Bugünden 1930'a 5,490,587 adet makale



Katalog


«
»

19 EKİM 1990 DIŞ HABERLER CUMHURİYET/15 CUMHURBAŞKANIÖZAL YURDADÖNDÜ Körfez gezimfevkalade yararlıCumhurbaşkarü Özal, Körfez ülkelerine yaptığı gezinin "fevkalade yararlı olduğunu, Türkiye'nin dünya siyasetinde önemli rol oynayan bir ülke durumuna geldiğini" belirtti. ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) — Cumhurbaşkanı Turgut Özal, Türkiye1 nin, Körfez krizinin çözümünde ve çözüm sonrası Körfez'in güvenlik ve istikrarmın sağlanmasında önemli bir rol oynayaca- ğını söyledi. Cumhurbaşkanı Özal görüş- meleri sırasında bu konulann detay ve prensiplerinin konuşulmadığını, ancak Türkiye'nin "önemli bir rol oynayacagının" bölgedeki ülkeler tarafın- dan da kabul edildiğini, kendisinde uya- nan kanaatin böyle olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Turgut Özal dün 4 gün süren Körfez ülkeleri gezisinden Ankara'- ya döndü. Özal'ın son uğradığı ülke olan Suriye'den Ankara'ya gelişinde 2.5 saat- lik bir gecikme oldu. Gecikme nedeniyle Başbakan Yddınm Akbulut ve Özal'ı kar- şılamaya gelen bakanlar havaalanında uzun süre beklemek zorunda kaldılar. Cumhurbaşkanı Özal'ı taşıyan özel uçak saat 14.15'te Ankara Esenboğa Ha- vaalaru'na indi. Özal'ı TBMM Başkanı Kaya Erdem, pistte uçağın kapısında kar- şıladı. Özal'ı karşılayanlar arasında Baş- bakan Akbulut, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necip Torumtay, Dışişleri Ba- kanı Ahmet Kurtcebe Alptemoçin, Ada- let Bakanı Oltan Sungurlu, Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fahrettin Kurt ile Dev- let Bakanları C«mil Çiçek, Vehbi Dinçer- ler, Ercıiment Konukman, Mustafa Ta- şar ve Kemal Akkaya da bulundular. Cumhurbaşkanı Özal havaalanında bir süre dinlendikten sonra gazetecilere ge- zisiyle ilgÜi bilgi verdi. Özal, Körfez ül- kelerine yaptığı gezinin "fevkalade yararlı olduğunu, Türkiye'nin dünya siyasetinde önemli rol oynayan bir ülke durumuna geldiğini" belirtti. Özal, "Butün dunya- da olduğu gibi Türkiye Körfez krizinde oynadığı önemli rol ile Körfez ulkelerin- de büyük itibar kazanmıştır. Bize goste- rilen saygı, önem tahminlerin çok üzerindedir" dedi. Özal, gezisi sırasında Türkiye'nin hak- tan yana olacağını ve BM kararlanna ti- tizlikle uyacağmı anlattığını, bunun Kör- fez ülkeleri nin kendilerini güvenlikte his- setmeleri için de önemli olduğunu söyle- di. Cumhurbaşkanı, petrol ve gazın Kör- fez ülkeleri ve dünya için önemli olduğu- nu, önumuzdeki günlerde petrol konu- sundaki önemin daha da artacağıru san- dığını kaydetti. Suudi Arabistan'da bütün üst düzey yetkililerin kendisini karşıladı- ğını dile getiren Özal, bölgedeki ziyaret- leri sırasında liderlerle özel dostluklar ge- liştirdiğini ve karşılıkh ilişkilerin bundan sonra ziyaretler ve temaslar yoluyla da- ha da geliştirileceğini umduğunu belirtti. Körfez krizinde barışçı çözüm için BM kararlarına tavizsiz uyulmasının gerekli- liğini bölgedeki ülkelerin liderlerine an- lattığını ve kararların uygulanabilmesi için sabırb ojmak gerektiğini söylediğini dile getiren Özal, "Irak'a bu şekilde baş- ka bir çıkış yolu olmadığını göstermek ge- rek. Yoksa bu, herhangi bir şekilde dün- yanın başka bir yerinde tekrar yaşanabilir" diye konuştu. Körfez sorununun çözümü ve sonrasın- da bölgenin güvenlik ve istikrara kavuş- masmda Türkiye'nin önemli bir rol oyna- yacağını söyleyen Özal, bunun Körfez ül- kelerinin liderleri tarafından da kabul edildiğini açıkladı. BAĞDAT Irak'tan 21 dolara petrolPetrol Bakanı Issam El- Çelebi, isteyen her ülkeye 21 dolardan petrol verilebileceğini ve parasının krizin çözümünden sonra alınacağını söyledi. Irak'ın dün yaptığı öneri sırasında petrol fiyatları 35 dolardan işlem görüyordu. Dış Haberler Servisi — Irak'tan BM kararları çerçevesinde uygulanan ambar- goyu delmek için yeni bir taktik daha. Irak, ABD de aralarında olmak üzere is- teyen her ülkeye varili 21 dolardan petrol satabileceğini bildirdi. Bağdat'ın "ucuz petrol" önerisini açıkladığı sırada, petrol fiyatlan borsalarda ortalama 35 dolar ci- vannda işlem görüyordu. AFP'nin haberine göre Irak Petrol Ba- kanı Issam El-Çelebi, dün Irak resmi ha- ber ajansı tarafından yayımlanan açıkla- masında, tüm ülkelere 21 dolardan pet- rol vermeye hazır olduklarıru belirtti. Çe- lebi açıklamasında, "Irak Devlet Başka- nı Saddam Hüseyin, insani sorumluluk- lar nedeniyle petrolün varil başına 21 do- lardan isteyen her ülkeye, hatta ABD'ye bile satılması yolunda karar aldı" dedi. Çelebi, varil başma 21 dolarlık fiyatın, son OPEC toplantısında ahndığını anım- satarajc bu fiyattan satacağı petrolün pa- rasının, Körfez krizinin çözüme kavuşma- sından sonra alınacağını söyledi. Irak'ın Kuveyt'i işgal tarihi olan 2 ağustostan iki hafta önce yapılan OPEC toplantısında, bflyülc tartışmalardan sonra 21 dolarlık fiyat üzerinde anlaşma sağlanmıştı. Irak bu toplantıda, petrolün varil başına fıya- tının 30 dolar olması konusunda ısrarlı tir tutum izlemişti. Siyasi gözlemciler, Irak'ın yaptığı son önerisinin, BM kararlan çerçevesinde uy- gulanan ekonomik ambargoyu "delmek" amacı taşıdığını belirtiyorlar. Irak, daha önce de Üçüncü Dünya ülkelerine, taşı- ma kendilerine ait olmak koşuluyla be- dava petrol vereceğini açıklamıştı. Göz- lemciler, 21 dolarlık yeni önerinin kabul görmeyeceğini söylediler. FRANSIZ ASKERLERİ TATBİKATTA — Suudi Arabistan'a guıtuerncıı transız askerleri Irak sının yakınında gaz maskeleri ile tatbikat yapıyorlar. (Fotoğref: AFP) Newsweek KISSINGER'LA KÖRFEZİ GORUŞTU: Zamanımız daralıyorABD'nin eski Dışişleri Bakanı: "Washington, bölgeye 200 bin asker gönderdikten sonra 1983'te Lübnan'da olduğu gibi geri çekilemez." KöNUK YAZAR Dış Haberler Ser- visi — ABD'nin eski Dışişleri Bakanı Dr. Henry Kissinger, Körfez krizinin ilk günlerinde Irak'a karşı kısa sürecek bir 'cerratai operasyon'- önermişti. Kissinger'- ın bu önerisi kimi çevrelerde tepki ya- ratmış, eski Dışişleri Bakanı savaş kışkırtıcılığı ile suçlanmış- tı. 'Newsweek' dergisi son sayısmda Kis- singer'la Ortadoğu'daki son gelişmeleri görüştü. Kissinger'ın görüşleri şöyle: "Doğu Kudüs'teki olay, Filistin'le Ku- veyt işgalinin bağlantüı olduğu yolundaki iddiaların güç kazanmasına yol açtı. Be- nim görüşüme göre Doğu Kudüs olayı her şeyden önce şunu göstermiştir: Dün- yanın bu bölgesinde tek hedef çevresin- de sürekli bir koalisyon kurabilmek ola- naksızdır. Çünkü çok sayıda başka sorun- lar ve kendi sorunlanna öncelik tanınma- sını isteyen çok sayıda insan var. Bu ne- denle ABD dikkatleri tek sorun üzerin- de uzun süre odaklaştıramaz. Sadece Arap-lsrail anlaşmazlığı yok; Arap dün- yasında birçok sorun var. Suriye-Irak sürtüşmesi, Lübnan iç savaşı, terorizm... Bu sorunlar ABD'nin önceliklerinden ba- ğımsız olarak kendi ivmelerini kazanabi- lirler. Bu tablonun ABD açısından anlamı nedir? Şudur: Irak sorunu bir iki ay için- Körfez krizinin özü, ucuz petrol HALUK GERGER Körfez bunakmı üzerine hemen her şey yazıldı, söylendi. Günlük yaşamı belirle- yen, yığmlann merak ettiği, iletişim araç- lannca işlenen, spot ışıklarının önünde cereyan eden ve dolayısıyla da asıl ilgi odağını oluşturan aktüel boyut ise doğal olarak öne çıktı. Bu, uluslararası politi- kanın doğasmda vardır; onu yığınların görüntüde de olsa oturma odasına kadar getirerek bir anlamda demokratikleştirir, ama öte yandan da popüler söylemde eri- terek harcıâlemleştirir; sansasyonel pırıl- tılarla sunulunca da aynı yığınJan körleş- tirir. Oysa bazen film daha bitmemiş, kah- ramanlar son tiradlarını söylememiş, he- yecanlar dinmemişken de serinkanlı bir tarihsel .perspektif yararh ve gerekli ola- bilir. Tarihsel gelişimin öyküsü, doğası ge- reği bir kurgu içerir. Kurgunun kaçınıl- maz tutarhhğı ise öyküye "determinist" ya da "komplocu" bir hava verir. Ayn- ca> günlük olayların yanıbaşındaki ışıltı- sı ve somutluğu karşısında hevecanlanan, meraklanan ve bilgiyi neredeyse avuçla- nnın içinde duyumsayanlar ile "tarihsel perspektif 'ten cıkarlan gereği oldum ola- sı hoşlanmayanlar "bu saçmalık da ne- reden çıktı şimdi" diye kızarlar. Aslında her iki grup da haklıdır öfkelerinde, ama "tarihsel perspektif" sadece ikinciler açı- sından zararhdır; birinciler içinse karma- şık ve acı gerçeğin o hazmı zor, ama ge- rekli öyküsüdür yalnızca. Biz bu dizide "nankör" olanı üstlenip bunahmın ve Türkiye'nin tavrının tarih- sel arka planı üzerinde duracağız. Bunu yaparken de birçok önemli unsuru çö- zümleme dışı bıraktığımızı bilerek sade- ce gerektiği ölçüde öne çıkanlmayan öğe- leri vurgulayarak bir çerçeve çizmeye ça- Uşacağız. Bu yazı da dışanda bırakılmış öteki önemli öğelerle de tamamlandığın- da, umulur ki bu çerçeve bunalımı, taraf- ların tavırlarını ve bunaüm sonrasını da- ha iyi kavramaya neden olabilir. O zaman görülecektir ki aktörler, tavırlan, yaptık- lan, vs. bu ölümlü dünyanın çizmeye ça- lıştığımız çerçevesinin içini doldurmaya uyarlanmış, önem ve anlamlan büyük ama bu işlevleriyle koşullanıp belirlenmiş gündelikçi rollerin parçalarıdırlar. Petrol fiyatı Saddam'ın bir ilkel militarizmle örül- müş hoyratlıkla Kuveyt'i işgalinin "başlattıgı" bunahmın yakın tarihsel ar- ka planına petrolün fiyatı ile başlamak yararlı olabilir. Bu, zamanında Ortado- ğu'nun siyasal haritasını çizerken ve ken- dine bağlı şeyhükler, emirlikler yaratırken emperyalizmin ne denli uzak görüşlü ol- duğunu göstermesi açısından da ilginç olabilir. Emperyalist ilahların iki keskin kıbcı var: Arz ve talep. Sistemin başat güçleri bu iki kılıa da ellerinde tutmak isterler ki cezalandırmak gerektiğinde kullanmn başını vurabilsinler ve tanrılar tanrısı Z«us (fiyat) da bu iki kıücın tan- rılar sofrasında (piyasa) çakışmasıyla is- tikrara, huzura kavuşabilsin. Biz ölüm- lülerin yaşadığı dün>'ada ise petrol üreten ülkelerin her biri Petrol Üreten Ülkeler örgütü'nce (OPEC) belirlenen kotaları kadar petrol üretip uluslararası piyasaya sunarlar (arz ederler) ve bu piyasadaki ta- leple orantıh olarak da petrolün fiyatı be- lirlenmiş olur. Bir başka ifadeyle, üretici ve tüketici serbest piyasada beh'rli bir fi- yatta buluşur. Ya da kitaplar öyle yazar. Petrolün, bunalımdan önceki fiyatı va- ril başına 17-18 dolardı ve OPEC'in he- defi bunu zaman içinde 18-21 dolar ara- sında tutmaktı. Ama serbest rekabet ve piyasanın ilahları ucuz petrol istiyorlar- dı. Kabaca, dünya nüfusunun % 10-15'ini oluşturan, buna karşılık dünyada tüketi- len tüm enerjinin 2/3'sinden fazlasını yu- tan sanayileşmiş Batılı ülkeler, bu açık haksızlığı bir de ucuza kapatmak, gaspı açık yağmaya dönüştürmek amacınday- dılar. Işte şeyhlikler, emirlikler bu noîc- tada devreye sokuluyorlardı. Kendi kota- larının çok üzerinde petrolü piyasaya sü- ren bu yapay devletçikler, tanrılar adına arz kılıcını sallıyor ve petrolün varil ba- şına fiyatını bunalımdan önce 13 dolara kadar düşürüyorlardı. Örneğin Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri, bunalım öncesi aylarda kotalannm iki misline tekabül eden miktarda petrolü (günde yaklaşık 4 •milyon varil) uluslararası pazara sevk edi- yorlardı. Böylece de, örneğin Nijerya gi- bi halkını doyurmak ya da tran gibi yı- kılmış ekonomisini yeniden inşa etmek gi- bi bir zorunluluğu bulunmayan, aksine Batılı banka ve yatınm fonlannda milyar- larca birikmiş dolan bulunan bu şeyhler ve emirler, petrol gelirinden şu ya da bu ölçüde yardım gören yüz milyon Arabın cebinden ayrıca para çalıyor, hatta pet- rol rezervlerini de tüketerek gelecek ku- şakların ceplerine de ellerini uzatıyorlar- dı. Amaçlarıysa tekti: Batılı sanayileşmiş ülkelerin daha ucuz petrole konmalarını sağlamak. Kulluk ettikleri tanrılar adına gözleri dönmüştü şeyhlerin ve daha doğ- mamış cocuklara kefen biçiyorlardı. Şimdi petrol fîyatının fırladığına bak- mayın. Saddam elindekini bedava vermek için yalvanyor, ABD de 200-300 yıllık Su- udi rezervlerinin üstüne oturmuş durum- da. Artık arz kılıcı da kullardan tannla- rın e:lne geçti... Tannlar kitap mdirirler. Amerikan baş- kanları da kendi adlarına doktrin daya- tırlar insanoğluna. Denir ki Tanrı insani kendi "gül cemal"inden yaratmıştır. Ame- rikan başkanları da dünyayı "Amerikan yaşam biçimi"ne göre yeniden oluştur- mak isterler. Amerikan dış politika tari- hine bakıldığında, her doktrin sahibi baş- kana dünyanın belirli bir bölgesinin düş- tüğü görülür. Örneğin Batı yarımküresi için Monroe Doktrini, Kuzey Atlantik için Truman Doktrini, Ortadoğu için Ei- senhower Doktrini. Doğrusu Tanrı her— hangi bir bölgeyi herhangi bir ABD baş- kanının doktrininden korusun! Neden mi? Bir düşünün, Monroe Doktrini'nin ilanından bu yana ABD ordusunca işgal edilmemiş kaç Güney Amerika ülkesi bi- liyorsunuz? Akhnıza gelebilecek bir iki- si de Pentagon'da yetişmiş kendi ordula- nnca işgal edilmiştir, 1973 Şilisi gibi. Tru- man Doktrini deyince de usunuza soğuk savaş, nükleer silahlar, Amerikan Usleri gelmiyor mu? Eisenhower Doktrini ile 1958'de ABD'nin Lübnan'ı işgalini ve bu iş için de Incirlik'in kullamldığını hepi- miz biliriz. Hatta 27 Mayıs'ı yapan asker- ler de, iç muhalefetin Amerikan dosnı hü- kümetleri devirmesini "beynelmilel ko- miinizmin bil vasıta tecavüzü" sayan il- kesi gereği Amerika'nın Eisenhower Dok- trinini kullanarak Türkiye'ye müdahale etmesinden korkmuşlardır ilk başlarda. 198O'de benzer sözcükleri bir başka bölge için Carter dile getirdi ve kendi dok- trinini yarattı: "Körfez bölgesi Amerikan yaşamsal çıkarlarıyla yakından bağlantı- lıdır, buraya yapılacak bir dış müdahale- ye karşı silahlı güçle karşı koyarız vs." Ar- kadan Reagan ve Haig eksik kalan kısmı tamamladılar: "Valnız dış müdahale de- gil. bölgedeki rejimler için muhalefetle değiştirilirse de güç kuilanınz" dediler ve Eisenhower Doktrini'nin ünlü "dolaylı saldırı" kavramını Körfez'e uyarladılar. Yann: Türkiye'nin tavn de çözüme bağlanmalıdır. Savaş tamtam- lan çalmıyonım. Sonınu barış ya da sa- vaş şeklinde ortaya koymak istemiyo- rum. Yaptınmların etkili olmasını tercih ederim. Ama elimizdeki zaman içinde et- kili olabileceğı konusunda kuşkuluyum. Eğer Körfez'deki girişimimiz başarısızlığa uğrarsa bölgede çok daha büyük felake- te yol açacak bir savaş çıkabilir. ABD, bölgeye 200 bin asker gönderdikten son- ra 1983'te Lübnan'da olduğu gibi geri çe- kilemez. Suudi Arabistan'm hareketli kumlan üzerinde 200 bin askerle oturu- yoruz. Çıkış yolu bulmalıyız Bir çıkış bulmak zomndayız. Bu du- rumun devam edeceğini varsayan bir po- litikaya uzun süre bağlanabileceğimizi sanmak çok tehlikelidir. Statükoyu devam ettirmenin imkânsız olmasının bir nedeni daha var. Kuveyt'- in işgalinden önce bile Israil'e Filistin ko- nusunda hatın sayüır baskı yapılıyordu. Körfez krizi sayesinde Israil biraz zaman kazandı. Ama kriz bitince Israil'e baskı daha da ağırlaşacak.*Nitekim BM'de ts- rail'i kınayan son karan ABD'nin des- teklemesi bu savın somut örneğidir. Ta- bii Körfez krizi olumlu sonuçlarursa, ılımlı Arap dostlarımıza, bizimle işbirli- ğinin Arapların sorunlarının çözümüne katkısı olacağını göstermeliyiz. Eğer Kör- fez'de başarıh olamazsak bölgede olum- lu rol oynama yeteneğimizi yitiririz. Kriz olumlu sonuçlanırsa Washington büyük bir girişim başlatmalıdır. Ancak Israil- Arap anlaşmazlığı konusunda başlatıla- cak bu girişimin çok fazla iddialı olma- ması gerekir. Çünkü fazla iddialı girişim- ler taraflarda aşın umut ve sabırsızlık ya- ratıyor. Bana kalırsa önce bir ara anlaş- ma, sonra da kapsamlı bir banşı hedef- lemeliyiz." NEW YORK BM, Irak'tan tazminat isteyecek • NEW YORK / MOSKOVA (Ajanslar) — BM Güvenlik Konseyi'nin 5 daimi üye- sinin (ABD, SSCB, Ingiltere, Fransa, Çin), Irak'ın Kuveyt'i işgal etmesinden za- rar gören ülke ve kişilerin tazminat iste- meleri konusunda bir karar tasansı üze- rinde anlaşmaya vardığı bildirildi. AA^ nin New York kaynaklı haberine göre BM'deki diplomatlar, karar tasarısının bugün konseyin diğer lOüyesine sunula- cağını belirttiler. Sovyetler Birliği Başkanı Mihail Gor- baçov, Körfez bunahmının çözümü için özel temsilcisi aracılığıyla diplomatik gi- rişimlerini sürdürürken Bağdat rejimine önemli bir mesaj sayılabilecek bir ifadey- le, "Ortadoğu'daki sorunlara global bir çözüm aranması gerektiğini" söyledi. Gorbaçov'un onceki gün ABD Savun- ma Bakanı Richard Cheney ile yapuğı gö- rüşmeye ilişkin resmi açıklama, TASS ta- rafından yayımlandı. Açıklamaya göre SSCB lideri, ABD Sa- vunma Bakanı'ndan Başkan Bush'a, Moskova'nm, BM Güvenlik Konseyi'nin kararlarında ifadesini bulan Körfez soru- nuna ilişkin kararlılığını sürdürdüğünü ve Helsinki doruğunda, görüşbirliğine van- lan noktalara bağlı kalmaya devam ede- ceğini iletmesini istedi. Gorbaçov, ülkesinin sorunun siyasi yol- lardan çözümü için de elinden gelen ça- bayı harcayacağını vurgularken Kudüs 1 te 20'den fazla Arap göstericinin öldüğü olaya atıfta bulunarak, "Bu kanlı olay- lar, Ortadoğu'daki sorunlara global bir çözüm bulunması gerektiğini gösteriyor" şeklinde konuştu. Şimdiye dek, önerilen bu konferansın Körfez sorununu da ele alması gerektiği konusunda açık bir istemde bulunmamış olmakla birlikte, Sovyetler Birliği'nin, en üst düzeydeki yetkilisinin ağzından Orta-' doğu'da global çözıim arayışını destekle- mesinin "dikkat çekici" olduğu belir- tiliyor. Körfez krizine ilişkin diğer bir gelişme- de ABD Dışişleri Bakanı James Baker, Irak'ın ekonomik ve siyasal açüardan yal- nızlaştınldığını belirterek yaptınmların devamı konusunda sabırlı olunmasıru is- tedi. HÜSEYİN USTUN özgürlük ve Demokrasi savaşımcdanndan birini daha yitirdik. Anıları mücadelemize önder olsun. Cenazesi 19.10.1990 Cuma günü öğle namazından sonra Kartal Merkez Camisi'nden kaldırılarak, Soğanlı Mezarhğı'na defnedilecektir. SHP KARTAL İLÇE ÖRGÜTÜ ADINA İLÇE BAŞKANI YILMAZ BAKITKAL HUSEYİN USTUN O ÖLMEDİ 25 yıl bu ülke insani ile her koşulda; düğünde, bayramda, hapis ve işkencede beraber oldu. 43 yıllık yaşamında, 43 tane yiğit ve nice 25 yıl kalp kalbe, demokrasi kahramanları bıraktı. Ailesi ve dava arkadaşlarının başı sağolsun. SHP'Lİ ARKADAŞLARI ADEVA RÜŞTÜ ALTINER HUSEYÎN USTUN Onurlu Yaşamın Yaşantıma Örnek Olacak UNUTULMAYACAKSIN. ŞAZİYE RANA Türkiye'nin en dlijün taiontan NİŞANTAŞI I RESTAURANT Düğün Salonlan M 16. nF<ell-r<9Bkli 19. XX» Ra*14762 39/147 7*40 Salanlaruuz kliaalı ve 400-10no İNGİLİZCE'yi 6 ayda konuşun. Sizi Amerikalı dostlarınızla buluşturalım. Tel.: 349 48 57 DHMl'den verilen Atatürk Hava Limanı'na giriş kartımı kaybett'm. Geçersizdir. ALEXANDRE BALAHONSKt Nufus cuzdanımı, ehhyetımi ve emekli karnemi kaybettim, hukumsuzdur. OKTAY ÖZKAN * \ll IIKSEBICILIR • \1 \Lİ ML SA\ İRU-R 80286 CPU; 16 MHZ; 1 MB RAM 14" Mooitör, 102 Tuş Klavy», Corpormtlor MS-DOS 4.00 40MB H«Tİ W * 9 Pin 136 Coton 360 cps hız MİKROLINE 321 YAZICI ENTEORE PROGR4MLARI | • MUHASEBE BÜROLARl > (Iştetme. Bordro. Genel Muhasebe, Bilgi Bankası) r\ * İŞYERLERİ MUHASEBE DEPARTMANLARI 52 (Stok.Can,Fatura.lrsaliye,Çek-Senet. Muhasebe) + FetvaYokuîuNo:40«Süleymaniye-IST. Tel: 526 70 09-511 47 96 Fax: 513 11 69 Muhasebcciuin dostu . p AflC. AiMrian RaMvcti Coporalion'un Tûrtoy»ı* kk pfei Temata Tameks VŞ * . OKh* Tttttyrtto t** Mmsiıs MİKH0TB( ^ ş '*.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog