Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

19 EKİM 1990 CUMHURİYET/7 İNSAJNLAR F Ü S U N Ö Z B İ L G E N G Ö R Ü Ş A 1 Kurnazlık Ben, Türk mılletınin Almanlardan daha kurnaz olduğunu iddia edıyorum. Biz ne kadar tuzak r > ^ W kurarsak kuralım, bizimkiler vergıden kaçmanın yolunu i Atmandan daha ıyı keşfediyor. Adnan Kabveci MILLETVEKILLERININ KIYAK EMEKL1L1ĞİNI ONLEMEK IÇIN Özal,anayasanın ipine tutundu "AN AYASAYI bir kerc ihial etaek ne çıkar" dıye düşünen veya yabancılara mülk satışı ile ilgılı olarak "Mutekabiliyet di- ye tutturdular" şeklınde konu- şan ve sık sık Anayasa Mahke- mesi'ni eleştıren Turgut Özal, ilk kez Anayasa Mahkemesi- nin ipine sanlmış Hem de ki- min ıçın? Mılletvekıllen ıçin. MilletvekiUennın ıyüığı ıçın de değil. Kıyak emekhlıkten ya- rarlanmalarını onlemek ıçın. Kıyak emeklılik yasası, Anayasa Mahkemesı'nde ıptal edilince TBMM Baskanı Kaya Erdem yenı bır yasa önensı ha- zırlattı. "Parlamentonan itibamu" savunmak üzere bu görevı üstlendiğıni belirten Er- dem, uzmanlara hazırlattığı tasiağı 20 eylül günü lstanbul- da gazetecılere uzun uzun an- lattı. Bu taslak tam 6 gün sonra TBMM'den kanun olarak geç- Ü. Hem de yepyenı "eklemekr- hT, mületvekillenne yasa öne- risinde zaten bol bol dağıtılan imkânlan çoğalüp, emeklıhk- Ierini özel ve güzel hale getire- rek. TBMM'de değiştirilenler neydi? Özal kulaklannı milietvekillerinin çıghldanna tıkadı. 1- Emekli ayhklan tüm yan ödemelerle birlıkte hesaplanı- yor ve bu ek ödemelerın Ha- zıne'den karşılanması kabul edıliyordu. 2- MiUetvekillerı emekli ol- duktan sonra da ulasım, ha- berleşme, protokol ve sosyal haklarının aynen devamını sağJıyorlardj. 3- Aylıklannı, Başbakanlık Müsteşan'nın sözleşmeh ola- rak aldığı en yüksek mıktara göre aiacaklardı. Kaya Erdem1 ın getırdığj önennın ötesmde bu yasanın kendilerindcn bır dönem sonrakı milletvekilleri yerıne hemen uygulanmasıru da yasaya verleştirmişlerdi. Aynca Kaya Erdem'in hazır- lattığı öneride yeniden seçıle- meyen mületvekillerine yüksek AKBULUT'TAN BEYAZ BULUTA lir basbakanlık rüyası — SİZİ tebrık ederım efendım, son gunler- dekı basanlarınız göz kamaştırıyor... — Teveccuhünüz efendım Biz de sızı kutla- nz. Majallah pek bır başanlısınız — Amen efendım, biz sızi kendımıze ornek seçmışız. — Rıca ederım, estağfurullah, ben de sızın kabiliyetınıze, esprınıze, ince zekânıza ve humo- runuza hayranım efendim. — Rıca ederım, bu sizin inceliğinizın şahsı- mıza yansıması. Vs. vs. DEĞİŞİK BİR 6ERİLLA GRUBU Halk için cinsellik ŞtLİ yetkihlen, 'abşıimadık' bır gerılla grubu ıle mucadele etmenın yollarını arıyor. Marksist devrım teorılen ıle cinsel özgurluk taleplerını bir ıdeolojik çatı altında bırleştı- ren Lautaro Cepbesi adlı gerıl- la grubu, güvenlık guçlerıne karşı duzenledıklen geleneksel eylemlerin yanı sıra eczanele- ri basarak gaspettıklerı prezer- vatıf ve doğum kontrol ılaçla- nnı okullarda ve gecekondu bölgelennde dağnmak gıbı 'sı- ra dışı' eylemler de gerçekleş- tirıyor. Dünyada eşı benzerı pek gö- rülmeyen bu genlla grubu, adını 5 yıızyıl orıce Şılı'yı işgal eden îspanyollara karşı verılen diremşın lıderlerınden yerlı ka- bile şefî Lauıaro'dan alıyor Buyük kentlerdeki gecekondu semtlerinden ve orta sınıf okul oğrencilerınden oluşan cephe, 198O'lı yıllann ortalannda, Şılı dıktatörü General Augusto Pi- nocbet ile mucadele etmek ıçın kuruldu. Pınochet'nın yone- timden çekılmesınden sonra da savaşımını surduren Lauta- ro Cephesı, şımdıkı sıvıl baş- kan Patncıo A\lwm'ı de 'bir burjuva duşman' olarak nı- telıyor. 'Her şey halk için' ilkesinı benımseyen cephe, silahlı mu- cadeleyi ve herkese cinsel öz- gurluk ıdeaJını savunuyor. La- utaro Cephesi'nın gerçekleştır- dığı ilginç eylemler arasında eczanelerden gasp ettıklen pı *- zervatıf ve doğum kontrol ılaçlannı gecekondu semtlenn- de ve okullarda dağnmak, Santıago'da bır okulda kız oğ- rencil.re 'kadm iç çamasırı' vermek, supermarket ve yıye- cek kamyonlannı basarak hal- ka sut ve gıda maddelen dağıt- mak gıbı eylemler bulunu>or. ucretb "yasama muşavirligi" sağlanması veya hayat boyu "temsil tazminatı" ödenmesi gıbi maddeler yer alıyordu. Bu tazmınatların gösterge rakam- lan TBMM'de 6 bın olarak saptanıyor, yıllar içınde 10 bı- ne yükseltilmesi öngörüluyor- du. Cumhurbaşkanı Turgut özal'ın bu yasayı veto edip tekrar gönışulmek üzere Mec- lis'e göndermesıne ılışkın ge- rekçede, Anayasa Mahkemesı1 nin kararları savunuluyor. ÖzeUikJe özal'ı cumhurbaş- kanı seçen ANAP mılletvekil- lerüıi çok kızdıran veto gerek- çesinde şöyle göruşler yer alı- yor: — Emekli aylıgının tespıtin- de, devlet memurlarırun tabi olmadığı farklı bır sıstem ge- tirilmektedir... Kişilenn bır kı- sım kanunı gıderlerinın, Emekli Sandığı yerıne anaya- sanın öngörmedığı ve kabul et- medığı bir şekilde Hazıne'den karşılanması doğru değıldir. — TBMM uyehğı sona erenlerin protokol, ulaşım, ha- berlesme ve sosyal hızmetler- den yararlanmaları, görevde bulunan mılletvekılı ıle görevi sona erenler arasında paralel- hk kurarak anayasanın yasak- ladığı ve haklı bir nedene da- yanmayan ayncalık oluştunır. — Emeklilık statülen dü- zenlemrken, emekli keseneği- ne esas aylıklara eklenecek 4500 ek göstergemn gözden ge- çirılmesınde yarar vardır. — Temsil tazmınatı madde- sı, boşluklan ve sakıncalan bulunduğundan yemden du- zenlenmelıdır. Bu maddede başlangıç göstergesı olarak ka- bul edılen 6 bın gösterge yuk- sek bulunmuştur. — Devlet memurlanna bir aylık tutannda ölüm yardımı yapıhrken milletvekillerine 12 aylık tutannda ödenmesi kar- şısında ıkı yasa arasındakı bu- yük farklılîğın gıdenlmesı la- zımdır. tptal edilen yasayla emeklı- lik hakkı elde eden bazı mıllet- vekülerımn bu hakJarı, Anaya- sa Mahkemesı kararı ile ıptal edıldığınden "muktesep hak" olarak yenı yasayla muhafaza etmeleri mümkün değildır. Anayasaya aykın olduğu ıçm ıptal edihnış bır hukme daya- nan yararlanma muktesep hak sayılamaz diyen Anayasa Mahkemesi karan yasama, yü- rütme ve yargı organlannı bağ- lar. Bu nedenle yeni kanunla getirilen imkânlardan yarar- lanmalan mUmkün değildır. "Sonuç: Emsal Anayasa Mahkemesi kararları nazara alınarak TBMM uyelerinin ödenek, yolluk ve emeklilikle- rine dair kanun anayasanın 89. maddesi geregince bir defa da- ha gönışulmek uzere ilişikte sunulmuştur. Turgut Özal-Cumburbaşkanı." Ozal bu Lmzaladığı gerekçe ile hem milletvekıllenmn getir- dıği kıyak emekhlık yasasmı anayasaya aykın buluyor hem de daha önce TBMM Baskanı Kaya Erdem tarafından hazır- latılan yasa önerisindekı hak- ları fazla buluyor. Ve Anayasa Mahkemesi'nin ipine sımsıkı sarılıyor. özal'ın çevırdığı yasa şimdi Plan-Butçe Komisyonu'nda. Bakalım komisyon, anayasa fi- lan dınleyecek mı? Komısyo- nun başkanı da, Özal'tn kuçuk bıraderı Yusuf Bozkurt özal. KİM KİME DUM DUMA BEHİç AK AUMYAZISI PEĞİL, DNA YAZISI Gen nakli ile lahana cocuk "ET kafa", "lahana çocuk", "köpek adam" gıbı sözlerı sık sık duyanz. Acaba ınsanın beynine kas genı nakledilse et kafa mı olur, ya da bir lahana genomuyla bır uısan genomu- nu karıştınnca ortaya gerçek- ten lahana çocuklar çıkar mı? Bılım adamlanmn gen ko- nusunda gizlı deneyler yaptık- lan bilinıyor. Gen muhendisı Doc. Dr. Beyazıt Çırakoğlu BtLSAK'ta hücrelerde bulunan ve ıplık şeklinde olan DNA'lar üzenndekı karakterlenn başka bir organizmaya iletılmesıyle yapılan gen naklıni anlattı. Önce DNA'lar hakkında şu bilgıyi verdı: "Bence alınyazısı dediğimiz kavram aslında DNA jazısı. DNA'da oyle bir yazı var kı bu, insanın butun gelecegini, var- lığını etkile\en bır unsur. DNA lizerindeki bilgiierle ınsanın ne kadar zeki olduğunu bilebili- yoruz. Tabii çevresel faktorler de var bunun uzerinde, ama en önemlisi DN \ uzerindeki bil- giler. Fiziki karakterlerini, ka- lıtsal karakterlerini bili>oruz. Hatta belkı şu anda tespit ede- medigimiz şekilde yaşam sure- cini bile bılebı)i>onız. Yani bu- tun canlıların gelecegi kodlan- mıs durumda. DN A'lardaki bu bilgiler goz rengimizden, saçı- mızın ne kadar kıvırcık oldu- ğuna kadar; tırnak şeklimiz- den, boyumuza kadan rengi- mizden vucudumuzun fonksi- yonlarına kadar her şevi içeri- yor." Dr. Çırakoğlu gen naklıni de şöyle değerlendırdı: "Çok rahatlıkla ben bir ya- zı işlerı muduru gibi oturup bir sayfadakı işime varavan bazı cumleleri çıkartıp anlamını bozmamak koşuluyla başka bir kitaba aktarabilirim. İşte gen muhendisliği budur. Ta- mamıyla bir genetik mesajı alıp başka bir yere monte et- mek. Başka bir parçayı alıp başka bir parçayla birleştiri- yorsunuz. Venı bileşen DNA teknolojisi insanlığın onunde şu anda hakıkaten hayal gucu- nuzu zorlayan değil. hayal gu- cunuzun otesinde birtakım iş- ler yapraaya yoneltti insanları. tnsanın butun sıriannın ta- mamıyla açıga çıkacagı, belki alıny^ızısının deşifre edileceği bir çağ yasıyonız." e Bir insan genıne lahana ge- nı ekleyerek lahana çocuk ya- pılabılir mı9 Böyle bir soruya da şöyle yanıt alıyoruz: "ınsanda 20 bın ila 200 bin gen var, bunlardan bir tanesi- ni nakletseniz çok fazla bir şey çıkarmayacaktır. Ancak insa- na karşı herhangi bir gen nak- ledilmiş degil. Insanlara gen nakli şu anda yapılmıyor. Sa- dece insan genini başka orga- nizmalara nakletmek var, in- san hucrelerıne gen nakli yok. Sadece bir çalışma var. Bır genetik hastalığın le- davisinde yapılan çalışma. Bir tek geni transfer edebi- lirsiniz. Çok da yapılan bir şey. İnsanın insulin geninın bakte- riye transfer edilerek insan in- sulinini bakteride imal etmek mumkun. Bakteri ne insan şekline giriyor, ne kulakları uzuyor ne başka şekle giriyor. Ama koskoca bir genom parcasını sokmaya kalkarsamz ne olur, bilinmez. Belki ileri- de bunlar da yapılır, ama may- mun genomuyla, şempanze ge- nomuyla insan genomu arasın- daki fark sadece yuzde 10. Acaba bu yuzde 10 verilse şe- mpanze ya da ınsanda ne or- taya çıkacak, bu bılinen bir şey degil. Belki yapılanlar vardır, fakat "etik"e aykın olduğu için bunlar yayımlanamıyor. Eğer maymun genomunda da birtakım degışiklikler yapı- lıyorsa bunlar yazılmayacaktır, anlatılmayacaktır, ama yapıl- dığına emınim. Bugun gen muhendısligının aynı nukleer leknoloji gibı iyiye de kotuye de kullanılacağına inanıyo- rum; çunku çok basıt bir sis- lem." PİKNİK PtYALE MADRA fflZLI GAZETECİ \ECDET NIZ.I )i*M)MA AtlRP/M &RŞIWŞI/?f UZUN SaRE ÇÎZGİLİK KÂMIL MASAH4CI 1 si-an* AĞAÇ YAŞKEN EĞÎLİR KEMAL GOKHAM GÜRSES GARFIELD JIM DAVIS TARİHTE BUGÜN MLMTAZ ARIKA\ 19 Ekim F/ZİKCİ RUTHERFORD.. İS37'O£ 8U6UN,Ü*İLÜ YENI ZELAUIMU et'UM AOAMI, RAftM ERNBST RUTUEftFOeD, 66 M$lUDA OLDÜ. YAPTIİI AHA$T1RMA V£ DSNETLEeU "ATOM'UN YAPISItJI AÇJKlAYAH RUTH&lFGtiD, MADPBHIN EN KÛÇÛK. PARÇASI OLAM AT0MUHı AHTI YÛKLU Ç£KlKOE6l VB ÇSI/fZ£SlMP€ DONEN EJCSI YUKUt BLEtcmoHLAIiDAN OU/ŞrUĞUNU KANtTLIYOROU Sü OURUM, GUNEŞ VE ÇEVRB- SINPEKI GE2£GEHL£8£ g£UZET>L£gtU(ZC>l. BlUMSEL ARAfTIRMALARI NEDEHIYLE MOBEL ODÜLU KAZANAN RUTHER.- FOfZD'A, IN6ILTSJSB KJZAU TARA- FiUDAN DA BAftON'LUK SANI VERILMIŞTI. ALKOLLÜ fÇKf YASAGlt 1919'DA BU&UN,A&t>'D£,AUODLLÜ IÇKI •/ASAĞr 8AŞLAPI. aAfKAN WOODROW WILSON ZAMANIUM, MBCLtSTE ONAİ. LAHAN SU YASA, ONE&Y/ Se77/S£A/ MILLBTV£KJUNM AD/YLA ANILA- CAICnR: "VOLSTSAD <4CT° AfUCAK, YASAM/Aj 14 YIL VU- RURLUKTE KAUAAS/, G/zu /Ç- /Cl URET/Ml VE KAÇAKÇ/LIGI ILE, MAFfA GlBı SuyUK YERAL- Tl KJU&JLU$LA£(NIN OLAĞANUSTU 6EUŞHAESINE NEPEN OLACAKTIfZ. YASA, SAZI EYALETLSRDE 19Si'TEH SOAlKA DA ÇUTAH SıBı M k m kitap çıktı BORSANIN ABC'si Afidutraftnan YLDtfilM g katramiafı. booarnn ktratefın. tulDn aynnua nfa artanıklan sonra. acamAan oyunculusa pten yokı göstBiyof Bu ş» ılgı duyânlaıa ca y . B0RSAYA HA2IR OLDUĞUMUZU HSSET TIGıNIZZAUIkNGIMNi • BORSAYA RAHATÇA KUOANACAĞNZ PARANJZL* GELIN 1 . BORSAYA TEK BAŞIMZA GELMEYIN • AUN SABREDIN YUKSELDI&NDE SATIN Ama OneNen aıntemey goze aıamıyof v« ^ ı z »j »ıtao o« kez daha otuyun Bu oner oe sosla i> da damga 2S n«J t m I» IJl II a 131IKS T«Wu 1317711 M.CJ OACm tebdi Catf. 1» 2 U3U Cıftatotfu btanbm Ta sasn »raırfn snıtıt İDE Çocuklar ve Yetişkinlere Resim, Drama, Heykel Tel: 363 60 37 Şen Sok. 7/1 Caddebostan (2'ler Et Lokantası arkası) Ufak ihmaüer büyük sonınlar yaratır. Şüpheniz olursa derhal bize koşun 954 1182
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog