Bugünden 1930'a 5,502,563 adet makale



Katalog


«
»

7 OCAK 1991 CUMHURİYET/17 HAVA DURUMU TURKIYE'DE BUGUN Davlet Meteorotoji Işleri Genel Mû- dürtüjû'nden akıun bûgiye göre, yur- dun kuay ve bat tenrteri patçah bu- luthı. Trakya, Marmara, Ege Batı ve Orta Karadena ile Iç Anadolu'nun ku- zeybatısı yağrnurtu, yer yer az buluflu ve açık geçecek Yurdun doğu kesim- tertnde sts görülecek. HAA SICAKU- Ğl: Yağış alan yerteîde bıraz azalacak Ötetâ yerterde değişmeyecek RÜZ- GÂR Güney ve b*> yfaienten hafif. ara sıra orta kuvvetfe esacek. Oenız- lerimizde: Do$u Akdeniz* gûnbatsı ve karayel. dtyer denizterimizde gün- baös ve lodostan 3-5, yer yer 6 kuv- vetinde. saatte 10-21 yer yer 27 deniz mılı tiızia esecek Dalça yükseklığı 05-1 meîre acıklarca 1 5-2 metre dolayında buiunacak Van Gölü'nde hava Az buluttu ge- çecek. rûzgâr gûney ve batı yörılertien haftf, ara sıra orta kuv- vette esecek Göl kûçük dalgalı olacak. Görüş uzaklıjı 10 km dolayında bulunacak AOn Ankara Antakya Aniatya Anvm Ayriın Balıtesr Bıleak Bıngfil Bıfiıs Bolu Bursa A 17° 6° Dıyartukır Y 13° 6 E&ne A 15° 2°Erancan Y 3°-2°Eıamını S 8°-7° Estaşetar Y 8° 0° Gaointep A 18° ff'âresun A 16° 6° Gümüşhane B B °H S Corunı Dernzk ş B 5° 1°Hakkân y ie° 6°tspam A Y 6° (PlslBrtul Y Y 6° 0°toı»r Y S 8°-2° Kare S S 7" (PKastamonu Y Y 12° 0°Kaysan B Y 12° 2°Kırtl«l Y Y 16°i2°Konn B Y 7 ° - f Kutahya Y Y 12° 5°Mabtya S 8° -3° Manısa 7° 2°K.Maraş 10° -2° Mersn S°-6°Muflla 7"-f Muş 14° 1°Nijde 14» 7°0nlu 6°-2° f t e 7° -3° Samsun 16° e°Siif1 11° 8°Sinop 15° 9°Sıvas 6°-2°Trabznn 7»-* 0 luncalı 10° 8°Uşak 4°-4° van T-f Yoagat 7°-S° ZongukUı Y 10° 4° A 14° 2° A 18° 9° Y 13° 7° 5 0°W> B 6° 3° B 13° 7° Y 18° 8° A 8° 0° Y 16° 7° B 0°W> Y W° 6° 6 15° 8° S 9° -3° Y 10° 3° S 6°-6° B 6° -1° Y 15° 8° ı bukıVu • aslı [iort Vjç.k B-bututlu G-gûn«lı Mariı S-ssk Y^ajmurtu BULMACA SOLDAN SAĞA: 1/ Mahalle aralann- da dolaşarak ya da cami avlularında, pazarlarda tezgâh kurarak et saian ge- zici kasap. 2/ lç sı- kıntısı... Su. 3/ Kay- nağı mitolojik çağla- ra dayanan kirişli bır çalgı... Dince azız ta- nınan kimi kadınla- ra verilen saygı sanı. 4/ Boğaz, gırtlak... lzmir yakınlarında ttnlü bir antik kent. 5/ Gevenden çıkan- lan ve kitre de denilen bir tür zamk. 6/ II. Dünya Savaşı'nda Amerikan erlerıne takılan ad... Hukuksal sonuç doğuran bir suç işlemiş kimse. 7/ Ya- tak doldurmaya yarayan yün, pa- muk, kıtık gibi şeyler... Altınm sim- gesi. 8/ Türk müziğinde bir usul... Avuç içi. 9/ Hayati sıvı... Güzel koku. YUKARIDAN AŞAĞIYA: 1/ Kilit ve anahtar yapan ya da sa- tan kimse. 2/ Acıklı... Kimi dillerde sözcük kökünün içine gi- ren ek. 3/ Üstdudağı yarık olan kimse... Dolaylı olarak anlat- ma. 4/ Radon elementinin simgesi... Eski Mısır'daki üç büyük piramitten biri (Diğerleri Keops ve Mikerinos). 5/ Yunan abe- cesinde bir harf... Dilenci. 6/ Devinim olaylarını inceleyen bi- lim dalı. 7/ Yeryuvarlağırun yıl içinde Güneş'e en uzak olduğu nokta... Satrançta bir taş. 8/ tşaret... Rütbesiz asker... Bir hay- van. 9/ Temel bir öğeyi tamamlayan yardımcı nesne. 6 0 YIL ONCE Cumhuriyet Divanı Harp azaları edik 7 OCAK 1931 Divanı harp azaları tamamen gelerek Menemen'e gitmişlerdir. Divanı harp hazırlıklarını ikmal ve Kubilây mektebini işgal etmiştir. Fakat tahkikat ikmal edilmediği cihetle muhakemelere ancak perşembe veya cumartesi günü başlanacaktır. Bu sebeple tahkikat teşri edilmiştir. Istanbul'dan getirüen Şeyh Esad'ın arkadaşları isticvap sAilftüs riivaB^ hajbf l/mir'dpn iâyi& edilefl yedi«- - zabıt kâtibi yarın sabah Menemen'e hareket edeceklerdir. Kâtipler ilk iş olarak dava dosyalannı tanzim edeceklerdir. Müddei umumî Hidayet B. Menemen'de bulunmakta ve tahkikata nezaret etmektedir. tzmir civarında Narlıdere köyünde bir evde taharriyat icra edilmiş ve Bektaşi Şeyhi Seyyah Ef. isminde biri tevkif edilmiştir. Seyyah Ef.nin isticvabından, gizli bir tekkesi olduğu anlaşılmıştır. Tahkikat mektum lutulmaktadır. Bu adamın isticvabına yarın da devam olunacaktK. Şeyhin bazı yerlerle muhat«ratı vardır. Dört gün evvel tevkif edilerek Manisa'ya sevkedilen Şeyh Lûtfullah, isticvabından sonra serbest bırakılmış, Izmir'e avdet etmiştir. 3 0 YIL ÖNCE Cumhuriyet Kurucu Meclis açıldı 7 OCAK 1961 Temsilciler Meclisinin açılışı münasebetiyle bugfin yeni Meclis binasının içinde ve dışında fevkalâde tedbirler alındı. Saat 14.37 de sağ taraftaki kapıdan Bakanlardan hemen sonra | C.H.P liler salona girerken sağ taraftaki kapıdan da yanında bir kısım C.H.P liler olduğu halde Yusuf Kemal Tengirşek Ismet İnönü göründü. Inönü'nün salona girmesi üzerine kısmen ayağa kalkan dâvetliler ve temsilciler, Genel Başkanı uzun uzun alkışladılar. Saat 15.- te sol taraftaki merdivenlerden, sırtmda frak olduğu halde Emekli Orgeneral Fahri Özdilek kürsüye çıktı. Bir dakika kadar ayakta durduktan sonra şu kısa konuşmayı yaptı: " — Mes'ut Inkılâbımız münasebetiyle Kurucu Meclisin açılışını Istiklâl Marşı ile tes'id ediyoruz." Bu konuşma üzerine salonun sağ tarafında yer alnuş bulunan askeri bando lstiklâl Marşını çaldı ve marşımız ayakta dinlendi. Fahri Özdilek müteakiben Kurucu Meclisin açılışını yapması beklenen Başkan Gürsel'in rahatsızlığı sebebiyle müdavi tabiblerinin açılışta bulunmasına müsaade etmediklerini bildirdi ve kendisinin bu açılışı yapmakla vazifelendirildiğini söyliyerek Başkan adına konuşmasmı yaptı. Cemal Gürsel adına okunan konuşma 12 dakika sürdü. Müteakiben Özdilek, temsilcileri şu sözlerle Atatürk için iki dakikalık saygı duruşuna çağırdı: Saygı duruşundan sonra Özdilek şu sözleri söyleyip kürsüden ayrıldı: " — Atatürk'ün Ankarasına lâyık bu binayı, duvarlan hiç bir çarpık sesle kirlenip zedelenmeden tertemiz olarak sizlere emanet ediyorum." özdilek aynca ilk oturumu kapattı. Saat 15.25'te en yaşlı üye Yusuf Kemal Tengirşek tarafından oturum açıldı. Açış konuşmasmdan sonra yoklama ile birlikte and içme merasimi başladı. 19.50 de and içme merasiminin sona ermesini mütaakıp başkanlığa verilen takrirlerin okunmasına geçildi. Saat 20 de Başkan Tengirşek, pazartesi günü saat 15 te toplanmak üzere Temsilciler Meclisinin ilk tarihi cekesini kapadı. BUGÜN Cumhuriyet Soydaşlar zorda 7 OCAK 1991 Bulgaristan'da Türk azınlığa iade edilen haklara karşı protesto gösterileri sürerken, Bulgaristan Dışişleri Bakanı Boiko Dimitrov, ülkesinin, topraklarında bir Türk azınlığın v-arlığını tanımayacağını açıkladı. Bu arada Bulgaristan Devlet Başkanı Petar Mladenov, gösterilerin yoğunlaşması üzerine ülkede "birlik" çağrısında bulundu. vjislo f T DUNYA'DA BUGUN Lerangrad Londra Madnd Mılano Momreal Mostava Mûnh New York Oskj Pans Prag ftyad Roma Sotya Sam •fel AMV liflus ^ 5 v ? ~ ^ S r Atirıj Kahire • Y 7° T4BT1SMA 'Beşiktaşta Bir Cevelan' Üstöne Dinamizmini yitiren, yeni toplumun koşullarına uymayarak çağdışı kalanlar tasfiye olur, ya da kitaplarda yazdığı gibi "münkariz olur". Toplumbilimin ya da siyaset biliminin gerçeği budur; bu "inkirazı" önleyecek hiçbir umar da bulunamamıştır. Çelik Gükrsoy 25 aralık günü Cumbu- riyet'e yine "konuk" olmuş. Bu kez Beşik- taş'u "cevdan" ediyor. Eski Yıldız'dan asa- ğı, nostaljik bir düşün peşine takılmış, Tuz- baba, Ortababce, Hayrettin Paşa deyip de- niz kıyısına kadar iniyor. Orada, mal mü- durlüğundekj iyi yürekli memur amcayı anımsayıp düşten uyanıyor ve soruyor: "Ne- redesiniz o insanlar?" Yanıtsız kalmaya mahkûm bir çağrı bu. Gülersoy'un seslen- diklerinden geriye bir şey kalmadı gibi: Bü- tün lstanbul'da, buradaki konukluk süre- leri iyiden iyiye daralmış, yorgun ve mut- suz küçük bir azınlık. Hepsi bu. "tstanbul- nn yeni azınlıkları" ya da "Yeni tstanbnl- un azınhklan"... Diliyle, davranışıyla, zev- ki ve estetik anlayışıyla, dünyaya bakışı ve değer yargılanyla kendisine hiç benzemeyen yığınlardan oluşan ezici çoğunlugun "muhasarasında" bunalan, ezilen, üzülen ve büsbütün yok olup gitmeyi tevekkülle bek- leyen zavallı bir azınlık! Sait Faik'in "dün- yaya hayretle bakmaya dogmıış" tipleri gi- bi, evinin bahçesinde hiç ayva ağaa görme- miş, "Uhtaboş"un lafını bile duymamış, "fiyet, dıvar, silihtaraga" gibi sözcüklerle konuşan kimseye rastlamamış "insan yıgın- lanna", hayretle ve de dehşetle bakan mut- suz ve şaşkın bir azınlık. Kaba sabalığa "di- munizm", kaypaklığa "gerçekçilik" yavan ezgilere "milii musiki", zevksiz manzume- lere "şiir", boyalı kâğıtlara "basın" denen bu ortamdan uzanıp da "ben buradayım" demeye mecalleri mi var? En kabasından "homo economicus"lardan oluşan bu "kahhar" çoğunluğa karşı, başka bir dün- yanın değer yargılarında direnen "o insanlan" boş yere arıyor Gülersoy. Bu ko- nuda hiç iyimser olmayalım: Devrini dol- duran gıdiyor; yüzyıllarca önce tbni Haldun saptamış bu gerçeği: Dinamizmini yitiren, yeni toplumun koşullarına uymayarak çağ- dışı kalanlar tasfiye olur, ya da kitaplarda yazdığı gibi "münkariz olur". Toplumbili- min ya da siyaset biliminin gerçeği budur; bu "inkirazı" önleyecek hiçbir umar da bu- lunamamıştır. Gözlemlediğimiz süreç bu olduğuna gö- re şimdi "o insanlan" çağırmak yerine baş- ka bir şey yapmalıyız: Onların ve onlardan önce gelenİerin burada yaptıklan, diktikkri, yarattıklan bir şeyleri korumaya ve kurtar- maya çalışabiliriz. Birkaç anıt yapı, on beş yirmi tane özgün ev, birkaç sokak, bir iki soylu çeşme vb. bu soyu tükenen kuşakla- rın burada "insan gibi" yaşamış olduklan- nın kanıtı ya da belirtisi olarak korunup saklanabilir. Bunun için önümüzde iyi bir fırsat da var: Kökü bu ilçede olan B«şiktaş- Belediye Başkanı Ayfer Atay'ın himmetiy- le Beşiktaş merkezi için kapsamlı bir pro- jenin geliştirilmekte olduğunu biliyoruz. Konuk yazarımız Gülersoy, bu gibi işlerin yolunu yöntemini iyi bilenlerin başında ge- len kişi olarak, bu proje çerçevesinde, Be- şiktaşlı dostlarının özlemlerinin gerçekleş- mesi için kollarını sıvamaz mı? Bu tür giri- şimlerin ne büyük zorluklar getirdiğini, iyi niyetli insanların başına nasıl işler açtığını biliyorum. Ama bunun başka yolu da yok; öncüsu olmayan eser yaratılamıyor. Benim işim değil, ama yülardan beri bana dert olan bir şeyi de bu vesileyle ammsatmak istiyo- rum: Açıkhava Tiyatrosu'nun girişinin kar- şısındaki duvara yamanmış bakımsız mer- mer çeşme, Beşiktaş'ın merkezindeki yerin- den, sanırım 1940'lann sonuna doğru sö- külerek oraya taşınmıştır. Otobüslerin park yeri olarak kullamlan yol kenannda, yük- sek karoserli araçların perdelediği bir me- kânda, işlevsiz olarak duran bu çeşmeyi ora- dan kaldırarak, ait olduğu eski yerine, Be- şiktaş'ın yeni projedeki meydanına götür- meye ve burada yine eskisi gibi iki yüzlü ola- rak kurmaya ne dersiniz? Çağırdığımız "o insanlar"ın, bir beton parçasına takılmış sı- radan bir musluk yerine, boyle görkemli bir mermer yapıya bağlı sanatkârca dökülmüş bir çeşmeden su içtiklerüıi ammsatmak, on- lara karşı bir saygı borcunun gereği sayıl- maz mı? AYDIN AYBAY Cniversitelerimizde Bölöm Manzaraları 1980 sonrası düzenlemelerle büyük rahatsızhklar içinde bulunan üniversitelerimiz, 10 yıldır ülke gündeminin ilk sıralannda yer almaktadır. Gelişmiş ülkelerde olduğu üzere, ülke- mizde de üniversitelerin esas bileşeni olan bölümler, genel olarak lisans duzeyinde (4 yılhk) eğitim-öğretimin yapıldığı birimler- dir. Bölümler, fakülteleri; fakülteler de üni- versiteleri gluşturur. Gene, bölûnıler, aıja,-, bilim (veya anasanat) dallanna; anabilim dalları da bilim (veya sanat) dallanna ay- rüırlar. Bölüm düzeni ile fakülteler, âdeta koordinatörlük ile sınırlandınlmışlardır. Şimdi, bu esas bileşenin yapısına ve işle- yişine bakahm: 1980 sonrası çıkanlan 2547 sayılı yasaya göre bölüm başkanı, dekan ta- rafından atanmaktadır. Atama yöntemi de- mokratik değildir. Çünkü demokrasinin te- meli seçimdir, kendi kendini yönetmedir. Üniversitelerin bu en temel bileşeninin ça- tısı çatılırken, demokrasinin temeline aykı- rı, taraflılığa açık bir yaklaşım seçilmiştir. Bölüm başkanı, bölümü taraflı ve keyfi yönetebilir. Atama ile gelenler, kendileri- ni, yönettikleri insanlara karşı değil, ata- yanlara karşı hesap vermekle yükümlü his- setmektedirler. Yönetilenlerin (öğretim üye ve yardımcılar, öğrenciler, diğer çaüşanlar), taraflüığı ve keyfiliği önlemeleri olanaksız- dır. Çünkü, yeni düzenlemelerde, yöneti- lenlere, katılım ve denetim hakkı verilme- miştir. Her ne kadar bir bölümdeki anabi- lim dalı baskanlarından oluşan bölüm ku- ,rulu Ugili yönetmelikte (Üniver&ıtekiiie- Akademik Teşkilat Yönetmeliği) yer alıyor- sa da bu kurulun bir değeri yoktur. Çünkü kurul, daruşma niteliğinde olup bölüm baş- kanının kişisel yetkileri geçerlidir. Diğer ta- raftan, anabilim dab başkanlannın atanma- sı; bölüm başkanınm önerisi üzerine, dekan tarafından yapılmakta olup bunun da key- fıliğe tam olarak açık olduğu ortadadır. Da- ha da önemlisi, yukanda açıklanan bölüm kurulları, bazen Karadeniz Teknik Üniver- sitesi'nde olduğu gibi hiç işletilmemektedir. Yüksek Ögretim Kurulu'nun çıkardığı ' bir diğer yönetmelikle (Yuksek Öğretim Ku- rumlarında Akademik Kurulların Oluştu- rulması ve Bilimsel Denetim Yönetmeliği), bilimsel faaliyetlerle sımrlı olmak üzere, seyrek (yarıyılda bir kere) olarak toplanan ve bölümdeki ders sorumlulanndan (öğre- tim üyeleri, öğretim görevlileri, okutman- lar) oluşan, akademik bölüm kunılu oluş- turuhnuştur. tlgili yönetmeliklerde, yapıla- n, işlevleri farklı olan bölüm kurulu ve aka- demik bölüm kurulu ayn ayn yer almışken, üniversitemiz bu kunıllardan sadece birini secme hakkına sahipmiş gibi akademik bö- lüm kumlunu seçip, uygulamak istemiştir. Bunu yaparken de akademik bölüm kuru- lunu son derece etkisizleştirmiş ve cılızlaş- Urmıştır. Çünkü kurulun gundemr, sadece bölüm başkanı tarafından belirlenir. tlgili yönetmelikte tutanakların tutulması, katı- lanlarca imzalanması yer aldığı halde, bu işlemlerin hiçbiri yerine getirilmemektedir. Böylece, akademik bölüm kurulunun varhğı ve yokluğu birbirine karışmakta ve göstermelik olarak kalmaktadır. 1980 sonrası düzenlemelerle büyuk rahat- sızlıklar içinde bulunan üniversitelerimiz, 10 yıldır ülke gündeminin ilk sıralannda yer almaktadır. Ara rejimlerin derin izlerini ta- şıyan üniversitelerin çağdaş duzenlemelere acil gereksinimi vardır. Bu açıdan, 1990yüı iyi değerlendirümeli, gereken önlemler aün- malıdır. Doç. Dr. BAYRAM UZUNER KTL tnşaat Muhendisliği Bölümü Trabzon İLAN CİHANBEYLt SULH CEZA MAHKEMESİNDEN Esas No KararNo Davacı Sanık Suç : Suç Tarihi : Karar Tarihi 1988/73 1990/135 K.H. Mustafa Tuncer, Mehmet oğlu Sultan'dan olma 1968 D.lu Cihanbeyli İlçesi Damlakuyu köyünden aynı yer nüf.suna kayıtlı halen Cihanbeyli ı'.çesi Bahçelievler Mahallesınde ikamet eder evil çocuksuz okur yazar sabıkasız, tuzculuk yapar TC lslam Gıda maddeleri tüzüğüne muhalefet 4.2.1988 5.11.1990 Yukanda açık kimliği yazüı bulunan sanık hakkında verilen hük- mün ilanına karar verilmiş olmakla, Sanık Mustafa Tuncer'in eylemine uyan TCK'nun 396 maddesi uya- nnca takdiren 3 ay hapis ce 5000 TL. ağır para cezası ile cezalandı- nlmasına 647 sayılı yasanın 4/1 maddesi uyarınca sanık hakkında hukmolunan hapis cezasının suç tarihine göre beher günü 300 TL. hasabı ile 27.000 TL. ağır para cezasına çevrilmesine, TCK'nun 72. maddesi uyannca sanık hakkında hukmolunan aynı neviden para ce- zalannın içtima ettirilerek sonuç olarak samğın 32.000 TL. ağır pa- ra cezası ile cezalandınlmasma, saruğa verilen ceza 647 sayılı yasanın 6. maddesi geregince ertelenmesine, sanığa verilen ceza TCK'nun 402/1 maddesi geregince samğın cürme vasıta kıldıı meslek ve sanatının 3 ay süre ile tatiline; takdiren işyerinin 7 gün süre Ue kapatılmasına karar verilmiştir. TCK'nun 402/2 maddesi geregince ilan olunur. Basın: 17104 tLAN CÎHANBEYLt SULH CEZA MAHKEMESİ 1989/55 1990/110 K.H. Mehmet Üçleroğlu, Rifat Oğlu, Dilfuruz'dan olma 1955 D.lu Cihanbeyli ilçesi Yeniyayla Mahallesi nufusuna kayıtlı aynı yerde ikamet eder, evli 2 çocuklu okur yazar. Sabıkasız, TC lslam Tuz imalatcılığı yapar. Cıda maddeleri tüzüğüne muhalefet 10.11.1988 15.10.1990 Yukanda açık kimliği yazılı bulunan sanık hakkında verilen hilk- mun ilanına karar verilmiş olmakla, Sanık Mehmet Üçleroğlunun eylemine uyan TCK'nun 396/maddesi uyannca takdiren 3 ay hapis ce 5.000 TL. ağır para cezası ile ceza- landınlmasma, 647 sayılı yasanın 4/1 maddesi uyarınca sanık hak- kında hukmolunan hapis cezasını suç tarihine göre behergünü 300 TL. hesabı ile 27.000 TL. ağır para cezasına çevrilmesine, TCK'nun 72. Maddesi uyarınca sanık ha.kkında hukmolunan aynı neviden pa- ra cezalannı içtima ettirilerek sonuç olarak samğın 32.000 TL. ağır para cezası ile cezalandınlmasma, sanığa verilen ceza 647 sayılı ya- sanın 6. maddesi geregince ertelenmesine sanığa verilen ceza TCK'nun 402/1 maddesi geregince samğın curme vasıta kıldığı meslek ve sa- natının 3 ay süre ile tatiline, takdiren işyerinin 7 gun süre ile kapatıl- masına karar verilmiştir. TCK'nun 402/2 maddesi geregince ilan olunur. EsasNo KararNo Davacı Sanık Suç Suç Tarihi Karar Tarihi İLAN CİHANBEYLt SULH CEZA HÂKİMLİĞl'NDEN Esas No Karar No Davacı Sanık 1987/60 1990/126 K.H. 1- Hasan Arıkan, Mehmet ve Guluzar'dan olma, 1946 D.lu, Cihanbeyli ilçesi Yeşilöz Mahallesi nüf. kayıtlı, halen aynı yerde otunır, evli, 3 çocuklu, okur yazar, sabıkasız, TC, Islam, nakliyecilik yapar. 2- Hüsrev Ahmet Dikici, Hasan ve HaticeMen olma, 1964 D.lu Cihanbeyli Atçeken mahallesi nüf. kayıtlı, aynı yerde ikamet eder, evli, 1 çocuklu, okur yazar, sabıkasız, TC, tslam, tuz imalatçısı. 24.7.1984 Gıda Maddeleri Tüzuğu'ne muhalefet 31.10.1990 Yukanda açık kimlikleri yazılı bulunan sanıklar hakkında verilen hükmün ilanına karar verilmiş olmakla; Sanıklar Hasan Arıkan ile Ahmet Dikici'nin eylemlerine uyan TCK'nın 398. maddesi uyannca takdiren 3'er ay hapis 5.000 TL. ağır para cezası ile cezalandınlmalanna, 647 sayılı yasanın 4/1 maddesi geregince beher günü 300 TL!den 27.000 TL. ağır para cezasına çev- rilmesine, TCK'nun 72. mad. gereğince aynı neviden para cezalan içtima edilerek 32.000'er TL lira ağır para cezası ile ayn ayn ceza- landınlmalanna, 647 sayılı yasanın 6. mad. uyannca bu cezalannın ertelenmesine; TCK'nın 402/1 mad. gereğince sanıklann cürme va- sıta kıldıklan meslek ve sanatlarından 3'er ay süre ile tatillerine; tak- diren işyerlerınin 7'şer gün süre ile ayn ayn kapatılmasına; karar verilmiştir. TCK'nun 402/2 maddesi gereğince ilan olunur. Basın: 17106 Suç tarihi Suç Karar tarihi tLAN ÇİÇEKDAĞI KADASTRO HÂKİMLİĞt'NDEN Esas No: 1972/29 tlçemiz Bahçepınar köyünden davacı Osman Alişiroğlu'nun dava- lılar Hazine, Bahçepınar Köyü Muhtarlığı, Muammer, MUnür, Gü- lüşan Şahin, Binnaz Şahin mirasçıları, Abbas Şahin mirasçılan ve Davut Şabapoğlu mirasçıları aleyhine açmış olduğu tescil davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sırasında verilen ara karan uyarınca; Davalılardan ölü Abbas Şahin mirasçıları Hasan, Ayşe, MUnev- ver, Hilmi oğlu Hacımusa'nın mirasçılan Zübeyde, Servet, Faika, Yıl- maz, Mustafa, Rıza Şahin, davalı Davut Şabapoğlu mirasçılan Rahime, Hasan, Galip, Ayşe, Raife, Zeliha, Hüseyin, Neset, Şerife, Fariziye, Güllü, Neclâ, Ayla, Hasan, Recep Şabapoğlu ve davalı Binnaz Şahin mirasçılan Hasan, Hayri, Ayten, Coşkun ve Gürsel Şahin'nin tüm aramalara rağmen açık ve kesin adreslerinin bulunmaması ve adlarına çıkartılan davetiyelerin bilatebliğ iade edilmesi nedeni ile yu- kanda adı geçen davalı mirasçılanmn 1972/29 esas sayılı dosyanın duruşma günü olan 7.3.1991 günü saat 9.00'da Çiçekdağı Kadastro Mahkemesi'nde hazır bulunmaları ya da kendıleriru bir vekil ile temsil ettirmeleri davetiye yerine kaim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. 20.12.1990 Basın: 17112 POUTIKA VE OTESI MEHMED KEMAL Pisi Pisine Ölmek... Okurken tüylerim diken diken oldu, bir yere not ettim. Belki günün birinde yazarım diye düşündüm. Yazdıklarımın bir ya- rarı oluyor mu? Böyle asarımlı, keserimlisi son zamanlarda gelmedi. 'Besleyecek miyiz, elbette asacağız' demesine bu tüy dikti. Kişi belki düşünür de aradan bunca yıl geçti, akJı- na bile gelse söylemez. Bir de övüne övüne söylüyor. Kimbi- lir daha ntceleri torbasında doludur. Tüylerim diken diken olsa da işte not ediyorum: "...Ölmekten korkmuyordum. Ama pisi pisine vurulmak is- temiyordum. Bir aralık, konsey üyesi arkadaşlarla konuşur- ken, 'Eğer beni ve bu arada sizlerden de bir veya ikinizi öl- dürecek olurlarsa, en kıdemli arkadaşımız emir ve komutayı alır, görevi sürdürür. Hangi örgüt bu suikastı yapmtş ise, o örgüte mensup ve tutuklu bulunanların hepsini kurşuna di- zersiniz. Böylece başka örgütlere de gözdağı verilmiş olur' dedim." Pisi pisine ölmek istemiyormuş. İnsan niye pisi pisine ölür ki? Hem Saltık Paşa'yt çagırıyor bir darbe planı hazirlaması- nı söylüyor, darbeyi yapıyor, ondan sonra da pisi pisine öl- mekten korkuyor. Hey paşaların paşası, darbenin ertesi gü- nü televizyonunda omzunda parıldayan yıldızlarla caka sa- tarken içine pisi pisine ölme korkusu düşüyormuş. Pisi pisi- ne ölmek!.. Herke pisi pisine ölmez, temizi temizine ölmek vardır. Hem daha ölmedığıne göre pasanın nasıl öleceği de belli değildir. Ölüm, kimine göre 'asude bir bahar ülkesidir', kimine göre pisi pisine gitmedir. Bir eşkıya türküsü vardır, şöyle der: Yüce dağ başında koca bir kartal ' Açmış kanadını dünyayı örter Kimi yiğıt vardır ölümden korkar Ben korkmam ölümden er geç yolumdur Dünya bu, kimi yiğit vardır ölümden korkar, kimi de bağrı- nı açar, güle oynaya ölümü karşılar. Hani o halılarla, kılımlerle döşenmiş balkonlarda görkem- li görünümler içinde asarımlı, keserimli nutuklar söyterken bir yandan da pisi pisine ölmekten korkarmış. Hitler de, Mus- solini de böyle görkemli balkonlarda konuşmaz mıydı? Aca- ba onların içinde de pisi pisine ölmek korkusu var mıyd? Hit- ler bir bodrumda kendini zehirledi; pisi pisine mi öldü? Pisi pisine sayılmaz, bir oranda cesurca bile şayılır. Ya Mussolini önce öldürdüler, sonra ayagından darağacı- na astılar Onunki nasıl bir ölümdu, pisi pisine mi? Kişi dün- yaya gelişini bilir de nasıl gideceğini bilmez. Bilmediği için- dir ki olur olmaz işler yapar, sonra da korkar. Şimdi Evren Paşa'nın dünyaya nasıl geldiği belli de nasıl gideceği belli değil... Pisi pisine mi, temizi temizi temizine mi, orası hâlâ askıda... "Tanrı gecınden versin!.." diyelim, bekleyelım. Er- ken gıderse insan kurtulur. Geç kalırsa neler görür, rteler duyar... Bir halk türküsü "sen ölme" der. "Sen ölme de ben sonu- nu göreyim.." Bütün iş, başı değil sonu görmededir. Ama Evren Paşa, darbeyi yaptığı için seviliyor. Seviliyor ki, iktidarda iken yaptıklarını, becerilerini bir de anılarında an- latıyor. Üstü örtüisün, kapatılsın istemiyor. Hep anılsın, bel- leklerde tazelensin istiyor. Hre fırsatta da anılması için bir şey- ler buluyor. Artık başta değil, emekli bir general ölümden korkmuyordur. Siz oturduğu evin çevresinin korumacılarla sa- nlı olduğuna bakmayın, onları ölümden korkanlar yapıyor. Ev- ren Paşa'ya kalsa oturduğu kıyı kentinde sade bir yurttaş ola- rak halkın sevgı kucaklamasında yaşayıp gidecektir. Kurşu- na, sıram sıram dizilecek örgütler de yok!.. Nasıl olsa yaptı- ğı darbe sonucu hepsi temizlenmiştır. Evren Paşa, yaptığı dar- beyle, astığı kestiği gençlerle ortalığı huzura kavuşturmaya gelmemiş miydi? Ortalık temizlenmiştir. Kimsenin de yüre- ğine pisi pisine ölmek korkusu düşmesin. Taaa, bir dahaki darbeye kadar... Bir darbe daha olursa. bir darbeci Evren, •HPff«eraıw*üJilı !••••- »~***->*r>*'**m^ ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORUNLAR1 YILMAZ ŞİPAL "Öğreninı ve lıizmetinıiz eşit" SORU: Emniyet teşkilatında polis memunı olarak gorevli iken, 1988 yılı sonunda 5. derecenin 6. kademesin- den istegimle emekliye aynldıra. 30 Haziran 1988 tarihli Resmi Gazete'de yayımla- nan 331 sayılı kararname ile bir kademe verilerek, S. derecenin 7. kademesine yükseltildim. 331 sayılı kararnamenin yürurlük tarihinden öo- ce emekliye aynlan benim gibi Emekli Sandıgı'na aym ke$eneği ode\en. öğrenim ve hizmetimiz eşit olan bir arkadaşım bu kararnameden yararianarak 5. dere- ceden 4. dereceye yükseldi. Aynı haktan yararianarak benim de 4. dereceye yükselmem gerektiği konusundaki başvuruma, ka- ramamenin yürurlük tarihi olan 30 Haziran 1988'den sonra emekliye aynldığımdan söz edilerek istefirn geri çevrildi. Kararnameden sonra emekliye aynlanlar bu hak- tan yararlanamaz mı? SJL YANIT: 30 Haziran 1988 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan ve aynı gün yürürlüğe giren 331 sayılı yasa hükmünde karar- name ile devlet memurlarının ya da aylıksız izinli sayılan per- sonelden Devlet Memurlan Yasası'nın "derece yukselmesine dair hükümlerinde yer alan şartlan taşımakla beraber, 1.3.1975 ta- rihinden sonra kadrosuzluk sebebiyle derece yükselmesi yapa- mayanların bu şekilde geçen başarılı hizmet süreleri, öğrenim durumlanna göre yükselebilecekleri dereceleri aşmamak kay- dıyla her yılı bir kademe ve her üç yılı bir derece verilmek su- retiyle kadro şartı aranmaksızın" değerlendirileceği, aynca 2182 sayılı yasaya göre kazanılmış haklann da sakh tutulacağı be- lirtilmiştir. Bunun yanı sıra da 1 Mart 1975 ile 30 Haziran 1988 arasın- da emekli olanlann da bu haktan yararlanmalan öngörülmüs- tür. 30 Aralık 1988 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan 351 sayıh yasa hükmünde kararname Ue de emniyet hizmetleri sınıfında görev yapanlardan "a) Emniyet müdürleri ve bu sıfatı taşunakta olan emniyet teşkilatı mensuplan ile başkomiser ve emniyet amirleri dışında" kalan polis memurlarının öğrenim durumla- nna bakılmaksızın 3. derecenin son kademesine yükselebilme- leri sağlanmıştır. 5434 sayılı TC Emekli Sandığı Yasası'nın ek rrıadde 9'una göre de "barem, teşkilat, kadro vesair konularda yapılacak değişik- likler sonunda ayhk tutarlarında husule gelecek yükselmeler, aynı rütbe, kadro unvanı ve dereceden bağlanmış bulunan emek- li, adi malullük ve vazife malullüğü ayhklan ile dul ve yetırn aylıkları hakkında da uygulanır!' Bu durumda hizmet süreleri aynı olan ve öğrenim durumla- n eşit bulunanlarm emekli aylıklarırun da eşit olması gerekir!' tLAN GAZİPAŞA İCRA CEZA HÂKİMLİĞt'NDEN Esas No: 1990/5 Karar No: 1990/18 Mal beyanında bulunmamak suçundan sanık Teoman Yazalı'ya Ga- zipasa Pazarcı Mahallesi Iskele Yolu No: 39 Gazipaşa adresine ka- rar tebliğ edilmiş ve bilainfaz hâkimliğimize iade edüdığinden, zabıtaca adres tahkiki istenmiş ve adresi meçhul kaldığından 27.9.1990 tarih ve 1990/5 esas 1990/18 karar sayılı ilamı ile 10 gun hafif hapis cezası ile mahkûmiyetine karar verildiğinden sanığa ilanen tebliğine karar verilmiştir. Işbu mahkûmiyeı karan sanığa ilan tarihinden itibaren 15 gün sonra tebliğ edilmiş sayılacağı karar yerine kaim olmak Uzere ilanen tebliğ olunur. Basın: 17110
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog