Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cumhunwt Malbaacılık \* Gazeıecıltk Turk Anomm Şırketı adına Nıdır Nuii 0 Gend Ya>ın Mtiduru H n ı CcauL Nlucssese Muduru: EaiiM l««U«a. Vazı lşlcri Muduru. Ofcay Goofnsin. % Habtr Merkezı Muduru. YıJçıa Bmyer. Sayfa Duzcnı Yöneımenı AH \car £ Temsıtaler ANkAR V MllMI Tu. 1ZMİR Hıbmtt Çttfafcaya. ADANA: ÇMin \ ittnoghı k Poü ıka Crtal BatbogK D15 Haberlcr tni— Ucı. Ektmoraı. Co*u Tur*«.. Ij-Scndıka $Aıu Kmci. Kııllur C«tal t s » . luanbul Habeîten. kcajl KlKik. Eğmm Gcflcz) ŞajİM. lrtirt Haberien Vcc^H Dotaa. Spor Daftışnunı KbĞmlkviu VatctaM. Dızı taziLar kctra ÇaiifkM. *r*strrma Şafciıı tlpa*. DuKkme AMMMI VUKI 0 koordınator tfcB« Koratuıı £ Valı Ivet trol trtm 0 Mulusrte b l n l tan 0 Bulıe-Planlama Sor OıaMİKyotta 0 RekLam V » Toran 0 £k V»> la- HBİVS \LH>İ # tdare HMC?M Gnrtr 0 lî-«mf Öarier ÇeHk £ Bılgi Islcm Naü İnal £ PcnoiKİ ** Yaym Kurulu Bışkan Sariir'Satf Oku> Akkl. Vtlca «•**. Hısu Cenal. Hikmc! Çeuakı**. Ok*> l | > Maıaciı. tlbauı AbnMi TM S«s«n •* ftnjı Cunduınyd Maltaacılık n Gscndlik T.A.S. Tbk Ocafc C«d. 39/41 Plflı !»•» 34334 Ist PK 246 . Isunbal Td 512 05 05 (20 lm). Tdex 22246, F*x: (I) 5» 60 72 # ««rotor U n Zi)i Gokalp Bıv lnkılap S. No 19/4. Tü 133 II 4MÎ. ütoı '42344. Fu (4) 113 05 6! 0 I n r H Z«a Blı 1)52 S 2/). Td 1} 12 30. fck» 52359. Fu. (31) » 53 60 ln»nu Cıd 119 S. No 1 Ka! I, W » îl 51 (4 hıl), TÖOK C155. H» fll> » 25 1» TAKVİM: 7 OCAK 1991 Imsak: 5.50 Guneş: 7.21 Öğle: 12.15 Ikindi: 14.37 Akşam: 16.58 Yatsı: 18.24 'Sevgi, çocuğun temel hakkı' Prof. Ayşen Baykara, çocuk haklannm korunması için bir devlet politikası oluşturulmasının 'şart' olduğunu söyledi. Ve yasalardaki haklann yaşama geçirilmesini istedi. MFRİH AK İZMİR — Türkiye'de çocuk haklannın korunması için bir devlet politikası oluşturulma- sının "şart" olduğu bildirildi. Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Ayşen Baykara, "ya- salarda oian haklann" uygula- maya geçirilmesi ve korun- ması gerektiğini dile getirdi. Prof. Dr. Ayşen Baykara, çocuklann guvenli, sevgi ve an- layış dolu bir ortamda yaşa- malannın gelecekteki yasamla- nnı etkileyeceğini belirterek en büyük görevin de anne ve ba- balara düştüğünü söyledi. Prof. Dr. Baykara, "Türkiye1 de çocuklann eğitimi üzerinde babadan çok annenin roliı var. Bu Avrupa'da da böyle. Çün- kü anne çocuğunu 9 ay boyun- ca taşır. Çocuk anneyle yiiz gözdür. Baba> la arada sürekli bir mesafe vardır. Gittiği dok- tordan oynadığı arkadaşına kadar pek çok faktorde anne eıkindir" dedi. Türkiye'de çocuk haklannın kuUanılmasında bölgesel fark- lüıklann bulunduğunu belirten Prof. Dr. Ayşen Baykara, "Ül- kelerin gelişmişlik düzeylerini ölçmede de kullanılan bir ya- şındaki bebeklerin öliım oran- ları, Tiirkiye içinde bölgesel farkhlık gösleriyor. Ege Bolge- si'nde öliim oranı binde 81 iken bu oran Dogu Anadolu Bölgesi'nde binde U9'a kadar tırmanıyor. O>sa dogum önce- si bakım, sağlık kuruluşlan gözetiminde dogum ve yaşa- ma, çocuklann bedensel haklandır" diye konuştu. Çalışan çocuklann haklan- nın daha çok ihlal edildiğine değinen Prof. Dr. Ayşen Bay- kara, bu yaşlarda çocuklara erişkin sorumluluğu yüklendi- Jini söyledi. Prof. Dr. Bayka- ra, Türkiye'de çocuğun eğitsel, bedensel, ruhsal haklarına sa- hip çıkılmadığna da dikkat çekerek şöyle konuştu: "Çalışan çocuklar erişkin sorumluluğu iistlenmesine karsın bir korunma alüna alın- mıyoriar. Hem fiziksel hem ruhsal hem de cinsel kimlikle- rini bulmalannda, bu olumsuz bir rol oynuyor. Çocuk denge- sizlikler, bunalımlar içine dıi- şüyor. Bunun yanında Türki- ye'de çalışan çocuğun haklan hâlâ yok." Çocuklann güvenli, sevgi ve anlayış dolu bir ortamda yaşa- maları gerektiğini belirten Prof. Dr. Ayşen Baykara, bu- nun gelecekteki yaşamı etkile- diğini söyledi. Prof. Dr. Bay- kara, gelişimde en büyük gö- revin anne ve babalara düştü- güne de değinerek "Türkiyei de çocuk haklannın korunma- sı için bir devlet politikası oluş- turulmalıdır. Yasalarda yer alan baklann uygulamada da yaşatılması gerekir. Güvenli, sevgi dolu bir ortam tüm ço- cuklann en temel bakkıdır. Bu •aklardan geri kalmış iilkeler- de bahsedemezsiniz" dedi. Erciyes turizm merkezi olacak KAYSERİ (AA) — Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Mehmet Yazar, Erciyes'in kı- sa gelecekte Türkiye'nin en önemli turizm merkezi olaca- ğını, buraya yılda 250-300 bin turistin gelmesinin hedeflendi- ğini söyledi. Erciyes DağYnda yapımı ta- mamlanan Teleski tesisleri ile Sema Yazar Gençlik Vakfı'n- ca tefriş edilen sağlık merke- zi, devlet bakanları Mehmet Yazar ve tsmet Özarslan ile Sağlık Bakanı Halil Şıvgın'ın katıldığı bir törenle hizmete açıldı. Devlet Bakanı Yazar, tören- de yaptığı konuşmada, 1987 yılında Erciyes'in organize tu- rizm alanı ilan edildiğini hatır- lattı. Kayseri, Niğde, Nevşehir ve Kırşehir'i içine alan bu pro- jeyle, Erciyes'in halen 300 olan yatak kapasitesinin 3 bin 50'ye çıkarılmasının hedeflen- diğini bildiren Yazar, şunlan söyledi: "Bu proje yaklaşık 10 yıllık bir siire sonra tamamen uygu- lanmaya konacak. Proje ile Erciyes, Türkiye'nin en önem- li turizm merkezi olacak. Bu proje sayesinde Erciyes Dağı'- nı yılda 250-300 bin lurist zi- yaret edebilecek." Psikologlar, çocuğu oyalamak için videoya alıp sürekli reklam izletmenin tehlikesine dikkat çekiyor Çocuğa reklam bombardımamDoç. Dr. Sezen Zeytinoğlu şöyle diyor: "Kısa süreli reklamlar küçük yaş gruplannın ilgisini çekiyor. Ses, renk, sahne. Her türlü uyarıcı hızla bombardıman halinde sunuluyor. Çocuğa sürekli reklam izlettirmek 'boş oyalama'dır!' İZMİR (Cumhuriyet Ege Bü- rosu) — Çocuklar reklam tut- kunu. Reklamlan öylesine sevi- yorlar ki anne babalar video ka- setlerine art arda çektikleri rek- lamlan gün boyu izlettirerek ço- cuklannı oyalıyor. Böylece ço- cuklar tüketim toplumu ile he- men tanışıyor. Çocuklar reklamlann hem oyuncusu hem de tüketici he- def kitlesi içinde yer alıyor. Te- levizyon reklamlannda çocuk oyuncular kullanüması son de- rece ilgi çekiyor. Gazete, dergi- lere çocuk giysileri için verilen reklam fotoğraflarına baktığı- nızda, "büyümüş de küçülmüş" çocukları görüyorsunuz. Şık .giysileri ve yüzündeki kadınsı ifadeyle "erkekler beni beğe- necek mi" diye soran kız çocuk- lan ya da üzerlerinde avcı giy- sileri ve ellerinde tüfeklerle ço- cuklar... Çocuklar rekiamlardan ne- den bu kadar etkileniyor? Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Gelişim Psikolojisi Anabilim Dalı öğretim üyelerinden Doç. Dr. Sezen Zeytinoğlu bu soru- ya, "Küçük yaş gruplannın kı- sa kısa reklamlar ilgisini çeki- yor. Kısa sürede dikkat cekici Prof. Muzaffer Bodur'un görüşü şöyle: "Reklama standart getirilmesinden çok, özdenetim mekanizması kurulmalı. Reklamcıların reklam verenlerin, anne babaların, eğitimcilerin, çocuklann yer aldığı bir kurul oluşturulabilir!' lanılmaya başlamasına dikkat çekerek "Çocuk giysileri rekla- mı veren bir firmanın dergiler- de çıkan fotoğraflanna bakıyor- sunuz, 6-7 yaşlannda kız çocuk- ları şık giyinmiş 'Bu kıyafetim- le erkekler beni beğenecek mi' diye soruyor. Bu çok sakmcalı" diyor. Doç. Dr. Sezen Zeytinoğlu, ayrıca reklamcılık sektörünün konuyu ciddiye alması ve bir öz- denetim mekanizması oluşturul- masının önemine dikkat çekiyor. Çocuklann reklamlarla yan- lış tüketim ahşkanlıklan kazan- olaylann hepsi bir arada kulla- nılıyor: Ses, renk, sahne. Her türlü uyancı hızla, bombardı- man halinde sunuluyor. Bu sa- dece duyusal açıdan çocuğu tat- min ediyor. Yoksa kavramsal olarak bir şey düşünmesi pek olanaklı değil" karşılığım veriyor. Doç. Dr. Sezen Zeytinoğlu'- na göre anne babalann videoya çekip çocuklara reklamlan izlet- tirmeleri de "boş bir şekilde oyalama biçimi". Doç. Dr. Se- zen Zeytinoğlu, çocuklann özel- likle cinsel bir nesne olarak kul- ması ya da çeşitli biçimlerde is- tismar edilmesi nasıl engellene- cek? TSE, reklamlarda çocuk ve gençlerin beden ve ruh sağlığı- nı olumsuz etkileyen israfa, kö- tü alışkanlıklara yonelten me- sajlara yer verilmesini engelle- mek ve genelde tüketicinin ko- runması için bir reklam standar- dı taslağı hazırladı. Ancak "reklamlara TSE damgası" girişimleri, reklamcı- lık sektörünün tepkisine yol aç- tı. TSE Tüketicinin Korunması Müdürü Harun Çakır bu konu- da, "Aslında biz reklam ajans- larına kolaylık sağlıyoruz, elle- rine ölçü veriyonız. Denetleme diye bir olay yok. Onlar kendi- lerini denetleyeceğiz diye karşı çıkıyorlar. İleride mutlaka bir deneüm mekanizması kunıla- caksa, çeşitli kuruluşların tem- silcilerinin yer aldığı bir konsey oluşturulabilir" diyor. ^4 ***-***~*: 'J - ******lj'tJlllCtl i N Y J ^m e r 'kalılar her şeyin j e n büyüğünü ve en ilgin- cini severler. New York'takJ ünlü Madison Square Garden'da "canavar kamyon- lar"ı birbirleri ile kapıstırdüar. Yüksekliği 4 m'yi aşan kamyonlar eski otomobüleri ezip geçerek birbirlerine üstünlük sağlamaya çalıştılar. Yarışmayı kazanan Bilfo- ot (Büyükayak) "canavar kamyonlar savaşı"nın galibi oldu. (Fotoğraf: AP) Reklamcılar ise standart ha- zırlanması girişimine karşı, öz- denetimi savunuyorlar. Rek- lamalar Derneği Asbaşkanı Fa- ruk Atasoy, "Dünyadaki stan- dart kuruluşlan, reklamla ilgili sadece teknik standartlar oluş- tururlar. Örneğin afiş, tabela boyutları gibi. fçerikle ilgili ku- rallar getirmezler. TSE'nin ha- zırladığı standartlar ihtiyari olur. Uygulama sorumluluğu reklam sektöriinden ve diğer il- gililerden oluşacak bir organda olursa, ancak sağlıklı işleriik kazanabilir" görüşünü sa- vunuyor. Atasoy, "Batı'da olduğu gi- bi gönüllü bir otokontrol" sis- teminden yana olduklarını söy- lüyor ve "bazı ilkelere uymanın tüketici kadar, dürüst reklam verenin ve gerçek reklamcıların da yaranna olduğunun bilincin- de olduklarını" vurguluyor. Çocuk-reklam ilişkisi konu- sunda araştırmalar yapan Boğa- ziçi Üniversitesi tktisadi ve ldari Bilimler Fakültesi Işletme Bölu- mü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Muzaffer Bodur da bir standart getirilmesinden çok, özdenetimin yaranna inanıyor. Prof. Dr. Muzaffer Bodur'a gö- re ABD'de olduğu gibi reklam- cılann, reklam verenlerin, anne babalann, eğitimcilerin, çocuk- lann yer aldığı bir kurul oluştu- rulabilir ve bu kurul reklamlar- la ilgili değerlendirmeleri yapar. Prof. Dr. Muzaffer Bodur, araştırmalan sırasında çocukla- ra yönelttikleri "Reklamlar si- ze nasıl yaşanacağını öğretiyor mu" sorusuna çocuklann yan- sının "olumlu" yanıt verdiğini anımsatarak sözlerini şöyle sürdürdü: "Önce anne baba eğitilmeli. TV izlenmesini anne babanın kontrol etmesi, standart koy- maktan daha iyi. TSE'nin ko- yacağı standarta pek güvenim yok. Soyut kalıyor. Okul için- deki, aile içindeki eğitim çok da- ha önemli. Çocuk reklam-satış ilişkisi konusunda aydınlatılma- lı. Çocuklar reklamın kaynağı- ' nı anlamakta zorlanıyor. Araş- brmamız sırasında 'reklamı kim yaptınyor' diye sorduğumuzda, 'TRT' diyorlar. Üreticiyle rek- lamı bağdaştırmakta zorluk çc- kiyortar. Eğlendirici, danslı, müzikli reklamlan seviyoriar. 'Reklam niye var' diye sorduğu- muzda 'eğlendirmek için var, iki programın arasını doldurmak için var' diyorlar. TV reklamla- rı, çocuklann tüketici olarak sosyalleşmesinde önemli. Ya- saklamalardan çok, eğitim önemli." Çocuklar, 'eğitici anne'yc emanetÇocuklannın uzmanlar tarafından bilgilendirilmiş, belli arahklarla denetlenen bir •eğitici anne'nin evinde yetiştirilmesini isteyenler için yeni bir uygulama başlatıldı. FİGEN ATALAY Çalışan anneler, çocuklannı- za kim bakıyor? Büyükanne, teyze, hala gibi bir aile yakını ya da bakıcı mı? Yoksa yaşıtlarıy- la bir arada büyümesini tercih ettiğiniz için çocuğunuzu kreşe ya da ahaokuluna mı gonderi- yorsunuz? 0-6 yaş arasının kişi- liğin buyük ölçüde geliştiği dö- nem olduğunu biliyor ve iştey- ken aklınıza sık sık "Bakıcı aca- ba çocuğa iyi davranıyor mu?", "Anaokulunda öğretmen, bu kadar çok çocuk arasında be- nim çocuğuma gerekli ilgiyi gos- terebiliyor mu?", "Büyükanne- sinin çocuğuma çok iyi baktığı- na ve sevgi gösterdiğine eminim. Ama bu yaşlarda alması gereken eğitimi verebiliyor mu" gibi so- rular takılıyorsa, işte size yeni bir alternatif: Eğitici anneler... Çocuğunuzun, uzmanlar ta- rafından bilgilendirilmiş ve belli arahklarla denetlenen bir eğiti- ci annenin evinde, yaşıtı birkaç çocukla birlikte ve bilinçli bir programla yetiştirilmesini isti- yorsaruz, bu isteğiniz yakın bir gelecekte gerçekleşebilir. Milli Eğitim Bakanhğı ve UNICEF Türkiye Temsilciliği, bu ainaçla iki üniversitenin de desteğiyle eylül ayında bir proje başlattı- lar: "Eğitici anne yetiştirme pro- jesi". Halen pilot uygulama aşa- masında olan proje cerçevesin- de teorik eğitimlerini tamamla- yan 39 eğitici anne, uzmanların denetimi altında evlerinde çocuk bakmaya basladılar. UNICEF Türkiye Temsilcili- ği yetkilileri, "Eğitici Anne Ye- tiştirme ProjesT'ni şöyle anlatı- yorlar: "Proje çalışmalarına eylül ayında başlandı. Bir ay boyun- ca eğitici anneleri eğitecek öğret- menler. üniversite öğretim üye- leri tarafından yetiştirildi. Eği- tici anne yetiştirme projesine baş\urmak için eğitici anne adaylarının 18-55 yaşlan arasın- da olmaları, en az ilkokul me- zunu ya da okur yazar olmaları ve evlerinde çocuk bakmaya is- tekli olmalan gerekiyor. Toplam eğitim siıresi 4 a>. 39 eğitici an- ne adayı, Ankara'da üç halk eği- tim merkezinde eğitilmeye baş- landı. İlk bir ay teorik eğitim uy- gulandı. Önumüzdeki 3 a>, mari ayı sonuna kadar eğitici anneler, evlerinde çocuk bakmaya başla- yacaklar. Aslında çocuk sayısı eğitici annenin ev koşullanna göre belirlenecek. Ancak pilot uygulamada. eğitici anneler iki- şer çocuk bakacaklar. Eğitim uzmanlan, bu üç ay boyunca eğitici anneleri evlerinde ziyaret edecek. Çocuklarla, çevre dü- zenlemesiyle, programlarla ilgili konularda annelere yardımcı olacaklar. Eğitici anneler, haf- tada bir gün de halk eğitim mer- kezine gelerek grup çalışmaları- na katılacaklar. Mart ayı sonun- da eğitici annelere sertifika ve- rilecek. Daha sonra 5 aylık programın değerlendirmesi ya- pılacak ve paket programlar ha- zırlanacak." UNICEF Türkiye Temsilcili- ği Eğitim Programı Sorumlusu Nurper Ülküer, çocuk baktır- mak için de eğitici anne olmak için de çok yoğun bir istek bu- lunduğuna dikkat çekerek prog- ramın degişik illerde yaygınlaş- tırılmasını istediklerini, nisan ayında yeni bir programın baş- layabileceğini söyledi. Eğitici an- neye verilecek ücretin, her halk eğitim merkezinde oluşturula- cak bir komisyon tarafından, çevre özellikleri göz önünde tu- tularak belirleneceğini kaydeden Ülküer, "Halk eğitim merkezleri aynı zamanda çocuklann kendi evlerinden eğitici anne evlerine dağıtımını ve eğitici annelerin denetimini de üstlenecek. Eğitici anne, bir yıl boyunca halk eği- tim merkezi ile Uişkisini kesme- yecek, daha sonra da belirli ara- lıklarla denetlenecek" dedi. Eğitici anne yetiştirme proje- sinin, erken çocukluk ve okul öncesi eğitim konusunda alter- natiflerden yalnızca bir tanesi olduğunu özellikle vurgulayan Nurper Ülküer, bu projeye ne- den gerek duyulduğu konusun- da da şunlan söyledi: "Türkiye'de, 0-6 yaş grubun- da, 7 milyonun üstünde çocuk var. Okul öncesi eğitim hizmet- lerinin ulaştığı çocuk sayısı 100 bin. 0-6 yaş. gelişimin en önemli 6 yılı. Bu dönem iyi şekilde de- ğerlendirilmeli ve çocuk için en sağlıklı çevre hazırlanmalı. Çok değişik okul öncesi eğitim mo- delleri var. Amaç, bu modelleri aileye sunmak ve ailenin ihtiyaç- lanna, koşullarına hangisi en uygunsa o modelin seçimi. Bu model özellikle kentte yaşayan çalışan annelere yönelik, pratik ve ekonomik bir yöntem. Kırsal kesim için başka bir modele ih- tiyaç duyulabilir." J>rojeyi UNICEF Türkiye Temsilciliği ile ortaklaşa yürüten Milli Eğitim Bakanhğı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdü- rü Ahmet Erdoğan da bu alan- da bir boşluk görülmesi nede- niyle bu projeye başlandığını, amaçlannın hem aileyi, hem ço- cuğu hem de eğitici anneyi ko- rumak ve kollamak olduğunu söyledi. Bu uygulamayı ilk aşa- mada İstanbul, lzmir gibi işçi ve memurlann yoğun olarak yaşa- dıkları kentlerde, daha sonra ül- ke çapında yaygınlaştırmayı is- tediklerini anlatan Erdoğan, "İleride çocuk eğitimi, çocuk psikolojisi alanında eğitim gö- ren üniversiteli genç kızların da boş zamanlannda eğitici anne olarak çalışmalannı sağlayaca- ğız. Kimi anne-babalar, çok zor- da kalınca çocuklannı kapıcıya bırakabiliyorlar. Bu uygulama yaygınlaşırsa, anne babanın ter- cihi herhalde bu konuda eğitim görmüş ve sürekli denetlenen eğilimci anneler olacaktır" de- di. Gencelli Santralı'nın kömüryerine doğalgazla çalışması da mümkün Aliağa'ya doğalgaz önerisi İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, İzmir'e doğalgaz getirilmesi için büyük çaba harcadıklarını belirtirken Aliağa Gencelli Santralı'nın doğalgaz çevrimli olması projesini desteklediklerini söyledi. Önerinin BOTAŞ yetkililerinden geldiği belirtiliyor. tZMİR (Cumhuriyet Ege Bü- rosu) — BOTAŞ'm izmir'e do- ğalgazın ulaşürılacağı Ege iletim hattını 1991 yılı programına al- ması, gözleri yeniden Aliağa Gencelli'de yapımı planlanan termik santrala çevirdi. Termik santralın kömür yerine doğalgaz çevrimli olarak yapımının çev- re kirliliğinin önlenmesi yanın- da verimliliği nedeniyle ekono- miye büyük katkı sağlayacağı bildirildi. Kullanım kolaylığı, güvenlili- ği, ekonomik oluşu, çevre kir- liliğine yol açmayışı gibi neden- lerle önemli bir enerji kaynağı durumundaki doğalgazın ulke- mizdeki ana dağıtım hatlan BO- TAŞ AŞ tarafından planlandı. Ankara, tstanbul ve Bursa gü- zergâhlanndan başka üç ana da- ğıtım hattının yapımı öngörül- dü. BOTAŞ, Bandırma - Çan - Ezine - Karacabey - Kemalpaşa - Susurluk - Balıkesir - Akhisar - Manisa - Turgutlu - İzmir - Aliağa güzergâhını içeren Ege bölgesi iletim hattını 1991 yılı yatınm programına aldı. Bursa'dan İzmir'e 250 kilo- metrelik bir uzaklığı içeren hat- tın 1991 yılı yatınm programı- na alınıp 15 milyar liralık öde- nek konulması, kente doğalgaz getirilmesi yolundaki çabaları arttırdı. Anakent Belediyesi ES- HOT Genel Müdürlüğü'nce Ja- pon Danışmanlık Enstitüsu JCI'ya hazırlatılanfizibilite ra- poru Joğrultusunda kent içi şe- beke projelendirilmesi yapıldı. Makine Mühendisleri Odası Şube Başkanı Turhan Tuna, Gencelli'de kömür çevrimli ye- rine doğalgaz çevrimli termik santral kurulması önerisinin BOTAŞ yetkililerinden geldiği- ni anımsatarak konuyla ilgili olarak şunlan söyledi: "Kömür çevrimli termik santrallarda, kömüriin taşınma- sı, yakma leknolojisi, bacalar- dan çıkan gazlardan kükürt miktannın indirilmesi için kunı- lan tesislerin büyük maliyetleri vardır. Doğalgaz çevrimli ter- mik santral kuruluşu ekono- mimiz ve çevre kirliliğinin ön- lenmesi açısından son derece ya- raıiıdır. Gencelli termik santralı kunılmasına karşı kampanyalar yürütülürken kömür çevrimli termik santralın alternatifsizli- ği savına karşı doğalgaz çevrimli termik santralın alternatif oldu- ğu somutlanmıştır. Bugünkü döviz kurları üze- rinden saatte bir kilovat enerji elde etmek için doğalgazda 1 milyon, fuel-oilde 2 milyon, kö- mürde 3 milyon liralık bir yatı- nm gerekiyor. Eğer Gencelli'de kurulması planlanan kömür çevrimli termik santral yerine doğalgaz çevrimli termik sant- ral kurulmak istenir ve sağlanır- sa bu hattın verimliliğinin öne- mini arttınr." Anakent Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, İzmir'e doğal- gaz getirilmesi için büyük çaba harcadıklarını anlatarak Aliağa Gencelli'de yapımı planlanan termik santralın kömür yerine doğalgaz çevrimli olarak ger- çekleşmesi düşüncesini destekle- diklerini bildirdi. Termik külde uranyum • İZMTR (AA)— Termik santrallarda kömür yakılmasıyla oluşan uçucu küllerin, büyük miktarda radyoaktif madde içerdiği bildirildi. Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsu denetiminde Kemal Beşiroğlu tarafından hazırlanan, 'Yatağan Termik Santralı Uçucu Küllerinden Uranyum Kazanımı' konulu yüksek lisans tezinde, Türkiye'de termik santrallarda yılda yaklaşık 11 milyon ton uçucu kül atığı oluştuğu belirtilerek termik santrallara "uranyum geri kazanma tesisleri" eklenmesi önerildi. Papağanlar tehlikede • NEW YORK (UBA)— Renkleri, yetenekleri ve konuşmasıyla herkesin sevgilisi papağanlann sayısı giderek azahyor. Dünya Kuşlan Koruma Konseyi'nin yaptığı araştırmalara göre dünyanın çeşitli bölgelerinde yaşayan 330 papağan türünden 77'si yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bulunuyor. Papağan türlerinin neslinin tükenmemesi için Dünya Kuşlan Koruma Konseyi ve çeşitli kuruluşlar bazı tedbirleri uygulamaya koymaya basladılar. Birçok hayvanat bahçesi papağanlar için çok büyük kafesler yaparken Hollanda'da kurulan "Papağan Kurtarma Merkezi" kötü bakılmış ve hastalıkh papağanlan tedavi ediyor. Veremli hasta sayısı azaldı • ANKARA (AA)— Verem Eğitim ve Propaganda Haftası dün başladı. Sağlık Bakanhğı Müsteşan Prof. Dr. Ferhan Özmen, hafta dolayısıyla yaptığı açıklamada, 1986 yılında yüz binde 61 olan veremli hasta sayısının, 1988'de yüz binde 51, 1989 yılında ise yüz binde 48'e düştüğünü belirterek "Bu oranlar, veremli hasta sayısında azalma olduğunu göstermektedir" dedi. Oektriklidiş fırçası • ANKARA (ANKA)— Kıl diplerine yerleştirüen ve dakikada 4 bin 500 devir yapabilen çark sistemiyle çalışan yeni bir elektrikli diş fırçası piyasaya sürüldü. Optik sanayinin önde gelen firmalarından Bausch- Lomb firmasınca geliştirilen yeni dış fırçaa Interplak'ın dakikada 4 bin 500 tur atabilirken aynı zamanda her 1.5 turda bir dönüş yönünü değiştirdiği ve böylelikle de diş taşlannın bannmasını önlediği belirtildi. Pille çalışan Interplak adlı elektrikli diş fırçasımn, bu tip diş fırçaları içinde bir devrim yarattığı ifade edildi. Fıdan diknıe kampanyası • İZMİR (ANKA)— 1991 yılının ilk ağaç bayramı bugün İzmir'de Büyükşehir Belediyesi'ıün "fidan dikme" kampanyası ile kutlanacak. izmir Büyükşehir Belediye Başkanı Yüksel Çakmur, göreve geldiği 26 Mart 1989 tarihinden bu yana İzmir metrepolünde 500 bin fidan diktiklerini açıklayarak kutlanacak ağaç bayramı nedeniyle de çevTe dostlarıyla birlikte 350 bin fidan dikeceklerini söyledi. Bu fidanlardan 12 bininin Fuar Kültürpark'a diküeceğini ve fuardaki yaşlı çam ağaçlarının yerine ladin, sedir ağaçlan kazandırüacağım ifade eden Çakmur, "yeşil tüm fzmirlilerin gurunı olacak" dedi. Yağışlar sürüyor • ANKARA (AA)— Yurdun büyük bölümü yağışlı olacak. Devlet Meteoroloji tşleri Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre bugün yurdun kuzey ve batı kesimleri parçalı bulutlu, Trakya, Marmara, Ege, Batı ve Orta Karadeniz ile İç Anadolu'nun kuzeybatısı yağmurlu, yer yer az bulutlu ve açık geçecek. Yurdun doğu kesimlerinde sis görülecek. Hava sıcaklıklan yağış alan yerlerde biraz azalacak, öteki yerlerde değişmeyecek.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog