Bugünden 1930'a 5,503,278 adet makale



Katalog


«
»

1 OCAK 1991 Bush ve Gorbi'den mesajlar • Dış Haberler Servisi — ABD ve Sovyet liderleri yübaşı nedeniyle karşıbklı mesajlar yayımladılar. Gorbaçov, ABD halkına yönelik mesajında Bush'la gerçekleştirdikleri zirvenin önemini vurguladı ve Körfez krizine banşçı çözüm bulunması dileğini tekraıladı. Bush ise, Sovyet halkına tüm sıkıntılarına karşın sabırlı olmalan gerektiğini ve reformlann gelecekte kendilerine iyi giinler getireceğini söyledi. Rumlar telaşlandı • LEFKOŞA (AA)— Aralarında KKTC'nin de bulunduğu, uluslararası alanda tanınmayan ülkelerin bir "birlik" oluşturacağına ilişkin haberler, Güney Kıbns'ta endişe yaratu. Dünkü Rum gazeteleri konuyla ilgili yorumlara geniş yer verdiler. Rum basınında yer alan haberlerde, birlik oluşturmak üzere harekete geçecek ülkelerin Estonya, Letonya, Litvanya, Slovenya, Hırvatistan, Üsküp ve KKTC olduğu kaydedildi. \ KohTden 4 sabır veçaba' • BONN (AA) — Almanya Başbakanı Helmut Kohl, Alman birliğinin başanyla tamamlanması için sabu~, çaba ve fedakârbk gerektiğini söyledi. Başbakan Helmut Kohl, yeni yıl dolayısıyla bir1 konuşma yaparak Birleşik Almanya halkına seslendi. Kohl konuşmasında şunlan söyledi: "Biz, zor bir geçiş döneminin tam ortasında bulunuyoruz. Yeni yıldaki «n önemli görevimiz, bize Demokratik Almanya'dan katılan eyaletlerin yeniden inşasıdır. Bu, Almanların sabır, çaba ve fedakârhkta bulunmasını gerektiren bir görevdir. Sampson yargılanmıyor • LEFKOŞA (AA)— Yunan cuntasının Güney Kıbns'taki kuklası EOKA'cı Nikos Sampson'un "yurtdışına kaçış" suçundan dolayı mahkemeye sevkedilmeyeceği bildirildi. Sampson, Yunan Cuntası'nm 15 Temmuz 1974'te Enosis amaçh kanlı darbesindeki rolü nedeniyle 20 yıl hapse mahkûm edümişti. Nikos Sampson, "hastalık" bahanesiyle yurtdışında tedavi için kendisine geçici izin verümesini istemiş ve izni kopardıktan sonra 16 yıl Paris'te lüks bir hayat yaşamıştı. Nahçıvan'da gösteri • MOSKOVA (AA) — SSCB'nin Iran smırındaki Nahçıvan özerk bölgesinde, yaklaşık on bin kişi, geçen yılki eylemlerin yıldönümü olan dün gösteri yaptı. Bağımsız Turan Haber Ajansı, olaysız geçen gösteri sırasında, konuşmacılann, lran'daki Azerilerle birlesebilmek için banşçı bir mücadele yapılması çağnsında bulunduklarını bildirdi. Hindistan'da şiddetli tipi: 26ölü • YENİ DELHİ (AA)— Hindistan'ın kuzey kesimini etkileyen şiddetli tipide 26 kişinin öldüğü bildirildi. Yerel basında yer alan haberlerde, şiddetli kar yağışı ve çığ yüzünden yüzlerce kişinin, tatil geçirmek üzere geldiği kış sporları merkezlerinde mahsur kaldıkları kaydedildi. Cammu ve Keşmir eyaletlerinde 2.000 sivil ve askeri aracın kara saplandığı belirtildi. DIŞ HABERLER CUMHURÎYET/U ÖTjaTın ABD'den yakınmasının Washington y daki yankıları ABD: Haksızkk yapmadıkAmerikah yetkililer, "Türkiye'nin bizden isteyip de almadığı hiçbir şey yok. Tekstil kotaları, F-16 anlaşması, yardun miktarı konulanndaki isteklerinizi karşıladık" diyorlar. UFUKGÜLDEMİR WASHINGTON — Geri< bırakılan 1990'da Türk Ameri- kan üişkilerinin Körfez dosyası kapsammda meydana gelen en ilginç gelişme, Cumhurbaşkanı lurgut Özal'ın, ABD'nin Türki- ye'nin fedakârhklan karşısında yaptıklannın arzu edilen düzey- de olmadığnı çağnştıran demeç- leri oldu. Amerikan yönetimi, bu demeçlerden gerekli mesajı aldı mı? Bu soruya olumlu ya- nıt vermek güç, çünkü özal'ın bu açıklamalan dikkatlerine ge- tirüdiğinde 'Türkiye'nin bizden isteyip de almadıgı hiçbir şey yok. Tekstil koüüannın arttuil- masını istediniz, bumu gerçek- leştirdik. F-16 anlasmasının ge- nişletttmesini istediniz, bunu da saglayacagız, buna ek olarak yardım miktan da arttı" di- yorlar. Gerçekten de krizin ilk gün- lerinde Cumhurbaşkanı Turgut özal, çeşitli Amerikan gazete ve TV'lerine verdiği demeçlerde, dayamşma yardımına gereksin- me çerçevesinde, "Turkiye, Mı- sır ve Ürdiin degildir" diyerek üst platforrodan konuşmuştu. Oysa Mısır ABD'ye olan dış as- keri satış kredisi borçlannı pa- zarlık konusu yapnuş ve bir haf- ta önce de Mısır'ın ABD'ye olan borcunun bakiyesi olan 1 milyar dolar tamamen silinmiş- ti. Krizin ilk günlerinde ABD yönetimine Turkiye'ye benzeri bir jest yapmayı düşünüp dü- şunmedikleri gazetecüer tarafın- dan sorulduğunda verilen yanıt, "Türkiye'nin böyle bir talebi yok" oluyordu. Oysa cumhur- başkanı Turgut özal, iki hafta S&e. ABD ve Irak'ın liderieri uzlaşmaz bir tutum icine girerken Amerikan asktrkrı gunluk egzersizlerini arttınyorlar. (AFP) önce Amerikalı gazeteci David Judson'a verdiği demeçte Mısır benzeri bir operasyonun Turki- ye için de yapılmamış olmasın- dan doğan düş kırıkhğını "Mı- sır üstelik petrol ihraç eden ttlke" diyerek dile getirdi. Bu yakınma Cumhurbaşkanı özal'ın Amerika'ya bakışında ilginç bir sürecin eşiğinde bulu- nulduğunun gostergesi. özal, bu demecinde sadece Amerika'nın şu ana kadar so- mutlaşmış yardımının bir tek tekstil alanında olduğundan ya- kınmadı, aynı zamanda Kıbrıs konusunda da ABD'nin, "Türkiye'ye baskı yapbğım" resmen açıkladı. özal, gelecek- te Amerika ile ilgili kararlarda daha dikkatli davranüabileceği- ni de ima etti. Yankılan ne oldu? Özal'ın bu demecinin Was- hington'daki yankılan ne oldu? Her şeyden önce, bu demeç, ABD'de tam olarak yayımlan- madan önce Türkiye'de bir ga- zetede "Türkiye üvey evlat mu- amelesi göriiyor" spotu ile ya- yımlanınca, Amerikan makam- larının ilk işi böyle bir demecin gerçek olup olmadığııu öğren- meye çalışmak oldu. Ancak faz- la çaba göstermelerine gerek kalmadan Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi demeci deşifre ederek Ankara'daki Amerikan elçüiğine gönderdi. Ankara'da- ki elçilik de Özal'ın demecinde bu yönde bir ifade bulunmadı- ğının anlaşıldığını, yakınmala- nn ise Türkiye'nin geleneksel yakınmaları olduğunu vurgula- yan bir telgrafla demeci Was- hington'a gönderdi. Bu gelişme- ler, iki noktada önem ka- zanıyor: 1) Cumhurbaşkanı özal'ın, demecinin deşifre edilmiş hali- ni Amerikan elçiliğine göndert- miş olması. "Amerika'nın Türkiye'ye üvey evlat muame- lesi yaptıgını düsünmedigini" belgelemek istemesi açısından il- ginç bir tavır. Cumhurbaşkanı Ozal, Amerika ile ilişkilere hep özel önem veregeldi. Bu deme- cin genel tonundan Amerika'ya Arnavutluk'ta yeni anayasa taslağı açıklandı Özel mülkiyet serbestDoğu Bloku'ndaki değişim kervanına katılan Tiran yönetimi, açıkladığı anayasa taslağında din ve seyahat özgürlüğünü kabul ediyor, özel mülkiyeti ve yabancı yatınmı da serbest bırakıyor. Dış Haberter Servisi — Arnavutluk'ta çok partili sisteme geçme karan alarak Do- ğu Bloku'ndaki değişim sürecine katılan Komünist Parti yönetimi, önceki gün bu yönde önemli bir adım daha atarak, reji- min kau ilke ve uygulamalanndan vazge- çen yeni anayasa taslağını açıkladı. Tas- lak, din özgürlüğünü benimsemenin yanı su~a özel mülkiyeti ve yabancı yatınmı ser- best bırakıyor. Ülkenin ilk muhalefet ör- gütü Demokratik Parti'nin, Korce'de ön- ceki gün düzenlediği gösterilerde ise şubat- ta yapılacak genel seçimlerin ertelenmesi ve politik tutuklulann serbest bırakılması istendi. AP'nin Tiran radyosuna dayanarak bil- dirdiğine göre Arnavutluk'un yeni anayasa taslağı 1967'den beri kaldırünıış olan din özgürlüğtnü yeniden tanıyor. özei mülki- yet hakkının kabul edildıği taslakta, ulkede yabancı sermayenin yatuım yapmasma da izin veriliyor. Taslak, Arnavuüann yurti- çi ve yurtdışı seyahatlerine getirilen kısıt- lamaları da kaldırıyor. Taslakta, Arnavutluk'un "gücünü balk- tan alan ve halka ait olan halk sosyalist cumhuriyeti olduğu ve halk temsîlcilerinin genel, eşit ve gizli oylama usulü seçimler- le işbaşına gelecegi" kaydediliyor. Taslak, devlet başkamna da geniş yet- kiler tanıyor. Halk Meclisi tarafmdan gizli oyla ve beş yıl için seçilecek olan devlet başkamnın yetkileri arasında başbakanı atamak ve görevden almak ile Ulusal Sa- vunma Konseyi'ne başkanlık etmek yer alı- yor. Taslağa göre devlet başkanlığına se- çilen kişi bu görevi en çok iki dönem sür- dürebilecek. Böylece aym kişinin 10 yüdan fazla devlet başkanhğı gorevinde kalması engellenmiş olacak. ÎTtrıııt eınırrl»nU1I1UI Slllll-Uail T i r a n > o n e t i m i y e n i »nai^sa taslağında vatandas- l a n n a ^ n ) x 9 i özgürlüğü tanı>»cagını açıklamasına karşın Yunan asıllı Arnavutlar sınırdan kaçarak iltica isteğiyle Yunanistan'a geçmeye devam ediyor. Anayasa taslağının açıklandığı önceki gün de 800 Arnavut Yunanis- tan'a kaçtı. 72 yaşındaki Chrysanthe Kotsani nine de torunu Elli ile sınırdan kaçanla- rın arasında. (Fotograf: Reuter) Korce'de gösteri Korce kasabasında binlerce kişi seçim- lerin ertelenmesi ve siyasi mahkûmlann serbest bu-aküması istemiyie bir gösteri dü-' zenledi. Demokratik Parti'nin sözcüsü Genc Polo, önceki gün düzenlenen göste- riye 40 bin kişinin katıldığıru söyledi. An- cak Yugoslav haber ajansı Tanjug ve gör- gü tanıklarına göre, gosteriye katılım 10 bin dolayında gerçekleşti. Polo, göstericilerin, iktidardaki Komü- nist Parti'den, 10 şubatta yapılması plan- lanan seçimlerin ertelenmesini istedikleri- ni bildirdi. Genç Polo, serbest bırakılma- sı istenen tutuklulann sayısı hakkındaki resmi rakamm 85 olduğunu, ancak kendi- sinin yaklaşık 500 kişinin tutuklu olduğu- nu düşündüğünü kaydetti. Göstericilerin, Devlet Başkanı Ramiz Alia'nın reform programına güvenmedik- lerini ve ülkelerinin Romanya'daki gibi kanlı olaylara sahne olacağma inan-lıkla- rını söyledikleri belirtiliyor. Bu arada Israil Radyosu, ArnavutlUk'- taki Yahudi toplumundan 350 kişilik bir grubun Israil'e göç etmek istediğini ve bir- kaç ailenin İsrail'e geldiğini bildirildi. karşı bir düş kınklığı içinde ol- duğunu kavramak mümkün, ancak bunun 'üvey evlat muamelesi" diyebileceği boyu- ta ulaşmadığı da ortada. Böyle demediğini belgeleyen demeç metninin Amerikan Elçiliği'ne gönderilmiş olması bu bakım- dan ilginç. Dolayısıyla da Özal'- ın Amerika'ya karşı LzJediği sem- patik politikaların büyük ol- çüde değişeceğini söylemek güç. Ama diğer yandan da Cumhur- başkanı özal'ın, ABD ile ilişki- lerde eski başbakanlar Mende- res ve Demird'in yasadığı dönü- şümün eşığine yaklaştığı da bel- li. Amerika'ya sıcak bakan her iki eski başbakan da iktidarla- rının son dönemlerinde bu ya- km Uişkiyi altematifleT arayarak çeşitlendirmek yoluna gitmişti. 2) özal'ın son gunlerde Ame- rika'dan yakınmalarının bura- daki yankılanna gelince, durum şöyle: Her şeyden önce özal'ın yakınmalarmda en fazla dikkati çeken ayrıntı, Amerikan Kong- resi ile yönetimini aymyor ol- ması. Yani yönetimden fazla şi- kâyet eder gibi gözükmüyor, ama kongreyi bazı konularda suçluyor. Amerikan yönetimi- nin bundan aldığı mesaj, "Özal'ın yönetimin Türkiye'ye gösterdiği ilgiden memnun ol- duğu, kongreden yakınmaları- nın ise Türkiye'nin oteden beri yakındıgı konular olduğu" yö- nünde. Bir yöneum mensubu Türkiye'nin Körfez krizi konu- sunda yaptığı fedakârhklann karşılığında yardım alamadığı yakınmasının yersiz olduğunu, çünkü "yardım degil, ticaret" kavramının mucidinin kendile- ri olmadığını söylüyor. "Siz ne istiyorsanız verdik, istemedikle- rinizi zoria veremeyiz" diye ko- nuşuyor. Aynca Türkiye'nin gayri safi milli hasılası artarken Urdün'ünkinin eksilerde gezin- diğini vurguluyor. Bunu not et- miş olmalan, Türkiye'nin Ür- dun'den daha fazla yardıma muhtaç olmadığını açıklamak- ta kullamlıyor. Aynca Ameri- ka'nuı Türkiye'ye yardımda bu- lunmalan için AT, Arap ülke- leri ve Japonya'yı teşvik ettiği vurgulanıyor. Bu teşviğin doğ- rudan Amerika'nın Türkiye'ye bir şeyler verdiği anlamına gel- mediği, Amerikan desteğinin, Türkiye'nin zaten dolduramadı- ğı tekstil kotasını arttırmaktan ibaret kaldığı hatırlatıhnca da "Türkiye, tüm istediklerini aldı" yanıtı veriliyor. Tum bunlardan anlaşılan şu ki ABD her şeyden önce, Turki- ye için yaptıklannın yetersiz ol- duğu kanısında değil. Ikincisi de Özal'ın son yakınmalannın ad- resinin yönetim değil kongre ol- duğu izleniminde. Bu yakınma- lann da Türkiye'nin 'klasik' ar- gumanlan olduğu anlayışında. Bu anlayış yakmmalan 'etkisiz' hale getiriyor. Dolayısıyla Ame- rika'nın, eğer Körfez konusun- da kafasında Türkiye ile ilgili bazı özel düşünceler bulunmu- yorsa, özal'ın mesajını kulak arkası edeceğini ileri sürmek mümkün. POUTIKADA SORUTNLAR ERGUN BALO 1991'e Başlarken Dünyamız dün gece saat 24.00'te 1990 yılını geride bırak- tı. Yeni yılın ilk günü genellik^ geride kalan yılın değerlen- dirilmesi yapılır, yaşanan olayiar olumlu olumsuz yanları ile ele alınır. 1990 yılı bu açıdan özel bir konuma sahip, çünkü kendin- den bir önceki yıla sıkı sıkıya bağlı. Birbirterini tamamlıyor 1989'la 1990.1989'dan soyutlayarak 1990'ın bağımsız bir de- ğerlendirmesini yapmak olanaksız. 1989, demokrasi coşkusu ya da sarhoşluğunun dünyayı sardığı, Doğu Avrupa'da otoriter rejimlerin peş peşe devril- diğı. kitlelerin sokaklarda sabahlara kadar sevinç gösterileri düzenlediği, romantizmin doruğuna ulaştığı bir yıldı. Demok- ratik devnmler Doğu Avrupa'da görülmemiş bir heyecanla kırt- lanıyor, ınsanlar geleceğe güven ve umutla bakıyordular. 1990 ise 1989da yaşanan heyecan fırtınası durulduktan sonra insanların katı gerçeklerle yüz yüze geldiği yıl oldu. 1989'da Doğu Avrupa'da sabahlara kadar sokaklarda coşkulu gösteriler yapan ınsanlar, 1990'da aynı caddelerde yiyecek maddesi satan dükkânların önünde uzun kuyruklar oluştur- dular. Coşku ve heyecan, yerlerini kaygı ve karamsarlığa terk etti. Kış şiddetini arttırdıkça bu karamsarlığın daha da büyü- düğü gözleniyor. Enflasyon, issizlik, üretim yetersızliğinin yanı sıra yeniden hortlayan milliyetçilik, ırkçılık ve antisemitizm, eski rejimleri söküp atan ülkelerin 1990'daki gündemınde yer aldı. 1989'da Doğu Avrupa'da meydana gelen demokratik dev- nmler, tüm devrimlerin değişmez kuralını bir kez daha göz- ler önüne serdi: Devrımlerde yeniyı kurma aşaması, eskiyi yıkma işleminden çok daha güçtur. Demokrasi ise, her kapı- yı hemencecik açan sihirli anahtar değildir. Aslında insanlık henüz her kapıyı çabucak açan sihirli anahtarı bulmuş değil. Anahtarlar, toplumların geçirdikleri sosyo-ekonomik evrimler, verdikleri uzun mücadeleler sonu- cunda ortaya çıkar ve her toplumun anahtarı diğerkinden de- ğişıktir; başka topluma uymaz. Demokrasi de sihirli anahtar değildir; toplumların kendi gelişmelerınin anahtarını arayıp bulacakları en elverişli ortamdır. Bu bakımdan değışık koşul- lara göre herhangı bir sıstemden vazgeçilebilir, ama demok- rasiden vazgeçilemez, geçilmemesi gerekir. Çünkü ondan vazgeçmek, kendı gelışmeniz için en uygun yolu arayıp seç- me özgürlüğünü terk etme anlamına gelir. Ne var ki toplumlar "Kapitalizme geçtim" demekle kapi- talist ya da "Sosyalizme geçtim" diyerek sosyalist olmadık- ları gibi "Demokrasiye geçtim" diyerek de demokrasiyi ku- ramıyorlar. Batı Avrupa bu açıdan şanslı. Sosyo-ekonomik gelişmesi ve coğrafi konumu (uzun süre dağlar, ormanlar ve nehirler tarafmdan ayrılmış bağımsız ufak prenslikler ve krallıklar ha- lınde yaşaması, bu bağımsız prenslikler ve krallıklar arasın- da çok erken tarıhlerde ticaretin ve rekabetin gelişmesi), si- yasal demokrasınin ve piyasanın gelişmesi için gerekli orta- mı yaratmış. Yine de kanlı paylaşım savaşları verilmiş, dün- yanın geri kalan bölgelen sömürülmüş. Sonunda demokra- si kurulmuş ve olgunlaşmış. 1990'da Doğu Avrupa halkları, belirli bir tarihsel birikim ol- madan demokrasinin de, piyasa ekonomisinin de kurulma- sının kolay olmadığını anladılar. 1917'de Bolşeviklerin azge- lişmiş bir ülkede sosyalizmin kurulmasının kolay olmadığını gördükleri gibi. 1990, mutluıuğa, kalkınmaya ve refaha giden kestirme yo- lun bulunmadığı, bu hedeflere ulaşmanın bedelınin ağır ol- duğu gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Başka ne ortaya çıktı 1990'da? Trajik bir rastlantı olarak soğuk savaşla yerel savaşlann ve istikrarsızlığının ters orantılı olduğu. 1990, soğuk savaşın resmen sona erdiği yıl oldu. Bu olgu- ya koşut olarak yerel bunalımlarda bir patlama görüldü. So- ğuk savaşın kamplara ayrılmış dünyasında, katı blok disipli- ni altında Irak, herhalde Moskova'nın görüşünü almadan Ku- veyt'e saldırmaya cesaret edemezdi. Sovyetler Birlıği de ABD ile bir nükleer karşılaşmaya yol açabileceği korkusu ile Sad- dam'ı engellemek için her şeyi yapar ve şu ya da bu şekilde engellerdi de. Bu açıdan bakıldığında 1990, "soğuk savaş bitti" demek- le, savaşların, silahların, silahlanmanın ve yayılma emelleri- nin sonu gelmediğinin de anlaşıldığı yıl oldu. Kısacası 1990, 1989'un romantizmınin yerini katı gerçek- lere çarpıcı biçimde terk ettiği yıl oldu. 1989'da eski düzen ,yıkıldı; 1990'da ise yeni düzeni kurmanın ne denli güç oldu- ğu anlaşıldı. İnsanlığın sorunlarına kestirme çözüm yok. Bu gerçek. Ama bir gerçek daha var: Sorunlar her şeye karşın içeri- de demokrasi, dışarıda ise yumuşama ortamında çözüme kavuşabılir. Bu gerçeğin unutulmaması dıleğı ile yeni yıl herkese kutlu olsun. LüBNAN Israil uçakları Sayda'yıvurdu Lübnan'ın güneyindeki Sayda.kentinde El- Fetih tarafmdan üs olarak kullanılan binaya lsrail uçakları tarafmdan düzenlenen saldırıda binada bulunan 12 Filistinlinin tümü öldü. SAYDA (Ajanslar)— Israil Hava Kuvvetleri'ne bağh uçak- lar dün sabah şafaktan önce Lübnan'ın güneyindeki Sayda kentinde, Filistin Kurtuluş Ör- gütü'nün (FKÖ) en büyük gru- bu El-Fetih'in üs olarak kullan- dığı bir binayı bombaladılar. Binadaki 12 örgut üyesinjn tü- münün öldüğü saldın, Israil'in 1990 yılı boyunca duzenlediği 21 benzer saldınnın en kanlısı oldu. 1991'İN BAŞARI, MUTLULUK VE SAĞLIK GETİRMESİ DİLEĞİYLE... TÜRK HAVA YOLLARI Lübnan polisi tarafmdan ya- pılan açıklamada, Sayda kenti- nin 12 kilometre güneyinde bu- lunan El Fetih üssüne F-15 ti- pinde iki tsrail jeti tarafından düzenlenen saldınnın dün saat 00.20'de gerçekleştirildiği ve uçaklarm 680 kilogram ağırlı- ğında iki bomba attıklan bildi- rildi. Polis yetkilileri saldm sı- rasında 12 kişinin bulunduğu üsten kurtulan olmadığını be- lirttiler ve "binadan sağ kurtu- lanların da hastaneye götürü- lürken ambulansta öldugünü" kaydettiler. FKÖ tarafmdan Tunus'ta ya- pılan açıklamada ise saldın "ts- rail'in Güney Lübnan'da FUİs- tin mevzilerine karşı planladı- ğı yoğun askeri harekâon bir parcası" olarak nitelendi. Polis raporlanna göre lsrafl- in bölgeye 1990 yılı içinde yap- tığı daha önceki saldınlarda 28 kişi yaşamını yitirirken 82 kişi de yaralandı. Kudtis'te patlama Bu arada, Israil'in Kudüs kentindeki çarşıda dün meyda- na gelen patlamada Filistinü bir kadınm olduğu, bir lsraillinin de yaralandığı bildirildi. lsrail polisi, 24 yaşındaki Fi- listinli kadının, çarşıdaki bir kahvenin tuvaletine yerleştir- mek istediği bombarun patla- ması sonucu öldüğünü açıkla- dı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog