Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/4 HABERLER 16 OCAK 1991 Tez: Kentleşme karatablo • ANKARA (UBA) — SHP'nin gölge kabinesinin tskân Bakanı İbrahim Tez, rnevcut kentleşme konusunda kara bir tablo çizdi. İbrahim Tez kent konutlarının yüzde 25'inden fazlasının kent suyu sebekesine bağlı olmadığnı belirtirken, kanalizasyon sistemlerinın de kent nüfusunun beşte birine hlzmet verdiğini öne sürdiı. Kanalizasyon sisteminin de kent nüfusunun beşte birine hizmet verdiğini ve toplanan atık suyun hiçbir işleme tabi tutulmadan dışanya bırakıldığını belirten İbrahim Tez kentieşmenin çok sağlıksız olduğunu dikkat çekti. Pakistan meclis başkanı • ANKARA (AA) — Pakistan Islam Cumhuriyeti Millet Meclis'i Başkanı Gohar Eyüp Han, Körfez krizinde Türkiye'nin yanında olduklannı bildirdi. Pakistan Millet Meclisi Başkanı Eyüp Han başkanlığındaki parlamento heyeti, bu sabah Başbakan Yıldınm Akbulut ile Başbakanbk Konutu'nda bir görtişme yaptı. Eyup Han, görüşme sırasında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin, Körfez krizinin yanı başındaki bir ulke olarak olası bir savaştan en çok etkilenecek ülkeler arasında yer aJdığına işaret etti. Işkence ile ölüm iddiası • ANKARA (UBA) — Sosyalist Parti Genel Sekreteri Yalçın Büyükdağlı, 11 gün ooce Cizre'de gözaltına alınan Tevfik Timur adlı vatandaşın 14 ocak gıinü ölüsünün geldiğini belirterek "Ölüm işkenceden olmuştur ve soruşturma görevlileri sorumludur" dedi. Öte yandan SP Cizre İlçe Yönetim Kurulu üyesi Sait Giresun ve kızkardeşi Sabriye Giresun'un emniyet görevlilerince dün gözaltına aiındığını bildiren Yalçın Büyükdağlı, ilçe yöneticilerinin gözaltına alınmasını kınayarak derhal bırakılmalarını istedi. Geri çekilen tasan • ANKARA (AA) — Vakıfların kuracağı yüksekokullara "üniversite" adı verilmesi ve özel statülu üniversite kurulmasını * hükme bağlayan yasa tasansı hükümet tarafından genel kurul gundeminden çekildi. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda bir kez daha görüşülmek üzere geri çekilen yasa tasansı, 2547 sayıh Yüksek Öğretim Kanunu'nun bazı maddelerinin değiştirilmesini ve Bilkent'e "üniversite" adı verilmesini öngörüyordu. Yeni Ülke DiyarbakırVia • Haber Merkezi — Haftahk Yeni Ülke gazetesinin, Körfez'deki son gelişmeier üzerine merkez bürosunu İstanbul'dan Diyarbakır'a taşıyacağı açıklandı. Yeni Ülke'den Günay Aslan, Ismail Beşikçi, Münir Ceylan, Musa Anter, Serhat Bucak, Mahmut Alınak ve Metin Çiyayi adına yapılân açıklamada, "Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı bölgelerde halk arasında panik yaratılmak suretiyle sürgüne hız verildiği" öne surüldü. 48 savaş uçağının "caydırıcı" olacağını söyleyen emekli generaller uyardı Jrak'ı talırik etmeyelimİDRİS ADİL Eski Genelkurrnay Başkanı eraekli Orgeneral Necdet Ürug, Türkiye'nin kriz dolayısıyla ABD'den istediği 48 savaş uçağının Türkiye'nin Irak karşısında "caydırıcılık giicünii" arttıracağını söy- ledi. Üruğ, ABD'ye savaş sırasında ve- rilecek lojıstik desteğin "karşı tarafı lah- rik edecek şekilde" olmamasını istedi. Üruğ, "Lojistik destek, insani amaçla verilmeli'" dedi. Eski Kara Kuvvetleri ko- mutanı emekli Orgeneral Necdet Özto- run ise 48 uçağın Türkiye'nin değıl, Amerika'nın isteği uzerine geleceğinı öne surdü. Öztorun, Türkiye'nin vereceği lo- jistik destek ve uslerin kullanılmasının "Irak tarafından hasmane bir tutumla değerlendirilecegi" yorumunu yaptı. "lo- cirlik Üssu'nun kullanılması durumun- da burasının da muharebe bölgesinin bir parçası haline geleceğinı" belirten Özto- run, hukümeti, usler ve lojistik destek konusunda "maksadım açıkça ilan etme- ye" çağırdı. Eski Genelkurrnay Başkanı emekli Orgeneral Necdet Ürug, Cumhuriyet'in konuyla ilgili sorularını şoyle yanıtladı: —ABD'den 48 savaş uçağının gelroe- si Türkiye'nin savaşa girme ihtimalini arttırır mı? ÜRUC — Bu ihtimalin artıp artma- yacağı, uçakların ne şekilde kullanılaca- ğına bağlıdır. Bu tehdit üzerine Türki- ye'ye gelmiş ise caydıncı olur. —•Türkiye'ye yönelik bir tehdit oldu- ğunu açıkça soylemek mumkiin mü? ÜRUĞ — Ister dost olsun ister düş- man, karşımızdaki bütün güçler 'potan- siyel' tehdittir. Karşımızdaki ile bir ger- ginlik olursa bu potansiyel tehdit hare- kete geçerek 'fiili' tehdit haline gelir. An- cak bu yönde bir istihbaratım yok. —Türkiye'nin potansiyel olarak Irak tehdidine karşı caydına gücünü arttır- mak amacı>la 48 savaş uçağına ihtiyacı var mıydı? Hiıkumet ne amaçla istemiş olabilir? ÜRUG — Hükümetin neden istediği- ni bilmiyorum, ama caydıncılık gucünü arttınr. Caydıncılık gücünün belirlenme- si nisbidir. Karşı taraf güçlenirse, sizin de o oranda caydıncılık gücunüzü arttırma- nız gerekir. Hükümet hangi varsayımla hareket ediyor, bilemiyorum. Savunma- da caydırıcılık esası önde gelir. —lncirlik Üssu'nun kullandırılması veya lojistik destek hangi sonuçlan do- ğunır? açıklandı. Gerekli rniydi? Tiirkiye'nin krizde takındığı tutumu ne ölçüde değiş- tiriyor? ÖZTORUN — ABD, kuvvetlerini çev- redeki butün ülkelere dağıtıyor. Bu uçak- ların Türkiye'ye gelmesini de ABD iste- di. Türkiye'nin isteği üzerine gelmeyecek- ler. Türkiye, kendi kuvvetieriyle yeterli caydırıcıhk gücüne sahiptir. ABD, kuv- vetlerini çevreye dağıtarak, Irak karşısın- da buyük bir ustünlük sağladı. 48 uça- ğın Türkiye'ye gonderilmesi istemi de bu amaç doğrultusunda olmuştur. —Türkiye'nin ABD'ye savaşta lojistik Needet Ürag 48 savaş uçağını neden istediklerini bilmiyorum. Ancak caydıncı gücü arttınr. Lojistik desteğin ne Ölçüde verileceği önemli. Destek insani amaçlı olmalı. Necdet Oztomn Bu uçakların Türkiye'ye gelmesini ABD istedi. Hükümet üsler konusunda maksadının ne olduğunu ilan etmeli. ÜRUG — Lojistik destek ABD'nin muharebe gücünu arttırır. Ancak bu, desteğin ne olçude verileceğine bağlıdır. Karşı tarafı tahrik edecek düzeyde lojis- tik destek verilmemeli. Lojistik destek in- sani amaçlarla verilmeli. Anlaşmalar çer- çevesinde olur. Öztorun Hukümeti, lncirlik ve öteki üslerın krizin savaşa donuşmesi aşamasında ne şekilde kullandınlacağını açıklamaya ça- ğıran eski Kara Kuvvetjeri komutanı emekli Orgeneral Necdet Öztorun da so- rularımızı yanıtlarken şunları söyledi: —ABD'den 48 savas ucağı istendiği bir destek vereceği açıklandı. Bu deslek, Türkiye'yi savaşa fiilen katılması sonu- cuna götiiriir mü? ÖZTORUN — Şunu öncelikle belirt- mekte yarar var. Irak, olçüsu ne olursa olsun, Türkiye'nin vereceği desteği "has- mane bir yaklaşımla" değerlendirecektır. Ancak bu duşuncesinı fiili olarak gercek- leştirebilir mı bilmiyorum. Pakistan, Af- ganistan sorununda mücahitlere açıkça destek verdi. Sovyetler, politikaları ge- reği Pakistan'a savaş ilan etmedi. Çin, Vietnam'a destek verdi. ABD, potansi- yel gucünden dolayı Çin'e müdahale ede- medi. Türkiye, Kıbrıs Banş Harekâtı'nı gerçekleştirirken, Yunanistan da Türki- ye'nin potansiyel gucü dolayısıyla savaş açamadı. Bu örnekler, verilecek desteğin, karşıdaki ülke tarafından "dunıma gö- re" farklı şekillerde değerlendirildiğini gösteriyor. Ancak Saddam faktorünü unutmamak lazım. Farklı bir lider tipi. Halkını resmen çok buyuk bir tehdidin altına soktu. Her sev beklenebilir. —lncirlik ve öteki üsterin kullanılması da Irak tarafından aynı şekilde değerlen- dirilecek demek mumkun mudıir? ÖZTORUN — Ussün (Incirlik'in) kul- lanılması, burasını muharebe bölgesinin bir parçası haline getirir. Ancak, belirt- tiğim gibi, Irak'ın boyle bir harekete gös- tereceği reaksiyonun şekli onemlidir. Bu reaksiyona Türkiye'nin vereceği reaksi- yon da ona gore belirlenir. —Türkiye'nin Irak'ın tehdidi altında olduğu, yeni caydıncı güçlere ihtiyacı ol- duğu söylenebilir mi? ÖZTORUN — Irak'tan büyük bir ta- arruzun geleceğini beklemek yanlıştır, ama gereken tedbirler de ahnmalı. Esa- sen, potansıyel güçleri karşılaştınrken sa- yılara bakmamak lazım. Askeri ve teç- hizatı kıymetlendirmek gerekir. Atatürk kıymetlendirmeye çok önem vermiştir. Örneğin çıkacak bir savaşta 1 ABD tü- meni 6-10 Irak tumenine karşılık gelir. Taarruz durumunda 1 Türk tümeninin kabiliyeti de S Irak tumenine denktir. Türkiye'nin Irak'ın potansiyel tehdidini karşılayacak gucü vardır. —Incirlik'in ve oteki uslerin hızla si- lahlandırılması, bunların kullanılacağı anlamına gelir mi? ÖZTORUN — ABD bunları kullan- mak istiyor. Hükümet, bu aşamada "Kullanabilir de kullanamaz da" yakla- şımı içinde. Ancak işi bu şekilde sürün- cemede bırakmak yanlıştır. Üsler konu- sunda maksadının ne olduğu açıkça ilan edilmelidir. Bunun zamanı çoktan gel- miştir. Diyarbakır'dan 9 bantlı bekleyiş üüsürüyor S H P ' n i n m OS*&11 S H P n i n 8 e c e n pazargunu a V a g r l Pendikte duzenlediği "Sa- vaşa Ha>ır" mitinginden sonra çıkan olaylarda, olen Vadigar Coş- kun (23) adlı genç kız dün toprağa verildi. SHP İstanbul ll Başkanı Ercan Karakaş. miling sonrası güvenlik kuvvetlerinin havaya ateş açarak panik yarattığını belirterek, olavda yaralanan Selma Coş- kun ile yaralandıktan sonra kaldınldıgı hastanede ölen Yadigar Cojkun'la ilgili cumburiyet savcılığının genış çapıa »uıu^ıurıııa açmasını istedi. Karakaş, olavı gören tanıkların hiç korkmadan SHP il merkezine başvurmalan için çagn yaptı. Cenazesi Kara- caahmet Mezarlığı'na defnedilen Coşkun'un kız kardeşi Selma Coşkun'un ise geçirdigi bir beyin ameliyatı sonucu hayati tehli- keyi atlattığı bildirildi. Cenazeye Coşkun'un yakınlarının yanı sı- ra siyasi parti yetkilileri, bazı ilçe belediye başkanlan katıldı. GÜNEYDOĞU'DA GÖÇÜ ÖNLEMEK İÇİN ÇABA HARCANIYOR Halka çağrı: Gitmeyin FARUK BİLDİRİCİ VEDAT YENERER ERGUN AKSOY CİZRE/HABUR — Son 24 saate girerken, Guneydoğu'da göç hızlandı ve haberleşme ak- samaya başladı. Okullarda sı- navlar tamamlanarak olası bir erken tatile hazırlık yapıldı. Ciz- re'de belediye hoparlöründen halka "göç etmemesi" için çağ- rıda bulunuldu. Göçe karşm ANAP Mardin Milletvekili Nurettin Yılmaz'ın bölgeye gelmesi Cizrelileri şaşırt- tı. Ancak Yılmaz da kızkardeşi- ni gormek uzere uğradığı Mar- din'de şaşkınlığa uğradı. Yılmaz, kızkardeşinin evinden "Hay Al- lah, o da başka yere kaçmış" di- yerek çıktı. Milletvekili Nurettin Yılmaz, dün sabah Cizre'de çarşı içerisin- de dolasarak halkla sohbet etti. Bir vatandaş, "Herkes gidiyor, sen niye geklin" deyince Yılmaz, "Siz gitmeyin diye geldim. Bir şey varsa da hep beraber bura- dayız. Ama bir tehJike yok" kar- şılığını verdi. Yılmaz'ın kente gelişiyle bir- Iikte göçme hazırlığındaki bazı Cizrelilerin bu girişimlerinden vazgeçtikleri gözlendi. Yılmaz, daha sonra Kaymakam Musta- fa Büyük'ü ziyaret etti. Ziyare- te bazı vatandaşlar da katıldı. Yılmaz, daha sonra cumhuri- yet savcısını ve Belediye Başka- nı Haşim Haşim'i ziyaret etti. Haşim de bölgedeki halkın göç etmemesi gerektiğini savunarak, önceki gün belediye hoparlörün- den halka "Kalın, gitmeyin. Korkacak bir şey yok" anonsu yapıldığını anlattı. Sohbetten sonra Nurettin Yılmaz da bele- diye hoparlöründen halka hita- ben göçü durdurmalan çağnsın- da bulundu. Yılmaz, Cizre'nin bir hayalet kent haline gelmesine, dükkân- ların çoğunun kapalı ve evlerin boş olmasına üzüldü, kalan Ciz- relileri göç etmemeleri konusun- da iknaya çalıştı. "Saddam baş- ka yerler dururken neden Cizre^ ye, Habur'a saldırsın, kimyasal silah kullansın" diye soran Yıl- maz, tanıdıklannı yatıştıramadı. Önceki akşam evinde toplanan- lara Yılmaz, "Kabul edin, Irak Cizre'ye saldırmayacak. Burası sizin topraklannız değil mi, ni- ye bırakıp gidiyorsunuz" deyin- ce bu kez Cizreliler, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin bolgede yaptığı yığınağa dikkati çektiler, bu ko- nudaki güvensizliklerini belir- tenlere Yıhnaz, "Öyle bir şey ol- sa ben niye geleyim, işte halkım- la buradayım" karşılığını verdi. Guneydoğu'da insanlar radyo ve televizyon haberlerini hiç ka- çırmıyorlar. önceki akşam tele- vizyon haberlerini beklerken Nusaybin'de TV-l'den "Anado- lu'dan Görüniim" programında Olağanüstü Hal Bölge Valisi Hayri Kozakçıoglu'nun son ba- sın toplantısının tam metni ya- yımlandı. Kozakçıoğlu adını ve- rerek PKK'yı suçladı. Daha sonra Başbakan Yıldı- nm Akbulut'un konuşması ne- fesler kesilerek izlendi. Akbu- lut'un konuşmasında yeni bir şey bulamadıklanru belirten Nu- saybinliler, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın konuşmasını da "savaş çıkmayacağı yönunde bir açıklama" kabul etmediler. Özal'ın ellerini masaya vururca- sına sert konuştuğuna dikkat çe- ken yöre halkının en çok ilgisi- ni çeken cümlesi ise "Irak'taki halklar" demesi oldu. Nusaybin-Cizre-Habur hattı, Cumhurbaşkanı Özal'ın ünlü değişiyle Körfez krizi sonrasın- da "çıkmaz sokak" halinde. Bölgedeki ticaretin tamamen durması ile birlikte Nusaybin- deki Suriye sınır kapısındaki ha- reket artmış, ama Cizre- Nusaybin arasındaki E-24 kara- yolunda küçük dükkânlar şim- di Silopi ve sınıra yakın diğer kuçük yerleşim birimlerinden gelenlere mesken oldu. Bu duk- kânların camlarına yatak örtü- leri geren köylüler, yaşamlarını burada sürdürmeye çalışıyorlar. Öte yandan Milli Eğitim Ba- kanı Avni Akyol bir tehlike anında okulların kapatılması konusunda valilerin tam yetkili olduğunu açıkladı. Akyol, Gu- neydoğu'da derslere girmeyen oğrenci ve oğretmenler için her- hangi bir işlem yapılmayacağı- nı söyledi. ÜMİT ASLANBAY DİYARBAKIR — Sabahın ilk saatleriydi. "İşte omletçiler gidiyor" dedi. Diyarbakır'm "iyi" otellerinden birinde gar- sondu. "Omletçiler" dediği ise, "Çevik Kuwet"in yer persone- liydi. Her sabah yağda pişmiş çift yumurta, peynir, yağ ve bal- dan oluşan kahvaltılannı yapıp, otobüsle' görev yerlerine gidi- yorlardı. En gençlerinden biri- ni işaret etti ve dedi ki: — Askerlik bite yapraamış herhalde. Daha sırt çantasıoı takmasını bihniyor ağabey. Bi- zi nasıl kuru>acak? Diyarbakır-Habur hattında yaşayan herkes Saddam'ı bek- liyor şimdi. Bush'un, Özal'ın söylediklerinden haberliler. Ama, "Saddam geri çekilebi- lir belki..." Son yolcular, kimisi ayakta, kimisi tabure üstünde ayrıldılar Diyarbakır garajından. Çevik Kuvvet personeli önceki gece Kervansaray Oteli'ndeki dansö- ze rağbet etmedi. Otelin, bir za- manlar " h a n " olan larihi duvarlannın dibinde ya da bir başka otelin "müdüriyelinde" "mini sohbetkri" yeğlediier. Erkenden yataklara girdiler. Mavi farlı araçlann, naylon takviyeli pencerelerin çoğaldığı Diyarbakır'da, kuyumcuların buyuk bir bolümü dükkânları- nı kapadı. Cizre'de ticaret dur- muş. Silopi "hayalet şehir" gibi. Diyarbakır'da terk edilen 8 eve hırsız girdiği kulaktan kula- ğa yayılıyor... "Üstelik en liiks semtinde..." Işini, malını, mülkünü terk etmeyenler de var. Kentin en hareketli yeri >ine "Japon Pa- sajı..." Eskisine gore "radyo satışla- n artmış". Hatta dukkân sahip- leri birer tane de evlerine götüımüşler. "9 bantlı dünya- nın her yeri dinlenebilir. BBC de, WashİBglon'un sesi de"... Hasan Aykaç bir yığın yeni elektronik mal almış. Müzik set- leri, televizyonlar. Kutulan açıl- mamış duruyor. tki günden beri sis yok Dryar- bakır'da. Jetler uçuyor. tnsan- lar bekliyor. Midyat'taki lank birlikleri, İdil yolunda "demo- de jipi" bozulmuş Mehmetçik de... Aracın önunde ardında bi- rer nöbetçi. Kaputunu açmış uğraşıyor. Askeri kamyonlar gelip geçiyor. Onlara "bir an önce yetişmesi, birligine intikal elmesi lazım". Sinyal verip yak- laşmaya çalışıyoruz. Nöbetçiler- den biri "çapraz tutuştaki" G-3'ünü hareketlendiriyor: — Duuur... Yola devam ediyoruz. Yine Diyarbakır. Okullar fiili tatile girmiş. kimse çocuğunu gönder- miyor. POLİTİKA GÜNLÜĞÜ HİKMET ÇETİNKAYA Savaşa Doğru Adım Adım... insanlarda bir tedirginlik, kuşku gözleniyor. Sokaktaki yurttaş, bakkalları, marketleri dolduruyor. Çuval çuval un, şeker, pirinç, deter[anları araçlara yüklüyor... Cumhurbaşkanı Ozal ve Başbakan Akbulut, televizyon- dan seslenıyor; —Kriz ne şekil alırsa alsın, herhangi bir ciddi meseleyie karşılaşılmayacaktır. Bu bakımdan telaşa düşmeye hiç ma- hal_yoktur... Özal'ın konuşması baştan sona kadar bir savaş havasını estiriyordu. Halk bugüne dek gelişmelerden bilgilendirilme- dıği için korkuya kapılıyordu. Dün sabah, ilk işimiz Diyarbakır Belediye Başkanı Tur- gut Atalay'ı aramak oldu. Atalay, "Görünürde bir tedirgin- lik yok" diyordu. Kendisine temel gıda maddelerinin bulun- madığına ilişkin bir şikâyet gelmemişti. Şöyle dedi Atalay: —Ama naylon plastik 2-3 bin liradan, birden 7-8 bin lira- ya fırtadı. Çünkü yurttaş 'savaş çıkacakmış' gibi davranı- yor ve evlerinin pencerelerini öıimek için naylon plastik alt- yor. SHP'li belediye başkanı Atalay, bir ilginç açıklama da yap- tı: —Sivil örgütlü kuru- mu temsil eden biz, _^ — w ^ . . . . . bazı gelişmelerden ha- $HP Ve DYP llderlen, biigisiziz. özal'ın kendi kişisel & kl d i l özaın kendi şis TB MM^ege.& r ;: Cfkarlan nedeniyle den habersizdi Millet- TÜrkİye'yİ SavaŞS ve !?! lerin eoiupbittiği- sokmak istediğıni bir »%!îC$fi$£. tez daha vurguluyor. karar veren. Ozal'in ÇağHSina Demek ki tepeden gru plan ÖPÜnde Öİr ınme buyruklar, yerel % >-Haha 'havır' Hiv yönetimleri de etkile- K ez Oana nayir Oiy miş, oniar da TBMM Inönü ve Demirel. gibi 'devre dışı' kalmış- — — — — — ^ ^tı. Türkiye savaşa doğru hızla gidiyordu. Amerika'dan 48 sa- vaş uçağı geliyordu. Dün sabah, Adana İncirlik Üssü'nde olağanüstü bir hava yaşanıyordu. Turgut Atalay anlatmaya devam ediyordu: —Biz, zaman zaman anons yaparak sığınak yerlerini yurt- taşlara bildiriyor, sivil savunma önlemlerini açıklıyoruz... Salt Diyarbakır'da değil, Guneydoğu'da pek çok il ve il- çede, tüm Türkiye'de aynı hava esiyordu. Yurttaşlar bilgi- lendirilmedikleri için kafalarında 'çeşitli senaryolar' üretiyor- lardi. PTT Genel Müdürlpğü önceki gün faks buyruğu geçiyor- du İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi illere. Gazetecilerin, yazarların, işadamlarının, genel müdürierin vs. ev ve tş te- lefonlartnın saptanmasını 'ivedi kaydıyia' genel müdürlüğe bildiriimesini istiyordu. Telefon numaralarının saptanmasını PTT yetkilileri şöy- le açıklıyordu: —Her zaman hazır çalışır durumda bulundurulması için... İçişleri Bakanlığı ise kamu kuruluşlarına bir genelge gön- dermişti. Gizlenme ve karartma uygulamalarına geçilmesi durumunda ne gibi önlemler alınacağı yazılıyordu genelge- de... Ne demiştik? —incirlik'te olağanüstü bir durum gözleniyor... İncirlik Üssü'ne son 24 saat içinde C-5 Galaxy ve C-141 Starlifter tipinde 50 dolayında nakliye uçağı iniş yapmıştı. Öğle saatlerinde İspanya'nın Torrejon üssünden kalktığı bü- dirilen bir hastane uçağı da Incırlik'e inmişti. Artık geriye sayma başlamıştı... Bilgilendirme olmadığından yurttaşlar bankaya gidiyor, va- deli mevduat hesaplarını bozduruyorlardı. Bankalarda kri- tik bir dönem başladığından yöneticiler açıklama yapma zö- runluluğunu duyuyorlardı: —Körfez bunalımı nedeniyle fazla hassasiyet gösterme- ye gerek yok... İstanbul, İzmir ve Adana'da emekliler banka önlerinde uzun kuyruklar oluşturuyordu. İnönü SHP, Demirel DYP grubunda konuşmuşlardı. Her iki lider de 18 ocak günü Cankaya'ya çıkmayacaklannı açık- lamışlardı. —Anayasaya aykın işler yapan bir cumhurbaşkanı ile re- sim çektirmek zorunda değiliz... Böyle diyordu İnönü... SHP ve DYP liderleri, Özal'ın kendi kişisel çıkarları ne- deniyle Türkiye'yi savaşa sokmak istediğini bir kez daha vur- guluyor. Özal'ın çağrısına gruplan önünde bir kez daha 'hayır' diyor İnönü ve Demirel. Onun için her iki muhalefet liderinin, olası gelişmelerin ne olacağını önceden sezinle- dikleri anlaşılıyor. Yine her iki muhalefet lideri TBMM Genel Kurulu'nda he- men hemen aynı tümcelerle Özal'ı suçluyordu: — Biz Çankaya ile muhatap değiliz. Çankaya siyasi ikti- dar değildir... Dışişleri Bakanı A. Kurtcebe Alptemoçin'in bilgilendirmesi, "paniğe gerek yoktur" sözleri muhalefet için inandıncı ol- muyordu. İncirlik Üssü'nün Amerikan savaş uçaklarına kul- landırılacağı haberleri ağırlık kazanıyordu... Artık savaş kapımızdaydı! P A R T İ L E R D E N 'Savaşa hayır'a yasak UŞAK (Comhuriyet)— SHP Uşak il, ilçe yöneticileriyle belediye başkanlan dün Atatürk Anıtı'na "Savaşa hayır, yaşasm banş" yazılı bir çelenk koydular ve saygı duruşunda bulundular. SHP îl Başkanı Ismet Çahk genel merkezden gönderilen ve üzerlerinde "Savaşa hayır, yaşasın banş" pankartlannın asılmasına valiliğin izin vermediğini belirterek yasal yollara başvuracaklannı söyledi. Özal'ın çağnsına eleştiri ANKARA (UBA)— Milliyetçi Çalışma Partisi (MÇP) Genel Başkanı Alparslan Türkeş, Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın muhalefet liderlerini Köşk'te bir toplantıya çağırmasmı teknik açıdan hatalı buldu. Türkeş, "Bu çağrıyı Sayın Başbakan'm yapması gerekirdi. Muhalefet liderleri, Cumhurbaşkanı ile bir araya gelmeyi istemiyorlar. Ama Başbakan'la bir araya gelmeleri daha kolay olurdu" dedi. Alparslan Türkeş, yaptığı değerlendirmede, Körfez kriziyle ilgili olarak muhalefet liderleri ile bir görüşme yapmak için Cumhurbaşkanı Özal tarafından vapılan davetin, gerçekte geç kalmış bir çağrı olduğunu söyledi. ((AYAK Bizim Kredi ile kayak ve tenis şimdi fok kolay! 0 MM A^'91 modelleriyle. Avrupadan daha ucuza. GÜNGÖR ELEKIRO TEKNİK SANAYİ VE TİC. LTD. ŞİŞli -HalaskOfgazı Cod. T e l l 3 l 6 5 26 ÇİFTEHAVUZIAR BağdatCod Tel İ63 90 98 No 332/1 İSTANBUL Fax : U l 11 74 No . 228/B KAOIKÖV/İSTANBUL Fax . 363 84 03 . ŞIMDL ALINIİÇİFTEHAVUZLAR Magazam.z OcaK ayında PAZAR gunierı saat 10-18 arası açıktır
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog