Bugünden 1930'a 5,403,837 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURÎYET/8 DAKİKA DAKİKA OPERASYON HABERLERİN DEVAMI 28 MART 1985 Son anons: Şahıs ahndı... YALÇIN ÇAK1R MünihAüna seferini yaparken dün öğleden sonra Istanbul'a kaçırılan Boeing 727 uçağı, bir ay içinde kaçırılan ikinci Lufthansa uçağı oldu. 27 şubatta da bir Boeing 727, FrankfurtŞam seferini yaparken, Federal Almanya'dan sımrdışı edilen, ancak ülkelerine gitmek istemeyen iki Suriyeli tarafmdan Viyana'ya kaçırılmıştı. İki hava korsanı, olaydan beş saat sonra rehineleri serbest bırakarak A vusturya polisine teslim olmuşlardı. Bu seferki daha kısa, 2 saat 25 dakika sürdü. Ama bu siire içinde 150'ye yakın kişiyle birlikte, yüzlerce güvenlik görevlîsi de ecel terleri döktü. Neyse ki olayın kansız kapanması herkese derinden bir oh dedirtti. llk haber saat 18.00'de geldi. Pasaport Şubesi'ne gelen telsiz emriyle Atina'ya iniş yapmak üzereyken bir terörist tarafmdan kaçırılan uçağın az sonra Yeşilköy'e iniş yapacağı bildirildi ve *bnlem almarak alanın boşaltılması istendi. Bu emir üzerine havalimanındaki tüm sivil araç ve kişilerden boşaltılarak, giriş ve çıkışlar kapatıldı. Itfaiye ekipleri ve güvenlik kuvvetleri apronda güvenlik önlemleri aldılar. Havalimanındaki tüm izinler kaldırıldı ve hemen Bakırköy Savcılığı, Emniyet Müdürlüğü ve askeri yetkililerden oluşan bir harekât merkezi kuruldu. Saat 18.30'da uçak Yeşilköy Havalimanı 'na iniş yaptığında, hiç kimsenin sesi çıkmıyordu. Uçak, iç hatlar A kapısının önündeki aprona gelip durduktan sonra telsiz irtibatı kuruldu ve Suriye uyruklu hava korsanı, jeoloji mühendisi Manvan Britani, uçağa yaktt ikmali yapılmasını istedi. Türk yetkililer bu istemi kabul etmeyince, gergin ve sinirli bir bekleyişe geçildi. Saat 20.00 'de yetkililerce operasyonun başlatılması emri verildi. Bu emirden sonra, kimi Lufthansa personeli üniformalan içindeki çelik yelekli vurucu timler harekete geçti. Az sonra uçağın emniyet (emergency) kapılannın söküldüğü ve iki vurucu timin uçağın içine girdiği bildirildi. Hemen ardmdan uçağın içindeki vurucu timden şu anons geçti: Bizim buiunduğumuz emergency kapılanna yaklaşmasını bekliyoruz. Yolculardan biri de söyledi. Elinde patlaytcı varmış. Operasyonu iki taraftan başlatacağız. Saat 20.10'da içerideki timlerden Libyalı yetkilinin gelip gelmediği soruldu. İki dakika sonra da "Şu anda gizlendiğimiz yerden konuşmalan duyabiUyoruz" anonsu geçti. Bunun üzerine operasyonu yöneten yetkililer tarafmdan içerdekilere, "Konuşmamız anlaşütyorsa, telsizin mandahna iki defa basın" emri verildi. Kısa bir beklemeden sonra telsizin mandalına iki defa basıldı. Yine bundan iki dakika sonra içerdeki timlere, "Şahsı arka kapıya doğru çağıracaklarmış. Emrimizi bekleyin" anonsu yapıldı. Bir dakika sonra yine komuta merkezinden içerdekilere "Hareket Dairesi Başkanı Ali Cündüz, pilot ile temas kurmus. GörevU bir polis, kaptana herhangi bir şey imzalatmak ister gibi girebilecekmis" bilgisi verildi. Saat 20.20'de içerideki timlerden "Elinde çakmak var ve şu anda su içti" bilgisi verildi dışarıdakilere. (Sonradan hava korsanının içtiğinin bira olduğu ortaya çıktı). Saat 20.30'da komuta merkezinden içerideküere "Suriye ve Libyalı yetkililerin geldiği" bildirildi. 20.45'te içerideki timlerden "Elindeki çantayı yere doğru bıraktı" şeklinde bir anons geçiyor ve dışarıdan "Frankfurt'la kontaktayız. Merdivenlerden çıküırken kaptana haber verilecek" yanıtı veriliyor. 20.48'de buna içeriden, "Şahsın bize doğru geleceğini anlaymca ön veyan kapıdangireceğiz"yanıtı veriliyor. Saat 20.50'de dışarıdan içeriye, "Kâğıt imzalatmak için uçağa bir görevti girdi'' anonsu yapılıyor. Ve son anons 20.55'te oluyor: "Şahıs ahndı.." 2 saat 25 dakikalık büyük gerilim bir anda bitiveriyor, herkes büyük bir gevşeme içinde. Yüzlerde, operasyonu kansız bitirmenin mutluluğu.. Pilota kâğıt imzalatmak için (güya) giren bir görevlinin, hava korsanı üzerinde yarattığı şaşkınlıktan yararlanan vurucu timlerin, bir anda üstune atlayarak etkisiz hale getirmelerinin, üstelik çok basit ve kansız birplanla bunu gerçekleştirmelerinin mutluluğu... Bıçaklı korsan 2 saat korkuttu (Baştarafı 1. Sayfada) ya'ya gitmek istediğini bildirdi. Ancak istekleri kabul edilmeyen hava korsanı, saat 20.50'de Lufthansa Havayollan personeli üniformalan giyen çelik yelekli vurucu timlerin düzenlediği bir operasyonla saat 20.55'te sağ olarak ele geçirildi. Hava korsanı yakalandıktan sonra hiçbir örgütle ilişkisi bulunmadığını, eylemi bireysel olarak gerçekleştirdiğini öne sürerek, Arap âleminin fikrini yaymayı amaçladığını, Federal Almanya hükümetinin Araplara karşı tutumunu beğenmediği için de Lufthansa uçağım seçtiğini bildirdi. Kaçırılan uçağın yolcuları, dün geceyarısı Lufthansa Havayollan'nın bir başka uçağıyla Atina'ya gönderildiler. MünihAtina seferini yapan Lufthansa Havayollan'na bağlı 316 sefer sayılı Boeing 727 tipi bir yolcu uçağı dün Atina'ya inmek üzereyken TSİ 17.05'te elinde bıçak ve parlayıcı madde dolu bir şişeyle kaptan köşküne dalan 35 yaşındaki Suriye uyruklu jeoloji mühendisi Manvan Britani tarafmdan ele geçirildi. Britani, mürettebattan uçağın rotasmı Istanbul'a çevirmelerini istedi ve uçak saat 18.30'da Yeşilköy Havalimanı'na indi. Uçağın Yeşilköy Havalimanı'na ineceğini saat 18.00'de öğrenen Türk yetkililer, hemen alarma geçerek çevrede ve pistte gerekli güvenlik önlemlerini aldılar. Marvvan Britani, uçağın Yeşilköy Havalimanı'na inmesinden sonra yakıt ikmali yapılmasım istedi, ancak bu istemi yetkililerce kabul edilmedi. Bu arada yapılan görüşmeler sonucu uçağın 147 yolcusu ve 8 mürettebattan 5'i serbest bırakıldı. Ancak Britani, uçağın kaptan pilot, yardımcı pilot ve uçuş mühendisini rehin alarak serbest bırakmayı reddetti. Uçağın inişiyle birlikte Yeşilköy Havalimanı'nda ve çevredeki önlemler olağanüstü boyutlara ulaştınlırken, uçak iç hatlar terminali önüne yanaştınldı ve çevresine Çevik Kuvvet'e ait panzerler yerleştirikli. Bu arada çevreye vurucu timler yerleştirilerek operasyon başlatma çalışmalarına girişildi. Olayla ilgili olarak 1. Ordu ve tstanbul Sıkıyönetim Komutanı Orgeneral Necip Torumtay, İstanbul Vali Vekili Hasan Ali Özer, Vali Yardımcısı thşan Yalçın ve Emniyet Müdürii Ünal Erkan ile İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nün tüm şube müdürleri havalimamna gelerek alınan önlemleri denetlediler. Suriye uyruklu hava korsanı, bu görüşmeler sırasında uçağı Libya'ya götürmek istediğini belirtti, ancak bu isteği Libyalı ve öteki yetkililerce kabul edilmeyerek geri çevrildi. Hava korsamyla yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamayınca saat 20.50'de Lufthansa Havayollan personeli üniformalarını giymiş çelik yelekli vurucu timlere operasyona başlama emri verildi. Operasyon 5 dakika surdü ve gerek hava korsanı, gerek uçak mürettebatı yara almadan kurtuldular. Operasyonun sonuçlanmasından sonra güvenlik güçlerince uçakta bomba araması yapıldı, ancak herhangi bir şey bulunamadı. Hava korsanının üzerinde ise 3 bıçak, 1 sustalı çakı ve bir de tirbuşon ele geçirildi.Hava korsanı, yakalandıktan 15 dakika sonra soruşturmayı yürüten Bakırköy Cumhuriyet Savcısı Nabi Köker tarafmdan sorguya çekildi. Yaklasık 45 dakikalık bir sorgudan sonra bir açıklama yapan Savcı Nabi Köker, hava korsanının "Arap âleminin fikirlerini yaymak istiyorum. Arabım, Müslümanun" dediğini belirttikten sonra Alman hükümetinin tutumunu beğenmediği için Britani'nin uçak kaçırdığını, bu işin bir terör olayı değil, bireysel bir eylem olduğunu söylediğini belirtti. Köker'in ifadesine göre Britani şunlan söyledi: "Ben Arap âleminin fikirlerini yaymak istiyonım. İsrail Başbakanı Almanya'ya geldi. Buna çok canım sıkıldı. Alman hükümetinin Araplara yaptığı baskı ve muamelelerden dolayı böyle bir harekete giriştim." Hava korsanı sorgusundan sonra, uçağın murettebatıyla yüzleştirildi. Ardından yolculardan ikisiyle de j'uzleştirilen hava korsanı, daha sonra Siyasi Şube ekiplerince alınarak 1. Şube'ye götürüldü. POUTIKA VE OTESI [VIKH ıVl Fıt I İV rVıİTİ \ I A Eşkıyalık Türküleri Bir halkın gerçek tarihi, geçmişteki bütün sosyal olayları içererek yazılır. Filan padişah, falan ülkeye saldırdı, orayı aldı diye yazılanlar gerçek tarih olmaz. Orduyu oluşturan insanlar kimdi, neydi? Onların tarihi yok mu? Bertolt Brecht bir şiirinde, "Çin Seddi'nin bittiği akşam duvarcılar nereye gittiler?" diye sorar. Öyle ya Çin Seddi filan imparatorun döneminde yapıldı, ama yapanlar kimdi? Brecht sorular yöntemini buldu ya, artık durmadan sorar: "Genç iskender Hindistan'ı aldı, bir başına mı? Sezar Galler'ı yendi, bir aşçısı da mı yoktu? ispanyol Kralı Filip, donanması batınca oturup hüngür hüngür ağladı; ondan başka ağlayan o/madı mı?" Bu soruların yanrtlan verikdiği zaman gerçek tarih yazılmış olur. Yoksa tarih imparatorların, kralların, padişahların, komutanların serüveni değildir. Osmanlı imparatortuğunun kuruluşunu alalım. Kayı aşiretinden Ertuğrul Beyin oğlu Osman Bey gelip Söğüt bölgesine yerleşerek durup dururken, "Cihangirane bir devleti bir aşiretten çıkarmış" değildir. Tarihçi Paul VVittek'in araştırmasına göre, Bizans ve Arap sınırtarına yerleşmiş olan Gazi Erenlerin büyük çabaları vardır (Kaynak Yayınları • Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu Çeviren: Fatmagül Berktay.) Osmanlı altı yüz yıla yakın tarih sahnesinde kaldıktan sonra bir yandan kerim devlet olurken, bir yandan da dönem dönem zalim devlet olabılmiştir. Baskılar, vergıler, savaşlar Anadolu halkını bezdirmiştir. Bu bezginlik sırasında ayaklananlar, diklesenler, başkaldıranlar, dırenenler olmuştur. Osmanlıya göre bu halk hareketlerinin adı ya Celali yada eşkıyadır. Eşkiya, Arapça bir sözcüktür, şakinin çoğuludur; haydut, yol kesen, dağ hırsızı, kır uğrusu anlamına gelir. Devlet aygıtının kötüye kullanılması sonucu baskıya başkaldıranlar çıkınca, "gayri eskıyaya çıkar adımız' diye yakınırlar. Osmanlı da başkaldıranlan resmi tarihinde eşkiya diye nitelemistir. Oysa halkın bunları ulusal kahraman olarak gördüğü de vardır. Devletin dağda kovaladığına halk bazen arka çıkar Ulusal Kurtuluş Savaşı sırasında İstanbul hükümetinin dilinde Mustafa Kemal'in adı, 'Şaki Mustafa Kemal'öi. 'Madem İzmir'e çıkan Yunan'ı geri çevirecek, Sıvas'ta, Erzurum'da ne işi var?' diye soruyoriardı. Çıkarılan fetvalarda Mustafa Kemal ve arkadaşları idama mahkum edilmişlerdi. Mustafa Kemal Paşa, yurda girmiş düşmanlarla boğuşurken adı eskıyaya çıkmış olanlardan da yararlandı. Ege'de Yörük Ali Efe, Demirci Efe, Antep'te Karayılan, Toroslarda Gizik Duran, hatta işin başında Çerkez Ethem bunlar arasındadır. Resmi görüşün eşkiya diye adlandırdığı, halkın kahraman diye bellediği olaylar çok olmuştur. Halka dayanmayan, halkın benimsemediği bazı hareketler kısa vadede başarı kazansalar bile, uzun vadede örgütlü güçler karşısında her zaman yenilgiye uğrarlar. Bundan ötürü her harekete bir başkaldırı gozüyle bakılamaz. Tarihimizde dağa çıkmış halk kahramanları çoktur. Bunlar için türküler yakılmış, destanlar düzülmüştür. Çocukluğumda bir Ayıngacı türküsü vardı ki, söylerler, dinler üzülürdük. Ben bu türkünün Haymana yakınlarındaki Hacılar köyünde gectiğini sanırdım. Meğer her tütün ekilen bölgede bu türkü söylenirmiş. Hacılar köyüne bastığım oldu Tütünün denkleri yastığım oldu Zalim arkadaşlanm kaçtığım oldu Gelin arkadaşlar gelin yanıma Sebebim tütündür basın kanıma Araştırmacı dostum Mehmet Bayrak bu konuda, 'Eşkıyalık ve Eşkiya Türküleri' adlı bir kitap yayımladı. Yorum Yayınlarıi ndan çıkan kitap, Çağdaş Gazeteciler Derneği'nin 1980 İnceleme ve Araştırma Ödülü'nü de kazanmıştır. Bütünüyle yurdumuzda geçmiş, eşkıyalık diye adlandınlan olayları ve yakılan türküleri, düzülen destanları kapsayan yapıt kitap meraklıları için çok ilginçtir. Tarihe ve halk edebiyatına meraklı olanlara haber verelim. Dankert, Diyarbakır'da ANKARA DİYARBAKIR (Cumtauriyet) Avnıpa Parlamentosu eski Baskanı Hollandalı parlamenter Pieler Dankert dün Ankara'da Adalet Bakanı ile bir saat görüştükten sonra, uçakla gittlği Diyarbakır'da valinin başkanlığında yapılan bir toplantıya katıldı. Diyarbakır Valiliği'nde Belediye Başkanı, Dicle Üniversitesi Rektörü, oarti il baskanlan ve öteki ilgililerin bulunduğu toplantıda Dankert, Vali thsan Dede'ye çeşitli sorular yöneltti. Dede, olağanüstü hal ile ilgili soruya, "Olaganuslü hal, sıkıyönetim ile vilayetin yetkileri arasında bir durnmdur. Bölgemizde sıtayönetim dagdaki eşkiya ik ngraşmaktadır. Di|er bususlar, tamamen sivil idarenin elindedir" dedi. Dankert, güneydoğu bölgesindeki olaylarla ilgili "Bunlann şehirdekilerle ilgisi var mı?" diye bir soru yöneltti. Dede, şöyle karşıük verdi: "Buntonn keattekilerk kesinlikk ilgisi yoktur. Bunlan sınırdaki bazı kimseler kısmen besiiyor. Bu da korkudan ve tehditten kaynaklanıyor. Ihbar edeni kesinlikle öldürüyoriar". Dankert, Iran'ın bu olaylarla ilişkisi olup olmadığını sordu. Vali de bu soruyu yanıtlamaya yetkisi bulunmadığını söyledi. Daha sonra devlet hastanesindeki adli koğuşu ziyaret eden Dankert, Diyarbakır'daki temaslannı bugün de sürdürecek. Cumhurbaşkanı Kenan Evren dün Cumhurbaşkanhğ, Konseyi üyesi Tahsin Şahinkaya ile birlikte Etimesgut 'taki Türk Kuşu Genel Müdürlüğü tesislerini gezdi. Yaklasık bir saat süren brifingden sonra tesislerde incelemelerde bulunan Evren, yaptığı kısa konuşmada, "Türk Kuşu'na gereken önemi vermemiz gerekiyor" dedi. Evren şöyle konuştu: "lleride 2000 senelerine doğru öyle zannediyorum ki, artık uçaklar da birçok şirketlerin ve şahıslann otomobili gibi kullanılmaya başlanacaktır. Nitekim birçok ülkelerde bu uçaklar yavaş yavaş turistik maksatlarla ve gidiş gelişlerde kullamlmaktadır. Bizde de bazı zengin işadamları bu uçaklan almaya başlamışlardır. Bunlann da pilot eğitimini burası yapmaktadır. Bu bakımdan Türk Hava Kurumu 'na bağlı müessesenin büyük hizmetler göreceği inancındayım." (Fotoğraf: a.a.) ABD'de sürpriz görüşme (Baştarafı 1. Sayfada) Kıbrıs sorununu açtı. Dışişleri Bakanı Vahit Halefoğlu, BM'deki Daimi Temsilcimiz Büyükelçi llter Türkmen, Türkiye'nin Washington Buyükelçisi Şükrii Elekdağ, Dışişleri Bakanlığı Siyasi tşler Müsteşar Yardımcısı Ecmel Barutçu'nun katıldıklan göruşmede, Cuellar'ın yanı sıra Genel Sekreter'in Kıbns ve Ortadoğu danışmanlan hazır bulundu. Genel Sekreter, özal'dan, önce Ortadoğu izlenimlerini aldı. Kendisinin de birkaç gün sonra Ortadoğu'da bir geziye çıkacağım anlatan Genel Sekreter, Başbakan'ın son Suudi Arabistan ziyaretine ilişkin gözlemlerini ve lranIrak savaşı konusundaki düşüncelerini dinledi. Daha sonra konuyu Kıbrıs'a kaydıran Genel Sekreter, Kıbns Rum lideri Kipriyanu ile Cenevre'de yaptığı görüşmeyi özetleyerek, "Türk tarafı, yeni bir doruk toplantısına hazır olabilir mi?" sorusunu yöneltti. Başbakan bu soruya şu karşılığı verdi: "Biz, herhangi bir zirve toplantısına karşı degiüz. Ancak bu soru Tiirkiye olarak bize degil, Kuzey Kıbns Türk Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olarak Rauf Denktaş'ı ilgilendirir. Bildiğiniz gibi KKTC'de 23 haziranda seçim var. Bu nedenle seçimlere kadar ben herhangi bir zirve toplanüsı olacagını sanmıyorum." Genel Sekreter'in "Zirve toplantısına katkınız ne olur?" sorusuna da Özal'ın şu karşılığı verdiği öğrenildi: "Türk ve Rum toplumları liderleri arasında zirve elbette yapılmalı. Ancak KKTC'deki seçimlerden sonra yapılabilecek bir zirveye herbalde kaldığımız yerden başlamamak gerekiyor. Yeni bir gündem ve yeni bir metin hazuianmalı. Zirve de bugiindem ve bu metin çerçeveslnde gecmeli." Genel Sekter'in, "Yeni güodemin ve yeni metnin neleri kapsaması gerekiyor size göre?" biçimindeki sorusuna Başbakan şöyle bir yanıt verdi: "Yeni metni ve yeni gündemi elbette yeni şartlar oelirler. Bu şartlann ne olacagını da bugünden tahmin etmek güçtür. Çünkü seçimden sonra yeni bir ortam meydana gelecek. Ve şartlan ancak ondan sonra tespit etmek mümkün olacaktır." 45 dakika kadar süren görüşmeden sonra kaldığı otele dönen Başbakan, Amerika'nın en ünIü ve zengin ailelerinden biri olan Rockefeller ailesinden Davis R.'yi kabul ederek kendisiyle bir süre görüştü. Görüşme sırasında Rockefeller'in Özai'a, "Size nasıl yardımcı olabilirim?" diye sorduğu öğrenildi. Özal da, "Amerikada Türkiye lehine kamuoyunun oluştunılmasında kolaylıklar saglanmasını ve bu kotayüktan gerçekleştirirken politik kanallann açık tutulmasında yarar gördüğünü, Türkiye'ye bu yoldan yardım edilebilecegini" David Rockefeller'e iletti. Unlü işadamı, halen dünyanın en büyük bankalan arasında sayılan Chase Manhattan Bank'ın Yönetım Kurulu Başkanlığı ile aynı ailenin kurduğu vakfın yönetiminde bulunuyor. öte yandan son dakikada öğrenilen bilgiye göre, BM Genel Sekreteri de Cuellar, dün akşam llter Türkmen'in Başbakan özal onuruna verdiği yemeğe katıldı. Bu nedenle de Körfez ülkelerine yapacağı geziyi birkaç gün erteledi. Ancak Genel Sekreter'in bu karannı iki gün önceden aldığı da gelen haberler arasında. AnkaraFrankfurtReykjavik (Îzlanda)Gander (Kanada) üzerinden New York'a gelen Başbakan özal, Amerika gezisi öncesinde uçakta gazetecilerle her zaman olduğu gibi koyu bir sohbete daldı. Zaman zaman politik anılarını, zaman zaman partisine dönük gelişmeleri özetleyen Özal, sohbet sırasında Amerika seferine yönelik sorulan yanıtsız bırakmayı yeğledi. Sadece bir ara şöyle konuştu: "Türkiye'nin dış dunyaya açılmasında Kıbns ve Yunan meseleleriyle sıkışıp kalmanın dogru olmadığına inanıyorum. Türkiye'nin artık bu kısır pencereyi kırması gerekir. Bunun için de Ortadogu'da oynamakta olduğu rolün önemini, Batı ile Dogu arasında kurabilecegi köprii göreviniin sürekli olarak vurgulanmasından yanayım." özal, beraberindeki 35 kişilik heyetle dün sabah 05.10'da Esenboğa'dan aynlırken, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Bu riyaretten iyi sonuçlarla dönmeye gayret edeceğiz" dedi. ABD Başkanı Ronald Reagan'ın konuğu olan Başbakan Özal, Amerika'da bulunduğu 10 günlük süre içinde hukümet yetküıleriyle görüşecek, New York ve Chicago'da uluslararası şirketler ve basın kuruluşlanyla görüşmeler yapacak, birçok ünlü büyük şirketin başkanlarıyla temaslar kuracak. Özal'ın bu süre içinde 2829 konuşma yapması bekleniyor. fıkralar YALÇIN DOĞAN Lufthansa 'dan 140 bin liraya kiralanan Boeing 727 tipi özel uçak, Başbakan özal'la birlikte geziye katılanları New York'a götürürken gazeteciler de bol bol Başbakan 'la konuşma fırsatı buldular. Başbakan özal, uçakta kendini dinleyenlere en çok fıkra anlattı. Ancak özal fıkralarını seçerken "çevresindekilerin zekâlannı ölçmeye" yönelik olanlara ağırlık verdi. 15 saati aşkın yorucu uçak yolculuğu sırasında bir ara özal, Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Kaya Erdem ile telefonla sohbet etti. özal, Erdem 'den bazı ekonomik konularda bilgi aldı. Izlanda'nın başkenti Reykjavik 'e özel uçak indiği zaman her yan buzla kaplıydı veyoğun bir tipi vardı. Başbakan ve beraberindekiler Kanada 'nın kuzeydoğusundaki Gander'e geldiklerinde uçaktan deniz kenarlarının buzla kaplı olduğunu gördüler. Donan su içinde tekneler sıkışıp kalmışlardı. Ancak New York'ta Türk heyetini 20 derecelik bir hava sıcaklığı ve ceketleriyle dolaşan insanlar bekliyordu. Başbakan Özai'a yolculuğu sırasında iletilenler arasında New York'taki Türk Evi'nin yerini ABD'li bir müteahhitin satın alıp 40 katlı bir bina yapacağı, BM binasının tam karşısındaki binanın ilk beş katını da 10 yıl süreyle ışletmek isteği vardı. Türkiye, geri kalan katlann bir bölümünü resmi çalışma burosu, bir bölümünü de New York'taki Türk delagasyonun lojmanı olarak kullamlmasını planlamıştı. Binanın bir bölümü ise kiraya verilecekti. Özal, olayı "Böylece New York 'taki masraflanmızı da karşılamış oluruz" diye değerlendirdi. Zeku ölçen ABD yolunda Dışişleri: ÖzaTa fahri doktorluk isteminde bulunulmadı ANKARA, (ANKA) Dışişleri Bakanhğı, Harvard Universitesi'nin Özai'a "fahri doktoriuk «Dvanı" verilmesini reddettiği yolunda çıkan haberlere ilişkin olarak Türkiye'nin bu tür bir talepte bulunmadığını, onursal unvanlann üniversitelerin kendi kararlanna bağlı bir uygulama olduğunu bildirdı. Dışişleri yetküileri, konuya ilişkin bir soruya, "Takdir edilecegi gibi fahri doktoriuk unvanları talep edilmez, üniversiteler bunu keadiieri veririer, bizim böyle bir talebimiz yoktur" yanıtını verdiler. Denizdeki kayalık kara ile birleşti Erfelek ilçesinden karşılanan içme suyu tesislerinin de heyeSİNOP Batı Karadeniz'in landan etkilenmesi yüzünden SiZonguldakKastamonuSamsun nop'ta su sıkıntısı basgösterdi. Uçgeninde 18 gün önce başlayan Sinop Belediyesi kentin su gerekyer kaymalan yayılarak surüyor. sinimini arozözlerle karşılamaya Bölgede yaşayarüar korku ve te çalışıyor. Içme suyunu getiren dirginlik içinde. Heyelanın sür borunun patlaması nedeniyle 60 düğü köylerin sayısı 41'e ulaşır milyon liralık bir ödeneğin gelken, yıkılan ev sayısının 100'e, mesi bekleniyor. boşaltılan ev sayısının ise 25O'ye SinopSamsun arasında 25. ulaştığı, toplam 190 kilometre kilometrede deniz kenannda bulik karayolunun ise ağır hasar lunan merkez Yalıköy'de heyegördüğü belirlendi. lan nedeniyle bir kilometre boSinop Valisi Şefik Kalkan, yunda 60 metre eninde kayalık dün yaptığı açıklamada, ancak su üstune çıkarak sahille birleşti. heyelan bittikten sonra kesin haYalıköylü Yaşar Öney, yağsarın belli olacagını, oturmanın murun sürmesi nedeniyle heyesona ermesini beklediklerini be lanın devam ettiğini, tüm köyün lirterek, 5 gün önce yaptığı "30 korku içinde olduğunu, 45 evin köyde heyelan surüyor, 23'ü yı geçim kaynağı olan 3 bin dönüm kıldı, 142 ev de hasar gördü" bi arazinin kullanılmaz hale geldiçimindeki acıklamasında ısrar ğini söyledi. Yalıköylü Nuri özetti. Binlerce dönüm ekili tarım can, 12 martı 13 marta bağlayan arazisüıin zarar gördüğünü kay gece deniz kenannda kayalığın deden Vali Şefik Kalkan, fela su üstune çıkmış olduğunu görketzedeler herhangi bir yardım düklerini, sabahleyin kayalık talebinde bulunmadıklan halde üzerinde çırpınan bahklan tekAfet Işleri Genel Müdürlüğü'n rar denize attıklannı söyledi. Deden gönderilen 2 milyon liranın niz yüzeyine çıkan kayalığın üzegıda yardımı amacıyla aile başı rinde yüzlerce ölü yengeç dikkat na 20 bin lira olarak dağıtıldığı çekiyor. nı, aynca 200 aileye 200 çadır ve Heyelanın sürdüğü ve büyük 200 battaniye verildiğini, heye hasar meydana gelen köylerden landan zarar gören aile sayısının Babaçay köyünde Ali thsan 167 olduğunu söyledi. Bölge hal Erel de, olayı şoyle anlatı: kı ise, kendilerine herhangi bir "20 mart akşamı yeni yapüyardım ulaşmadığını, çadırları gım iki kath betonanne evin çevnın da işlerine yaramayacağını, resinde toprak catUmaa başlaçadır kurulacak yer bulunmadı dı. 7 nüfus, komşuoun yanına ağını kaydettiler. ğındık. Sabah 05'e doğru bir Hutlu köyünden Yaşar Kara gürültüyte nyandık. Evim yerindeniz, heyelandan evinin oturul de yoktu. Ev, 100 metre ikride maz hale geldiğini, 21 nüfuslu ai bulunuyordu. Evimin bulundnlesinin 4 gün oturacak yer ara gu yer, 150 metre eninde 100 dığını, yer bulamayınca eski evi metre derİBİiginde 2 kilometrene dönmek zorunda kaldığını lik bir uçunımun içindeydi. Ev, belirterek, "Bugüne kadar hiç topraga kanşmış, sadece çaüsı bir yetkili gelip, geçmiş olsun, gözüküyordu." bile demedi. Bize kimse sahip Halen süren heyelan konusunçıkmayınca tehlikeli bile olsa da köylüler devletin uzman gönmecburen yans yıiak evimizc sı dermesini, heyelanın ne kadar gındık. Hayvanlanm açıku kal devam edeceğinin ve nereleri etdı. Ekili arazim ise, kayboldu" kileyeceğinin belirlenmesini bekdedi. liyorlar. HASAN UYSAL UGUR MUMCU (Baştarafı 1. Sayfada) GOZLEM Artık kimsenin bunlara aldırdığı yoktur. Atatürkçülükmüş, laiklikmiş, bunlar çoktan unutulmuş, yerlerine, "Onu da satalım, bunu da satalım" tutkusu gelip yerleşmiştir. "Kuvvayı Milliyye ruhu" gitmiş, yerine "kuvvayı ticariyye" ya da "kuvvayı sermaye" adlarını verebileceğimiz "köşe döndüğünü" ve "iş bitirdiğini" söyleyen çevreler gelmiştir. Kendi deyişleriyle "son bağımsız Müslüman Türk devletine" böyle bir siyasal ve ideolojik kılıf geçirilmiş, ilerici düşünceler üzerindeki baskılar anayasal dayanaklara bağlanmış, özetle cumhuriyetin temel niteliklerine aykırı bir oluşuma açıkça yeşil ışık yakılmıştır. IMF ipotekli, Suudi sermayesi destekli, dışanda dış borca, içeride yüksek faize dayalı, "alaturka kapitalizm" ile "arabesk liberalizm" karışımı bu düzen devletimize ve milletimize hayırlı olsun!. "Türkİslam sentezi" diye diye devletin en duyarlı kesimlerine yerleşen Aydınlar Ocağı da devletimize hayırlı olsun. Biliyorsunuz, ANAP iktidara adımını attığı gün TürkArap ortak finans kuruluşları ile ilgili kararlan yayımlamış ve ANAP yetkililerinin paydas olduğu "Faisal" ve Başbakan'ın kardeşi ile ANAP Istanbul II Başkanının ortakları arasında bulundukları "Al Baraka" adlarındaki İslam bankalan artarda kuruluvermişlerdi. İşin daha da ilginç yanı, bankalar için reklam yasaklarının sürdüğü günlerde, "Faisal Finans Kurumu" eski solcularımızdan Prof. Tunca Toskay'ın hünerli yönetimindeki TRT'nin yasaklarını aşarak televizyon ekranına ansızın çıkıvermesiydi. Suudi Sarayından ANAP genel merkez yöneticilerine uzanan "Faisal" ile başbakanın kardeşini ortakları arasına katan "Al Baraka" adlı şirketler, hiçbir Türk şirketinin sahip olmadığı ayrıcalıklarla da donatılmışlardır. Bunlar, tabii, gülsuyu k o kan basit rastlantılardır. Boğaz sırtlarında arsa satmanın aynı günlere denk düşmesi de, herhalde, istanbul Belediye Başkanı Muhterem Sarı Bedri Bey biraderimizin "Altın Boynuz" şirketinden kalma "iş b'ıüricil'ıği" ile Arap dostlarımıza cömertçe yapılan bir "cemile" olmuştur. Faisal Finans Kurumu'nun ardında bütün İslam ülkelerinde "şeriatdüzeni" kurmak isteyen örgütler bulunmaktadır. Bu örgütler, "Aramco" gibi AmerikanArap ortak petrol şirketlerince desteklenmektedir. Suudi prenslerinin Türkiye'de finans kurumları oluştururken ortaklannı ille de başbakanın yakın çevresinden seçmesi de herhalde "banker faciası"rnn Sayın Özal'ın ekonomiyi yönettiği günlerde patlak vermesi gibi bir raslantı olmuştur. İslam ülkelerinde "şeriatdüzeni" kurmak isteyen çevreler, Suudi sermayesini maske yaparak adım adım ilerlıyorlar... Bu İslam finans kurumlarına bir de yurt dışından katkı gelmiş bulunuyor. Lüksemburg'da kurulan "islam Tekâfül Şirketi" yurt dışında baskı yapan Türk gazetelerine verdiği reklama "Bismillahirahmanirrahim" diye başladıktan sonra kendisini şöyle tanıtıyor: Tekâfül, İslami kurallara uygun olarak hazırlanmış ve fetvası alınmış, klasik sigortaya alternatif, tasarruf. yatınm ve dayanışma programıdır... Yine reklamda "Allahın inayetiile elde edilecek kârın" üyeler arasında paylaştırılacağı da yazılıyor. Demek, bu işler işte böyle "fetva" ile oluyor! Arap sermayesi, şu bu, derken işte bu noktaya kadar geldik. Fetva'lı sermaye şirketlerinin, okunup, üflenen paraiarı ile bankacılık yapacağız. Ve böylece "Atatürk inkılaplannın" ışığı altında kalkınıp, "nurlu ufuklara" doğru yol alacağız. Ne diyelim: Allah kabul etsin... Biz, Atatürkçülüğün, özgürlük ve uygarlık savaşının adı olduğuna, bunun için Atatürkçülüğün ancak yasak tanımayan özgür bir ortamda güç kazanacağına inanırız. Bazıları bunun tam tersine inanır; her türlü yasakçılığı Atatürkçülük ile bağdaştırmaya calışır. Son yıllarda Atatürkçülük adına yapılan bu yasakçılık hep sol için söz konusu olur. Örnekleri hiç anlatmaya gerek yok; nasıl olsa biliyoruz. Şimdi sormak isteriz: Kendilerinden başkasına Atatürkçü demeyen ve her türlü ilerici düşünceyi yasak sayan kişi ve çevreler, bu şeriat düzeni özlemcileri için seslerini niçin hiç çıkarmazlar? Yoksa, Atatürkçülük adına güçleri yalnızca sola mı yetiyor? ANKARA, (Cumhuriyet Bürosu) Meclis'te dün iki konuda "genel görüşme" ve "Meclis araştırması" açılmasını isteyen önergeler reddedildi. Devlet Bakanı Mesut Yılmaz, "Yunanistan ve Ege sorunu" konusunda genel görüşme açılmasına ilişkin önergenin öngörüşmesi sırasında yaptığı konuşmada, Yunan hükümetinin ısrarla müzakerelerden kaçtığını belirterek, "Bu olumsuz tuturau kendi bileceği iştir, ancak şunu belirtmek gerekir ki, Türkiye'nin dış politikasında birinci öncelik Yunanistan'la olan ilişkiler değildir, Türkiye'nin çok yonlü politikasında Yunanistan'ın sadece muayyen bir yeri vardır. Bu itibaria genel görüşme açılması herhangi bir yarar sağlamayacagı gibi önceliklerimiz bakımından da bazı yanlış anlamalara neden olabilecektir" dedi. Önerge, ANAP'lılann oylarıyla reddedildi. Meclis'te dun ayrıca Devlet Bakanı Cemal Büyükbaş'ın bazı TKİ görevlileri hakkındaki iddialannın doğruluk derecesinin saptanması amacıyla Meclis araştırması açılmasını isteyen önerge de gorüşuldü ve yine ANAP'lılann oylarıyla reddedildi. Ege için genel görüşme reddedildi İLAN KADIKÖY 2. ASLİYE HUKUK HÂKİMLİĞİNDEN 1984/782 Davacı Didar Eskin tarafmdan Davalı Mehmet Hayrettin Acar ale>hine mahkememizde açılan Gaiplik Davasında: Davacı Didar Eskin (Acar)'ın babası olan İstanbul Fatih Kocamustafapaşa mahallesi Cilt: 7/1 S: 121, Kutuk 348'de kayıtlı, 1969 yılında Perşembe pazarında Demir Ticareti ile uğraşan. lsviçredeki son adresi 8104, Weiningen ZH İs\içreZurıh, Türkıye'deki adresı Göztepe Hamam Sokak 31/20 Kadıkoy olan Mehmet Hayrettin Acar'ın 1970 tarihinden itibaren 14 seneden beri meydanda olmayan, hayat ve memaıından haber alınmayan Mehmet Hayrettin Acar'ın hayat ve memaıından haberdar olanlann yukarıda dosya numarası yanlı mahkememıze bilen veya görenlerin gazetede neşrinden ıtıbaren bir sene içinde muracaatla haber vermeleri ilan olunur 21.3.1985 Basın: 3650 Babamız, Emekli Öğretmen kaybettik. İyi, doğru ve güzelde hep onu anacağız. Cenazesini bugün (28.3.1985) Göztepe Camii'nde kılınacak öğle namazından sonra Karacaahrnet Mezarhğı'nda toprağa vereceğiz. Eşi: PERİHAN TEOMAN Oğullan: YENER ŞENER CANER Geiinleri: Neşeriz FATMA Torunu: EREN OLİJM H. CAHİT TEOMAN'ı
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog