Bugünden 1930'a 5,431,190 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

1 EKİM 1990 CUMHURtYET/i: HAVA DURUMU TÜRKİYE'DE BUGÜN Meteoroloji Genel Mûdürlûğü'n- den alınan bilgiye göre. yurdun ku- zeydofiu kesimleri parçan buluöu. Dojju Karadeniz'in doğusu yer yer sajanak yağışlı. difjer yerler az bu- luflu ve açrt geçeçek HAVA SICAK- LIĞI: Artacak. RUZGÂR: Kuzey ve Bat yöntenfen rafrf arasıra orta kuv- «tte esecek. Denizlerimizde: Kara- ,niz ve Marmara'da kıbie ve iodos cge'de yıldız ve karayel Akdeniz'de ise gûnbatısı ve karayelden 3-5 yer yer 6 kuvvediKJe saatte 10-21 yer yer 27 dertizmilı tıızta esecek. Oal- Mana y Afyon Ankara Antanya Antafya Artvın Mm aalıkesir Bdeok A 33° 19* Dıyartalor A 22° 16° Edime' A 32° 15" Erancan A 21° 8°Erzurum A 27° 14° Eslosebir A 28° 13° Gaoantep A 32°20°Giresun A 33°20o GümüşfıaneA 26" 12° HaMan A 32° 16° Sparla A 28° 11° ishnbul A 22° 9°tanır A 32°1S°Kars ga yüksekliği 05-1 m. yer yer 1.5 m. dolayında olacak. Van Gölû'nde hava az bulutiu ve açık geçecek Rüzgâr kuzey ve batı yönlerden hafif arasıra orta kuvvette esecek Gol kûçük dalgaiı olacak, görûş uzakiığı 10 km. dolayında bulunacak. Bs 3oto Ekırsa l^nakkaie pıyum O A 33° 18° Kasemonu A A 20° 9°Kays«n A 26° 13° Kırtdarelı A 25° 18° Konya A 21° 10° Kütiıya A 28° 13° Matetya 34° 18° Manısa 26° 10° K.Marjş 29° 11° Mersın 25° 5°Mu0la 27° 11 Muş 32° 16 NİOde 23° 17° Ordu 27° 13°Hra 28° 15" Samsun 26°10°Siirl 24° 12° Sinoo 30° 16° Sıvas 28° 10° TelonJaö 22° 8°Trabzon 28° 12° Uıncelı 25° 11° Uşafc 28° 13° van 24° 9°'te8aî 31° 14° Zongukölı A 30° 17° A 32° 18° A 30°?0° A 30° 14° * 31" M° A 27°ir> A 24° 16° Y 27° 13° A 2S°«° A 34° 20° A 26° 16° A 28° 10° A 26° 13° Y 24° 16° A 29° 12° A 22° 9° A 26° 12° A 21° 9° A 28° 16° buıuHu •^•yaOmurlu ^ SE» A-açrt B-hı*ıDu G-flûrKşf K-tart S-ssS Yyajmuriu Helsinki Lenıngrad ^ ^ • L Moskova DÜNYA'DA BUGÜN Amsterdan Amman Atma Bafrte: Barestona Ba»ı Bdpad Bertn Bom Brukse! Budapese Cenevre Ceayır CitJde Outuı Frankiur! Gıme Helsnta Katiire Kopentıag Köln Letoşa Y 17» A 36° A 28° A 37° A 26° A W> A 21° B 15° Y 18° Y 18° A 17° A 17° A 34° A 36° A 36° Y 18° A 31° A 14° A 33° Y 14° Y 17° A 32° Unıngrad Ijjndra Madrid UUıno Montrea* Moskova Uûnh b Osk) Paris Prag ffpd Ftoma Sofya $am Tel Avıv lıtıus vefiedik v'yana B 9° B 22° A 29° A 23° A 20° Y 13° Y 18° A 25° 8 15° B 21° A 18° A 34° A 22° A 13° A 34° A 28° A 34° A 14° A 21° A 17»A VftshingtDn A 25° Zünh A 18° BULMACA SOLDAN SAĞA: 1/ Kuzeybatı rüzgâ- n. 2/ Ürenin kanda birikmesi sonucu or- taya çıkan hastalk... Eski diJde bağırsak- lar. 3/ Hayvan ölü- sü... Uslandırma, terbiye etme. 4/ Üst- ten sağa doğm eğik olan basım harfı. 5/ EI, göz ya da baş ile yapılan işaret. 6/ "Hayır" anlamında kullanılan sz... Hafif ve yavaş sesle söyle- nen... Nişan. 7/ Sa- nat, hüner... Ateşte kızartılmış taze bu|day ya da mısır. 8/ Bezekçilikte kullanılan yeşil ve pembe dalgaiı bir çeşit sedef. 9/ Ağn Dağı'na verilen bir başka ad... Bir uzakuğın son noktası. YUKARIDAN AŞAGlYA: 1/ IhlamurgiUerden, yapraklan sebze olarak yenen bir bitki. 2/ Ödünç alı- nan ya da verilen şey... Çingene ço- cuğu. 3/ Değerli bir süs taşı... "Ir- landa Cumhuriyet Ordusu". 4/ Parola... Beygir haşasını tutan küçük kolan. 5/ Yıldız... Nazi partisinin hücüm kıtasını simge- leyen harfler. 6/ Bir organımız... Yumuşak ve yüzü ince havlı bir tür deri. 7/ Şiirde, bir uyaktan sonra yinelenen aynı anlam- 'aki sözcük ya da eklere verilen ad... "Takım" sözcüğünün kı- a yazılışı. 8/ Hatay ilinde bir göl ve ova... Anlamlı iz. 9/ Eski bir siyasal partinin simgesi... fstek. 60 YIL ONCE Cumhuriyet Şehir hudutları 1 EKİM 1930 Cemiyeti Umumiyei Belediye şehir hudutlarının tashihi ve Beşiktaş'ta yeni bir dairei belediye ihdası için ârayı umumiyeye müracaat edilmesine karar vermişti. Belediye bu hususta ihzaratta bulunmağa başlamıştır. Fakat bu reyi âma müracaatın belediye intihabatı esnasmda icrası münasip görülmemiş ve ayrıca yapılması tekarrür etmiştir. Gerek belediye hudutlarının tashihi ve gerek Beşiktas belediyesi için ârayı umumiyeye müracaatın 16 haziranda yapılması kararlaşmıştır. Reyler 5 günde verilecek ve sandıklar 20 haziranda kaldınlacaktır. Reye iştirak edecekler belediye intihabında rey hakkına malik olanlardır. Şehir Meclisi intihabında rey verenler burada da rey vereceklerdir. Sandık başlannda biri beyaz diğeri kırmızı olmak Uzere iki rey varakası bulunacaktır. Beyaz varakalarda şu ibare bulunacaktır: "Beşiktaş'ta belediye şubesi teşkilini ve diğer şubelerin de şehir hududu dahilindeki kazaların hudutlanna göre tedilen tashihini kabul ediyorum." Kırmızı varakada da:'. Kabul etmiyorum!' ibaresi vardır. Rey verenler bu varakalann altlannı imza edeceklerdir. Reyi âma müracaat için lâzım gelen hazırlıklan kaza heyeti idareleri yapacaklardır. ratnamMa otomatik y«ni 30 YIL ONCE Cumhuriyet Ahmet Yıldız Komite üyeleri 1 EKİM 1960 I **** Milli Birlik Komitesi - <* iyelerinden resmi görevlerde bulunanların bu görevlerden ayrılarak tamamiyle Komite içindeki vazifelerine dönmeleri konusunda yapılan temaslar nihayete ermiş bulunmaktadır. önümüzdeki günlerde Miili Birlik Komitesinin müzakerelerinde ve çalışmalarında faaliyet kesif olacağından Komitenin bütiin komisyonlarının ve Genel Kurulunun tam mevcuduyla çalışması uygun görülmüş ve bu husus karar altına alınmış bulunmaktadır. Bu sebeple, hâlen Basın - Yayın ve Tlırizın Oenel Müdürü olan Kurmay Yarbay Ahmet Yıldız ile Başbakanlık özel Kalem Müdürü Piyade Binbaşısı Rifat Baykal eörevlerinden birkaç gün içinde ayrılacaklar ve Başbakanlık özel Kalem Müdürlüğüne muhtemelen Kars Valisi Necdet Basat, Basın - Yayın Genel Müdürlüğüne de muavini emekli Kurmay Albay Bekir Tumay getirilecektir. Bu husustaki kararnameler ilgili bakanhkların tasdiki için imzadadır. Di£er taraftan Bakanlar Kurulunda bulunan Milli Birlik Komitesinin iki üyesi emekli Orgeneral Fahri özdilek ile Tuğgeneral Sıtkı Ulay'm da kısa bir müddet sonra Bakanlıklardan ayrılacakları ve yerlerine başka iki Bakanın getirileceği dolaşan söylentiler arasındadu". Partilerin feshi Herhangi siyasi bir partinin bir sulh ceza mahkemesinin kara- n ile kapatılabi Imesinin antidemokratik tatbikata mahal vere- ceği gözönünde tutularak cemiyetler kanununun 27'nci mad- desinin tâdili cihetine gidilmiş ve siyasî derneklerin feshine mü- teallik dâvalann Yargıtay üçüncü CezaDairesindegörülmesi uy- gun görülerek Adalet Bakanlığınca hazırlanantâdiltasansı tçis- leri Bakanlığına sevkedilmiştir. GEÇEN YIL BUGUN Cumhuriyet Tutanakları çarpıttı' 1EKİM1989 SHP Genel Başkanı Erdal tnönü, Başbakan Turgutözal'ı Bul- garistan ile yapılan eski görüşmelerin gizli tutanaklarmı çarpı- tarak açıklamakla suçlayarak istifasmı istedi. SHP Genel Başkanı İnönü, dün partigenel merkezindedüzen- lediği basın toplantısında, Özal'ın TBMM'de Bulgaristan ko- nusunda yaptığı açıklamalan elestirdi. MuhaJefetin verdiği Bul- garistan gensorusunun görüşülmesi sırasında Özal'ın yaptığı açıklamalarin ulusaJ onunı yaraladığını belirten İnönü; Özal'ı, gizli olan eski tutanakları çarpıtarak açıklamakla suçladı. özal'ın eski dışışleri bakanlanndan birinin sözlerini yarım bı- rakarak okuduğunu belirten İnönü, "Gizli tutanaklann açık- lanması sırasında devletin yetkililerinin cabaları yanlış göste- rilmeyeçalışıldı. Bunlar, Başbakan içpolitikadaayaktakalsm diye yapdıyor. Bu kişisel ihtiras, devletin geleceğini tehlikeye atı- yor. Dışişleri bakanlan yapacaklan görüşmelerin ileride iç po- litika malzemesi yapılacağım bilırlerse, nasıl rahat politika yü- riltebilirler? Böyte olursa devlet olmaktan çıkarız" dedi. TARTKMA Fenerbahçe IVereye Gidîyor? Eksik olan yönetimdir. Fenerbahçe'de 35 yıl Semih Bayülken'in sultası hüküm sürmüş, güçlükle yıkılan bu sulta yerine her kafadan bir ses çıkmasına dayalı bir yönetim esası gelmiştir. Tiirkiye'nin en çok taraftanna sahip ve en popüler kulübü olan Fenerbahçe cami- ası içinde yıllardır koparılan fırtınalar, oy- nanan kirli oyunlar Fenerbahçe sevmeyen- lerini sevindirirken taraftarlannı ise her ge- çen gün derin bir üzüntüye boğmaktadır. Hemen her sezon büyük transferlerle li- ge başlayan, taraftarlanna büyük ümitler veren Fenerbahçe, sezonun başlamasıyla birlikte büyük bir yönetim bunalımına gir- mekte ve bütün kamuoyunun gözü önün- de kulüp her geçen gün, her geçen yıl biraz daha küçülmekte Fenerbahçe ismi her gün biraz daha aşınmaktadır. Oysa Türkiye'nin en kaliteli fııtbolcula- rı bu kulüptedir. Taraftan ise en vefah ta- raftar olduğunu defalarca ispatlamış olup kulübe ve futbolcusuna karşı olan görev- lerini her zaman yerine getirmiştir. O hal- de eksik olan nedir ki Fenerbahçe başanlı olamamaktadır. Eksik olan yönetimdir. Fenerbahçe'de 35 yıl Semih BayUlken'in sultası hüküm sür- müş, güçlükle yıkılan bu sulta yerine her kafadan bir ses çıkmasına dayalı bir yöne- tim esası gelmiştir. Bu arada yönetim ku- rulu içindeki her üyenin birkaç futbolcusu olduğu gibi "çirkin dedikodular" çıkmış- tır. Yönetim kurulundan bir üye gazetelere çarşaf çarşaf beyanatlar vererek başkanını ağır biçimde suçlayabiknektedir. Böyle dav- rananların Fenerbahçe için ne yaptıklarını sorarsanız cevabı kocaman bir "hiç"tir. Bu tip yönetim kurulu üyeleri Fenerbahçe'nin yapısındaki bozukluktan dolayı yönetime kadar gelebilmektedir. Çünkü Fenerbahçe'- yi gmplar yönetmektedir. (Daha doğrusu yönetememektedir.) Bu gruplar her zaman yönetime, ileride böyle sorunlar çıkaracak elemanlarını sokmaktadırlar. Bu ise doğal- dır ki her zaman Fenerbahçe'ye zarar ver- mektedir. Yönetimdeki huzursuzluktan do- layı futbolcular istediği futbolu belki de bi- lerek oynayamamakta, trübünleri dolduran taraftarlar ise akıl almaz sonuçlarla kahrol- maktadırlar. Fenerbahçe'nin içinde bulunduğu bu krizden kısa dönemde kurtulamayacağı do- ğaldır. Ancak kısa ve uzun vadede sonuç getirebileeek önlemler şöyle sıralanabilir. 1. Fenerbahçe'nin vefakâr taraftarı ar- tık vefa örneği göstermekten vazgeçmeli ve kendi egolannı tatmin uğruna Fenerbahçe'- yi harcayan yönetici tipleriyle, aldıklannın karşılığını sahada vermeyen, ashnda Fener- bahçe formasını hak etmeyen futbolcuları protesto etmelidir. Yani maçlara gitmeme- lidir. Bu eylem çeşitli yayın organlarıyla bu konuda etkili olabilecek kuruluşlarca des- teklenmelidir. Bu, kısa vadede yöneticilerin ve futbol- cuların büyük bir tepkiyle dikkatlerinin çe- kilmesi olacaktır ki bu tepkiye kulak asma- yan yönetici ve futbolcular Fenerbahçe'de zaten bannamayacaklardır. Fenerbahçe'de oynayan bir futbolcu için taraftar sevgisi- nin eksikliği en büyük cezadır. 2. Artık aşiret yönetimi altındaki Fener- bahçe, taraftanna kapılannı açmalı ve ku- lübe üyelik şartları yumuşatılmaüdır. Bu gün birçok insan kulübe girişte verilen bü- yük paralar ve oy kuilanmak için 5 yıl bek- leme zorunluluğundan dolayı üye olmak is- tememektedir. Bu ise kulübün çıkarcı yö- neticilere kalmasına yol açmaktadır. Her kesimden üyenin katıldığı bir genel kurul birçok sorunun üstesinden gelecektir. 3. Büyük bir taraftar kitlesine sahip Fe- nerbahçe Kulübü'nün bu kitlenin finans- manıyla kendi altyapısını geliştirmesi ve bu yolda daha önce davranmış bazı kulüpleri örnek alarak geleceği için yatınm yapması gerekmektedir. İnanıyoruz ki Fenerbahçe'nin başarısı için her türlü fedakârlığı yapan taraftarı, kulübü, cebinde 3-5 milyar bulunan çıkara- dedikoducu takımından kurtaracaktır. An- cak tekrar belirtmek gerekir ki bu, önce- likle oynanan kötü futbolu, sonuçları ve yönetimi protesto etmek ve maçlara gitme- mekle başlayan bir süreç sonunda olacaktır. AV. İHSAN ÇAKIR tsUnbul Senfoniyle Gelen Fırtuıa Acaba Beethoven'in 5. senfonisi mutluluğu anlatırken finalde yine kaderciliğe bürünerek; "Koral Senfoni"de Şiller'in "Neşeye kaside" mısralarıyla mutlu sona gidişte bir bekleyiş mi? Bundan tam on yıl on önce. 19 Eylül 1980 günUnü yaşıyoruz. Hiçbir şey belirginleşmemiş. Bir hafta önce "Briik- se) güvercinleri" Çankaya'ya inmişler va- tanı kurtarnjak için. Aynı gün yemin töreni yapılacak. Burada sözü Cumhuriyet Gazetesi'nin "Yıilık 83"te 23. sayfada yayımlanan 19 Eylül 1980 giinlü yazıya bırakıyorum. "Kutlama töreni 5. senfoni ile başladı. Derin sessizliğin ardından salonu Beet- hoven'in beşinci, diğer adı ile "kader sen- fonisi"nin müziği kapladı..." "Kutlama sürerken 5. Senfoni sona er- di. Bu kez Cumhurbaşkanlığı Flarmoni Or- kestrası yine Beethoven'in 3. Senfonisi'ni "Eroica"yı çalraaya başladı." Zaten hareketin hazıriayıcısı Orgeneral Haydar Saltık ve yardımcısı Amiral Işık Bi- len, Batı'da ve Amerika'da çok saygın ve ünlü askerlerdi. Ilk dönemin planlaması da bu iki kumandanın güdümünde yürütülü- yordu. Daha darbenin ilk saatlerinden iti- baren 19 Eylül 1990 gününe kadar dünya- nın en ünlü müzisyeni Beethoven aralıklarla Türkiye Radyo ve Televizyonu'ndan ya- yımlanmaya başlanmıştı. Seronominin bizim konumuzla ilgili bö- lümü böylece bitiyor. Ama burada müzik sözlüklerinin romantik, yüzeysel yorumla- nmn ve müzikamanların dışında gerçek müzik kültüre sahip, sosyal müzik kültürü içeriğinde "çağm" yorumu gundeme geli- yor. Acaba Beethoven'in 5. Senfonisi mutlu- luğu anlatırken finalde yine kaderciliğe bü- rünerek; "Koral Senfoni "deŞUIer'in "Ne- şeye kaside" mısralarıyla mutlu sona gidişte bir bekleyiş mi? Yoksa toplumüstü güçlerin korkunç ör- gütünün milli marşı mı? Ya da Brüksel güvercinleri'nin insan sev- gisiyle doyurulmuş engin kültürü mü? Veya kendilerini iktidara getiren koşul- ları haarlayanlara Amiral Biren tarafından hediye edürniş bir mesaj mı? Bu mesajla ne- yi anlatmak istiyorlardı ve de kimdi bu ge- lenler? Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen bu senfonili töreni takip edelim. Sıra Napole- on'a ithaf edilen sonra da vazgeçilen "Kahramanlık" ya da "Eroica" senfoni- sinde. Eroica, antifaşist, antikomünist ve antifanatik öğeler içerir ve bu öğelerle yük- lü bir mesajdır. Şimdi sıra bu öğelerle çizilmiş üçgenin yöneticilerini tayine gelmiştir. Yönetimin li- deri zaten uzun zamandan beri hazırlanmış, lobide beklemektedir. Bu da tam zamanın- da ordudan aynlmış, emekli Oramiral Bii- lend Ulusu'dur. Ulusu, gerçekten de bu biçimde gelen yö- netim için depo edilmiş kadife yumnık. Ancak sonraki dönemde Ulusu'nun ka- rakterindeki olumlu öğeler, bu rolü sürdür- mesini engellemiş, devreye Sunalp sokul- mak istenmiştir. Amerika tarafından bu giysi Özal'a biçilince, toplumdaki antimi- litarist duygudan da faydalanılarak sözde demokrasinin adımı özal'la atılmıştır. Amerika tarafından planlanan "yeşil kuşak" kuramı da özal'la gerçek benliği- ni bulmuştur. İki de bir demokrasiye geç- tik denilen masal da yerini sözde parlamen- to var görünen sivii diktatörlük gerçeğine bırakmıştır. Yaamızın sonunda değinmek istediğimiz bir nokta: Tarihsel gelişmenin toplumüstü örgütlerin Türkiye'ye nasıl bir giysi uygun gördüğü noktasında gerçekleştiği, kaderi- mizin ise bu noktada düğümlenip düğüm- lenmemesinîn ancak düşünen bir toplum ol- ma yolunda atacağımız adımla çözüle- ceğidir. DR. MEMDUH EREN POLTTIKA VE OTESI MEHMED KEMAL Gençlikten Kalanlar... Bir yazardan kalma yazı ve belgelerin ölümünden son- ra ortaya çıkması ve yayınlanması önemlidir. Çünkü bu kafan yazı ve befgeler yazardan arda kalan gizli seyir def- teridir. Yazann gelişim, oluşum, atılışım evrelerini yansı- tır. Romancı Kemal Tahir'in 1930'dan 1940'lara doğru yaz- dıkları bir şairin şiirleridir. Zaten yazar da o yıllarda ken- dini şair saymaktadır. Bu yıllarda gözlem ve düşünceleri- ni defterlere, ajandalara, takvim yapraklarına, hasırlı eli- nin altında bulduğu her türlü Kâğıda yazmıştır. 1940'dan sonra şairliği bir yana itmiş 'ben romancıyım' demiştir. Ro- mancıyım dediği yılda 29 yaşındadır. Kemal Tahir'in yaşamına bakıldığında 1938'den bu ya- na yılları hapislerde geçmiştir. Çankırı, Çorum hapisha- nelerinde ise bu çevrenin insanlarını incelemiştir. Roman- ları için belgeler, bilgiler toplamıştır. Elimizde Cengiz Yazoğlu ile Baykan Sezer'in derledik- leri şiirleri ile mektupları vardır. Çıkardığı Gecit' dergisi ise çok atılımlıdır. Dergiyi Servet-i Fünun, Yedi Meş'ale gibi yapmak istemektedir. Ne çare ki çevresinde toplanan gençler dağılıyor. Bu gençlerden günümüze değin gelen- fer. Ertuğrul Şevket, Idris Ahmet, Ziya İlhan'dır. Öteki ar- kadaşlan ise isim olarak bir görünmüşler, sonra yitmiş- lerdir. Ziya İlhan'a yazdığı mektuplar fotokopi olarak yollanmış- tır. Kimin yolladığı, nereden yollandığı bilinmiyor. Mektup- lar okundukça üstadın yaşamına bir büyüteç çevriliyor. Bu yıllarda bir şair olarak edebiyat çevrelerine girmek ister, her fırsattan yararlanır. Nurullah Ataç, o yıllarda ge- çerli bir eleştirmendir. Her şair onun dikkat alanına gir- mek ister. Kemal de bunlardan biridir. Ataç'la karşılaşma- sını Ziya İlhan'a şöyle anlatır: "... Bilmem sana yazdım mı? Nurullah Ata ile (o yıllar- da Ataç değil Ata'dır) arkadaş olduk. (..) Kahvede oturu- yordu. Idris'le geçiyorduk. Bizim ki ısraretti, "Haydi girip konuşalım" diye. Girdik pa/tomu çıkartıyordum. Hazret ba- na döndü, "Tahir, şöyle der, "Bütün'ü okudun mu?" "Evet" dedim "berbat". Ellerini sevinçle oğuşturarak, "Bey Bütüncü'lerdendir" dedi. Çok şaşırdım. Bütün o yıllarda yayınlanan bir derginin adıdır. Ataç, Bü- tüncüler diyerek Kemal Tahir'le şaka etmek istiyor. Kemal Tahir bir yandan şiir yazar, bir yandan dergi çı- karırken, bir yandan da Beyoğlu'nun bızkın delikanlılann- dan biridir. Bohemlik genç sanatçıların yaşamıdır. Kemal- den öncekilerde bohem değil midir? Fikret Adil'in 'Asma- lı Mescit 74'ü o günlerin bohemliğini yansıtır. Ziya'ya mek- tubunda şöyle der, "Beni böyle kupkuru yapan şey haya- tımın son zamanlarda aldığı çirkin cephedir. Bir kerhane- de dost tutmak senin neyine diyen olsa alimallah vere- cek cevap bulamayacağım." Üstadın mektup yazdığı ve değer verdiği Ziya İlhan'ı 194O'lı yıllarda tanıdım. Ankara'da genç sanat ve edebi- yatçıların gittiği kahvelere gelirdi. Arada sırada da küçük içki evlerinde rastlardım. Imren ve Onuncu Yıl kahvele- rinde çok gördüm. Ziya İlhan, Hacıbayram Emniyet Amir- liği'nde sivil polisti. Polis olduğunu arkadaşlar bildikleri halde çekinmezierdi. Demek ki onlara güven vermişti. Gençlik yıllarında birinin başı karakolda sıkıştı mı Ziya İl- han'a başvurulurdu. Ziya İlhan Antalyalıydı. Antalya üstüne yazdığı şiirler var- 'dı. Birde şiir kitabının olduğunu sanıyorum. O yıllarda Ha- mit Macit Selekler, Bâki Süha gibi Antalya'lı dostlarının yanındaydı. Sanat meraklısı olarak Fethi ve Numan Bay- çın kardeşler kahveye gelirlerdi. Ziya İlhan'lâ ardındari 'po-' lisin şairi' diye dalga geçtiğimiz olurdu. Kulağına gitse de aldırmazdı. Kemal Tahir'in o yıllarda, gençler arasında, ünü yoktu. Zaten tam ünleneceği zaman da Nâzım'la bir- likte hapse girişti. Ben Kemal Tahir'i 1950'lerden sonra Yeni İstanbul gazetesinde öyküleri çıktığında öğrenmiş- tim. Hapisten çıktıktan sonra yakın arkadaşlığımız oldu. CALIŞAJVLARIN IMARATONDA ÖNDE KOŞUYORUZ..T A TeUi6i75 20 KAYITLAR DEVAM EDİYOR İSTANBUL BÜYÜKSEHİR BELEDİYE BAŞKANLIGINDAN 1- Kadıköy-Rasimpaşa Rıhtım Cad. Et ve Balık Kurumu karşısın- da bulunan VVC, aytık SOOOOOOb- TL muhammen bedelle 1 yıl müd- dette kiraya verilecektir. Geçici teminatı: 1B00Û0O- TL.'dir. ihaleye iştirak teminatı: 30.000.000— TL.'dir. 2- Eminönü Yenicamii önü yeraltı geçidi dükkânlanndan 5 nolu dûkkân aylık 6.000.00O- TL. muhammen bedelle 1 yıl müddette ki- raya verilecektir. Geçici teminatı: 2.160XXXk— TL.'dir. İhaleye iştirak teminatı: 18.000.000— TL.'dir. 3- Küçukçekmece Fatih Mah. istanbul Cad. Merdiven altı büfe aylık 3O0SXXİ— TL. muhammen bedelle 1 yıl müddetle kiraya verilecek- tir. Geçici teminatı: 10a000^ TL.'dir. İhaleye iştirak teminatı: 3£00.00&— TL.'dir. 4- Şişli Belediye Şube Mûdl. altındaki dükkânlardan 17 nolu dük- kân aylık 7OO.CXXX— TL. muhammen bedelle 1 yıl müddetle kiraya verilecektir. Geçici teminatı: 252.000^ TL.'dir. İhaleye iştirak teminatı:ft400.000s—TL.'dir 5- Şişli meydanında bulunan ûst geçide reklam koyma işi yıilık 25.000.000^- TL. muhammen bedelle işletmeye verilecektir. Geçici teminatı: 750XXXV- TL.'dir. 6- Kadıköy Soğütlüceşme (Migros yanı) yaya üst geçidindeki yere reklam koyma işi yıilık 25.000XKXX- TL. muhammen bedelle işlet- meye verilecektir. Geçici teminatı: 75fA000t- TL.'dir. 7- Beşiktaş Barbaros Bulvan yaya ûst geçidindeki yere reklam koy- ma işi yıilık 25.000.000r- TL. muhammen bedelle işletmeye verile- cektir. Geçici teminatı: 750.000=- TL.'dir. 8- Millet Cad. Shell önû (Pazartekke) ûst geçidindeki yere reklam koyma işi yıilık 2&D00.0uO- TL. muhammen bedelle işletmeye veri- lecektir. Geçici teminatı: 750.000- TL'dir. Şartnameleri Emlak Müdüriûğü'nden görülebilir. Yukarıda yazılı işler 11 Ekim 1990 günü saat 11.00'de istanbul Bû- yükşehir Belediye Encümeni'nde 2886/45'inci maddeye göre açık arttırma usulü ile şartnamesi vechile ayn ayn ihale olacaktır Ihalelere katılmaik isteyenlerin ihale tarihinden 1 gün önce bele- diyeye müracaat etmeleri, geçii teminat, mektup veya makbuzları ile ihaleye iştirak belgeleriyle birlikte yukarıda bâii> üien gün ve saat- te İstanbul Bûyüksehir Belediye Encümeni'nde hazır bulunmalan ge- rekmektedir. _ _r _«^ «an olunur. Basın - 353M SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞİPAL "Ozel bir dershanede çahşıyorum" SORU: Haien faaliyette bulunan özel bir dershanede çah- şıyorum. 1 yıl siire ile sözleşme yaptım. Sözleşmem kısa bir siire sonra sona erecek ve benim Urafımdan yeniknmeyecektir. Bu durumda: Kendi istegimle söz- leşmemi yenilemeyip iş- ten ayrüdıgım takdirde, kıdem tazminatı alabilir miyim? Konu ile ilgili yargı kararlan var mıdır? YANIT: 625 sayıh Özel öğre- tim Kurumlan Yasası kapsamın- da süresi belirli sözleşme ile çalışanlar, sözleşme süresinin bi- timinde sözleşm^i yenilemez- lerse, işveren kıdem tazminatı ödemekle yükümlü müdür? T.C. KEŞAN SULH CEZA MAHKEMESİ HÜKÜM ÖZETİ İLANI Esas No: 1989/140 Karar No: 1990/352 Sanık Çetin oğlu 1966 D.lu Adnan Inan hakkında mahkememize açılan Gıda Maddeleri Tüzüğüne aykın davranmak suçundan mah- kememizce verilen 25.10.1989 günlü karan gereğince; Sanıgın TCK. 398. Mad.si 402/1, 647 SK. 4. Mad.leri gereğince 470.000 TL.'sı ağır para cezası ile 3 ay mesiek ve sanatın ve licaretin tatiline, işyerinin 7 gün kapaulmasına karar verilmis olup ilan ve teblig olunur. Basın: 34317 Bu soruyu Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 3.6.1980 tarih, 998 esas ve 6689 karan yanıtlayacak- Ur. (•) "Işçi, belirii süreli bir hiz- met aktinin sonunda sözlesme- yi yenilemeyerek kıdem tazminatı istemek hakkına sa- hiptir. Böyle bir durumda işçi yeniden akit yapmak zorunda değildir. Bu, o kimsenin akit yapmaktaki serbest iradesinin bir sonucudur. Olayda davacı 625 sayılı kanuna göre birer yıl süreli hizmet akitleriyle çalısmış ve son yıla ait hizmet aktinin hi- tamında teklif ettigi şartlann ka- bul edilmemesi üzerine yenisini yapmayarak kıdem tazminatım talep etmiştir. Bu durumda hiz- met aktinin davacı tarafından feshi değil yeni bir sözleşme ya- pılmak istenmemesi söz konusu- dur. 625 sayılı kanun uyannca yapılan belirli süreli hizmet akit- Ierinin her yıl için yenilenmiş ol- ması onu özelliği itibariyle belirsiz süreli hizmet akdi nite- liğine dönüstürmez. O halde, kıdem tazminatına karar vermek gerekirken aksine düşünce ile bu isteğin reddi isa- betsizdir" Konuya ilişkin diğer yargı ka- rarlarmda da süresi belirli iş söz- leşmesinin bitiminde, sözieşmenin işçi tarafından ye- nilenmemesi durumunda, işve- renin kıdem tazminatı ödemekle yükümlü olduğu vurgulanmak- tadır. _ _ ^ _ (*) Kaynak: Ibrahirn Eşmelioğlu, U Kanunları ve Mevzuatı, 1986, s. 314.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog