Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

17 OCAK 1991 HABERLER CUMHURİYET/5 Aybar: Savaşı Ozal istiyor • lç Politika Servisi— Mehmet Ali Aybar, ABD uçaklarının çağnlmasının yanlış olduğunu belirterek özal'ın savaş kazanan cumhurbaşkanı olmak istediğini belirtti. Aybar dün gazetemize yaptığı açıklamada şunlan söyledi: "Savaş oldubittiye getirilemez. Sayın özal baklayı ağzından çıkardı. 'Üslerdeki ABD uçaklan nedeniyle Saddam misilleme yaparsa savaşa girebiliriz' dedi. Peki uçaklar neden çağrıldı? Irak Türkiye'ye saldınrsa, ABD uçaklan iki saatte Incirlik'e gelebilirlerdi. Oysa Irak'ın Türkiye'ye saldırmakta çıkarı olmadığı açık bir gerçektir. Neden iki cephede savaşsın? Demek ki uçaklarm çağnlması yanlıştı. özal da bunu bilir. Ama özal krizin başından beri Türkiye'yi savaşa sokmak istiyor: Savaş kazanan cumhurbaşkanı olacak. Oysa cumhurbaşkanırnn savaşa karar verme yetkisi yok. Anayasaya göre bu yetki Meclis'in. Savaşı oldu bitti haline getirerek Meclis'ten yetki istemek ise suçtur!' Olçer: Savaş istemiyonız • ANKARA (UBA) — Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Selim Ölçer, savaşın bir felaket olduğunu belirterek, "Kesinlikle savaş olmasını istemiyoruz. Türkiye böyle bir felakete sürüklenmemelidir" dedi. Türk Tabipler Birliği Başkanı Selim Ölçer, "savaş ve sonrası" konulu bir basın toplanüsı düzenledi. Selim ölçer, kitlelerin sağiığının korunması söz konusu iken hekimlerin mutlaka savaşa karşı çıkmak zorunda olduklarını, bu nedenle hem hekimler hem de TTB olarak savaş istemediklerini söyledi. 'Banş reçetesi' • İZMİR (Cumhuriyet Ege Biirosu) — Sağlık meslek odaları yöneticileri yazdıklan reçetede savaş hastalığına karşı "banş ilacmın" sürekli kullanılmasının gerektiğini belirttiler. Körfez krizinin gündeme gelmesiyle birlikte olası bir savaşa karşı, açıklamalarıyla sık sık banşı gündeme getiren sağlık meslek odaları yöneticileri bu kez de savaşa ilginç bir yöntemle karşı çıktılar. Vakıf üniversiteleri • ANKARA (AA) — TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanı Yusuf Bozkurt Özal, hükümet tarafından geri çekilen vakıfların kuracakları yüksekokullarla ilgili yasa tasansını benimsedi. Özal, TBMM Başkanlığı'na bir önerge vererek, hükümetçe, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bir kez daha görüşülmek üzere genel kuruldan çekilen, 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kurumu'nun bazı maddelerinin değiştirilmesi ve Bilkent'e "üniversite" adı verilmesini öngören yasa tasansını benimsediğini bildirdi. Böylece, yasa tasansı, içtüzüğün 76. maddesi uyarınca genel kurulda görüşülecek. ISargı çalışanına tazminat • ANKARA (AA) — TBMM Genel Kurulu, yargıda çalışan personele maaşlannın yüzde 25'i oranmda, "adalet hizmetleri tazminatı" verilmesini öngören yasa tasansını kabul etti. Benimsenen yasaya göre yüksek mahkemeler, Yüksek Seçim Kurulu, il ve ilçe seçim kurulları, Sayıştay, ceza infaz kurumlan, icra müdürlükleri, ticaret sicili ile adli idari ve askeri yargıda görevli personele maaşlarının yüzde 25'i oranında "adalet hizmetleri tazminatı" verilecek. Inönü savaşı TV'den izledl Çetin'le birlikte GenelMerkez'e gitti 'Savaş kısa zamanda bitsirîİnönü, gölge kriz kabinesinin halkı tehlikelerden koruma amacıyla görev yapacağım açıkladı. ANKARA (Cumhuriyet Bü- rosu) — SHP Genel Başkanı Er- dal İnönü, saat 03.20'de kendi- sini arayan Cumhuriyet muha- birine "Televizyondan izliyo- rum. Kısa zamanda bitmesini diiiyorum. Şimdilik başka de- ğerlendirmem yok. Anlaşılan Soudi Arabistan havaalanların- dan kalkan uçaklar harekât yapıyorlar" dedi. aynı saatlerde Genel Sekreter Hikmet Çetin de barış çağrılannı yinelediklerini söyledi. İnönü ve Çetin daha sonra genel merkeze gelerek ge- lişmeleri izlediler. İnönü başkanhğında top- lanan SHP gölge kabinesi, savaş öncesi ve savaş süresince halkı tehlikelerden korumak amacıyla uyarı görevi yapacak "gölge kriz kabinesi" oluştur- mayı kararlaştırdı. Özal'ın "zirve çağnsı"na ya- nıt olarak gonderdiği mektupta İnönü, "Yetki ve sorumlulukla- nnı zoriayarak devlet yönetimin- de fîili bir durum yaratmaya ça- lışan organ ve makamların giri- şimlerini hoşgörü ile karşılama- mız mumkün değildir. Bövle bir tutumun anayasa dışı uygulama- lara süreklilik ve geçerlilik ka- zandıracağı da açıktır" görüşü- nü dile getirdi. İnönü, Körfez krizinin başın- dan bu yana "TBMM'yi ve ulu- su devre dışı bırakan bir politi- kanın hiçbir aşamasında bo>le bir sorumluluğa katılmayacaklarım" vurgulaya- rak ulusal birlik ve bütünlüğün "göstermelik bir kavram değil, temel bir ihtiyaç olduğunu" kay- detti. SHP lideri, şöyle devam etti: "Körfez bunalımının başlan- gıcından bu yana gozardı edilen bu ihtiyaon, şimdi kamuoyu öniinde bir siyasa) eksikliği gi- dermek amacıyla ifade edilme- si, devlet yönetiminin maiûl ol- duğu ciddiyetsizliğin kaygı ve iizüntü verici bir göriınümüdiir. Böyle bir biıiik iddiasının son anda ve sadece sorumluluğun paylaşılması ihtiyacı altında açıklanması, içtenlikli ve kabul ediiir bir davranış olamaz." SHP'nin gölge kabinesi dün Erdal İnönü başkanhğında iki Körfez krizindeki g g e r ginlik sürerken TBMM'de olası bir savaşa karşı hazıriıklar yapılıyor. Meclis ana binasının altında bulunan sıgınaklar temizlenerek bir sava? du- rumunda TBMM'nin çalışmasına normal şekilde devam edebil- mesi için gerekli donanım kuruldu.(Fotograf: AA) saat süren bir toplantı yaptı. İnönü, toplantıdan sonra gölge kriz kabinesinin milli savunma, maliye, içişleri, dışişleri, sağlık, ulaştırma a'anlarında görev ya- pacağım, Kriz kabinesinde gö- rev alacaklar ile çalışma biçimi- nin daha sonra belirleneceğini bildirdi. tnönü, TBMM Başkan- lığı'na da başvurarak Genel Ku- rul'un sürekli toplantı halinde olmasının sağlanmasını istedi. İnönü, gölge kabine toplantı- sında, önceki gün TBMM Genel Kurulu'nda Başbakan Yıldırım Akbulut ile Dışişleri Bakanı Kurtcebe Alptemoçin'in açıkla- malarının değerlendirildiğini ifade ederek "Genel Kurul'daki gönişmeler bizi savaşa sokmaya- cak bir iradeyi ortaya koymadı" dedi. İnönü, şunlan söyledi: "Göruşmelerde yapılan ko- nuşmalardan bizim dışımızdaki giiçlerin Türkiye'yi savaşa sok- ma girişimlerine iktidann da ha- zır olduğu izlenimini edindik. İktidarın hanrlıkları bize anla- tılmayan çıkarları olduğunu gösteriyor." Cumhurbaşkanı özal'ın ANAP milletvekilleriyle görüş- mesinin de anlaşılır bir şey ol- madığını ifade eden İnönü, şöy- le konuştu: "Ülkemiz savaşa süriikleni- yor. Ulusal çıkarlarımızı koru- ma amacı da >ok. Öyle bir amaç olsa hep birlikte savaş ilan ede- riz. Olmadığı halde 'Çaremiz yok' diyerek savaşa gidiyoruz, süriiklenerek gidiyoruz. Bu nok- tada halkımızı tehlikelerden ko- rumak için aramızda daha gun- cel konulara eğilen bir işbirliği yürüteceğiz. Arkadaşlanmız bir kriz kabinesi gibi çalışacaklar. Gelismeleri önceden tahmin ederek, halkımıza yardımcı ola- cak ne gibi önlemler varsa on- ları aramızda konuşarak, gfinii gunüne açıklamalar yaparak halkımızın yanında olduğumu- /u, ihtiyaçlannı karşılamaya ha- 7ir olduğumuzu göstereceğiz." İnönü, savaşa giilerken grev- lerin de çözümlenmesini isteye- rek ekonomik alanda halka yar- dıma olacak önlemlerin alınma- sı gerektiğini söyledi. ABD'nin Ortadoğu'yayerleşmekte olduğunu söyleyen Ecevit: Emperyalizm çağıyeniden dirilîyorANKARA (Cumhuri- yet Bürosu) — DSP Ge- nel Başkanı Bülent Ece- vit, "Körfez'de savaş öncesi" Cumhuriyetin sorularını yanıtlarken " C u m h u r - başkanı Özal'ın tüm yatırımını savaş olasılığı üzerine yaptığını, bunun son de- rece tehlikeli bir kumar olduğunu" vur- guladı. DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle: —Sizinle bu söyleşiyi yaptığımız sırada, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konsevi'n- ce Irak'a Kuveyt'ten çekilmesi için ta- nınan süre dolalı yaklaşık altı saat geç- miş bulunuyor. Fakat şu ana kadar her- hangi bir askeri harekât belirtisi görün- müyor. Sizce hâlâ banşçı çözüm olanak- lan mı araştırılıyor, yoksa bugünlerde savaş başlayabilir mi? ECEVİT—Barışçı çözüm olanaklan konusunda tıkanıklık sürüyor. ABD Başkanı Bush'Ia Irak Devlet Başkanı Saddam Huseyin biraz esneklik göster- seler, savaş kesinlikle önlenebilir. —Sizce ABD ve Körfez'deki askeri yı- ğınağa katkıda bulunan ülkeler. Irak'a karşı girişilecek askeri harekâttan süratle sonuç alabilirler mi? ECEVtT—Bu çok zayıf bir ollasılık... Amerikan strateji uzmanları ve komu- tanları bile süratli sonuç beklemiyorlar. Savaş çıkarsa çatışmalann uzayıp gide- bileceğini ve ABD ile onu destekleyen kuvvetlerin büyük can kayıplan verebi- leceğini kabul ediyorlar. Bu sabah (dün), CNN'de, bir strateji uzmanı olan ABD eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger'ı dinledim. Kissinger, kara savaşından olabildiğince kaçınarak havadan saldırıya ağırlık verilmesini öneriyor. Fakat Bush yönetimi bunu çok güç- leştirdi. —Nasıl? ECEVİT—Irak'ın Kuveyt'i işgalinin hemen ardından ABD Irak'a karşı yo- ğun bir hava saldırısına geçseydi, kendi askerleri ağır can kayıplarına uğrama- dan, Irak'a büyük zarar verebilirdi; hat- ta Irak'ı Kuveyt'ten çekilmek zorunda bırakabilirdi. —Sizce ABD, niçin, başlangıçta hava saldınsına geçmek yerine, bu yolu seç- ti? ECEVİT—iki olasıhk aklıma geliyor: ABD yönetimi ya başlangıçta hesapsız kitapsız acele bir karar vererek büyük bir strateji yanlışlığı yapmıştır ya da ABD'nin asıl amacı, savaşmak değil, Irak'ın Kuveyt'i işgalini bahane ederek, Ortadoğu'ya bir bölge devleti gibi yer- leşmektir. Şimdiden, ABD, Ortadoğu'- nun en güçlü ve en etkili devleti duru- muna gelmiştir. Bu bir bakıma, sona er- diği sanılan emperyalizm çağının yeni- den dirilmesidir. Eğer bu ikinci olasıhk doğru ise, sa- vaş hiç çıkmayabilir; ama bunalım ve gerginlik sürüp giderek müzminleşebilir. Bu da, savaş kadar korkunç sonuçlar ya- ratmasa bile, Türkiye dahil, birçok ül- kenin 'derhal yoğun görüşmelere" baş- lamalarını da istiyor. Bu ifade ile Irak'- dırıya uğramadıkça savaşa girmeyeceği- ni söylüyorlar, ama bir yandan da, ge- m Kuveyt'i işgali kınanırken, işşalden rekirse, Türkiye'nin ABD'ye lojistiky şg , şş önce Kuveyt'İe arasında birtakım cîddı sonınlar bulunduğu ve bunların müza- kereler yoluyla çözümü gerektiği de Gü- venlik Konseyi'nce kabul edilmiş oluyor. Fakat, aradan beş buçuk ay geçtiği halde, sadece Irak'a Kuveyt'ten çekilme- si için baskı uygulanmakla yetinildi; Irak'la eski Kuveyt yöneticileri arasın- da görüşmeler başlaması yolunda ise, baskı şoyle dursun, en küçük bir telkin- de bile bulunulmadı. DSP olarak bizim bu açık ve kesin zo- runluluğu ammsatmamıza da kimse ku- lak vermedi. —Güvenlik Konseyi, sizce neden, 660 sayılı karannın tam olarak uygulanma- DSP lideri Ecevit, Cumhurbaşkanı Özal'ın tüm yatırımını savaş üzerine yaptığını söyledi. Ecevit, ABD'ye lojistik destek sağlanması halinde, Türkiye'nin 'hedef durumuna geleceğini vurguladı, hükümet ve TBMM'nin Özal'ı uyarmasmı istedi. kenin ekonomilerine ağır zarar verebi- lir. —Sizce Ortadoğu sorununa banşçı bir çözüm hâlâ bulunabilir mi; bulunabilirse nasıİ? ECEVİT—Banşçı çözümün pratik yollannı Demokratik Sol Parti'nin ge- çen gün yayımladığı 'banş plam'nda ay- rıntılı olarak anlattık. O arada 2 Ağus- tos 1990 günü alınan 660 sayılı Guven- lik Konseyi karannın akıl almaz biçim- de ihmal edilen, hana unutulan veya unutturulan, bir emredici hükmüne de dikkatleri çekmeye çalıştık. 660 sayılı ka- rar, yalnız Irak'ın Kuveyt'ten 'derhal ve koşulsuz olarak çekilmesi'ni değil, aynı zamanda Irak'la Kuveyt arasındaki 'an- laşmazlıklann çözümü' için, bu iki ül- sını gündeme getirmiyor? ECEVİT—Acı gerçek şu ki, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi artık fiilen Amerika Birleşik Devletleri'nin bir or- ganı gibi davranır duruma düşmüştür. ABD barış istemedikçe, Birleşmiş Mil- letler Güvenlik Konseyi de banşçı çözüm yolunda ağırhğını ortaya koyamamak- tadır. —Bir yandan Cumhurbaşkanı Özal ve Başbakan Akbulut, Türkiye'nin, bir sal- dınya uğramadıkça savaşa girmeyeceği- ni söylıiyorlar: bir yandan da Türkiye'- ye Avrupa'dan Çevik Kuvvet, ABD'den 48 bombardıman uçağı geliyor. Bunda bir çelişki göriıyor musunuz? ECEVİT—Cumhurbaşkam ve Başba- kan, son günlerde, Türkiye'nin bir sal- , y y oji destek sağlayacağını açıklıyorlar.'Sava- şan bir devlete lojistik destek sağlamak, fiilen savaşa girmek veya savaşa etkin katkıda bulunmak demektir. Körfez bölgesinde, bir savaş çıkması durumun- da eğer Türkiye, ABD'ye lojistik destek sağlayacak olursa, bu hiç kuşkusuz, Türkiye'yi bir hedef durumuna sokar. Onun için, savaş durumunda Türkiye'- nin ABD'ye lojistik destek sağlaması, Türkiye'ye yönelik bir saldırıya çanak turmak anlamına gelir. Zaten, Başbakan Akbulut, savaş iste- mediğini söylerken ictenlikh' gibi görünse bile, Cumhurbaşkanı Özal'ın barış de- ğil, savaş istediği, bütün hesabını savaş olasılığına göre yaptığı bellidir. —Cumhurbaşkanı Özal'ın savaş istedi- ğini gösteren yeni belirtiler var mı siz- ce? ECEVİT—Ben Sayın Özal'ın 11 ağus- tos günü Amerikan CNN televizyonuy- la yaptığı söyleşiyi hem CNN'den hem de Türkçe olarak TRT'den izledim. Söyleşinin aslında, CNN görevlisi, Özal'a, savaşı tercih veya temenni edip etmediğini sorduğunda, Sayın Özal, hiç duraksamadan, 'evet, evet' diye yanıt verdi. Fakat TRT'de Özal'ın 'evet, evet'Ieri sansür edildi. Yine söyleşinin aslında, Özal, Ortado- ğu'da bir güvenlik sistemiyle ilgili soru- yu yanıtlarken, bunun ancak krizden ve- ya savaştan sonra (yani iş işten geçtik- ten sonra) düşünülebileceğini söylediği halde, Özal'ın bu sözleri de TRT'de san- sür edildi. Hiç kuşkusuz bu sansür işlemi, Sayın Özal'ın isteği ile yapılmıştır. Yani, Sa- yın özal, Amerikan kamuoyuna yöne- lik sözlerinde savaş kışkırtıcıhğı ve çığırt- kanlığı yapmaya devam ederken, içeri- ye yönelik konuşmalannda bunu Türk kamuoyundan saklamaya uğraşmakta- dır. Yani Türk kamuoyunu aldatmak- tadır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin barışçı çözüm olanaklarını araştırmak üzere Bağdat'a gitmesini eleştiren tek li- der de Cumhurbaşkanı Özal olmuştur. Sayın Özal, belli ki, yatınmını savaş olasılığı üzerine yapmıştır. Demirel: Tbpyekün savaşa itiliyoruz "Savaş saat meselesi, çıkmaması mucize olur" diyen DYP lideri Demirel, iktidarın politikasını yanlış olarak değerlendirdi. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — DYP Genel Başkanı Süley- man Demirel, Körfez'de bir savaş çıkmasının artık saat me- selesi olduğunu belirterek "Türkiye'nin birkaç gün içinde sıcak savaşa topyekün itilme du- ruınu bulunduğunu" söyledi. Bu arada Cumhurbaşkanı Özal'ın Köşk davetini Demirel de reddetti. DYP Genel İdare Kurulu dün saat 16.00'da Genel Başkanı Sü- leyman Demirel'in başkanhğın- da toplandı. Demirel toplantıyı açarken BM Güvenlik Konseyi 1 nin, Irak'a karşı kuvvet kullanıl- masına izin verefı karannın Türkiye'yi, Kuveyt için savaşa mecbur etmediğini bildirdi. Türkiye'nin Irak ile olan sınırın- da önlem almasının doğal oldu- ğunu, bunun savaş sebebi ola- mayacağını kaydeden Demirel, Irak ile Türkiye arasında bir sa- vaş nedeni olmadığını yineledi. Türkiye'nin Irak'a, "Türk topraklannın komşulanna kar- şı kullanılmayacagı yönünde gü- vence verdiğini de" anımsatan Demirel, "Türkiye'nin birkaç gün içinde sıcak savaşa topye- kûn itilme durumu bulunduğunu" kaydetti. Demi- rel, "Türkiye, bu işin içinden çok kârlı çıkacağız diye sıcak sa- vaşa sürüklenmek gibi bir olay- la karşı karşıyadır" dedi. Demirel, gazetecilerin "Baş- bakan Yıldırım Akbulut ile Kör- fez krizi konusunda muhalefet liderleri olarak bir zirve yapma- larının soz konusu olup olama- yacağını soran gazetecilere, "Biz mi cağıracağız?" dedi. Demirel, 'bu çağnmn Akbulut'tan gelme- si durumunda kabul edip etme- yeceğinin sonılması üzerine de "Bunlar farazi şeyler, varsayımlar" demekle yetindi. Demirel Musul ve Kerkük üze- rine bir senaryo olup olmadığı- nın sonılması üzerine de "Yöne- ticilerin kafası her zamaıı oldu- ğu gibi kanşık. O gün geldiğin- de duşünürler" diye konuştu. Demirel, "Savaşın çıkması gün, saat meselesi. Çıkmaması muci- ze olur. Ama mucizeler bazen olur. Çıkmanuş candan her za- man umut vardır"' karşılığını verdi. Demirel, bolgedeki göçe iliş- kin soruyu da "Göçenler, fakir fukara insanlardır. Durumlan çok perişandır. Türkiye'yi yöne- (enlerin labii o insanlann sonın- lanyla ilgilenecek halleri yok. Başlarında kavak yelleri esiyor. Onlar yüksek yerlerle, Beyaz Sa- ray ile filan konuşuyorlar. Beyaz Saray ile konuşaniann Silopi ile ne ilgisi olur? Halkın değil de başka yerlerin dümen suyuna takılıriar" yanıtını verdi. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın 18 ocak cuma günü için SHP ve DYP genel başkanlan- na yaptığı görüşme çağrısı, DYP'de kabul görmedi. Genel İdare Kurulu'nun yaklaşık dört saat süren toplantısında Genel Başkan Demirel, Cumhurbaşka- nı Turgut Özal'ın davetini üye- lerin müzakeresine açtı. Edinilen bilgiye göre, Genel İdare Kurulu'nda davet yerinin yanlış olduğu, sahibinin Çanka- ya olmaması gerektiği görüşleri savunulurken, dış politikanın hükümetin konusu olduğu ve Çankaya'nın ilişkisi bulunmadı- ğı görüşleri de tartışıldı. Toplantıda daha sonra yapı- lan oylamada, ittifakla Demi- rel'in Çankaya'ya çıkmamasına karar verildi. CÜNEYTARGAYÜREK YAZIYOR Çalışırken Beklemek, Beklerken Çalışmak ANKARA — Büro'dan Ali Doğan uyandırdı. Bağdat bom- balanıyordu. TV'nin başına geçtık. Bağdat ilk önce hafif hafif, sonra dalga dalga gelen uçaklarla bombalanıyordu. Ne var ki Kuveyt'ten, Kuveyt - Suudi Arabistan sınırından henüz ha- ber yoktu. Halkımız acaba savaşa bu kadar kayıtsız mı? Saldınnın başlamasının üzerinden iki saat geçmiş, çevreye bakıyorum, tek ışık yanmıyor. Bizim evin çevresindekiler uykuda. Kuşkusuz, ayakta ve görev başında olanlar Genelkurmay- da Deniz, Hava ve Kara Kuvvetleri komutanlıklarında... Söy- lendiğine göre Köşk, Başbakanlık konutunda ışıklar yanıyor. Saat sabahın 03.00'ü. Başkan Bush'un yakın dostuna re- va gördüğü davranışa ne demeli? Ismarlmadığımız 48 uçak gelmeden incirlik'in daha kullanıma açılmasını sağlamadan Bush'un saldırıya geçmesi çok yakışıksız! İnönü, TV'nin başında. Kısa bir söyleşi yapıyoruz. Irak1 tan karşılık görmeyen savaşı izliyor. "Bir değerlendirme için henüz erken" diyor. Bir iki cümle konuşabiliyoruz. Ama ger- çekte araya önemli bir yorum sıkıştırıyor: "Bir an önce bitmeli" diyor, savaş için. Doğru söylüyor İnö- nü. Savaşın bir an önce bitmesi, Irak'ın ya hemen teslim ol- ması ya da Kuveyt'ten tasi tarağı toplayıp hemen teslim ol- ması ya da Kuveyt'ten tası tarağı topiayıp hemen çekilmesi Türkiye açısından önemli. Savaş ne kadar kısa sürer ve sonuç ne kadar erken alı- nırsa, Türkiye'nin savaş dışında kalması o kadar kesinleşe- cek. Savaş hayal edenlerin hevesleri boğazlarında kalacak. Bağdat dahil, Irak'ın önemli noktalarının vurulmaya baş- landığı ilk saatlerde İncirlik sessizdi. Diyarbakır sakindi, sı- nır boyları sakindi. Türk askeri otoriteleri bize saidırıyla ilgi- miz olmadığını söylüyorlardı. Dışişleri kriz masasında sabahlıyor. Müsteşar Tugay Öz- çeri, "Şu anda içinde değiliz" diyor. Söylemek istediği açık. Daha sonraki saatlerde Türkiye'deki olanaklara gereksinil- memesini temenni ediyor. Kısacası savaşın bir an önce bi- tip Türkiye'nin savaş dışında kalmasını diie getiriyor. Savaşla birlikte TRT çok kötü bir imtihan veriyor. Yiğidi öldür hakkını ver derler. Magic Box habercilikte TRT'yi vu- ruyor. Gerek hemen yayına geçmesi, gerekse CNN spiker- lerinin söylediklerini hemen Türkçeye çevırmesi, yayımcılıkta büyük bir başarı sâğlıyor Magic Box'a. Savaş haberleri sürüp gidiyor. Biz altı aydır söylediğimiz dileğimizi yeniden ve içtenlikle yineliyoruz: "Bu savaş çabuk bitmeli ve Türkiye, dışında kalarak bu savaş bitmeli." Oysa, dün sabah, bu sabah için bir savaş beklentisi yok- tu. Tersine içe dönük şöyle tartışmalar içindeydik. Bizi savaşa sürükleyecek üsleri açalım ABD'ye. Son gün öğrendik. Açmamız zaten BM buyruguymuş. Başbakanımız "üsleri açmanın BM kararları çerçevesinde meşruiyet kazandığını" söylüyor. TÖ, -her zamanki gibi- bir adım iler- de. Irak'a önlemleri sıralayan BM kararında "her ülkenin 'gereken' yardımı yerine getirme" koşulu bulunduğunu, sa- vaşı mazur göstermek amacıyla TV'den halkımıza gerekçe gibi sunuyor. Oysa durum böyle mi değil mi? Bir iki siyasetçi dışında tartışan yok, görüşen yok! Oysa BM kararı bağlayıcı değil. "Her ülkeye 'uygun' gördüğü yardımı" öneriyor. Örneğin Türkiye: Uslerin açılmasını ülke yararlarına uygun bulma- yacak olsa ABD ye açmayabilir. Bu karanndan ötürü BM veya herhangi bir üye ülke Türkiye'yi ne eleştirir ne de kınaya- cak bir davranış gösterir. Çalışırken savaş bekliyoruz. Savaş beklerken calışıyoruz. Kulağımız dışarda, aklımız içerde. inönü ağzjyla, yaşadığımız dönemi şöyle tanımlayalım diyoruz: "Açıkça kandırmaca ve aldatmaca!" Ya aklımızdan geçenler: Bir gün gelir, o gün mutlaka gelecek. Kimileri hesap ver- mek için sadece mahkeme-i kübrayı düşlemesinler. Hesap bu dünyada da verilir. Savaşa süreceği tümen tümen asker kadar hesap sorma- ya hazırianan varken... P A R T İ L E B D E N Doğaıfın ihracı isteniyor •lç Politika Servisi— SHP İstanbul İl Yönetim Kurulu, görevden alınan İl Disiplin Kurulu Başkanı Suat Doğan'ın partiden kesin ihracı istemiyle Merkez Disiplin Kunılu'na verilmesi için MYK'ya başvurdu. Yetkililerden edinilen bilgiye göre daha önce partiden iki yülığına ihraç edilen Küçükçekmece Belediye Başkanı Ertuğrul Tığlay'm hakkındaki ihraç kararını onaylayan, ancak daha sonra bu kararda karşı oy kullandığını açıklayan Doğan'ın karar defterinde oynama yaptığı savlandı. , SHP Sakarya'da çekişme • ADAPAZARI (Cumhuriyet) — SHP Sakarya merkez ilçe başkan adaylarından Vacit Öktem, partinin şu anki yöneticilerinin SHP'yi küçültüp sahte üye kaydı yaptıklannı savladı. Genel merkez yönetiminin önlem ahp konuyla ilgilenmesini isteyen Öktem, üyelerden toplanan aidatlann ne olduğunun da anlaşılamadığını öne sürdü. Kürt Dili Enstitüsü ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — HEP îstanbul Milletvekili Mehmet Ali Eren'in "rektörlüğe bağlı olarak Kürt Dili ve Kulturü Araştırma Enstitüsü kurulmasını" öngören değişiklik önergesi, TBMM Başkanlığı tarafından anayasaya aykırı bulunarak dün Genel Kurul'da okutulmadı. TBMM Başkanvekili Yılmaz Hocaoğlu, bunun üzerine konuşmak isteyen Eren'e söz de vermedi. Eren, Konya Milletvekili Mehmet Şimşek ve 39 arkadaşının. 2809 sayıh Yükseköğretim Kurumları Teşkilatı Hakkında 41 Sayılı Yasa Gücünde Kararname'nin değiştirilerek kabulüne ilişkin yasanın bir maddesinin değiştirilmesine iüşkin yasa önerisi Genel Kurul'da gorüşulürken değişiklik önergesini meclis başkanlığına sundu. SBP'de görev dağılımı ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — SBP yöneticileri yapılan seçimler sonucu belirlendi. Sadun Aren'in oybirliğiyle genel başkanhğa getirildiği SBP'de bağımsız İzmir Milletvekili Kemal Anadol, eski parlamenterlerden Nedim Tarhan, İHD Genel Sekreteri Akın Birdal, Erdal Talu ve Şerif Felekoğlu genel başkan yardımcıları oldular. Şadun Aren, Ekin Dikmen, Akın Birdal, Kemal Anadol, Ömer Can, Hüsnü Okçuoğlu, Veli Gürcan, Kâmil Ateşoğulları, Nedim Tarhan, Şerif Felekoğlu, Erdal Talu, Müge Onat, Yusuf Işık, Ahmet Abakay, Serhat Salihoğlu Merkez Yürütme Kurulu üyesi olarak görev yapacaklar. Genel saymanhğa Erol Can'm seçildiği SBP Genel Yönetim Kurulu şu üyelerden oluşuyor: Kâmil Ateşoğullar, Ekin Dikmen, Hüsnü Okçuoğlu, Kemal Anadol, Akın Birdal, Nedim Tarhan, Yusuf Işık, Çağatay Anadol, Hacı Goya, Mevlüt Bilgin, Ömer Can, Şerif Felekoğlu, Enver Sezgin, Zülfü Dicleli, Birsen Özkan, Fatma Hikmet İşmen, Vedat Tellioğlu, Ayşe Çamalan, Abbas Tan, Umur Coşkun, Hürriyet Karadeniz, Alpaslan Berktay, Veli Gürcan, Erol Kızılelma, Ahmet Abakay, Tektaş Ağaoğlu, Atilla Aytemur, Talat Ulusoy, Erdal Talu, Ayşe Bilge Dicleli, Nesrin Toker, Naciye Babalık, Yusuf Uzun, Hürriyet Saygı, İlhan Okçu, Zagaryan Vildanoğlu, Ferhat Salihoğlu, Sadiye Zafer Gönül, Musa Ömer, Osman Sakalsız, Haluk Tan İpekçi, İbrahim Aksın, Suat Atsak, Münir Derçin, Necati Demirel, Gönül Eliçin, Hasan Hüseyin Çebi, Şefik Mars, Şaban Yıldız, Müge Onat.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog