Bugünden 1930'a 5,492,510 adet makale



Katalog


«
»

CUMHURİYET/16 19 EKÎM 1990 Güney Kore'de öğrenci-polis çatışması Güney Kore'nin başkenti Seul'de >eni oğretira yılının açılmasıyla bir- likte üniversitede olaylar patlak verdi. Olaylann nedeni bazı solcu ögrencilerin, ülkede gösterimi yasaklanan bir Kuzey Kore filminin gösterimine izin verilmesini islemeleri ve yasağı pro- testo etmeleriydi. Gösteriier gittikçe yayıldı ve sonunda potis miıdahale edince iki taraf arasında birçatışmaya dönüştu. Pek çok oğrencinin polisten dayak yediği ve gözaltına alındığı be- lirtildi. (Fotoğraf: AFP) Mc DonaldVın ikişubesine bomba Istanbul Haber Servisi — Mc Donald's hamburger restoranla- rının iki ayn şubesinde dün ge- ce patlama meydana geldi. Her iki patlamada da ölen ya da ya- ralanan olmadı. Mc Donald's'ın Nişantaşı ve Taksim şubelerine dün gece tah- rip gücü olmayan patlayıcı mad- deler atıldı. Patlama sırasında Mc Donalds'ın Nişantaşı büro- sunun yan camlanndan bazıla- n kırıhrken, Taksim şubesinde hasar meydana gelmedi. Olay- dan sonra gazeteleri arayan bir şahıs, olayı THKP-C Devrimci Savaş Hücreleri Örgütü adına ABD'nin 6. Filosu'na ait savaş gemilerinin Istanbul'a girişini protesto etmek amacıyla gerçek- İeştirdiklerini söylediler. ÇAĞDAŞ GÜVENLtK KESELERİ— Tüketiın mallarında her turlü yeniliği ilk olarak ortaya atan ABD şirketleri, bu kez prezervatifler için ilginç ve degisik keseler buldular. Bundan sonra prezervatifler kadınlann küpelerinin içinde taşınacak. Hatta para biçimi kupelerin içine prezervatifin nasıl sokulabileceği ya da küpenin nasıl açılabiieceğini anlatmak için iizerine tarifi de yazılmış. (Fotoğraf: AP) î Hamileler karaciğer yemeyîn LONDRA (AA) — tngiltere hükûmeti, A vitamininin anne kanundaki çocuklar üzerindeki zehirleyici etkisi nedeniyle hamile kadınları karaciğer yememeleri konusunda uyardı. Hükümetin ust düzey sağhk yetkilisi Sir Donald Acheson, ha- mile kadınlara bir tedbir olarak karaciğer ve karaciğerden yapıl- mış yiyecekleri yememelerini tav- siye etti. Doktorlar, A vitaminin sağhk için gerekli olduğunu ancak, aşırı miktarda ahnmasının deri kuru- masına, başağnlanna ve halsizli- ğe yol açtığını bildiriyorlar. Daha önce Finlandiya ve ABD'de de hamile kadınlar A vi- taminine karşı uyanlmışlardı. /L- JANE FONDA AEROBİK TAMTIMI İÇlN MOSKOVA'DA — Son yıllarda açtığı aerobik salonlan ve bu konuda yazdığı kitapla üniine iin katan sinema oyuncusu Jane Fonda, Moskova'ya gitti. Aerobiğin Moskova'da tanıümını yapan Jane Fonda'ya Sovyet kadınları biiyiik ilgi gösteriyor. (Fotoğraf: Reuter) HABERLEREN DEVAMI Analar hesap sorar Once bıılııt sonra su (Baştarafı 1. Sayfada) şında. îdam hükümlusü. Dos- yası kesinleşmiş, onaylanmak üzere TBMM'de bekleyen "ilk 20"liklerden. Her gün konuşu- yor çiçekle,"Çiçek sevgiyle büyür" diyor anne Arkan. Adını "Yalçın" koymuş. "Yalçınım bana çok uzak, ama adıyla yaşıyorum. Her gece idamla yatıp her sabah idamla kaikıyonım" diyen Mualla Ar- kan'ın gözünde o gün bugündür oğluyla bütünleşmiş bu "ceza- evi çiçegi." Konuşurken, anla- tırken ağlıyor sık sık. Bir yan- dan da bağırıyor: '"Çiçeğimi kopartmasınlar. Beni de assınlar..." Şu anda Gaziantep Cezaevi'nde bulunan Yalçın Ar- kan'ın 27 ekimde doğum günü- nü kutlayacaklar. Mualla Ar- kan hasretle oğlunu anlatırken eşi Rauf da sessizce onu izliyor. Arkan çiftinin beş çocuklan varmış. Bir kızlan beyin kana- ması geçirip ölmüş, bir diğeri de "Izmir'de karakol tanunak" suçuyla 13 Ocak 1982 günü Is- tanbul Haydarpaşa'da gözaltı- na alınmış. Ana baba Arkanlar, üç ay çocuklarını aramışlar her yerde. Üç ay sonra bir telgraf gelmiş. Oğulları Yalçın, "Ben lzmir Şirinyer Cezaevi'ndeyim" diye haber göndermiş. Mualla Arkan o günleri anlatırken, "Sonradan öğrendik ki Anka- ra'ya dedesinin yanına gitmek için Haydarpaşa'da tren bekler- ken yakalamışlar. 19 gün tstan- bul Siyasi Şube'de işkence gör- müş. Daha sonra tzmir'e götür- müşler. İki ay 10 gün de orada işkeaceden geçmiş" diyor. Yalçın Arkan'ın "idam kara- n 15 giinde verilmiş." 1 Mart 1982'de Izmir'de mahkemeye çıkartmışlar, 15 mart günü de "...idamina..." diye biten karar imzalanmış. Anne Arkan kara- rı duyduğu anda, "Asamazsı- nız. Ben daha yeni toprağa kı- zımı verdim" diye bağırdıktan sonra bayılmış. Oğlunun ceza- evinden arkadaşlarınca çizilen karakalem resmine sarılan Mu- alla Arkan, idam kararını eleş- tirirken de "Zaten 12 Eylül'iin getirdiği yargı, hâkimlerin tek kelimesi idamdı. Ağızlanna da o yakışıyordu" diyerek bağın- yor. İdam kararı verildiğinde 26 yaşında olan Yalçın Arkan için maddi durumları hayli kötü olan ailesi bir avukat tutuyor. Temyize başvuruyorlar. Ancak temyiz kararı bozmuyor ve dos- ya "onaylanmak" üzere TBMM'ye gidiyor. Ve Arkan ailesi için "çile dolu", "korku dolu" günler de başlıyor. Ar- kan, "Oğlumla gurur duytıyo- rnm. tşkenceyle ceza yükkdiler ona" diyerek anlatmaya devam ediyor: "Sckiz yıl... Koca sekiz yıl. Onlar içerde, biz dışarda işken- ceJerden geçtik. Kira bilebilir her gün işkenceyle yatıp ber gün işkenceyle kalkmanın ne demek olduğunu? Keçeciler bilir mi? Adalet Bakanı bilir mi? Özal bi- lir mi? Başbakan bilir mi? Kim bilebilir? SHP'lisi, DYP'lisi ve diğerl«ri... Hangisi yaşamıştır böyle acıyı? OğuHanmızı, kızla- nmızı göraıek için girtiğimiz gö- riiş günlerinde coplandık. Açhk grevlerine yattık, taşlandık. Yerlerde sürüklendik, küfürler işittik, yılmadık. Ben sahip çık- mazsam, analar sahip çıkmaz- sa kim sahip çıkacak oğullara, kıziara? Ben taşıdım onu dokuz ay karnımda, ben... Ben yıka- dım bezlerini. Ben taşıdım sır- tımda doktorlara, ben yattım onia, ben uyandım. Beni de asın oğlumla biriikte. Yoksa yakanı- zı bırakmam." Düşünceli, dalan gözlerle eşi- ni izleyen ve sürekli yutkunarak konuşan baba Rauf Arkan, "Onlardan af dilemiyonız" di- yerek kesiyor eşinin konuşma- sını. Sonra "tdamlara karşıyız. tnsanı yok etmenin, katletme- nin her türlüsüne karşıyu. Man- tığımız alamıyor böyle bir şeyi. Öldürmek kimsenin hakkı degil, devletin de. Sehpalan idamlar için kurmasınlar. tnsanlann çı- kıp konuşması, özgürce konuş- ması için sehpalar kurulsun meydanlara..." deyip susuyor. Anne Mualla Arkan, uç gün once kalp krizi geçirmiş. Pek ayağa kalkamıyor o yüzden. Uzak olduğu için Gaziantep'e ancak açık görüşlere gidebildi- ğini belirten Arkan,"Şu Keçeci- ier'in lafı çıktı çıkalı kendimde değilim. 7 tonınum var. Biri de- gilse bir digeri 'Neden astılar dayımı' diye soracak elbet. Analar Meclis'in kapısına daya- nınz bir tek kişiyi asarlarsa. Üç beş bakanın, milletvekilinin im- zasıyla oıı asacaklar çiçeğimi? Her sabah şafakta fırlıyorum yataktan. Göğsümde bir kor. Yavruma her görUşte sanlır sa- nlır öperira. Acaba bir daha gö- remeyecek raiyim diye. Ben 8 yıldır asdryorum, boğuluyonım, uykular dar geliyor" diye konu- şuyor. Bir de en ağınna giden, 'gö- rflş günleri' koluna vurduklan 'görülmiiştür' damgası oluyor. Şüri de var 'Mualla Ana'nın 'idam' üstüne: "Her şafak vak- ti, acıyla uyanır/Bağrımda ko- par acı bir feryat Acaba yigidi- mi yitirdim mi derim/Susun su- sun, dinle oğul Inulma ki ar- kamda bıraktığın bir ana de- gU/Binlerce ana var." Şirinevler'de Arkanlann evin- de 'hüziin', 'hasret', 'endişe' hep birbirine karışmış. "Tek başıma çıplak ayakla Ankara' ya yüriir yakalarına yapışırım" diye bağıran Mualla Arkan'ı eşi sakinleştirmeye çalışırken, yaş- lı kadın şöyle kesiyor konuşma- lan: "Çocuklannuza birer darağa- cı hazırlarlarken bizi de unut- masınlar. Birer sehpa da anala- ra kursunlar. Hazırlamazlarsa, bizi sağ korlarsa her yerde ya- kalanna yaptşırım. Mezara ka- dar giderim arkalanndan. He- sap soranz, hesap..." Türban görüşmesi perşembeye kaldı TBMM Genel Kurulu'nda karar yeter sayısı olan 134 dün de bulunamadı. ANKARA (Cnmhuriyet Bü- rosu) — Üniversitelerde türba- nın serbest bırakılmasına olanak sağlayan kararname dün de TBMM Genel Kurulu'nda karar yeter sayısının bulunamaması üzerine görüşülemedi. Dinleyi- ci localannda çok sayıda tür- banlı kadının bulunduğu dikkat çekerken, bazı ANAP'lı millet- vekilleri, birleşimi yöneten ANAP'h Başkanvekili Halim Aras'a "dogru saymıyorsun" diye bağırdılar. Ancak Aras, "Şimdiye kadar doğnı sayıyor- dum da şimdi mi yanlış sayıyo- rum" diyerek bu milletvekille- rine çıkıştı. Türban kararname- sinin haftaya perşembe günü görüşülmesi bekleniyor. Dün gündem dışı konuşma- lardan sonra Halim Aras karar- namenin görüşülmesine geçildi- ğini belirterek SHP Izmir Mil- letvekili Turan Beyazıt'ın, ka- rarname için verdiği değişiklik önergesini yeniden okuttu. Ya- pılan oylamada ANAP'lılar ba- zı DYP'lilerle biriikte "ret" oyu kuilandılar. önergede "Ataturk üke ve devrimlerinin ve çagdaş yaklaşımlann ışığında kadın so- nınunun çözülmesi gerektiği" görüşü vurgulanıyordu. Oyları sayan Aras, karar yeter sayısı olan 134'ün salonda bulunma- dığını saptayınca oturuma 10 dakika ara verdi. Verilen ara- dan sonra önerge yeniden oyla maya sunuldu. Bu kez de karaı yeter sayısının olmadığı görü- îünce Aras TBMM'nin çalışma- larına salı gününe kadar ara ve- rildiğini açıkladı. ANAP'ın muhafazakâr eği- limli milletvekilleri, yoklama yapıldığı sırada kuliste oturan ANAP'hlan genel kurul salonu- na girmeleri için sık sık uyardı- lar. Ancak Safa Giray'ın istifa- sı nedeniyle Mesut Yılmaz ve ar- kadaşlan kulisten aynlarak oda- lannda Giray'ın istifasını değer- lendirdiler. Muhafazakârlann çabalarına rağmen genel kurul salonunda çoğunluk sağlanama- dk Kararname, kabul ya da red- dedilene kadar gündemde kala- cak. (Baftarafi 1. Sayfada) mesinden sonra barajlann kuru- ma noktasına yaklaştığı bugün- lerde Istanbul'u zor günlerin beklediğini belirten Ergun Gök- nel, "1 metreküp fazla su için her yolu deneyeceğiz. Gerekir- se kornşu illerden tankerle su ta- şıma işlemine başlanz. Istanbul- lunun susuz kalmaması için her yolu denedik, deneyeceğiz. Bu- güne kadar yaptığımız milyarlık projeler bizi buraya kadar getir- di. Bu da büyük bir aşamadır" dedi. 50 yılın en kurak günlerinin yaşandığı İstanbul'da İSKİ "acil çözüm" olarak öncelikle 3 proje üzerinde durdu. Bunlar- dan Haliç geçiş projesi, 19 Ha- ziran 1990'da uygulanmaya başlandı. Kurumaya başlayan emektar Terkos Gölü'nü kur- tarmak amaayla hayata geçiri- len bu projeye göre Terkos'tan su alan Beyoğlu yakasma gün- de 60 bin metreküp ömerli Ba- raj suyu takviye edildi. 8 milyar liraya mal olan projeye göre günde 120 bin aileye su sağlan- dı. Ikinci "acü tedbir" de Ya- lova'dan tankerle su taşınmasıy- dı. 8 ağustosta uygulanmaya başlayan proje ile günde 30 bin metreküp suyun Yalova'dan Is- tanbul'a taşınması sağlanarak günde 60 bin ailenin su ihtiyacı karşılandı. Proje ile bugüne ka- dar tankerle 1 milyon 300 bin metreküp su taşmdı. Susuzhı- ğun çözümü için öngörülen kı- sa vadeli çözümlerin üçüncüsü olan "yagmur bombası" için bütün hazırlıklar tamamlandı. 7 ay süreyle uygulamaya konula- cak proje için ekim ayı başından itibaren yağmur yüklü bulutla- rm beklenmesine başlandı. Bu acil önlemlerin dışında toplam 300 milyar liraük projeyi de ger- çekleştirmek için girişimlerde bulunan İSKİ, 1992 yıhna kadar su sorununu hafifletmeyi plan- hyor. Istanbul'un susuzluğu kamu kuruluşlarını ve diğer kuruluş- ları hizmetlerin aksaması yö- nünde rahatsız ediyor. Eğitim ve sağhk kurumlan ise bu kay- gıyı en yoğun yaşayanlann ba- şında geliyor. Suyun biteceğini düşünmek bile istemediğini an- latan Istanbul ll Sağhk Müdü- rü Prof. Dr. Temel Dağoglu, bütün önlemlerin alındığını, ge- rekirse önlemlerin arttırılacağı- aı söyledi. Eğitim başlamadan önce tüm okullann dezenfekte edildiğini anımsatan Prof. Da- ğoğlu, gecekondu bölgelerinde bit salgınlannm yoğunlaştığı yo- lunda ihbarlar alınmadığını vur- gularken, "Tabü olabilir de" demekle yetindi. Prof. Dağoğ- lu, susuzluğun had safhaya ulaşması halinde acil vakaların dışındaki hastalara müdahale- nin ertelenebileceğini de bildir- di. Bir yılı aşkın süredir kesinti- lerle susuzluğa alışmaya çalışan Istanbullular'da "sürekli susuzlok" paniği görülmeye başladı. Bir aydan fazla suları- nın akmaması nedeniyle çeşitli semtlerde protesto gösterileri yoğunlaşu. Güvenlik güçlerinin müdahalesiyle önlenen bu gös- terilerde Anakent Belediyesi ve ISKİ'nin yanı sıra hükümet de suçlandı. Ne dediler? Attila Ilhan — Beyoğlu'nu tamir edeceklerine su getirsinler. Eski Beyoğhı kopyası diye ga- rip garip şeyler yapülar. Önce suyu halletsinler. Suyun bitece- gine inanmıyorum. Nasıl olsa bir çare bulunur. Sonbaharda- yız, yagmur yağar. Yalova'dan getiriyorisur zaten. Mehmet Ali Aybar — tstan- bul şehri suyun ustfinde. Bu tuz- lu su, ama insanlar tudu suyu antmanın metotlannı çoktan keşfetmişler. Şimdiye kadar ts- tanbul'a bir antma tesisi yapıl- mamasına ve belediye başkan- lannın hâlâ işbaşında kalması- na şaşıyorum. Celal Yıldınm (Dişhekimleri Odası Başkanı) — Rezil bir olay. Açıkcası ne yapacagunı bi- lemiyorum. İnsan ağzı mikrop- lann en yogun bulunduğu yer. Istanbulbarajlarında sondurum Nüfus-su dengesi Su her zaman geride Tarih boyunca önemli bir kent olmasına karşın nüfus-su dengesi hep kritik durumda olan ve hiçbir devirde istenilen düzeyde su dağıtırm yapılamayan İstanbul'un su rezervleri sürekli olarak bugüne dek artan nüfusun gerisinde kaldı. 1985 yıhnda 5 milyon 750 bin olan tstanbul nüfusu, 1990 yıhnda İ0 milyona yükseldi. 5 yılda 4.5 milyon artan Istanbul nüfusuna su artışı yetmediği gibi 1985 yılından önce Istanbul nüfusuna dahil olaniarın kişi başına tükettikleri su tniktarını da giderek azalttı. Bilim adamları yeni yatınmlann yapılmasına rağmen su havzalanna düşen yağış rejirninin 11 milyonluk İstanbul'a yetersiz kalacağını belirtiyorlar. TERKOS: Kuruma nok- tasında. Dolu haldeyken 162 milyon 241 bin metreküp su tutan barajda bugünkü su miktarı 6 milyon 667 bin met- reküp. Doluluk oranı yüzde 4.11 olan Terkos barajından su alan alan Beyoğlu, Şişli, Beşiktaş, Taksim, Maçka, Teşvi'kiye, Nişantaşı, Mecidi- yeköy, Harbiye, Gayrettepe, Esentepe ve Yıldız en çok su sıkıntısı çekilen semtler ara- sında. BCYtKÇEKMECE: Geçen yıl hizmete giren bu barajın 153 milyon 738 bin metreküp kapasitesi olmasına karşın bugün 6 milyon 872 bin metreküp su bulunuyor. Doluluk oranı yüzde 4.47 oranındaki barajdan Büyük- çekmece, Avalar, Küçükçek- mece, Yeşilköy, Yeşilyurt, Bahçelievler, Bakırköy semt- lerı su alıyor. OMERLl: İstanbul'un en önemli su rezervine sahip 267 milyon 592 bin metreküp su doluluk oranına sahip Ömerli Barajı'nda bugünkü su oranı 25 milyon 962 bin metreküp. Doluluk oranı ise yüzde 9.70. Baraj Üsküdar'dan Gebze'ye uzanan geniş bir yerleşim böl- gesine su veriyor. DARL1K: 1988 sonunda hizmete giren barajın kapasi- tesi 113 milyon metreküp. İs- tanbul'a verilen suyun yüzde 16'sını karşılayan baraj bir isale hattıyla ömerli Barajı'- nı besliyor. Barajdaki doluluk oranı bugün yüzde 2.38. Ömerli barajıyla aynı semtle- rin su ihtiyacını karşıhyoruz. ESKİ VE YE\İ EL- MALI: Anadolu yakasında en eski su rezervlerine sa-hip barajlann kapasitesi 10 mil- yon 400 bin metreküp. tki ba- rajda da şu anda 1 milyon 800 bin metreküp su bulunuyor. Doluluk oranları ise Yeni El- malı'da yüzde 14.35, Eski El- mah'da ise yüzde 54.07. Kan- hca, Çubuklu, Paşabahçe, Beykoz ve Anadolu Kavağı'- na su veriyor. ALtBEVKOY: Su top- lama kapasitesi 34 milyon 143 bin metreküp olan barajda bugün 425 bin 400 metreküp su var. Terkos Gölü'nün su- yu ile beslenen barajın dolu- luk oranı yüzde 1.25. ÖzeUikle dişhekimleri sterilizas- yona dikkat etmek zorundalar. Devamlı ellerimizi yıkamak zo- nındayız. Bu, taşuna suyla ola- cak bir olay degil. Sarılık, tü- berküloz gibi hastalıklar bu sa- yede bir kişiden diğerine geçe- bilir. O zaman Istanbu'da kor- kunç derecede bulaşıcı hastalık meydana gelecek. Paul McMillan (Reklam Ajansı Yöneticisi) — Su, mede- niyettir. Suyun olmaması bir anlamda medeniyetin sorunu- dur. her şeyden vazgeçilir, elek- trikten, diğer teknik hizmetler- den, ama sudan vazgeçilemez. 11 milyon insan bu dunıma düş- tüğüne göre hepimiz hatalıyız. Bu olay bir Avrupa kentinde ol- saydı iç savaş çıkardı. Ömer Kavur (Yönetmen) — Ben 15 kasımda Kastamonu da olacağım. Orada da sular akı- yor. Herkesi nasıl etkilerse su- suzluk beni de o ölçude etkile- yecek, ama en çok, çekmiş ol- duğum filmierin yıkanamıyor olmasına üzülüriim. Salım Karacam (Hamam tş- letmecisi) — tstanbul'daki ha- mamlarda eğer kuyu suyu kay- nakları olmasa, değil vücut te- mizligine. el yüz yıkamaya bile su bulmamız çok zor olur. Üstün Erdoğan (Restoran Iş- letmecisi) — Yemek yapmak ve bulaşık yıkamak için her an su- ya ihtiyacunız var. Ancak şehir şebekesinden aldıgımız su çok yalersiz. Şimdilik depolarla ida- re ediyonız. Hayri Sezer (Şoför) — Susuz- luk yüzünden arabamızı gazlı bezlerle silip temizliyoruz. Peki evlerde yemek ve temizlik için nasıl bir çözüm bulunabilir bile- miyonım. Örhan Katırcıoğlu (Gazete Bayii) — Bu gidişle eski yıllara bir dönüş yapılacak. Küçük bir su kabı içinde ihtiyaç eiderile- cek. Artık biz de Avrupa'da ol- dugu gibi kâğıtlaıia temizlik ya- pacağız. Reyhan Bayer (Öğrenci) — Yaşanan su sorunu. zorunlu ih- tiyaçlann giderilmesinde yaşa- nan sorunların yanı sıra sosyal ilişkUerin bozulmasına yol açı- yor. Mutlaka bilinçli ve kalıcı bir çözüm bulunmalı. Yüksel Çelik (Pazarlamacı) — İstanbul'un su kaynakları kuruduğunda tek çare bu şehri terketmek olacaktır. Ama nere- de ve hangi iste çalışarak? MÜLKİYELİLER BİRLİĞİ İSTANBUL SUBESİ CIMARTESİ BILLŞMALARI BOLGELERARASI DENGESİZLİK ve "DOGU AN'ADOLP K o s ı i \i ^ v ı Mustafa SÖNMEZ 1 K )V)MIS \ \/ \h 2 0 H k ı m 1 9 9 0 Cumartesi Sa.ıt 16 (H) ML'LKIYELILER LOKALI MuollcmNoc Cad 153'A 80820 Kurucesmi! IST W lı I57 44Î4 35 RESTAURANT BAR Ksznd'mtzi flnyorsanıZ bulabiljrsiniz REZEHVASYON 5611650 İSTANBUL BÜYÜK ŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIGI'NDAN 1 — Kadıkûy Göztepe alt geçkflnde bulunan WC ayiık 200000 TL. muh. bed. 1 yıl müddetle kiraya verilecektir. Geçtci teminatı: 72^00 TL. ihaleye i?t. tem.: 800O00 TL. 2 — Kartal idealtepe Parkı'nda bulunan WC ayiık 7SOO0 TL. muh. bed. 1 y«l müddetle kiraya verilecektir. Geçtci teminatı: 27000 TL. ihaleye işt. tem : 300^00 TL. 3 — Fatih Samatya Eski tramvay durağında bulunan WC ayiık IOOJOOO TL. muh. bed. 1 yıl müddetle kiraya verilecektir Oeçici teminatı: 36.000 TL. ihaleye işt. tem.. 400.000 TL. 4 — Beyoğlu Şişhane Yolu 3 no.lu geçitte bulunan WC ayiık 700.000 TL. muh. bed. 1 yıl müddetle kiraya verilecektir. Geçtci teminatı: 252.000 TL. ihaleye işt. tem.: 2500.000 TL. 5 — Usküdar Fethıpaşa Korusu'nda bulunan WC ayiık 150.000 TL. muh. bed. 1 yıl müddettle kiraya verilecektir. Geçici teminatı: 54.000 TL. İhaleye işt. tem.: 600.000 TL. 6 — Beşiktaş Yıldız Parkı'nda bulunan WC ayiık 100DOO TL. muh. bed. 1 yıl müddetle kiraya verilecektir. Geçici teminatı: 36.000 TL. İhaieye işt. tem. 400.000 TL. 7 — Eyüp Bayrampaşa Hal Kompleksi A/3 Blok'ta bulunan 7 adet WC ayiık 21XXX) TL. muh. bed. 1 yıl müddetle kiraya verile- cektir. Geçici teminatı: 75.600 TL. ihaleye işt. tem.: 840.000 TL. 8 — Eminonü Yenfcami önü yeraltı geçidinde bulunan 9 no.lu dük- kftn ayiık 4.000XXX> TL. muh. bed. 1 yıl müddetle kiraya veri- lecektir. Geçici teminatı: 1.440.000 TL. ihaleye işt. teçn.: 16.000.000 TL. 9 — Emınönü Yenicami önü yeraltı geçidinde bulunan 2 no.lu dük- kân ayiık 4000.000 TL. muh. bed. 1 yıl müddetle kiraya veri- lecektir. Geçici teminatı: 1.440.000 TL. İhaleye işt. tem.: 16.000.000 TL. 10 — Mezbahalar Md.'ne bağlı Duvardibi kesik et muayene istas- yonunda bulunan 1 adet çay ocağı ayiık 400.000 TL. bed. 1 yıl müddetle kiraya verilecektir. Geçici teminatı 144.000 TL. Şartnamesı: Mezbahalar Md. görülebilir. Diğer ışlerm şartnameleri Emlak Md.'den görülebilir. Yukarıda yazılı işler 1 Kasım 1990 günü saat 11.00'de Istanbul Büyükşehir Belediye Encümeni'nde 2886/45. mad. göre Açık Art- tırma Usulü ile şartnamesi veçhile ayrı ayrı ihale olacaktır. Ihaletere katılmak isteyenler Geçici Teminat makbuztan veya nek- tuplan, ihaleye iştirak teminatlan ile şartnamesinde yazılı di^er bet- gelerle bırlikie yukarıda yazılı gun ve saatte İst. Büyükşehir Bele- diye Encümeni'nde hazır bulunmaları gerekmektedır. llan olunur. adam: Ifeter kî (Baftarafı 1. Sayfada) "tSKİ'den izin alırsanız konnsarum" diyordu. Demek oluyor ki "657 sayılı bürokrasi" Brewer'i de Türkleştirmisti. Kuzey Dakota'daki 1260 hek- tarlık çıftliğinde buğday yetişti- ren "yağmur adam" Wilbur Brewer'in esas mesleği, yağışlar- la çok ilintili olan çiftçilik... Kendi topraklanna yağan yağ- muru V* 15 oranında arttmp Vo 43^ oranında "doluyu" da çiftliğinden uzaklaştırmayı ba- şarmış. Bunun üzerine Brewer, işi profesyonelliğe dökmüş... Dakota'da işi büyütüp yağmur bombasını Utah'ta, California- da, New Menco'da, Arizona'da uyguluyor. Brewer'e Amerıkan bulutları vız gelmeye başlayınca da Ispanya'ya Hint Adalan'na açümakla kalmayıp Suudi Ara- bistan'ı, Ürdiin'ü, Venezüela'yı yağmura boğuyor. Gelen yağmur talebine göre personel sayısını arttıran Bre- wer'in yaptığı parmak hesabına göre şu an 16 elemanı var. Bu sa- yı bazen 40-50'yi buluyor. "Yağ- mur teUallıgının" zorluğunu ün- lü Amerikalı çiftçi şoyle sıraiı- yor: "Ekipmanlan toplamak, insanlara bu prosesi anlatmak, kimyasal reaksiyonu açıklayıp bulutlan kovalamak." Elektronik donanımlı "Beach Craft tipi" uçakla bulutlann arasına girildiğinde, sıcakhk, bulutun pozisyonu, yönü, kalın- lığı kaydediliyor. Bu arada bu- lutta yeterli oranda su bulunu- yorsa, uçağın kanatları altına yerleştirilmiş olan gümüş iyo- dür, piroteknik iticilerle bu "müstakbel yagmur bulutuna" tohum gibi serpiliyor. Tohumla- nan bulutlar yarım saat içersin- de yeryüzünde meyvelerini veri- yor. Harcanan gümüş iyodür, her bir saatlik uçuşta 6 galon çö- zeltide yaklaşık 400 gram kadar. Yağış orarunı arttuan bu işlem için yaklaşık 200 saat uçulması gerektiğini söyleyen Breuer'e gö- re İstanbul'a 100 saatlik uçuş ye- terli. İstanbul'un havasında bek- lenmedik gelişmeler konusunda ise "Yeni bir bölgeye gidildiğin- de her şey beklenmedik olabilir. Belki daha iyi hedef bölgeleri seçilebilirdi" ifadesiyle yetinen Brewer, "yagmurdan kaçar gibi" Türkiye"den birdenbire neden aynlıyorsunuz sorusunu, kahka- ha atarak yanıtlıyor: "Birdenbi- re aynbnıyorum. Yaklaşık 5 haf- tadır buradayım. Bir ara Birle- şik Arap Emiriikleri'ne gidip ay- nı konuda kontrat imzaladım. Biz bu işte 30 yılımızı doldur- duk. tşlem her an yapılabilir. Ye- ter ki sulu ve soğuk kümülüs bu- lutlarını yakalayalım." İstanuul Belediyesi, bu "faizli yağmur" için ABD'li yağmurcu- ya 572 bin dolar karşıhğı olan yaklaşık 1,5 milyar lira ödeyecek. POLATLI SULH CEZA MAHKEMESt Esas No: 1986/3108 Karar No: 1987/899 Ilgi: 3.10.1990 gün ve 2360-15124 sayılı telle İlgi sayılı telle Sanık Günay Soydal'ın Polatlı Polsan Yoğurt Fabn- kası'ndaki işyerinde imal edıp sağlığa çok veya az zarar verecek dere- cede bozuk yoğurtları satmak suretiyle, Gıda Maddeleri Tuzuğünun 59. maddesi gereğince, Polatlı Sulh Ceza Mahkemesi'nden 8.4.1987 gun ve 1986/3108 esas, 1987/899 karar sayılı ilamı ile TC'nin 396, 402/1-2, 72, 647 sayılı kanunun 4. maddeleri ile 32.000 TL. ağır para cezası ile 3 a> süre ile cürme vasıta kıldığı meslek, sanat ve ticaretinın tatili ve 7 gun süre ile isyerinin kapatıtmasına karar verıldiği, kararın kesinleştiği TCK'run 402/1. maddesi gereğince ilan olunur. 5.10.1990 'TUrgut Nereden Koşuyor' davası Çölaşan, 80 milyon tazminat ödeyecek ANKARA (Cumhuriyet Bü- roso) — Gazeteci-yazar Emin Çölaşan, "Turgut Nereden Koşuyor" adlı kitabında yaz- dıkları için, Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve eşi Semra Ozal'a toplam 80 milyon lira tazminat ödemeye mahkûm edildi. Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dünkü duruşmada, Çölaşan'ı, "yayın yoluyla kişi- lik haklanna saldında bulun- duğu" gerekçesiyle Özallar'a 5'er milyon lira manevi tazmi- nat ödemeye mahkûm etti. Mahkeme aynca, özel hayatla- rını izinsiz İcitap haline getirip haksız kazanç sağladığı için, Çölaşan ve yayıncısı Kemal Ka- ratekin'in Özallar'a 70 milyon lira ödemesine karar verdi. 70 milyon liranın, davanın açıldı- ğı 24 Nisan 1989 tarihinden iti- baren yüzde 30 faiziyle alınma- sını kararlaştırdı. Karan temyiz edeceğini söy- leyen yazar Emin Çölaşan, "Turgut Nereden Koşuyor" ki- tabının öyküsünü anlatan yeni bir kitaba başladığını belirterek, "Mahkûm olacağımı biliyor- dum. Ancak yazılanlann hepsi doğnı" dedi. Özallar'ın avukatı Bilgin Ya- acıoğlu, kararın açıklamasm- ' dan sonra yaptığı acıklamada, "Bu nevi hareketlerin Türkiye'- de son bulması en büyük ümi- dimdir. Sayın Çölaşan güçlU bir gazetecidir. Bundan sonraki ki- taplarında kullanacağı lisana dikkat eder umarun. Buna dik- kat edilmesi gereklidir" dedi. Çölaşan ise yaptığı açıklama- da "Yazdığıraız her şeyin dog- ru olduğunu mahkemede belge- lerie ve tanıklarla kanıtladık. B«lgeler düzmece değildir, U- nıklarımız yalan söyleyecek kimseler hiç değildir. Demek ki bu ortamda bunlar büe yetmi- yormuş. Özal ailesi ise yazdık- lanmızın aksini kanıtlayacak bir tek belge geliremediler, mahke- meye bir tek tanık bile çıkarma- dılar. Türk adaletine yine güve- niyonım. Mahkcmenin bu kara- n konusundaki son sözü, yüce Yargıtay hâkimleri söyleyecek- tir" dedi. Çölaşan, Yazıcıoğlu'nun uya- nsı için ise "Kendisine teşekkür ederim, ama neyi, nasıl yazaca- ğımıza kendimiz karar veririz" dedi. Çölaşan, kitabımn bugünler- de 50. baskısının yapıldığım, toplam da 255 bin civannda sat- tığını belirtti. Şu anda "Turgnt Nereden Koşuyor" kitabımn öyküsünü yazdığını, bunun da basın dünyasında "bomba" gi- bi patlayacağını belirten Çöla- şan, bu kitabın da 1991 başın- da piyasaya çıkacağını bildirdi. Piyango milyarderi Salih Dede öldü İZMİR (AA) — Milli Piyan- go'nun 1988 yılı yılbaşı çekili- şinde 5 milyar liralık rekor ik- ramiyeyi kazanan ve kamuo- yunda "Salih Dede" olarak ta- nınan Salih Gümüşçay öldü. Dün gece geçirdiği kalp krizi sonucu, kaldırıldığı İzmir Dev- let Hastanesi'nde ölen Salih Gü- müşçay'ın nüfus kayıtlanna gö- re 81, İcendi ifadesine göre ise % yaşında olduğu öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, Milli Piyango'dan kazandığı parayı aldıktan sonra Karaburun'daki köyunden gelerek İzmir'e yerle- şen ve bir rahatsızlık nedeniyle devlet hastanesinde tedavi gör- düğü sırada kendisine bakan hemşiresi Birsen Gümüşçay ile evlenen Salih Dede'nin cenaze- si, bugün kılınacak cuma nama- zmdan sonra Narlıdere Mezar- hğı'nda toprağa verilecek. Milli Piyango milyarderi Sa- lih Gümüşçay, İzmir'de çeşitli hayır işleri gerçekleştirmiş, bir sağhk ocağı ile bir de "Salih Dede" adını taşıyan lise yaptır- mıştı.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog