Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

17 OCAK 1991 HABERLER CUMHURİYET/3 İncirlik Üssü'yle ilgili olarak Washington - Ankara arasında yapılan 'savaşpazarlığı', ekonomik ve askeriyardımlann yanı sırasiyasi konulan da kapsıyor ABD'den 'Kürt' güvencesiIrak ve Kürt sorıımı Ankara'nın, üstleneceği rol için, ABD'den aldığı siyasi güvenceler iki ana noktada toplanıyor. Bunlardan ilki Irak'a yönelik operasyonun bu ülkenin toprak bütünlüğünü bozmaması. İkincisi ise bölgedeki kanşıklık ortamının bir Kürt devletinin kurulmasına yol açmamasmın sağlanması. tneirlik bağlantısı ABD Dışişleri Bakanı Baker'ın Cumhurbaşkanı Özal'a, "İricirlik'i kullanmamız kaçınılmaz olabilir" dediği öğrenildi. Baker'a göre Irak'a karşı operasyon 48 saat içinde tamamlanamazsa çatışmanın uzamaması için İncirlik devreye sokulacak ve Bağdat yakınlarmdaki askeri hedefler vurulacak. Savaş sonrası Filistin Washington'ın savaş sonrası için yaptığı orta vadeli planda, Ürdün'de Kral Hüseyin yönetimine son verilmesi ve burada bir Filistin devleti kurulması olasılığı da yer alıyor. Daha sonra bölgede Türkiye ve îsrail'in aktif rol alacağı yeni bir güvenlik sistemi oluşturulacak. ABD bu sistem içerişinde yer almayacak. YASEMİN ÇONGAR ANKARA— Türkiye'nin, bu sabaha karşı başlayan Körfez sa- vaşında Irak'ın 2 ağustos önce- si toprak bütünlüğüne zarar ve- rilmemesi konusunda ABD'den güvence aldığı öğrenildi.Bu gü- vcncenin son olarak ABD Dışiş- leri Bakanı Jaroes Baker tarafın- dan Cumhurbaşkanı Turgut özal' bildirdiği öğrenildi. Baker bu konudaki mesajıî'Eğer Irak fezerindeki operasyon başanlı olursa çaüşma uzaraaz ve Irak parçalanmaz. Bunu saglamak içm gerekirse Türkrve>den de sal- dırı düzenlemek zorunda kalabiliriz" biçiminde aktardı. ABD uçaklannın Bağdafta- ki stratejik noktaları bu sabaha karşı bombalamasından ön- ce.Türkiye'nin savaşta üstlenece- ği olası bir rol için ABD'den "as- keri ve ekonomik destek sözö- 'nün yanı sıra baa güvenceler de aldığı öğrenildi. Bu güvencelerin 6a- şuıda, Irak'a yöndik operasyo- nun bu ülkenin toprak bütünlü- ğünün bozulmasmı hedefleme- mesi ve kanşıklık ortamının bir Kürt devletinin kurulması yo- lunda değerlendirilmemesi geli- yor. ABD'Dışişleri Bakanı Ba- ker'ın geçen hafta sonu Çanka- ya Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Özal ile yaptığı görüşmede "tn- ciriik'in kullanımı" konusunun da bu güvenceyle bağlantıh ola- rak ele alındığı öğrenildi. Cumhuriyet muhabirinin yet- kililerden edindiği bilgiye göre krizin "Kürt boyutnna" ilişkin kaygılarını uzun süreden beri Washington'a aktaran Türkiye, bu konuyu "Irak'ın toprak bü- tiinliiğünün korunması" kapsa- mında geçen pazar günü bir kez daha gündeme getirdi. ABD Dışişleri Bakanı Baker ise plan- lanan askeri operasyonun Irak'- ın Kuveyt'ten çekilmesini, Sad- dam Hiiseyin'in düşürülmesini ve Bağdat yakınlarmdaki bazı stratejik askeri tesislerin yok edilmesini içerebileceğini, ancak "Irak'ın parçalanmasının hedeflenmediğini" ifade etti. Baker'ın Cumhurbaşkanı özal'a "tndrlik'i kullanmamız, çatışmanın çok uzamasını, ka- yıplann artmasını ve Irak'ın parçalanmasını engellemek açı- sından elzem olabilir" dediği ve Washington'un yaklaşımını şöyle özetlediği öğrenildi: 1) Irak'a ucaklanm havalan- dırma imkânı vermememiz ge- rekiyor. Kuveyt'in boşaltılması kolay olabilir. Ancak Irak'ın ls- rail'e saldırması ve uzun süre mücadele etmesi, çatışmanın ya- yılmasına yol açacaktır. Bunun önlenmesi için Bağdat yakınla- rmdaki önemli bazı tesislerin vurulması şart. 2) Bu tesislerin vurulabilme- ;i için kuzeyden yapılacak bir saldmnın daha sonuç alıcı olma olasılığı uzmanlarımızca hesap- laruyor. Eğer planlandığı gibi 48 saatlik başanlı bir operasyon gerçekleşemezse savaş büyür, kayıplar artar ve Şiilerle, Kürt- lerin farklı ittifaklar kurarak sa- vaşın parçasını oluşturması mümkün olabilir. Bu durumda Irak'ın parçalanması tehlikesi doğar. Bunu engellemek için In- cirlik'ten bir saldırı başlatmak zorunda kalabiliriz. öte yandan diplomatik kay- naklar, Washington'un çeşitli kanailardan Ankara'ya ilettiği "savaş sonrası" senaryolar kap- samında "orta vadeli bir plan" dan söz edildiğini belirtiyorlar. Bu planın ana unsurlan şöyle sı- ralaniyor: 1. Irak'ın askeri gücü tahrip edildikten sonra yeni Bağdat yö- netimi kimyasal ve nükleer si- lahlann kullanılmaması ile kon- vansiyonel silahsızlanma anlaş- malan imzalamaya zorlanacak. 2. Filistin sorununun çözümü acilen gündeme gelecek. 3. Ürdün'de Kral Hüseyin'in yönetimine iç dinamiklerle son verilmesi durumunda burada bir Filistin devletinin kurulma- sı olasılığı değerlendirilecek. 4. Daha sonra bölgede hem Türkiye'nin hem de Îsrail'in ak- tif rol alacağı bir güvenlik sis- temi oluşturulması yoluna gidü- lecek. ABD bu sistemde doğru- dan yer almayacak. 1991'de 700 milyon dolar verilecek Ankara'ya askeri yardım vaadi ABD tarafından saptanan askeri yardım paketinde Körfez krizi nedeniyle verilen "Patriot" füze bataryalarından birinin kriz sonrasında Türkiye'de bırakılmasının da söz konusu olduğu belirtiliyor. ANKARA (Cumhuriyet Bü- ğu belirtiliyor. rosn)— Körfez krizi nedeniyle Türk-ABD ilişkilerindeki sorun- lar şimdilik arka plana itilirken Washington'un Türkiye'ye yapa- cağı askeri yardımı arttıracağı öğrenildi. ABD yönetiminin bu çerçeve- de 1991 bütçesinden Türkiye'ye en azından 700 milyon dolar as- keri yardım tahsis edilmesini Kongre'den talep edeceği bildi- riliyor. Yönetimin, bu yardımın "hibe" şeklinde yapılmasını da isteyeceği ifade edilıyor. Bu arada ABD tarafından saptanan askeri yardım paketin- de Körfez krizi nedeniyle Tür- kiye'ye gönderilen Patriot füze bataryalarından birinin kriz sonrasında "Geride bırakılmasının" ve F-16 projesi için ek finansman olanaklan ya- ratmasının da söz konusu oldu- öte yandan Türkiye'ye her yıl hibe olarak yapılan ekonomik yardımın da 50 milyon dolara yükseltilmesinin planlandığı bil- diriliyor. Hükümete yakın kaynaklar- dan edinilen bilgiye göre ABD Dışişleri Bakanı James Baker'- ın Ankara'ya yaptığı son ziyareti sırasında Türk tarafına duyunı- lan bu gelişmelerin yanı sıra Washington'un Körfez krizi ne- deniyle Türkiye'ye 200 güdüm- lü "Sidewinder" füzesi gonder- meyi de planladığı belirtiliyor. Ankara'mn talebi üzerine In- giltere'nin de Türkiye'ye ayru fü- zelerden göndermesinin gün- demde olduğu kaydediliyor. Da- nimarka ve Norveç, geçen gün- lerde Ankara'dan gelen talep üzerine Türkiye'ye Sidevvinder füzeleri göndermişlerdi. • Bu gelişmelerden "memnuni- yet" duyan Ankara'mn yine de Körfez krizinin de gösterdiği gi- bi askeri modernizasyon gerek- sinimlerinin yüksek olduğunu ve önerilen yardımın bu gereksini- min altında kaldığını diploma- tik ifadelerle Washington'a bil- dirdi. Buna rağmen ABD yöne- timi tarafından atılması planla- nan bu adımlar yetkili çevreler- ce "Dogru istikametle bir gelisme" olarak nitelendiriliyor. Bu arada Türk-Amerikan iliş- kilerinde uzun süredir "başağrısı" yaratan "Kongre engelinin" nasıl aşılacağı açıklık kazanmadı. ABD'li yetkililerie çeşitli düzeylerde yapılan temas- lar, Washington'un bu konuda bir teminat veremediğini ortaya çıkardı. Körfez krizi nedeniyle şimdi- lik "sesi kesüen" ABD'deki et- kin Rum lobisinin, krizin sonra- sında, yönetimce Türkiye için önerilen yardımlan Kongre*de kesintiye uğratması ve 7/10 ora- nına bağlatmasına karşı ise bir garanti alınamıyor. BAŞKENTTEN AHMET TAN BarışİçinAmin... ANKARA — Bu aksam rad- yo ve televizyonda Regaip Kan- dili nedeni>le molit ya>ını var. Diyanel tşleri Başkanı Sait Yazı- cıoglu'nun açıkladığma gore bu aksam. banş için dua edilecek. Cumhurbaşkanı Özal'ın bu duaya 'Amin' deyip demeyecegi beUi değil. Ama Profesor Yazı- cıoglu'nun, bir devlet memunı olarak devlet poliükasına ters düştüğu için başı derde girebilir» Allah, Diyanet İşleri Başkanı- mn yardımcısı oisun. Bu akşamki meviitte banş du- asına avuç açacaklar arasında, iki önemli ANAPTı daha olacak. Biri Hasan Celal Giizei, öteki Recep Ergun Paşa. Hasan Celal Giızd, banş du- acısı olduğunu, Cumhuroaşka- nı'nın "savaş öğiitleri" verdigi Medis'teki toplantısına katılma- yarak göstermişti. Devlet ve Milli Eğitim bakanlık- lan yapmış ve Özal'ın bir zaman- lar sağ kolu Guzel, bıınunla yetinmejerek yeni bir savaş yet- kisinin TBMM'ye getirilmesi ha- linde "rel" oyu kullanacagını arkadaşlarına açıkladı. Giizei, bu anlamda gerçek bir lider adayı olduğunu kanıtiamak durumnnda. Büindiği gibi liderler gerekti- ğinde kumar oynayan kişilerdir. Benzetmek gibi olmasın, Kör- fez üzerinde kumar o>nayan Bush'a, Saddam'a ve Özal'a, Ha- san Celal Giizei de değişik bir bi- çimde katılmış olacak. Liderliğini Körfez üzerinde test edecek. Giizel'i ötekilerden ayıran, onun "banş"a oynaması olacak. Kavbetse de bizce "galip sayılır bu volda mağlup." Bir paşanın ise "Savaşa ha>ir" demesi gerçekten alkışlanacak bir şey. TBMM Milli Savunma Ko- misyonu Başkanı w ANAP Ka>- seri MilletvekOi Recep Paşa, parti içindeki emir komuta zincirine metelik vermeden, Özal'ın Kör- fez politikasına karşı çıkı>ordu. Paşa, "Türkiye, Körfez krizinde üstüne diişeni fazlasıyla yaptı. Eğer hükumet, Türkiye'niu sava- şa taraf olacağı bir yetki istemrvle gelirse bunu kabul etmem" di- yordu. Recep Paşa'ya göre üsler >«l- nızca insani amaçlarla, acil des- tek icin kullanılabilir. Yoksa, uluslararası hukuk kuraNanna gore savaşın laraflanndan birisi haline geliriz. Paşa gerçekten, ANAP'taki emekli yedeksubaylara gore ayakta selamianacak bir tutum sergBiyor. Kimi paşalar sivtDeşin- ce, gerçekten yanlannda askerlik yapılacak kadar iyi hale geli- yorlar. Her şey mevzuata uygun! Mevzuat savaşta bile çok önemli. Dün sabah Tden basiayarak savaşın patlaması için tüm mev- zuat hukümleri yerine getiriidi. Sıra savaşa gelmişri. O da bu sa- baha karşı 0130 sıralannda başladı. Mevzuat hükümlerini iki eli kanda bile olsa, Busb'tan Sad- dam'a, Saddam'dan Özal'a, Özal'dan tnönü'ye hiç kimse ih- mal etmiyor. Saddam, kendi Ulusal Medi- si'nden savaş onayı çıkartıyor, Bush, a>nı şevi Kongre'de yapı- >or. Inönü, Parti Meclisi'nden geçirtiyor. Özal bile mevzuatta kusur etmekten uzak duruyor. Dün Dışişleri Sozcüsü Murel Sungar'ın açıkladığı "48 uçak için Türk-ABD gizli mutabaka- tı", bu mevzuat özeninin bir par- çası. Özal. büyük olasılıkla "MuU- bakat dejip geçmemek gerek" diyerek Bush'la yaptığı telefon konuşmasından sonra Dışişleri Bakanı Alptemoçin'i (ya da Müs- teşar Özçeri'yi) çağırarak bir "mektup" hazıriattı. Aynı şey. Washington'da da ol- du. 48 Amerikan uçağının "eı-ia- net makbuzu", diplomatik kanailardan doldurulmuş oldu. Savaştan sonra "Serbest tica- ret anlaşması isüyoruz" diye Amerikalılann karşısına dikildi- ğimizde elimizde bu makbuz ola- cak. Bush inşallah, "Hani bunun vergi hesap numarası?" diye tat- turmaz... Yoksa, kendi elimizle diktiği- miz fermuaıiı ceset torbalanna dolduğumuzla kalınz... Bir de Özal'ın Körfez politika- sının başansı konusunda kuşku- su bulunanlara kuçük bir haber Anadolu Ajansı'nın Atina'dan bildirdiğine gore "Türkiye'nin Körfez politikası çok başanlu" Kim mi demiş? Eski Yunanistan Başbakanı Andreas Papandreu... ABD'DE GÖSTERİ — Körfez'de Çol Futınası operasyonunun başladığının duyulmasından sonra ABD'de çeşitli yerlerde gösteriler yapıldı. Haverford Lisesi öğrencilerinden bir gnıp da Kör- fez'deki ABD askerlerini desteklemek amacıyla derslere girmeyip elkrinde ABD bayraklarıyla yağmur altında şarkılar söyledikr. (Fotograf: AP) Banş güvercînine savaşh doğumgünü ÖZGEN ACAR ANKARA— Banş güvercini bugün yaşamının en kötü do- ğumgününü kutlayacak. Birleş- miş Milletler Genel Sekreteri Javier Perez de Cuellar bugün (17 Ocak 1991) New York'ta 71 yaşına basıyor. Savaş tannsı Mars da Cuellar'a ölümcül ve kanlı olaylar içeren bir doğum- günü partisi planhyor. Pastalar, mumlar ve havai fışekler yeri- BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar, bugün New York'ta 71. doğum yüdönümünü kutluyor. Cuellar, Bağdat'a büyük umutlarla gitti, ancak boş döndü. ne füzeler, kan gölü ve cesetler- den oluşan bir savaş partisi... Perulu Cuellar, tam 50 yıllık bir diplomat. Ailesi, lspanyol asilzadelerinden geliyor. Cuel- lar'ın BM Genel Sekreteri ola- rak ikinci beş yıllık dönemi bu yıl 31 aralıkta sona eriyor. New York'ta Denktaş-Vasiliu zirvesinde kilitlenme olduğun- da kendisine sormuştum: "Yi- ne de iyimser misiniz?" lspanyol aksanlı tngilizcesiy- le şöyle demişti: "Ben ne iyimser ne de ka- ramsanm. Ben görevimin gere- ği olarak her an için ümitliyim. Ümitli olmasam, bu güç göre- vin gereklerini yerine getire- mem." Kendisine ister Afganistan, ister lran-Irak savaşmda aynı soruyu soran öteki gazetecile- re de bu kurt diplomat daima aynı yanıtı vermişti: "Ben ne iyimserim ne de ka- ramsarım... Daima ümitli- yim..." 1 Ocak 1982'de Genel Sekre- ter olarak göreve başlamadan önce selefinin Kıbrıs özel tem- silcisiydi. Kıbns sorununu dün- yada Denktaş'tan sonra en iyi bilen insandır. Son saniyeye ka- dar daima banş içinde ve taraf- lan tatmin edecek bir çözümün peşinde olmuştu. Bir keresinde "Taraflardan sadece birini kol- layan bir barış sürekli değildir. Geçicidir. Çozumun başanlı ol- ması için her iki tarafa da hiz- met etmeniz gerekir" demişti. Bu düşünceyle "son umit" olarak Bağdat'a uçtuğunda asıl hedefi Saddam Hüseyin'in "halkı ve Araplar arasındaki gunınınu zedelemeyecek bir çözfim formülünü" oluştur- maktı. Öyle bir çözüm bulun- malıydı ki taraflardan hiçbiri bu işin tek başına galibi olma- malı ve iki tarafın da gururu- nu zedelemeyen bir formüle ulaşılmalıydı. Üstelik Cuellar Ortadoğu insamnın gunınınun ne olduğunu çok iyi bilecek bir •bilinç içindeydi. Ancak Bağdat'ta Saddam Nuh demiş peygamber deme- mişti. Gazetecilerin "banş mi, savaş mı" sorusuna "Allah bilir" diyerek soluğu Paris'te al- mıştı. Bağdat'tan ayrılırken yı- ne de ümitliydi. Bağdat'taki konuşmalarda tünelin ucunda bir kibrit alevi kadar bir ışık görmüş olmalıy- dı.Bu nedenle Cuellar için tek umut Fransa'yı devreye sokabil- mekti. Mittenand, gerçekte Cuellar'ın tasarısını kendisine mal ederek Konsey'e getirdi. Bu sırada 71 yaşındaki deneyimli diplomat ilk kez bana söyledi- ğinin ve herkese çeşitli kereler yinelediğinin tam tersine "Ar- tık iyimser değilim" diyebi- liyordu. Batı genelde Paskalya ve No- el gibi kutsal gunlere saygı gös- terir. Bugun ayrıca Regaip Kan- dili. Cuma Islamiyet için kutsal bir gun. Savaş tannsı Mars aca- ba banş güvercininin doğumgü- nünü ışık saçan ok ve mızrakla- rıyla cumartesi sabahı mı kutla- maya hazırlamyor? Mars'ın ken- disini koruyan 12 kalkanı var. Körfez'deki partinin de adı "Çöl kalkanı'' Acaba kalkanlar ise yarayacak mı? Körfez'de bu sa- baha doğrıı başlayan savaş, tüm umutları sondürdü. incirlik için gizli anlaşma Dışişleri Bakanlığı Şözcüsü Sungar, Türkiye ile ABD arasında gizli bir mutabakat yapıldığını, Incirlik'teki uçaklann bu çerçevede konuşlandırıldığını açıkladı. Sungar, "SEİA'nın İncirlik Üssü için getirdiği birtakım şart ve tavanların dışına çıkılmıştır" dedi. ANKARA (Cumfauriyet Bü- roso) — ABD'nin saldınsıyla bu sabaha karşı başlayan savaş ön- cesinde Dışişleri Bakanlığı tara- fından yapılan açıklamada,Kör- fez kriziyle baglantılı olarak İn- cirlik Üssü'nde konuşlandınlan savaş uçaklarımn Türkiye ile ABD arasındaki bir gizli muta- bakat çerçevesinde görevlendi- rildiği bildirildi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Murat Sungar, bu mutabakaün Savunma ve Ekonomik Işbirli- ği Anlaşmasf nın (SEtA) İncir- lik Üssü için getirdiği koşul ve tavanların dışına çıkılmasına olanak tanıdığını, ancak bu ko- nuda ayrıntılı bilgi verilemeye- ceğini söyledi. Söz konusu mutabakatın Ankara ile Washington arasında bir mek- tup teatisiyle gerçekleştirildiği öğrenildi. ABD'nin Ankara Bu- yükelçisi Morton Abramowitz, Cumhuriyet'e '•İncirlik Üssü Türkiye'nin onayı olmadan kullanılamaz" derken, Sungar da "tncirlik'teki uçaklann sal- dın ve hareket haline geçmeleri Türk hükümetinin iznine bağlı- dır" diye konuştu. Haftalık basın toplantısında bir gazetecinin "İncirlik Üssü'- nün SEİA çerçevesinde kuUaml- madığının anlaşıldıgmı" belirte- rek "Üssün kullanım statüsü nedir?" diye sorması üzerine Sungar, "Bu üsteki uçaklar, iki ülkenin mutabakatıyla konuşlandınlmışbr" dedi. Bu mutabakatın biçimi konu- sunda açıklama yapmayan, an- cak "protokol ve anlaşma" gi- bi tanıtımlann gecerli olmadığı- nı vurgulayan Sungar, "Bu mu- tabakatın yasa) temeli nedir?" şeklindekı soruya ise şu yanıtı verdi: "Meclis bakımından 108 sa- yılı kararia hükümete verilen yetkidir. Buna istinaden hüku- met, ABD ile birlikte bu karan almıştır." Sungar, söz konusu anlaşma- nın SEİA'nın getirdiği koşul ve tavanlann dışına çıkılmasına olanak verdiğini de söyledi. Hükümete yakın kaynaklar- dan edindiğimiz bilgiye göre Sungar'ın dikkat cektiği "koşul ve tavanlar", SEİA'nın üç nu- maralı ek anlaşmasıyla statüsü saptanan İncirlik Üssü'nde ay- nı anda en fazla 48 saat bulun- durulmasıru ve bu uçaklann ha- rekâtlannın NATO plan ve amaçları çerçevesinde belirlen- mesini öngörüyor. Kaynaklar, Türk-Amerikan mutabakatımn "yalnızca Körfez barekâtıyla baglantılı olarak" bu sırurlama- lann dışına çıkılmasını sağladı- ğını kaydettiler. Edindiğimiz bilgiye göre söz konusu mutabakat Dışişleri Ba- kanı Kurtcebe Alptemoçin ile ABD'li meslektaşı James Baker arasında bir mektup teatisiyle gerçekleşti. Baker'm son ziyare- ti sırasında taraflann birbirleri- ne sunduklan mektuplann içe- riği gizli tutuluyor. Ancak bu mektuplara yansıyan "anlayış" çerçevesinde lncirlik'in bir an- da 48'den fazla uçak bulundur- ması ve bu uçaklann iki hükü- metin istekleri doğrultusunda hareket etmesi mümkün kılını- yor. Türkiye'nin ABD'den iste- diği 48 savaş uçağının tncirlik'- te var olan hava gücüne eklen- mesinin de bu mutabakat kap- sarrunda gerçekleşeceği belirtüi- yor. Lojistik destek Haftalık basın toplantısında, Körfez'deki askeri operasyona İncirlik Üssü'nden lojistik des- tek sağlanacak olmasının ne an- lama geldiğinin sorulması üze- rine "bu konuda aynnülı bilgi verilmeyeceğini" belirten Murat Sungar şoyle konuştu: "Söz konusu hususlar bütün aynntdanyla ABD-Turkiye ara- sında karariaştınhnıştır. Ancak lojistik tabirinin neyi kapsayıp kapsamadığını soyleyecek du- rumda değilim." Habur kapandı Sungar, ayrıca Irak ile Türk- iye arasında Habur sınır kapı- sının önceki akşam saatlerinden itibaren Irak tarafından kapan- dığjnı açıkladı. Sözcü, Türkiye'- nin bir kapatma karan olmadı- ğını, ancak Irak tarafının geciş- leri fiilen durdurarak kapıyı ma- yınladıklan doğrultusunda bil- giler edinildiğini söyledi. Kriz masası Dışişleri BakanIığY*hm Kör- fez'deki gelışmeleri izlemek üze- re bir "durum değerlendirme odası" kurduğunu açıklayan Sungar, bu odanın değişmeli olarak bir genel müdur yardım- cısı başkanlığında 24 saat çalı- şan 6-7 kişilik bir gruptan oluş- tuğunu belirtti. Sungar, kendi- lerine ulaşan resmi ve gayri res- mi haber ve belgelerin bu oda- mn değerlendirmesinden sonra daha ust duzeyli yetkililere ak- tanldığını söyledi. NATO Deniz Çağn Kuvveti gündemde BRLKSEL (Ajanslar) — ABD'nin dün geceyansı Bağ- dat'taki stratejik noktalan bom- balamasmdan önce Belcika'nın başkenti Bruksel'de bulunan NATO merkezinde yapılan yo- ğun toplantılarda Körfez'deki gelişmeler ele alındı. NATO Sa- vunma Konseyi ile Savunma Planlama Komitesi'nin savaşın başlamasından once yapılan toplantılarında savaş çıkması durumunda Türkıye'yi konımak üzere Doğu Akdeniz'de görev yapan Deniz Çağn Kuvveti'nin görev süresinin uzatılması ve Türkiye'ye daha çok sayıda er- ken uyarı sistemiyle donatılmış ASVACS uçaklan gönderilmesi görüşu ağırlık kazandı. Toplan- tıların odak noktasını, ittifakın Irak'la sınırı bulunan tek üyesi Türkiye'nin oluşturduğu bildiril- di. Adımn açıklanmasını isteme- yen NATO yetkilileri, ittifakın 10 eylülde bölgeye sevk ettiği ve daha önce görev süresini iki kez uzattığı Akdeniz Deniz Çağn Kuvveti'nin, Irak'ın saldırması durumunda Türkiye^nin ve Do- ğu Akdeniz'deki deniz trafiğinin korunması amacıyla görevine devam edeceğini bildirdiler. Se- kiz savaş gemisinden oluşan Çağn Kuvveti'ne ABD, tngilte- re, Almanya, ttalya, îspanya, Portekiz, Türkiye ve Yunanistan birer gemiyle katılıyor. Söz ko- nusu kuvvet, Doğu Akdeniz'de- ki ABD savaş gemilerinin kriz nedeniyle Körfez'e sevk edilme- si üzerine bölgeye gönderilmiş- ti. NATO'nun normal dönemler- de Türkiye'de konuşlandırdığı AWACS uçaklannın sayısının iki olduğunu kaydeden bir aske- ri yetkili, "Şu anda Türkiye'de ikiden fazla uçak bulunuyor. Ancak size tam sayısını söyleyemem" dedi. NATO'nun elinde toplam 18 AWACS uçağı bulunuyor.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog