Bugünden 1930'a 5,414,003 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

16 EKİM 1990**** PRENSESE BİR DEMET ÇİÇEK — İngiltere Kraliçesi Elizabeth'in gelini Prenses Diana geçen günlerde Londra'daki PaJladium Tiyatrosu'nda merkez yararına düzenlenen bir geceye katıldı. Bu arada bir şiikran ifadesi olarak 7 yaşında bel kemjğinden basta bir kız çocuğundan da bir demet çiçek aldı. (Fotoğraf: AP) Turizmcinin deniz kazası ATİNA (AA) — Kuşadası'n- da turizmcilik yapan Siileyman Sevim (49), yelkenli teknesiyle Ege Denizi'ndeki İkarya Adası'- ndan Pire'ye giderken denize düşerek kayboldu. Tinos Liman Müdürlüğü'nden edinilen bilgi- lere göre, 'Serpil' isimli Alman bayraklı yelkenli teknesiyle Ku- şadası'ndan Pire'ye giden Sü- leyman Sevim, önceki akşam kı- zı Serpil Sevim (20) ile birlikte İkarya Adası'ndan hareket eı- tikten sonra hızı 9 boforu bulan fırtına ve dalgaiar yiizünden ro- tasını kaydetti. Mikonos ile Ti- nos adaları arasında şiddetli akıntıya kapılan Hüseyin Se- vim, teknesini kurtarmaya çalı- şırken, güvertenin üzerinden aşan dalgaiar tarafından sürük- lenerek denize düştü. Şili'de insan hakları için konser şiii'nin başkenti Santiago'da. insan haklanna destek vermek ama- cıyla Uluslararası Af Örgutü'nün diizenlediği konserler bü- yük ilgi topladı. Önceki gün Santiago Stadı'nda yapılan ve Sting, Sinead O'Connor gibi şarkıcılarla The \ew Kids oa the Block topluluğunun şarkılar söylediği konsere 150 bin kişi katıldı. (Fotoğraf: AFP) Avrupa çekilişinde çifte şans ANKARA (ANKA) — Milli Piyango İdaresi'nin de katılaca- ğı Avrupa özel çekilişinde tek bi- letle çifte şans elde edilecek. 20 ekimde Brüksel'de yapıla- cak çekilişe Türkiye'nin yanı sı- ra İspanya, Fransa, Portekiz, İs- veç, Belçika, Isviçre ve Lüksem- burg katılacak. Özel çekilişin en büyük ikramiyesi 15 milyar lira (4 milyon ECU) olarak belirlen- di. Ayrıca ulusal ölçekte de en büyük ikramiye olarak 4 milyar lira verilecek. TV'den naklen yayımlanacak çekiliş, üç aşamada gerçekleşti- rilecek; birinci aşamada numa- ralar, ikinci aşamada talihli ul- ke, son aşamada da numarala- rın önünde yer alan harfler be- lirlenecek. CUMHURİYET/19 CHER'İN YENİ KILIĞI — Oscar ödüllii Ermeni asıllı Amerikalı sinema oyuncustı ve şarkıcı Cher aynı zamanda kılıktan kılığa girmesiyle de tanınıyor. Önceki gün Londra'nın Heathrow Havaalanı'nda başında geniş kenarlı şapkası, göziinde siyah gözlükleri ve sırtında meşin ceketiyle Cher'i görenler onu tanıyamadılar. (Fotoğraf: Reuter) HABERLEREV DEVAM OLAYLARIN SHP'den Dışişlerine sıkı KDV carptı ARDENDAKI GERÇEK (Baftarofı 1. Sayfada) imajı verir" düşUncesiyle idam cezalarını "askıya almıştı". Ne var ki bu 'İmajı" vermek ıçın bütün çabalar boş çıkmtşu. Öy- leyse ne yapmalıydı? "fmaj"ya- ratmaya çalışmayt bir yana bı- rakıp idamlan gerçekleşıirınekte hükümet kararlıydı. Çunku "Türkiye ANAP sayesinde çağ atlamıştı" ama, "gelişmiş iilke imajı vermek "te başarı kazana- mamıştı. Bugün suç işleyen le- 'öristlere gözdağı vermek için on yıl önce eylem yapanları ipe çekmek yararlı olacaktı. Peki, kim bu konuda karar verecek- ti? Hukümet!.. Bir başka deyiş- le yürütme organ/!.. Daha baş- ka bir deyişle de Özal!.. Herke- sin bildiği gibi ortada artık hü- kümet ve \feclis yokıu; Cuın- hurbaşkanı Özal'ın dediği olur- du. ASAP'ın, parıi, ıneclıs grıı- bu, Başbakan ve Bakanlar Kıı- rulu olarak bütünüyle kadehni Özal'a bağladığı ve cumhurbaş- kanının iki dudağı arasından çı- kacak emirleri beklediğini ka- muoyu biliyordu. Devlet Bakanı Keçecıler'in açıklamasında A NA P huküme- tinin felsefesi ortaya çıkıyordu. Demek ki siyasal iktidar Baıı dünyasınm gözlerinı boyamak için idam cezalarını askıya al- mıştı; şimdi teroristlere gözdağı vermek için yürürlüğe koya- bilirdi. Hiç kuşkusuz Akbulut hükü- metinin Devlet Bakanı boşuna konuşmuyordu; kamuoyunda birden tepkiler patladı; basın ve muhalefet, bu ilkel tutuına kar- şı gerekli uyarıları dile getirdiler. Ancak Devlet Bakanı Keçecı- ler'in ortaya koyduğu öniem re- çetesinin uygulandığını da var- sayarak düşünmekte yarar var. Diyelim ki ANAP iktidarı yiık- selen teröre karşı on yıldan beri hapishanelerde bulunan eskı ey- lemcileri darağaçlanna dizdi Bu ilkel yöntenı teröristin ekmeği- ne yağ surecektir; kan davaları- nı bileyecek, Türkiye'yi uçuru- ma sürüklemek isteyenlerin oz- ledikleri ortaını yaratacaktır; te- rör, eksilmeyecek, tırmana- caktır. Çünkü teror, zulüm ve adalet- sizlik orıamında daha çok boy atar. Son günlerde birbiri üstüne işlenen cinayetlerin faillerini bulmakta yetersiz kalan ANAP hükümetinin elindeki suçlulart idam etmeye kalkışması, çaresiz- liğinin dışavurumudur. Bu ikti- darın bir an önce genel seçim- lere giderek "milli irade'ye yol vermesi, Türkiye'ye yapabileceği en büyük hizmettir. Eloette bu hizmet yalnız ülke- ye yönelik değildir; halkın yüz- de 80'ini karşısına alan bir ikti- darın yazgısı için de hayırhdır. • • • Irak adına (Baştarafı 1. Sayfada) keri birlikler ile Incirlik, Pirinç- lik ve Batman hava üsleri hak- kında bilgi sağlamaya çahştığı saptandı. Konuyla ilgili kaynaklar, Türk vatandaşı olan Alver'in fa- aliyetleri karşılığında Irak gizli servisinden ayda bin dolar ma- aş aldığını, haziran 1990'da Bağ- dat'ta 15 günlük özel eğitim gör- düğünü bildirdiler. Alver'in fa- aliyetlerinin uzun süredir Milli Istahbarat Teşkilatı (MİT) tara- fından izlendiği, Irak askeri is- tihbaratına hizmet ettiği tespit edildikten sonra da suç delille- riyle birlikte yakalandığı kayde- dildi. AnkaraDevlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) tarafından yürütülen soruşturma sırasında suçlarını kabul eden Alver'in Adıyaman'daki evinde, Irak gizli servisine verdiği dokümanların birer kopyasının bulunduğu be- lirtildi. Soruşturmayı yurüten Anka- ra DGM Başsavcısı Nusret De- miral AA muhabirine yaptığı açıklamada, Alver hakkında, "Milli güvenlik aleyhinde ve bö- lücii örgütlerle ilgili faaliyette bulunmaktan" soruşturma ya- pıldığını bildirerek, "Sanığın TCK'nın 133. maddesinde açık- lanan askeri ve siyasi casusluk fiilini ika ettiği anlaşümıştır" de- di. Demiral, Alver'in yasadışı bazı örgütlerle de ilişkisi oldu- ğunu kaydetti. (Baştarafı 1. Sayfada) İnönü'nün sorularımıza ver- diği yanıtlar şöyle: — SHP'nin parti olarak dış politikayla daha yakından ilgi- lenmesi, dış politikaya ilişkin kararları iziemesi ve alternatif- lerini iiretmesi açısından bir pla- nınız vtır mı? Kurullay sonrasın- da planlanan yeni atılımlardan dış politika payını nasıl alacak? İNÖNÜ — Dış politikaya yö- nelik çalışmalar da esas olarak gölge kabineyle koordine edile- cek. Gölge kabinenin içinde dış işleriyie ilgili birkaç arkadaşımız olacak. Onlar bu işi takip ede- cekler, tabii, zaten bugun de da- nışman olarak bize destek olan arkadaşlarımız, onlara yardım edecekler. Parti içinden, parti dışından danışmanlık yapanlar gölge kabinedeki bu kişileri doğ- rudan doğruya kendilerine mu- hatap bulacaklar. Dışişleri'ni sü- rekli takip eden bir heyet olarak yanımızda olacaklar. Dışişleri, bu duzenlemeden özellikle yarar sağiayacak. Çiınkü siırekli takip isteyen bir konu. Tek kişinin ya- pacağı iş değil. Ayrıca bizim bir dış ilişkiler sekreterliğimiz var parti içinde. Bu kuruluşumuz da gittikçe artan bir çalışma tempo- su içinde. Dış politikayı belirle- miyor ama oteki partilerle, ya- bancı ülkelerdeki sosyal demok- rat veya demokratik sosyalist partilerle surekli yazışmalar olu- yor. Bu da partinin dış ilişkileri açısından önemli. Ülkenin dış ilişkileri açısından gölge kabine diye adlandırdığım işbölümü içinde, Dışişleri'nden sorumlu birden fazla arkadaşımız olacak. Onların eşgüdümü altında dış politikayı yakından izlemeye de- vam edeceğiz. Tabii ben de de- meç verirken arkadaşlarımdan yararlanacağım. Tabii yurtdışında bizim her- hangi bir olay karşısında davra- nışımızı iletmek üzere aylık bir bülten çok yararlı olacak. Demek istiyorum ki dış ilişki- lerle ilgili çalışmalanmız açısın- dan daha bugunden yoğun bir ağ içindeyiz. Eksikliğimiz, bu alandaki gereksinime bugüne kadar tam bir işbölümü içinde cevap vermemek oldu. Ama bu- nu artık mutlaka yapacağız. — Körfe? krizinde BM'nin askeri çözüme yönelik bir kara- rı çıkarsa partinizin tutumu ne olacaktır? İN'ÖNÜ — Körfez'de ortaya çıkan hukuk ihlali eninde so- nunda çözülecektir. Bunu çöz- mek milletlerarası hukukun yap- ması gereken bir görev. BM'nin buna karşı çıkması devam ede- cek ve eninde sonunda çözüle- cektir. Bu tabii barış içinde çö- zülecektir. Bir savaş ile hele iki- li bir savaş ile çözülmesi müm- kün değil. Ikili bir savaş bir ta- rafın galibiyeti ile biter. Ama uluslararası hukuk yerine getiril- memiş olur. Amerika Irak'ı ye- ner, ama sorun bitmez. Bizim dediğimiz sorun çözülmez. Biz barışçı çözümü destekliyoruz, bir süper gücün Irak'tan güçlü olduğunu göstermesini değil. Dolayısıyla ikili ya da beş-altılı savaşla çözüm arayışları ile de uluslararası hukuk yerine gelmiş olmaz. Böyle bir çözüm çözüm değil... — Birleşmiş Milletler böyle bir karar alirsa, bizim yerimiz ne olur? İNÖNÜ— BM karar alirsa, her ülkeden asker ister. Tabii bu- nun uluslararası hukuk düzeni içinde olduğu söylenebilir. Bu- na karşı çıkmam. Ama burada bizim yerimiz ne olacak meselesi var. Bizim yerimizin silahlı bir harekette olmasına gerek yok- tur. Çünkü, öyle bir hareket, her ülke ile BM'nin temasa geçme- sini, nasıl bir yardım yapacağı- nı sormasını gerektirir. Her ül- keyle ayrı ayrı anlaşma yapma- sı gerekiyor. O zaman da bizim durumumuz meydanda. Biz za- ten Irak'a komşuyuz. Başka ye- re asker göndermemize hiç ge- BAŞKENT GÜMJERİ Müşerref Hekimoglu 7000 lira (KDV içinde) Çagdaş Yayınlart Türkocağı Cad. 39-41 Cağaloğlu-tstanbul Ödemeii gönderilmez. İL.htanbul Tıp Fakültesi 4. sınıf ^cartım^ kaybeıtim. Hukumsuzdür. SİLGÜN İLCEZDI rek yok. Oldufumuz^ibi dursak da önemli bir katkı yapıyoruz Irak'ın uluslararası hukuk için- de tutulması için. Bizim başka yere asker göndermemizi zaten kimse isteyemez bizden. O açı- dan bizim BM'nin kuracağı bir askeri güce de asker gönderme- mize gerek yok. Böyle bir şey is- temek de makul değildir. Bu karşıhklı anlaşmayla olacağına göre 'zaten biz buradayız' deriz mesele kalmaz. — BM böyle bir karar alirsa sizce ne olur? tNÖNÜ — BM böyle bir ka- rar alirsa, Irak savaşı göze ala- maz. Dünyanın karşısına çıkara- cağı bir askeri güce karşı savaş- manın anlamı yok. Cihat fikri de yetmez. Çünkü karşısında Müslümanlar da var. 'Doğu Batı' diye de savunulamaz, çün- kü yine karşısında hem Doğu hem Batı var. Ama eninde so- nunda çözüm denilebilecek yak- laşım, BM'nin tam karan ile herkesin katılması ile sağlanır, askeri güç kullanmaya gerek kalmadan sağlanır. Şimdiki am- bargonun devam etmesi, diplo- matik baskılar ve Irak'ı ikna için başka yollar bulunması... Irak'ın onurunu kurtarmak da tabii ge- rekli ve mümkündür. Yanlış bir hareket yapmıştır. Tabii devlet- ler yanlış bir hareket yapınca ne- dense insanların yanlış hareket yapmasından daha ötede bir mazeret bulmak gerekiyor. 'Bir kişi yapınca yanlış da yüz kişi yapınca elbet bir gerekçesi vardır' deniliyor. Aslında bu da yanlış tabii. Ama bir diploma- tik yolu var. Nitekim başladılar, Bush söyledi, Mitterrand da söyledi. Ortadoğu'da hukuku tek ih- lal eden Irak değil. Lübnan'da- ki durum içler acısı, İsrail'in Fi- listinlilere yaptığı insanlık dışı uygulama. Bunlar da bir an ev- vel bitmesi gereken hukuk ihlal- leri. Bunları da ele almak gere- kir. Böyle bir yaklaşım içinde Irak da onurunu kurtarabilir. Saddam da diyebilir ki "yıllardır devam eden İsrail-Filistin mese- lesi, bizim Kuveyt'e girişimizle çözüm noktasına gelmiştir. Ben de şerefle çekiliyorum Kuveyt'- ten...' 'Siz yanlış anladınız, be- nim de başmdan beri istediğim buydu. Yaşasın Irak-Filistin dostluğu, Kuveyt de kendi başı- na kalabilir' diyebilir. Pekâlâ bu olur. Bunun için kan dökülme- sine gerek yoktur. Böyle bir an- laşmada, Irak da bir anlamda fedakârhk yapmış olur. Ama Irak'ın bütün dünyaya karşı sa- vaşmasında bir anlam yok. Sad- dam Hüseyin de bu konuda mantıklı olur. Çünkü devletin başına geçenler delilik yapamaz- lar. Geçmişte delüer çıktı, ama Saddam Hüseyin'in öyle bir şey yapmasına gerek görmüyorum, anlam veremiyomm. Bu ani bir şeydi, şimdi o da yavaş yavaş du- rumu görüyor. Benim kanım bu iş, kararlı diplomatik yaklaşım- lar, başka çözüm yollan ile ba- rış içinde çözülür. Lübnan, Fi- listin için konferanslar düzen- lenmeli mesela. BM için de bu önemli bir sınavdır. Tabii silah gönderilmesi kesin olarak ön- lenmeli. ANAP'tan (Baftarafi 1. Sayfada) lerinden birisi başkan olarak atanacak. İllerde boşalan bele- diye başkanlıklarına İçişleri Ba- kanı, ilçelerde ise valiler tarafm- dan yenisi seçilinceye kadar ata- ma yapılacak. Belediye başkanı- nın raporlu veya izinli olması halinde, İçişleri Bakanı bir Mec- lis üyesini geçici olarak görevlen- direcek. Mahkûm olma durumu Belediye başkaru geçici olarak görevden aynlması halinde, ye- rine görev yapmak üzere belir- leyeceği başkanvekilini mahallin en büyük mülki amirine ve baş- kanvekiline durumu yazılı ola- rak bildirecek. Başkanvekilleri- nin değiştirilmesi de aynı usulle gerçekleştirilecek. Görevi kötüye kullanma veya herhangi bir suçtan en az 6 ay hapse mahkûm olma durumun- da, İçişleri Bakanı'nın bildirisi üzerine Damştay kararıyla Bele- diye Başkanı "seçilme yeterliliğini" kaybedecek. Saygın'ın önerisi TBMM Baş- kanlığı tarafından îçişleri Ko- misyonu'nda sevk edildi. (Baştarafı 1. Sayfada) nel Başkanı Erdal Inönu, yeni KDV oranlarının hayat pahalı- hğını, enflasyonu daha da art- tıracağını belirterek "KDV oran- larındaki yükselme, halkımızın geçim sıkıntısını daha da arttıracaktır" dedi. DYP İstan- bul İl Başkanı Orhan Keçeli de dun uygulanmaya başlayan KDV'nin yeni artışıyla vatanda- şın boğulma noktasına geldiği- ni söyledi. Cumhuriyet Ege Bürosu'nun haberine göre Ege Bolgesi Sana- yi Odası Başkanı L'ğur Yüce, "Yeni uygulama vergi kaçağını teşvik edecektir" dedi. Yuce, sa- nayicinin KDV oranını ürettiği ürune yansıtacağını, bunun pe- rakende satıcılarda daha büyük boyutlara varacağını da sözleri- ne ekledi. Izmir Esnaf ve Kuçük Sanatkâr Dernekleri Birliği Baş- kanvekili Cahit Aftıngöl, "Fatu- rasız, fişsiz, belgesiz satış döne- minin başlamasından korkarız" diye konuştu. Esnaf dernekleri başkanları, KD\ r oranlarındaki değişikliklerin kendileri için bi- kıntı yaratması bir yana, fatura- sının tüketicilere çıkarılacağı gö- rüşünü dile getiriyor. EBSO Meclis Başkanı Şinasi Ertan ise KDV oranlarının artışının Kör- fez krizinin bir faturası olduğu- nu kaydederek "Kamu açığı, bütçe açığı giderek büyüyor. Bu- nu kapatmak için bir uygulama, ancak zamanlaması yanlış" de- di. İlaç zammı Öte yandan yaklaşık 150 ila- ca yüzde 1 ile yüzde 21 oranın- da zam yapıldı. Sağlık Bakanı Halil Şıvgın "Artık 1985 yılın- da yürürlüğe giren ilaç fiyat ka- rarnamesinin uygulamaya kon- duğunu, ilaç firmalannın yıl içinde ilaç kârlılık oranının yüz- de 20'yi geçemeyeceğini" bildir- di. Çok sayıda ilaç firmasının zam istemiyle Sağlık Bakanlığı'- na yaptığı başvurular sonucu bu firmaların ilaçlannın fıyatlanna yüzde 1 ile yüzde 21 arasında değişen oranlarda zam yapıldı. Sağlık Bakanı Şıvgın, konuy- la ilgili olarak yaptığı açıklama- da 1985 yılında yürürlüğe giren, ancak tam anlamıyla uygulana- mayan ilaç fiyat kararnamesinin artık uygulanmaya başladığını belirterek şunları söyledi: "Kararnameye göre ilacm tek başına kârlılık oranı yüzde 20'yi, finnanın kârlılık oranı ise yüzde 15"i geçemeyecek. Bize başvuruda bulunanların yüzde 20'ye kadar olan taJeplerini kar- şılıyonım. Talepleri yüzde 100'e yakın olan firmalar var. Bizim verdiğimiz oranı az bulup itiraz edenler var. Bunların talebini karşdayamam. Çünkü bir firma yılda ancak yüzde 20'ye kadar zam yapabilecek. Firma fiyat alabilmek için de önce İlaç İş- verenler Sendikası'na başvura- cak ve böylece kendi kontrolü- nü kendisi yapacak. Bakarılık yıl sonunda firmalann zam ora- nını inceleyecek. Böylece yüzde 20'yi aşan firmaların fiyatiarı indirilecek veya firma cezalan- dırılacak." Et-Balık fiyat indirdi Öte yandan UBA'nın haberi- ne göre Et ve Balık Kurumu, et fiyatlarını 500 lira ile 2 bin lira arasında indirdi. Et ve Balık Kurumu Genel Miidürü Recep Mızrak'ın UBA'ya yaptığı açık- lamaya göre kurum satış mağa- zalannda gövde koyTin eıinin ki- losunu 7 bin liraya indirirken di- ğer parça koyun etlerinde de 500 lira ile 2 bin lira arasında fiyat indirimi yaptı. Et ve Balık Ku- rumu yeni fiyatlarla kasaplara da toptan satışlara başladı. KDVLİ HAYAT Orösteadı Inşaat malzemeleri Çanak. Ser. Katebodur {1 m2 ) Çanak. Ser. fayans <1 m2 ) Toprak Ser. beyaz kare (1 m2 ) Toprak Ser. desenlî Yer seramik (10X20) Toprak tavabo Vitra lavabo ECA musiuk YıWız tuğla (8.5'!uk, tane) Yıldız tuğia (13.5'!uK) Baca tuğla Demir Teneke (0.25-0.27X711) SoğuK sa; (0.6X1000Xrulo) Sıcak sac E2.00X1000Xruio) Levha (13.0ÖX12O)X2400) Et (Migros'ta) Kuzu pirzola Kuzu buî Kuzu kol Antrikot Bıftek Eski f i y ^ YMUflyat 32.000 30000 36300 j 41800 36300 86900 70000 30000 231 275 550 2225 1505 1080 1178 13000 13000 12600 20200 19350 Lüks tüketim mallan BayrrHk elekîrikü îermosifon Demirdökûm tüplü sofben SEF Fritöz Deoöoran (8X4) 700000 670000 324000 8750 L 32320 30300 36630 42180 36630 87690 70700 30300 233 278 555 2325 1550 1100 1220 13200 13200 12800 20600 19700 735000 703500 372000 9100 Akaryakıta gizli zam (Baştarafı I. Sayfada) larının yüzde 1.6 ve yüzde 1.4 oranında arttırıldığı belirlendi. Süper benzinde litre başına 17 lira, normal benzinde ise 13 lira olarak belirlenen ilave zammın deniz taşımacıhğındaki fiyat ar- tışından (navlun) kaynaklandı- ğını belirten Petrol Öfisi yetki- lileri, maliyetlerdeki yükselme- yi fiyatlara yansıttıklarını söyle- diler. Ofis yetkilileri süper ben- zinin navlununa 20 lira, normal benzininkine 15 lira ve gazyağı ile motorininkine 10 lira zam ya- pıldığmı biidirdiler. Taşıma ma- liyeılerındeki anış nedeniyle sa- tış fiyatlarının da değiştiğini an- latan yetkililer, KDV artışının üzerine mini bir zam yapıldığı- nı söylediler. Petrol Ofisi'nin zamlı liste açıklamasından sonra açıklama yapan Türk Petrol yetkilileri de Petrol Ofisi ile aynı listeyi uygu- layacaklarını bildirdiler. Petrol Ofisi ve Turk Petrol- den önce açıklama yapan Mo- bil, Shell ve BP'nin de dün öğ- leden sonra yeni liste hazırlama- ya karar verdikleri ve bugunden itibaren satış fiyatlarını Petrol Ofisi'nin fiyatlarına göre ayar- layacakları öğrenildi. İstanbul'da dûnkü akaryakıt satış fiyatiarı (It/TL) Super benzın Normal benzir Motonn Gazyağı Eski fiyat 2650 2368 1904 1907 Petrol 0fte; ve Türkpetrol 2691 2402 1931 1933 Shefl Mobil 2674 , 2696 2389 2391 1924 1925 1921 1922 BP 2675 2391 1927 1924 \ol: Shelt, Mobıl ve BP de fiyatlanm bugunden itibaren Pelrol Ofısı 'ne Röre uyariayacak. Şanlıurfa Tekkelere sıkı takip ŞANLIURFA (Cumhuriyet) — İbrahim Halil Altun adlı ki- şinin bağlı bulunduğu tarikatın şeyhinin telkiniyle üç yaşındaki oğlunu öldürmesinin yankıları sürerken, Emniyet Müdürlüğü kentteki tekkelerle ilgili operas- yonlarına başladı. Şanlıurfa Emniyet Müdürlü- ğü yetkilileri Altun'un ifadele- rinden yararlanılarak "kent merkezinde Kadiri. Rufai tari- katlanyla Nurcular ve Süley- mancılan barındıran sekiz tek- kenin tespit edildiğini" söyledi- ler. Emniyet Müdürlüğü'nden bir üst düzey yetkili tarikat üyele- rinin bazı kamu kuruluşlanna sızdıklarını belirlediklerini belir- terek şöyle devam etti: "Küçük Abdullah olayından sonra bazılan mezarlıklarda, bazıları da kuytu sokaklardaki evlerde bulunan sekiz ivkkede akşamlan toplantılar yapıyor- lar. Burada evlenenlere, askere gidenlere, okuyanlara, parasal yardım yapıyoıiar. Bunlann y ö- neticilerini tespit etmeye çalışı- yoruz." Bu arada olayla ilgili tepkiler de sürüyor: SHP Şanhurfa tl Başkanı Doç. Kadir Polat, "Denizli va- liligine atanan Alpaslan Kara- can döneminde Şanhurfa'nın İran'ın bir kenti görünümüne büründüğünü" söyledi. HEP 11 Başkanı Halil Acar da eğitimsizlik yüzünden insan- lann din istismarcılığıyla rahat- ça sömürüldüğünü ve kullanıl- dığını söyledi. Acar, "Urfa gi- derek dinin ağırlıklı, ancak is- tismar edildiği bir yer haline gel- di. Devlet de sağ eğilimli dini yanı agır basan yöneticileri Ur- fa'ya göndermeye başladı. Bu devletin irticayı desteklediginin kanıtıdır" diye konuştu. Araplar, (Baştarafı 1. Sayfada) "Allah'ın gücüne inanmak lazım" diye konuştu. Cumhur- başkanı Özal akşam da Katar Emiri Şeyh Halife Bin Hamad El Kani'nin ikametgâhı olan Reyyan Sarayı'nda, onuruna verdiği yemeğe katıldı. Özal ye- meğe katılmadan önce Doha'da gezisini izleyen Türk gazeteciler için düzenlediği basın toplantı- sında Körfez krizine ilişkin gö- rüşlerini açıkladı ve temasları hakkında bilgi verdi. Özal, Körfez ülkelerinin im- kânlarını ve paralarını iyi kulla- narak ülkelerinin refah düzeyi- ni yükselttiklerini, aynı şekilde petrol zenginliğine sahip ve su- yu da olan Irak halkının ise sa- vaş nedeniyle son 10 yıldır zor durumda olduğunu belirtti. Özal, şöyle devam etti: "Aslında Kuveyt'in işgalinin ana sebeplerinden bir tanesini insan Körfez ülkelerini gördük- ten sonra daha iyi anlıyor. Es- kiden harpler biraz da ganimel almak için yapılırdı. Bunda da aynı şeyi hissediyorum ben. Ge- rekçe olarak söylenen 'Burası zamanında Irak'ındı' sözleri bir şey ifade etmez. Aksi takdirde tarihi karıştınrsanız herkes bir- birinden hak iddia eder. Bu doğ- ru bir şej değildir." Cumhurbaşkanı Özal, mali durumu iyi olan Arapların, ik- lim koşuîları dolayısıyla yılın dört beş ayını dışarda geçirdik- lerini ve furkiye gibi bir yere gelmeyi "çok istediklerini" söy- îedi. Özal, Arapların gittikleri yerlerde otellerde kalmayı değil, ev satın almayı tercih ettiklerini kaydetti. Birçok ulkenin ve hat- ta Kıbrıs Rum yönetiminin bu imkânı sağladığını hatırlatan Özal, şoyle devam etti: "Biz maalesef bir yanlış anla- ma diyeceğim, biraz inatlaşma mı diyeyim. mütekabiliyet esası diye bir şey tutturduk. Bu yuz- den buraların insanlarına mülk satışına imkân vermiyoruz. Biz- den kimse gelip bu çölden mülk almaz, bakıyorum İngiliz, Fran- sız satıyor, Yunanlısı yapıyor. Rumu yapıyor ve mütekabiliyet istemiyor. Biz maalesef burada bir büyük imkânı kaybediyoruz. Bunun düzeltilmesi lazımdır. Körfez hadistsinden sonra bu imkân Türkiye'ye daha çok ge- lir, ama bunun temin edilmesi gerekir." GOZLEM UGURMUMCU (Baştarafı l. Sayfada) sel bir güvencedir. Bu güvence Özal'ın önerisi ve Keçeci- ler'in de konuşmasıyla yok sayılma noktasına geliverdi. 12 Mart günlerindeki o ünlü "Balyoz Harekâtı" da işte böy- le çağ ve hukuk dışı bir anlayışa dayanmaktaydı. Devrin hükümeti, İsrail Başkonsolosu Elrom'un solcu bir terörörgütünce kaçırılması üzerine MİT'e emir vermiş; "sol- cu" olarak fişlenen yüzlerce aydın Türkiye'nin dört bir tara- fında 18 Mayıs 1971 günü gece yarısı gözaltına alınmıştı. O günden bugüne ne değişmiş? Hiç!.. Yalnızca hükümetler... * * • Gelin; terörden bıktıysanız ve işiniz de yoksa Ankara'da DTCF'ye uğrayalım: Uğrayalım ve şu olayı öğrenelim: DTCF Dekanlığı "Remzi Oğuz Arık Armağam" adlı bir ki- tap çıkarmış. 1987 yılında 360. sıra sayısı ile çıkarılan kitap 418 sayfadır ve 975 - 482.015-8 ISNB koduyla yayınlanmıştır. Kitabı yayına hazırlayan H. Rıdvan Çongur'dur. Tamam mı? Tamam. Pek o kadar tamam değil.. Niye değil? Niye mi? Gelin anlatalım: DTCF Dekanlığı, aynı başlık ve aynı adda, aynı kapak için- de bir başka "Remzi Oğuz Arık'a Armağan" kitabı yayınla- mıştır. Bu kitap da 360 yayın sırasıyla aynı kod sayısıyla ya- yımlanmıştır. Ancak kitap, 418 sayfa değil 300 sayfadır. "Olmaz" demeyin sakın; olmuş. Şu anda iki tane Remzi Oğuz Ârık'a Armağan kitabı var. Biri 418, öbürü 300 sayfa! Ve daha neler olmuş? Yayınlanan ilk kitap ikiye bölünmüş; ikinci bölümü H. Rıd- van Çonkur tarafından "Remzi Oğuz Arık" başlığı ile "Fer- yal Matbaacılık'\a bastırılmıştır. Kitabı Ankara'da Genç Kitap- Kırtasiye'den alabilirsiniz. Kitap 239'uncu seyfaöan başlıyor! Niçin peki? İlk kitap, iki bölümden oluşuyor. 418 sayfalık birinci kita- bın ikinci bölümü 239. sayfasında da H. Rıdvan Çongur'un Arîk hakkında 77 sayfa tutan yazısı ile başlıyor. 300 sayfa- lık kitabın 239. sayfasında da Çongur'un aynı konuda yazı- sı var. Bu yazı 77 sayfa değil 3 buçuk sayfa uzunluğundadır. Fakülte yayımlanna'bakıyoruz; örneğin Doç. Dr Necmet- tin Sefercioğlu'nun yazısı ilk kitapta 317. sayfadan başlıyor; hayret, Çonkur'un fakülte dışında yayınladığı kitapta da Se- fercioğlu'nun yazısı yine 317. sayfadan başlıyor ve yine 355. sayfada bitiyor. 418. sayfalık ilk kitapta Doç. Dr. Önder Göçgün'ün yazısı 357. sayfada başlıyor; 370. sayfada bitiyor. DTCF yayınlan arasında yer alan ilk kitapta, "Remzi Oğuz Arık'ı anlatıyorlar" bölümü aynı sayfa sayıları ile fakülte dı- şında basılan "Remzi Oğuz Arık" kitabında da aynı sayfa sayılannı izliyor Orneğin Prof. Dr. Mümtaz Turhan'ın yazısı her iki kitap- ta da 373-376. sayfalar arasındadır. Şevket Raşit Hatipoğ- lu'nun yazısı da hem fakülte yayınında hem de özel yayın- da 377-385. sayfalar arasında yer alıyor. Resimler ve resim altları derseniz; onlar da öyle! DTCF Dekanı Prof. Dr. Rüçhan Ank, Ankara Üniversite- si'nde Arkeoloji ve Sanat Tarihi kürsülerinin kurucusu si- yaset ve bilim adamı Remzi Oğuz Arık'ın gelinidir. Gelin Bayan Dekan Arık, nasıl oluyor da aynı adda iki ki- tabı fakülte yayını olarak çıkartabiliyor? Yine nasıl oluyor da Dekan Arık, fakülte yayınlan arasında çıkan yazı ve in- celemelerin fakülte dışında aynı sayfa sayılannı izleyerek yayınına ses çıkarmıyor? İlk kitap niçin ikiye bölünüyor? ikiye bölünen kitabın ikinci bölümü nerede saklanıyor? Saklanmıyor da "dışarıda basılsın" diye birılerine mi veriliyor? İlk kitabı yayınlayan "yayın heyeti" böyle kararlar mı veri- yor? Yayın heyeti Başkanı Prof. Dr. Tahsin Özgüç, bütün bun- lara ne diyor? Böyle bir karar varsa bu karar ne gibi gerek- çelere dayanıyor? Yoksa Dekan Rüçhan Arık, kitabı aynı sayı ve kod altında niçin önce 418 sonra da 300 sayfa olarak bastırıyor? Eski spiker ve Gazi üniversitesi öğretim görevlisi Rıdvan Çonkur, bu kitabı, hangi yasal hakla ve nasıl "Genç Kitap Kırtasiye" yayınlan arasında bastırıp satıyor? Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Serin, aynı konudaki bu üç yayın karşısında ne düşünüyor? DTCF'den çıkıp fakültenin tam karşısındaki Adliye bina- sına giriyorum; ne zamana kalmıştı şu "Ankara Üniversite- si İnkılap Tarihi Öğretim Üyeleri"n'm davası? Davayı izlemek istiyor da "Yeni Adliye binası nerede?" di- ye mi soruyorsunuz. Adliye, DTCF'nin tam karşısındadır. Karşı kaldırıma ge- çeceksiniz, savcılar, mahkemeler, hep orada. ; Kıyak emeklilik' Bütçe Komisyonu'nda ANKAR.4 (Cumhuriyet Bü- rosu) — Milletvekillerinin özlük haklan ile emeklilik ve sosyal haklarını düzenleyen yasa bu- gün TBMM Plan Bütçe Komis- yonu'nda görüşülecek. Cum- hurbaşkanı Turgut Özal tarafın- dan geçen hafta veto edilen ya- sanın çıkarılması konusunda, Meclis'te grubu bulunan parti- lerin anlaşma içerisinde olduk- ları gorüldü. Plan Bütçe Komisyonu bu- gün toplanarak Özal'ı, veto et- tiği yasayı ele alacak. ANAP grubunun, Cumhurbaşkanı Özal'ın veto gerekçelerine uya- rak yasayı yeniden düzenleme- si bekleniyor. Kamuoyunda "kıyak emek- lilik" olarak adlandırılan, mil- letvekillerinin maaşlarını yük- selten ve emeklilik haklannı ye- niden düzenleyen yasa, Cum- hurbaşkanı Turgut Özal tarafın- dan geçen hafta ikinci kez veto edilmişti. Cumhurbaşkanı Özal veto gerekçesinde, milletvekille- rinin yolluk, ödenek ve emekli- lik haklannı düzenleyen yasanın getirdiği yeniliklerin, sağladığı ilave hak, menfaat ve ayrıcalık- ların anayasada belirlenen "öl- çü ve sınırı aşan" bazı yönleri- nin bulunduğunu bildirmişti. Veto gerekçesinde ayrıca, öde- nek ve yollukların hesaplanma- sında anayasanın 86. maddesin- de belirlenen ölçütlerin, mület- vekillerinin emekliliklerinde de esas alınmasının kamuoyunda "daha kolay kabul görecegi" ifade edilmişti. Öte yandan UBA'nın haberi- ne göre, TBMM'de grubu bulu- nan 3 siyasi partinin, memurla- rın erken emekliliği konusunda da görüş birliği içinde oldukla- rı bildirildi. SHP Genel Sekre- ter Yardımcısı Güneş Gürseler, erken emeklilik için "kalıcı" bir düzenleme yapılmasını isterken, DYP grup başkanvekili Köksal Toptan, "Emeklilik yaşı düşürülmelidir" dedi. ~
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog