Bugünden 1930'a 5,388,814 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

28 MA YIS 1989 CUMHURİYET/9 ÇALINAN Her taşın altından Dikmen çıkıyor Kıbns'taki kiliselerden fresk ve mozaikleri E Almanya'ya kaçırdıktan sonra ABD'depazarlayan Aydın Dikmen, 1969 yılından buyana birdizi r sahtekârlık olayına kanştu f TARÎHNASIL SATILDI? / 4 İÇeşitli davalarda yasal boşluklardan yararlanan ^ jDikmen'in adı, profesörleri kandınp, kendi için yazı ^Jyazdırmaktan, Alman polise sahte Bizans sikkeleri vpazarlamaya kadar birçok olayda geçiyor. deki ikinci sahte altın maskeyi beiki ileride 3.sünü, 4 üncüsünüpazarlayabilmektir. Nitekim Prof. Alp de "taklitçinin bunu nüshalar halinde yapması" gerekeceğinden söz etmektedir. Bu makale ile birinci olarak büyük bir reklam yapümış olmaktadır. Günümüzde Türk reklamcılannın da kullandıgı bir tngilizce kelimeyle, ikinci sahte altın maske bu makale ile "promote" edilmiş, yani tanıtılmış olmaktadır. Bu nedenle Dikmen, ikinci altın maskeyi her istediğine, elini öpene, sonu bol sıfırlı dolar rakamları ile verebilecektir. Bu makaleler çıktığında, hem de "Belleten"de çıktığında Aydın Dikmen herhalde zevkten uçuyor ve kıs kıs güluyor olmalıydı. 12.7 cm olduğunu yazmaktadır. Maskenin yapımı için gerekli ölçuleri tutturabilmek amacıyla Dikmen'in, teknik ressamlığının verdigi bilgi ve yetenekten yararlanıp sahteyi tam 1II ölçeğine indirgediği anlaşılıyor.. Küçültmesinin nedeni de herhalde Dikmen'in o zamanlar 26 cm yuksekliğinde bir sahte eser yapmaya yetecek miktarda altın alacak parasının olmadığı ya da bu işi durup dururken pahalıya daha fazlaya mal etmeyi düşünmediği kabul edilebilir. Prof. Alp, "altın maske" üzerine 6 sayfahk Türkçe ve ayrıca Almanca olarak yazdığı bilimsel makalesini yayımlandığı "Belleten"de yine de kuşkularma şu sözlerle yer vermekten kendisini alamaz: lunduğunu öğrenmiş ve inandırıcı olabilmek için de aynı öyküyü Alp'e satmıştır. Alp yazısını şöyle sürdürüyor: "Fakat buluntu yeri ilim âlemi için kati olarak belli olmadığı ve eserin hakiki olduğunu teyid edebilecek yeni eserler ortaya çıkmadıgı müddetçe taklit oldugu hakkındaki şupbeleri ortadan kaldırmak kolay olmayacaklır. Böyle bir işin taklitçi için kfirlı olabilmesi için onun birçok nnshalar halinde imal edilmesi gerekmektedir. Taklit olmasının mumkıin oldugu tehlikesini de goze alarak esen yayımlamanın doğru olacagını sanıyorum. Böylelikle eserin diger bir nushasını görmüş olanlara bu hususu bildirmek fırsatı verilraiş olacaktır." Yazar, Yunanistan'da bulunan gerçek maskelerle bunun bilimsel kıyaslamasmı yaptıktan sonra bir başka açıklamada daha bulunuyor: "Bay Dikmen'in büdirdigine göre kendisine aynı buluntu yerinden çıkmış olan bir maske daha gösterilmiş, fakat çok yuksek bir ücret talep edildiği için onun tarafından satın alınmamıştır." Ancak kısa bir sttre sonra yabancı bir bilim adamı kâğıl kalemi eline alacak ve madde madde bu altın maskenin neden "sahte" olduğunu kanıtlayacaktı. Alp kullanılmış olmanın verdigi uzüntuyü duyarken Dikmen de altın maskı satamayacaktı. Bundan birkaç yıl önce Ankara'da Büyuk Pasaj'da Kuyumcular Çarşısı'm dolaşırken bir dükkânın vitrininde bu altın maskeyi görecek ve bunun orada ne aradığına hayret edecektim. Dikmen, "Bunlan yurtdısınd<in Türkiye'ye geürdigini" söyler. Çunkü Dikmen, yasamn tüm boşluklarım Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdurlerinden ve hatta belki de bu konuda büyük hukuk otoritesi olan Prof. D ı . Bilge Umar'dan daha iyi biliyordur denilebilir. Son olayda kullandıgı koz, eski eser ihracırun yasak, ithalinin yasada serbest oluşudur. Dikmen, bütün olaylarda tıpkı öteki eski eser kaçakçılannda olduğu gibi bir başka avantajı daha kullanmaktadır. Konya'daki bir olaydan, Burdur, Afyon'daki ya da bir başka olaydan Aliağa'daki savcı ve yargıçlann ya da yerel müzelerin bu olaylar hakkında bilgileri olmadığı ve aynca genel müdürlukte bilgisayarla donatılmış merkezı bir eşgüdüm birimine olaylar yansrtılmadığı için her "yakalanma olayı tek bir olay gibi" d e alındığından her seferinde Dikmen gibiieri "ne kadar masum olduklaruı" kolayca kanıtlay abilmek tedirler. gibilerden bir kararın çıkması sürpriz olmayacaktır. Kendisiyle konuşmak ve tanışmak için New York'tan Jzmir'e gittiğimde Dikmen, Münih'e gitmişti. Ben Münih'e gittiğimde bir şanssızlık, o Aliaga'ya dönmuştü. Görüşmedik.. Buna karşılık Münih'teki Alman dostlan ile konuştum. Biri şu öykuyü anlattı: "Sahtecilik Aydın'ın ruhuna işlemiştir. Aydın, bu işten maddi kazançtan daha çok psiolojik zevk almakta. Tatmin duymaktadır. Amacı, sahtedlikle başkalannı sadece kazıklayıp para kazanmak degil, psikolik olarak onlarla, yani karşısındaki ustun kişilerle (bilim adamlan, devlet görevlileri, müzeler ve hatta mahkemelerle) alay etmek, onlan kıiçuk duşürmektir. Bunun en tipik örnegi Mttnih'te ikâmet izni almaya gittigi Alman polis görevlisine Bizans sikkeleri pazarladı. Ancak adama yani kendisine izni verecek polise bile hakikileri yerine taklitlerini, kötülerini verdi... Dikmen, kendisine buyuk zarar verebilecek kişüere dahi kazık atmaktan, adeta özel bir zevk alıyor..." Münih'teki ünlü bir Türk meslektaşı "Utanıyorum bu adamdan. Aman bana onun adını anmayın. Kendisini yolda görsem kaMınm degiştiririm" diyecekti. Yaşh bir Alman numismat (sikke bilimcisi) ise Dikmen hakkında konuşmak istediğimde, " H aaa.. O sahteciden mi söz ediyorsunuz?" diye hayret ettikten sonra "tsterseniz bir başka konuya gecetim" derken çok sinirlendiğini gözleyecektim. ÖZGEN ACAR NEW YORK Kıbns'taki kiliselerden fresk ve mozaikleri söküp, Almanya'ya kaçırdıktan sonra bunlan ABD'de pazarlayan Aydın Dikmen'in Türkiye'de bir dizı sahtecüik olayının kahramaru olduğu saptandı. Dikmen'in Kıbns'tan başka Türkiye'den pek çok eseri de Avrupa ve Amerika'da muze ve koleksiyonlara pazarladığı biliniyor. Aydın Dikmen'in (52) adını ilk kez 1%9 yılında Afyon'un Şuhut ilçesinin köylerinde duydunı. "Cumtauriyet" için o zaman, "eski eser" yerine "uyuşturucu kaçakçılıgını" araştınyordum. "Afyon Raporu" yazı dizisini hazırlamak ıçin gjttiğim bu köylerde iki kişinin adından söz edüiyordu. Bıri kısaca "Dinarü" olarak bilinen ŞaJtir Ünver, ötekisi ise Aydın Dikmen'di. Hayattan ayrılan Şakir Ünver, "Karun'un Hazinesi"ni ük görenlerden biri ve tzmir'li Aii Bayıriar'a satan bir aracıydı. Dikmen'e gelince köylüler arasındaki adı "Sahteci" idi. Yanılmıyorsam daha önce YSE'de görev yapıyordu. Teknik ressamdı. Köylere su getirme çalışmalan çerçevesinde YSE'nin jeepleri ile yörede gitmediği köy kalmamıştı. 1960'lann başında eski eser kavramını öğrendi. Meslektaşım Mustafa Balbay'a iddia ettiğı gibı, "babasından kalma 1000 alnn sikkeyi annesi" kendisine vermiş olsaydı Konya'daki Lunapark'ta ya da gece pavyonlarda davul ve saksofon çalmasına gerek kalmazdı. 196O'lı yıllarda özellikle Afyoo, Konya, Burdur. Isparta ve Ankara muzelerinin Genel Müdurlüre ile yazışmalannda Aydın Dikmen'in adına, "eski eser kaçakçıbğı yapmak ve köylüleri kaçak kazıya teşvik etmek gibi" iddialarla bırlikte sık sık rastlanacaktı. Ancak o zaman eski eserler bir yasa yerine nizamname ile yürütalduğunden, hakkında mahkumiyetle sonuçlanacak herhangi bir yasal kovuşturma yapılamayacaktı. 1964 yılında Afyon'a 17 km. uzakhkta Çay yolu üzerinde Sülümen'de 25110 cm. yüksekliğinde 72 parçalık Roma heykelleri bulunacaktı. Daha sonraki yıllarda heykellere karşı çıkan kavimler Roma heykellerirü bir çukura gömmüşlerdi. YSE'nin kepçesi, gömuldükleri çukurdan bu heykelleri çıkardığmda Aydın Dikmen parsayı toplayacaktı. Dikmen, "resmi araçlan eski eser kaçakçılığında kullandıgı" gerekçesiyle Afyon'dan Konya'ya sürülecekti. Gead Müdüriügii Sorumlusu ola göre kendisi bu idollerin hepsini rak Mefamet Önder'in im"»<»" ta GüneyBatı Anadolu'da yaptığı şıyan bir belge ile koylerden eski geziler esnasında köylulerden saeser topluyordu. Dindeki \azıda tın almış ve buluntu yerleri hak(Aydın Dikmen, her tıirlu eski kındaki bilgileri de onlardan topeser aJıp satmaya yetkilidir. Ada lamıştır. Soz konusu olan yerleri mımızdır, kendisini kollayin... Bu ziyaret etmek ve verilen bilgilerin konoda kendisine her tttrlu yardı doğrulugunu yerinde teyît etmek mın >apılmasını rica ederim.) de maalesef benim için mümkun olamamıştır." niliyordu." 13 sayfa Türkçe ve aynca AlBöyle bir izin yazısına ahşık degildik. Yazı dili bir garipli. Bel manca olarak yayunlanan bu bigeyi bir yazıyla Genel Müdürlö limsel makalede gösterilen idollege ilettik. Meger sahteymiş..." rin bir bölümünün "sahte" olduDaha sonra Kultur Musteşarlı ğu ve Dikmen'in önce Alp'i ve biğVndan emekli olan Mehmet Ön lim dünyasını aldatmaya çalıştığı der bu olayı doğruladı ve "Belge daha sonra belirlenecektir. gerceklen sahteydi. Üslelik. Bakanlığın resmi muhninö de sahte Sahte altın maske olarak kazıtmıştı... Sahtecilikten Bundan daha da ilginci, yine de mahkemelik oldu..." dedi. "BeUeten"in aynı sayısında yine Bir başka öykuyü de Ankara Prof. Sedat Alp'in yazdığı "AnaAnadolu Medeniyetleri Müzesi es dolu'da bulunan M.Ö. İkinci bin ki Müdürü Raci Temizer anlat yılına ait altından bir yuz maskemıştı. Dikmen'in, bir başka ihbar si" başhklı ikinci bilimsel yazıda sonucu bindiği otobuste Ankara sözu edilen altın maske olayıdır. Konya yolu uzerindeki Gölbaşı'Uçankuş'un "sahtedir" diye nda arama yapüacak ve bir sepe muzeye satın almadığı bu altın tin içinde Alacahöytlk'te çıkan mask hakkında makalede şöyle Hitit altın eserlerden bulunacak denilmektedir: tı. Tutuklanıp mahkemeye cıktı"... Bay Dikmen'in kısa bir siiğında altın eserin "sahte" oldu re önce bir koylüden satın aldıgı ğunu kanıtlayıp kurtulacaktı. altından bir yuz maskesi bu koÇandarlı Höyük olayından üç leksiyondaki guzel eserlerin hepbes ay sonra Türk Tarih Kuru sini golgede bırakmaktadır..." Profesör Alp makalesini şöyle mu'nun 1965 tarihli 113'üncü "BeUeten" dergısinde Prof. Sedat sürdürüyor: Alpin iki bilimsel incelemesi ya"Sahibinin verdigi bilgiye göyunlanmıştı. re eser Orta Anadolu'da daglık ve "GüneyBatı Anadolu'da bulu erişilmesi guç bir bolgede dikdörtnan erken bronz çağına ait mer gen biçimindeki bir kuyu mezarmer idoller" başhklı birinci bilim da bulunmuştur. Bu maske Anasel makalesine Alp şu sözlerle baş dolu'nun prehistorik ve erken tarihi çaglan için unik (eşsiz) bir bular: " Konya'da antik eserler me luntu olmakla kalmamakta, aynı raklısı Bay A\dın Dikmen'in ko zamanda Heinrich Schilemann'leksiyonnnda yuksek kaliteli ve ın 1867 yıimda Yunanistan'da Migayet iyi konınmus durumda ba ken'deki kuyu mezarlarda keşfetzı yasssı mermer idoller bulun tigi dovrae yoluyla yapılmtş >uz maktadır. Bu eserler eski Anadolu maskelerine çok benzemektedir. ve Ege arkeolojisi uzmanlannın Şimdi, Anadolu'da bulunan masoldugu gibi genis bir aydın çevre ke de aynı şekilde altın safihadan sinin de ilgisini uzerlerine çekebi dovme suretiyle meydana getirillecek degerdedir. Bay Aydın Dik mistir...." men'e bu idolleri yayımlamama Yazar, daha sonra bu maskeyi müsaade ettigi için tesekkür ede bilimsel açıdan Yunanistan'da burim. lunarüarla kıyaslamakta ve oradaBay Dikmen'in verdigi bilgiye kinin 26 cm Türkiye'dekinin ise Aliaga'ya antika ithali En son olayı da gemi söküm tersanesinin bulunduğu Aliağa'dan verelim. 9 Mayıs 1988'de Aliağa'da Mustafa Kaplan adlı bir kişi ruhsatsız tabanca taşıma suçu ile yakalanır. Ifadesinde Malımut Zorlu adlı bir kişiden söz eder. polis, bu kişiyi gözaltına alıp mekânında arama yaptığı nda, yıldız biçiminde bir taş fosil, bir antik mühür bulunur. Bunu <imden aldıgı ya da buldugu sorulduğunda yanıt "Aydın Dikmen" olur. Bunun uzerine Aydın Dikmen'in Aliağa'daki evi aranır ve çeşitli dönemlere ait 34 adet heykelcik ve taş mühür bulunur. Dikmen, tzmir'de iki gun gözaltına alınır. Ancak AJiağa Savalığı Asliye Ceza Mahkemesi'nde dava acar. •Burada ilk defa olarak tanıttıgımız bu maskenin Miken sanat eserinin bir taklidi oldugu da akla gelebilir. Bay Dikmen eserin bakiki olduğuna beni temin etmektedir. Verdigi bilgiye göre kendisi bir seyahat esnasında geceleyin buluntu yerine goturulmuş ve eserin çıktıgı kuyu mezar kendisine gösterilmiştir." Dikmen, bir kitapta gördüğü Usta reklamcı bu Yunan maskesi ile öyküsünü Bu cumle, Dikmen'in aradığı okumuş, bunun bir kuyuda bu en önemli noktadır. Amaa, elin AJiağa olayında tzmir Müzesi'ne Aliağa Savası'na yardım etme konusunda görev düşüyor. Dikmen, bu eserleri ithal etmiş olsa bile gümrük yetkililerine bildirim yapması gerekirdi. Gümrükten geçerken bir bildirim yapılmış ve bu konuda kendisine yazılı bir belge verilmiş midir? Kendisinin geçmişi nedeniyle "koleksiyoncu" belgesi alamayan Dikmen, bu eserleri eşinin adına getirmiş olsa bile, bu eserler neden koleksiyonun bulunduğu yer olan Konya'da değil de Aliağa'da durmaktadır? Bir an için ithal belgesinin olduğunu kabul etsek bile, bu belgenin taşıdığı tarih ile yakalanma Aydın Dikmen ile ilgili tüm olayı arasında kaç gün geçmiştir? Türk müzelerinin gelen giden evBir başka deyimle yasamn öngörrakını, mahkeme dosyalarını, bir düğu bildirim süresi aşümış mıbilgisayara yiiklesem... Buna dıdır? şarıdaki müzelerin, koleksiyoner Bu sorular yanıtlanıp, belgele ve antikacılann yazışmalarını da ri savalıkça mahkemeye sunul eklesem, ondan sonra da Aydın madığı takdirde, Dikmen, bu iş Dikmen'le de karşıhkh oturup ten de kurtulacak ve bundan ön gerçeği, ama tum gerçeğı anlatce olduğu gibi "Miısadere edilen masını sağlasam, dunyanın en ileserlerin kendisine iade ^dilerek ginç kitabını, en çok satan kitakoleksiyonuna geçirilmesine..." bını yazabilirim sanıyorum. Cleveland Müzesi'ne satış Mahmut Akok'un 1964'te yaptığı Çandarlı höyük kurtarma kazısı raporunda geıüş yer verilen bu olaydan üç yıl sonra Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü, 28 Ekim 1%7'de Konya Müzesi'rıe bir uyan gönderecekti. Bir yıl önce Konya'daki evine, bir ihbara dayanarak polisin yaptığı baskında 296 parçalık gerçekten çok zengin bir koleksiyon ele geçirilmişti. Uyarıda, Aydın Dikmen'in Sulümen'den kaçırdığı 11 heykelin ABD'nin Ohio kentindeki Cleveland Müzesi'ne satıldığına dikkati çekilecek ve soruşturmanın bu açıdan da derinleştirümesi istenecekti. tki tngiliz gazetecisi, Kenneth Pearson ve Patricia Connor 1967'de lngiltere'de yayımladıklan "The Dorak Affairs" adlı kitaplarında, Konya'daki evirtin alt katında gördükJeri Dikmen'in koleksiyonunu şöyle anlatacaklardı: HARAMldERE SANAyi SlTESI Doğru karar, doğru yatırım... Kendi işyerinin sahibi olmak, veya kârh, akılcı yatınm yapmak isteyenler için... • İSTANBUL • I ^V • £%• • EDIP CANSEVER Her sabah çalınır kapımın zili Açarım: Ben haziranım EDtP CANSEVER'i çok severiz. ANISINA Tajryar TIBPAN Tansu M.GÜL.4YDI> tllıan DIRISEL Ahmet StP\HİOCLl 7792155 ve 167 m2lik 4 ayn tip işyeri... Şimdi ahn, % 20 indirimden yarariamn.A MÜZİK... DENİZ ve BOĞAZİÇİ KEYİFLİ GECELER BAR'da Perşcmbc"den itıbaren 18.00 21 0 0 MAVİ SAKAL Rıhm And Blues Hergün 12 0 0 2 0 0 0 arası 7 tÇKl FtYATlNA 2 tÇKt SALATA MEZE TABAĞ1 KEDİ TABAĞl PARFE 10.000.TL. 1. C a d d e N o:1 5 A R N A V U T K Ö Y R e z . :1 6 3 32 34 Özel miize "Dairesinden aynlıp aşagıya depoya indik. Yaklaşık alb metre uzunluğuoda üç metre genişliğinde, beyaz badanalı oda, kendisinin müzesiydi. Duvarlar, hemen bcmen kesintisiz olarak teşbir camekflnlan ile kaplıydı ve göz kamaştıncı çeşitlikte değerli nesnelerle doluydu: Iidya altın celcükleri, Roma ve Ynnan vazolan, antik sikkelerle dolu kutular... Söyledigine göre koleksîyonu 1.900 parçadan oluşuyordu. Kaba bir hesapla 10 bin steriinin üzehndeydi. Bu açıklamada ilginç bir iki nokta var. Birincisi, kitabın yazıldıgı tarihten birkaç yıl önce Tiirkiye, Lüksemburg'dan 100 bin dolar kredi almak zonında kalmtşO. Oysa Dikmen'in koleksiyonanun degeri ise o tarihte 10 bin steriin yani 30 bin dolardı... Türkiye'niıı Lüksemburg'dan istedigi kredinin üçte biriydi... tkincisi, koleksiyonun 1.900 parçadan oluştugunu soylemesine karşılık, polis baskınında ancak 296'sı bulnnabili)ordu. Ötekiiere ne olmuştu? Bngiın nerelerdeydi bunlar? Aynca, polisin baskında buldugu ve "eski eser satışı" ile ilgüi "sahte bdgeler" de ilginçti. IÜARÂMİCİERE SftNAyİ SlTESİ Kentın yanıbaşmda ama trafık karmaşasından uzak..! E5 Karayolu'na 550 m. cepheli 96.000 m"lik bir alan üzerinde kendi kendine yeterli..! Çağdaş sanayı sitesi anlayışından hareketle, site bünyesinde idare binası, akaryakıt islasyonu, sağlık ocağı, PTT, restoran, kafeterya, camıi, teşhir salonları, banka, özel otopark ve dinlenme mahaUerine yer verildi. Bağımsız telefon, su ve sanayi ceryanı sorunu yok...! İstendiğinde birleştirilen veya asma kat yapma olanağı bulunan 4 ve 5.5 m. tavan yuksekliğinde işyerleh.. AYR1NTIL1 BILGİ VE SATIŞ İÇİN CUMARTESİPAZAR DAHİL HERGÜN AÇIĞ1Z ÖZEL BORA SÜRÜCÜ KURSU SÜRÜCÜ BELGESİ OKUL V E R İ Ü R ÜSKÜDAR 334 KOZYATAĞI362 MALTEPE 352 TARABYA 162 22 69 47 33 21 21 08 18 Nasıl Gidilir? Istanbul Haramıdere Sanayı Sitesi, İstanbul şehır merkeztne yalmzca 18 Ktlomelre uzakhkta, Bakırköy Avcılar'da E5 Karayotu uzenndedtr. Aıaturk Hava Lımanı'na ise 8 Kılomeıre uzaklıktadır. Sıteye karayotundan özel gırışçıkiflar ve aynca senııs yolu mevcuttur. 3 gıdış ve gelışlı E5 Karayolu'ndan kent merkezıne 10 dakıkada ulaşmak mumkün. Sıtenın1 çevresmde toptu konul alanları yer almaktadır. ÇETİN İNŞAAT SAN. VE Tfc. A.Ş. Zeytınoğlu Cad Karanfıl Kuyü Çevre Sitesi AkatlarEtıler İstanbul Tel. 164 45 92169 32 12168 51 02168 72 43 Haramıdere Tel. 591 24 78 591 36 58 591 22 94 Ebuzzıya Cad Ömer Nacı Sokak Koçoğlu Işhanı ı;3 Bakırköy Istanbul Tel 561 09 94 561 04 77 583 51 75 lngiltere'de lngilizce'yi ucuza öğrenmek için güveniür tek yol AUPAİR'lik yapmaktır. llgilenen 1727 yaşları arasındaki lise mezunu bayanlar: Turkiye'nin ilk AUPAİR acemesi Derin Limited'e başvurunuz. Beşiktaş, Mazharpaşa Sokak 2/9 1158 53 42 1161 43 87 Sahte izin belgesi Sahtecilik konusunda ilginç bir öyküyü Afyon Müzesi'nin emekn müdürü Hasan Tahsin Uçankoş anlattı: "Aydın Dikmen, o dönemde altında Eski Eserler ve Müzeler 1. Satış programı içinde sizlere sunulan 250 işyeri çok kısa siirede sahiplerini bulmuştu. Gururluyuz.. İÇİ SEVDA DOLU YOLCULUK Cahit Kıilebi 2000 lira (KDV içinde) Çağdaş Yaymlan Turkocağı Cad. 3941 Cağalogluhtanbul
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog