Bugünden 1930'a 5,502,228 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 28 OCAK 1991 Kimyasal Silah Kargaşası Ankara'da milletvekillerine gaz maskesi dağıtılırken "Ankara riskli bölge mi? Riskli bölge ise niçin gerekli önlemler alınmıyor? Değilse devlet büyükleri neyin önlemini abyor?" sorularının yanıtını vermek son derece zorlaşır. Riskli bölgelerde yaşayan sivil halkın ciddi bir sivil savunma eğitiminden geçirilmesi ve önlem olarak gaz maskesi dağıtılması gerekirken bunJar yapılmadığı için bir arayış içinde olan halka, Atropin, aşı olarak tanıtılmaktadır. Bu yanlış bilgüendirmeye bizzat Sayın Sağlık Bakanrnın da katkısı üzüntü vericidir. Prof. Dr. ALİ ESAT KARAKAYA Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi F.Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Körfez bunalımının savaşa dönüşmesi ve Irak1 ın kimyasal silah kullanma tehdidinin yarattığı korku ülke genelinde âdeta bir paniğe dönüştü. Böylesine potansiyel bir tehlikede öncelikler sap- tanarak yapılacaJc bir program çerçevesinde akıla önlemler belirlenmeli ve uygulanmalıydı. Aşağıda açıklanacak hatalı uygulamalar ve toplumun za- man zaman yanlış bügilendirilmesi daha şimdi- den yurttaşlanmızın hayatlannı yitirmelerine ne- den olmaktadır.'1 ' Yıgma bilginin yarattığı kargaşa llk kimyasal silahın (klor gazı) 22 Nisan 1915 tarihinde Alman ordusu tarafmdan Belçika'da Ypers yakınlannda kullanılmasından günümii- ze kadar geçen sürede en az 100 kimyasal bu amaçla denenmiş veya kullanılmıştır. Yalnızca 1. Dünya Savaşı sırasında silah amaçlı kullanılan kimyasal sayısı 45'tir.'2 ' Sonuç olarak bugün kimyasal silah terimi, toksik (zehirlilik) etkileri- ne göre 8 grup altında toplanan 100 civarında kimyasal maddeyi kapsamaktadır. Ancak 8 yıl süren ve kimyasal silah kullanılan Irak-lran sa- vaşından elde edilen verileri ve günümüz kimya- sal silah teknolojisini dikkate alarak'3 ' 4 > Irak- ın 2 değişik kitlesel kimyasal silah kullanabile- ceğini söyleyebiliriz. Bunlardan biri sinir gazı sı- nıfından bir bileşik olan Tabun, öbürü ise vezi- kan etkili tperit'tir. Bir öncelik sıralaması yapı- larak söz konusu kimyasal silahlara yönelik ön- lemlerin programlanması ve bunlara ait korun- ma yöntemlerinin halka basit olarak anlatılma- sı gerekirken, akla her gelen ve önümüzdeki muhtemel savaşta kullanılması söz konusu olma- yan çok sayıda kimyasal bileşik, Içişleri Bakan- lığı Sivil Savunma Müdürlüğü'nün yayımladığı broşürde yer almıştır. Benzer hatalar bu konu- da basında yer alan açıklamalarda ve televizyon konuşmalannda da yapılmaktadır. Birkaç örnek vermek gerekirse; Sivil Savunma broşüründe muhtelif gazlar başlığı altında herbisitler (ot öl- dûrücüler)den de söz edilmektedir. Herbisitlerin harp silahı olarak çok özel bir uygulama alaru vardır. Amerika Birleşik Devletleri ordusu her- bisitleri Vietnam Savaşı sırasında gerillalann or- manda gizlenme avantajlanm ortadan kaldırmak amacıyla yaprak dökücü olarak ve Kuzey Viet- nam'ın tarun üretimini engellemek için kullan- mıştır. Fosgen, Difosgen, Hidrosiyanik Asit, Ar- sin gibi toksik gazlann kullanılması 1. Dünya Sa- vaşı tarihini ilgilendiren bir konudur. Bu gazla- nn kokulanndan nasıl tanınacağının halka ya- zılı veya sözlü basın ile anlatılmaya çalışılması bir fantezi niteliğindedir. Günümüzde güvenlik güçlerinin toplulukları dagıtmak veya zanlılann teslim olmasını sağlamak amacıyla kullandıkla- n göz yaşartıcı ve kapasite düşürücü gazların si- vil savunma broşüründe yer alması ne derece ge- reklidir? Toksik etkileri ayn ayn olan, dolayısıyla korunma ve ilk yardım önlenileri çok farklı olan bütün bu kimyasallann gerekli ayıklama ve ön- celik sıralaması yapılmadan bir bilgi yığını şek- linde halka sunulması, mutlaka düzeltilmesi ge- reken bir hatadır. Niçin Tabun ve İperit? Muhtemel bir kimyasal savaşta Irak'ın kulla- nabileceği kitlesel kimyasal savaş ajanlanmn 1a- bun ve tperit olabilecegmi belirtmiştik. Bu so- nuca nasıl vanlabildiğinin açıklanması gerekir. Irak-lran savaşı sırasında, 1925 Cenevre Ant- laşması hükümlerine aykırı olarak kimyasal si- lah kullanıldığı iddiaları üzerine Birleşmiş Mil- letler tarafmdan görevlendirilen toksikologlann araştırmalan sonucu Irak'ın kullandığı kimya- sal silahlann Tabun ve İperit ojduğu anlaşılmış- ür.(3) Irak niçin bu iki kimyasaf silahı tercih et- miştir? Aradan geçen sürede yeni kimyasal ajan- lar geliştirmiş midir? sorularının cevabım araş- tırahm. Fosgen, Difosgen, Klor gazı, Hidroksiyanik asit gibi kimyasallar günümüz kitlesel kimyasal silah kavramırun dışında kalmaktadır. Bunun se- bebi, fıziksel özelliklerinin kullanımda güçlük ya- ratması ve mevcutlarla karşılaştmldığmda tok- sisitelerin düşük olmasıdır. Tabun, kolinesteraz inhibitörleri adı verilen si- nir gazlan gnıbundandır. Bu grupta Tabun'dan başka Sarin ve Soman isimli kimyasallar da bu- lunur. Etkilerini kolinesteraz enzimini inhibe ede- rek gösterirler. Bu enzimin inhibisyonu sonucun- da organizmada sinir iletiminden sorumlu bir nö- romedyatör olan asetilkolin kolinerjik sinir uç- lannda birikir. Yeterli miktarda maruz kalımrsa 1-10 dakika gibi kısa bir sürede solunum felcin- den ölüm oluşur. Bu, günümuzde çok kullanı- lan bir grup böcek öldürücü tanm ilacının etki şeklinin aymdır. Aradaki fark; Tabun, Sarin ve Soman'ın toksisitelerinin yüksek olmasıdır. Söz konusu kimyasallann 0.8 miligramı bir insanı öl- dürmeye yeterlidir. Irak-Iran savaşı sırasında bu üç sinir gazı içe- risinde Tabun'un kullanılmasının sebebi, Tabun- un uçuculuğunun az olmasıdır. Bu durum, söz konusu kimyasalın uygulandığı ortamda daha uzun kalmasını sağlar. Muhtemel bir kimyasal savaşta meteorolojik koşullara göre Sarin ve So- man kullanılsa dahi, gerek etki şekli gerekse ko- runma önlemleri yönünden bir değişiklik olma- yacaktır. Son yıllarda sinir gazlan sınıfından VX kod adıyla anılan yeni bir kimyasal silah üretil- miştir. VX de Tabun, Sarin ve Soman gibi koli- nesteraz inhibitörüdür. Farkı, toksisitesinin 3 kat daha fazla oluşu ve deri yolu ile çok daha kolay etkili olabilmesidir. VX'in bir diğer özelliği de daha kalıcı olmasıdır. Yukanda saydan özellik- ler VX'i en etkili sinir gazı olarak karşımıza çı- karmaktadır. VX bugün yalnız Amerika Birle- şik Devletleri ve Sovyetler Birliği'nin kimyasal si- lah stoklan arasında bulunmaktadır. Irak'ın VX üretmesinin teknolojik yönden mümkün olma- dığına inanılmaktadır. Irak'ın ürettiği ve kullandığı başka bir kimya- sal silah, Iperit'tir (kükürtlü hardalgazı). İperit, vezikan (deri ve mukozayı tahriş edip, kabarcık- lar oluşturan) özelliktedir. öncelikle solunum yollan mukozasında oluşturduğu hasar ölüm ne- denidir. Sinir gazlan ile karşılaştırıldığında tok- sisitesi daha düşüktür. Kişi başma öldürücü do- zu 12 miligram civanndadır. Sıvı bir madde olan İperit 10°C'de katılaşır. Kış koşullannda kulla- nunmda karşılaşılan bu güçlük, Iperit'in başka türevleri ile kanşımlan hazırlanarak aşılmaya ça- lışıhr. tperit kolay sentez edilebilmesi, kalıcı özel- likte oluşu ve deriden de etkili olması sebebiyle I. Dünya Savaşı'nda takılan "Kimyasal Silahla- nn Kralı" adıyla anıhr ve halen popüler bir kim- yasal silahtır. Korunma kargaşası ve sonnç Kimyasal silah tehdidi ile karşılaşan ilk ülke biz değiliz. Ama en özgün (orijinal) korunma yöntemlerini keşfeden ülke olmak yolundayız. Si- vil savunma için gereken yapılmayınca, özgün, ama yaran çok tartışmalı fikirlerin ortaya çıkı- şııu yadırgamamak gerekir. Kimyasal silah tehdidi altında olan bir Ulkede öncelikle yapıiması gereken, risk bölgeleri'nin be- Urlenmesidir. Muhtemel saldırganın silah men- züi tahmin edilebiuyorsa cepheye çok yalun böl- gelerde yapıiması gerekenler ile cepheye 900 km. uzaklıkta, örneğin Ankara'da abnacak önlemler ayrıı değüdir. Ankara'da milletvekillerine gaz maskesi dağıtılırken "Ankara riskli bölge mi? Riskli bölge ise niçin gerekli önlemler alınmıyor? Değilse devlet büyükleri neyin önlemini alıyor?" sorulannın yanıtını vermek son derece zorlaşır. Riskli bölgelerde yaşayan sivil halkın ciddi bir sivil savunma eğitiminden geçirilmesi ve önlem olarak gaz maskesi dağıtılması gerekirken bun- lar yapılmadığı için bir arayış içinde olan halka, Atropin, aşı olarak tanıtılmaktadır. Bu yanlış bil- güendirmeye bizzat Sayın Sağlık Bakanı'nın da katkısı üzüntü vericidir.(î) Proflaktik (ön koru- yucu) hiçbir etkisi olmayan Atropin'in aşı ola- rak algılanması, gereksiz Atropin enjeksiyonla- n sonucu oluşan zehirlenmelere yol açmaya baş- lamıştır. Atropin, sinir gazlanna kârşı kullanılan bir an- tidottur. Ancak tek başına antidotal etkisi sınır- Iıdır. Sinir gazlan ile zehirlenmede Atropin'in ya- nında enzim reaktivatörleri, örneğin 2-PAM'ın da kullanılması antidotal etkiyi arttınr. Ancak yukanda açıklandığı gibi sinir gazlan öldürücü etkilerini çok çabuk gösterdiklerinden cephede- ki askeri birlikler gibi yüksek risk gruplan gaz maskeleri ile korunsalar dahi, yanlannda kulla- nırna hazır pratik enjektörler şeklinde Atropin veya Atropin+PAM preparatlan taşırlar. Bu ko- nuda eğitilmiş askerler sinir gazı saldınsı sırasın- da bu antidotları kendilerine uygularlar. Çok yüksek risk gruplan için proflaktik bir etki iste- niyorsa saldın öncesi 8 saatte bir piridostigmin tabletleri kullanıhr. Ancak bütün bu uygulama- lar askeri birlikler içindir. Sivil halka Atropin1 in tâvsiye edihnesi şeklinde bir uygulama yok- tur, zararüdır. Bir an için sivil bir yüksek risk gru- bu düşünülse dahi, bir sinir gazı saldınsı sırasın- da kullanmak üzere Atropin dağıtılacaksa, bu, rasgele bir tavsiye ile değil, nasıl kullanılacağı öğ- retildikten sonra olmahdır. Sonuç olarak kimyasal silahlara karşı sivil sa- vunma amacıyla bugüne kadar yapılan ve yapıl- mayanlar, uyarıların ışığında gözden geçirilerek gerekli önlemler süratle aiınmaJıdır. 1. Sığınak Facialan. 12 ölü. Milliyet Gazetesi 17 Ocak 1991. S.6. 2. Beswick, KW.: Chemical Agems Used in Riot Controi and Warfare. Human Toxicol 2: 247 (1982). 3. Heyndrick.x, R (Ed): Second World Congress; New Com- pounds in Biological and Chemical Warfare. Ghent (1984). 4. Harris, RL. et aL Chemicals in War Encyloppedia of Che- mieal •fechnology Vol. 5 S. 393 (1984). 5. Haia Şıvgın'ın Beyanatı. Nokta Dergisı 27 Ocak 1991. S. 28. EVET/HAYIR OKTAYAKBAL Kamplarının İçyüzü! "Ortaya çıkarmakta olduğumuz gerçeklere uzun süre inanamadık" diye başlamış James Becque... Inanılmayacak olay, ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra Amerikan ordusunun eline geçen Alman askerlerinin durumu... Bu konuyla ilgili belgeler ortadan kaldırılmış, ama Becque, titiz bir çalışmay- la saklanan sırlann bir bölümünü ortaya çıkarmayı başarmış... 'Orğ^rKayıplar'deyimi, 'ölüm'ü belirtiyor. "Akrilara durgun- luk verecek sayıda her yaşta erkeğin, ayrıca kadın ve çocu- ğun Amertkan ve Fransız kontrolündeki savaş esirferi kamp- İannda 1945 Nisanı'ndan itibaren, yani Avrupa'da savaşın bi- timinden hemen önce başlayan süre içinde, açık havadan, sağlıksız koşullardan, hastalıktan ve açlıktan öldüğü artık an- laşılmıştır." Ûlenlerin sayısı bir milyona yakın. Ustelık de savaştan za- ferie çıkan devletlerin sorumluları ellerinde yeterli erzak, ola- nak bulunduğu halde bu sonucu bile bile yaratmışlar. Yar- dım kuruluşlarının el uzatmasına Amerikan kamplarının ko- mutanları izin vermemişler. Bütün bunlar kamuoyundan sak- lanmış, Figaro ve Le Monde gibi gazeteler gerçeği açıkla- mak istemişlerse de onlara yalan söylenmiş, bütün kayıtlar ortadan kaldırılmış... "Diğer Kayıplar" adlı kitabın (E Yayınları) önsözünde ABD'li emekli Albay Ernest F. Fisher, "Eisenhovver yalnız Nazi reji- mine değil Almanlarla ilgili her şeye karşı duyduğu tutku ha- lindeki nefref'in bu korkunç sonucu yarattığına deginerek di- yor ki: "Amerikan ve Fransız işgal bölgelerinde beş milyondan faz- la Alman askeri dikenli telle çevrilmiş alanlara sokuldu. Ço- ğu, kelimenin tam anlamıyla omuz omuzaydı. Ayaklarının al- tındaki toprak çok geçmeden bir pislik ve hastalık yuvası ol- du. Açık havada, en basit sağlık gereksinimlerinden bile yok- sun, yeterince beslenmeyen esirler kısa zamanöa açlıktan ve hastalıktan ölmeye başladılar. 1945 Nisanı'ndan başlaya- rak ABD ordusuyla Fransız ordusu, yaklaşık bir milyon Al- manı hiç umursamaksızın yok etti, bunun çoğu da ABD kamplannda yer aldı. Benzeri yaşanmamış bu facia kırk yıl boyunca müttefik arşivlerinde bir sır olarak kaldı." Emekli Albay Fisher'a göre ölümlerin sayısı, 1941 Hazira- nı ile 1945 Nisanı arasında tüm Batı cephesinde Almanlar- ca öldürülen müttefik askerlerinin sayısından fazladır. Ne kadar gizlenirse gizlensin savaşlarda işlenen suçlar eninde sonunda ortalığa dökülür. Şu günlerde yine bir sa- vaş yaşanıyor. Karşılıklı esirler alınıyor. Bu esirler TV ekran- larında dünyaya gösteriliyor, hatta bombalanacak önemli te- sislerde ölümle karşı karşıya bırakılıyor. Bağdat TV'si de, Ame- rika'ya seslenen esir pilotların ağır davranışlarla karşılaştık- larını gösteriyordu. Ya işkenceden geçirilmişler ya da dayak yemişlerdi. Müttefiklerin eline geçen Iraklı askerlerin ne gibi ağır koşullarda olduklannı ise bilmiyoruz. Sanılır ki Ameri- ka, Fransa, İngiltere gibi 'uygar' ülkeler esirlere kötü davran- maz! Becque'nin yıllar süren araştırması sonucu, 1945'te bir milyon esir Almanın planlı biçimde yok edilişinin öyküsünü okuyunca bu 'uygar'lığın inanılacak bir yanı olmadığı ortaya çıkıyor! "Diğer Kayıplar" nedir? Bunu 1945'te ABD ordusunun Alman İşleri Bölümü Başkanı olan Albay Lauben'e sormuş- lar, şu yanttı vermiş: "Diğer kayıplar, ölenler ve kaçanlardır." Peki kaçan kaç kişi? Lauben itiraf etmiş: Kaçanlar, esirierin 0.1'inden de az! Kitaptan çok ilginç bir bölümü birlikte okuyalım: "Sofrada akşam yemeği yenirken Mareşal Jozef Stalin sa- vaş birtiğinde elli bin Alman subayını toplayıp kurşuna diz- mek istediğini söylüyordu. VVinston Churchill çileden çıkıverdi. 'Ülkemin onurunu böyle bir vahşetle ayaklar altına almak- tansa şimdi beni bahçeye çıkarıp kurşuna dizsinler daha iyi' diye parladı. iki eski düşman arasında havanın gerginleşti- ğini gören Franklin Roosevelt işı şakaya vurmaya çalıştı. Bu resmi toplantıda ev sahibi durumundaki Stalin diplomatça davranmaya karar verdi, masanın çevresinde oturmakta olan dokuz kişiden bu konuda 'evet-hayır' cevapları istedi. ABD Başkanı'nın oğlu Tuğgeneral Elliott Roosevelt kadehini kal- dırırken, 'Yalnız elli bin değil, daha yüzlerce bin Nazinin ölü- mü şerefine' dedi. Churchill afallamıştı. Elliott'un 'ABD ordu- sunun da bunu destekleyeceğinden eminim' dediğini duy- du. Stalin, genç Roosevelt'i kucakladı, birlikte Almanların ölü- mû şerefine içmeyi önerdi." Bu konuşmalar belki şakaydı, ama gerçekte içteki duygu- ların belirtilmesiydi. Nitekim savaş sonrasında ABD esir kamplanndaki bir milyon Almanın açlıktan, hastalıktan, bas- kıdan öldürülmesi bu konuşmanın o kadar da 'şaka' olmadı- ğını göstermiştir. "Diğer Kayıplar" şu günlerde ibretle, ilgiyle okunan, 'demokrasi' adına savaştıklarını -dün de bugün de- söyleyen- lerin içyüzlerini gösteren bir belge... Türkive ^'azarl.ır Scndikası Lstalarımızla Birlikte Melih Cevdet Anday Açıhş Konuşması Oktay Akbal Katılanlar Uhan Selçuk Konur Ertop Ali Sirmen u ı t} v. ^ Hayati Asılyazıcı , •-. • Orhan Koçak Melih Cevdet Anday'dan Şiirler Müsfik Kenter Melih Cevdet Anday'dan Tiyatro Engin Şenkan Serpil Tamur Melih Cevdet Anday'dan Dialar Isa Çelik Şarkılar Eser Noyan Engin Noyan Sunan Candan Sabuncu 28 Ocak 1991 Pazartesi Saat: 18.00 Beyoğlu Karaca Tiyatrosu Davetıyeler: Cumhunyet Kıtap Kulübü, Akademı Kıtabevı, Gençlık Kıtabevi, Yazariarevı (Mülkiyeliler Bırlığı Kuruçeşme Lokalı), Karaca Tiyatrosu, T. Yazarlâr Sendıkası (145 08 02) TÜRKİYE BARIŞ GmİŞİMİ Ulusumuz, günlerdir bir savaş ortamına sürüklenmenin ağır bunalımını yaşıyor; bir ateş çemberine sürüklenmek isteniyor. Bu nedenle: 1. Körfez savaşında, hemen bir ateşkes ilan edllmesini, sorunun halklann özlemleri doğrultusunda ve görüşme- lerle çözümünün sağlanmasını, 2. Ulusumuzun güvenliğini sağlayacak yerde bir savaş nedeni konumuna gelen yabancı askeri üslerin ve tesisle- rin ülkemizden çıkarılmasını gerçekleştirmek üzere, top- lumumuzun tüm barışsever kesimlerini sürekli çaba harcamaya çağınyoruz. Mahmut DİKERDEM Teoman ALPTÜRK Münir CEYLAN Enis COŞKUN Mustafa EKMEKÇİ Ali GİTMEZ Nevzat HELVACI Alpaslan IŞIKLI fletişim için: Reha fSVAN Reşat KADAYIFÇILAR Ercan KARAKAŞ Yakup KEPENEK Leziz ONARAN Selim ÖLÇER Uhan TEKELİ Melih YILMAZ 9 (4) 229 92 82 ANMA Oğr.etmen - SÜREYYA AKSOY (1.6.1943-28.01.1990) Sensiz geçen bir yıl! Artan bir sevgi ve özlemle yüreğimizde yaşıyorsun. Aiiesi adına ZERRtlV AKSOY TİREBOLU SULH CEZA HÂKİMLİĞİ'NDEN Hâkim: Nilüfer Cengiz 25262 Kâtip: Kaam Çırak Davaa: K.H. Sanık: Hasan Patan Esas: 1990/25 Karar: 1990/25 Suç tarihi: 19.2.990 Gıda Maddeleri Tüzüğüne muhalefet suçundan sanık Doğankent nahiyesi nüfusunda kayıtlı Şükrü ve Kebire oğlu 1948 D.lu Hasan PA- tan'ın TCK. 398, 3506 sy. ek 2'nci mad. deg. TCK. 19'ncu mad. 647 sy. 4, TCK. 72, 647 sy. 5. TCK. 402/1, 2 maddeleri gereğince 490.000 TL. ağır para cezası ile cezalandınlmasına - cünne vasrta kıldığı meslek ve sanatın ve ticaretin üç ay süre ile tatiline, 7 gün süre Ue işyerinin kapatılmasına karar verildi. Basın 18471 T.C. Resmî Gazete;»•*•! 1131 J - T Tki» l l t * YARGI B O L Ü M Ü ANAYASA MAHK£M£Sİ KARARI MESLEKTAŞLARIMIZA ÇAĞRI Basılı evrakla ilgili Anayasa Mahkemesi kararı yukanya çıkarıl- mıştır. Burada, söz konusu evrakın zorla satılamayacağı açıkça vurgulanıyor, ama adliyelerde Anayasa Mahkemesi karan hiçe sa- yılıyor ve yasa dışı bir uygulama sûrdürülüyor. Fona para ödeme- yenlerin davaları ve takipieri kabul edilmiyor. Yani, ticarete bulaştırılan adalet genelgelere boyun eğiyor. Ancak avukatlık çö- züm üretme sanatıdır. Biz, yaratılan fiili durumu aşacağımıza ına- nıyoruz. Bu nedenle 29 Ocak 1991 günü, saat 11.00'de, Su/tanahmet Adliyesj'ndeki baro odaanda buluşacağız. Bastn top- lantısı yapıp düşündüğümüz yollan açıklayacağız Ayrıca, Anaya- sa Mahkemesi kararını içeren 18.1.1990 günlû Resmi Gazete'yi okumaları için Adalet Bakanlığı'na postalayacağız. Meslektaşla- rımıza duyuruyoruz. İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI İLAN ŞARKİKARAAĞAÇ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'NDEN BİLDİRİLMİŞTİR Esas Sayısı: 1988/319 Davacı Mehmet Gözütok vekili tarafmdan davalılar Hanife Işık ve 10 arkadaşı aleyhine açılan tapu iptali ve tescil davasında davacı ve- kili davalıların murisi adına kayıtlı Şarkikaraağaç Çarıksaraylar ka- sabası Suvar tnahallesi harımardı mevkiinde kain parsel 3450'de ka- yıılı tapu kaydının iptali ile 3/4'ünün davacı adına tesçilinı dava di- lekçesinde talep etmiştir.a Yargılama sırasında davalılardan Huriye Karagöz ve Döndü Zen- gin'in adresleri tespit edilmediğinden dava dilekçesi ve duruşma gü- nünün bu davalılara ilanen tebliğine karar verilmiştir. Adı geçen davaJıların duruşma günü olan 11/3/1991 günü saat 9.00'da bizzat duruşmaya gelmeleri ve kendilerini vekille temsil ettir- meleri, özürsüz olarak duruşmaya gelmedikleri veya kendilerini ve- kille temsil ettirmedikleri taktirde yokluklarında yargılama yapılarak karar verileceği ilanen tebüğ olunur. Basın 45346 İLAN BÜNYAN ASLİYE HUKUK HÂKİMLİĞİN'DEN Dosya No: 1984/136 Davaa, Hazine adına Bünyan Mal Müdürlüğü vekili Av. Betül Öz- kan tarafmdan davalılar Bünyan'ın Ağcalı köyünden Osman, Ali, Şakir, Hasan, Talat, Hafize, Müzeyyen, Hayriye, Yümaz ve Fatma Şahin aleyhine açılan Ağcalı köyünün Danışıktepe mevkiinde kain 1106 parsel sayılı taşınma2ın tapu kaydının iptali ve ra$ımnazın me- ra olarak tespiti davasmda: Davalılardan Salih (Saliç) Gümüş'ün Pı- narbaşı ilçesi Kayaönü köyü adresine dahili dava dilekçesi lebliğ edi- lemediğinden ve yapılan zabıta tahkikatında da adresi meçhul kaldı- ğından adı geçen dahili davalı Salih (Saliç) Gümüş'ün Bünyan Asli- ye Hukuk Mahkemesi'nin 1984/136 esas sayılı dosyasımn 6/2/1991 tarihindeki duruşmasında hazır bulunması veya kendisini bir vekille temsil ettirmesi, gelmediği takdirde yokluğunda duruşma yapılacağı ve karar verileceği dahili dava dılekçesimn tebliği yerine kâim olmak üzere ilanen tebliğ olunur. Basın: 45318 Galatasaray mezunu, Boğaziçiliden ortaokullara Frn. îng. ve matematik derslcri Tel: 164 35 16 günün her saati CUMHURtYtT'TEN OKURLARA... OKAY'GÖNENStN Naklen Savaşın Sansürü... W aklen savaş doyurucu oldu mu? Yaratılan hava çok cazipti. Savaşı maç izler gibi izleyecektik,. Bu maçın süresinin yaklaşık 48 saat olacağı söyleniyordu... İyi hazırlanmış, altyapısı güçlü, taraftan daha kalabalık olan Amerikan takımı, deneyimli, çağdaş ve kıvrak kaptanlarımn yönetiminde maçın favorisi olarak sahaya çıktı... Karşı taraf, kaba güç kullanmaya meraklı, az sayıda taraftarını çoğaltmak için küçük gösteriler yapan, kabadayı tavırlı, siyasal esneklikten habersiz kaptanlarımn yönetiminde savunma taktiğini benimsedi... Maçı bu düzende izlemek için koşullandırılmış olarak televizyon başına oturan milyonlarca insan ilk görüntülerin verdiği heyecanı yaşamaya başladı. Bu arada ikinci savaş da başladı, medya savaşı... Büyük televizyon yayıncıları birbirleriyle savaşırken, yazılı basın belki de ilk kez böyle önemli bir olayda ilgi azlığından yakınmaya başladı. TV savaşını, bütün dünyanın bu savaşın alanı olduğu bir ortamda Amerikan CNN kazanıverdi. Çok iyi hazırlanmıştı, öyle ki Iraklı yetkililerle uydudan görüntü nakillerini garantilemek için daha ağustos ayında görüşmelere başlamıştı. Televizyonda iki kanalda 24 saat CNN izlenen Türkiye'de de doğal olarak gazete satışlan olayın gerektirdiği miktarlara ulaşmadı. İnsanlar TV'de izledikleriyle yetindiler. Olayın yazılı basını fazla yakından ilgilendiren bir yanı da savaş havasının getirdiği psikolojik gerilimin ekonominin her kesimini hızla etkisi altına alması oldu, dolayısıyla duran piyasada basının reklam gelirleri de neredeyse bıçakla kesilmiş gibi kesildi. Haber alma bölümünde ise baştaki olağanüstü beklenti hızlı bir doyumsuzluğa dönüşme eğilimine girdi. Savaşı maç gibi naklen izlemek bir yana, görüntülerin ağırlığı, telefonla bilgi veren muhabirlere, askeri ve siyasal yetkililerin basın toplantılarına ve TV stüdyolannda yapılan uzun görüşmelere kaymaya başladı. Naklen savaş yerine dozu giderek artan bir durgun yayıncılığa geçilmesinin en temel nedenlerinden biri Irak, ABD, Israil, Suudi Arabistan ve İngiltere'de yazılı ve görsel başına doğrudan sansür uygulanmasından kaynaklanıyor. Suudi Arabistan'daki gazeteciier yalnızca Amerikan yetkililerinin verdikleri brifingler ve tek bir sansürlü 'havuz'dan aldıklan haber ve görüntülerle yetinmek zorundalar. Irak tam bir kapalı kutu. İsrail ve Ürdün'de gazeteciier istedikleri gibi dolaşamıyor bile. Bunun sonucu da bütün bu ülkelerde fısıltı gazetesinin harekete geçmesi, en aniamsız söylentilerin yayılması... Türkiye'de ise savaşa ilişkin ilk sansür olayı, CNN'in incirlik haberinin TRT tarafmdan gizlenmesi oldu. TRTnin yapısı dolayısıyla böyle bir sansür belki doğal bile karşılanabilir. Ancak başka sansüher de var, olmaması gereken. Örneğin öğreniliyor ki, Amerikan TV ve radyolarından rica ediliyor İncirlik ve Türkiye haberlerinin pek üstüne gitmemeleri için, Amerikalılar da bu ricaya uyuyorlar. BBC ise, gelişmelerde Türkiye'nin aldığı role ilişkin geniş bir habercilik yapınca Cumhurbaşkanı Turgut Ozal'ı kızdırıyor. Ama en sevimsiz uygulamalar hafta sonu gerçekleşti; önce 2000'e Doğru dergisine el -> kondu, sonra da Mülkiyeliler Birliği'nin düzenlediği ve muhalefet liderlerinin katılacağı 'Savaşa Son' paneli yasaklandı. Ankara'nın savaş politikasının mimarı olan en üst düzey yetkililerin nesnel habercilik yapmaya çalışan Türk basınından rahatsızlıklan kendi ağızlarından da dile getirilmeye başlandı. Basının, Özal'ın politikasına yardımcı olması bekleniyor. Bunun nasıl olacağını aktaralım: —Her an bir Irak saldınsı olabilir izlenimini veren, paniğe yol açabilecek haberleri büyütmeyerek, —Irak'ın askeri gücünü abartan haberler koymayarak (Gerçi ABD Başkanı Bush, Irak'ın dünyanın 4. büyük askeri gücü olduğunu söyledi, ama biz komşu olduğumuz için durumumuz farklıl), —Saddam ve Irak yönetimini yücelten haberler koymayarak, —Bütün Arap ülkelerini Türkiye'ye cephe almış gibi göstermeyerek, —Türkiye'nin Irak'ta toprak kazanması konusunda değeıiendirmeler yapmayarak, —Irak'ta Kürt devleti kurma girişimlerine ilişkin yorumlara girmeyerek, —İran ve yönetimi hakkında olumsuz haber ve yorumlar yayımlamayarak... Bu, yardımcı olma koşullarını tartışmakta yarar var mı? Bir koyup yirmi almak için yola çıkmışken... İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEKOKULU MÜDÜRLÜĞÜ YABANCI DİLLER EGİTİM KOORDİNATÖRLÜĞÜ VII. DÖNEM İNGİLİZCE EĞİTİM PROGRAMI Yüksekokulumuz Yabancı Dü (Ingilizce) eğıtim kurslanna 1990-1991 Eğitim-öğretim yılında da devam etmektedir. VII. Devre Ingilizce Eğitim Kurslanmız Londra Üniversitesi Ingi- lizce Bölümü ile işbirliği doğrultusunda düzenlenmekte olup, hafta içi ve hafta sonu olarak iki ayn grup halinde acılacaktır. Kurslanmıza müracaat eden adaylar seviye testinden geçirüdikten sonra sınıf belirlenmesine göre eğitiıne başlayacaklardır. Kurslanmızırı eğitime başlama tarihleri: Hafta Arası 5 Şubat 1991 Salı Saat: 16.00-19.00 Hafta Sonu 23 Şubat 1991 Cumartesi Saat: 9.30-13.30 Geniş bilgi için merkezimiz sekreterliğine başvurulabilir. ADRES: 1.0. Sosyal Bilimler Meslek Yüksekokulu. Ümit Doğanay Cad. No: 6 Kat 1-2 Beyazıt llkokulu Karşısı Beyazıt/İstanbul Tel.: 527 58 15 - 512 94 06 İSTANBUL 10. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ EsasNo: 989/1181 Karar No: 990/1147 Davaa: K.H. Müdahil: lst. Muhakemat Müdürlüğü Vekili: Av. Huriye Topçuoğlu Sanık: Hacı Can-Halit ve Fatma'dan olma. 960 dogumlu.Adıya- man Gerger, Dallarca H: 5-54'te nüfusa kayıtlı Güngören, Sanayi Mah. Yeşilyurt Sk. No: 7, D: 6. Uhıbay Apt'da ikâmet eder. Suç: 213 sayılı VUK. muhalefet .Suç tarihi: 23.1.985 Karar tarihi: 28.12.990 213 sayılı VUK, muhalefetten sanık Hacı Can hakkında yapılan yargüama sonunda eylemine uyan 213 sayılı VUK 344/1.358.360. maddeleri uyannca 1 ay hapis cezası, beher günü 12.262 TL. para cezasına tahvili Ue 367.860 TL. ağır para cezası ile tecziyesine, ayrı- ca I ay süre ile ticaret, sanık ve meslek icrasından menine, 647 sayüı yasanın 6. maddesi uyannca cezasının ertelenmesine, hükUm özeti- nin karar kesinlestikten sonra masrafı samktan alınmak üzere Istan- bul'da yayımlanan gazetelerden birinde ilan edilmesine, müdahil vekille temsil edildiğinden Av.As. ücret tarifnamesine göre 100.000 TL. raaktu ücreti vekaletin sanıktan ahnarak müdahil tarafa veril- mesine, yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazıne'ye irad kay- dına, yasa yolu açık olmak üzere sanık ile müdahil Hazine vekilinin yuzüne kar şı C. sav. huzurunda isteme uygun olarak karar verildi.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog