Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

2 OCAK 1991 SERGI KÜLTÜR-SANAT CUMHURİYET/7 Yavıız Tanyeli'nin iıısanJarı • Köttür Strvisi — Yavuz Tanyeli'nin kişisel resim sergisi 3 ocak - 22 ocak tarihleri arasında Istanbul Urart Sanat Galerisi'nde görülebilecek. 1950 yüında Trabzon'da doğan sanatçı, orta öğrenimini TED Ankara Koleji'nde tamamladı. 1978'de DGSA ve UESYO grafik bölümünü bitirdi. Sanatçı, 1981'de Caddebostan Güzel Sanatlar Atölyesi ve GaJerisi'ndeki karma sergiye katıldı. Daha sonra Moda Güzel Sanatlar Galerisi grup sergisine katılan Yavuz Tanyeli, 1982 yılında Vakko ödülünü kazandı. Ayoı yıl Dört Boyut Sanat Galerisi'nde ilk kişisel sergisini açan Tanyeli bugüne kadar Ankara, Izmir ve İstanbul'da yapıtlannı sergiledi. İpek'in resimleri I KöJtür Servisi — Ramuş lpek'in resim sergisi 4-23 ocak günleri arasında Ümit Yaşar Sanat Galerisi'nde görülebilir. 1940 Kosova doğumlu sanatçı, 1964'te Istanbul Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nü bitirdi. Resim çaJışmaJanna 1983'te başlayan lpek'in bu 10. kişisel sergisi. Sanatçı yapıtlannda natürmon ve portrelerin yanında Muğla evlerinin ilgi çeken yönlerine de yer veriyor. lpek, 1986-1989 yılJarı arasında 9 kişisel sergi, 1986-1990 yıllan arasında ise 12 karma sergiye katıldı. TIYATRO Tîyatro izleme komiteleri • ANKARA (AA) —Tiyatro Yapımcılan Derneği (TİYAP) Başkanı Rutkay Aziz, özel tiyatrolara yapılan iki milyar liralık yardımın kullanımının 'Tiyatro İzleme Komiteleri' ile denetleneceğini söyledi. Rutkay Aziz, başvuruda bulunan toplulukların bu yıl 42'ye ulaştığını, ilk bakışta bir canlılık gibi görülen artışm nitelik açısından doyurucu olmaması durumunda ciddi sorunlan da beraberinde getireceğini kaydeıti. Dağıtılan paranın çok büyük bir miktar olmamasına karşın kullanımının, saptanan ilkelere uygun olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini belirten Aziz, "Biz sanatçılar, kendi oyuniarımız dışında pek tiyatro izleyemiyoruz. Bu yöntemle tiyatro sanatçıları diğer lopluluklann neler yaptıklannı izlerken çok değerli sanatçı dostlarımız da oyunları izleyerek bize aynntılı raporlar sunacak" diye konuştu. AKFye ba§lalar sürüyor • Kiiltiir Scrvisi — tstanbul'a yerleşen ve 'Pir Sultan AbdaJ' adlı oyunu Beyoğlu Karaca ve Bakırköy Belediye tiyatrolannda sahneleyen Ankara Birlik Tiyatrosu haftanm geri kalan giinlerinde Anadolu turnelerini sürdürüyor. Son olarak Hacı Bektaş, Boğazlayan, Kayseri, Niğde ve Kırşehir'de Zeki Göker ve Muzaffer Izgtt'nün 'Icraatın Içinden tnsan ManzaralarT adlı politik güldürüyü sahneleyen topluluk, çeşitli baskılarla karşılaştı. Ankara Biriik Tiyatrosu'nun yönetmeni Zeki Göker bu konuda şunları söyledi: "Ülkemizde 19 yıldır politik tiyatro yapıyoruz. Şimdiye değin baskının her türünü gördük. Saldınlara uğradık. Tiyatrolara her yıl yapılan devlet yardımına başvurmadık. tstemedik. Çünkü biz devlet yardımı ile yaşamak değil, halkın desteği ile yaşakak ve halkın tiyatrosu olarak kalmak istiyonız. Bize yasal haklanmızı versinler yeterf' ÖDÜL Yıkrı yazar ve sanatçıları • ANKARA (AA) — Türkiye Yazarlar Birliği Yönetim Kurulu'nca belirlenen, 1990 yılının başanh yazar, fikir adamı ve sanatçıları açıklandı. 1990 yılı üstün hizmet ödülünün Kani Karaca ile Ali Ulvi Kurucu'ya verilmesi kararlaştırıldı. Roman dalında "Dünyayı Dolduran Kiraz" adh yapıtıyla Şükrü Karaca, şür dalında "Şehir Konuşmaları" adlı kitabıyla Hüseyin Atlansoy, hikâye dalında "Tanımaz" adlı yapıtıyla Halime Toros, fikir dalında Nihat Genç ödül kazandı. Nevzat Yüksel çocuk edebiyatı dalında ödül kazanırken çeviri dalında "Aklı Kanşıklar Için Kılavuz" adlı çevirisiyle Mustafa özel, hatıra dalında "Tasmalı Çekirge" adlı yapıtıyla 1. Berduk Olgaçay, kitap yayıncılığı dalında "Türk Klasikleri - Divanlar Serisi" yayınıyla Akçağ Yayınevi, deneme dalında "Halk ve Divan Şiirinin Müşterekleri Üzerine Denemeier" adb çalışmasıyla CemaJ Kurnaz ödüle değer bulundu. "Sanat ve Edebiyat Yazjları" ile Prof. Dr. Orhan Okay'a eleştiri dalında ödül verilirken, araştırma dalında "Hürriyet ve ttilaf Fırkası" adlı çabşmasıyla Ali Birinci, inceleme dalında "Ayet ve Slogan" adlı kitabıyla Rusen Çakır, basın-karikatür dalında Necdet Konak, basın haber-röportaj dalında Tercüman gazetesinde yayımlanan Körfez haberleri nedeniyle Selahattin Sadıkoğlu, radyo programları dalında da "Bir Efsanedir Anadolu" adlı programıyla Sabahattin Yaşar ödül kazandılar. Televizyon yapımian arasında, drama dabnda "Can Şenliği" adb çabşmasıyla yönetmen Tunca Yönder ve filmin oyuncu kadrosu, belgesel dalında "Turkuaz" adlı çabşmasıyla Güneş Karabuda, TV haberciliği dabnda, "Profil" programıyla Cevat Taylan, müzik- eğlence programlan dalında "Bizim Eller" adh yapımla Ali Bozkurt ve Ahmet Çelenk, sinema dabnda "A, Aay" fîlmiyle Reha Erdem, miizik dalında da yıl içinde gerçekleştirdiği çabşmalarla özdemir Erdoğan başanlı bulundular. OPERA SutherlancTııı son gö§terisi • LONDRA (AFP) — Dünyanın en iyi sopranolan arasında yer alan Joan Sutherland, Londra Krabyet Opera Evi'nde geçen pazartesi son gösterisini sundu. 64 yaşındaki sopranoya tenor Luciano Pavarotti ve mezzo soprano Marilyn Horne da eşlik etti. Üçlü, Johann Strauss'un "Die Fledermaus-Yarasa" adb operasının ikinci bölümünü seslendirdi. Ingiltere'nin yeni Başbakanı John Major ile esinin de katıldığı gecede biletler 190 dolara satıldı. Major'ın eşi Norma Major'ın ünlü operacı Joan Sutherland ile ilgili bir kitabı buiunuyor. KARIKATUR Çizgilerle 'kavga' I Kiiltiir Servisi — Karikatürist Kamil Yavuz, Sovyetler Birliği'nin özerk Tataristan Cumhuriyeti'nde ilk defa düzenlenen "Sabantuy Uluslararası KarikatUr Yanşması'nda başarı ödülü kazandı. Konusu 'kavga' olarak belirlenen yarışmanın Ruslardan oluşan jürisi 500 kadar yapıt arasmdan 12 ödül sıralaması gerçekleştirmişti. Dördü uluslararası olmak üzere bu ödülle on beşinci ödülünü alan ve bugüne dek 6 kişisel sergi açan Kamil Yavuz'un bir karıkatürü de halya'da sürekli sergilenmek üzere bir müzeye alındı. MÜZİK FILİZAÜ 22 yaşındaki kemancı Cihat Aşkın, 1990 sonunun parlayan yıldmydı Gençlerin bîrinci kulvanndaBir din adamımn oğlu olan Cihat Aşkın, önce geleneksel Türk sanat ve halk müziği öğrenimi görmüş. Bekir Sıtkı Sezgin, Alaeddin Yavaşça, Niyazi Sayuı, Zehra Bilir'den tat alıyor. Öğrenimini Londra'da sürdüren Aşkın, "Bach çalabilen her şeyi çalabilir" diyor. 22 yaşındaki kemancı Cik*t Aşkın, genç kuşak yetenekler arasında birinci kulvarda koşu- yor. İki yıldır Londra'da çahş- malannı sürdOrmekte olan Ci- hat, 26 aralık çarşamba akşamı Istanbul Belediyesi Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda piyanist Metaru Ensari eşliğinde verdiği resitalde Beetboven'ın Op. 12, No. 1 Re Major Sonatı'nı, J. S. Bach'ın Solo Keman tçin No. 2 Re Minör "Cnaconne"lu Parti- tası'nı, daha sonra Yalçın Tura- nın Baladı'nı ve son olarak da J. Brahms'ın Op. 108, No. 3 Re Minör Sonatı'nı yorumladı. Cihat Aşkın, "Altı sene evvel verdigim ilk konserim, tesadü- fen 26 Aralık 1984 tarihiiK denk geliyordu. Altı sene sonra yine 26 Aralık 1990 tarihinde meslek hayatımın ikinci 'debul'sü ola- rak tanımlayabileceğim konseri bnrada verdinT diyor. Ertesi ak- şam, yani 27 arabkta yine aynı salonda bu kez Istanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde ve Japon şef Yoshinao Osvv» yö- netiminde yılın son konserini ve- riyor ve bu yeni yıl konserinde Sarasate'nin Zigeunervveisen'i, Wieniawski'nin Polonezi, Rimski-Korsakov'un Annın Uçuşu gibi parlak virtüozite parcaları çahyordu. Aşkın, ay- nı eserleri, Paganini'nin Moto Perpetuosu'nu da katarak 28-29 aralık günleri AKM'deki olağan hafta sonu konserlerinde yo- rumladı ve bir hafta boyunca dört gün arka arkaya dört kon- ser vermiş oldu. Cihat Aşkın'ın ailesi aslen Çanakkale-Bigalı. Annesi, Bi- rinci Dünya Savaşı öncesi Bul- garistan'dan göçen Türklerden. 1955 yılında aile Istanbul'a gel- miş. Din adamı olan babası emekli olduktan sonra hat sana- tına merak sarmış. Ailede özel bir müzik merakı yokmuş, ama güzel sesler mebzulmuş. Cihat- ın müzik yeteneği ise ilkokul sı- ralannda keşfedilmiş. Üçüncü sınıfta okul korosunu yönetme- ye, besteler yapmaya ve mando- linin tellerini kendine göre akort etmeye başlamış. 11 yaşında ailesinin yerinde kararıyla müzik eğitimini seçen Cihat, Türk Müziği Devlet Kon- servatuvarı'na yazılmış. Cihat, bu okulda hem geleneksel Türk sanat ve halk müziği hem de evrensel müzik kuramlannı bir arada öğrendiği için kendini şansb buluyor. Her iki dUnyanuı da birbirinden ayn tutulmasma üzülüyor. "Ben kendi müzigimizi bHryo- rum. Ne abartıldığı kadar eşsiz ne de yok addedilecek kadar kö- tü bulu>orum nıüziğinmi. Onu gercek yerine oturtmamız g<rek. Ben saz eserlerini doğru üslup- la çalmayı Cevdel Çagia'dan ög- rendirn. Tamburi Cemil Bey'in pfaıklanna hayran kaldım. Halk törkülerini çeşitli tarzlarda ve lebçelerde sovlemeyi öğrendim. Geleneksel müziğin çeşnisi önemli ve bu müziğin kaliteiisin- YELIN SON KONSERİNDE — Kemancı Cibat Aşkın, yıün son konserini Japoo şef Yoshinao Osawa vönetimiadeki Istanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde verdi. (Fotoğraf: Ibrahim Giinel) den tat alıyoram. Örneğin, Be- kir Sıtkı Sezgin, Alaeddin Ya- vaşca. neyzen Niyazi Sayın gibi ya da Neriman Tüfekçi ve Zeh- ra Bilir gibi üslubu bilenlerden tat alıvorum. Ama artık Şark zihnij-eti mi desern bilmiyonım, eğitüne yelerince egilinmedigin- den olsa gerek dttnya slaodart- lanna uymayan oygulamaian- mızla hızla bir çöküntüye gidiyoruz" diyor Cihat. Cihat Aşkın, Istanbul Teknik Üniversitesi Türk Müziği Devlet Konservatuvan'nda 1979-89 yıl- lan arasında on yıl Ayfaan Tu- ran'ın öğrencisi olarak "hızlı ke- man egitimi" gördü. Cihat, ho- casınm "..her ögrepcinin yetne- ğioe göre bir şeyler verdiğini, teknige, bedenin doğru kullanıl- masına, kondisyona çok önern verdiğini" vurgularken, "bep onun kontrolünde ve büinçli olarak çauştığını, özeflikle Bach yorumu üzerinde çok durduğu- nu" söylüyor ve ekliyor: "Sah- nede Bacb çalabilen insan her şeyi çalabilir." Cihat, müzik üzerine, hayat üzerine, kültür üzerine, bibm ve felsefe üzerine, sanatın tümü üzerine sürekli düşünüyor ve amaamn müziğin en iyisine ula- şana kadar çabşmak olduğunu vurguluyor. Belki yaklaştıkça uzaklaşan bir hedef bu, ama durmaksızın amacına doğru yaklaşmaya kararb Cihat ve ün- den, şöhrerten daha da önce gü- zel müzik yapabilmek önemli Cihat için. Cihat'ın bir güzel yanı da ken- di yaşıtlan ile yakın ve sıcak iliş- kiler kurmak için çaba gösteri- yor olması. Londra'da kendisi gibi keman öğrenimi gören Işın Çakmakçıoğlu ile birlikte oturu- yor. "Geucler birbûierine deslek obnalT diyor Cihat. "Birbirimi- zin calışmalannı, gelismeleri il- giyle izliyonız ve birbirimize yardını etmek zonındayız." Büyüklerinin içıne düştükle- ri hatalara düşmemeye kararb Cihat; diyor ki: "Türk insanı çok yetenekli, ama beynimizi doğru kullanmıyoruz. Beynimiz bep küçük besaplarla meşgul. Birinin >-aptığını, oteki mutlaka bozujor Türkiye'de. Oysa bakı- yonun burada eğer bir Macar iyi bir konser vermişse hemen öte- ki Macariara aynı olanaklan sagJama yolları aramaya başlı- yor. Yabudiler de öyle, aralann- da müthiş bir dayanışma var. Biz de onlan örnek alıp, aynı dayanışmayı göstenneliyiz." 1990 yılının haziran ayında "Percy Coates", "Leonard Hirsch' ve "Isolde Menges" ödüUerini kazanan Cihat Aşkın, önümuzdeki yıl Yalçın Tura'nın Keman Konçertosu'nu yorumla- mayı planlıyor. Kendisuıe yeni yılda başanlar diliyoruz. Yeni yılın ilk ayı müzikseverler için oldukça yoğun geçecek 91, Gençlik Konserleriyle açılıyortstanbul Devlet Senfoni'nin hafta sonu konserlerini Yusuf Güler Aksöz yönetecek. İzmir Devlet Senfoni'nin ilk solistleri Fausto Zadra ve Idil Biret olacak. CHOPIN ÇALACAK — Piyanist İdil Biret, tzmir'deki konserinde ve İstanbul'dakiresitaUndeCbo- pin'in yapıtlannı yorumlayacak. Kültür Servisi — Yeni yılın ilk ayı, müzikseverler için oldukça yoğun geçecek. tstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, ocak ayının ilk konserini Yusuf Güler Aksöz yönetiminde verecek. Kemancı Ersun Kocaoğtu ile Ufuk-Bahar Dördüncü piyano ikilisinin so- listlik yapacağı hafta sonu kon- serlerinde CoreUi'nin "Saraban- da - Gigue - Badinerie"si, Men- delssohn'un Keman Konçertosu ve Saint - Saens'ın "Hayvanlar karnavalı" adb yapıtı sunula- cak. 4-5 ocak tarihlerinde ger- çekleştirilecek konserler "G«eııç- lik KonserlerT basbğını taşıyor. Izmir Devlet Senfoni Orkest- rası'nı ise yeni yılın ilk konser- lerinde Ercan Yenal yönetecek. Hafta sonu konserlerinin solist- Iığini piyanist Fausto Zadra ya- pacak. İzmir Devlet Senfoni Orkestra- sı 11 ve 12 ocak tarihlerinde ise piyanist İdil Biret'e eşbk edecek. Yusuf Güler Aksöar'ün yönetece- ği konserlerde F. Tuzüo'ün Türk Kapriçyosu, Chopin'in 2. Piya- no Konçertosu ve Hacaturyan^ uı "Spartakus" bale suiti seslen- dirilecek. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda ocak ayııun ilk konseri ise İdil Biret - Mic- hael Ponti piyano ikilisine ait. ABD'li piyanist Ponti ve Biret konserlerinde Saint - Saens, Rahmaninov, Arensky ve Brahms'ın yapıtlannı yorumla- yacaklar. Konser salonunda 5 ocak günü Michael Ponti'nin re- sitaJi, 6 ocak günü ise İdil Biret- in "Chopin" resitali yer alacak. Çigdem Yonat (keman), Ersin Pamukçu (viyola), Melih Balçık (kontrbas) ve Dilek Yonat'tan (piyano) oluşan topluluğun oda müziği konseri ise 13 ocakta dinlenebilecek. Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nun ocak ayı konserleri 16 ocakta Alexander Simeonidis yönetünindeki Ati- na Senfoni Orkestrası'nm kon- seriyle devam edecek. Konsere piyanist Janis Vakarelis sobst olarak katılacak. 17 ocakta or- kestra kemancı Suna Kan'a eş- lik edecek. Cem Behar'ın 'Ali Ufkî ve Mezmurlar'ı önemli bir araştırma kitabı DedektiftitizligîylebilimsellikProfesör Dr. Galtekin Oraa- say'm Kasun 1989'da vakitsiz denecek kadar erken ölümü Türk müzikolojisi alarunda çok vahim bir boşluk bıraktı ne ya- zık ki. Evrensel boyutlarda bi- limsel müzikoloji çabşmalan yapan ve yaymlayan Prof. Dr. Cem Behar ise aslında müziko- loji profesörü obnayıp, Boğazi- çi Üniversitesi İktisat Bölümü Başkanı. Cem Behar'ın Pan Ya- yınabk tarafmdan yayımlanan Ali Ufki ve Mezmnrlar adlı araştmna kitabı, sürükleyici bir dedektif romanı kadar merak uyandıran, ama bunun yanı sı- ra ciddi bir bilimsellüde ele alın- mış, akıcı üslûbuyla sıradan okuyucuyu bile kendine tiryaki edebilecek bir kitap. "Ali Ufkî, 17. yüzyılın baş- lannda Galiçya'nın Lvov ken- tinde dogmuş, iyi eğitim gör- müş; Latince. Yunanca ve mü- zik bikn, asıl adı VVojciecb Bo- bowski olan bir Polonyalı idi. Osmanblara esir düşüp İsUn- bul'a getirildiğinde 30 yaşlann- daydı. thtida edince Ali adını al- dı, şürkrinde de Ufki mahlası- nı kuliandı.... Saray MeşkhSM- si'pde hânende ve santûri olarak uzun yıllar çalıştı. Müzikten an- layan, yetenekli biriydi ki ardın- da musikiye ilişkin en az üç el yazması bırakmıştı." (Cem Be- har: Ali Ufki ve Mezmuriar, Pan Yayıncılık: II, Ekim 1990, sayfa 7) 165O'b yıllarda Topkapı Sa- rayı'ndaki Meşkhane'de görevli "Ali Ufkî 17. yüzyılın başlarında Galiçya'da Lvov kentinde doğmuş, iyi eğitim görmüş, asıl adı Wojciech Bobovvski olan bir Polonyalı idi. Osmanlılara esir düşüp İstanbul'a getirildiğinde 30 yaşlarındaydı. İhtida edince Ali adını aldı, şiirlerinde de Ufkî mahlasım kuliandı. Saray Meşkhanesi'nde hânende ve santûri olarak uzun yıllar çahştı. Ardında musikiye ilişkin en az 3 el yazması bırakmıştı..." iken notaya aldığı yüzlerce peş- Saray'daki çeşitli görevleri -ki ve en önemü belgeye imzasuu rev, saz semaii, türkü, beste ve bunlar arasında müzik dışında .atmıştır. Cem Behar'ın bu de- ilâhi ile Ali Ufkî, Türk müzik sürdürdüğü tercümanbk da var- ğerli araştırmasının, müzisyen tarihinin en önemli kişilerinin ihtida etmiş biri olmasına rağ- okuyucu için Uginç olduğu ka- men lstanbul'da oturan veya-dar ibret verici sayfalan arasın- gebp geçen Avrupah Hıristiyan- da Ali Ufkî'nin "Saray-ı Ende- * - • ^*-#- başında gelir. Cem Behar araş- tırmasında, "Mecmua-yı Saz u Söz" adını taşıyan bu nota der- lemesinin el yazmasının Lond- ra'daki British Museum'a nasıl intikal ettiğini, daha önce de de- ğindiğimız gibi dedektif titizli- ğiyle elde ettiği ipuçlannı değer- lendirerek buluyor ve eserin 1675 yılında lstanbul'da başla- yıp, 1753 yıbnda Londra'da Bri- tish Museum'un Sloane Kolek- siyonu'nda sona eren macerası- nı, bilimselliğe hiç gölge düşür- meden, akıcı üslûbu ile heyecan- lı bir biçimde okuyucuya sunu- yor. AL" Ufkî'nin doğum tarihi ve İstanbul'a geüşi, hangi tarihler arasında Saray'da bulunduğu. larla kûrduğu ilişkiler, en ünlü eseri olan Kitab-ı Mukaddes'in Türkçe çevirisi serüveni, ölüm tarihi ve nerede öldüğü konula- nnda çok aynntılı belge tarama- sı ve karşüaştırması yapmış olan Cem Behar'ın bu çalışması, ay- rıca geniş tutubnuş Kaynakça ile de hem Türk müziği tarihi hem de Batı'da Türkler hakkında ya- zılmış kitap ve metinler toplamı açısından büyük önem taşıyor. Ali Ufkî, "Mecmua-yı Saz u Söz" adb derlemesiyle 17. yüz- yılın ortalannda İstanbul'da ça- bnıp okunan Klasik Türk Mü- ziği eserlerini notaya aJmış ve Osmanlı müziği hakkındaki ilk rûn'uD Meşkhanesi"ni anlatan bölüm çok aydınlatıadır. "Meşkhane, musiki talim edilen odaya denir. Akşama ka- dar açık olan bu odaya oda mü- zikçileri ile askeri müzikçiler musiki meşketmeye geürler. İçoğlanlar da gelip üstadların( karşısına otururlar. Kâh saz eş- liğinde kâh sazsız, kendilerine en hoş musiki eserleri ogretilir. Musiki bep ezbere ögreni- lir, yazılabilmesiyse neredeyse mucize gibi görülür. Bense ders göriirken ögrendiklerimi unut- mamak için kapar, hemen no- taya alırdun. Bu yeteneğimi gö- ren bir çok Türk üstadı beni takdir ederdi. Bunun üzerine 'erbaşı', yani içoğlanlan koro- sunun başı tayin edildim. Bun- lar, ögrendikleri saz ve söz eser- lerini çok sık unutnrlar, bafıza- lannı tazelemem için bana baş- vururlar ve müteşekkir kaJıriardı" diye yazıyor Ali Uf- kî. (a.e. sayfa 44) Ali Ufkî 1650'lerde Türk mü- ziğini ilk kez notaya almış, ara- dan yaklaşık elli yıl geçmiş, bu kez de bir Moldavyab, Boğdan Prensi Demetriııs Cantemir (1673-1723), 1687 ile 1700yıüan arasında yaşadığı lstanbul'da Türk müziği ile ilgilenmiş ve o dönemin Türk müziğini notaya almış, kendisi de özgün Türk müziği besteleri yapmış. Her iki yabancının Türk mü- ziğini notaya alarak belgeleme- si, Türk müzığinin asıl sahiple- rini yüzyıllar boyunca hiç ilgi- Iendirmemiş, ancak 20. yüzyıla gelindiğinde Ali Ufkî, Dimitri Cantemir gibi yabanalann yap- tıklan işlerin önemi kavranır gi- bi ounuştu. Cem Behar, Ali Ufki ve Mez- murlar adb kitabında, bu ilginç Poionyaiı'nın "ardında bıraktı- ğı üç müzikal metinden birini", besteli 'Mezmur"lar el yazması- nı bütünüyle değerlendirip me- tin ve nota transkripsiyonlannı yaparak gerçek bir bilimsel mû- zikoloji çalışması örneği veriyor ve "Ali Ufkî'nin hâlâ bir bütün olarak incelenmeyi bekleyen "Mecmua-yı Saz u Söz" üne, Türk müziğiyle ilgilenen tüm ki- şilerin dikkatini çekiyor. KielMartiıı öldti • CALIFORNIA (AFP) — Emmy ödüllü televizyon djzisi "Hill Street Blues"da bir dedektifı canlandıran Kiel Martin, akciğer , kanserinden öldü. Oyuncu 46 yaşındaydı. Yetkililerin yaptığı açıklamaya göre John "J. DT La Rue adb dedektifi canlandıran Martin, geçen cuma günü annesiyle birlikte yaşadıkiarı evinde yaşamım yitirdi. 'Duygulann izdtişümleri? • Kültür Servisi — Ali Koçak'ın resim sergisi 7 ocakta Ayşe Takı Galerisi'nde açılıyor. Sanatçı resimleriyle ilgili "Biçimler, renkler aracılığıyla kendimi ve mutluluğu arama çabalarım, duygu dünyamın izdüşümleri ve renklendirilmiş rdntgen fılmleridir" diyor. 1954 Tokat doğumlu olan sanatçı, 1973 yılında girdiği Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksekokulu'nu, üç yıllık seramik öğreniminden sonra bıraktı. 1986 yılmdan bu yana çabşmalarını Maltepe'deki atölyesinde sürdüren Ali Koçak çeşitli karma sergüere katıldı. Sanatçının ikinci kişisel sergisi 31 Ocak 1991'de sona erecek. Cadillac Man • Istanbnl (UHA) — "Cocktail", "Çıkış Yok", "Marie" gibi yapımlarından tanıdığımız Roger Donaldson'un yönetmenliğbıi yaptığı, senaryosunu Ken Fridman'ın yazdığı Cadillac Man 4 ocakta gösterime giriyor. Robin VVilliams'm Cadillac satıabğı yapan Joey O'Brian'ı canlandırdığı fibnde, hem işini hem de kadınları seven, sonunda her şeyi birbirine katan Joey'un yaşamı anlatıbyor. Filmde diğer rolleri, Tim Robbins, Pamela Reed, Fran Drescher paylaşıyor. Bektaş'dan ^Onu Birden' • Kölrör Servisi —Cengiz Bektaş, 30 yılhk şiir birikimini bir kitapta topladı. "Onu Birden" adını taşıyan kitap, Bektaş'ın bugüne dek yayımladığı 9, ilk kez yayımlanan 1 şiir kitabından oluşuyor. Yeni kitabı dolayısıyla Bektaş, "Şiirsiz bir mimarlığı düşünemiyorum. Şür bir yaşama, algılama biçimi çünkü. İnsana değjn her şey öyle algılanmalı. Şiirin de bir mimarlığı vardır" dedi. Ürftin resimleri • Kültür Servisi — Ulker Ün'ün resim sergisi 4 ocak günü Galeri Nev'de açılıyor. 1962 Tekirdağ doğumlu sanatçı resim calışmalannı 1984'ten beri Mehmet Güleryüz'le sürdürüyor. Ün'ün Galeri Nev'deki sergisi 23 ocaka dek sürecek. Horiıorlda • Kültür Servisi — Fatih'te Horhor Bitpazan'nda faaliyet -gösteren Horhor Sanat Galeresi'nde 5 ocakta Eşref Üren sergisi açıbyor. Sergide, 1984 yıhnda kaybettiğimiz devlet sanatçısı ödüllü Eşref Üren'e ait yakJaşık 50 eser bulunuyor. Galeri yöneticileri tarafından hazırlanan gazetede ise sanatçının yaşamı, sanatı ve resim hakkındaki görüşlerini içeren bilgiler yer alıyor. Cticenoğlu belediyede • Kültür Servisi — Tiyatro ve TV yazarlan Derneği Genel Sekreteri Tuncer Cücenoğlu, Bakırköy Belediyesi Eğitim Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'ne getirildi. Geçen hafta göreve • başlayan Tuncer Cücenoğlu bu göreve atanmasıyla ilgili olarak şunları söyledi: "Bilindiği gibi Bakırköy Belediyesi 26mart seçimlerinden bu yana en örnek çabşmaları yapan belediyelerden birisi. Başkan Sayın Dr. Yıldınm Aktuna ve başanlı ekibi ile birlikte çabşmak hem onur verici hem de zevkli oluyor." BüGÜN • Kartpostal sergisi Eski lstanbul'da Meslekler Kartpostal Sergisi bugün Atatürk Kitaphğf nda açılıyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog