Bugünden 1930'a 5,409,364 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/6 1981 yılında Girit'in küçıik bir dağ kasabası olan Annoya'da, Maria Faranduri ile birlikte verdiğimiz konser büyuk ilgi uyandırmıştı. Yunanhların coşkusu, Adalar turnesini filme alan Alman ZDF televizyon ekibini bile şaşırtmıştı... HABERLER 8 N/SAN 1986 Türklerle yaşayan bölgeler şarkılara coşkuyla katüıyor Annoya'da o gece Belediye Başkanı bir dağ lokantasında oğlak kebabı ikram etti bize. Ama benim akIjm bir şeye takılmıştı. O güne kadar verdiğimiz konserlerin bir bölümü yuzlerce yıl Türk egemenliğinde yaşamış bölgelerdeydi. Bazı konserler ise, Türklerin hiç ayak basmadığı yerlerde olmuştu. Korfu Adası, Kithira Adası gibi. TurkJerle çarpışmamış, Türk egemenliğinde yaşamamışlardı ve benım iik düşünceme göre bize daha dost, daha yakın davranmaları gerekirdi. Oysa tam tersi oluyordu. Böyle şehirlerde, şarkılarım, Avrupa dinleyicisinde bıraktığı etkiyle, ilgi ve serinkanh bir beğeniyle dinleniyordu. Oysa Türklerle birlikte yaşamış insanlar konserlere coşkuyla, Ege'nin Öte Yakası ZÜLFÜ LÎVANELÎ Orkestranın ilk ritmiyle tempo tutmaya başlıyorlar. Sanki karşımızda Messalongi halkı yok da, çeşitli dış oyunlarla birbirine kırdınlmış onurlu Türk ve Yunan insanlan var. Beş sekizlik bir parça çalıyorum. Hiç aksamıyorlar. Ltvaneü ve Faranduri Ezgi titresbninde, ortak ritmde, ortak duygıüarda yansıyan bir dosthtk geleceğe köpru kuruyor.. Messalongi, Türklerle savaşta 13 bin ölü vermiş bir kenL Maria bile tedirgin, ama "Türk besteci" deyince kıyamet kopuyor... Türklerle çarpışan kentte coşkulu alkış kendilerinden gecerek katılıyorlardı. Belki de kendi geçmişlerini arar gibi nostaljik bir heyecana kapılıyorlardı. Demek ilişkinin en kötüsü bile, ilişkisiziikten daha iyiydı. Buradan hareketle şöyle bir kanıya varıyordum: "Ortalama Avrupalı, Türkiyr'j* ortaiama Yunanlıdan daha uzaktır." İnsani ilişkiler gelenegi Çok uzun bir tarih perspektinnde aynj kaderi paylaşıyor güney insanları. Insani ilışkilerin ve birey zenginliklerinin önem taşıdığı dönemlerde büyük uygarlıklar kurmuşlar. Daha sonra insan ilişkilerinin sıfıra indiği, soyut emeğe dönüşmüş iş gücü gerektiren sanayi döneminde, güçlerini yitirmişler, ustünlüğü kuzeylilere kaptırmışlar. Şimdi kuzeyin teknik üstunluğü ve toplumsal örgütlenişini hayranlıkla izleyip, ama gene de insani ilişkilerde, yeme içmede kendi geleneklerini sürdürerek yaşayıp gidiyorlar. 11 Temmuz 1981... Messalongi konserine gidiyoruz. Menajer Manthos, Vera, Maria, orkestra üyeleri... dikili projektörlerin ışığında binlerce boceğin uçuşherkes biraz çekiniyor. Kenti görünce nedenini anb tuğunu görüyorum. Sıcak, ıslak bir gömlek gibi deyorum. Kapalı Anadolu kentlerine benziyor. Selanik rimize yapışıyor. yakınlannda. Otelimiz Liberte'den çıkıp küçuk bir yüSonra Maria her zamanki yerde, 'March of Spiritrilyüş yapıyorum. Üç yuz metre ilerde beyaz heykel ten sonra, 'Sıra konugumuzda' diyor 'Türk bestecilerle dolu bir park var. Türklere karşı çarpışırken öl si«' der demez bir alkış, bir kıyamet. müş Yunanhların heykelleriymiş bunlar. Stadyumdaki ses provası sırasında Manthos anla Her ritme tempo tutuyorlar tıyor: Messalongı'nin en büyük özelliği Türklere karşı verdiği savaşmış. Son çarpışmada 13.000 kişi ölmüş. Sahneye çıkıyorum. Dakikalarca sürüyor alkış. MaLord Byron'un ölduğu yer de burası. Hâlâ bu savaşı ria'ya bakıyorum. Kırmızı giysisi içinde sevinçli, gözyaşayan tutucu, fanatik bir kent diye bilinirmiş. leri pırıl pınl yanımda duruyor. Bu duyguyu, bu eşStadyumun ortasındaki sahnenin arkasına park eı siz barış duygusunu tatmak için değil miydi bütün miş otobüsün içinde bekliyoruz. Tribünler doldukça bunlar. doluyor. Maria 'Göreceksin' diyor 'Ben halka her zaOrkestranın ilk ritmiyle birlikte, tempo tutma başman guvendim.' lıyor. Dinleyicileri göremiyorum. Karşımda koskoca Ama o da kuşkulu: 'Bir düşmanlığı kırmak isti bir karanlık. Far ışığına yakalanmış gibi sahne yalyorsak göze almamız gereken şeyler olacak.' mzlığını yaşamıyorum burada. Bir devin soluması gibi Hak veriyorum. kitlenin ilgisini duyabiliyomz. Sanki karşımızda saKonser başlıyor. Heyecanh bir kalabalık. Sahne>'e dece Messalongi halkı yok da, çeşitli dış oyunlarla duşman edilmiş, birbirine kırdırılmış, gereksiz yere telef olmuş onurlu Türk ve Yunan insanları var. Beş sekizlik bir parça çalıyorum. Hiç aksamadan tempo tutuyorlar. Dokuz sekizlik, gene öyle. Yedi sekizliğe geçiyorum, hiç aksamıyorlar. lşte iki Ulke arasındaki müzik bağının kanıtı. Konser dtizenleyicisi çîftin öyktisü Konserden sonra Manthos, "Savastan bu yana ilk Turksun buralarda" diyor. Manthos'la Vera orta yaşın uzerinde bir çift. Maria'nın, Yunanistan içindeki konserlerini düzenliyorlar. Neşeli, atak, canayakın oluşları ve gösterdıkleri ilgi anlatılmaya degerdi. Manthos, Karl Malden burnu ve amacına bir buldozer gibi yönelen davranışlanyla çok ilginç bir adam. Tuzlalıymış. Gezilerde hangi lokantaya gitsek Vera ev sahibi gibi paldır kuldur mutfak kısmma dalıyor ve seçtiği yiyecekleri taşıyor bize. Ben ikisinin de neşelerine, kabına sığmayan coşkunluklarına şaşarken Samos'a giden bir vapurda Manthos, yanından geçtiğimiz bir adayı göstererek, "Bu adada beş yıl hapis yattım" diyor. Sonra hiç bir zaman açılmasını istemedikleri konuyu ilk ve son kez anlatıyor bana: Manthos, toplam 15 yıl hapis yatmış, Vera ise 10 yıl. Gençliklerinin ve evliliklerinin en güzel çağları ayrı OtobüsU konserden konsere gezerken, her fırsatta mola veriyor, Ege'nin taduu çıkanyorduk... zindanlarda geçmiş. Suçlan da, "Makedonya'yı Tito'ya vermek için çalısmak." Yunanistan'la Yugoslavya'nm eski bir Makedonya sorunu var. Bizim garip Manthos'la Vera da sözüm ona Makedonya bölgesini toprağı, ağacı, insani, eviyle Tito'ya verecek olmuşlar. "B«ş yıl yatıp çıklık" diyor. "Sonra?" Güluyor. Ikinci kez de Tito Yunanistan'ı ziyaret ederken tutuklamışlar Çibukidis çiftinı. Bu kez de "Tito'nun guvenliği için tehlikeli kişiler" olduklan savıyla. Böylece Çibukidisler once Tito yandaşı, sonra Tito karşıtı olarak toplam 25 yıllarını zindana gömmuşler. Bazen adalet meleğinin gözündeki bağı fazlaca sıkıyorlaı anlaşılan. 15 Temmuz 1981... Irodion Antik Tiyatrosu'nda ünlü 'Berliner Ensemble' grubu temsil veriyor. İlk oyun Brecht'ın "Üç Kuruşluk Opera"sı. Brecht'in kızı Barbara Brecht ve kocası Berliner Ensemble'ın yıldız oyuncusu Eckefaart Scbairie tanışıyoruz. Ikisi de Maria'nın arkadaşları. Schall'le Maria, Almanya'da birlikte Brecht şarkıları söylüyorlar. Barbara Brecht ve Schall için suçlama yazıları çıkıyor Batı basımnda. Alman Playboy'u 'Milyoner Yoldaşlar' diye bir makale yayımladı geçenlerde. (Brecht'in bütün dünyadan gelen telif haklarım kastediyorlar. Barbara Brecht'in anlattığına göre bu telif hakları Yunanistan, Türkiye gibi ülkeler tarafından hiç ödenmiyormuş. Taruştığımız sıralarda Yunanistan'dan ilk kez telifleri alıyorlardı.) Gbit'te bir dağ kasabasvtda konser. Bu bölgelerde iki halkın dosrluğu çok daha güçlü. StRECEK Lavriorvda noktalanan hayaller bir yön yok, tamamen macera için. " KÖKSAL DURUKAN Zenginlik umuduyla kaçtı, intihar haberi geldi Içişleri Bakanı Akbulut: Bilgin'in cesedini verdik 'Şimdi de> ayakları bağlıydı diyorlar' Akbulut, milletvekilleh ve gazetecilerin nakil sırasında yaptığını belirten Bakan Akbubölgeye sokulmamasına "öyle uygun görulmüştür" dedi. lut, konuşmasını şoyle surdurdu: lamada, Sıddık Bilgin'in Suveren Jandarma Karakolu yanında gömulü cesedının ayaklan bağh bir şekilde cıkmasına ihtımal vermediğini soyledi. IddiaJarın delil, bilgi ve ispata dayanması gerektiğını anlatan Bakan Akbulut, cesedın yeniden otopsiye tabı tutulması isteminin valiye değil, savcı ve mahkemeye yapılabileceğini söyledi. Kendisinin 15 yıl avukatlık meyen dtişıinceier, soyientiier uzerinde biz yorumlar inşa edi"Benim bir şe> garibime gidi yoruz. Bir kere işin esasını bileyor. Türkiye'de her şeyin bir yo lim, ondan sonra yapalım." Akbulut şöyle devam etti: lu vardır. Bir iddiada bulunur"Yargı atlanıyor. Deniyor ki, ken, iddianın kanuni tarafının koku aranır, bunun delilleri ne 'Kötu muamele gordum.' Yahu, lerdir. Ona gore meseleler konu savcılıga. mahkemeye gittin mi? şulur. ona göre bir karar verilir. 'Hayır! Basın toplantısı yapıyor. Eger idarenin kanunsuz bir işi Yapma demiyorum. ama bunun varsa idareyi de, iddiayı da mu yolu basın toplantısı mı? Savcılıga gittin mi?, Bakanlığa başrakabe eden mahkemeler vardır. Turkive gibi demokratik bir ul vurdun mu? Ne olacak, kim çözecek olayı, olay neredeyse biz kede buralar atlanıp birtakım esaslı delillere, biigilere istinat et yargıya tnüdahale ediyonnuşuz gibi.. Yahu kardeşim memleketin valisi. bakanı, yelkilisi. savcısı. mahkemesi var. Ama çtkıyor böyle diyor. Sonucu nerede baglayacaksınız, açıkta kalıyor." Milletvekillerinin ve gazetecilerin cesedin teslim alınışında bulunmasını engellemek amacıyla, "Operasyon var" gerekçesiyle bölgeye sokulmadığının hatırlatılması uzerine Bakan Akbulut, "Oradaki yetkili makamlann verdigi kararlardır. Öyle uygun görülmuştur. oyle yapılmışlır" şeklınde konuştu. ANKARA, (ANKA) İçışlerı Bakanı Yıldınm Akbulut, ışkenceyle olduruluğü ileri surülen oğretmen Sıddık Bilgin'in cesedinin ailesıne verildigini hatırlatarak, "tstediklerini yerine getirdim. Memnun olacaklanna, tam tersine bu kez de ayaklan bağlıyDENÎZCİYDİ Hikmet Kara dı diyorlar. Eğer baska bir şikâburun, askertiğini Deniz Kuvvet yetleri varsa işleri savcıiıkladır" Annesi, "Oğlumu orada bırakmaym" diye ağlarken, aym leri'nde yapmıştı. İşsiz kalıp diye konuştu. Midilli'ye kaçarken de, gemilerBakan Akbulut, konu ile ilgiköyün sakinleri şöyle diyordu: "Buradaki işsiz gençler, de denizcilik yaparak gezmeyi li olarak ANKA'ya yaptığı açıkhep kaçıp zengin olmayı hayal eder. Kaçışlannda siyasi ve zengin olmayı duşlüyordu. neye binerek Midilli'ye kaçtılar. Kaçış ve Yunanistan'a iltica haberleri iki gun sonra duyuldu. AYVALK Atina'da mülteci Midilli'ye geçenlerden sağhklcampı "Lavrion*'da intihar eden lı haberler alınamıyordu. ÖnceHikmet Karaburan, 24 yaşındayki gün Hikmet Karaburun'un, dı. Ayvalık'a bağh Kuçukköy'de, Atina'dakı multecı kampı "Lavarkadaşı Yusuf Akgol gibi o da rioıTda intihar ettiği haberi gelişsizdi. 28 mart gecesi 3 arkadaş di. Kuçukköy'de kimsenin haberi daha bulup bir tekneye atladılar yoktu acı olaydan. Hikmet Kave Midilli'ye kaçtılar. Bir gun acı raburun'un annesi ve babası, yihaber duyuldu; Hikmet Karabune bir başkasının zeytinliğinde run intihar etmişti... "ekmek parası" için çalışıyorlarHeı şey, Hikmet Karaburundı. Haberi duyan anne Nazmiye un arkadaşı Yusuf Akgöl'le payKaraburun kendini yerden yere laştığı hayallerle başlamıştı: Yuatarken, "Oğlumu oraJarda bınanistan'a geçip orada gemilerrakmayın, n'olur getirin" diye de çalışacak, bol para kazanıp bağınyor, ağlıyor, dövunüyordu. Ayvalık'ta kuçuk bir zeytinlik Baba Mehmet Karaburun ise, daha soğukkanlılıkla, "Demek ki insan insanın şeytam oluyor. Burada her şey vardı. Kaçmasına hiçbir neden yoktu" demekle yetiniyor, gözyaşlarını saklamaya uğraşıyordu. Karaburun ailesi çok çocukluydu, ama çok çalışkandılar. Evlerindeki sofralarında hiçbir zaman yemek eksik olmamıştı. "Dikili tek bir ağaçlan" yoktu, ama 2 buyuk kardeşin zeytinlikleri onlara yetiyordu. Aynı köyden Mehmet Ataş ise durumu şöyle özetliyordu: "Gençler surekli olarak Yunanistan'dâ iş olanaklannın bol olduğunu, kaçaklara beyaz mülteci pasaportu verildigini, buradan kaçan kişilerin bemen Amerikaya, Almanya'ya geçebildiklerini konusuyorlardı kendi aralannda. İşsiz kalanın, iş bulamayanın aklına ilkin kaçmak gelir. Şimdi buradaki gençlerin çoğunun aklında kaçmak var. Kaçışlannda hiçbir si.vasi >on >ok. Tamamen "J macera için, iş için kacıyorlar..." BURADA HER ŞEY VARDI Hikmet Karaburun'un annesi, Hikmet Karaburun'un ardın"Oğlumugetirin"diyegoıyaşları dokerken, babası şoylekonuşu da gözu yaşlı anne ve babası ile yordu: "Demek ki insan, insanın şeytanı oluyor. Burada her şey gerçekleşmeyen umutlar kalmışvardı. Kaçmasına gerek yoktu. " tı. alan ağabeylerine bakacaktı. 24 yaşındaki Hikmet Karaburun, askerliğini Deniz Kuvvetleri'nde yapmıştı. Denizle tanıştı zaren. Askerlik dönüşü "Martini Midye Üretme Çifüiği"nde iş buldu. Zaman zaman ağabeylerinin anlattığı deniz yolculuklannı, kazandıklan parayı düşler, arkadaşına anlatırdı. Buralardan kaçacak, açık denizlerde dolaşan gemilerde denizcilik yapacak, bol para kazanacaktı. Annesi, babası hâlâ el kapılarında zeytin toplayıp ırgatlık yapıyorlardı. 28 mart gecesi, Hikmet Karaburun, arkadaşı Yusuf Akgöl ve 3 kişi daha Biientur yöresindeki Ibrahim Cem Varü'ya ait bir tek ACI KAYIP Avukat Güldoğan, Barolar Birliği'ne dilekçe verdt Dr. Selahattin GÖYMEN \nsan sevgisi İİ6 dolu olarak yaşadı. Tatlı ve onurlu anılar bırakarak aramızdan ayrıldı. • Cenazesi 8 Nisan 1986 Salı günü öğle namazından sonra Şişli Camiinaen kaldırılıp Karacaahmet Mezarlığında toprağa verilecektir. Eşi: Oğlu: Zehra Goymen Korel Göymen Gelini: Güldal Göymen Bıırsa toplantısı neden iptal edildi, açıklansın düzenlenecek konferansta konuşmacı olarak katılacak bazı bukukçu konuşmacılann sonradan mazerel bildirmeleri nedeniyle konferansın siyasal bir amaca yönddiği goruşu agır basmıştır. Bu nedenk komite uyelerinden konferansın ev sahipligini yapan Bursa Barosu ve iptal için kesin hazırlıklı gelen Balıkesir Barosu Başkanlıgı'nın iptal etme istemine toplantıda hazır bulunan Baromuz Yönetim Kunılu'nca şiddetle karşı çıkılmış, ancak komitenin karanna da zorunlu olarak uyulmuştur. Diger zorunlu nedenlerin açıkianması ve kamuoyuna duyurulması Bursa Barosu ve öteki komite uyesi Balıkesir Barosu'na aittir. Gelişmeleri ve tartışmalan takip eden Yonetira Kurulumuz, bu aşanıada aynı konu hakkında Eskişehir'de toplantı yapılmasjna gerek gormemiştir." Öte yandan Bursa Cumhuriyet Savcısı Aydemir Turhan, Suleyman Demirel'in Bursa gezisi ile ilgiü bir suç duyurusu olmadığım bildirdi. Türkiye Barolar Birliği Başkanı Teoman Evren, dilekçedeki istekierin tumünun de haklı olduğunu söyledi ve "Ama bizim yasamıza gore, birliğimize ancak avukatlar şikâyet edilebilir, barolar değU" dedi. Teoman Evren "Yine de Hilmi Güldoğan arkadaşımızın dilekçesini Yönetim Kurulu'na gotürecegim" dedi. BAŞSAĞUĞI Değerli Dostum Dr. ŞELAH^TIİN GÖYMEN'in ölümünü üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Merhuma Tanrı'dan rahmet, kederli ailesine, yakınlarına başsağlığı dileriz. ALİ PEKTAŞ VE AİLESİ Haber Merkezi Bursa'da iptal edilen sempozyuma ilişkin dün üç yeni gelişme oldu ve daha önce yeni bir sempozyum duzenleyeceğini açıklayan Eskişehir Barosu, bu aşamada yeni bir toplantıya gerek görulmediğıni bildirdi. Bursa Barosu Başkanı Emin Ergin, Bursa Valisi Zekai Gumuşdiş'e gösterdiği yakın ilgi nedeniyle teşekkur etti. Ankara Barosu avukatlanndan Hilmi Güldoğan, Türkiye Barolar Birliği'ne bir dilekçe vererek toplantımn iptal edilmesinin avukatlık mesleğine gölge düşürduğunü belirtti ve birliğin olayı soruşturmasını, gerçek iptal nedenlerinin kamuoyuna açıklanmasını istedi. Bursa Barosu Başkanı, Bursa Valisi Gumuşdiş'e teşekkur mektubunda şöyle dedi: "Avukatlar Günü nedeniyle, çevre barolarla birlikte duzenlenen lören, konferans ve balonun hazırlık çalışmalannda olaylara tarafsız yaklaşımınız, Çelikpalas salonlannın tahsisindeJtonuşmacılar için oda rezervasyonunda, komşu illerden gelecek konuklarımızın konaklama yerlerinin ve otobuslerinin sağlanmasında göstermiş olduğunuz yakın ilgi ve desleklen. en kısa surede izin verilmesindeki yardımlannızdan ölüru, şahsım \e baromuz adına sonsuz şukranlarımızın kabulüniı arz ederim." Eskişehir Barosu Yönetim Kurulu da yazılı açıklamasında şu goruşlere yer verdi: "5 nisan Avukatlar Günü'nde
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog