Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

1 OCAK 1991 MÜZİK KÜLTÜR-SANAT CUMHURİYET/7 2. Uluslararası Müzik Festivali • ANKARA (AA) — Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafmdan düzenlenen "2. Uluslararası Yeni Müzik Festivali"nin açılış konseri Devlet Konukevi'nde verildi. Büyükşehir Belediyesi Kültür Danışmanı Aydın Köymen, konser öncesinde yaptığı konuşmada festivali son derece kısıtlı olanaklarla başlattıklannı kaydederek, Türkiye'nin her alanda olduğu gibi sanat alanmda da kimlik arayışı içinde bulunduğunu söyledi. Ankara Büyükşehir Belediyesi olarak müzik konusundaki değişmeye bilinçli katkılarda bulunmak istediklerıni kaydeden Köymen, geleneksel müziğin dışrndaki gelişmeleri görmek ve göstermek istediklerini söyledi. Daha sonra açılış konserinde Ahmet Yürur'un yaylı çalgılar dörtlüsü için yazdığı 2 No'lu Amerikan süiti seslendirildi. DERGI Adam Sanat'ta bu ay • Kttlttir Servisi — Aylık kültür ve sanat dergisi Adam Sanat'ın ocak sayısı yayımlandı. Derginin bu sayısında Memet Fuat'ın "tletişim Çağı", Orhan Barlas'ın "Taşyürekli'ler", Mehmet Serdar'ın "Kültürel Kimlik", Semih Gümüş'ün "Romanda Tarihseli Soyutlamak", Mehmet H. Doğan'ın "Nâzım Hikmet ve 1940 Kuşağı" ve Üstun Alsaç'ın "Mimarhk ve Dil" başhklı yazüarı yer ahyor. Derginin bu yeni sayısında yer alan şairler ise Can Yücel, Pablo Neruda, Ercüment Uçan, Salah Abdul Saboor, Cevat Çapan, Nurer Ugurlu.Suat Vardal, Ali Asker Banıt, Küçük Iskender, Mete Özel ve Ahmet Ümit. Her sayıda değişik ressamları tanıtan dergi bu ay da Alman ressam Otto Dix'e yer vermiş. TİYATRO '\oksa Ben Yok mu Oldum?' • Kültür Servisi — Ankara Beyaz Leke Sanat Tiyatrosu ocak ayında Sadık Battal ve Mustafa Kovancı'nm birlikte yazdıklan Servet Yalçınzeybek'in yönettiği, "Yoksa Ben Yok mu Oldum?" adlı oyunu sahneleyecek. Oyun, 11 ocakta Çatalzeytin, 13 ocakta Helaldı, 14 ocakta Ayancık, 15 ocakta Taşköprii, 16 ocakta Kastamonu, 24 ve 25 ocakta da Karabük'te sahnelenecek. "Yoksa Ben Yok mu Oldum?" insanı ele alan, kişinin toplumla ve günlük yaşamıyla yabancılaşmasını konu alan ve "akli dengesi"nin hangi aşamalardan geçtiğini irdeleyen biroyun. 'Lüküs Hayat' rekor kırdı • İSTANBUL (ANKA) — Ekrem Reşit Rey ve Cemal Reşit Rey kardeşlerin yazdıklan "Lüküs Hayat" opereti 7 yıldır sahnelenerek kendi dalmda rekor kırdı. Istanbul Şehir Tiyatrolan Basın Halkla îlişkiler Müdüru Tayfun Türkilf Türkiye"de tiyatro dalında böyle bir olayın ilk kez görüldüğünü belirterek "Oyun 1930'larda ilk sahnelendığinde bu kadar ilgi görmemişti. Biz de 1984'te Haldun Dormen yönetiminde oyunu yeniden sahnelerken bu kadar ilgi göreceğini tahmin etmiyorduk. 1984'ten bugüne kadar oyun 450 kez sahnelendi. 250 binden fazla insan bu oyunu izledi. Oyunu izleyenler arasmda eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Cumhurbaşkanı Tbrgut özal, Kuzey Kıbrıs Türk Currihuriyeti Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ve daha adını hatıriayamadtğrm ünlü insanlar vardı" dedi. Turkili, 7 yıl boyunca ayru kadronun oyunu sürdürdüğünü belirterek, "Fatoş Balkır Hammefendi ölünce yerini Vildan Gürelman aldı. Eray Özbal oyunun ilk bir iki temsilinde yer aldıktan sonra tiyatromuzdan aynldı. Bu iki arkadaşımızın dışında kadromuzu tamamen koruyoruz" şeklinde konuştu. SINEMA Film gösterileri I Kültur Servisi — Ocak ayı boyunca Ataturk Kültür Merkezi'nde gösterime girecek fîlmler belirlendi. 2, 3, 4, 5 ve 6 ocak tarihlerinde yönetmenliğini Penny Marshall'ın üstlendiği, Tom Hanks ile Elizabeth Perkins'in başrollerini oynadığı "Big-Büyük" gösterilecek. Film, küçük bir çocuğun aniden büyümesiyle gelışen gülünç olayları konu ahyor. 9-11 ocak günleri arasında Atatürk Kultur Merkezi'nde Azerbaycan Filmleri Haftası yer alacak. 12-20 ocak tarihleri arasında Oliver Stone'un yönettiği, Michael Douglas, Charlie Shean ve Daryl Hannah'ın başrollerini paylaştığı "Wall Street-Borsa" gösterime girecek. Ocak ayırun son filmi, 1991 Mozart Yıh nedeniyle programa alman "Amadeus" olacak. Yonetmenliğini Milos Forman'ın yaptığı filmde Tom Hulce, F. Murray Abraham ve Cynthia Nixon başrolleri paylaşıyorlar. Film; 23, 24, 25, 26, 27, 30 ve 31 ocak tarihlerinde izlenebilecek. Çarşaraba, perşembe, cuma, cumartesi ve pazar günleri Atatürk Kültür Merkezi Sinema Salonu'nda yer alacak gosteriler, 14.30 ve 18.00 seanslarında görülebilecek. Bilet ücretleri siviller için 4 bin, öğrenciler için 2 bin TL. EDEBIYAT 'Çıplak Ayaklıydı Gece' • İSTANBUL (UBA) — Şiir ve öyku yazan Ahmet Ümit'in ikinci kitabı "Çıplak Ayakhydı Gece" Cem Yayınevi'nden çıktı. Sanatçı kitabında, 70 kuşağmın sosyalizme gönül vermiş kesimini ele alarak 80 döneminde bu insanların yeniden kendilerini bulmalannı, neyi ne için yaptıklarmın ipuçiarını vererek anlatıyor. Kitap "Bir Akdeniz Duşü", "Sığınak", "Ölumün Hükmü Yok", "Pezevenk" ve "Gökyüzünde Yıldız Olmak" adlı 5 hikâyeden oluşuyor. Marmara Üniversitesi Idari Bilimler Fakültesi'nden mezun olan Ahmet Ümit, 1960 yılında Gaziantep'te doğdu. Genç Hukukçular, Söz Hakkı, In Vivo, Adam Sanat, tblis ve Hist dergilerinde şiir ve öyküleri yayunlanan Ümit'in bir hikâyesi de 40 dilde yayımlanan "Problems of Pease And Socialism" dergisinde basıldı. 1980'den bu yana hikâye ve şiir yazar Ahmet Ümit'in daha önce Deniz Yayınevi'nden çıkan "Sokağın Zulası" adh bir şiir kitabı da bulunuyor. SERGİ Misman'ın özgün desenleri • Kültür Servisi — Hayati Misman, ozgun baskı yapıtlarını 8-31 Ocak 1991 tarihlerinde Vakko tzmir Sanat Galerisi'nde sergileyecek. Sergide, sanatçının çoğu büyük boyutlu 30'dan fazla son dönem çalışması yer alacak. 1945 yılında Konya'da doğan Hayati Misman, 1968'de GEE Resim-Iş Bölümünu bitirdi. 1970 yılında Kassel Deviet Guzel Sanatlar Akademisi'nde grafik tasarımı konusunda uzmanlık öğrenimi gördü. 1975 yılından itibaren ise Gazi Yuksek öğretmen Okulu'nda öğretim üyeliği yaptı ve 1984 yılında sanatta yeterlilik aldı. 1987 yılında doçent olan Hayati Misman, halen Bilkent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde öğretim üyeliği görevini sürdürüyor. Yurtdışında da çeşitli sergiler açan sanatçı, aralarında 1983 II. Asya Bienali Mansiyonu, 1987 Jskenderiye Bienali Altın Madalyası da bulunan çok sayıda ödul kazandı. Hayati Misman'ın yapıtlan yurtdışında ve yurticındeki koleksiyonlarda bulunuyor. 'Osmanlı Ressamlar Cemiyeti'sergisiAlarko Sanat Galerisi'nde Resmin aşk olduğu zamanlarYapıtlan artık müze ve koleksiyonlarda bulunan Cemiyet'in ölmüş üyelerinin resimleri 13 ocağa kadar görülebilecek. Daha sonra da halen Güzel Sanatlar Birliği üyesi olan ressamların yapıtlan sergilenecek. LUDMILA BEHRAMOGLU Sanata, kültüre yatınm yapmak -ucu bazen milyarlara değse de- bir yandan amortismaru, öte yandan da suksesi göz önüne ahndığında, oldukça kârh. He- men hemen her buyük kuruluşun kültüre-sanata yönelik bir etkinliğinin ol- ması ve özellikle de ticari bir metaya dö- nüsen resim piyasasındaki hareketlenme de boyle bir açıdan daha anlaşıhr. Altında yatan neden ne olursa olsun önemli olan sonuç. Maslak gibi şehir dı- şında, bir yanında büyuk is merkezleri, öte yanında Inşaat Fakültesi, bir adım ötede Sanyer gecekondulan olan bir yer- de Alarko Sanat Galerisi'nin tüm bu çev- reye sunduğu kültürel olanak yadsına- maz. Bu galeride sürekli yer alan sergi- lere bu ay bir yenisi daha eklendi. 13 oca- ğa dek sürecek olan "Osmanlı Ressam- lar Cemiyeti" sergisi. Yapıtlan artık müze ve koleksiyonlar- da bulunan bu "cemiyef'in ölmüş üye- lerine ait bu birinci sergiden sonra, aynı galeride halen "Güzel Sanatlar Birliği" üyesi olan ressamların yapıtlan da ser- gilenecek. "Ressamlar Cemiyeti" ve "Güzel Sanatlar Biriiği" tarihsel akış içinde birbirine ulanan iki sanatçı der- neği. İkincisi günümüzde hâlâ etkin. Gelelim, Osmanlı ressamlara. Sergi broşüninde akının çizildiği gibi, "resmin çağın gereği profesyonellik degil de bir aşk olduğu zamanlann insanlan" bıitün NURULLAH BERK DE VAR—Alarko Sanat Galerisi'ndeki toplu sergide N urullah Berk'in yapıtı da yer alıyor. Ayazaga Maslak Meydauı'ndaki galeride gercekleşürilen sergi 13 ocak güniine kadar açık kalacak. bu ressamlar. Bugün hâlâ Batı resmine yaklaşıp yak- Jaşmadığımız tartışılıyor. Yaygın bir ka- nı da neredeyse ırksal olarak geri ya da yeteneksiz olduğumuz ve kaderci bir ba- kışla asla ilerleme gösteremeyeceğimiz- dir. Buna neden olarak, Batı'nın Röne- sansı vb. akımlan, geleneksel miras ola- rak devralmış olduğu gösterilir. Oysa 19. yüzyılda Batı'ya yönehneye başlayan toplumumuz başta acemice sonra gittikçe daha fazla beceriyle bu mi- rastan payını almaya kovulmuş. Alarko Sanat Galerisi'ndeki "Osmanh ressamian"nın sergisini gezerken bu dü- şüncelerim daha da pekişti. tlk ressam- lanrmzdan sayılabilecek tüm bu ressam- ların resim bilgilerine ve tekniklerine ulaşmış yetkin sanatçılar olduklan acık- ça gözlemlenebiliyor. Renk değerleri, kompozisyon, atmos- fer olarak doğru klasik resimler bunlar. Halil Paşa'dan başlayarak akademizme bir karşı çıkış daha o dönemlerde baş- lamış bile. Leoa Gerome gibi akademik katı kuralcı bir hocanın yanında yetişen Halil Pasa'nın resimlennde kendi döne- minde bile yeni olan "izlenimci" tatlar var. Ya hiç Avrupa yüzu görmeden ken- di yeteneği ve ülkesinın kendisine sun- duğu ışığın yardımıyla "izleııiın"leri ya- kalayan Hoca Ali Rıza'ya ne demeli? AbdiUmedt EfeodTnin büe sisler, hülya- lar içindeki resimleri Turner'i anımsatı- yor. Birinci Dunya Savaşı'nın çıkması ile Avrupa'daki sanat eğıtımlerini yanda bı- rakarak yurda donen ikinci kuşak res- samlar da hocalan Connon, Jean-Paul Laarens'i aşarak daha ileri, daha ışıklı resimler yapmışlar. tbrataim Çallı, Fey- haman Doran, HX>nat, Avni Iifij, Naz- mi Ziya Giirao, Namık İsmail ve Ruhi Azel'in sergideki Istanbul görünümleri ve ölüdoğa buketleri geleneksel anlayı- şa karşı çıkışlannın belgeleri. Daha o yıllarda bile Batı ile arayı ka- patmaya koyulmuşuz. Tabü iki savaş ara- sındaki dönem Avrupa'da sanat alanm- da en verimli, en yoğun, en kıvrak bir zaman dilimi. Biz o sıralar kendi sorun- larımızla yoğnılarak biraz uzak kalmı- şız. Ancak Batı ile köpruler tekrar ku- rulunca olan biten, yapılmış olan yeni- den bir ucundan yakalanmış. Sergide, Ali Avni Çelebi, Zeki Koca- memi gibi Almanya'da öğrenim görmüş ressamlarda daha inşaacu daha kübist yönelişler var. Bunların dışındaki tüm ressamlar gerçekçi calışmaianyla dikkati çekiyor. Zaten ilk dönemierin heyecanı, saf yaklaşımı giderek sönüyor, teknik aşıldıkça yaratı ve yenilik sonın olmaya başlıyor. Türk resminin "peintııre", yani fırça ile yağlıboya resim tarihini gözler önü- ne seren -tek bir ressam büe atlamadan- böylesi sergiler, geçmişte başarılanlan, eksik kalanlan, takılınan noktalan gör- mek açısından da çok ilginç. îlhan Engin 30'danfazlafilme, 50'yi aşkın senaryoya imza atmıştı Ifeşîlçanrdan Babıâli'y e 46 yıl65 yaşında ölen Ilhan Engin, "Sinemadan kazancım, kazanmayı umut ettiklerimizdir" demişti. Bu amacına ulaşabilmek için çok uğraştı, ama pek az yaklaşabildi. TURHAN GÜRKAN TV ekranından duyunılan iki satırhk bir ölüm haberi, hem ba- sın dünyasında hem sinema çev- relerinde yankılandı. tlhan En- gin de artık "aa kayıp'iann ara- sındaydı. Yaşamını, dengelediği iki parçaya, gazeteciliğe ve füm- cfliğe ayıran Ilhan Engin'i yitir- menin uzüntüsü ve acısı, iki ay- n meslek kuruluşu arasında paylaşıldı. tlhan Engin 10 parmağında 10 hüner taşıyan çok yönlü sa- natçılardan biriydi. 1925'te Çor- lu'da doğan yazar-yönetmen, 1944'te gazetecilikle perdevi aç- mış, uzun yıllar Tanin, Akşam, Vatan, Yeni Sabah, Hurri\et, Günaydın. Tan gazetelerinde muhabirlik, yazarhk, yöneticilik yapmış, Sır ve Kim dergilerini yayımlamış. Sonra roman, öykü ve oyun yazarbğına yönelmış. "Goç Yollan Tıkadı", "Çıngar", "Bukakmun", "lstanbul'da Aşk Baskadır", "Ve Allata Seviniz DedT, "Yannı Olmaj-an Adam" "Işıklar Yesil YanıyortJu", "İn- sanlar Bilselerdi", "Asya Gro- bn", "Üç Sıkı Hovarda" çok sa- yıdaki kitaplarından bazıları. Ilhan Engin kabına sığrnayan, durmadan çalışan ve üreten bir kişihğe sahipti. Bir bakmışız Ba- bıâli'ye küsmuş, senaryo yazı- mıyla tanıştığı Yeşilçam'a kapagı atmış. Uzun yıllar yönetmenlik yaparak 30'un üstunde film, 50"nin üstunde senaryoya imza- sını atmış. Kendi firması Engin Fihn ve yapımcılık. Yine yıllar geçmiş. Derken Yeşilçam'a da küsmüş. Yeniden eski mahalle- sine, Babıâli'ye dönüş. Yeniden ömür törpüleyen gazetecilik uğraşı. Fotoroman çekimleri, rö- portajlar, tefrikalar, anılar, ta- rihsel diziler, köşe yazarlığı. Ve 65 yıllık yaşamının içine sığdır- dığı soluk soluğa, çrlgıncasına 46 yıllık bir konuşmanın ölesi- ye yıprattığı cabşıp didinmenin, uğraşın acıklı sonu. Geride sa- dece topluma bir şeyler verebil- menin esenliğini tatmış, onurlu bir Ilhan Engin adı kalıyor. Ilhan Engin gazeteciliğe, ya- zarhğa olduğu denli, sinemaya da âsık, tutkulu biriydi. 25 yıl önce Basmköy'deki dairesini yok pahasına, 26 bin liraya sat- tığı zaman uzulmemiş "Evsiz kaldım ama hiç pişman değilim. O parayla çok istediğim iki fil- mi yaptım, rahatladun" demiş- ti. Sadece yaratmamn coşkusu içinde yaptığı o fîlmler ona bir gelir getirmiş miydi? Sinemadan bir şey kazandığını sanmıyorum. "Sinemadan kazancım, kazan- mayı umut ettiklerimizdir" der- di. Hem gazetecilik topluluğu içinde, aynı basın kuruluşlann- da, hem Yeşilçam'da yıllarca iliş- kilerimiz oldu. "Sinemada Türk toplum sonınlarına deginen füinler yapmak, ozde filmciliği- mize yardımcı olmak amaandayım" demişti. Bu ama- cına ulaşmak için çok uğraştı, ama pek az yaklaşabildi. Piya- sanın acımasız çarklan, onun bu isteğine her zaman set çekti. tlhan Engin çalakaiem bir ya- zardı. Kendi fılmlerinin senaryo- larından ayn, başkalannm film- lerine de senaryolar yazdı. Bun- lann arasında Süreyya Duru, Aüf Yılmaz, Nejat Saydam, Ül- kü Erakahn ve daha pek çokla- n vardı. Kesintisız 15 yılı bulan sinema yaşamında Türkia Şo- ray, Ayhan Işık, Hülya Kocyigit, Ajda Pekkan gibi donemin ünlüleriyle çalıştı. Dram, avantür, polisiye, genç- lik, aşk, serüven gibi her türde fıun yapan Engin, Batı sinema- sının seyirci getiren örneklerini de sinemamıza uyarladı. Ringo, James Bond, Don Juan gibi gü- nün moda akımlannı kopya et- mekten çekinmedi. "Kadın Düşmam" gibi korku filmleri üretti. Ilhan Engin'in bir de siyasal yönü vardı. CHP'de milletvekil- liğine adayhğnıı koymuş, hırs ve entrikalar, politik çalkantılar, mitingler, söylevlerle geçen bu dönemin eleştirisini, Tekirdağ'- da çektiği "Artık Dnsman DegUiz" adlı ilk politik filmı- mizde enine boyuna işlemişti. BfRFTLMSETİNDE — tlhan Engin, kesintisiz 15 >ılı bulan sine- ma yaşamında Neriman Koksal, Türkan Şoray, Sevda Ferdag, Ay- fer Feray gibi birçok ünlüyle de çalısmtştı. Necati Cumalı'dan 'Bir Sabah Gülerek Uyan' ve 'Ahmetlerim* Sahne ışıklarında yerli oyunlar ETKİLİ VE NÜANSLI BİR OYUN — Alev Gurzap 'Bir Sabah Gülerek Uyan'- da rahatlıgı içinde etkili >e nüanslı bir t>vun çıkanyor. Orhan Hızlı da Cumalı'- nın yapıünın oyunculan arasında. Cumalı, biri Deviet Tiyatrolan'nda diğeri Şehir Tiyatrolan'nda sahnelenen iki oyunuyla iki değişik kadın tipini tanıtıyor. LÛTFİ AY Bu mevsim başının dikkatleri çeken bir yönü de ödenekli tiyatrolarımızda perdelerin yerü, ama bir çoğu eski oyun- larla açılmış olmasıdır. Buna, verimli- lik bakımından olmasa da yerli oyuna oncelik tanınması, önem verilmesi ba- kımından olumlu bir gelişme olduğu için seviniyoruz. Tiyatro \kzarlan Der- neği'nin son zamanlara kadar surdür- düğü girişimlerin amacına ulaştığı gö- rülüyor. Bu sayede sahne ışıklanna topluca kavuşan yerli oyunlanmızın, son yıllar- da Avrupa (özellikle Doğu Avrupa) ül- kelerinde esen özgürlük rüzgârlarını, düşünsel eleştiri alanmda, bizde de es- tirmeleri beklenirdi. Oysa birkacını ayui edersek bu nitelikte bir çabaya tanık ol- duğumuz pek söylenemez. Oyun >"azar- larımız, son haftalarda izlediğimiz Sov- yet ve Çek yazarların (Galin ve Havel) oyunlarında görduğuuıuz gibi bireysel sorunlann altında yatan sosyo- poütik ve ekonomik sorunlann açtığı manevi varalara değinmekten kaçınıyorlar. Ge- nelde, yakın-uzak geçmişimizin tutucu alışkanhklanndan kurtulamayan mut- suz bireylerin huzun verici öykülerini sergilemekle yetiniyorlar. Cumhuriyet döneminden bu yana ya- zınımızın bize tanıttığı ülkucü, duygu ve duşünce özgurluğunden ödün verme- yen, ilginç kadın tiplerinden ilki (belki de en başarılısı) rahmetli Reşat Nuri Güntekin'ın "ÇahknşH" romamndaki Feride*si olmuştur diyebiliriz. Onu, özenli bir uygulamayla sahnemize ka- zandıran da Necati Cumalı olmuştu (1962). Şair, öyku ve oyun yazan olarak oku- yucumuz kadar seyircimizin da sevdiği, benimsediği bir sanatçıdır Necati Cu- malı. Sayısı otuza varan oyunları ara- sında aynca afişte kalanlar, "Nalınlar" gibi ülke sınırlarını aşanlar olmuştur. Şimdi Istanbul seyiıcisine, daha önce Ankara Deviet Tiyatrosu'nda oynanmış iki oyunuyla farklı yapılarda iki deği- şik kadın tipini tanıtıyor. Biri Yıldız Şahnesi'nde "Ahmeüerim"in Türkânı, ikincisi Fatih Şehir Tiyatrosu'nda "Bir Sabah Gülerek UyaıTın Sunası. "Ahmetlerim"in Türkânı, bütün ya- şamı boyunca ağabeyi, kocası, oğlu gi- bi ailesinin butün erkeklerine, kendi öz- lemlerine göre biçim verme eğilimini anaerkil (matriarcal) bir tutku halinde sıirdürmüş, dünya ve toplum olayları- nın getirdiği aalarla bu mutluluk umut- ları yıkılmış, hiç kalkmadığı dikiş ma- kinesinin başında çilesini dolduran ke- derli, ama onurlu bir kadındır. Yonetmen Kenan Işık'ın, bu tek ki- şilik dramın içeriğindeki çeşitli dış et- kenleri yoğunlaştırarak ilgiyi canh tut- mak amacıyla üç perdeyi tek perdeye in- dirmesi belki yararlı olmuştur. Ama bu etkenleri simgelemek için sessiz kişile- rin gölgesıni uzun süre sahnede tutma- nın ve dolaştırmanm, canh tutmak is- tediği ilgiyi dağıttığı, seyircinin dikka- tini de Serpil Tamur'un güçlü kompo- zisyon undan yer yer uzaklaştırdığı ka- msındayım. "Bir Sabah Gülerek Ujsn'ın Suna- sı'na gelince: Dünyaya bakış açımızın genişlediği daha aydınlık bir donemde, iyi yetişmiş, görgülü, eğitimli, ölçülu ol- duğu kadar da kişilik sahıbi, zeki ve gü- zel bir kadındır. Genç yaşta, duygula- nna kapılmadan, kendinden buyuk, varlıklı ve kibar bir adamla evlendirmiş, yirmi yıl sonra da kırkına basmadan, dul kalmıştır. Kendisini yahıız bırakma- yan üniversiteden eski sıruf arkadaşla- n, kimi profesör, kimi diplomat, kimi tanınmış iş adamı ya da avukat aile dostlan ve de hayranlan vardır. Bu er- keklerin hepsi de mesleklerinde yüksel- miş, ama yanhş evlilikler sonucu mut- lu olamamışlardır. Aradıkları mutlulu- ğu eski arkadaşlarımn dul ve olgunluk cağının en çekici donemini sürduren ka- rısında bulmayı umarlar. Mutsuzlukla- rının bunalımı içinde bu umut kapısını çalanlar, hatta zorlayanlar da olur. Su- na, hepsinin geri çevirmekte zorluk çek- mez... Kocasmın ölümunden bir süre sonra hayranlan arasına katılan genç şa- ir, Suna'nın yüreğinde geçmiş yıllann küllendirdiği ateşi canlandırmayı bilmiş, ilk kez severek, sevüerek yaşamanın -bir uykudan "gülerek uyanmanın"- sevinci- ni ona tattırmıştır. Ne var ki genç sevgilisiyle arasındaki yaş farkı, mutsuz insanlarla dolu çev- resinin katı yargılan, değişmesi gereke- cek yaşam koşuları, en önemlisi de ge- lecek yülann hazıriayacağı düş kırıklık- larının kaçıruhnazlığı Suna'yı, başını döndüren bu tatlı sarhoşluktan ayılt- makta gecikmeyecekdr... tşte, kadın-erkek ilişkilerinde "kadın- lanmızın kişibgi n böylesı durumlarda ir- delenir, hangi koşullarda, nasıl kanıtlan- dığı araştırıbrsa, sanırım ortaya daha saydam daha da ilginç sonuçlar çı- kabiür. Sansözen anılacak • ANKARA (AA) — Folklor araştırmaası Ankara Radyosu Yurttan Sesler Korosu'nun kurucu şefi ve derlemeci, sanatçı Muzaffer Sansözen, olümunün 28. yıldönumünde anılacak. Vakıfbank tarafından düzenlenen ve 5 ocakta yapılacak anma töreninde Sarısözen'in Türk folklar kültürüne katkılan ve hizmetleri konusunda konuşmalar yapılacak. Vakıfbank konferans salonundaki törende aynca TRT Ankara Radyosu Yurttan Sesler Korusu, Muzaffer Sansözen'in derlemelerinden oluşan bir konser sunacak. Çağdaş Türk resmi • Kültür Servisi — ltalyan Kültür Merkezi'nin katkılarıyla ttalyan Liseliler Derneği'nin düzenlediği "Çağdaş Türk Resim Sergisi" 9 ocakta Kadıköy'deki Bilim Sanat Galerisi'nde açılacak. Sergi 23 ocağa dek sürecek. Sergide Cihaz özgemen, Ramiz Aydın, tbrahim Balaban, Erol özden, Şadan Bezeyiş, Nuri İyem, Devrim Erbil, Bayram Gumüş, Avni Memedoğlu, Cuma Ocaklı, tbrahim Çiftçioğlu, Nüzhet Kutlug, Mustafa Ayaz, Mehmet Pesen, Mustafa Aslıer, Mehmet Özer, Ekrem Kahraman, Banu Murath, Ergin tnan ve Veli Sapaz'ın resimleri yer alacak. Müzik festivali • Kültür Servisi — Avrupa Topluluğu Kültür ve Sanat Vakfı, 1. Müzik Festivali'ni 1-31 mart tarihleri arasında gerçekleştirecek. Türklerin Avrupa Topluluğu ile ilişkilerini kurmak, topluluk ülkeleri sanatı ile Türk kültürü ve sanatı arasında bilgi ahşverişi sağlamak amacıyla kurulan vakfın müzik festivaü programında Verda Erman (piyano), Julian Llyod Weber (viyolonsel) John Lenehan (piyano) yer ahyor. Günler' • Kültür Servisi — Şair ömer Ateş ve Aü H.Çeviker'in yönetmeliğini yaptıkları edebiyat dergisi . 'Yazılı Gunler' ocak ayıyhr birlikte yayına başlıyor. Basılan ilk sayıda Afşar Timuçin, ömer Ateş, Mikel Duffren ve Yaşar Azaz'ın sanat, edebiyat ve estetik üzerine yazılan, Altay öktem, Ali H.Çeviker ve ömer Ateş'in şiirleri ile Behçet Çelik'in bir öyküsü bulunuyor. Ohannes Şaşkal ve Şemih Poroy'un karikaturlerinin de yer aldığı dergi Dağarcık Sahaf, Moda Caferağa Mah. Ruşenağa Sk. 16/A Kadıkoy adresinden istenebilir. \azı tasarunı sergisi • Kültür Servisi — Nilüfer Yeşilyurt'un yazı tasarımı sergisi 7 ocakta Akbank Şaşkınbakkal Sanat Galerisi'nde açılacak. Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Ana Sanat Dalı'ndan yüksek lisans bitirerek mezun olan sanatçı, Mimar Sinan Üniversitesi'nin aynı bolumünde araştırma görevlisi olarak çahşmakta. Cemal Reşit Rey Vie yeni yıl • Kültür Servisi— Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda 1991 sezonu ocak-mayıs aylan için bir abonman sistemi uygulanacak. Özel olarak sanatseverler için seçilen ayda dört konser/gösteri için geçerli olacak abonman kart kapsamındaki program belirlendi. Ilgilenenlerin telefonla isim ve adreslerini konser solununa bildirmeleri rica edüiyor. Sırma'dan yeni öykü • ANTALtfA (AA>— Antalyah öykü yazan Tecelli Sırma, "Berfın ve Botan" adlı öykü kitaplanndan sonra "Ferman" adh uçuncü öykü kitabını yayımladı. Genellikle Doğu Anadolu'da yaşayan insanların gerçek yaşamlarmı anlatan öyküler yazdığını ifade eden Tecelli Sırma, bundan sonraki çahşmalannın da yine öykü ve senaryo üzerine olacağını söyledi. Tecelli Sırma, "Belfın" adh kitabındaki üç öyküden bir senaryo yapıldığını ve bir öyküsünün ise Almancaya çevrilerek yayımlandığını belirtti.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog