Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet Sahıbı Cumhunv« Malbaacılık \e Gazetecılık Turk \nonım Şırketı adına Nadır Nadı 0 Genel Ya>ın Muduru Hasan Cemal. Muessese Muduru Eminc Işıklıgil. Yazı isisrı Muduru Okn GoKiHin. £ Habcr Merkezı Muduru Yalçın Bajer. Saşfa Duzenı ^onetmenı \ll Acar £ Temsıloter ANlıARA MımelTıa. 1ZMIR Hıkmct ÇrliDkan. \ D A \ \ Çetın > «enoglıı k Poh ıka. Cetal Ba>i«ifiç. r>s Hab«rler Ef|ü« Bakı Ekonomı OiMtb Tartn. Is Se-dıta }akfwı fcaeıcı. kjıur Cetal Ltıer Iv.anbtıl Hab^ler k«nol k^çafc. Eğıuır Gcfld} Şa>lu. *ur Hjberkrı Nfcdci Dofaı. Spor Daıusminı 4MvlkıdH tacHiMn Dızı ^azııar k>rrm Çajqkıa. *ra> rma >ıhw 4I|>«5. Dılzdtmf 4M«Hah Vmct £ kooniıfuıor AhM korafcM 0 Ma ı>l« Erot Lrkm 0 Muîıasebe BataM tener 0 B'Jtçe PLanlama Sc*^ Owaab«*otlB 0 Reklam ^ T M H 0 Fk Va\ır ar H.l.ı u>ol 0 Idarc H u v » Gutr 0 1*'.™ Oate (,rtk Q Bugı Ijlan >ul Inl 0 PtroiKi » p Bouuc»tlu >cmfl kurulu Baskan Nadir Sadı Okln \kM. \iion B»fr Hıaan t m a l . H.kmn Cıu>k>» Okn (.oncnslıı Ipır Maacs. llku »J^/I v<. to.o» Cuıtıhunvtt Mnbuciük ve Gueta.ıUı TAŞ TurkOca£ O J 39 41 Cagalo(iıı U1M l,ı Pk 246 I. ınbul Tcl 512 0< CH (20 hal) T d o 222İ5. Fn (1) 526 60 72 0 BunjJat Anksn Zıva GoUlp Bh Inkılap S No 19 4 Tei 133 II 41-T Tei«x 42344, Fıx (41 133 0< 0' 0 lımır H Zı^ Bh 3<: S 2 3 Tcl 13 12 30 Tete\ <2*<9 Fa* !51l ı9 53 60 0 \<taıu: 1-sonu Cad 114 S- No I kaı ı Td 19 3" "2 14 haM Tda 62I« F»x ("1) 19 25 "8 TAKVIM 28 OCAK imsak: 5.43 11 Oğle: 12 22 rkındı. 14.58 Akşam: 17.22 Yatbi: 18.44 Foklaruı, balıkçı ağlarıyla başı dertte Ağlardaki balıkları yemek isteyen foklann azalmasında baJıkçılar önemli rol oynuyor. Bu nedenle balıkçıların, foklar konusunda bilgilendirilmekri hedefleniyor. İDİL GÜRSEL ~ ANKARA — Akdeniz fo- kunun korunması amacıyla bakanlıklar, üniversite ve gö- nüllü kuruluşlann katılımıyla ulusal bir strateji belirlemeye calışılıyor. 1966 Uluslararası Dofa ve Doğal Kaynaklan Ko- ruma Birliği'nce "tehlikede" olarak belirlenen Akdeniz fo- kunun korunmasında en önemli maddeleri "uygun alanlann seçimi" ve "yaralı foklann tedavisi" oluşturuyor. Denizlerde foklann başı en çok "balıkçı ağlan" nedeniy- le derde giriyor. Ağlardaki ba- lıkları yemek için ağlan parça- layan foklann azalmasında en büyük etkenlerden biri de ba- hkçılar. Bu nedenle ulusal stra- tejide, foklara zarar venneye- cek ağ modellerinin geliştiril- mesi planlanıyor. Bunun için seçici ağ modelleri geliştirile- cek ve bunlar balıkçılara be- nimsetilmeye çalışılacak. Foklann korunabilmesi için öncelikli alanlann seçilmesi, bu alanlann "resmi olarak ko- runması ve idenmesi" yoluna gidilecek. Beslenmeleri için te- sisler kurulacak ve çalışmalar yapılacak. Giderek nesli tüke- nen foklann yan doğal üreme alanlanyla ilgili tesislerin de yapılması planlanırken gere- kirse kafeste üremeleri için bir fızibilite çalışması geliştirüe- cek. Bunun dışında gunde 80 kilometre kadar yol katedebi- len ve sürekli olarak yerlerini değiştirmek zorunda kalan foklann yer değişimleriyle ilgili bir uygulamaya gidilecek. Ulusal stratejiye göre fokla- nn kurtarılmalan için en bü- yük görev balıkçılara düşüyor. Bu nedenle balıkçılann, fokla- nn beslenmesi, yerleşimleri, iz- lenmesiyle ilgili olarak bilgi- lendirilmesi hedefleniyor. Tu- ristler broşür, poster ve video filmlerle bu konuda eğitilecek. öte yandan yarah foklann tedavi edilmesi için bir fok hastanesinin kurulması veya Fransa'da bulunan hastaneyle bir anlaşmaya gidilmesi öneri- liyor. TüZLA DSrnin kanalı ku§ cennetini yok edecek HAKAN KARA İZMİR— Tuzla kuş cennetı DSİ tehdidi alttnda. Türkiye"- nin en önemli kuş cennetlerin- den biri olarak gösierilen Tuzia kuş cennetinde DSt tarafından tanmsal alanlardan gelen su- lann boşaltılacağı bir kanal ya- pılması projelendirildi. Proje- nin yapımını gerçekleştirilecek kuruluş, Hollanda'dan bir çev- re uzmanım, projenin yarata- cağı etkileri saptamak amaay- la Türkiye'ye gönderdi. Türk uzmanlar ise "Proje yapıldık- tan sonra değil, yapılmadan önce çevre etkileri değerlendi- rihneliydi" dıyorlar. Yapımı planlanan kanalın bir yandan cennetteki sazlıkları yok ede- ceğini belirten uzmanlar diğer taraftan, cennete akıtılacak olan tanmsal ilaçlarla kirletil- miş suların, bölgedeki doğal sistemi yok edeceğini dile ge- tiriyorlar. Ege Üniversitesi Fen Fakül- tesi'nden kuş uzmam Dr. Meh- met Sıkı, ovadaki kanaletler- den gelecek sulan, kuş cenne- tinin ortasından yapılacak bir kanalla cennetin içine aKitmak yerine, kanalın biraz daha uza- ülarak cennetin dışmdan deni- ze doğru ulaştınlabileceğini belirtti. Dr. Sıkı şunları söyledi: "Ancak anladığım kadarıy- la, bu öneri maliyetleri arttıra- cağı için yetkililer tarafından pek dikkate alınmıyor. Oysa zaten kuş cennetinin dışından geçen bir kanal var. Bunun bi- raz genişletilmesi gerekiyor. Sonın böylece çözumlenebilir. Maliyet besabı yaparken kim- se kuş cennetinin paha biçil- mezliğini göz önune almıyor. Üsteiik burası doğal ve arkeo- lojik StT'tir. Dünya Bankası tarafından, çevresel etki değer- lendirmesi yapılmadan böyle- si bir projenin parasal olarak destekleneceğine inanmalt iste- miyorum. DSt'nin boylesi pro- jeleri gerçekleştirirken mutla- ka konuyu çevre uzmanlanna incelettirmesi gerekir. Tuzla kuş cenneti iizerine yıllarca ça- hşma ynpmama karsın boyle- si bir projeden haberdar degil- dira." Birbirini anlamakta zorluk çeken kadınlarla erkeklerin tartışırken en sık kullandıkları söz 6 Sen beni anlamıyorsun'Farklı dil Amerikalı kadın profesör Deborah Tannen'e göre kadınlar ve erkekler farklı dil kullanıyorlar. Kadınlara göre dostluk, eşlerin birbirlerine her şeyi anlatması. Oysa erkekler için tenis ya da kâğıt oynamak dostluk kabul ediliyor. Erkek, söz hakkı vermiyor Kadınlar başkalarının konuşmalarına da olanak tanıyorlar. Erkekler ise sahip oldukları pozisyondan sonuna dek yararlanıp "Söyleyecek şeyi olan nasıl olsa konuşur" diye düşünüyorlar. Dış Haberler Senisi — Kadın ve erkekler farklı diller konuşu- yorlar. Washington'daki Geor- getown Üniversitesi 'nden Ame- rikalı kadın Profesör Deborah Tannen, kadın ve erkeğin biri "kadınsı", oteki "erkeksi" iki ayrı iletişim stilinden yararlan- dıklarını söyluyor. Bu farklılık çiftler arasında yanlış anlaşıima- lara, karşıhklı suçlamalara yol açıyor. Bir yanda bilgi alışverişinde bulunmak amacıyla her şeyi ko- nuşup anlatmaya hazır olan ka- dın, öte yanda gece saat birde ilişkiyi "gözden geçirmekten" nefret eden suskun erkek. Haberi veren haftalık Alman "Stem" dergisine göre "diyalog araşürması" konusunda uzman olan Deborah Tannen, kendi evliliğinden hareketle yaptığı araştırmaları "bestseller" olan bir kitapta toplamış. Kadın ve erkeklerin farklı olduklarından oturü değişik dil kullandıkları- nı belirten Deborah Tannen, "Aslında genelinde iki laraf da iyi niyetli. ama buna rağmen ço- ğu durumda saçma sapan şey- ler üzerine tartışılıyor" diyor. Kadın ve erkeklerin konuş- tuklan dil, özellikle kararlar söz konusu olunca farklılaşıyor. Er- kekler bir karar veriyor, kadın- lar bir kararın pazarlığını yapı- yor. Kadınlar duşüncelerini bi- rer öneri olarak sunup, herke- sin fikrini söylemesine değer ve- riyorlar. Bu durumda herkesin kendisini özdeşleştirebileceği bir karar çıkıyor ortaya. Erkekler, hakkında konuş- tukları şeylerden emin olmasa- lar bile son derece guvenli bir ta- vır takınıyorlar. Kendilerine karşı çıkılmasını bekliyorlar ya da değil. En azından tartışma- lann meydana gelmesinden ra- hatsız olmuyorlar. Bu onlann stilinin bir parçası. Kadınlar ise oybirliği araya- rak kararlara ulaşmak istiyor- lar. tzledikleri yol daha az ca- tışmalı. İletişim stilleri - mesa- feli bir tutuma, hiyerarşiye da- yanan erkeklerinkinden farklı olarak - sıcaklık yaratmaktan ve tecridi dışlamaktan yana. Ka- dınlar, ilişkilerin oluşturduğu karmaşık ağ içinde kendilerini bir birey olarak görüyorlar. Farklılıkları görmezlikten gel- meye, ortakhklan vurgulamaya çalışıyorlar. Karşısındakine "sen yalnız degilsin, ben de se- ninle aynı ya da benzer bir dururadayım" duygusunu ver- me çabasmdalar. Kadın ve erkeklerin farklı bir dil kullanması da çocukluktan başhyor. Küçük kızlar "en iyi dostlar", çünkü sürekli konu- şup, sırlarını birbirlerine veri- yorlar. Oynarken aralannda eşit bir rol dağılımı var. İletişim, on- ların ilişkilerini bir arada tutan şey değil, ilışkinin ta kendisi. Erkek çocuklann dostluklan ise daha farklı. Onlar birlikte spor yapıp, seruvenler peşinde koşu- yorlar. Gnıplannda kesin bir hi- yerarşi var. Sohbet etmek ikin- ci derecede önemli. Çocuklar büyüyup, kadın ve erkekler yetişkin olarak birlik- te yaşamaya başlayınca, pekçok kadın seçtikleri erkeğin "mutlu berabertikten" başka bir şey an- ladığını keşfediyorlar. Kadınlar eşlerini dost olarak görmek is- tiyorlar ve kadınlara göre dost- luk eşlerin birbirlerine her şeyi anlatması. Oysa erkekler için dostluk birlikte bir şeyler yap- mak, örneğin tenis ya da kâğıt oynamak. Deborah Tannen, Batılı top- lumlarda kadınsı iletişim stilinin erkeklerinden daha az rağbet gördüğunü belirtiyor. Ama bu- nun böyle olması gerekmiyor. Kadınsı örnekleri temel alan ba- zı kultürler de var. Örneğin Ja- ponlar. Bunlar lartışmalardan uzak duruyorlar, oybirliği ile kararlara ulaşıyorlar, harmoni- ye önem veriyorlar. Doğrudan çatışmalara girmek yerine do- laylı konuşmalan yeğliyorlar ve bilgı alışverişinde bulunarak or- tamı gerginüklerden anndınyor- lar. Kadınlar, başkalarının ko- nuşmalarına da olanak tanıyor- lar. Örneğin, "Siz bu konuda ne düşunuyorsunuz?" ya da "Baş- ka önerileriniz var mı?" gibi so- rularla kendilerinin dışındakile- re de fırsat tanıyorlar. Erkekler ise sahip oldukları pozisyondan sonuna kadar yararlanma yolu- na gidip, "söyleyecek bir şeyi olan nasıl olsa konuşur" diye düşünüyorlar. Dil araştırmacısı Deborah Tannen, kadın ve erkeklerin pe- kâlâ karşılıklı olarak birbirlerin- den bir şeyler oğrenebilecekleri- ni belirterek "Önemli olan in- sanlann cinsiyetten kaynakla- nan bir 'dil tavrının' varlıgını bilmeleri. Tek başına bu bile karşılıklı olarak anlaşmayı kolaylaştıracaktır" dıyor. Günde 2.5 litre su içmeliyizj Cildimiz yüzde 80 oranında sudan oluşuyor. Bu yüzden yetişkinlerin günde en az 2.5 litre su içmeleri gerekiyor. Yeterince suyla beslenmeyenlerin ciltleri kısa sürede kınşıyor. Sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak istiyorsak alkol, sigara ve dumandan da uzak durmalıyız. 'Okşanan cilf genç kalıyor Dış Haberler Servisi — Bir insanın ne denli genç olduğuna cildi karar verir. Eğer cildimiz konuşabilseydi herhalde şöyle derdi: "Kalbin senin için çok önemli, bu nedenle spor yapıyorsun. Karacigerini düşündiiğünden haftada iki giin içki içmiyorsun. Duzenli dişçiye de gidiyorsun, ama beni düşünen yok." Oysa cildiniz için bir şeyler yapmak öylesine kolay ki! Alman haftalık'Bunte' dergisininbu konuda bazı önerileri var: Cildimiz yüzde 80 oranında sudan oluştuğundan, bol miktarda suya gereksinim duyuyoruz. Yetişkinlerin günde en azından 2.5 litre su ıçmeleri gerekiyor. Yeterince suyla beslenmeyenın cildi kısa sürede kınşıyor. Günde yalnızca on dakika spor yapmak kalp atışlannı hızlandıracağı gibi kan dolaşımını da harekete geçiriyor ve böylece cildimize daha büyük oranda besin tedarik ediliyor. Bol vitaminli gıdalarla beslenmeye de dikkat etmeliyiz. Cildimiz için özellikle A ve E vitaminleri onem taşıyor. A vitamini eksikliği cildin kurumasına yol açarken E vitamini ciltte sıvı depoluyor. Sağlıklı ve güzel bir cilde sahip olmak istiyorsak alkol, sigara ve dumandan uzak durmalıyız. Başta et olmak uzere fazla proteinli gıdalar da cilt hucrelerinin bölünmesini yavaşlattığından, cilde zararlı. Aşırı dozda şeker ise vücudumuzu değerli vitamin ve minerallerden anndırıyor. Doğum kontrol haplannın da çoğu durumda yanlış bir hormon bileşımine sahip olduğundan, cildi kuruttuğu ileri surülüyor. Cildimizin sağlıklı ve genç kalmasını sağlayan şeylerden biri de kan dolaşımını hızlandıran "okşamak." Belki de bu nedenden mutlu insanlar, daha güzel bir cilde sahip. Çünkü mutlu insanlann beyni endorfın diye sulandınlan bir hormon salgılıyor. Bu hormon dolaşımı harekete geçirdiği gibi soluk alıp vermeyı de yoğunlaştırıyor. Sonuç olarak kan dolaşımı hızlanıyor ve oksijen mik'tarı yukseliyor. Türkiye Elektrik Kurumu santral çevrelerindeyaşayan üreticilereyılda 300 milyon lira ödüyor TEK aleyhine 3 bîn dava açıldı"Birbirine çok yakın ve birbirini etkileyen santrallar yapıhyor. Santrallar tarım, turizm potansiyeli yüksek bölgelerde yapıhyor" diyen Prof. Turhan Uslu, "Yurtdışına elektrik satılması için üç-beş kuruş için çevremiz tahrip ediliyor" görüşünü savundu. TUREY KOSE İZMİR — Kışla birlikte çoğu yerleşim birimleri içinde kalan termik santrallann yol açtığı kir- lilik dikkat çekici boyutlara ulaştı. Santralların çevreye etki- leri konusunda araştırmalar ya- pan Gazi Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Turhan Uslu, "Türkiye'de kömüre dayalı 15 termik santral var. Bunların hiçbirinde desulfirizasyon tesisi yok. Üsteiik tarım, turizm po- tansiyeli yiıksek bölgelere kuruluyorlar" dedi. Kütahya, Soma, Yatağan'da- ki santrallar gibi yerleşim birim- leriyle iç içe olan termik santral- larm yöresinde yaşayan yurttaş- lar "zehir" soluyorlar, tarlala- rında urün yetişmiyor. Santral çevresindeki tütün üre- ticilerinin her yıl TEK aleyhine tazminat davaları açmaları da artık alışılmış bir uygulama. TEK, üreticilere her yıl ortala- ma 300 milyon lira tazminat ödüyor. Bu yıl da 500 dolaym- da köylünün TEK aleyhine taz- minat davası açtığı, böylece mahkemelerde TEK aleyhine açılan davalann sayısının 3 bi- ne yaklaştığı belirtiüyor. Termik santrallann çevreye et- kileri konusunda araştırmalar yapan Gazi. Üniversitesi Fen- Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bö- lümü öğretim üyelerinden Prof. Turban Uslu, termik santralla- nn kurulması ve işletilmesi aşa- masında yapüan yanlışhkları şöyle sıraladı: "Birbirine çok yakın ve birbi- rini etkileyen santrallar yapıh- yor. Muğla'da iki santral birbi- rine yakın. Tunçbflek, Seyitömer birbirine yakın. Termik santral- lann olumsuz etkileri varken So- ma gibi bazılannın kapasiteleri yukseliyor. Santrallar tarım, tu- rizm potansiyeli yüksek bölge- lerde yapılıyor. Bizim elektronik açığunız yok. Yurtdışuıa elektrik satılması için üç beş kuruş için çevremiz tahrip ediliyor." TMMOB Genel Başkaru Te- oman Alptiirk ise klasik anlam- da ternik santrallara karşı çık- madığım, ancak Türkiye'de bu- güne dek termik santrallarda çevre ünitelerinin lüks göruldü- ğünü buna karşı tepki göster- mek gerektiğini söyledi. Alp- türk; Japonya'daki, İsveç*teki termik santrallan anlatarak soz- lerini şöyle surdürdü: " Şu anda hiçbir santralda desulfirizasyon tesisi yok. Elek- trik enerjisinin üçte biri de kö- müre dayalı termik santrallardan elde ediliyor. Ben bu santrallar- dan tamamen vazgeçilmesi ge- rektiği goruşunde değilim." KORFEZ'DE BARIŞ DURUMU !. Tek çocuklargenellikleyalnızlıktan şikâyet ediyorlar Kardeşi olmayan daha akıllıAlman bayan gazeteci Rollin, ünlu tek çocuklann otobiyografilerini inceledikten ve yüzü aşkm tek çocuk ve aileleriyle görüştükten sonra "Tipik Tek Çocuk - Bir Önyargının Sonu" adlı kitabını yazdı. Rolln'e göre tek çocuk, kendisine büyüklerini örnek alıyor. Dış Haberler Servisi — Kar- deşi olmayan çocuklar diğerle- rine kıyasla genel olarak daha despot, daha bencil ve daha az sosyal, ama aynı zamanda in- sanlığm geri kalan kısmından biraz daha akıllı ve daha ihtiras- lı mı? Bu konuda Alman Dışiş- leri Bakanı Hans-Dietrich Gens- cher'den Fransız filozof Jean Paul Sartre'a kadar pek çok ör- nek vermek mumkün. Alman 'Der Spiegel' dergisinin verdiği habere gore Hamburglu kadın gazeteci Marion Rollin, unlü tek çocuklann o:obıyografilerini in- celedikten ve yuzü aşkın tek ço- cuk ve ailesi ile goruşmeler yap- tıktan sonra vardığı sonuçla- n"Tipik Tek Çocuk-Bir Önyar- yağdırarak "Tek çocuk olmak, kendi başına bir hastalık" diye yorum yaparak bu tür çocukla- nn bebekliklerinden itibaren bü- yük Ugi gördüklerinden 'bencil, bağımlı, saldırgan ve kavgacı' olduklarını söylemiş. Ekonomik bunalımı izleyen yıllarda ise hızh nüfus artışının gının Sonu" adh kitabında top- olumsuz etkileri göz önünde bu- ladı. Tek çocuklann, kardeşle- ri olan çocuklardan farklı olma- dığı sonuoına varan Marion Rollin,"Yalnızca farklı şekiller- de büyüyorlar" diyor. Marion Rollin, tek çocuklann karakte- ristik özelliklere sahip oldukla- rını belgeleyen herhangi bir bi- limsel çalışmaya da rastlamadı- ğını belirterek bugune dek yapı- lan araştırmalan yüzeysel ve on- yargılı olarak nitelendirdi.Al- man gazeteciye göre bu araştır- malar daha çok her bir dönemin 'büyük aile' ya da 'küçük aile' ihtiyaçlarına cevap vermeye ça- lışıyordu. Yuzyıhmızın başında örneğin Amerikalı psikolog Stanley Hall, 'büyük aileye' övgüler lundurularak bilim, tek çocuk- lann disiplinini övmeye koyul- muş. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Amerika bir kez daha kadmlan çocuk doğurmaya teş- vik ederek tek çocukla yetinen anneleri kariyer düşkunü olarak nitelemiş. Öğrenci ve kadın ha- reketinin damgasını vurduğu altmışlı yıllarda da tek çocuk tekrar moda olmuş. Öyle ki 23 Apollo astronotunun 23'unün tek çocuk oluşu, bu eğitim bi- çiminin üstunlüğünun kanıtı olarak değerlendirilerek 1968 yı- lında uç kişilik Apollo 8 muret- tebatı 'Yıiın Adamlan' ilan edil- diğinde, 'New York Times' ga- zetesi 'Her biri de tek çocuk' di- ye başlık atmış. Tek çocuklann karakteristik davranış biçimleriyle ilgili ola- rak guvenilir veriler olmadığı halde, bu konudaki önyargılar toplum içinde öylesine yer etmiş ki, herkes belli 'tek çocuk semptomlanndan' söz ediyor. Oysa yapılan son araştırmalar tek çocukla kardeşleri olan ço- cuklar arasında gerek ruhsal ge- lişmelerinde, gerek toplumsal davranışlarında bir farklılık ol- madığını ortaya koyuyor. An- cak zekâ testlerinde tek çocuk- lar genelde daha başanlı oluyor- lar. Bunu da Marion Rollin şöy- le açıklıyor: "Okumak ve yo- runüamak pek çok tek çocuğun üstün yanını oluşturuyor. Çün- kü kardeşleri olmadığı için zo- nınlu olarak büyükleri kendine örnek alıyorlar." Öte yandan tek çocuklar, genelinde yalnız- lıktan şikâyeıçi. Çocuklann tum gunleri ders ve kurslarla prog- ramlanmış olduğundan, dost- lukların kurulabileceği sokaklar da çoğunlukla boş kalıyor. Neyzen Tevfik yanşması • Haber Merkesi — Pendik Belediyesi'nin duzenlediği Geleneksel Neyzen Tevfik Yergi ve Taşlama Yarışmasrnda" dereceye girenlere ödulleri dun verildi. Belediye Kultür Sarayı'ndaki törende konuşan Pendik Belediye Başkanı Burhan Köseoğlu, Neyzen Tevfik odüllerinin, belediyenin kültürel çalışmaları içinde sadece bir halka olduğunu, bu yöndeki etkinlikleri daha da arttıracaklarını söyledi. Yergi ve taşlama yarışmasında Ömer Nida birinci, İsmail Yıldırım ikinci, Ömer Lutfu Şadoğlu da üçüncü oldu. Ödul toreninden sonra akşam da Pendik Pen Otel'de davetlilere bir yemek verildi ve dereceye giren eserler okundu. Hoşgörü yıllan • NEVŞEHİR (AA) — Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, 1991 yıhnın Yunus Emre Sevgi Yılı olarak kutlanmaya başlandığını belirterek 1992 yılının 'Mevlana Hoşgörü Yılı', 1993 yıhnın ise 'Ahmet Yesevi Yılı' olarak kutlanacağını söyledi. Gezi ve incelemeler yapmak için Nevşehir'e gelen Bakan Zeybek, yapuğı açıklamada, Yunus Emre Sevgi Yılı nedeniyle ülkemizi tanıtıcı çalışmalar yaptıklannı kaydetti. Şarapçılık dosyası • ANKARA (AA) — Türkiye'de ilk kez, şarapçılık ve şarap kültürunü konu alan 'Şarapçılık Dosyası' adlı düzenli bir yayın çıkanlmaya başlandı. Dergiyi yayımlayan And Müzik Vakfı Başkanı Mehmet Başman'dan edinilen bilgiye göre dergi, şarapçılık ve şaraplar üzerine kapsamlı bilgiler içeriyor. Şarap türlerinden birlikte yenilen yemeklere, üzüm özelliklerinden aromalarına, saklamş ve içilişi ile ilgili ayrıntılara kadar birçok konuda tanıtıcı bölümler içeren dergide, şarapçılık dünyasından haberler, ödül kazanan şarapların tanıtımı da yer alıyor. Manavgat'a turizın merkezi • ANTALYA (AA) — Antalya'nm Manavgat ilçesinde 560 dönüm arazi üzerine 'turizm organize merkezi' kurulacak. Manavgat Belediye Başkanı Akay Şenel, Çolaklı mevkiinde, denize 1.5 kilometre sahili olan 560 dönüm arazi üzerinde yapılacak turizm organize merkezinin, yap-işlet-devret modeliyle gerçekleştirileceğini söyledi. Turizm organize merkezinde 6 bin yatak kapasitesi oluşturulacak. Burada 2 tatil köyü, 2 adet 4 yıldızlı otel, 8 adet 3 yıldızlı otel ve Antalya mimarisi tarzında kuçuk pansiyon ve evler yapılacak. Merkezde 8 bin metrekare ticari alan da bulunacak. Ekolojf nin ilk mezıınlari • ANTALYA (AA) — Türkiye Tabiatını Koruma Derneği tarafından Antalya'da açılan ekoloji okulu, 6 haftalık eğitimden sonra ilk mezunlannı önümuzdeki günlerde verecek. Türkiye Tabiatım Koruma Derneği Antalya Şubesi Başkanı Tuncay Neyişçi tarafından öğrencilere kurs süresince eko sistem kavramı, popülasyon dinamiği ve kaynakların sınırlılığı, kent ekolojisi, bitki, hayvan, toprak, su ve hava ekolojik sistemleri konusunda teorik bilgiler verildi. Hızh zayıflama zararlı • ANKARA (ANKA) — Kısa sürede gerçekleşen zayıflama ve kilo alma rejimlerinin, koroner kalp hastalıkları riskinı arttırdığı bildirildi. Türkiye Diyetisyenler Derneği'nin yayın organı Beslenme ve Diyet dergisinde yer alan bir yazıda son yıllarda yapılan araştırmalara gore şişmanlık faktorünun yaş, kolesterol, yüksek tansiyon, sigara tiryakiliği ve şeker hastalığı gibi faktorlerden bağımsız olarak kalp-damar hastalıkları riskini arttırdığı kaydedildı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog