Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

28 OCAK 1991 CUMHURİYET/17 HAVA DURUMU TURKIYE'DE BUGÜN Ueviet Meteoroloıı Işlen Genel Mûdûriüğû'nden alınan bıtgrye gö- re; yurdun batı kesımlen parçalı bulutlu, ıç ve doğu kesımlen sa- bar Saaöennde sıslı dığer yerler az bulutlu ve açık geçecek HA- \A SICAKLIĞI Onemlı btr değrşık- lık olmayacak RUZGÂR Kuzeyve batı yönlerden hafıf, ara sıra orta kuvvette esecek DENIZLERIMIZ- DE Marmara Kuzey Ege ve Ka- radenız'de gûndoğusu ve poyraz, dığer denızlenmızde kıble ve ke- şıslemeden 3 ıla 5, yer yer 6 kuv- vetınde, saatte 10 ıla 21. yer yer 27 denız milı huzta esecek. Denız mutedıl datgalı olacak. göruş uzaklığı 10 km dolayında olacak Van gölünde hava Az bulutlu geçecek Rüzgâr kuzey ve batı yönlerden hafif ara ara orta kuvvette ese- cek Göi kûçûk dalgaJı, görüş uzaklığı 10 km dolayında bulunacak Adana Adapaan Adyaman Myon Ajn Ankara Antakya Analya Artvm Aydm Baktesr Bıleak 8mg6l Bıtts Balu Bursa Çanaıdale Çorum Denrt A 11° 2° Dıyamalar B 8° f Edırne A 4° -8° Erzmcan A 0° 12°Eıamjfli S -W-31°EslQşehır S «• 7° Saoantep 2° °û A B S S S A A 12° 4° âresun B A 13° 1° Gûmüşlane B A 11° 0°lsparta A 8 8° 6 Istanbul B B 7°-6° lantr A S -8° 19°Kâfs S -4° U°K2Sfemonu B f MPKayserı B 8° -4° KııUaıei B 9° 1°Konya B 3°-S°KûtaHya A 7°-2° MaiHya 6° 6° Marasa 8° 5° K Maraş 2° t2°Mersm •6° 29°Mui)ta 2° W>Muş 7° 5° Nıdde W> 4°0rdu 0°-8°(te 0° 12°Samsun 2° ICrSÎrt 9 fSmoç 10° 1° Snas 7° 23°-fekrtaO 1°-S° labzon -1° 12°lmceü 0° 0° 12°Vtagal 3° -5° ZonguUak A 9° 3° A 6° 4° A 13° 3° A 7° 2° S 12° 25° si'ff B 9° 4» B 8° 4° B 9° 4" A 6°-4° B 8° 5° S -2» -9° B 10° 2° B 9° 3° S 2° 12° A 5°-6° S 2» 13° S -2°-13» B 7» 3° aç* yaOmurtu ^ f e ssi /?karlı A-açık B-buluUu &fluneşi K-kark S-SBh Y-yajnnrtJ BULMACA SOLDAN SAĞA: 1 2 3 1/ Bir işi yılmadan sonuna dejHn götu- ren. 2/ öldürucü hastahk salgını... Kulak ıltihabı. 3/ Bir şey üzerindeki gerekli bılgi... Hel- yum elementinin simgesi. 4/ Derebey- lık Japonyası'nda savaşçı. 5/ Eskiden harman ürünlerin- den onda bir oranın- da alınan vergi... Ağaç kutüklerinden yapılma, lsviçre'ye özgu dağ evı. 6/ Hasta... Zehir. 7/ tki tarla arasında sınır... Üstü top- rakla örtulü saman yığını. 8/ llaç... Çekirdekli pamuk. 9/ Etli, yuvarlak- ça ve şişkin olan sap kısmı yenen la- hana çeşıdı... Parola. YUKARIDAN AŞAGlYA: 1/ Turnagagası da denilen, yaprak- ları guzel kokulu bir bitki. 2/ Ulus- lararası Çalışma OrgutU'nün simge- si... Yakası kurklu ve kolsuz kaput. 3/ Resim yapan sanatçı... Fas'ın plaka işareti. 4/ Derinlere ka- dar işleyen dolama. 5/ Kemiklerin yuvarlak ucu... Yapraklan salata gibı yenen kokulu bir bitki. 6/ Butün olanaklar gözö- nunde tutularak kara, hava ve deniz birliklerinin yerleştirilme- si biçımi.. Rüya. 7/ Bir gıda maddesi... Gözleme. 8/ Sofrada kullanılan sahan altlığı... Lityumun simgesi. 9/ Su bulunma- yan yerde su niyetiyle toprak, kum gibi şeylerle abdest alma. 60 YIL ÖNCE Cumhuriyet Metre sistemi 28 OCAK 1931 Kullanılacak ölçttler için metro sisteminin kabulüne dair olan lâyihaya göre, alelûmum mukavele ve akitlerle fatura, tıcaret defterleri, ilân ve sair ticari evrak ve vesikalarda bu ölçülerden maadasırun kullanılması memnudur. Bu gibi akit ve vesikalardaki miktarlar, metro sistemi ölçülere göre yazılmış olmadıkça muteber değildir. Bu maddenin hükmü, sayı ile alınıp satılanlara şamil değildir. Bu kanundaki ölçü kelimesi, tartıyı da ifade eder. Her nevi ölçüler, bu kanun ahkârnı dairesinde ayarlanmış olacaktır. Bu mecburiyet, sınaî müesseselerde imalât miktarlarını tesbit hususunda kullanılan ölçü ve tartılara demiryolu yük vagonlanna ve işçi gündeliklerini tesbit için kullanılan nakliye vasıtalarına dahi şamildir. Turkiye'de, metro sistemi ölçülere göre tanzim edilmemiş ölçülerin yapılması ve ayarlanmamış ölçülerin satılması memnudur. Akıcı maddelerin tartılmasında litre kullamlacaktır. Ölçuler, ilk defa, senelik ve anî olmak uzere üç türlü muayeneye tabidir. Bu kanunun tatbiki için merkezde tktisat Vekâletine merbut (ölçüler umum müdurluğü) teşkil edilecektir. Turkiye hukumetı, beynelmılel ölçuler burosuna ıştirak edecektir. 30 YIL ONCE Cumhuriyet Santa Maria 28 OCAK 1961 Portekizlı ıhtilâlcılerin ele geçirdikleri Santa Maria lüks yolcu gemisini takip etmekte olan Amerikan filosuna mensup destroyerler dün gece gemi ile irtibat temin ederek kaptan Galvao'dan yolculan en yakın bir limana çıkarmasını ikınci defa talep etmişlerdir. Porto Rico'daki Amerikan deniz üssu Kumandanlığı, Santa Marıa'nm mesajı aldığından emin olduklarını, fakat cevap verilmediğini açıklamıştır. Daha sonra tekrar gemi ile yapılan bir telslz muhaberesinde yolcuların Brezilya'da Luzia limanına çıkanlmasını, limanda bir Amerikan muhribinin gemiyi bekliyeceğı bildirilmişse de buna da henüz bir cevap alınamamıştır. Kaptan Galvao dun New York'taki National Broadcasting Şirketine gönderdiği bir mesajda Amerikan makamları ile gemide göruşmeğe hazır olduğunu ifade etmiştir. Diğer taraftan Amerikan atom denizaltısı da dün gece Santa Maria ile temas temin etmiştir. Geminm hâlen Angola'ya doğru olan rotasında bir değişiklik tesbit edilmemiştir. Angola Genel Valisi bir acıklamasında Lizbondan talimat bekledığıni, fakat daha önce her türlü tertibatı aldığım söylemiştir. Buna mukabil Caracastaki Galvao taraftarlan Angola ve diğer Afrika mustemlekelerinin kendilerini destekliyeceklerinden emin bulunduklannı belirtmişlerdir. Bu çevreler pek yakmda sürgilndeki Portekiz hükümetinin tanınmasuıı beklemektedirler. Son dakikada alınan bir habere göre, gemide bulunan 42 Amerikalıdan alınan bir mesajda, gemideki yiyecek ve suyun tükenmekte olduğuna işaret edilmiştir. Baa Amerikan çevreleri Santa Mana'mn hâlâ geri dönerek bir Güney Amerika limanına gitmesini ihtimal dahilinde görmektedirler. Brezilyadan alınan bir haberde ıse yeni Brezılya Cumhurbaşkamnın, Galvao istediği takdirde memleketine sığınmasına müsaade edeceğini bildirmiştir. Ancak bunun için de yenı seçilen Cumhurbaşkammn iktidarı devir almasını beklemek icap etmektedir. GEÇEN YIL BUGÜN CumhurİYet Romanya'da hesaplaşma 28 OCAK 1990 Romanya'da kanlı halk ayaklanması sırasında kurşuna dizilerek öldürulen diktatör Nikolay Çavuşesku döneminin 4 tist duzey yöneticisinin davasına dün Bukreş Askeri Akademisi'nde başlandı. Romanya KP'sinm 3 numarah adamı ve Çavuşesku çiftınin en yakın danışmanlarından Emil Bobu, eski İçişleri Bakanı Tudor Pastelnıcu, Pohtburo uyesı Ion Dinca ve Devlet Konseyi Başkan Yardımcısı Manea Manescu, "katliama kanşmak suçu" ile mahkeme önüne çıktılar ve "katliama karıştıklannı" itiraf ettiler. DÜNYA'DA BUGÜN m Bsnkna Basel Belgrad Bertaı Borm Bnjksd Amstefllam B 2° Amman — — Atıa B 10» S 7° B 3° B 2° B 1° B <° S 3° S -1° B 14° B 0» B 10° K -6° Kopenhag K 2° ttün B 1° Letoşa B 12° Londra Madnd MıUno Momreal Moskm Cenevre Ceayv- Odde Dubaı Franktut Gme Hebnta B 3° Y e° s 8° Y 5° B 5° B 1° K -4° B 2° S 1° Y 10° B f B 3 Vfcım» Y 12° Viyana 8 2° Wasl»ngton Zurtı S 2° Oslo Pans Prag Rjyad Roma Sofya $ ARTIŞMA Kafka^nın'Y uvası' Kafka diğer yapıtlarında olduğu gibi bunda da karamsar ve bugün geldiğimiz noktaya bakarak bu büyük yazarın karamsarhğına kapılmamak elde değil. Savaşla birlikte kitle iletişim araçlannın bütün bütün tutsağı olduk, özellikle de te- levizyonun. Dikkatimiz güncellikte yoğunlaştınlarak her şey bize basitleştirılmiş biçimiyle sunu- luyor, her sorunun yanıtı "bulunuveriyor", yamtları soruya dönüşturmemize fırsat ta- nınmıyor. Hızîa tekbiçimliliğe yönlendiriliyoruz, ya- şama karşı duyarsızlaştırıhyoruz. Kuşatmanın altında duygu ve duşuncele- rimiz karmaşıklaşıyor, ama benliğimızin sarsılmasındansa, kendimizi aynı bıçımde içinde yeniden oluşturmayı yeğliyoruz, tıp- kı bundan yuzyıl önce yaşamış olan Kaf- ka'mn, "Yuv«" adlı öyküsünde olduğu gi- bi. Kafka okurlannın hosgörusüne sığmarak kimi alıntılar yapacağım bu öykü, sanırım bize hiç de yabancı gelmeyecek: "Ynvamı yapıp bitirdim... azıklanmı >ı- gıyonım... o andaki gereksinmemi karşıla- yıp artakalanını istif ediyorum... Azıklan- mın tumunu bir arada gormediniz de elde bulunanı şoyle bir bakışta kestıremediniz mi ozguveniniz sarsıntıya ugruyor... Boylesine kocaman ve sessiz azık yıgınını gormek beni baştan çıkanyor. Buna karşı çeşitli yollar- dan kendimi koruma\u çalışıyorum... Hem beni tehdit eden duşmanlar yalnız dışanda degil, toprağın içinde de var... Çıkar gelir- ler işte, hemen altınızda pençelerinin kendi yurtlan olan topragı o\dugunu duyarsuuz ve daha o anda işiniz bitmiş demektir. Kendi evimdejim sözu yerinde değildir. Bu bakım- dan, onlann evindeyim demeniz daha dog- rudur. Yuvanun girişini -bu kez dışarıdan- gun- ler ve gecelerce gözetliyorum.. Artık nerdey- se öyle ki sanki ben kendim duşmamm, yu- vadan başanyla içeri girebilmek için uygun bir fırsat koUuyorum... Yu\am gerçekte - gerçekte işte pek sıkışık zamanlarda görül- mujor, tehlikieli zamanlarda bile gerçegi go- rebilmek için çaba harcamak gerekiyor- epey bir guvenlik saglıyor bana; ancak hiç de >eterince degil bu guvenlik; çunku tasa ve kaygıiar yuvada asla sona eriyor mu? Yukandaki dönyadan yuvama indim ve hemen etkisini üzerinde hissediyonım yn- vamın... Et kumelerinden birazını ayınp ge- ride bırakıyor, uzerierinden, aralanndan ıkı- na sıkına geçiyonım... O bol et yığınlannın ortasında oylesine sıkışıp kalnuşun ki... Ha- ni pekala kendi azıklanmın içinde bogulup gidebUirim.. Eti yalayıp azar azar tadıyo- rum, bu arada duşunceîerim uzakta yol rut- muş yaklaşan havvana kayıyor... Bir >olcu- luğa mı çıktı, yoksa kendi yuvasını kurtar- maya mı ealışıyor?.. Birbirimizi gordugu- muz. gormek degil yakmda sezdigimiz an, ikimizin de aklı başından gidecek, istersek gırtlagımıza kadar tok olalun, kendimizi ye- ni bir açüğa kaptınp, birimiz oburumuzden ne daha once ne de daha sonra birbirimi- ze karşılıklı pençelerimizi ve dişlerimizi gös- terecegiz. Ye her vakitki gibi şimdi de yer- den göğe haklı olacagız; çunku isterse yol- culukta olsun, kim yabancı bir yuvayı gö- nır de gezisine ve geleceğine ilişkin planla- nnı degiştirmez? Ama belki havvan kendi yuvasında toprağı eşip ovmaktadır, o zaman bir anlaşmayı duşumde bile yaşatamam. Hatta isterse yuvası benimle bir komşulu- gu luddıracak-. bir hayvan olsun, benim yu- vam kaldvmaz böyle bir komşuluğu." Kafka dığer yapıtlarında olduğu gibı bunda da karamsar ve bugun geldiğimiz noktaya bakarak bu buyuk yazann karam- sarhğına kapılmamak elde değil. Ama Avusturyalı yazar ve düşünür Ernst Fiscber, "Koşullan aşıldığında, Kafkaizm geçecek. Kafka ise kalacak" dıyor. Zaten "tarihsel bir anı, insanın surekü ko- numu olarak" dondurabılir miyız? TÜLİN TINAZ TANKUT tstanbul Tlkokul= Üniversite9 tlzorîne 1955 yıhndan itibaren hemşirelik üniversite düzeyinde başlamış olup, lise+1 yıllık eğitime paralel olarak devam etmektedir. Sayın Tuncay Hızlıoğlu'nun 10 Ocak 1991 tarihlı Cumhuriyet gazetesinin, "TarOşma" sutunlarındaki (hakkını savunmak üzere yazdığı) "tlkokul=-Üniversite" başhklı ya- zısını uzulerek okudum. Eğitımli ve külıürlü insanlar olarak ge- rek yeterince okumaktan, gerekse iletışım araçlanm ızlemekten maalesef yoksunuz. Üniversıtede aldığımız bılgı bınkimının ye- terli olduğunu sanıp yenilemeye çalışmayız. Oysa yaptığırruz kuçıik bir kıyaslamada bile bu eksiğımiz hemen ortaya çıkar. Sayın Hızlıoğlu'nun, "îlkokul = Üniversi- te" kıyaslaması yaptığı paragrafı aynen alı- yorum. "Biz elektrik muhendislerinin yet- kileri ilkokul mezunu fen adamlanna veril- diğine göre doktorun yetkilerini hemşireye, eczacının yetkilerini baharatçıya, avukatın yetkilerini arzuhalciye, kaymakamın yetki- lerini de muhtara verebiliriz." Yazdıklanna bakılırsa hemşireyi ilkokul mezunu diğer insanlarla aynı kategonde de- ğerlendirmiş. Oysa 1955 yıhndan itibaren hemşirelik üniversite duzeyuıde başlamış olup lıse +1 yıllık eğitime paralel olarak de- vam etmektedir. Halen doktorun olmadığı ucra köşelerde ebe, hemşire, ebe-hemşire olarak hem kendi görevini hem de dokto- run gorevmi butun gucuyle surdürmektedir. Bugun Turkiye'de dort yılhk eğıtun ve- ren beş yuksekokul ve lise+1 yıl duzeymde eğitim veren onlarca Sağlık Meslek Iisesi bulunmaktadır. Bu eğitimi alan hemşire hastane ve dığer sağlık kurumlarında gere- ğinde 24 saat hızmet vermektedir. Bu hiz- meti bellı bir eğıtım ve staj döneminden sonra edindiği bilgi birikimiyle vermektedir. Hemşirelik çırakhktan ustalığa geçış yapan disiplin değildir. Fakülte mezunu olan ya da olmayan her insan meslek dısiplinlerinin eğıtimlerini, iş- levlerinı araştırma yapmadan kıyaslamaya kalkarsa meslekler hak ettikleri değerleri bulamaz ve "îlkokul = Üniversite" tartışma- sı da sürer gıder. Eğer insanlar kendi meslek disiplinleri- ne gösterdıklen duyarlılığı diğerlerine de ay- nı ölçude gösterebılirse ilokul mezunu da üniversite mezunu da kendi yenni bilir. Bizler de bunun tartışmasını yapmak ye- rıne kendi alanlarımızda araştırma, incele- me yapmak fırsatı buluruz. PAKİZE Y. DAĞITAN Yuksek Hemşire/İzmir Ekonomide l nutıılan IJbya Rîskî Körfez krizinden sonra Türkiye ile Libya arasında başlayan soğukluk Libya liderinin tavır almasından da kaynaklanan ileri seviyeye ulaşmıştır. Hatırlardadır, Başbakanhk dönemınde Sayın Ozal, Türk musteşebbislennın dışa açılmasını, bu arada ozellıkle ınşaat sektö- ru için Libya'nın buyuk onemi olduğunu vurgulamakta idi. Sektoru teşvik için bir se- n kararlar da alınmıştı Devlet guvencesi alan muteşebbısler Lıo ya'da azımsanmayacak ışler almışlar ve bu- yuk rısk ustlenmişlerdir. 1980'li yılların ba- şında Libya'ya giren bazı maceracı firma- lar zaman içinde ve arkalannda tortu bıra- karak temizlenmişler ve 1985 başından iti- baren, ciddı ve işbitirici firmrlar Libya'ya yerleşmişlerdir. Şu anda, Libya'da irili ufakü elliye yakın fırma bulunmakta, bunlann buyuk kısmı önemli projeier yuklenmis. durumdadır. Ça- lışan ışçi sayısı da 25.000 kadardır. Turk muteşebbisleri şimdiye kadar 9 milyar do- larlık ış bıtırerek ekonomiye buyuk katkı- da bulunmuşlar ve halen yurutulen ış mık- tarı da 3.5 milyar dolar civanndadır işte bu aşamada, özellikle 24 Eylul 1990 tarihinden itibaren TC Merkez Bankası'n- daki Libya-Turkiye petrol hesabınm kapa- tılmasından sonra Libya Türk müteahhit- lerıne hak edişlerını odememeye başlamış ve Libya merkez hazinesinde ödeme bekle- yen kesın hak edış tutarı 250 milyon dola- ra yukselmiş ve mahallı idarelerde de tutu- lan uretilmış iş miktarı da 350 milyon do- lara bağlı olmuştur. Muteşebbislerin makine parkı ve bankalar rıski 700 milyon dolar, Türk Eximbank riski ise 62 milyon dolar- dır. Körfez krizinden sonra Türkiye ile Lib- ya arasında başlayan soğukluk Libya lide- rinin tavır almasından da kaynaklanan ile- n seviyeye ulaşmıştır. Turk muteşebbislerin bu durumda umıt- lerı tamamen zayıflayarak ekonomık çö- küntü içine girmeleri ka^mlmaz bulunmak- tadır. En buyuk hasar çihşan 25.000 işçide kendıni gdsterecektir. Zıra iç ve dış para ola- rak muteahhit alacaklannı odemeyen Lib- ya kendi mevzuatı içinde vergi ve sıgorta pn- minın ödenmemesi halınde işçıleruı çıkışı- na musaade etmeyeceğı gibi ışverenlerin de işçı haklarını ödemeleri mumkun olmaya- caktır. Irak ve Kuveyi'te ış yapan muteşeb- bisler ıçın Geüştirme ve Destekleme Fonu'n- dan yapılacak yardımlar ıçın alınan 90/1103 sayılı Bakanlar Kurulu Karan'nın geciktı- rilmeden Lıb>a ıçın de genışletılmesı gerek- lidir. öte yandan Turk muteşebbislerden şahsen memnun olduğunu birçok kez açık- layan Libya liderinin, siyasi çıkışlanndan, muteşebbisleri ayut ederek ödeme emrini vereceğını ve işlere işlerlik kazandıracağmı da umit ediyoruz. Bunu temin için de Turk hükumeti ve bilhassa Sayın Özal'm bazı gi- rişünlerde bulunması gereğine inanmakta- yız. Aksi halde şundi gözardı edılen bu me- sele buyük baş ağnsı olacaktır. Av. HAMtT TURGUT Ankara Bilgisayarla veya Yabancı dille DAKTILO veya MUHASEBE bilenlere İŞSİZLİK YOK!.. G e r ç e k t e n İ^SİZSEVİZ GELİN KANITLAYAUM !.. Sahasında DÜNYA ŞAMPİY OÎ\U olan AMPİVON oğrenebileceğiniz EN KIS4 SÜRELERDE; MEVZL4TIN IZIN VERDIĞ1 E> UCUZ UCRETLERLE; Hiçbir bağlayıcı odeme zorunluğu olmaksızın BONOSL'Z + TA4HHUTSUZ veya O\C E ÖĞRErV; SO\RA ÖDE usulüyle ya da ÖNCE ÖĞREN; SONRA ÇALIŞ; daha sonra da ÜCRETİ TAKSİTLE ÖDE AİLENE YÜK OLMA, KENDİ KAZANCINLA ÖĞREN »eçenekleri + her türlü ödeme kolaylıkları \e Oğreiip IŞE YERLEŞTIRME GARANTISIYLE SIZLERI BEKLIYOR. DİKKAT: Merkez telefonlarınuz değişti.Yeni numaralanmız: Merkez Beyazıt. Nİıthat Paşa Cad. 14/1 Tel Kadıkoy Altıyol, Kuşdılı Caddesı, 6/8 Tel Beşıktaş Çırağan. Asarıye Cad 7/2-3 Tel Şışh Abıdeı Hürrıyet C Hasat Solc 15 Tel Bakırkoy . Htisrevıye S 18/4 (Mıgros sırası) Tel Dtkkat Bu S »dresten başkı ŞAMPtYON adıyla calışan Mçbır Dafciıio Sekreter ve Bılgısayv kursu şubemız de^ıtdif 517 92 57 - 517 92 58 338 08 42 - 336 1 1 50 158 24 97 - 158 24 98 130 9O 37 - 175 43 14 571 31 31 - 561 29 O6 90 model Lux Doğan 85 model Doğan satılıktır. 572 96 06 DÜŞÜNÜYORUM ÖYLEYSE VURUN İlhan Selçuk 20. bası •• 000 hra (KDV ıçmd«) Çağdaş Yayınlan Turkocağı Lad 39-41 Cağaloğlu-Istanbul Odemeli gOBderilmez. GİDERAYAK YAŞARKEN VedatGünvol 6.000 hra (KDV içinde) Çağdaf Yayınları Turkocağı Cad. 39-41 Cağaloğlu-tstanbul Odemeli gonderilmez. SAYILI GÜNLER Muzaffer Buyrukçu 5 000 Ura (KDV ıçındc) POLtTİKA VE OTESİ MEHMED KEMAL ^_ Siyaset Tuzakları... Sıvas'ın Zarası'nda askerken İkınci Buyuk savaş bıtelı bır- kac yıl olmuştu Savaş yılları yeniden gelecek mıydi? Sarv mıyorum Pekı. bizım yaptığımız neydi? Askerler bıkjıklerini yıtırmesınler, her gun talım vardı. Zara'dakı surgun alayının başındakı komutan bir kurmay albaydı. Nızamettın Albay... Bellı kı ıstıhbarat subayı . Süı1 - gün alayındakı her turlü akımın denetımı onun etındeydı. Şirrv dı MIT dıyorlar, o zaman MAH denırdı gızli haber alma örgüV tune, Nızamettın Albay oradan gelmıştı. : Savaş, buyük bir hanta önunde kocaman btr coğrafyadâ geçerdı Şımdı, televizyon ekranlannda bir oyuncak gibı gö- rünüyor Gırmemıştık, ama büyük savaşı görmüş, içinde yaşamış- tık. Nedense ekmek onemlıydı Savaş dendı mı akla ılkin ek- mek karnesı gelırdı Ekmekle savaş bırbırını eşıtlerdı Sava- şın belırtılennı gorenler hemen çuval çuval un alıyorlardı Hal- kımızın ozellıgıydı, savaş kıtlık demekti. Kıtlıktan kurtulmak" için de stok yapılmalıydı Yaptılar. Yonetıcıler dıyorlar kı, "Stok yapmayın, her şeyımiz var..." Ama halkımız dınlemıyor. Günumüzun genclerıne savaş bir televızyon oyunu gibı ge- lıyor Şaır Celal V^ırdar torunu Azra ile soyleşırken, zamanın geçışı ıçın ıhtıyarlıyoruz demıyor da, Zaman duşman gibı ılerhyor' dıyor. Duşman gibı ılerleyen zaman şaıre kımbılır na- sıl koyuyordur. Yetmış yaşındakı şaır yedı yaşındakı torunuy- la dertleşıyor. Zaman zalımdır Şaır Celal Vardar eskiden savaş şıirlerı yazmaz, dostluk, banş üstunde dururdu. Gözlerı karartan savaştır Artık kışla- lar dolup boşalmıyor, goklerde bombardıman uçaklarının bin- lercesı bir kalkıp bir ınıyor Her savaşın şıırı yazılmıştır. Bu savaşın da şıirı yazılacak- tır. Savaş şnrlerının en dramatık olanlan Yemen ıcın yazılmıştır. Osmanlı'da Bağdat şıirlerı vardır Oysa Bağdat'ı bıraktığımız- da bir Osmanlı vılayetı ıdı Osmanlı vılayetınden çıkan bir dev- let şımdı dunya ile oynuyor. Bağdat'ın içinde bir Genç Os- man vardı, şımdı bir Saddam Huseyınl. 1940'lann şıırlerıne bakıldığında savaş ve barışla doludur. Bir savaşın ıçmde olan şaırler neyı yazacaklardı? Elbette sa- vaşı yazacaklardı O yılların hangı şıır krtabını açsanız, han- gı antolo]isını karıştırsanız savaşla karşılaşırsınız Benım 'Bi- rıncı Kılometre'de bir haylı savaş şiırı vardır. Varşova'nın varoşlarında dövüşen ınsanları anlatırken bir 'Polonyalı Hemşire' vardır. Hıc unutmam, yapılan şıır gunle- rınde bana hep Polonyalı Hemşıre'yi okuturiardı. Oktay RH fat'ın Marco Meydanı'ndakı guvercını unutulur mu? 4 1. San Marco meydanında Dost olduğum guvercın / Bir Alman mısıllemesinde Kurşuna dızılmedıyse eğer Venedık'e gıder Ben kuşumu bulurum Ben kuşumu bılırım Milyon guvercın içinde Savaş vahşettır Uygar ınsan savaşı htçbır zaman ıstemez. Aslında uygarlığın ozunde savaş yoktur Savaş ısteyenlere bir bakın, hep dıslarındakı bırının çıkanna savaş çığırtkanı olmuş-. lardır. Barışı sevenlerın elınde guvercmler olur. Barış kuşla- rını, barış alanlarından havaya salarlar. Oktay Rıfat'ın San Marco alanından havaya saldığı bu guvercındır. Alanlardan hep birlikte barış guvercınlerını saldığımızda gokler ak ka- natlarla dolacaktır Hiç kımse de banşın ardında savaşı bu-' lamayacaktır. -t Son günlerın gozde şaırı Metın Altıok der ki- "Soluk soluğa ter içinde bir fırarı tarıh var Kurtulmuş siyaset tuzaklarından." ÇAUŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞİPAL "Aylık bağlandı, ikramiye ödenmedi' SORlJ: Bir kamu kunılusunda 1961 yılında göreve başla- dım. 1988 yılı agustos ayında isere'sengorevime son verildi. İşten ayrüırken toplu iş sozleşmesi geregi bana kıdem ve ihbar tazminatı odendi. 47 yaşını doldur- duğum ağustos 1990da TC Emekli Sandığı'na emek- lilik için baş\uruda bulundum. Yıl sonunda bana aylık bağlandı. İkramiye oden- medi. Nedenini oğrenmek için yaptığım başvunıya, kı- dem tazminatı ile birlikte emekli ikramiyesinin de odendiği yanıü verildi. Çaujtığım kurumdaki ilgili- lerle yaptığım goruşmelerde, emekli ikramiyesinin kı- dem tazminatının içerisinde odendiği soylendi. 1) Kıdem tazminatını ikiye ayınp bir bolumıi kı- dem tazminatı, bir bolumu ise emekli ikramiyesi şek- linde odenebilir mi? 2) TC Emekli Sandığı'ndan tum hizmet siırem otan 26 yd karşdığı emekli ikramiyemi isteyebilir miyim? E.E. YANIT: 2829 sayılı Sosyal Guvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Bırleştirilmesi Hakkında Yasa ile Yasanın Uygulama Esaslanyla ilgili yonetmelikte, çeşitli sosyal güven- • lik kurumlarında geçen hizmet surelerinjn birleştirilmesi sonu- cu, emekli aylığının hangı kurumca bağlanacağı, emekli ikramiyesi ile kıdem tazminatının hangı kurumca ödenecegi ve,. nasıl hesaplanacağı belirlenmiştir. Çeşitli sosyal guvenhk kurumlannda geçen ve bırleştinlen' hizmet sureleri uzerinden ayhğı bağlayacak sosyal guvenhk ku- rumunun saptanmasında, emeklilik tarihinden geriye doğru ' prim veya kesenek odenerek geçen son yedi fiili hizmet (360x7 = 2520 gun) suresi esas alınır. Emekli ayhğı, son yedi yıllık fiili hizmet süresinin yansm- dan çoğunun geçtiği kîırumca bağlanır. Hizmet sureleri eşit ise prim ya da kesenek odenen son kurum bu ayhğı bağlar. Emekli ikramiyesimn hangı kurumca ödenecegi ise 9.12.1983 gunlu Resmi Gazete'de yayunlanan 2829 sayılı yasanın uygula-" ma esaslanyla ügıh yonetmeüğin 8. maddesine göre saptanmak- . tadır. Son kez TC Emekli Sandığı'na bağh gorevlerden emekliye ayrılanlara ve birleştırilen hizmet sureleri uzerinden emekli ayhğı da sandıkça bağlananlara, "sigorta primı veya emeklilik kese- neği ödemek suretiyle geçen surelerin toplamı uzennden" emekli ' ikramiyesi ödenır. Ancak sıgortalı geçen surelerin ikramiye odenmesinde göz , önune ahnabılmesı için bu surelerin TC Emekli Sandığı'na bağlı daire, kuruluş ve ortaklıklarda geçmiş olması gerekmektedir. • Bu şekilde sigortalı geçen hizmetler nedeniyle ılgıhlere daha ön- ce herhangi bir kıdem tazminatı ya da emeklilik ikramiyesi odenmış sure varsa, emeklilik ikramiyesinin hesabında tazmi- , nat ya da ikramiye odenmış bu sure goz onune alınmaz. Birleştırilen hizmet sureleri uzerinden "son 7 yıllık surenin • yansından fazlasının TC Emekli Sandığı'nca geçmiş olması ne- ' denıyle bu kurumca aylık bağlanmış olsa dahı, son defa TC Emekli Sandığı'na tabi görevlerden emekliye ayrılmayanlara emeklilik ıkramıyesı ödenmez. Bu gıbılerin ayrıldıklan görev ıtibarıyla kıdarn tazminatı alma hakları varsa bu haklan sak- • hdırr ' Emekli aylığınız Emekli Sandığı'nca bağlanmış olsa bile son görevınızın Iş Yasası kapsamında geçmesı, tum hizmet sureniz uzerinden kıdem tazminatı ödenmesinl gerektirir. Sv.n gore\i Emekli Sandığı kapsamında geçmeyenlere, Emekli Sandığfnın < ikramıye odeme yukumluluğu yoktur.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog