiırk siyasetine gençlerin ka- mnı katmak istiyorum" dedi. Başbakan Yılmaz, dün ilk olarak 20 kilometrelik Kınalı - Sakarya otoyolunun tzmit transit geçişinin açılış töreni- ne katıldı. Mesut Yılmaz bera- berinde eşi Berna Yılmaz ile Îzmit'te mitingin yapılacağı halkevi meydanına gitmek üzere yola çıktı. tzmit girişin- den itibaren yurttaşlann coş- ku dolu tezahuratlanyla kar- şılaşan Yılmaz ve beraberinde- ki çok sayıda araçtan oluşan konvoy miting alanına bir sa- at gecikme ile varabildi. "Hamsi kavaga çıkacak", "21. yüzyıla bakıyornz", "Genç liderimiz Mesnt Yıl- maz" yanlı afişlerin yer aldı- ğı miting için PETKİM ve SE- KA işçüerine özel izin verildi- ği öğrenildi. Yılmaz, burada- ki konuşmasında kendisinin öteki liderler gibi yapamaya- caklan $eyi vaat eden bir lider olmadığım belirterek şöyle de- di: . "Eğer önamüzde daha bir yıl varken sandıgı önunüze ge- tirmeye cesaret etmişsek, her- halde bu cesaretimizin altında bir bildiğimiz vardır. Burası seçim mevdamdır. Buraya li- derler geldiler. Burada her şe- yi soyleyecekler. Miüetin göz- unün içine bakıp bakıp yaian söylemek siyaset değildir. Ben o umut tacirlerinden degilim. Ben buraya gelip de memleke- tin bütün meselelerini 'sadece ben bilirim', 'sadece ben çöze- rim' diyen o böbürlenen insan- htrdan da degihm." "Hepsini denediniz, beni dc deneyin" diye yalvaran lider- lerden olmadığım belirten Yü- maz, "Bu liderlerin hiçbiri si- zin meçhuliınuz degil, hiçbiri sizin tanımadığınız lider değil. Ben burada biçbirinin akyhin- de konuşmak istemiyorum. Geçmişte de şunu yaptılar, bu- nu yapmadılar demek istemi- yorum. Seçime kadar da hiç- bir şey deme>ecegim" dedi. Konuşması sureklı "Başbakan Yılmaz" sloganlarıyla kesılen Yılmaz, şunlan söyledi: "Sizlerin 20 Ekim'de vere- ceğiniz karar, Türk siyasi ta- rihinde dönüm noktası olacak- tır. İstiyorum ki siyaset artık insanlanmızm dertlerini, so- nınlannı çözmek için yapüsın ve istiyorum ki artık siyasete kadınlanmız da girsin. Geçen seçimlerde meydanlarda bu kadar hanım var mıydı? Ge- çen dönemde siyaset meydan- lannda bn kadar genç insan var mıydı?" Mesut Yıimaz en temel amaçlanmn Turkiye'de işsiz- liği önlemek ve hayat pahalı- hğmı duzeltmek olduğunu be- lirterek "Biz bu iki hedefi de gercekleştinnek üzere yola çık- tık. Bu ülkede işsize iş, açlara aş sağlamadan o koltuğu işgal edersek fuzuli işgale girer. Ben sizlerden destek istemeye geldim" dedi. Yılmaz, kendisine bir kişi çı- kıp da "Sen şu tarihte bunla- n demiştin, yapmadın" dedi- ği takdirde bir daha bu mey- danlara gelip yetki istemeyece- ğini söyledi. Bu arada Mesut Yılmaz'ın İzmit mitingi nedeniyle dün Kocaeuspor üe Sakaryaspor arasında oynanması gereken Federasyon Kupası maçı erte- lendi. Akşam da Swiss Otel'de Ka- radenizü Işadamlan Derneği- nin toplantısına katılan Başba- kan Mesut Yılmaz'a dernek başkanı Said Yılmaz bir şük- ran plaketi verdi. Işte özlenen fırsat Ma KAMPANYAMIZ ESKİ FİYATLARLA DEVAM EDİYOR . KAÇIRMAYIN! . Kampanyamıza Mazda MX-5, RX-7, B Serisi Pikap, 323 ve 626 Sedan, 929 modelleri dahildir. AY RI N T I L I Hürpa f Buyukderc C»d. Hbrttzn IS/A Şişli lıtanbul Td:( 1)132 31 00(12 hat) Mazda 323 Hatchback Mazda 121 Sedan B İ L G İ H Ü R R İ Y E T G A Z E T E S İ ' N D E Mazda E Serisi Minibüs Başvurulannızı Hurpa Yetkili Satıcıları'na ya da Mermerler A Ş.'ye yapıp kayıt olabılırsınız. MERMERLER A.Ş. Barbaros Bulvan No.127. Beşiktaş Istanbul Tel:( 1)174 55 50 (S hat), 175 84 «0 (2 hat), 188 13 53 (2 hat)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog