Bugünden 1930'a 5,503,614 adet makale



Katalog


«
»

28 OCAK 1991 HABERLER CUMHURİYET/5 Evren: 141, 142 ve 163 • ALAŞEHİR (AA) — Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren, hükümetin, TCK'nın 141, 142 ve 163. maddelerinin kaldınlması konusundaki çalışmalannı benimsediğini söyledi. Evren, Manisa Valisi Rafet Üçelli ile birlikte geldiği Alaşehir ilçesinde, Kaymakam Ferhat Baştürk ve Belediye Başkanı Galip Kahya tarafından karşılandı. Evren, incelemeleri sırasında, TCK'nın 141, 142 ve 163. maddelerinin kaldırılması konusunda hükümet tarafından yapılan çalışmalar hakkında ne düşündüğünü soran gazetecilere, "Dünyada komünizm yıkıhrken, bu maddelerin anayasamızda kalması doğru olmaz" diye cevap verdi. Demirel: ümlış anlaşılıyoruz • tSTANBUL (ANKA) — DYP Genel Başkanı Süleyman Demirel, partisinin Körfez savaşında izlediği politikanın yanlış anlaşıldığını belirterek savaşa karşı olduklannı yineledi. Basına kapalı gerçekleşen "Pazar Toplantılan"na katılan Demirel, Körfez savaşı konulannda gençlerle söyleşti. Demirel, toplantı sonrasında bir gazetecinin DYP'nin Körfez savaşında izlediği politikayla ilgili olarak yönelttiği sonıya "Körfez savaşı konusundaki politikamız yanlış anlaşılmaktadır. Biz savaşa karşıyız, fakat Türkiye'ye bir saldırı olduğunda da bu saldırının karşısında yer almak en büyük gürevimizdir. Perinçek:Ozal'ın desteği yok • Istanbul Haber Servisi — Istanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi kararıyla son sayısına matbaada el konulan 2000'e Doğnı dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Doğu Perinçek, savaş politikası yürütmede özal'ın ulusal desteğinin olmadığını belirterek "Tek etken ABD'nin baskısıdır. özal, bu savaş politikasının altında kalacaktır. Türkiye'yi ABD'nin savaş arabasına bağlama çabalarının faturasıru ödeyecektir" dedi. Perinçek, derginin 27 ocak tarihli sayına daha dağıtıimadan matbaada el konduğuna değinerek Istanbul DGM Savcılığı'nın 4 ayn haber ve yazıyı gerekçe göstererek "el koyma" isteminde bulunduğunu söyledi. Ancak 2 No'lu DGM hâkiminin ise sadece kendi yazdığı "Savaşa ve darbeye karşı genel grev" başlıkh yazısını neden olarak gösterdiğini belirtti. 'Savaş, vahşettir' • İZMİR (Cumhuriyet Ege Bıirosu)— Körfez savaşının Ortadoğu'da kan ve irin seline yol açtığını belirten Fetullah Hoca (Fetullah Gülen) Suudi Arabistan ve Israil'e atılan füzelerle masurn halka "zulmedildiği"ni söyledi. Gülen dün Şadırvan Camii'nde yoğun istek ve ısrar üzerine verdiğini belirttiği vaazında savaşı "vahşet" olarak niteieyerek Saddam Hüseyin'in savaşı bir hiç uğruna sürdürdüğünü söyledi. Cindonık Şırnak'ta • ŞDtNAK (AA)— DYP Genel Başkan Yardımcısı Hüsamettin Cindonık, cumhurbaşkanınm devleti tehlikeye soktuğunu öne sürerek "özal, kendini mareşal saydı" dedi. DYP Şırnak il binasında partililere, Türkiye'nin sıkıntıh bir durum yaşadığını belirten Cindoruk şu görüşleri savundu: "Cumhurbaşkanı, devleti bir tehlikeye sokmuştur. Partimizin haklı tenkhleri, hükümeti tehlikeli karar vermekten alıkoymuştur. Irak ile bizim bir kavgamız yok." SHP lideri, Özal ve Akbulut'u, TV'de Körfez krizini tartışmaya çağırdı Inönü'den 4 hodri meydariSHP lideri İnönü, Cumhurbaşkanı Özal'ın kendisine yönelik eleştirilerini yanıtlarken "Ona tavsiyem, anayasa içinde kalsm" dedi. İnönü, Türkiye'ye bir saldın durumunda, milletin bir bütün olarak buna karşılık vereceğinden kimsenin şüphesi olmaması gerektığini" söyledi. ALİ DOĞAN EMEL GÜL MERSİN/ G.ANTEP— SHP Genel Başkanı Erdal tnönii, Türki- ye'nin Körfez politikasını te- levizyonda tartışma çağrısı ya- parak Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve Başbakan Yıldınm Ak- bulut'a "hodri raeydan" dedi. özal'ın iki ay içinde ülkeyi sa- vaşa sokmayı planladığmı söy- leyen İnönü, "Ozal, önce teteviz- yonda, 'Artık değiştim, anayasa- ya saygıhyım, tarafsızım' desin, ondan sonra muhalefet liderle- rine çağn yapsın" diye konuştu. SHP lideri, ülkenin savaşa girmemesi için mücadelesine de- vam edeceğini de vurgulayarak "Bütün bunlara karşın, ülkeye bir saldırı olması darnmunda. milletin buna, bir bütün halin- de karşılık vereceğinden kimse- nin şüphesi olmaması gerekti- ğini" söyledi. Güneydoğu ve Akdeniz böl- gesindeki incelemelerini sürdü- ren SHP Uderi Erdal tnönii, dün Mersin'de bir basın toplantısı düzenledi. tnönü, ana muhale- fet partisinin, ülkenin zor gün- lerinde halkın özlemlerini dile getirmeyi görev edindiğini söy- ledi. Türkiye'de iktidarın, "an- latamadığı nedenlerle" ülkeyi savaşa sürükleyeceğini ifade eden İnönü, "Benim esas ugra- şım, ülkeyi savaştan korumak- tır" diye konuştu. tnönü, Cumhurbaşkanı Özal'ın televizyonda, "Savaştan neden korkalım? Biz cengâvez milletiz" dediğini de hatırlata- rak bu tür mesajların asıl hede- finin ülkeyi savaşa sokmak ol- duğunu söyledi. İnönü, "Tür- kiye'ye bir saldın olması duru- munda, millet bir bütün olarak buna cevap verecektir. Bu, ber- kesin hiçbir zaman unutamaya- cağı bir yaşam ilkesidir. Bunlar bilinen şeyler. Ancak Özal, eger bunlan televizyonda ders anla- tır gibi tekrarlıyorsa başka bir maksadı olduğu açıktır" dedi. tktidar partisinin, muhalefe- tin yurt gezilerinden de rahatsız olduğunu anlatan İnönü, sözle- rini şöyle sürdürdü: "Sayın Özal iki ay içinde bizi savaşa sokmaya hazırlanıyor. Bu süre içinde bizi savaşa sokaca- ğını seziyorum. Söylediklerinin, yaptıklanmn anlamı bu. Sayın özal çıksın televizyona, 'İnönü yanlış yapıyor, beni eleştiriyor. Türkiye kesinlikle savaşa girmeyecektir' desin. Böyte, 'Bi- ze saldırı olmadıkça' sözlerini bıraksın. Bunlann hepsi aldat- macadır, kandırmacadır." Cumhurbaşkanı Özal'ın ken- disine yönelik eleştirilerini de yanıtlayan İnönü, "Demokrasi kurallannı ben ne zaman çiğne- mişim? Eğer Cumhurbaşkanı iktidar partisinin başkanı gibi davranırsa bunu açıkça söyler- se, muhalefetin görevi de onu eleştirmek olur. Demokrasi ku- rallannı çiğneyen en başta Özal- dır" dedi. Özal'ın açıklama- sında kendisine yanıt vermekten kaçındığı ifadesinin yer aldığına işaret eden İnönü, Cumhurbaş- kanı'nın televizyondan sürekli olarak muhalefeti beceriksizlikle tnönü'nün gezisini Fransız Haber Ajansı (AFP) de izledi. Bu fotoğraf, AFP tarafından tüm dünyaya yayımlandı. (Mike Presson) YazarMumcu savaş sonrası Türkiye'nin hedef olabileceğini söyledi Türkiye NArO'dan çıkmalı Haber Merkezi — Körfez krizinin baş- lamasından bu yana Türkiye'de militarist nıhun kışkırtıldığı, barış isteyenlere baskı yapıldığı savunuldu. Banş Derneği Başka-' nı Mahmut Dikerdem, banştan yana güç- leri dayanışma içinde olmaya çağırdı. Gazeteci-yazar Uğur Mumcu, hükümetin aldığı kuvvet kullandırma yetkisinin ana- yasal kaynağının bulunmadığını belirterek savaş sonrası Türkiye'nin terör hedefi ha- line gelebileceği tehlikesine işaret etti. Mumcu, "Umanz bu gidişin sonu Yüce Di- van olmaz" dedi. Bilim ve Teknokyi Stratejileri Araştırma Enstitüsü'nce tstanbul'da düzenlenen "Körfez Bunahmı, Türkiye ve Güvenlik Politikalan" seminerinin ikinci gününde konuşan Mahmut Dikerdem, Türkiye'nin geçmişte, ABD'nin ve Batı'ın ajanı, çıkar- larınm koruyucusu izlenimi bırakuğını ve bölgede yaliuzlaştığım söyledi. ABD'nin Ortadoğu senaryolan içinde Türkiye'ye ye- ni rol verilmediğini, statüko korunaraik Ör- komisyonu kurulsun. Ana yürekleri buna yetmez. ANAP'ın hodri meydan bakışh as- lanlan buna izin vennez" dedi. Türkiye'nin geçmişte Çevik Kuvvet'e gir- mediğini, girseydi bugün savaşm içinde ola- cağını, Batılıların, Türkiye'yi hep kullan- mak istediğini kaydeden Mumcu, "Hükii- mete devredilen kuvvet kullanma yetkisi- nin anayasal kaynağı yoktnr. Bugün savaş ilan etmeden savaşı, seferberlik ilan etme- den seferberiigi yaşıyomz. Türkiye'nin bu savaşı kazanacağını düşünenlerde kumar mantıgı var. Ya kaybederse, bunun besa- bını kim verecek merak ediyorum. Türki- ye kendi çıkan olmadan, ulusal irade olma- dan, kamuoyu desteği olmadan tek adam karanyla hareket ediyor. Umanz bu gidi- şin sonu Yüce Divan olmaz" diye konuş- tu. Sorunun çözümü konusunda üniversi- telerin teoriler üretmesi yolundaki bir so- nıyu yanıtlayan Mumcu, "Bunu hangi üni- versiteden bekliyoriunuz? 12 Eylüi'ün ig- diş ettiği üniversiledir bu" dedi. Uğur gösterileri artacakbr" dedi. Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekre- teri emekli Orgeneral Sabri Yirmibeşoglu, Türkiye'nin izleyeceği politikanın, Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması olması ge- rektiğini belirtti. Yirmibeşoglu, ABD'nin, 11. günune girdiğimiz Körfez savaşında he- deflediği başanyı sağlayamadığmı söyledi. Seminerin son otunımunda konuşan Ka- ra Kuvvetleri eski Komutanı emekli Orge- neral Necdet Öztonın, güvenlik kavramı- nı milletin bilmesi ve katılması gerektiğini, gerçekleri anlayıp dinlemeyenlerin zorda kalacaklannı ifade etti. Prof. Dr. Asaf Sa- vaş Akat da kriz sonrası yaşanan iki olumlu geuşmenin "dış politika konusunda da kar- şıt fîkirierin söylenebilir olması" ve "hal- kın militarist eğilim içine girmemesi" ola- rak özetlenebileceğini kaydetti. Oturumlardan sonra söz verilen siyasi partilerin temsilcileri de Özal ve ANAP hü- kümetinin uygulamalannı eleştirdiler. SHP Istanbul tl Başkanı Ercan Karakaş, Türki- suçladığını savundu ve "Daha nasıl cevap verecek? Bizim ko- nuşmamıza fırsat kalmadan kendisi konuşuyor zaten" diye konuştu. Özal'ın, "Anayasa'yı bir kere çignemekle bir şey olmaz" söz- lerini anımsatan SHP Genel Başkanı, Cumhurbaşkanı'nm görevinin ülkenin bütünlüğünü sağlamak olduğunu vurguladı ve sözlerini şöyle sürdurdü: "Özal'ın tarafsız olmam de- mesi, milli birliği baltalayan bir harekettir. Eğer Cumhurbaşka- nı tarafsız degilse Türkiye'de be- raberliği sağlayacak kimse kal- mamıştır. Bizim tutumumuzu milletin takdirine bırakıyorum. Önümüzdeki seçimlerde milletin takdirini göreceğimize inanıyo- nım. Özal'ın oyunlannı vatan- daşlara anlatmaya devam edece- ğim. Özal'ın sataşmalan bizim bu görevimizi engelleyemez." Mersin'den Gaziantep'e geçen İnönü, Belediye Düğün Salonu'nda yaklaşık 4 bin kişi- ye hitaben bir konuşma yaptı. Salona giremeyen çok sayıda va- tandaşın konuşmayı dinleyebil- mesi için dışarıya hoparlör konuldu. Şimdiye kadar hiçbir hükü- metin Türkiye'yi bir macera sa- vaşına sokmadığını vurgulayan tnönü, "tlk defa Sayın Özal böyle bir savaşa bizi sokmak is- tiyor. Ben Saddam Hüseyin'e karsıyım, diktatöıiere karşıyım. Her yerde demokrasi istiyorum. Kendisi de Saddam'a gilti. Eli- ni de sıktı, yanağını da öptü. Şimdi bana bunlan söylemesi- nin arkasında bizi savaşa sokma isteği var" diye konuştu. Vatandaşın, Cumhurbaşkanı Özal'ın muhalefeti "oyuna getir- meye çalıştığım" bildiğini, Özal'ın "Bütün kandınnalanna ragmen genel seçimleri ANAP'- ın kazanamayacağını" savunan İnönü, Özal ve Akbulut'a şu çağnyı yaptı: "Eger kendi politikalannın halka anlatılabilecek bir politi- ka olduğuna inanıyorlarsa çıka- lım televizyona, ister kendisi, is- ter Sayın Akbulut, hangisi gelir- se gelsin, bu konuyu halk öniin- de açıkça tartışalım." Bir vatandaşın, "Hodri mey- dan mı genei başkamm" diye bağırması üzerine İnönü, "Evet, hodri meydan" dedi. Halka anlatmalı öte yandan SHP Genel Sek- reteri Hikmet Çetin de "SHP'nin karşı çıkıslan olma- saydı Özal, ülkeyi bugüne kadar savaşa sokardı" dedi. Çetin, Cumhurbaşkanı Tur- gut Özal'ın, ülkeyi savaşa götür- mede tek engel olarak gördüğü SHP'ye karşı bir parti genel baş- kanının dahi yapamayacağı ta- vır sergilediğini savunurken "Özal, tarafsızlıgını bir tarafa bıraktı, ölçüyu kaçırdı. Anaya- sa ve yasa dinlemez hale geldi" diye konuştu. Dikerdem, Alpay, Ekşi, Yirmibeşoglu, Mumcu bükümetin Körfez politikasını eleştirdiler. (Fotoğraf: Uğur Günyöz) tadoğu'da bağnaz yönetimlerin korunmak istendiğini anlatan Dikerdem, bu dönem- de Türkiye'de militarist ruhun kışkırtıldı- ğını ifade etti. Dikerdem, "Banş isteyen- lere kolluk güçleriyle baskı yapılıyor. Ba- nştan yana olan güçler dayanışma içinde olmalı" dedi. Seminerde konuşan gazetemiz yazarla- rından Uğur Mumcu, terör olaylanna işa- ret ederek savaş sonrasında Türkiye'nin he- def haline gelebileceğini söyledi. Türkiye'- nin 1951'de "Gerekirse Ortadoğu'ya mü- dahale ederim dedigi için NATO'ya alındıgım" vurgulayan Mumcu, Türkiye'- nin olası bir savaşta odak noktası yapılmak istendiğini savundu. Saddam'ın silahlanma- sınm sorumlusunun Batı'nuı gelişmiş ülke- leK olduğunu belirten Uğur Mumcu, Av- rupa'da bazı firmalar hakkında bu neden- le soruşturma açıldığım belirterek "Türki- ye'de ise bs yok. Türkiye'de de böyle bir araşürma yapümalı. Meclis'te araştırma Mumcu, bir başka soru üzerine NATO'nun Sovyet tehdidine karşı kumlduğunu, bu tehdidin artık kalmadığmı anımsatarak, Türkiye'nin NATO'dan çıkması gerektiğini söyledi. Seminere katılan gazetemiz Araştırma Servisi Şefı Şahin Alpay, elit kesimin Türk- iye'nin soruna bakışına ilişkin yaptığı araş- tırmayı özetledi. Alpay, bu kesimin ekono- mi konusunda iyimser olduğunu, Türk bir- liğinin kurulmasmı fantezi olarak gördüğü- nü, tslamcı akımların gelişeceğini zannet- mediğini, laikliğin rejimin teminatı olduğu- nu düşündüklerini kaydetti. Türkiye'nin güney suunnnı elitlerce, medeniyetle mede- niyet dışı yönetimlerin sının gibi görüldü- ğünü belirten Alpay, "Türkiye laikliği ezi- ci çoğunlukla benimsemiştir. Şeriatçıların Körfez savaşından sonra gücknecegiııi zan- netmiyorum. Bu savaş Müslümanlarla Hı- ristiyanlar arasında olmadıgı için şeriatçı kesim güçlenemez. Ancak dindar kesimin ye'de yaşanan antıdemokratik uygulama- lara değinerek "Özal, Körfez savaşında bir verip 20 alacakmış. Bence er geç gelecek olan seçim sandığında havasını alacak" de- di. DYP Genel Başkan Yardımcısı Tansu Çiller de Özal'ın bir koyup yirmi kazanma şeklinde özetlenen politikasının mantığını anlayamadığım belirterek "Ben bir anne- yim. Evladımı savaşa niçin göndereceğimi bilmek isterim. Özal'ın bir verdikten son- ra neyi alacağını bilmek isterim" diye ko- nuştu. RP Genel Başkan Yardımcısı Bahri Zengin ise konuşmasında, "Özal'ın politi- kasında raantık aramamn yanlış olduğunu" savunarak "Uşakhkta mantık yoktur. Bun- lann mantığını öğrenmek için efendilerinin mantığına bakmak lazım. Tek adamlıktan dolayı tüm yüreğimle endişeliyim" dedi. SBP adına konuşan Zülfü Dicİeli de Kör- fez savaşı konusunda izlenen politikayı eleş- tirdi. Işıklar: Sınıra doğuhılar gönderiüyor VAN (Cumhuriyet) — HEP Genel Başkanı Fehmi Işıklar, Doğu ve Güneydoğu halkının savaş istemediğini ve savaştan çok endişe duyduklannı beürt- ti. Işıklar, bölgedeki inceleme- lerifıde özellikle Doğu kökenli askerlerin seçilerek sınıra gön- derildiklerini saptadıklarını da savunarak "Yalnız Kürt yurt- taşlanmızın savaşmasını öngö- ren bu uygulama, TBMM'de gündeme getirilecektir" dedi. Partili milletvekilleriyle bir- likte bir süredir bölgede incele- melerde bulunan ve parti küçük kurultayını Diyarbakır'da ya- pan Işıklar, dün Van'da düzen- İediği basın toplantısında, böl- gedeki izlenimlerini anlattı. Böl- gedeki gözlemlerinin çok ciddi sorunların varhğını ortaya koy- duğunu belirten Işıklar, şöyle dedi: "Bölgede halkımız hem sava- şa karşı hem de savaştan çok en- dişeh'. Bn savaşı istemiyorlar, bu savaşa katılma niyetinde değil- ler. Askere alınmış gençlerimiz- den Doğu'da doğmuş olanlar seçilerek hududa gönderiliyor- lar. Bu üzerinde dunılması ge- reken çok ciddi bir uygulama- dır. Yalnız Kürt yurttaşlanmı- zın savaşmasını öngören bu uy- gulama, TBMM'de gündeme getirilecekür." Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın "Türkiye bu savaştan güçlü çıkacaktır" sözlerini anımsatarak, daha önce günde- me getirdikleri "Türkiye acaba toprak mı kazanacak? Sürekli şikâyet edilen fazla nüfusa bir çözüm olarak insanlar kırdınlıp niifus mu azaltılacak? Grevler. toplu iş sözleşmesi görüşmeleri mi yasaklanacak" sorularım anımsatan Işıklar, hükümetin o tarihte reddetmesine karşın bu sorulardan grev yasaklama ka- rarını bugün çıktığını bildirdi. Işıklar, bu durumda diğer iki sorusunun da halen güncelliği- ni koruduğunu bildirdi. GU1NLERIN KOPUGU AHMET TAN Bakan Gibi Milletiz...ANKARA—i'Saddamcı" sö- zünü ilk kez, geçen eylülde VVashington'da kullanmıştı. Yarı şaka, "Solculuk öldü, sizin gazete Saddamcılık yapıyor" demişti. Şimdi, şakayı bıraktı. Cid- di ciddi "Saddamcılık"tan söz ediyor. Anamuhalefet li- derinden gazete yazaıiarına dek, "gidişatını" eleştiren herkes "Saddamcı." Peki kimdir Saddamcı? HerhaJde, işstz kalmış sol- cu değil. Eğer öyle olsaydı, en bü- yük feryat, cami avlularından yükselmezdi. Tatvan'dan, Sultanahmet'e solcu ayağı değmemiş yerierde "Savaşa son" diye gösteri yapılmazdı. Nedir, Saddamcılığın tersi? Elbette "Bushculuk..." Ama nedense, "Saddam- cılık"la suçlanan hiç kimse, anamuhalefet lideri dahil, "Bushculuk" sözünü ağzına almadı. öteki ucu Bush'da olan te- lefonu elinden düşürmemek, Bush'a akıl hocalığı yapmak- la övünmek "Bushculuk" ol- muyor, Saddam'la yürütülen savaşa bulaşmaya karşı çık- mak "Saddamcılık" oluyor. Neden? " D o s t u - mun düşma- nı benim de düşmanımd- ır" kuralı uğ- runa mı? Bu kural belki doğrudur ama, aşiret ilişkilerinde ya da mafya he- saplaşmalarında. Ülkelera- rası ilişkilerde değil. Körfez'de 28 ülke birleş- miş, Saddam'a ateş yağdırı- yor. Ama "Bunun başka yo- lu da olmalıydı ve olabiltr" dt- yenlere, bu 28 ülkeden hiç- birisinde "Saddamcı" denmiyor. Belki, "Türkiye farklıdır" denecek. Peki ne yapıyor Sad- damcılar? "Bu savaş, bizim savaşı- mız değil. Savaşa son" di- yorlar. Pusula o kadar şaşmış ki, "Savaşı istemeden nasıl Saddamcı olunur?" diye bi- le düşünmüyor. Saddamcılık değil ama, Saddam, son on yildır Türk- iye'de hiç yapılmayanı yaptı. En sağdan en sola, tari- katçısından yeşilcisine her- kesi bir araya getirdi. Hürriyet-KAMAR anketi yakın siyasal tarihte rastlan- mayan bir gerçeği yansıtıyor. Kendi iradesiyle "Savaşa hayır" diyenler yüzde 89.2'dir. Nedir, Saddamcılığın tersi? Elbette "Bushculuk..." Bu oran, siyasal varlığını- borçlu olduğu yüzde 20.1'ir, bile yerinde yeller estiğini or- taya koyuyor. Haydi yüzde 89.2 çoğun- luk neyse, ANAP'a destek veren bu yüzde 20.1'in yarı- sı da mı Saddamcı? Yoksa Ankara'daki "Sava- şa son" toplantıları yasakla- nan İnönü, Demirel ve Erba- kan'ın üçü de mi Saddamcı? Bir grup gazeteci, birkaç gün önce bir Sayın Bakan ile yemek yedik. Irak'ın Türkiye'ye verdiği sert mesaj o gece açıklan- mıştı. Sayın Bakan notanın özetini bizden öğrendi. Sayın Bakan Arapların dünyasına, Ortadoğu bölge- sindeki koşullara yabartcı değildi. Ama, Türkiye'nin Cumhurbaşkanı eliyle izledi- ği yoldan da fazla haberi yoktu. Onun da "durumu itibarıyla" gözleri, kulaklan "Siyenen"e ve "Terete'ye mahkûm ortalama yurttaştan pek farkı yoktu. O da, hislerini söylüyordu: "Saddam, 'Savaştan korkmuyorum' dedi, savaşa başladı. 'İsrail'i vuracağım' dedi, vurdu. 'Petrolü ateşe vereceğim' dedi, verdi. 'Kimyasal silah' dedi, onu da kulla- nacaktır." Sorduk: "Peki Sad- dam, 'Türkiye sonuca katlanmalıdır' dediğine göre bizi de vuracak mıdır?" Sayın Bakan, tabağındaki pirinç tanelerini çatalıyla ile- ri geri oynatırken yanıtladı: "Vurabilir. 'Bir deli' diyo- ruz, onun için vurabilir. Ama akıllı olsa da vurabilir. Çün- kü, Arapları kendi cephesin- de toplamak istiyor. Ortado- ğu'da Araplar üç düşmanlık çevreşinde toplanabilir. Birin- cisi, 'israil düşmanlığı', ikin- cisi 'Amerikan düşmanlığı' üçüncüsü düşmanlık deme- sek bile Türklük antipatisi.' Saddam ilk iki unsuru kul- tandı. Şimdi üçüncüsünü kullanacaktır." Sorduk: "İncirlik, Amerikalıların kullanımına açılırken, bu noktalar ele alındı mı?" ,., Bakan, çatalını tabagjom, yanına yatırırken gülerek, "Herhalde alındı" dedi ve ekledi, "inşallah alınmıştır." Bir an sessizlik oldu. Sonra hep birlikte "İnşal- lah alınmıştır" diye ekledik. Hepimiz, 57 küsur milyo- numuzla Bakan gibiydik... P A R L A M E N T O D A N Gündemde savaş yok ANKARA (ANKA) — Körfez savaşına ragmen TBMM normal çahşmasım sürdürüyor. ANAP'lı milletvekillerinin oylanyla Meclis'in tatil günlerinde de çahşması kararı kaldınlınca Körfez savaşı otomatikman TBMM Genel Kurulu gündeminden düşmüş oldu. Okulların sömestr tatili nedeniyle TBMM Genel Kurulu'nun hafta içinde çoğunluk sağlayıp toplanması beklenmiyor. TBMM Genel Kurulu, bu hafta toplanabildiği takdirde gündemindeki araştırma önergeleri ile yasa tasan ve tekliflerini görüşmeyi • sürdürecek. ANAP, SHP ve DYP gruplannın yarm yapacakları toplantılarda Körfez savaşı ve Türkiye'nin „ politikası tartışılacak. ANAP grubunda, aynca Insan Hakları Inceleme Komisyonu'na seçilecek 13 üye ; belirlenecek. Bu komisyonun başkanhğına, ANAP grubunda önceki seçimde en fazla oyu alan eski Dışişleri Bakanı Ali Bozer'in getirilmesi bekleniyor. Öte yandan Cumhurbaşkanı Turgut özal'ın da yarın TBMM'ye gelerek ANAP'lı milletvekilleriyle yarım kalan görüşmelerini sürdürmesi bekleniyor. TBMM Genel Kurulu, geçen hafta hükümet temsilcisi gelmediği için görüşülemeyen DYP'li Orhan Şendağ'ın hayvancılığın sorunları konusundaki Meclis araştırması önergesini ele alacak. Genel kunılun çarşamba günkü birleşiminde de geçen hafta karar yeter sayısı bulunmadığı için oylanamayan DPTnin kuruluş ve görevleri hakkındaki kararnamenin oylaması yapılacak. TBMM Adalet Komisyonu'nun çarşamba günü yapacağı toplantıda ise Türk Ceza Yasası'nda değişiklik öngören tasan ile bu konudaki teklifler birleştirilerek görüşülecek. P A R T İ L E B D E N ANAPIa tüzük değişikliği ; ANKARA (ANKA) — Siyasi Partiler \ Yasası'nda yapılan değişiklikle siyasi partilere tüzüklerinde değişiklik yapmalan için verilen süre 2 şubatta doluyor. ANAP'ın salı günü yapacağı MKYK toplantısında, tüzükte yapılacak değişiklikler; son kez gözden geçirilecek. Parti tüzüğünde yapılacak değişiklikleri son kez görüşmek üzere salı günü toplanacak olan ANAP MKYK'sı daha önceden belirlenen partilere bir seferde yapılacak bağışın 5 milyondan 50 milyona J çıkartıiması için kongrelerde çarşaf liste uygulamasından .", vazgeçilerek "münferit liste" yapılmasına ilişkin tüzük değişikliklerini tartışarak karara bağlayacak. MKYK'ya getirilecek bir başka düzenlemeyle tüzüğe, milletvekili olmayan iller ve yeni ilan edilen illerin büyük kongrede üçer delege ile temsil edilmesi sağlanacak. SHP TRT'ye başvuruyor ANKARA (ANKA) — SHP, milletvekillerinin TRT'ye yaptıkları ziyaretin baskın gibi gösterildiği gerekçesiyle cevap hakkı için bugün TRT'ye başvuruyor. SHP Genel ' Merkezi'nde dün toplanan TRT'ye cevap hakkı komisyonu TRT Genel Müdürlüğü'ne iki yazı ile birlikte başvuru kararı aldı. Toplantıya katılan TRT'den Sorumlu Gölge Bakan Tayfur Ün, birinci yazıyla Cumhurbaşkanı , Özal ile Başbakan Akbulut'un konuşmalanna yanıt hakkı . isteneceğini söyledi. Tayfur Ün, bunun için TV'den ^ okunmak üzere bir metin hazırlandığını kaydetti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog