Bugünden 1930'a 5,427,575 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

HABERLER 10 EKİM 1990 OLDA BİRLEŞME TARTIŞMASI Iküdar için birleşelim Haaza Tirkpekçe (SHP Samsun tl Başkanı) — 12 Eylül'ün yapılanmasında mey- dana gelen bir olgu bu. Demok- ratik Sol Parti Genel Başkanı Ecevit'in CHFden kaynaklanan duygusalüğırun devamı nedeniy- le bölunmüşlüğümuz halen de- vam etmektedir. Ümit ediyorum ki tabanda sosyal demokratlar birleştikçe sosyal demokratlar iktidar olur. Sosyal demokrat- lann birleşmesi özellikle DSP ve diğer sol partilerin duygusalüğı- ıu aşarak toplumsal isteğe bo- yun eğmelerinden geçer. Bu ne- denle tüm sosyal demokrat par- tilerin bir çatı altında bütürileş- mesinden geçer. Teaael Çolak (DSP Samsun tl Başkanı) — 12 Eylül 1980 sonrası eski siyasi partilerin fa- aliyetlerinin yasaklanması ve bu nedenle kurulan yeni siyasi par- tilere getirilen kısıtlamalar içe- risinde yapılan seçim ve seçim sonrasında iktidara gelen parti- nin devlet olanaklarını parla- mentoda grubu bulunan siyasi partilerin yararlanmalanna açıp diğer partilerin bu olanaktan yoksun bırakılması sonucu ken- disinin sosyal demokrat olduğu- nu söyleyen, asbnda sosyallikle ve demokrasi ile ilgisi olmadığı- ru kendi uygulamaları ile göste- ren SHP'nin elindeki propagan- da olanağını kullanarak sosyal demokratların gerçeği görmesi- ni engellemıştir. Demokratik ku- rum ve kuruluşlann tam anla- mıyla işlerlik kazandığı, oluştu- rulacak demokratik baskı grup- lannın fonksiyonlannın tam an- layışla yerine getirebileceği bir ortamda kendi özel çıkarlarıru bazı sosyal slogan ve sahte gö- rüntüler arkasına saklayan kişi- lerin maskelerinin kendiliğinden düşeceği demokratik bir orta- mın oluşması halinde sosyal de- mokratlar arasındaki mevcut su- ni bolunme ortadan kalkıp ken- dilerini gerçekten temsil eden DSP'ye oylarmı vererek arala- rında esasb bir ayrılık olmadı- ğını göstereceklerdir. Mazaffer ÖMİer (Samsun Belediye Başkanı) — Sosyal de- mokratlann dunyadaki kaderi budur. Fikre dayalı olmalan bence bölünmenin ana sebeple- rinden birisi. Boliınme demeye- lim de fikir çeşitliliğinden ileri geliyor ve dunyada baktığımız- da sosyal demokratların kurdu- gu partilerin hepsinde bu karak- ter mevcut. Mümkün olduğun- ca fikir aynlıklarını bir potada eritmek gerekiyor. Düşünceleri- mizi biraz değiştirip yaklaştır- maya calıştığjmızda meseleyi çö- zümleriz diyorum. Esat Bozkart (DSP Kay- seri tl Başkanı): DSP, 12 Eylül 1980'den sonra alel acele parti- leşme kavösında kurulan bir parti defüdir. DSP, Türkiye'de demokrasiyi ne pahasına olur- sa olsun yaşatmak isteyen, bu- nun mücadelesini Genel Başka- nı Saym Bülent Ecevit'in önder- liğinde gözünü budaktan esirge- meden veren, her geçen gün sos- yal demokratlan çatısında top- lama konusunda aşama kayde- den bir partidir. SHP'nin son kunıltayında alınan sonuçlar, DSP'nin Bayrampaşa'da aldığj sonuçların yanında çok küçük kalır. SHP son kurultayda an- cak 100 oy farkla genel başka- nı tekrar seçebildi. Oyle görunü- yor ki SHP'de iki başhhğın sü- riip gitmesini, hatta daha da şid- detli kavgalara dönüşmesini tahmin etmek için politikacı ol- maya bile gerek yoktur. Bugü- ne kadar SHP'yi başarılı kıla- mayan tutum ve davranışlann biteceği inancında değilim. Bu nedenlerle tüm sosyal demok- ratlan DSP'de bütünleşmeye ve birleşmeye çağırıyorum. Eçref B«yraz (Kayseri Merkez Kocasinan tlçe Başka- nı): Yaşanılan bir 12 Eylül ha- reketi doğal olarak tüm sosyal demokratlan bir bölünmeye it- miştir. Artı bu hareket sonrası tekrar dirilen sosyal demokrat- tç Pötttika Servisi — SHP Genel Başkanı Erdal Inönü'nün "birleşme" çağrısı sosyal demokrat yelpaze içinde yer alan siyasi partilerin tabanmdaki etkisini surdüruyor. Örgiit yöneticileri yoğun şekilde "tktidar için birleşme şart" görüşiınü savunarak bırleşmeyi tartışırlarken bunun nasıl ve hangı çatı altında olacağı konusu asıl sorunu oluşturuyor. SHP'liler "Orada, burada fark etmez, önemli oüut sosyal demokratların birleşmesi" derken DSP'liter "Taban bize gelsin" diyorlar. lann ayn ayn kollardan filizlen- mesi, birleşme zeminlerini de ayn ayn kanatlara kaydırmıştır. Sosyal demokratlann mevcut SHP çatısı altında sağlıkh bir birleşme gösterebileceklerini sanmıyorum. Bu nedenle tum sosyal demokratlan DSP çatısı altında birleşmeye cağınyonım. Karafcey I M M Ç (DSP Kayseri Merkez Melikgazi tlçe Başkanı): Bugün sosyal demok- ratlar, 10 yılda bir yaşanan mü- dahale yüzünden dağmık bir du- nıma gelmişlerdir. Ancak Sayın Ecevit'in o ortamda parti kuru- lamaz uyanstna rağmen ayn bir baş çekerek tutarsız bir oluşum- la parti kurma yolunu tercıh edenlerin dunımu bugün kamu- oyu nezdinde görulmektedir. Şu durumda bu yapıyla SHP çatı- sı altında birleşmenin sağlıkh Sonuçlar getireceğıne inanmıyo- rum. Hmyûmr Cürmt (DSP Ordu tl Başkanı): SHP'yi biz saf bir sosyal demokrat parti olarak görmüyoruz. lçerisinde her dü- şünceden insanlar var. Sağlam bir yapılaşma yok. SHP'nin bu- gunkü mevcut yapısı ile birleş- memiz mümkün değil. Birleşme şu anda mümkün değil. Çunku SHP'nin araıması olanaksız. Bu birleşmeyi halkın gerçekleştire- ceğine inanıyorum. Mekaaet Oztftrk (Ordu Merkez tlçe Başkanı) : Sosyal Demokratlar SHP'yi bir umut olarak görmüyorlar artık. SHP yetersiz. Bu.birleşmenin taban- da olacağına inanıyorum. Halub TürkMea (SHP Ordu tl Başkanı) : Birleşme ta- bii ki tepedeki insanlann kişisel ihtirası nedeniyle gerçekleşemi- yor. Partimizdeki uygulama ek- sikliklerinin de bunda rolü var- dı. Ama artık tavanda olmasa bile tabanda bu birleşme gerçek- leşecektir. Bakattin Cöröt (SHP Merkez tlçe Başkanı): Birleşe- cekler. Biz bu birleşmeyi taban- da birleşme olarak görüyoruz. Gelecekte tabandan başlayarak sosyal demokratlann birleşece- ğine inaruyorum. Tna«er Eagin (SHP Ordu Belediye Meclisi Üyesi) : Ben inanıyorum ki bu birleşme er geç gerçeklesecek. Bugüne ka- dar birleşmemenin sebeplerini aramak yerine, bir an önce bir- leşmenin çarelerini aramak ge- rekir. înancım o ki bu birleşme- yi taban gerçekleştirecek ve ta- van da uymak zorunda kalacak- tır. FUlz Katıreı«gla (SHP Ordu Belediye Meclis Üyesi): Genel başkanımız bu çağrıyı yapmıştır. Birleşeceğiz. Taban bunu istiyor ve olacak da... Akaaet Keskln (DSP Bolû tl Başkanı): Sosyal demokratlann bölünmesi konusunda önce Halkçı Parti varken bunun ku- ruluşu karşısında SODEP'in ku- rulması yanlıştır. Bu konuda Bülent Ecevit de onlan uyarmış- tır. Ama dinleyen çıkmanuştı. O zaman CHP'nin kapatümasına karşı çıkan Bülent Ecevit, sıkı- yönetim döneminde hapiste iken Halkçı Parti üe SODEP birleş- tiler. Silahların gölgesinde her- kes sustu. Normal demokrasiye geçiürken herkes sosyal demok- rat kesildi. Bence birinci etken 12 Eylül'ün geçirdiği antide- mokratik koşullardır. Sosyal demokratlar kanımca Bülent Ecevit'in önderüğinde DSP'de birleşir. Taban gerçek sosyal demokratlann lideri kim- se onun yanında yer alacaktır. SHP'nin lideri ve kadrosu sos- yal demokrat olabilirler, o kişi- liğe sahip olabilirler. Halk önce sosyal demokrat bir partiye sa- hip çıkacak, o parti de DSP ola- caktır. StRECEK '• Inönü çalışmalannı S o s > ^' D«rnokrasi Partisi Genel Başkanlığı'na seçi- | e n g^jai İnönü, oluşturduğu "çekirdek kadro" ile surdurürken SODEP'in de amblemi hazırlanmıştı. Zeytin dalından olnşan amblemi ilgiyle inceteyen tnönii, birkaç gün sonra MGK tarafından velo edilecek ve yerine Cezmi Kartay genel başkan olacaktı. Kasım 1983'teki seçimle- re kadar birbiri ardına veto yiyen SODEP, secimlere giremedi. CHP'DEN BUGUNE SODEP ve InöniL, ilk genel seçime giremedüer YALÇIN ÇAK1R Ve korkulan oldu. SODEP'in aralannda İnönü'nün de bulunduğu ilk 21 kurucu üyesi MGK'nin vetosunu aşamadılar. nin (MGK) "veto"lanyla sürdü. Yöneticüer ceplerinde "yedek liste"lerle bekliyor, olası "gnıp vetolanı" karşı hazırlık yapüı- yordu. MGK kararlan uyannca "24 Ağustos 1983 günii saat 17.00ye kadar30 kurucu iiyeyi Umamlayamayan partiler, 6 Ka- sım 1983 günii yapılacak 12 Ey- lül 1980'den sonraki Uk genel seçime" katılamayacaklardı. Bir ikinci engeli ise "örgiitienme barajı" oluşturuyordu. Bu "çift engelli koşu" işte böylesi "ger- gin ve bareketli" bir ortamda başlamıştı. Cumhurbaşkanı Kenan Evren de uyanlanm sürdürüyordu bir yandan. Giresun'da kürsüden önce "A>nı felsefeyi paylaşan partiler birleşsin" diyerek yol gösterdi. Ardından da "Fazla parti degil, öz parti", "Partiler 1983'ün mayıs aymdan ilk ge- nel seçimlerin yapılacağı kasım ayına kadar geçen süre hayli "terietici" olmuştu. "Çekirdek kadro"lar hızla çalışıyor, kuru- cu üye isimleri MGK'ya gönde- riliyordu. SODEP "îejtin dah"- nı, HP"giineş"i kendilerine amblem olarak seçmişlerdi. HP Genel Başkanı Necdet Calp, "devletçilik" derken SODEP kurucu üyesi Erdal İnönü, "Ata- (ürkçüliik, çogulcu demokratik yönetim, sosyal adalet" diye ses- leniyordu sosyal demokrat tabana. Sonın "kuruluş bUdirgeleri'- ni tçişleri Bakanhğı'na vermek- le bitmemişti. Barajlar, yasaklar, engellemeler, uyarılarla geçen günler Milli Güvenlik Konseyi- Yasası çıküktan sonra bazı kişi- ler parsayı toplamak için faali- yete geçtiler" dedi. Ve korkulan oldu... SODEP1 in aralarında İnönü'nün de bu- lunduğu ilk 21 kurucu üyesi MGK'nin vetosunu aşamadılar. SHP son kunıltayında tnönü- nûn listesinden Parti Meclisi'nde (PM) de giren isimler, o yıllar- da işte böyle "vettf'ya takılmış- lardı. Kimler yoktu ki? Türkân Akyol, Cevdet Selvi, Yigit Go- löksiiz, Atila Sav, Korel Göy- men, Erhan lşıl, Cahit Talas, Cahit Külebi, Güler Tanyolaç, Halil Akyüz, Muzaffer Saraç... Her gelen vetodan sonra ye- dek liste çıkıyor ve bakanlığa ve- riliyor, ardından "yeni vetotar"- ın beklentisi başlıyordu. Pani başkanhk divanları hemen he- men her başvurunun ardından toplantı yapıp MGK'nin "sayı- h bildirisi" diye başlayan, "geri dönenler" Ustesinin yerine yeni isim saptıyorlardı. İnönü'- nün vetoya takılması üzerine Cezmi Kartay SODEP Genel Başkanı oldu. Hukukcular bu 'Vetota", "yasaklı", "uyarüı" or- tamda "fonniü" arayışı içindey- diler. Bunlann arasında "veto görmemiş" üye transferleri de yer alıyordu. Sol kanatta SODEP, sağ ka- natta DYP, MGK'nin veto bara- jını aşma yolunda "en büyük yarayı" alan iki parti oldular. Geçen zaman içinde•SODEP'ten veto görenler arasına TGS eski Genel Başkanı Nail Gfirman, yazar Orhan Asena, Türk-lş es- ki Genel Başkanı İsmail İnan- la birlikte pek çok isim katılıver- di. MGK ret gerekçelerinde yal- nızca "kurucu üye olmaya uy- gun degil" diyordu. Bu arada HP, Necdet Calp'in genei baş- kanlığında hızla orgütlenmesini tamamlamaya çalışıyor, ancak örgüt barajını aşmakta hayli zorlanıyordu. Ortalık da iyice kanşmıştı. Sosyal demokrat tabanda "bir- leşme, büieşmeme" lartışmala- rı daha "zayıflayarak" surerken karşılıklı tartışmalar da devam ediyordu. SODEP'in vetolu ku- ruculanndan Muzaffer Saraç, Türk-İş eski Genel Başkanı Ha- lil lunç'u "sola şike yapmak "la suçladı... Evren bu kez Nevşehir'de çıktı kursüye. O sıralarda kurulan "Bayrak Partisi"ne hayli "kızmış" gözüküyordu. Bunu, "... tsmi de Bayrak'mış. Sanki bayrak başka kimseye ait değil de o partiye aitmiş gibi.." diye- rek anlattı. Yurttaşlara seslenen Evren, siyasi partiler için 'man- tardan daha hızlı çıkıyorlar" diyordu. 12 Eylül 1980 sonrası politika- ya "Sosyal demokrat parti kuracagtz" diyerek giren, ardın- dan "özür dileyerek" çekilen, daha sonra tekrar dönerek SO- DEP'i kuran Erdal İnönü, MGK'dan veto görmesinden sonra bu kez "SODEP'ten mil- letvekUi aoayı olacagım" diyerek "kararlüığını" gösterdi. Bu ara- da Kartay ilkeleri açıklıyor, "SODEP'te Marksistlere yer yok" ve "birleşmeyi gerekli görmüyoruz" diyordu. Vetolar, v'etolan izledi, üstele- re hsteler eklendi. MGK'nin koyduğu surenin sonuna yakla- şıldı ve 24 Ağustos 1983 günü MGK tabloyu açıkladı. SODEP ve DYP, MGK'nin 99 sayılı ka- ran uyannca saat 17.00'ye kadar onaylanmış 30 kurucu üyeyi sağ- layamadıklan için örgütlenme barajını aştıklan halde 12 Eylül 1980 sonrasının ilk genel seçim- lerine "katılmayacaklardı.." Bu karar Türk siyasi tarihine "saat 17.00 gerilimi" olarak ge- çecekti... SCRECEK DSP İSTA\BUL ESKİ İL BAŞKANI VE SHP ÜYESİ SEYFETTİN GÜRSEL Seçim sistemini çogulcu yapıya kavuşturakm DSP ile program düzeyinde, fikir düzeyinde, adaylar düzeyinde yarışmayı kabul edelim. Siyasal program ve doğrultuda bütünleşmeyi sağlamaya çalışahm. SHP'nin programını olabildiğince çağdaş, sosyal demokrasi yönünde netleştirmeye çalışahm. tç PotitJka Servisi — DSP Istanbul eski ll Baş- kanı ve SHP üyesi Seyfettin Gürsel, özgün anla- mıyla "sosyal demokrasi"nin 1980 sonrası Tür- kiyesi'nde bulunmadığını belirtiyor. Gürsel, se- çim sistemini "Rus ruleti"ne benzeterek SHP'nin seçim sistemini daha cofiulcu bir yapıya kavuş- turmak içimıücadele etmesi gerektiğini, DSP ile de fikir, program, adaylar düzeyinde yanşması gerektiğini söylüyor. DSP ile her fırsatta ortak eylem yapmaya yönelinmesini de öneren Gursd- in görüşleri şöyle: "Sosyal demokratlar neden bölündü?" soru- sunun doğru bir soru olmadığıru düşünüyorum. "SOSJTII demokrasi var mıydı ki bölünsün?" so- rusu daha geçerli bir sorudur. 1980 Eylül'ü erte- sinde Türkiye'de sol yelpazede, küçükten büyü- ğe doğru gidersek Ortodoks sol Marksizm var- dı, Üçüncü Dünyacı Kemalizm (Doğan Avcıoğ- lu devriınciliği) vardı, Cumhuriyet Halk Partisi devletçiliği vardı, bir de tarihsel olarak ortanm solu adı altında CHP'de oluşan ve çağdaş sosyal- demokrasinin baa öğelerini benimsemiş bir aİam vardı. Bu akım CHP ile olan ideolojik ve kad- rosal bağlanm bir açıdan kopartmak istiyor, bir açıdan da kopartmak istemiyor ya da koparta- mıyordu. Ama özgün anlamıyla sosyal demok- rasi yoktu. Böyle bir hareket Türkiye sosyal- siyasal tarihinde yer alamamıştı. önce SODEP, daha sonra SHP, yukanda say- dığım akımlann tümünü bünyesinde topladı. Bu- na karşüık ortanın solu akımının lideri Sayın Ece- vit, CHP'nin kapatılmasını fırsat bilerek özgün bir sosyaldemokrat hareket ve parti yaratmak amacıyla geleneksel CHP ideolojisi ve profesyo- nel kadrolan ile kopma karannı verdi. DSP, programı itibanyla çağdaş sosyaldemokrasiye daha yakın bir parti dummuna geldi. SHP için bunu söylemek henüz mümkün değil. Bunu es- ki bir DSP'li ve halen bir SHP'li olarak açıkça belirtmek istiyorum. DSP liderinin fiilen uygu- ladığı biçimiyle kadrolaşma ve partileşme poli- tikasına ilişkin eleştirmelerimi ise her fırsatta dile getirdim. Ama şurası bir gerçektir ki DSP'nin kadro politikasmı tasvip edelim veya etmeyelim, seçmen nezdinde bu politika fazla bir önem ta- şımamaktadır ve SHP'nin DSP'yi seçmen nezdin- de eritme politikasının iflas ettiğini artık herkes kabul etmelidir. Türkiye"nin diğer bir siyasal gerçeği de çogul- cu bir topluma sahip olmasıdır. Türkiye'yi iki partili bir siyasal yapıya geçirme teşebbüsleri, bu gerçek görmezlikten gelindiğinden tüm zorlarda- lara rağmen sonuçsuz kalmıştır. Türkiye'de seç- menin siyasal tercihleri çok çeşitli nedenlerîe farkhlaşmış durumdadır ve siyasal partilerin de bu farklılığa uygun olarak oluşması doğaldır ve doğrudur. Ancak burada da önemli bir zorlama karşımıza çıkıyor: Adaletsiz, mantıksız seçim sis- temi. 1989 seçimlerinde ortaya çıkan oy dağılım tablosunun ilk «enel seçimde az çok farkla tek- rarlanabileceği düşünüldüğünde, bu seçim siste- minin her parti için tam bir kumara dönüşeceği (bölgesel barajlar nedeniyle) çok açıktır. Hatta kovanında 5 kurşun bulunan bir tabancayla Rus nıleti oynamak gibi bir durumla karşı karşıya ka- lacağımızı iddia etmek abartma sayılmamalıdır. Bu gerçeklerden ve saptamalardan yola çıkıl- dığında, bir SHP'li olarak şunu öneririm: ön- celikle seçim sistemini daha çogulcu bir yapıya kavuşturmak için mücadele edelim. Aynı zaman- da DSP ile program düzeyinde, fikir düzeyinde, adaylar düzeyinde yarışmayı kabul edelim. Siya- sal program ve doğrultuda bütünleşmeyi sağla- maya çahşalım. SHP'nin programını ve doğrul- tusunu olabildiğince çağdaş sosyaldemokrasi yo- nünde netleştirmeye çahşalım. Bu netleştirmeyi DSP ile kamuoyu önünde tartışarak yapalım. DSP ile her fırsatta ve zeminde îşbirliği ve ortak eylem yapmaya yönelelim. Eğer burada başarılı olabilirsek DSP'nin ve liderinin birleşme konu- sundaki kimi haklı gerekçeleri ile zayıflayacak- tır ve birleşmenin yolu o zaman gerçekten açıl- mış olacaktır. Güneş Gürseler Birleşmek için özveride bulunalım Solun birleşmesinin vararlarına dikkat çeken Güneş Gürseler, "Secimlere sosyal demokrat gücü bütün halinde sokmak zorundayız" dedi. lç Politika Servisi — SHP PM, MYK üyesi, Genel Sek- reter yardımcısı, Örgüt ve Çevre Sorumlusu Tekirdağ Milletvekili Güneş Gürseler, 12 Eylül'ün halkı politikacı- lar ve politikadan soğutarak sol siyasal örgütlenmeyi des- teksiz bıraktığını belirtiyor. Gürseler, "Solun birleşmesi- nin yararlanna" dikkat çeke- rek bunun da "tabanda sağ- lanması ve özveriyle hareket edilmesi" gerektiğini söylü- yor. Giırseler'in görüşleri şöy- le: 1. 12 Eylül hukuki düzenle- meleri, demokratik kitle ör- gütlerini etkisizleştirerek işçi- yi, gençliği politika dısına ite- rek, halkı politikadan ve po- litikaadan soğutarak sol siya- sal örgütlenmeyi desteksiz bı- rakmıştır. Bütün bunlara bir de CHP'nin kapatılması ek- lenince 12 Eylül sonrası siya- si yapılanmada sosyal demok- rat kesimin birlikteliği sağla- namamıştır. 1983 yıhndaya- pdan milletvekili genel seçim- lerine solda bir partinin gir- mesine izin verilmesi, SO- DEP'in seçime sokulmayışı sosyal demokrat tabaru ilk se- çimde tercihini gösterme ola- nağından yoksun bırakmıştır. Kapatılan CHP'nin son genel başkanı da partisini fiilen ye- niden toparlama davranışına girişmek yerine CHP'de var olduğunu iddia ettiği olum- suzlukları temizleme arayışı- na girişince sosyal demokrat- lann bölunmüşlüğü en açık şekliyle ortaya cıkmıştır. 2. Türkiye'de sosyal demok- ratlann aldıkları en fazla oy bir kez %42 olabilmiştir. Ya- ni sağ potansiyel en az <ft>60'ür ve bu güç beşe bölün- düğü halde iktidar olabilmek- te, ikiye bölunen sosyal de- mokratlann ise muhalefeti bi- ; le eksik kalmaktadır. Bu, he- Necdet Calp pimizin görmesi ve üzerinde düşünmesi gereken en önem- li gerçektir. Bir diğeri de ül- kedeki geriye gidişin durdu- rulması, güçlenen gerici akımlann etkisizleştirilmesi, laikliğin korunması, demok- rasinin altyapısmın kurulması ve gelir dağılımındaki adalet- sizliğin önlenmesi için yapıla- cak ilk genel seçimin kaçınla- mayacak tek fırsat olduğu- dur. Eğer sosyal demokratlar olarak ilk genel seçimde ikti- dan yakalayamazsak, sonra- sı, örneğin 1997 için iyimser olrnak hiç de kolay olmaya- caktır. Çünkü emniyet kuv- vetleri dahil, devletin tüm ka- demelerindeki bu sağ ve aşın dinci kadrolaşma, dış destekli örgütlenme kısa bir süre son- ra kınlamaz hale gelecektir. Bir belediye başkamnın Ata- turk devrimlerine karşı oldu- ğunu ilan ettiği, tıp fakültesi mezunlarının karşı cinsin eli- ni sıkmadığı bir ülkenin beş altı sene sonrasından emin ol- mak öyle kolay bir iş değildir. tşte bu nedenlerle SHP ve DSP yönetici kadrolanmn daha doğrusu SHP yönetici kadrolan ile DSP Genel Baş- kanı'nın yaşanılan gerçeği gö- rüp buna uygun davranmala- n, gerekli özveriyi gösterme- leri gerekir. Yoksa Batılı ül- kelerin Rönesansta yaptıkla- n tercihi Türkiye 20. yüzyü- da yapamayıp Ortaçağ karan- lıklarma gömülen bir Ulke ko- numuna gelecektir. Bu noktada en kolay yol birleşmeyi taban sağlar de- mektir. Ancak Türkiye'nin içinde bulunduğu ortam, biz- lere bu lüksü vermemektedir. Yöneticiler olarak ne yapıp yapıp secimlere sosyal de- mokrat gücü bütün halinde sokmak zorundayız. Bunun yolu da özveridir. Liderlerin bir araya gelmesi sajğlanmalı tç Politika Servisi — Eski Halkçı Parti (HP) Genel Baş- kanı Necdet Calp, "solda birlik" sağJanabilmesi için DSP ve SHP liderlerinin bir araya gelip konuşmalan ge- rektiğini söylüyor. Calp, bir- leşme konusunda bir ara SHP'nin "yan çizdiğini", sonradan sevindirici gelişme- ler gösterdiğini, Ecevit'in ise "kendine göre nedenlerle bir- leşmeye yanaşmadıgı" yoru- munu yaparak şöyle ko- nuşuyor. "Ben sosyal demokratlann birieşmesini baştan beri savu- nuyorum. SHP, bu birleşme- ye bir ara yan çizdi, ama da- ha sonraki gelişmeler sevindi- rici. Sayın Ecevit, bu birieş- ŞerefBakşık Ecevit'in hırçın tavn sergilenmeli tZMİR (Cumhuriyet Ege Bürosu) — CHP eski Genel Sekreteri Şeref Bakşık SHP olağanüstü kurultayında iki başhhğın sona ermesi, Erdal İnönü'nün genel başkanhğı- nın tescil edilmesinin sosyal demokrat bütünleşmeyi en- gelleyen bir puriizu giderdiği- ni söyledi. Bakşık ayrıca DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit'e "Banş eli uzatmanın" doğru bir tavır olduğunu vurgulaya- rak "Böylece bem birleşmeyi hangi tarafın kundakladığı gösterilecek. Ayrıca Ecevit'in hırçın tavn da sergilenmiş olacak" dedi. Bakşık Ecevit'in SHP'ye yönelttiği eleştiriler karşısında sessiz kabnanın ise yanlış olduğunu sözlerine ek- ledi. Bakşık sosyal demokratla- nn bambaşka partilerde kü- melenmelerinın nedeninin CHP içi çatışmalara inilerek aranabileceğini vurguladı. Bakşık CHP içinde "umut adam" durumuna gelen Bü- lent Ecevit'in denenmesinin kaçınılmaz olduğunu, denen- dikten sonra da Ecevit'in tneye kendisfaıe göre sebepier- le yanaşmıyor. Ama ûunıyo- rum ki her ild partinin, yaai DSP Genel Başkanı Sayın Ecevit ile SHP Genel Başka- nı Sayın Erdal tnönu bir ara- ya gelir konuşuıiarsa, ne bek- ledikkrini karşMıkh söyterier- se faydalı oiacakor. Ama tüm bu girişimler bir sonnç ver- mezse iş tabana kalır. Taban, mevcut partilerden birisini tercih etmek suretiyle bu bir- leşmeyi sağlayabilir. Görülen odur ki sosyal demokratların dunımu her gün kötüye gidi- yor. Kamuoyu böyle bir bir- leşmeyi zorunlu göriiyor. Bo- nun önüne engel cıkartanla- nn kişisel kaprislerinden kur- tulmalan laamdır." 'umut' olmaktan çıktığını an- lattı. Bakşık 12 Eylül sonrası Ecevit'in tavn konusunda da şunlan söyledi: "Geçmiş olsun amacıyta evinde ziyarel ettiğim Sayu Ecevit'in o zaman bana söy- lediklerini anımsıyorum. 12 Eylulcülerin en az 10 yü seçi- me gitmeyecekleri tabminini yapmıştı. Yasaklı ve güdiim- lü biçimde üç yü sonra çok partili yaşam başlamıştı. Ama kendisi daha önce CHP Ge- nel Başkanugı'dan çekilmişti. Bir fırtınalı denizde gemisini bırakmak, gerçek bir kapta- nıo yapabUecegi iş degüdi. Mffli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Orgeneral Haydar Salük'ın kendisi için Bay Ecevit' diyerek eJeştiri yapma- sı karşısında bir daygusallıga kaptkügı öne sorülmüştü. 'As- ker yönetim artık bana genel başkanhk yapürmayacak' de- meye getiriyordn. Ama perde arasında yakın arkadaslarma anlattıklarına bakılırsa, CHP'den kurtulmak istiyor- du." Aglamıyoruz sen üzûlmeyesin diye. Yureğimızdeki kora sabır serptik. Şelaleyle eş gözyaşlarımız. Banş'ınla, Guneş'inle, En derinlerde sonu saklı hasretimiz. AtLESl ADEVA Nihat Tkğh MUZAFFER TIĞLI
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog