Bugünden 1930'a 5,419,315 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURÎYET/10 HABERLERİN DEVAMI 6 NİSAN 1986 UGUR MUMCU (Baftarafı 1. Sayfada) Devîr "inkılâp" devri... Bunların alayı "Ataturk ilke ve inkıl&planna bağlı" da ondan ikide bir de Allah'tan, dinden, imandan söz ediliyor. "Atatürkçu" olmasalar, siyasal konuşmaJarda dinsel kavramian kullanıriar mı hiç? Allah'tan başka kimseden korkmaytz... Yaşa, bravo: "AJIahtan başka" kimseden korkmadıklan, her haHerinden anlaşılıyor. Burasını anladık da, niçin anayasanın geçici 4. maddesini kaMınp, başta Demirel olmak uzere, eski siyasetçilerin yasaklannı kaldırmıyoriar? Kimden korkuyortar? Allah tektir. Yoksa, bizim bilmediğimiz tövbe tövbe estağfurullah korkulan bir başka "Allah" daha mı vardır? Vardır da bu "başka Allah" mı "Eski siyasetçilerin yasaklan kaJkmasın" demektedir? Diyeceksiniz ki: Sayın Cumhurbaşkanı da yasaklann kalkmasına karştdır... Sayın Cumhurbaşkanı, 12 Eyiül hareketinin lidertdir. Bu nedenle toyduğu yasaklann hemen kalkmasını istemez. GÖrebitdiğimiz kadarı ile Sayın Cumhurbaşkanımız ile Başbakanımızın araları çok iyidir. Bunu bir kez de Sayın Başbakan kürsüden ilan etmemiş miydi? Ûstelik cumhurbaşkanian ile başbakanlar arasında "korku" değil "saygı ve sevgi" bağları bulunur. Cumhurbaşkanı ile başbakanın her konuda karşılıkJı saygı ve uyum içinde olmalan, hükümetin başarısı için geretdi ve zorunludur. Sayın Cumhurbaşkanının siyasal nitelikli suçlann affına karşı olduğu bilinmekteydi. Buna karşın "infaz yasası" ile siyasal nitelikli suçlar af kapsamına alınmadı mı? Alındı. Sayın Evren, hükümete güçlük çıkarmak istemediği için infaz yasasını geri çevirmedi. ANAP hükümeti, eski sjyasetçilere yasak getiren geçici 4. maddeyi değiştirrnek için yasa önerisi verse, SHP, tümüyle bu öneriye sahip çıkar, MDP de... ve yasaklar hemen kalkar. özal hükümetine bugüne dek hiç güçlük çıkarmayan Sayın Cumhurbaşkanı, infaz yasasında olduğu gibi belki bu anayasa değişikliklerini de imzalar. Dİyelim ki, imzalamadı. Anayasa değişikliği yeniden TBMM'de görüşülür. Yasa yeniden kabul edilirse, Cumhurbaşkanı bu anayasa değişikliğini halkoyuna sunabilir. Görülüyor ki, Cumhurbaşkanının bu konudaki yetkileri hiç de korku kaynağı oiacak gibi değildir. Keşke böyle bir durum çıksa... Keşke siyaset yasaklannı kaldıran anayasa değişikJikleri halkoyuna sunulsa... Olağanüstü koşullarda yapılan "referandum" ile demokrasinin az buçuk işlediği bir ortamda alınacak sonuçlar başka başka olabilir. Denemekte yarar vardır. 27 Mayıs ihtilalinden sonra anayasayı kabul eden halk, ilk seçimlerde, ihtilale ve ihtilalin getirdiği anayasaya karşı olan AP'ye oy vermiş değil miydi? "Allah'tan başka kimseden korkumuz yok" deyip, elinde siyasal güç ve olanak varken, 12 Eyiül gününe kadar "abisi, vetinimeti" olan Sayın Demirel'i yasak kapsamı içinde tutmanın anlamı nedir? Kimden korkmaktadır Sayın Başbakan? Ve neden? "Egemenlik kayttsız şartsız tniHetin" ise, "Allarftan başka kimseden korkmuyorsanız", şu anayasa değişikliği konusunda, soyter misiniz, Allahaşkına, kimden korkuyorsunuz? Armağan: Sayın özal'ın, Sayın Demirel'e en büyük armağanı nedir bilir misiniz? 1918 sayılı "kaçakçıltğın man ve takibi hakkındaki kanun" un 7. maddesi ile i a 12.1983 günlü Bakanlar Kurufu karan ile değiştirilen "ihracat re/imi karan"n\n 6. maddesi ile, yine , "ihracat yönetmeliği"nin 6. maddesidir. . "Niçin?" diyeceksiniz. Zonguldak Ağır Ceza Mahkemesi'nce "mobilya yo/suzluğu" nedeniyte "teşekkul halinde kaçakçılık" suçundan mahkum olan Sayın Demirel'in yeğeni Sayın Yahya Demirel, Yargıtayca özal'ın gerçekleştirdiği bu değişiklikler esas alınarak salıverilmiştir. Yargıtay kararına göre bu değişiklikler, "suçu, suç olmaktan" çıkarmıştır. Bir eski müstesann, eski başbakanına verebileceği en büyuk armağan "kaçakçılık mevzuab" konusunda yapılan değişikliklerdi. "Dem/re/ a//es/"ne böyle dar bir zamanda bundan daha kıymetli bir armağan verilemezdi.. özal bu değişiklikleri yapmasaydı, yandıydı Yahya kardeşimizl Yahya'nın, cezaevinden çıkar çıkmaz, amcasının değil özal'ın elini öpmesi gerekirdi. Oeğerli yegenimiz, doğrusu, bu konuda açıkça nankörluk etmiştir... Açıklama: Bursa toplantısının yasaklanması için kim baskı yaptı? Açıklayayım: Benl "Yapmayın canınıza okurum" dedim. Yapamadılar. İşte açıklıyorum. OLAYLAREV ARD1NDAKI CUNEYT ARCAYUREK yazıyor (Baştarafi 1. Sayfada) ANKARA NOTLARI MUSTAFA EKMEKÇt denbire düzenleyenler tarafmdan iptalindeki arayıslan sıralamıştı. İşte (Baştarafi 1. Sayfada) Sayın özai, bu noktadan başlayarak madığt sorunlar iktidar iki gundür tepkisini sinirli bir biçimsahiplerinin ağzından TKT'ye de dışa vuruyordu. yansıtılmakıadır. Yüzeyden bakınca Sayın Özal, Demek ki gündemde iki Türhoşgörü sahibi insanlann, hatta kiye vardır Bunlardan birincisi, "tevekküW" varan tutumlann insaTRT'nin Türkiye'sidir; ikincisi nıydı. Oysa Saym Başbakan için için gerçek Türkiye'dir. Zaman geçkabanyor, kızıyordu. "tMdargücü" arayan aniaumlan kınıyordu. örnetikçe bu ikisi arasındaki uçurum ğin, YalçınDoğan'm "iktidararaytp" büyümektedir ve büyüyecektir. anlatımlarını "ispat etsm" diye sidSayın Başbakan, televizyondetle karşılıyor, bir yandan da "Yaldan ayrımılı biçimde yansıtılan çın Doğan efendiyi miUete şikâyet açıklamalarında, önceki giin bu ediyorum " diye gereksız ıfadeler kulköşede çıkan "Aba ve Cüppe" lamyordu. adlı yazıyı yamtlayarak birtakım Amagidipsorarsamz. Bursa'dakı İNEGÖL 'DE KÖFTE Zorunlu ikamet bitiminde, Zincirbozan 'suçlamalarda bulunmuştur. Bu konfertmsm iptalinden sonraki gelissuçlamalara yanıt vermeyeceğiz. dan Ankara 'ya dönerken köfte yemek için durmak istediği tnegöl' meleri öntine serip, soru açacak olAncak bir başka noktayı vurgu de durmasına izin verihneyen Demirel, üç yıl sonra "Zeynel lnegöl sanız, Saym özal derinden gelen saKöftecisV'nde ikiporsiyon köfte, yoğurt ve piyas yedi, ayran içti. kin sesiyle, Saym Demirel'in gövde lamak istiyoruz. gösterisi için "Herkes dUedifi yere giANAP Genel Başkanı Turgut debilir, konusan Türkiye. iktidara özal, 12 Eylül'den sonra kapatıge/dtğinuzden beri bizim esermüza^r" lan eski AP Genel Başkanı Südiyebiliyor, bir övünç kaynağı olarak leyman Demirel'le bir yarışa (Baştarafi 1. Sayfada) ğildir" dedi. bnnu İcullanabiliyordu. Bir yanda girmiş görünmektedir. Bu yanDış politika konusunda bir soolayların ıçyüzunü araştıranlara küşın eşit kurallar içinde yapılma de "7 KasraT anayasa oylama ru üzerine, Türkiye'nin itibannuı çültücü sözlti saldınlar, öte yanda bu sını dığı hemen göze çarpıyor. Turgut ekledi ve Anayasa referandu iyi savunulmadığını belirten Detür bir hoşgörü gösterisi! Bu ikilem özal, 12 Eyiül zoruyla kapatılan mu ile genel seçimleri, milletin mirel, en önemli problemin Bulböylece bu gezide ortaya çıkıyordtu. GERCEK Reha Isvaıfın Söyleşileri 1 Devir değişir I Basın loplantısına katılan çok mesinde kendisi adına yarar busayıda gazeteci ile sık sık şalcalunmaktadır. • • • laşan ve Türkiye"nin iyi idare edilmediğini tekrarlayan Demirel, "Yanık yerde ot, tez biter. Eger yanık bir yer varsa, hiç merak etmeyin orada ot tez biteeektir" dedi. (Baftarafı 1. Sayfada) Gösterdikleri ilgi nedeniyle ler yaratabileceği düsüncesint Bursaülara teşekkür eden Demikapıldım. Halbuki, Başbakan rel, "Vatandas beni raeydaalarözal, bana böyle tanıtmamıstı da görmeraeyi yadırgamıştır, görmeyi değü" sekünde konuşkanunu." tu. özal ise, Siyasal Partiler Yasatplal edilen sempozyum konusı hazırlanırken, birkaç kez Evren'e bilgi vermiş ve her seferin sunda, barolara bir baskı yapıde şu düşünceden yola çıkmıştu lıp yapılmadığını öğrenemediği"Siz 12 Eylül'den sonra yaptı ni belirten Demirel şöyle dedi: "Tartışmayı kavga saymak, ğınız konuşmalarda, hep koalisyonlardan şikâyet ettiniz. Mec akla ve mantığa sığmaz. Susan lise çok parti girmesinin siyasi Türkiye'yi idare etmek, konoşan hayatımızdaki istikran bozduğu Tiirkiye'yi idare etmekten daha nu belirttiniz. Şimdi bizim hazır kolaydır. Konuşmak, dövüşmek ladığımız kanunla iki partili bir demek değildir. Yann devir desistem geliyor. Sanıyorum, bu gisir, bugün söyletmediğiniz şeykanunla Türkiye'de siyasi istik leri o zaman söylerier, sıkınlı cerar sağlanmıs olacak." kersiniz." Ankara'dan Bursa'ya gelinceEvren, özal'ın açıklamalarından tatmin olmustu. Ancak, haf ye kadar halkın işsizlikten, fukata ortasında kabul ettiği muha ralaşmaktan, hayat şartlarının lefet liderlerinin bu konuda gö ağırbğından ve esitsizlikten yarüşlerinin çok farklı olduğunu kındığını büdiren Demirel, şöyle konuştu: görünce, "yasamn iyice "Halk, bir denizdir. Halkın incelenmesi"için emir verdi. Yasamn en azından belli maddele içine girmek kadar güzel bir şey rinin Cumhurbaşkanı tarafmdan yoktur. O denizde yıkanır çıkarveto edilme olasılığı doğdu. Ev sınız. Bursa balkı, bana 25 yıldır ren, yasayı yine de onaylayabi siyaset içinde bulunmanın sevinlir, ama bazı maddeleri veto edi cini tattırmıstır. Vatandaş açıkça iilkenin iyi idare edilmediğinlirse bu sürpriz olmamalu Çankaya'da, Siyasal Partiler den şikâyetçidir. Ülkeyi idare edenlerie idare edilenlerin arasınYasası incelenirken, hükümet TPT'ye "yaklasımmı" değiştir da iki a>n dunja oluşmuştur. YameyiyeğledL Işe, önce haberler ni, vatandasın içinde yaşadığı den başlandı. "Arttk protokol sı Türkiye ile idare edenlerin baküklan pencereden gördükleri rasına göre haber vermekten Türkiye birbirinden farklıdır. vazgeçm"' denildi. Yani, haberler Vatandaş bunalmıştır. Vatanartık "Cumhurbaşkanı Evren..." daş, konuşursa '12 Eylül öncesidiye başlayıp, hemen sonra ikinci ne dönülür' gerekçesi altında, haberde "Başbakan litrgut ÖzaL.." diye devam etmeyecek. uzun süre susmuş Türkiye'yi muZaten birkaç gündür de böyle ya hafaza etmek mümkün değildir. pılıyor. Hükümet ten TRT'ye ge Vatandaş banş içinde kendi meselelerini anlatacak güç ve olgunlen "telkin" aynen şuyle: "Bizi, faaliyetlerimizi o'yle ya luktadır. Türkiye'nin meseleleri ytmlayın ki, gerçekte propagan vatandasta başlayıp, orada bitmelidir. Eğer ülkeyi halksız idada yapmıyormuşuz gibi olsun. üstelık. bunu sadece haberlerde re elnıeye kalkarsanız kan kaydeğil, diğer programlara da ya bedersiniz. Halksız demokrasi (Baştarafi 1. Sayfada) • Onceki gece, Celal Bayar'ın yarak, diğer programlara da ye olmaz." Gazetecilerin bir sorusu üzeriaraya girenler tartışmayt önledi. köyü Umurbey'in eski belediye direrek uygulayın. Haberler ve • 12 Eylül'den önce Demirel hü başkanı tbrahim Arı'nın kızının programlar, propaganda kokma ne "Zincirbozan badisesi"nin kümeti döneminde Bursa valili nişan törenine de katılan Demi sm, bunu daha ustaltkla yürü normal bir dönemde olmadığını, o güne kıyasla bugün Türkiy^ğine atanan ve haien bu görevi rel, dün aynca ağır hasta yatan tün." "eski dostum" dediği eski TZOB ni sürdüren Zekai Gümüşdiş, Bu talimata rağmen, önceki de demokrasinin tam anlamıyla Demirel'in Bursa ziyaretini daki Başkanı Sadettin Karacabey'i akşam televizyon haberlerinde kurulduğunu söylemenin mümkası dakikasına makamından iz evinde, karşılamaya gelirken ge "Bir Konu" adı altında, hükü kün olmadığını İcaydeden Demiçirdiği trafik kazasında hafifya metin yine de yoğun bir propa rel, "Zincirbozan hadisesi, analedi. • Çelikpalas'taki basın toplantısıralanan AkiJ Ayvaz'ı da Tıp Fa gandası yürütüldü ve Başbakan yasa ve bukuka aykındır. Çünotelin en büyük salonu olan "dü kültesi Hastanesi'nde ziyaret eı ın yurt içi gezisi, "Bir Konu " adı kii suçsuz ceza olmaz. Orta yerğün salonu"ndayapıldı. Gazete ti. altında yaklaşık 10 dakika ya de fiil yoksa suç da olmaz, ceza cilerin azınlıkta kaldığı ve 500 kıyımlandu "Bir Konu " önceki ge da olmaz. Aksi takdirde o ülkeşinin doldurduğu salona Demi • Demirel, binlerce otomobildence televizyon haberlerinde "lcra de adaletin özii zedelenmiş olur" 1 rel, alkışlar arasında girdi. Ken oluşan büyük bir konvoyla gel atın lçinden"e dönüştü. Yine ön dedi. Zincirbozan'dan Ankara diği Bursa'dan dün öğle saatleya dönüşünde Bursa'dan geçişindisine ayrılan yere oturdu, foto ceki akşam, televizyonun kapamuhabirleri, önünde toplanıp rinde 50 kadar otomobille ayrıl nış haberlerinde Konya'daki bir den de söz eden Demirei, "O zafotoğmf çekmeye başladılar. De du Inegöl'de "köfte molası" ve açılış nedeniyie3 bakanın konuş man ben buradan biraz hızlı geçmirel, bunun üzerine, "Gazeteci ren Demirel, burada yaklaşık tim, aslında geçirildim" diye espması ayrı ayn yayımlandı. arkadaşlanmı özledim. Fotoğraf 500 kifiyle tek tek el sıkıştı, ri yaptı. öpüştü. Lokantaya girerken de TKTnin, Başbakan'm yurt içi çekince önümden kaçın, onları Baroların Bursa sempozyu"Var mı öpüsmediğim kimse?" gezisini "böylesine özenle" izlegöremeyince duvara konuşmuş diye sordu. mesine ve yansıtmasına rağmen, munun iptali konusunda Başbagibi oiurum" dedi ve sonra saözal yine de sinirli. Kendisine kan Turgut Özal'ın "Provokaslonda bulunanlann uzun süre alyöneltilen eleştirilere tahammül yon" nitelemesinin hatırlatılması kışladığı şu sözleri söyledi: • Zorunlu ikamet bitiminde Zinedemediği gibi, perde arkasında üzerine Demirel önce, "Ben ona cirbozan'dan Ankara'ya döner"Ne zamandır yaptığım için ki olayların gün yüzüne çıkarıl mohatap degilim" yanıtını verdi. ken köfte yemek için durmak isfduvara konuşmak) bıktım o ismasından da hiç hoşlanmıyor. Sonra da yanıtını "Yanlış anlatediği Inegöl'de durmasına izin ten." Başbakan, "Kendi emrindeki mayın, öyle bir suale muhatap • Demirel, sık sık alkışlarla ke verilmeyen Demirel, üç yıl son TRT gibi, kendi emrinde bir dc^lim" diyerek düzelttı. süen basın toplantısmda son de ra "Zeynel fnegöl Köftecisi"nde basın" istiyor hernalde. Oysa bu Ozal'la uzlaşarak 1988 seçımrece neşeliydi. Basın mensupla ikiporsiyon köfte, yoğurt vepi hırçınhğı, alıştığımız soğukkanrtnın masanın üstüne bıraktıklan yasyedi, ayran içti. Üçüncıi por lı tavrı ve hoşgöriisü ile hiç bağ lerinden sonra Cumhurbaşkanı teyplerle de ilgilenen Demirel, birsiyon köfteyi geri çevirdi. Ye daşmıyor. tkiyıl boyunca çok az adayı olacağı yolundaki söylenara bantlardan birinin bittiğini mek te, Zincirbozan'ın "ikamet" eleştirilen özal, şimdi eleştiriler tilerin hatırlatılması üzerine Süfarkederek, "Birinizin şeyi bitti. sırasındaki komutanı emekli karşısında kızgınlığa kapılıyor. leyman Demirel şöyle konuştu: Bunlan takibe de biz memuruz " amiral DYP iiyesi Atilla Erkan Kızgınlığı ise, Bursa toplantısının "Dogmamıs çocuğa beşik sallanmaz. Neye niyet, neye kısda vardt. dedl iptalini izleyen günlere rastlıyor. met." Adalet Partisi'nin mirasma sahip hür iradesinin sonucu saymanın çıkmıştır; devletin, TKT'nin, si mümkün olmadığını söyledi. Deyasal iktidann olanaklannı, ge mokrasinin tam anlamıyla sağrekçesiz bir siyasal yasakla lanması için millet iradesinin sercezalandmlmış olan Sayın Süley bestçe ortaya konulması ve ülkeman Demirel ile rekabet için kul yi yönetenlerin yetkiyi doğrudan milletten alması gerektiğini kaylanmaktadtr. Bu çarpık ve haksız konum, deden Demirel, hür ve demokrat her gün biraz daha göze çarp bir Türkiye istediklerini ve bumaktadır ve çarpacaktır. Gaze nun için çalışmaya devam edeteleri ve gazetemizi "provokas ceklerini bildirdi. Demirel, bunyon" yapmakla suçlayan Sayın dan sonraki gezilerini, Samsun, Başbakan'm, bu durumu daha Şanburfa ve Anüüya'ya yapacaserinkanlı biçimde gözden geçir ğmı açıkladı. ANKARA'dan YALÇIN POGAN garistan konusu olduğunu söyledi. Demirel, sağda bütünleşme için etkin bir rol oynayıp oynamayacağına ilişkin bir soruya ise şu yanıtı verdi: "Anayasanın geçici 4. maddesi dururken, benim memleket meselelerini söylememe bir mani yoktur. Geçmisi yok varsayamazsınu. Beni parti kurmaktan men edebilir ama düsüumekten men edemezsiniz." Demokrasinin tam anlamıyla kurulması için nelerin yapılması gerektiği sorusuna "Ne yasaktı da kalktı? Alfabenin 29 harfi var. 2969'un b ve d bentleri kalku ama daha 27 harf var arkada" diyerek esprili bir yanıt veren Demirel, politika ve politikacılığı kötülemekten vazgeçilmesi gerektiğini söyledi. İÇİŞLERİBAKAN1SE YAPTI? tçişleh Bakanı Akbutut Bursa'da, Demirel'in kente girişi sırasında kimi vatandaslann coplandığı yolundaki haberleri Cumhuriyet ekibinden duyunca, Biga'nın o guzelim halkı, törenler için yapılan olağanüstü organızasyonu içindeki bayram şenliğini andıran kimi törenleri bir yana bıraktı, emniyet amirliğinden Ankara'yu Bursa'yı arayıp bilgi almaya bas/adt. Biga Emniyet Amirliği'nde konuşmaya başladığımız zaman lçişleri Bakanı, "iktidann demokrasi anlaytfmı" sergilemeye çalışan rahatlatıcı, yumusak ifadelerle olaylara yaklasıyordu. Demirel'den söz ederken "saym" sözcuğtinü kullanmaya özen gösteriyordu. Bu arada Sayın özaldan aldığı talimattan olacak emniyet amirliğinde iktidann Demirel'e bakış açısmı sergileyen ifadeler kullamyordu. MENDERESİNÖNÜ Akbulul, 1960'tan önceki yıllarda Inönü'ye karşı Menderes iktidannın kullandığı zorba yöntemlerin tsmet Paşa'yı halk indinde dustüğü itibar eksiklığinden kurtanp, yitcelttığıni örnek olarak gösteriyordu. Demek ki, ANAP iktidannın, özellikle Sayın özal'ın, Demirel'in eylemlerine karşı çıkmayısının asıl anlamı bu örnekte özdeşlesiyordu. Demek ki Saym özal, Demirel'in üzerine gittikçe, kitleler indinde siyasal alanda gittikçe daha da tırmanacağı kaygıstyla bu yolda hareket ediyordu. OZAL'l ZORLAYACAKLAR MI? Kim ve kimler olduğunu bilmeyen yok son bir yıldır uzdeşleştiği sivil iktidar dıştndaki güçtü odak noktalan acaba Saym özal gibi duşünüyorlar mıydı? Yoksa gunü gelecek, Demirel'in Bursa'daki görkemU gösterisinden rahatsız olan tepe noktalan bir siyaset değişikliği için Saym Ozal'ı zorlayacak mıydı? ZORLAYAN NEDİR? Sayın özal'ın özellikle ilçelerde kendisine gösterilen ilgiden çok memnun olduğunu yadsımak olanaksızdı. Sayın özal'ı kımi kalabalıklar mutlu edebitirdi, ama kendisini asıl öteki geiişmenin, Demirel'le bütünlesen siyasal oluşumun rahatsız eımedığini öne surmek olanaksızdı. Eğer Saym ÖzaL kamuoyuna kapalı tuttuğu duygularının, mantığının yönü'nde davranmasa, sağdaki oyların birleşmesi için yeni bir kampanya açmak gereğmi duyabilir miydi? Giderek değişen oy potansiyeli karşısında artık sarılacağı tek silah, sağın parçalanmaması ve parçalanmamakla solun iktidar olmasına olanak verilmemesL. Artık ekonomideki erdem, Türkiye'yi 12 Eylül öncesine getirmemek gibi paslanmakta olan silahlarm geçersizleştiği bir dönemde, Saym özal, "solun iktidar obnamasuu"bir vurucu araçgibi, bir umacı gibi kitklere aşılama yolunu seçmekteydi. ANAP'IN KEMİKLEŞEN OYU MV? Partisinin kimi ycneıicileri bile artık ANAP'm "kemikleşmis" yüzde 30 oyu olduğunu söyleyerek, oy tabanında partmin yüzde 30 'lan doğm indiğini vurgulayabiliyor. Fanık Bildirici'nin anlattığına göre, yüzde 30 kemikleşmis oyu ANAP yetkili çevreleri, oy güçlerinin nedenliyüksek olduğunu belirtmek için anlaııyorlar. Oysa, kemikleşmis yüzde 30 oy demek, ANAP oylarmm yüzde 43 'lerden aşağıya doğru kaydığını kabullenmekti KALABAL1K NEYDİ? Hemen butün iktidarlarm yazgısıdır Ifişleri Bakanı, Bursa'daki kalabalığı emniyet müduriuğunden aldığı bir rakamla 5 bin kişi olarak niteledi bize. Eski ikudarlara yönelen aamasız bürokratik yöntem ANAP'ı dasarmıştL Yönetieiye olayları, kalabalıklan azımsayarak göstermek... Ve Saym Akbulut, bu rakamı verirken pek inanmış bir insan izlenimini vermiyordu doğrusu. Başbakan özal ise, Biga Emniyet Amirliği'nin penceresinden odaya sızan sesiyle, meydanda, guçlü iktidardan, bolluk, ucuzluk dönemine bir adım sonra enşeceğimızden söz ediyordu. Bir yığın resmı plakaiı arabayla insanlar, o ilçeden bu ilçeye tasınıyor, partilüerin aniden doldurduğu akşam yemeklerinde "Anm bahm peteğim" şarkısından geçilmiyordıu. Bir yanda iktidara özgu kudret sergilemeleri... Bir yanda kırsal alandaki insanlann yakmmalan... Bir yanda işadamlannm Saym özal'ın hiç değilse bir dönem daha Başbakan kalmasım yürekten isteyen dileklerL. öte yanda giderek güçlenen "baslca bir sey".. Saym özal, ne denli küçük gustermeye çalısırsa çalışsm, ne kadar görmezlikten gelirse gelsin, etkinliğini eylemlerle göstermeye başlayan "önemli bir etken." Peki, ama her şey nkırmda gidiyorsa, Bursa'daki siyasal kısıtlamaya karşı görkemli gösterinin anlamı ne ola? Öğle yemeğini lnegol'de yiyen Demirel, Bursa'y'a gelişinde büyük karşıiamanın yapıldığı Osmaniye köyüne tekrar uğradı ve "kahve molası" vererek, Osmaniyelilere gösterdikleri ilgi için teşekkür etti. Daha sonra Bozüyük dışında Halis Toprak'ın kâğıt, seramik ve fayans fabrikalannı gezen Demirel, burada da bir süre dinlendi. Başbakan Turgut özal'a yakınlığı ile bilinen Halis Toprak'ın fabrikasına girişte kurban kesilerek karşdanan Demirel'e Toprak, "Eserlerinize eser katıyoruz" dedi. Demirel de, tesislerin temelinin kendisi tarafmdan 15 EylUl 1980'de atılmasının düşünüldüğünü söyledi, "Kısmet degilmiş, 12 Eylül oldu, gelemedik" dedi. Demirel, büyük bir gövde gösterisi ile 12 saat süren bir yolculukla geldiği Bursa'da 15 saat kadar kaldıktan sonra dün Ankara'ya döndü. Özal (Baştarafi 1. Sayfada) lan da, özel bir heükopterle Bandırma'ya gelerek tesisin açılış törenine katıldı. Dalan, Başbakanla beraber öğle yemeğini yedikten sonra yine helikopterle tstanbul'a döndü. Başbakan Özal, Petek otobüsunde gazetecilerle görüşürken, sözu bir ara dun bir gazetede çıkan "Başbakanı karşılayan konvoy, Demirel'inki kadar büyük değildi" şeklindeki habere getirdi ve "Ne lüzum var, neyi mukayese ediyorlar. Mukayeseve gerek yok. Yarış mı ediyoruz" dedi. Özal'ın Bağfaş tesislerinin açılışından sonra Bahkesir'e giderken yolu, Kabasakal, Okçugöl ve Çömlek köyünde yurttaşlar tarafmdan kesildi. Köylüler, Özal'a zaman zaman tezahüratta hulunmakla birlikte sorunlap.aıanlatmayaçalışular.Özal, Susurluk'ta halka hitaben yaptığı konuşmada Türk Süahlı Kuvvetleri'nin sorunlarına değinerek yurt dısından silah alımmın çok paralara mal olduğunu söyledi. Özal, Susurluk'tan sonra yol boyunca birkaç kez gene köylülerce durduruldu, gordüğü 35 kişilik gruplarla dahi inip tokalaştı, küçük sanayi sitesini gezen Özal, Balıkesir'de fazla kalabaIık olmayan ve heyacanı düşük bir halk topluluğuna hitaben bir konuşma yaptı. Özal, programda belirtilenden çok gecikmeli olarak gerçekleşen bu konuşmada, önceki konulan yineledi. "Partiler devam elmez, fikirler devam eder. Fikrin saglamsa gel arkadaş, niye geriye bakacaksın. tleride modern bir Türkiye var" dedi. Bu arada "Yedi aydır 400 evde tencere kaynarnıy or, pamuklu dokuma işçüeri" pankartını gören Özal "Tamam okudum. İndirin bir şey yapacağız" diye konuştu. Özal, daha sonra Balıkesir yakınlarında yapılacak olan İkiztepe Barajı'nın temelini attı, kentte yapılan yeni huzurevini ve ANAP il örgütünün yeni binasını törenle hizmete açtı. Geceyi Balıkesir'de geçiren özal, bugün Manisa'ya geçerek gezisini sürdürecek. Öte yandan Özal, önceki gün Gönen'de konuşurken vatandaşlardan bîri, Başbakan'm tam bolluktan söz ettiği bir sırada "Aç kalıp kendisini asanlara bak" diye bağırdı, Özal da bunun üzerine "Sen kendine bak. Önce kafanı biraz düzelt, anladın mı... Az içki içsen daba iyi olur" karşılığını verdi. Demîrelbu kez Vhıvar'a Reha İsvan'm, Ankara'da Mülkiyeliler Birliği'nde yaptığı konuşmayı, kapının dısından, ayakta izleyebiliyordum. Salon tıklım tıklım, ses yükseltici yerleştirilen odalar, öyle. Asıl göze çarpan, izleyicilerin yüzleri. Önümde duran bir genç kız, dudaklan kurumuş, soluğu kesilmiş, konuşmayı dinliyor. Kimse öksüremiyor bile. Bir dinletide olsa, parça bitip sanatçı soluk alınca, dinleyiciler öksürürler, yine susmak, dinlemek için. öyle. Ben görmedim, icerdeki salonda gizli gizli ağlayanlar varmış. Reha İsvan'la eşi Ahmet Isvan hafta içinde Ankara'daydılar. Sokaklarda bir yabancı gibi dolaşıyorlardı. Sıhhiye'de Strasbourg Caddesi'ndeki "Fayton"a mantı yemeyegiderken, Ahmet isvan sordu: Şurada bir yerde Ankara Sineması vardt değil mi? Ankara Sineması yıkılalı yıllar olmuş. Reha Hanım içerde yürümesini unutmuş gibiydi. Cumhuriyet'te buluşacaktık, görüşme saatinden önce, İnkılap Sokak'ta bir tur atıp, Cumhuriyet Bürosu'nun yerini saptamaya çalışırlarken gördüm ikisini de. Reha Hanım, yolda yürürken: Siz bana anlatın, buralann nereler olduğunu? diyordu. Reha Hanım'ın konuşmasına geleyim: Konuşması bittiği zaman, bitmez tükenmez bir alkış koptu. Genellikle, böyle söyleşilerde, söyleşi bitince sorular sorulur. Reha Isvan'a kimse soru sormadı. Ne soracaktı? Reha İsvan konuşmasına şöyle başladı: "insanoğlu dünyaya gözünü açtığı ilk andan başlayarak suçeğitimceza sorunlan, birbinyle ilişkin olarak, var oldu sanınm. Ama, şu süreçte ülkemizde olduğunca, hem birbirine ulanrnış hem de bu boyutta önem kazanmış olmadı belki de... Kuşkusuz çağ ölçeğinde göreceli olarak oranlamıyorum... Belki de 'Afeş düştüğü yeri yakıyor' abartıyorum. Geçenlerde benimle ABECE' Dergisi adına söyleşi yapan bir arkadaştan duydum, pek doğru buldum; "Zor kapıdan girince, eğitim bacadan çıkar" denirmiş. Sorunlann, 12 Eyiül'e gelinmesi nedenlerinin temeline inilmesini engellemek için 12 Eylül öncesi işlenmiş her günahın sorvmlusu olarak gençliğimiz suçlandı ve her türlü önlem alınarak, sözümona adam edilmeye çalışıldı. Dehsetengiz gözdağı yöntemleri gelişt>rikli. Akıl almaz boyutlarda zora başvurularak gençlerimizi eğitmek yoluna gidildi. Bu gençleh suçlama kampanyasına, duyuyorum ki giderek birbölüm yazaıiar da katılmış, başımıza gelen her şeyin nedeni sayılan gençlehmize onlar da ucun ucun veryansın etmeye başlamışlar. Ben uzun süredir, suç işlemiş olduklan varsayılan, daha ya> gılanmadan suçlu ilan edilmiş olan ve yargılama, delil bulma, kanıtlama ışleri uzun zaman aldığından, vakit yitirilmeksizJn 'ceza yoluyla' eğitilmeye başlanmış olan çok sayıda gencimizle beraberdim. Halleri nicedir, nasıl ve ne kadar eğitildiler, 'zor, kapıdan girince eğitime ne oldu?' size gördüklerimi anlatmaya geldim. Bu fırsatı bana veren Mülkiyeliler Biriiği sayın yönetidlerine candan teşekkür ederim. Suçlu gibi görülen gençleh önce içeri alıyorsunuz; sonra bu içeri alınanlara', 'insanın suçiuluğuna önceden kendisinin inandırılması gerektiği' savından yola çıkıp, bu doğrultuda türlü yontemler, yaptmmlar, 'bilumum mezalim'/öen/yorsunuz. Suçlu varsayılan gençleri dersem, sendikacı, politikacı, meslek örgutleri mensupları, benim gibi 60 yaşında banş savunuculan vb. 'ni da katmak gerekır suçlu varsayılanlara". Buraya bir nokta koyduğunu söyleyen Reha İsvan, suç kavramı üzerinde durdu. Daha sonra "işkence" konusuna geçerek söyleşisini şöyle sürdürdü: "... Işkenceye direnç, inanç gücünden kaynaklanabileceği gibi, bedensel dayanıklılığa, fizyotojik güce, psikolojik sağlıklılığa da bağlı ister istemez... Suçluluk konusunda uzman olmayan bir kişi okfuğum için fazla aynntıya girmeden şunu ekteyeyim: Sinirgücü ve sağlam bünyesiyle ışkenceye dayanabilen bir kişi, suç sayılan bir fiili işlemiş olsa da aklanabiliyor, saltverilebiliyor. Oysa gençlik coşkusuyla önemsiz birtakım ataklıklarda bulunmuş biri, doğası gereği 'işkenceye yenık düşebiliyor ve bunun sonucu olarak yıllarca özgürlüğünü yitirebilıyor'. Hal böyle olunca da, suçlu ile suçsuzu ayırmak güçleşiyor, hatta işkence, ya da kötü muamele, zora başvurma uygulamalan sürdükçe, suçlu suçsuzdan kesin olarak aynlamıyor. Suç konusunda bir de 'pişmanlık ve itiraf durumu var ki, o da zihinleri kanştırabilecek nitelikte. Her ne kadar Vatanperverane' girişimlerie sunuluyorsa da, Pişmanlık Yasası'ndan yararlanmayı içine sindirenler, bunu kendi çıkarlan için yapıyor, korktuğu için, daha fazla yatmaya mecali kalmadtğı için, canını kurtarmak için itirafta bulunuyor. Bu kadaria da kalmıyor, itiraf etmede çoğu kez, öbür çeşitli faktörler de etkin oluyor. Bakınız bir örnekle belirteyim suçlu ile suçsuzun daha da nasıl birbirine karıştığını; tehdit, gasp, cinayet türünden çok sayıda 'suç işlemiş biri', zaten önceden 'bu suçları inkâr etmemiş biri', ölüm cezasından kurtulmak için, 'pişmanım' diyor ve suçları birlikte işlediğini ilerisürdüğü arkadaşlannı e/e veriyor. Bu listede nişanlısı yer almıyor. Kız, bu gencin nişanlısı olduğu için tutuklanmış, zaten adam, kızm annesinin evındeyken yakalanmış ve bu nedenlerle kız da yargılanmakta... Aradan zaman geçiyor, genç kız Metris'teki birazdan sözünü edeceğim çapraşık amaçlı küftür etkinliklerinden' yararlandığı sırada, bir başka tutuklu gençle arkadaş oluyor. Bu kez, eski nişanlısı kıskançlık duygusu ve intfkam kasbyla aradan uzun süre geçtiği halde, ihbar listesine kızm adını da ekleyeceğini açıklıyor. '6/zsuç işlerken nişanlım da yanımdaydı' diyor. Kendisi, onca suçu işlemiş olduğu halde çıkıyor, genç kız kimse hakkında muhbirlik yapmadığı, belki de yapacak durumda olmadığı, kimseyle birlikte suç işlememiş olduğu için, idamdan dönüp ölesiye (müebbet) hüküm giyiyor, şayet iyi hali görülürse, İnfaz Yasası ndan yararlanıp 'eksiksiz' yirmi yıl yatacak... ... Suçlu olduğunu yadsımamış, suçu sübut bulmuş birinin sözu kanıt teşkil edebildiği için... Ve anlattığım koşullarda.. 'İyi halli olmak' ise şöyle yorumlanıyor: Tutsak kişi, 'Benim onurum, insan olarak haklarım yoktur. İrademi yok sayacağım. Kendimi güçlüye teslim ediyorum. Haklı, haksız tüm uygulamalar, yasai olan, olmayan tüm yaptınmlâr, kabulümdür' diyecek ki, iyi hali cezaevi yöneticilerince onaylansın. Bu ne biçim eğitim? Böyle iyi hal mi olur? Gençleri edilgenliğe zoriamakla ülkemizin, insanlığın, gençlerimizin yaran ne olacak? Onuru, iradesi kırılmış insan, ne işe yarar? Kendi onurund sahip çıkmayan insan, ailesinin, toplumunun, ülkesinin, inançlannın onuruna nasıl sahip çıkar? Direnci kırılmış, zora teslim olmuş bir genç, iradesiz bir yaratık, yurduna nasıl yarar sağlayabilir? Sindirilmiş bir gençlikten maddi. manevi cesaret, yurt savunmasında kahramanlık beklenebilir mi?" Reha Hanım'ın konuşması bitmedi. Gelecek "Ankara Notlan"nöa sürdüreceğim. PENCERE (Baştarafi 2. Sayfada) netmenin filmini mi seyrediyoruz? Hayır. 1986 Türkiye'sinden bir görüntünün gazetelere yansımalandır bunlar... Ülkemizin doğusundan batısına esen rüzgâriann taştdığı kr> kular güzel değil... Gazetelerde üstüste haberler çıkıyor, okur mektuplan geliyor, İstanbul'a goçen doğulu yurttaşlar başvurup dertlerini döküyorlar. Anlaşılıyor ki orası bir başka dünyadır. SHP'li milletvekilleri Sururi Baykal ve Erol Ağagil'in Diyarbakır'da incelemeler yaptıktan sonra vardıkları sonuç çarpıcıdır "Halk; güvenlik güçleri, köy koruculan ve terör üçgeni arasında stkışmış durumda. Vâ köylerini boşaltıyoriar ya da yerterini terk ediyorlar. Fabrika yerine devlet sadece asker ve pofis, gönderiyor. Olayların bu nedenle, bitmesi yerine artacağından endişe ediyoruz." • Doğu illerindeki sorunlar yaınız güvenlik güçlerinin üstesinden gelebileceği sınırları aşmıştır. Çözüm ne olabilir? Tek çözüm yolu var: Halkın sağduyusuna guvenmek, halka kendi kendisini yonetmesi için fırsat tanımak, demokratik kuralları hayata geçirmek... Ülke bütunlüğünün güvencesi halktır; güvenceyi bir başka yöntemde aramak yanılgısı ancak sorunlan büyütür. ACIKAHP Sevgili kardeşimiz ve dayımız RAMİZ lARAŞ'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Allah rahmet eylesin. YAŞİN AlLESİ tçerdeki siyasal tansiyonun Bir başka soru üzerine, iktiböylesine artmasına rağmen, darda oknamalanna rağmen vaönümüzdeki hafta Türkiye vesa tandaşın kendilerine derdini, menırız Başbakan Özal, bambaşka selelerini anlaıtığını söyleyen Debir havaya girecek. Çarşamba mirel, "Bu, bizim itibar sahibi olgünü başlayacak Hindistan gezi mamızdan dolayıdır. Haksızlık, sine özal, ani ve sürpriz bir ka adaletsizlik ve eşitsizlik üzerine rarla bir günlük Suudi Arubistan devlet olmaz. Anayasada, kaziyareti ekledi, Suudi A rabistan 'annnlarda eşitsizlik varsa, belli bir özel uçağıyla ve sadece teknis süre ülke idare edilebilir, uzun yenleriyle gidecek olan Başba süre değil. Türk müJetinin vicdakan, Riyad'da petrol pazarlığına nına sığdıramadığınız şeyi Türgirecek. kiye'ye sığdırmanız mümkün de
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog