Bugünden 1930'a 5,502,732 adet makale



Katalog


«
»

* * * ISTANBUL'DA BUGÜN • Beşiktaş Belediyesi kuruluşu olan BELTAŞ'ın Genel Vfüdürlük Merkezi ve Hipermarket'in temel atma törenleri saat 11 .OO'de Korukent Yolu Birlik Parkı yanı Levent adresinde, Arnavutköy Marketi açılış töreni ise saat 12.OO'de Dereçıkmazı Sokak No: 40 Arnavutköy adresinde yapılacak. • Birkan Yetkin Eğitim Kurumları'mn düzenlediği •'Çocuğun eğitiminde aijenin önemi" konulu panel, saat 14.00'te Yıldız Sabancı İlkokulu'nda yapılacak. ISTANBUL'DA YARIN • İnsanlığa Hizmet Vakfı'nca düzenlenen "Çevre ve Doğal Dengenin Korunması" konulu liselerarası kompozisyon, hikâye, şiir, resim, karikatür ve fotoğraf yanşması ödül töreni, saat 14.00'te Atatürk Kültür Merkezi'nde başlayacak. • DYP Beşiktaş llçe Başkanlığı'nca düzenlenen "Iş^anbul'un Su Sorunu" konulu panel, saat 14.00'te Beşiktaş îlçe Lokali'nde başlayacak. • İletişim Araştırmaları Derneği İLAD tarafından düzenlenen "Özel Radyo ve Televizyon" konulu panel, saat 13J0'da Basın Sarayı Burhan Felek Konferans Salonu'nda. KENTOVŞAM CUMHURÎYET/IZ Ç EREKLÎ TELEFONLAR • P«İS İMfet: 055 : 000 :056 527 57 00 ıltozart* 172 13 73 -74-75 ve 088 • tad«nza:068 lhz»*e«:077 iriâ#i: 511 89 18 * * Tıp: 588 48 00 Tış: 534 00 00 T*: 340 01 00 K a r ü W M M : 345 46 80 9 0 BM: 131 22 09 Takrti hk|«*B: 152 43 00 SSK Svotya: 588 44 00 SSK BtMfJli: 132 30 00 SSK Mztape: 358 67 60 • TMFfc: Traflk * * • «d.: 176 24 14 (Is!.). 356 04 85-86 (Kadıköy) U t f e Tnflk 377 22 07 (E-5), 356 04 86 (Şehınçı), 314 36 (B Çelonece) • TNY: tç Hatbr 573 13 31. D* ItaUar 573 04 33. 574 73 00, ı: 574 82 00 (25 hat) • DBT: SMnd D M I Ş M : 527 00 50. K.tofa OaM*aa: 338 30 50 • VAPMt: SaHr Hattan: 526 40 20. 144 42 33. Uatz Yoüan (tetate): 145 53 66, 144 25 02, 149 18 96 BiR MEKTUP Ceylan Sokak'ta su yok • Kartal ilçesi Yakacık Çarşı Mahallesi Ceylan Sokağa bütün başvurulanmıza rağmen bir türlü su verilmiyor. tlgili makamlara gittiğimizde bizimle muhatap olacak bir kişi bulamıyoruz. Ceylan Sokağı sakinleri olarak su gereksinimimizi tarihi Osmanh çeşmesinden karşıhyonız. Ancak bizler ÎSKt'den su istiyoruz. GAZANFER ŞAHÎN lOOyıllıkDarülaceze restore ediliyor tstanbul Haber Servisi — Darülaceze'ye bilgisayar sistemi ile bilgisayarh telefon santralı bağışlandı. Lioness'ler de Darülaceze binasımn tadilat ve restorasyonu için çalışma başlattılar. Istanbul Bü>r ükşehir Belediyesi'ne bağlı 100 yıllık Darülaceze'ye, Koç Vakfı'nca bilgisayar sistemi, Siemens firmasınca da bilgisayarh telefon santralı bağışlandı. Bağışlar nedeniyle dün yapılan törene Koç Vakfı adına Vehbi Koç, Siemens firması yetkilileri ile Darülaceze kurumundan sorumlu başkan danışmanı Süleyman Soylu ve kurum yöneticileri katıldı. Öte yandan Büyukşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Beyzade Özkahraman ile Lioness Şağlık Koordinatöru Şehza Öztiryaki de 100 yılhk binanın yenilenmesi için yapılacak çalışmaları ilk İLK KAZMA — Büyüksehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Beyzade Özkahraman ile Lioness balyozu birlikte vurarak Sağlık Koordinatöru Şehza Öztiryaki restorasyon için ilk kazmayı vurdu. başlattılar. Merter Silahlı 3 kişi banka soyduİstanbul Haber Servisi — Merter'de bulunan Yapı Kre- di Bankası Keresteciler Sitesi Şubesi, biri maskeli silahh 3 kişi tarafından soyuldu. Saat 16.00 sıralannda ban- ka şubesine gelen silahh 3 kişi güvenlik görevlisi Faruk Etgü ve personeli etkisiz hale getir- di. Etgü'nün sılahını alan ve havaya 2 el ateş eden soygun- culardan 2'si üst kattaki kasa- ya, öteki de birinci kattaki vezneye yoneldi. Kasa ve vez- neden yaklaşık 50 milyon gasp eden soyguncular personele, "Biz buraya can değil para aJ- maya geldik" uyansında bu- lundular. Daha sonra aralarında ko- nuşan ve maskeli kişiye "Dursun" adıyla hitap eden 3 soyguncu dışanya çıktı. Silahh soyguncular daha önce gasp ettikleri taksiyle kaçtılar. HABERLERÎN DEVAMI Ortadoğu Patlıyor... Türkiye Ikinci Cephede... (Baştarafı 1. Sayfada) takması için sürekli uyarı yapılmaya başlan- mıştı. Irak'a yönelik bombardıman sürdürülürken. Amerikan güçlerinin Kuveyt'e denizden sal- dırıya hazırlandığı haberleri geldi. Ortadoğu patlıyor. Böylesi koşullarda ANAP iktidarının savaş yetkisini kullanarak, Amerikan savaş uçakla- rının Irak'a yönelik harekâta geçmelerine izin vermesinin mantığını anlamak, neden "Yurt- ta sulh, cihanda sulh" ilkesini bir yana bırak- tığına akıl erdirmek gerçekten çok güç... Bu konuda daha önce yazdıklarımız aşağı- da yer alıyor. * Artık Körfez krizi bitti, Körfez Savaşı başla- dı. Ve daha savaşın birinci gününde Türkiye, Özal-ANAP iktidarı tarafından "İkinci Cephe"- nin eşiğine getirildi. Akbulut Hükümeti'nin dün Büyük Millet Meclisi'nden almışolduğu "savaş yetkisi"n\n başka bir anlamı yoktur. Türkiye İkinci Cephe eşiğini ne zaman aşa- bilir? incırlık, Diyarbakır ya da Erhaç üslerinden kalkacak Amerikan bombardıman ucaklan, Irak'taki hedeflere saldırdıkları an, İkinci Cep- he açılmış olacak ve Türkiye de büyük bir ih- timalle kendini savaşın içinde buiacaktır. Savaş yetkisinin oün akşamüstü Meclisten geçmesiyle birlikte her an gerçekleşmesi bek- lenen bir olasılıktır bu bombardıman. İkttdar sözcülerinin dün Meclis kürsüsünden bu konuda yapmış oldukları açıklamaların inandırıcılığı yoktur. Türkiye'nin İkinci Cephe açmayacağı ve saldırıya uğramadıkça sava- şa girmeyeceği yolundaki güvencelerinin da- yandığı mantık çok zayıftır. Hem savaşa karşı olduğunu söyleyeceksin, hem de Amerikan savaş uçaklarına, Türkiye'- den Irak'ı vurmalan için gerekli çerçeveyi sağ- layacaksın... Hem savunma amacından söz edeceksin, hem de bir saldırı olmadıkça, İn- cirlik'i kullandırmayacağını vurgulamaktan ka- çınacaksın... Doyurucu olmaktan çok uzaktır bu tutum. Geçelim. Özal yönetimi, TBMM'den dün geçirdiği sa-. vaş yetkisiyie ülkemizi ne yazık ki "İkinci Cep- he"n\n, bir uçururnun kıyısına getirmiş bu- lunuyor. Oysa Türkiye'nin böyle bir cepheleşmeden hiçbir yararı olacağını sanmıyoruz. Üsleri bir Arap ülkesine yönelik olarak Ame- rikan savaş uçaklarının kullanımına açan Özal politikası, bazı Arap ülkelerinde daha şimdi- den rahatsızlığa yol açmıştır. Libya lideri Kad- dafi'yle Ürdün Veliaht Prensi Hasan, Türkiye'- yi bu konuda eleştirmişlerdir. Suriye ve İran'- da rahatsızlığın ilk belirtileri dıplomatik kaynak- larca saptanmıştır. Bunun gibi Moskova'nın da huzursuzluk duyduğu Ankara'ya ulaşan bilgiler arasında- dır. Ayrıca Sovyetler'in Körfez Savaşı'yla bir- likte Türkiye ve İran sınırlarına kuvvet kaydır- dığı dikkati çekmiştir. Bir de Amerikan uçaklarının Türkiye toprak- larından kalkıp üst üste Irak'ı bombaladığını düşünün. Arap dünyasında bunun yarataca- ğı olumsuz duygu ve düşüncelerin, Türkiye'- nin bölgede işini kolaylaştırmayacağı, manev- ra alanını son derece kısıtlayacağı açıktır. Dışişleri ve Genelkurmay çevrelerinde, üs- lerin Irak'a karşı kullanımına sıcak bakılmadığı bir gerçektir. Kullanımın Türkiye'ye dönük yol açabileceği olumsuzlukları, en aza indirebil- menin yollarınm araştırıldığı söylenebilir. Ama Özal yönetimin bu konuda gözü kara- dır. İkinci Cephe politikasının gerçek mimariarı VVashington'dadır. Ankara açısından bu poli- tikanın temelinde devlet adamlığından çok, bir bakıma "kâr'ı ön plana alan tüccarlığın yattı- ğı söylenebilir. "Birkoy, üça//"diye de özet- lenebilir bu anlayış. Cumhurbaşkanı Özal, İkinci Cephe politika- sını VVashington'la birlikte ağustos başından beri kapalı kapılar arkasında, kendine özgü inatla adım adım uygulamış ve Türkiye'yi bu- gün savaşın eşiğine getirmiştir. Oysa savaş ve savaşa karışmak, ülkemizin ulusal çıkarlarına aykırıdır. Türkiye, BM karar- larına uyarak ve 100 bin üzerinde askeri gü- cü Irak sınırına yığarak Irak'ın Kuveyt'i işgali- ne karşı görevini fazlasıyla yerine getirmiştir. Açık bir saldırıya uğramadıkça, Irak'la sava- şa girmesi ya da üslerini Irak'a karşı kullan- dırması, Türkiye'nin yaranna bir politika ola- maz. Ayrıca, bugün için Türkiye ile Irak arasında savaşı gerektiren bir durum olduğunu da san- mıyoruz. Irak'ın Türkiye'ye saldırarak kuzeyin- de "İkinci Cephe"y\ başına sarmak gibi bir çıl- gınlığa kalkışabıleceğine ihtimal vermiyoruz. Uluslararası hukuku hıçe sayan saldırgan politikaların sahibi Saddam'ı yola getirmek için ille de savaşa gerek olduğuna baştan beri inanmamıştık. Bugün artık savaş var. En kısa zamanda, en az kayıpla bitmesini dilemekten başka bir çaremiz kalmadı. Altını bir kez daha çizmek ıstedığimiz nok- ta da Türkiye'nin savaş dışında kalmasıdır, kendisini Körfez'e rampa olarak kullandırmak- tan kaçınmasıdır. Kısa ve uzun vadeli ulusal çıkarlarımız, ulu- sal güvenliğimiz bunu gerektiriyor. Şaddam Hüseyin: Asıl savaş şimdi başladı(Baştarafı 1. Sayfada) Saddam'ın konuşmasmın tam metni şöyle: "Ey büyük Irak tıalkı, Ey şanlı silahh kuvvetlerimi- zin yiğit mensupları. Ey insanlar, nerede olursanız olun, kötülüğü ve onu yapanla- ra, kâfirlere ve onların hizmet- kârları ile müttefiklerine karşı koyma kararlılığı içinde olanlar, POLİTİKADA SORUNLAR ERGUN BAI/J Baştarafı 11. Sayfada Demedi. "Tek adam" oldu- ğu için çevresinde kendisine bu yönde telkinde bulunan da çıkmadı. Ya da çıktıysa bir ağırlık koyamadı. Ama ilginç olan şu ki Kör- fez'deki savaş ne şekilde so- nuçlanırsa sonuçlansın, Rlistin konusunda zaferi Saddam ka- zanmıştır. Yaklaşık 10 gündür gerek iç, gerekse dış basında Körfez kri- zi konusunda yazılan yazılara, çıkan haberlere bir göz atın. Fi- listin sorununun. bu haber ve yorumların çok büyük bir bölü- münün ayrılmaz parçasını oluşturduğunu görebilirsiniz. BM Güvenlik Konseyi'nde Irak'a tanınan sürenin bitmesi- ne iki gün kala belli başlı iki ba- rış planı ortaya atıldı: Yemen ve Fransız planları. ikisinde de, Irak Kuveyt'ten çekildikten sonra Ortadoğu için uluslara- rası bir konferansın toplanma- sı vaadi yer alıyordu. Fransız planında, Irak Kuveyt'ten çekil- dikten sonra "Güvenlik Konse- yi'nin diğer Ortadoğu sorunla- rının çözümü için faal rol oyna- yacağı ve uluslararası bir kon- feransın toplanmasına ağırlık tanınacağı" belirtiliyordu. Saddam, Kuveyt'i ekonomik nedenler ve denize açılma amacıyla işgal etti. Ummadığı ölçüde sert tepki ile karşılaşın- ca Filistin sorununu ortaya at- tı. Köşeye sıkıştıkça kitleleri et- kilemek açısından kendisine büyük yarar sağlayan Filistin konusuna iyice sarıldı. Bu işlem sırasında da Filis- tin sorunu, Kuveyt'le birlikte dünyanın gündeminde birinci sırada yerini aldı. Sonunda ABD bıle Kuveyt ile Filistin ara- sında bir bağlantı olduğunu, en azından Filistin sorununun Or- tadoğu'daki diğer sorunlardan soyutlanamayacağını dolaylı biçimde de olsa kabul etmek zorunca kaldı Saddam Hüseyin, ülkesi Amerikan uçakları tarafından hallaç pamuğu gibi atılırken acaba bunu düşünür mü? Düşünse bile artık çok geç. biliniz ki: 16 ocağı 17'sine bağlayan ge- ce 02.30'da. kalleşler haince sal- dırdılar ve şeytan Bush, cani Si- yonizmle birlikte cinayetini işle- di ve büyük catışma, savaşların anası, bu güçle hak arasında başladı. Hak, Allah'ın yardımıyla kö- tülüğü yenecek ve kölülük geri çekilecektir. Muhammed'in ve diğer pey- gamberlerin soyundan gelen oğullannız ve yiğit kardeşleriniz, insanlığı aydınlatan ve yol gös- teren tslamın meşalesini taşıdı- lar ve Allah onlara yardım etti. Caniler başarısızlığa uğradı- lar, kutsal yerlerin, Arap ulusu- nun ve İslamiyeti kabul eden uluslann haini Fahd, bu dünya- da olduğu gibi mahşerde de kay- bedecek olan kalleştir. Allah bizimledir kardeşlerim, Allah müminlerle birliktedir ve onlan kaçınılmaz şekilde zafe- re ulaştıracaktır. Muminlerin karşı koyması ve mukavemetiyle, Be>az Saray şey- tanının ve Tel Aviv canilerinin niyetleri kınldığı zaman, ulusun kurtuluş ve yozlaşma üzerinde kurulmuş tahtların yıkılış günü yaklaşıyor olacak. Sevgili Filistin ve onun muba- rip çocuklan kurtarüacak, Go- lan ve Lübnan kurtarüacak, Araplar, topraklannda özgür olacaklar, ezilen halklar hür ola- caklar." Körfez'deki müttefik birlik- lerinin yayını engellemesi nede- niyle güçlükle dinlenebilen Bağ- dat Radyosu, surekli olarak • # — ÖĞRETMENLERİMİZE YARIYIL OZEL FİYATIYarıyıl tatili başlarken, tüm öğretmenlerimize güzel bir haberimiz var: 25 Ocak'tan 11 Şubat'a kadar Türkiye'nin her yerine 175.000 liraya uçacaksınız! Bu özel uygulamamızdan yararlanmak için, okuldan alacağınız öğretmenlik belgesini göstermeniz yeterli. • . ı • Aynntılı bilgi için Türk Hava Yollan Acente ve Bürolanna başvurabilirsiniz. K e y i f l i t a t i l u ç u ş l a r ı n d a b u l u ş m a k d i l e ğ i y l e . . . TURK HAVA YOLLARI Devlet Başkanı Saddam Hüse- yin'i övücü kahramanhk marş- ları yayımhyor. Radyoda saldı- rıyla ilgili olarak dün sabah ya- yımlanan ilk yorumda, "Ku- veyt'in yeniden Irak'a ait olma- sı bizim hakkınuzdır. Bu haktan ödün vermemeye kararlıyız ve saldırıya iki misli ağır bir karşı- lık vereceğiz. Büyük savaş so - nunda başladı" dendi. GOZLEM UGUR MUMCU(Baştarafı 1. Sayfada) aracın kullanılması" bu bağlamda da üye devletlerin birbir- lerine "uygun destek sağlama" çağrıları yer almaktaydı. Türkiye, birliklerini Irak sınırına kaydırmakla ve Birleşmiş Milletler kararını desteklemekle bu "uygun destek" koşu- lunu yerine getirmişti. Güvenlik Konseyi kararındakı "uygun destek sağlama" ko- şulu, topraklarını Irak'ı bombalayacak uçaklara açma zo- runluluğu doğurmaz. İznin dayandığı 678 sayılı kararın 3. maddesinden hükümetin çıkardığı anlam "gelin bizimle bir- likte savaşın"d\r > "Uygun destek" sözcüklerine, "Hava saldırısına zorunlu askerli destek" anlamı çıkarılamaz. Çıkarılırsa bu, "savaş ilam" demektir. Ve bu TBMM'nin deyredilmez nitelikteki yetkilerini devretmek demektir! Üstelik anayasanın 92. maddesi TBMM'ye, "yabancı as- kerin Türkiye'de bulunmasına" izin verme yetkisi tanıyor. Bu yetki, yabancı askerin "kullanıimasım" içermiyor. "Vâöaic/ kuvvetin kullandınlması" anayasada olmayan bir devlet yetkisinin kullanılması anlamına geliyor! Evet, açıkça bu anlama geliyor... TBMM'den hükümetin istediği izin metninde ülkemizde konuşlandırılan savaş uçaklarının komutasının kimde oldu- ğu da anlaşılmıyor. İşin doğalı, bu kuvvetlere Amerikan generallerinin komuta etmesidir. Böyle olunca da Türkiye, kendi Meclisi'nin kara- rı ile değil, Amerikan generallerinin verecekleri kararlarla savaşa girecek demektir. Uygulamanın başka türlü olma-, sına da olanak yoktur. »Cumhurbaşkanı Özal, CNN'e yaptığı konuşmada bu ol- guyu şöyle anlatıyor: — Müttefik kuvvetleri üsleri kullanabilirler. Karar Amerikan komutanlığına kalmıstır. Bu olasılık, ister istemez 1. Dünya Savaşı'nda "Yavuf ve 'Midilli" adları alan "Goben" ve "Breslau" adlı Alman zırhlı- larının Alman Genelkurmayı'nın gizlı planı ve Enver Paşa!- nın kabineden ve en yakın arkadaşlanndan gizlediği emir ile Ruslara saldırı emri vermesi ve Osmanh İmparatoriuğunu böylece savaşa sokmalan çağrışımını yapmaktadır. Incirlik Üssü'nde konuşlandırılan 48 ABD savaş uçağı, bu iznin verilmesinden sonra ABD Genelkurmay Başkan- lığı'ndan alacağı bir emir ile Irak'ı bombalayabilir. Bu ne demektir? Bu, örtülü biçimde "savaş ilanı" demektir! Savaş, önceki gece yarısı başladı. Bu ana kadar hava sal- dırılarının başarılı olduğu da ileri sürülüyor. Bu başarının kutlandığı bir anda Incirlik Üssü'nü ABD uçaklarının kulla- nımına açmak, Türkiye'nin en azından şu anda bir "saldırı tehdidi" altında olmadığı anlamına da geliyor. Kurmay dilinde bu tür kararlar "threatprcvoction" olarak adlandırılır. Bir saldırı tehlikesi içinde olmayan bir devletin "husumeti" ve "tehdidi" üzerine çekmesi çok tehlikeli bir oyundur. Bu savaşın bugünü var; yarını var ve öbür günü var. ABD, er geç bölgeden aynlacak, bizler Irak'la ve Arap halkı ile birlikte yaşayacağız. ABD Genelkurmayı, Bağdat ve çevresindeki askeri tesis- leri "sıklet merkezi" olarak seçip hava saldırılan ile kesin sonucu burada almak istiyor. Oyle anlaşılıyor ki Amerikan generalleri, birliklerin değişik yerlerde konuşlandırılmaları anlamına gelen "dispersol" kuralı gereğince de savaşa ka- tılan birlikleri, bu "siklet merkezini" çeşitlı hava akımları ile çökertecek bölgelere dağıtıyor. ABD Hava Kuvvetleri'ne bağlı 48 tane hava bombardı- man uçağının Türkiye'ye geliş nedenı de bu "dispersol" ku- ralı gereğidir. Bu da Türkiye'nin "İkinci Cephe" olarak seçilip hazırlatıl- ması anlamına gelir. "Husumef ve "tehdidin" üzerimize çe- kilmesini sağlamak ve Türkiye'yi böylece bir savaşa sok- mak bir ABD savaş planıdır. Üzerinde durulacak bir başka önemli konu da Incirlik Üs- sü'nün statüsüdür. Bu statü, Savunma ve Ekonomik işbirliği Anlaşması ile çizilmiştir. Kısa adıyla "SEİA" olarak adlandırılan anlaşma, NATO çerçevesi içindeki ABD ile Türk hükümetinin imza- ladığı bir ikili anlaşmadır. Anlaşmanın V/4. maddesinde savunma işbiriiğinin kap- samı "Kuzey Atlantik Antlaşması'ndan doğan yükümlülük- Ier ile" sınırlandırılmıştır. "3 numaralı tamamlayıcı anlaşma"nm IX. maddesinde de ABD uçaklarının "NATO savunma plantannı desteklemek üzere" üste konuşlandırılacakları yazılıdır. "3 numaralı ek İncirlik tesisi uyguiama anlaşması"r\da uçaklann ancak "ro- tasyon esası" gereğince ve "eğitim amacı" ile üsse gelebi- lecekleri belirtiliyor. Bu izin ile bu statü bu koşullarda değişiyor ve "Scvyet tehdidi"ne karşı kurulan "savunma paktı NATO", Afganistan işgalinden sonra Amerikalılar tarafından ortaya atılan "Out ofArea" kuramı gereğince NATO sorumluluk alanlan dışında saldırı amacıyla kullanılıyor. SEİA imzalanırken Amerikalılar, Türkiye'nin "Rapid Dep- loyment Force" olarak bilinen "Çevik Kuvvef'e katılmasını istiyorlardı. Genelkurmay, 1980'de "kriz bölgelerine ivedi müdahale" amacıyla kurulan bu kuvvete katılmadı. Katılsay- dı, Türk askerleri, Körfez bunalımı başlar başlamaz 82. Hava Indirme Tugayı ile birlikte Suudi Arabistan'a gönde- rilecekti. ABD, on yıl önce yapamadığını şimdi İncirlik Üssü'nü kul- lanarak sağlıyor. DÜZELTME Dünkü yazıda yer alan "Irak, Bağdafın bombalanmasın- dan sonra Kuveyt'ten çekildi diyelim, sonra ne olacak? Bu dosya 'Kıbrıs dosyası'dır" bölümünün doğrusu şöyle ola- caktır: "Irak, Bağdafın bombalanmasından sonra Kuveyt1 ten çekildi diyelim, sonra ne olacak? Irak'a karşı 'çokuluslu' koalisyon kuran devletler bu kez Birleşmiş Milletler'e yeni bir dosya ile gelecekler. Bu dosya 'Kıbrıs dosyası'dır." Dü- zeltir, özür dilerim. U.M.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog