Bugünden 1930'a 5,419,774 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

25 EKİM 1990 KÜLTÜR-SANAT CUMHURÎYET/5 Ömer Seyfettin yanşması • Küllür Servisi — Omer Seyfettin adına Gönen Belediyesi \e Gonen Kaplıcaları Işletmesi tarafından düzenlenen "Ömer Seyfettin Öyku Yarışması"nın ikincisi için son katılma tarihi 31 Aralık 1990 olarak beliriendi. Yarışmaya katılmak isteyenlerin en çok 15 daktilo sayfasına yazılı, "serbest" konulu öykülerini 7 örnek olarak bu tarihe kadar (Gonen Kaphcaları İşletmesi A.Ş. Öykü Yarışması-10900 Gönen) adresine göndermesi gerekiyor. Yarışmacılar daha önce hiçbir >erde yayımlanmamış olmak koşuluyla, yalnızca bir öykü ile katılabilecekler. Seçici Kurulu'nu Sabahattin Kudret Aksal, Prof. Dr. Tahsin Yücel, Sami Karaören, Talip Apaydın, Atilla Sa\, Muzaffer Uyguner \e Gonen Belediye Başkanı A. Kaya Uzer'in oluşturduğu yarışmanın sonuçlan 9 Mart 1991 tarihinde açıklanacak. Yarışma sonucunda birinciye 1,5 milyon, ikinciye 1 milyon, üçüncüye ise 750 bin üra para armağanı verilecek. Paris, resim piyasasında ^merkez' • PARİS (Cumhuriyet) — Amcrikan Dolan'nda, Avrupa paralarına oranla meydana gelen hızlı düşmeden sonra Paris'in yeniden diinya resim piyasasının merkezi haline geldiği ifade ediliyor. Bugun Paris'te açılan FIAC'a (Uluslararası Çağdaş Sanat Fuarı) Amerikah gaJerilerin gosterdiği buyuk ilgi, Paris'in, New York aleyhine uzunca bir suredir yitirdiği birinci sırayı geri aJmaya başladığını ortaya koydu. Avrupalı resim koleksiyoncuları, yakın zamana kadar ABD'li galeri sahipleri tarafından "parası olmayan" alıcılar olarak ele alınıyordu. Amerikan ekonomisinde gözlerren durgunluk, buna karşılık Alman, Fransız, tngiliz, Hollanda gibi Ülkelerden gelen rnüşterilerin eskiye oranla çağdaş sanat yapıtlarına para yatırmaya çok daha fazla yatkın olmalan olgusu bu izlenimi silmeye başladı. Avrupa kıtası sanat ürünleri için tatlı bir pazar haline gelince, Amerikah satıcıların, ortalama 150 bin ziyaretçiyle Avrupa'nın en büyük sanat fuarlanndan olan FIAC'a geçen yıllara göre daha istekli gelmesi kaçınılmaz oldu. 1984'ten beri FIAC organizatörleri her yıl bir ülkeyi "konuk ulke" seçerek o ülkenin galerilerine daha fazla yer vermeyi gelenek haline getirdi. Yilard geldi • Kiıltiir Servisi — Fransız sanatçı Herve Vilard Izmir Grand Plaza Oteli'nin açılışı ve 30 ekim günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu'nda vereceği konser için dün Istanbul'a geldi. 196O'lı yıllarda "Capri c'est fini" (Capri bitti) adlı parçasıyla tanınan Vilard'ın konseri Cemal Reşit Rey'de saat 21.00'de başlayacak. Paris'te bir takside doğan ve yetimhanede buyüyen Vilard'ın yeni parçaları arasında "C'est pour ça que je t'aime" "Dis moi pourquoi", "Lila" ve "L'amour defendu" yer alıyor. Bu arada sanatçmın bugün Discorium'da vereceği konserin iptal edildiği bildirildı. Yeni sezonda Lstanbul Sahnesi • Kültür Servisi — 1990-1991 sezonunda İstanbul Sahnesi Promete üzerine bir çeşitleme olan "Ateş Tene Değende" adlı oyunla perdelerini açacak. 1983'lerde Güneydoğu'da insanlık dışı uygulamalara karşı ateşi tannlardan çalmak yerine kendilerini yakarak tanrılara kafa tutan gençlerin öykusü üzerine yazılmış değişik öyküler ve canlı tanıklıklardan oluşan oyunun ardından "Hapiste Doğanlar" temasından yola çıkarak oluşan bir oyun var repertuarda. "Orada Bir Bebek Doğdu Duydunuz mu?" adlı tek kişilik bir oyunun yanı sıra B.Brecht'in "Ekmek Kime Pişecek?" adlı oyunu da sergilenecek. Sabahattin Kudret AksaVın iki oyunu lstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları'nda Tophımcla ve doğada yalnız Aksal'ın "Bay Hiç" ve "Sonsuzluk Kitabevi" adlı oyunlan bugün ve yarın Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi Cep Tiyatrosu'nda sahneleniyor. DİKMEN GÜRÜN UÇARER "Bay Hiç" ve "Sonsuzluk Ki- tabevi"... Harbiye Şehir Tiyatro- su Cep Tiyatrosu'nda, Başar Sa- buncu'nun yorumladığı, Aliye Uzunatağan, Ayhan Kavas, Def- ne Halman. Salih Sankaya ve Demet Bozkaya'nın rol aldığı bu iki oyun ve genelde tiyatro üs- tüne konuşuyoruz Sabahattin Kudret Aksal'la. — Ojunlarınızda somut iliş- kiler soyut bir incelikle anlatılı- yor. Bu bağlamda "Bay Hiç" ve "Sonsuzluk Kitabevi"nde ele al- dıgınız toplumsal gerçekler? — Bu iki oyunu 1969 yılında yazdım. Yazmaya oturduğumda kafamda ne bireysel ne de top- lumsal, hiçbir gerçek yoktu. Bir- kaç tümcelik iki öykü vardı sa- dece, ne yazık ki öykünün bu kadan olmadan yazılamıyor ti- yatro. Yazann başlıca sorunla- nndan biri de yazarken o öykü- yü yok etmektir. Çünkü tiyatro- nun bağdaşamayacağı bir yazın türüdür öykü. Bir de (Beni en çok ilgilendiren de buydu) dil- sel bir yapı kurmak özlemim vardı. Bay Hic'in, birkaç tümce- lik öyküsü şuydu: Bir adam, karşı yamaçtaki evlerin birinde bir ışığı gözüne kestirmiş, hep bir kadının oturduğunu düşledi- ği o evin kapısmı çalmak istiyor. 1969 YILINDA YAZMIŞTI — Sabahattin Kudret Aksal, şu sıralar Şehir .Tiyatrolan'nda oynanmakta olan "Ba> Hiç" ve "Sonsuzluk Kitabevi" adlı oyunlannı 1969 yılında yazmıştı. O kadar. Oyun, adamın kalkıp oraya gidişiyle başlayacaktı. Ni- tekim, öyle başladı, gelişme ken- diliğinden geldi. Sonsuzluk Kitabevi'nin öykü- süyse bundan da kısa: Tuhaf bir adam, (Seyirciye göre tuhaf, ba- na hiç öyle gorünmüyordu) bir kitapçı dükkânına giriyor, kla- siklerden ne varsa alacağını söy- lüyor, yazanymış gibi onlann, imzalayarak gönderecek öteye beriye. O da o kadarcik. Söyle- meye gerek yok, her şey yazar- ken oluştu. Diyebilirim ki o ki- şilerin beni götürdükleri yere dek gittim. Neden sonra okur- ken bir okuyucu gibi öğrendim oyunlarımı, yine de kesinliğe ulaştığımı söyleyemem. Bana öyle geliyor ki Bay Hiç toplumda yalnızlık, yabancılaş- madır. Sonsuzluk Kitabevi'nde- ki adamsa bir başka yalnızhğı bir başka yabancılığı simgeliyor. Doğada yalnızlık, doğaya ya- bancılaşma. — Genelde ve özelde tiyatro- da soyutlama-sanat üstüne dii- şünceleriniz nedir? — Soyutlamayı, önce çağımız sanatının bir bulgusu gibi gör- mememiz gerekir diyeceğim. Kökeni, pekçok eskidedir. Dü- şünün ki mitologya bir soyutla- maydı; geometrik biçimleri içe- ren. Mısır piramitleri de öyle. Yunan tragedyalan, Latin gul- dürüleri de soyutlamanın ürü- nüydü. O çağın şiiri de o nite- likteydi. Daha sonraki çağlarda da değişen bir şey olmaHt Rö- nesans'ta da Rönesans sonrasm- da da gelenek surdü. Barok, go- tik, rokoko hep öyleydi. Shake- speare'de de kişiler, soytanlan- na cadılarına varıncaya dek so- yut, süregiden hep o çizgi! Fa- ust ve Mephistopheles'le soyut- lama doruktadır. Gogol'e de iyi bakmak, soyutlamayı görmek için yeterlidir. Biliyoruz ki 18. yüzyılın Fransız yazınına filo- zoflar, düşünürler ağırlığını koydu daha çok. Usun, yazında, bu denli sıkısına bir tepkinin gelmesi gerekiyordu. Geldi de. Bu tepki, anlatımda özgürlüğü ilke edinmiş romantik akımdı. Böylece soyutun, sıkısımn da dağılması gecikmedi. Bu kez tepkiye tepki söz konusuydu, gerçekçilik ve doğacılıkla ro- manda ve tiyatroda somutlama, egemenligini kurdu. Kentsoylu toplum oluşmuş, tiyatronun te- cim yönü ağırlık kazanmıştı. Ti- yatronun 50-60 yıl sürecek me- İodramlar çağıdır artık. Bulvar doğmuştu. Bir curcuna yasandı. Sonuç; yozlaşmaydı. Tiyatronun kaynağına dönmesi, onurunu yeniden kazanması için bir baş- ka ad bekleniyordu. Jacques Copeau'ydu bu da. Doğrultusu çok ilginç: Copeau, "Salaş bir sahne, birkaç tabta, orada Mal- larme'den dizeler okuyacak oyuncular" diyor. Kuşkusuz simgesel bir yaklaşımdır bu, ti- yatroya yeni yönünü gösteriyor. Soymlama yeniden gündeme gelmiştir. Neden dönüş bu denli kısa sürede, çabuk oldu? Birkaç ne- deni vardır: Bunlardan biri, o dönemde, simgecilik ve gerçe- küstücülük gibi çok köktenci iki akımın etkinlikle yasanmasıdır. Bir başka nedense, tarihinde hep görüldüğü -üzre sanatın klasik değerlerden koparak çözülmeye geçtiği donemlerden sonra yeni- den kiasik değerlere dönüp ken- dini sınarnak gereksinimini duy- masıdır. Üçüncü nedene gelin- ce kuşkusuz en önemlisıdir bu. Düzen tutkusudur o da. Neyin düzeni? Düzenlenecek olan ne? Yaşanmışliğın tortusu, nesnele- rin dağınık yığını, estetik yapı- lanmaya dönüşmemiş her şey. Baudelaire, "Çamurdan altın çıkardım" diyor. Çamurdan al- tın çıkardım demek; çamuru so- yutladım demektir. '. ULUSLARARASI SAN SEBASTIAN FİLM FESTIVALI Sonbahar îspanya'da bir şenlikMadrid, 1992'de Avrupa'nın kültür başkenti olmaya hazırlanıyor. Barselona'dan Sevilla'ya, önemli merkezler şölenden nasibini alıyor. VECDt SAYAR SAN SEBASTIAN — Son- bahar Îspanya'da kültürel yaşa- mın en hararetli dönemi. Her sabah gazeteler ünlü bir müzik grubunun konseri ya da gör- kemli bir serginin açıhşına iliş- kin haberlerle dolu. Madrid 1992'de Avrupa'nın Kültür Baş- kenti olmaya doludizgin hazır- lanıyor. Ama kültürel etkinlik- lerin yalnızca Madrid'de odak- landığını sanmak büyük bir ya- nılgı olur. Barselona'dan Sevil- la'ya, Saragosa'dan San Sebas- AKÇAABAT SOSYAL YAROIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEGİ ALUCRALILAR YAROIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ •ANA DOLU YAKASI BAYBURT YARDIMLAŞMA DERNEĞİ•ARAKLI KÜLTÜR YARDIMLAŞMA VAKFI • ARTVİNLİLER KÜLTÜR TU RİZMDERNEĞİ•BAFRAULARKÜLTÜRVEYARDIMLAŞMA DERN BAKRKOYGjRESUN LULAR KÜLTÜR VEYARDIMLAŞMA DERNEGİ •DOG.U KARADBİZKÜLTÜR BATUMLULARKÜL TÜR VE YARDIM LAŞMA DERNEĞİ BAYBURT KÜLTÜR VEYARDIMLAŞMA DERNEĞİ#BEYKOZ DERNEÖİ*FINDIK K A K A U b N I Z GİRESUNİLİKÜL tian'a dek Ispanya'nın tüm önemli merkezleri bu etkileyici şölenden nasibini ahyor. Sinema alanı da sonbahar ay- larında en yoğun günlerini ya- şıyor. İspanya'nın beş büyük film festivali birbirini izlerken bu ülkedeki sinema tutkusunun Fransa'dan pek geri kalmadığı- nı görüyorsunuz. Bu festivaUerin ilki ve en gör- kemlisi San Sebastian Uluslara- rası Fiun Festivali'ydi. Türki- ye'den Memduh Ün'ün "Biitün Kapılar Kapalıydı" adlı filminin katüdığı San Sebastian'ın yarış- malı oölumünde düzeyin pek de parlak olmadığı konusunda he- men herkes birleşirken jüri de karar tutanağında hoşnutsuzlu- ğunu dile getiriyordu. Festivalin büyük ödülü olan Altın Deniz Kabuğu'nu kaza- nan "Alou'dan Mektuplar" Basklı yönetmen Montxo Ar- mendariz'in imzasını taşıyan sa- de ve dürüst bir sinema ömeğiy- di. Günümüz Avrupası'nda güncelliğini koruyan ırkçıhk te- masını hiçbir ukalahğa kaçma- dan işleyen Armendariz'in filmi jürinin tüm üyelerinin üzerinde birleştiği tek yapıt oldu. Avus- turya'dan Niki List ve Helmut Berger'in yenilikçi çabaları jü- riden destek görmezken Yuri Mamin'in günümüz Sovyet po- litikasında beliren ulusçuluk tehlikesine işaret eden politik parabolü "Favori" ile Goran ULUSÇULUK TEHLİKESİ — Sovyet yönetmen Yuri Mamin'in "Favori" adlı filmi, Uluslararası Film Eleştirmenleri Birliği'nin ödülünü aldı. Film, Sovyet politikasında beliren ninsrniı.t tohisv». sine dikkati çeken bir politik taşlamaydı. Paskalyeviç'in Yugoslavya'da komünizmin halkın dini inanç- lanyla girdiği çatışmada yenik- düşmesini anlatan "Mucizeler Zamanı" Eleştirmenler (FIP- RESCI) jürisinin ödülünü pay- laşıyordu. San Sebastian'ın yarışma dı- şı bölümü Açık Alan'da çok sa- yıda ilginç film yer almıştı. Amir Nadari, Behram Beyzai, Said tbrahimifar ve Muhsin Makmalbaf ın yapıtları İran si- neması adına yüz ağartıcı bir ke- sit ortaya koyarken Amerikalı siyah sinemacılar birbirinden il- ginç yapıtlarla Amerikan toplu- munda süregelen mücadeleyi sergiliyorlardı. Peru'dan Nil Pe- reira del Mar'ın "Ne Tannyla nin Yeniden Doğanlar adlı bö- ne de Seytanla"sı, Arjantinli lümünde ise Avrupa'nın önde Tristan Bauer'in "Fırtınadan Sonra"sı, Leningrad'dan Valeri Ogorodnikov'un "Kâğıttan Gözler'M, Finlandiya'nın dahi çocuğu Aki Kaurismaki"nin "Kibritçi Kız"ı ve Avusturyalı Anton Peschke'nin "Intikam Zamanı" yanşma dışı sunulan en ilginç filmler arasındaydı. Peschke'nin filmi Viyana'da bir trafik kazasında ölen babasuun, intikamını almak üzere köyün- den kopup Viyana kapılanna dayanan bir Türk çocuğunun serüvenini duyarlı ve etkileyici bir dille anlatıyordu. San Sebastian Film Festivaü'- gelen sinemateklerinin işbirliği ile onarümış, yeniden yaşam ka- zanmış klasiider yer alıyordu. Pek çok festivalin yaptığı gi- bi San Sebastian da geniş kitle- nin ilgisini çekebilmek için "yü- dızlar"dan yararlanma yolunu seçmişti. Claudette Colbert, Cyd Charisse, Jane Russell gi- bi yaşı hayli ilerlemiş >ıldızlann yanı sıra Jerry Lewis, Peter O'- Toole gibi orta kuşağın ünlüle- ri ve Mariel Hewingway gibi genç yıldızlar San Sebastian'ın her zaman özenle koruduğu nostaljik atmosferi ve şatafath göriintüyü sağlama alıyordu. LIKULTURVEYAR DIMLAŞMA DER NEGİ • GİRESUN LULAR İSTANBUL KÜLTÜRVEYARDHV! LAŞMA DERNEGİ MNÖKUŞAKKARA DENİZLİ IŞADAM LARIDERNEGİ*KA RADENİZ KÜLTÜR VEÇEVREDERNEGİ ORDULULARKÜL TÜR VE YARDIM LAŞMA DERNEGj SAMSUN KOLEJİ DERNEGİ • SÜR MENE KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA D r n M r ft j Brtet sattşları Abdı Ipekçı Spor Salonu [ I I H b ü I (Yedıkule/Zeytınbumu) gışeterınde devam etmefciedır TUR VE YARDIM lerome Kilty'nin 'Sevgili Soytarı'sı IstanbulDevlet Tiyatrosu'nda ^ , _ , LAŞMA DERNEGİ -\T ı , ı ı ı OLENI 90 HEMŞİNDAYANiş Yazar mektııpları s a h n e d e AYLA ALGAN AYTAÇ YÖRÜKARSLAN FOLKLOR EKİPLERİ İBRAHİM CAN İSMAİL TÜRÜT KAMİL ŞÖNMjEZ NECATİ BİLGİÇ NURHAN DAMCIOĞLU OSMAN YAĞMURDERELİ ÜMİTTOKCAN ve YÜKSEL UZEL 26 EKİM 1990 YARIN ABD! IPEKÇİ SPOR SALO.NU SAAT: 193Q/24«> MAVEYARDIMU^ MADERNEGİ ?KA RADENİZ EGİTİM KÜLTÜRVEÇEVRE KORUMA VAKFI KASTAMONUUİAR DAYANIŞMADERNE Gİ • MAÇKALILAR KÜLTÜRVEYARD^I LAŞMA DERNEGİ PAZARLILAR BİR UÖDERNEĞURİZE KÜLTÜRVESOSYAL YAIOMIAŞMAVAK H»SÜRMENEYAR DIMLAŞMAVAKFI LÛTFİ AY neminden sonra, eylül başında Veli, Sait Faik, Van Gogh), ede- yeni mevsim hazırlıklanna baş- biyatı da (Bernard Shaw ve bir Bizde, tiyatro mevsimini her layabilen tiyatrolanmız, 1 ekim- zamanların ünlü İngiliz kadın yıl 1 ekimde başlatma alışkan- de perdelerini yeni oyunlarla aç- oyuncusu Patrik Campbell'ın lığını yerleştiren Mubsin Ertuğ- makta zorluk çekmeye başla- mektuplarıyla) sahne ışıklanna rul olmuştu (1930'dan bu yana). mıştır. yansıtıyor. Altmış yıldan beri bir gelenek Bu mevsim başında, ödenek- Amerikalı yazar, oyuncu, yö- hahne gelen bu alışkanlığın, gı- ij tiyatrolarımızın sahnelerinde, derek geçerliliğini yitirmeye baş- tekrarlanan eski oyunlar sergi- ladığını görüyoruz. Bunu yadır- leniyor. Oysa günümüzde geçer- gamamak gerekir. Çünkü Jiliğini yitirmeye başlamış bir 193O'da henüz Şehir Tiyatrosu ahşkanhğı, değişen gerçekleri ŞEBINKARAHISARLH.AR KULTUR VE YARDIMLAŞMA DER NEĞİ • TIREBOLU KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ TRABZON KÜLTÜR VE YARDIMLAŞMA DERNEĞİ • TRAB ZON ÜSELERİNDEN YETİŞENLER DERNEĞİ • ZONGUL DAKLILAR YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ Ş haline gelmemiş olan Darülbe- dayi, o dönemin birkaç bini aş- mayan seyirci topluluğunu da kaybetmemek için, bir avuç sa- natçı kadrosuyla haftada bir ye- ni oyun çıkarmak gibi, şimdi inanılmaz görünen bir mucize- yi gerçekleştirebiliyordu. Aradan altmış yıl geçmiş, Devlet Tiyatrolan kurulmuş, ödenekli-ödeneksiz tiyatroları- mızın yıldan yıla artan sayısıy- la orantılı olarak seyirci sayısı da milyonları bulmuştur. Ustelik sahnelerimize çıkarılan oyunla- rın, yeni yöntemlerle gereği gibi hazırlanması haftalarca, hatta kimi zaman aylarca süren ön ça- lışmaların zorunluluğunu gün- deme getirmiştir. Öte yandan, yaz aylarında gitgide artan fes- tivaller, turneler; sanatçı kadro- larını, temmuz sonlanna kadar uzanan yorucu bir çalışmayı omuzlamak zorunda bırakmış- tır. Bunun sonucu, ancak ajus- tos ayında kısa bir dinlenme dö- y netmen Jerome Kilty'nin bu mektuplardan uyarladığı "Sev- gili Soytan" (1950), Londra ve Nevv York'tan sonra, 60'Iı yıllar- da Avrupa sahnelerine de akta- lgöz ardı ederek sürdürmenin ge- nldı ve çok ünlü sanatçılar ta- Talat S. Haîman'm Türkçeîeştirdiği "Sevgili Soytan", Atatürk Kültür Merkezi Oda Tiyatrosu'nda sahneleniyor. Oyunun yönetmeni, uzun bir aynlıktan sonra Devlet Tiyatrolan'na dönen Kartal Tibet. Atilla Olgaç ve Tijen Par başrollerde. rekli olmadığını sanıyorum. Ti- yatro mevsimini 1 ekim yerine 1 kasımda başlatmanın, buna kar- şın perdeleri 1-15 nisan yerine mayıs sonlannda kapatmanın, tiyatrolarımıza daha rahat, da- ha da verimli bir çalışma olanağı sağlayacağı kanısındayım. Bu mevsim başında lstanbul Devlet Tiyatrosu'nun (Oda Ti- yatrosu'nda) tekrarladığı "Sev- gili Soytan", tiyatrolaştınlan şiir, öykü ve resimden sonra (Orhan rafından oynandı. Bunlardan Viyana'da (Akademi Theatre'de, Paula Vesseley-Hoffmann), da- ha sonra Paris'te (Edvige Feuil- lere - F. Perrier ikilisinden) izle- mek fırsatını bulduğum temsil- ler, görkemli birer resital niteli- ğindeydi. "Büyük" yazarlann "küçük" yönlerini de sezdirmekten geri kalmayan bu mektuplar, o dö- nemde bana, (özellikle ünlü sa- natçılar arasındaki kadın-erkek ilişkilerinin psikolojik ve karma- şık semptomlanna ışık tutması bakımından) ancak üstün yete- nekleri ve deneyimleriyle üne kavuşmuş büyük sanatçılan la- yıkıyla canlandırabilecekleri bir yapıt gibi görünmüştü. Otuz yıllık bir aradan sonra, geçen hafta Oda Tiyatrosu'nda, Talat Sait Halman'ın kıvrak ve akıcı Türkçesinden zevkle din- lediğim bu mektuplar ("Sevgili Soytan") benim için güzel bir sürpriz oldu. Dünkü öğrencile- rımizin, Atilla Olgaç'la Tijen Par'ın, bunca ağır yükü onca ra- hatlık ve zarafetle kaldırmış ol- malan genç kuşaklar adına se- vinilecek bir başandır. Uzun bir aynlıktan sonra "kürkçü dükkâ- nı"na dönen Kartal Tibet'in, "rol" ile "oyuncu" arasındaki ince aynntıları belirten sahne düzeni de kırk yılhk sanat dene- yiminin boşa gitmediğini kamt- lıyor. DÜZELTME • Lûtfi Ay'ın 15 ekim tarihli sayımızda, gene bu sayfada yayımlanan "Yeni keşiflere çıkan eleştiri" başlıklı yazısında bir yanhşlık olmuş, 4. sütunun 16. satırıyla 17. satır arasında yer alması gereken 4 satırlık bölüm 3. sütunun sonlanna girmiştir. Düzeltir, özür dileriz. 'Çdgm Sonbahar9 • Kültür Servisi — Dormen Tiyatrosu, Pierrette Bruno'nun yazdığı "Le Charimari" (Çılgın Sonbahar) adh komediyi bugünden itibaren sergilemeye başhyor. Gencay Gürün'ün Türkçeye cevirdiği oyunun dekorlannı Nilgün Gürkan, kostümlerini Güler Yiğit hazırladı. Gencay Gürün'ün yönettiği oyunda başlıca rolleri Nevra Serezli, Metin Serezli, Peker Açıkalın, Hakan Ökten ve Ceylan Palay paylaşıyor. Oyunun biletleri Dormen Tiyatrosu ve Vakkorama'dan edinilebilir. İPSAK'ın yeni yeri • Kültür Servisi — İstanbul Fotoğraf ve Sinema Amatörleri Dernegi (İFSAK) yeni adresine taşındı. Taşınma nedeniyle düzenlenen açüış kokteyH, dün derneğin yeni adresinde gerçekleştirildi. İFSAK'ın yeni adresi, Kumbaracı Yokuşu, Kumbaracı Han, No: 115, Kat: 2-3 Tünel. filmleri AVTde • Kültür Servisi — Bütün dünyada Paramount Pictures ve Universal Studios film şirketlerinin filmlerinin dağıtımını yürüten CIC şirketi, Türkiye'deki video distribütörünü değiştirdi. Daha önce özen Film tarafından dağıtımı yapılmakta olan CIC video filmleri, kasım ayı başından itibaren Audio Visual Turke>* şirketi tarafından dağıtılacak. Kendi filmlerinin yanı sıra Disney Production ve Touchstone Pictures'm fılmlerini de video pazarına dağıtmakta olan AVT böylece Türkiye'nin en büyük video dağıtıcısı oldu. AKM'defîlm haftası • Kültür Servisi — Makedonya Film Haftası kapsamında Atatürk Kültür Merkezi Sinema Salonu'nda bugün 'Delfina* adlı açıhş - filmi, saat 18.00'de, 26 ekim günu ise "Ohri Göltt ve Tarihi Eserleri", iki çizgi film ve "Mutlu 49" adlı film saat 10.00, 14.30 ve 18.00'de gösterilecek. 27 ve 28 ekim günleri de 'Uşak' adlı Sovyet filmi saat 14.30 ve 18.00'de izlenebilecek. Geldof un yeni albümü • NEW YORK (AP) — Bob GeldoPun ikinci solo albümü "The Vegetarians of Love" (Aşk Vejetaryenleri) müzik eleştirmenlerinin övgülü yazılarıyla karşılandı. Geldofun daha önceki rock ağırlıklı çahşmalanndan değişik nitelikler taşıyan yeni albümünde akordeon keman, flüt ve mandolin gibi çalgılar da yer alıyor. UGUN • Galleria Gösterileri Bakırköy Belediye Tiyatrosu oyunculan saat 18.00-19.30 arasında Turgut Özakman'ın "Darılmaca Yok" adlı oyununu ve Firüzan'ın "Münip Bey'in Günlüğü"nü ayın meddahı olarak Galleria Gösterileri kapsamında sunacak. • Anma Toplantısı Doğumunun 80. yılında Kemal Tahir'i anma toplantısı saat 16.00'da Atatürk Kitaplığı'nda düzenleniyor. Atilla Birkiye'nin yöneteceği toplantıya Aziz Nesin, Prof. Dr. Baykan Sezer, Dr. Cengiz Yazoğlu ve Metin Erksan katılıyor. BILSAKTA BUGÜN 25 Ekim Perşembe. 19.00 Cihangir'de Seksist Operasyonlar: Ibrahim EREN, Taruklar, Mağdurlar. Görsel Sanat Atölyeleri Mehmet GÜLERYÜZ yönetiminde (Per.-Cum.) Yoga ZerrinAKGÜN Ptesi.-Per. 1830-1930 Cafe-Foyer-Bar (Giriş) 12.00-0^30 Rock Cafe-Bar (5. Kat) 12.00-18.00 Heavy Metal 18.00-24.00 Rock Blue Lıne-2 BİLSAK, Sıraselviler C«d. Soğancı sok.7 CİHANGIR 143 28 79-143 28 99
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog