Bugünden 1930'a 5,433,387 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

22 EYLÜL 1983 EKONOMİ CUMHURÎYET/9 . Günün aynası thracatta vergi iadesinin kapsamı genişletiliyor ANKARA, (ANKA) Ihra^atta vergi iadesinin kapsamı genişletiliyor. Devlet Planlama Teşkilatı Teşvik Uygulama BaşkanhğYnm konuya ilişkin olarak Resmi Gazete'de yayınlanan tebliğinde 6 yeni mala daha ihracatta geçici vergi iadesi uygulanacağı belirtildi. Buna göre, "Sac bükme makinası. bimetal mikro termostat, manometre, nişasta elsaslı yapıstırıcılar, sodyum sulfat ve sültozunun ihracatında yiizde S oranında geçici vergi iadesi uygulanacak." Bu arada, "Sıfır vergi iadesi listesi"nde yer alan ceviz, nohut, mercimek, barbunya ve kuru fasulyenin paketlenmiş, temizlenmiş ve tasniflendirilmiş oiması öngörüldü. İngiltere Maliye Bakanlığı raporu acı gerçeğe parmak bastı Avrupa'da en yüksek vergiyi Türk işçisi ve memııru ödüyor Diğer Avrupa ülkelerinde ücret ve maaşlardan verkesintisi °7o4O'ı geçmezken bu oran Türkiye'de 'oS5'i bulabiliyor. LONDRA (a.a.) îngiltere Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan bir rapora göre, Avrupa ülkeleri arasında işçi ve memurlann en yüksek oranda vergi ödediği ülkenin, Türkiye olduğu belirlendi. Raporda, Avrupa ülkelerinde kâr, kira ve faiz geliriyle yaşayanların vergisi, işçi ve memurlardan kesilen vergi oranından yüksek tutulurken, Türkiye'de bu uygulamanın tamamen tersinin geçerli olduğu kaydediliyor. Vergi sisteminde yapılması düşünülen yeni düzenlemelere ışık tutması amacıyla, İngiltere Maliye Bakanlığınca hazırlanan raporda, "Türk işçisi ve memunı, Avrupa'nın vergi şarnpiyonu durumunda", deniliyor. Türkiye'de 3 milyon liraya kadar kâr, kira ve faiz gelirlerinden kesilen vergi oranı yüzde 25'ken, ücret ve maaşlardan kesilen vergi oranı ise daha bir süre önce yüzde 39'a inmişti. Son değişikliklerle Türkiye'de işçi ve memurlara ayda ortalama 200300 liralık gelir artışı sağlanırken, kira, faiz ve kâr geliri elde edenlerde indirim tutannın yılda 160 bin lirayı bulduğu, raporda ifade ediliyor. lngiltere Maliye Bakanlığı'nın bulgulanna göre, Türkiye'de diğer kesintiler de eklendiğinde, işçi ücretlerinde yapılan toplam kesinti oranı yüzde 55'i, memur maaşlarındaki kesinti oranı da yüzde 51'i buluyor. Bu Avrupa Ülkeleri içinde en yüksek oran. îngiltere'de yüzde 39.76'yı bulan kesinti oranı, Fransa'da sadece yüzde 15 işçi ücretlerinde yapılan kesinti oranı İtalya'da yüzde 17.45, Almanya'da yüzde 34.6, Belçika'da ise yüzde 19.8. İngiltere Maliye Bakanlığı raporunda, düşük ücretlilerle yüksek gelirlilere aynı oranda vergi uygulamanın, hiçbir Avrupa ülkesinde uygulanmayan bir sistem olduğu kaydediliyor. Raporda, Türkiye gibi işçi ve memurlann yüksek vergi odediği ülkelerin vergi yasalarmda köklü değişiklikler yapılmasının gereği üzerinde duruluyor. ISCEVEV EVRENEVDEN ŞUKRAN KETENCI İşçi Alacakları . I Dk sekiz ayda 9,8 milyar liralık tahvil ihraç edildi İSTANBUL, (THA) Bu yılın ilk 8 aylık döneminde 34 özel sektör kunıluşu tarafından 9 milyar 803 milyon liralık tahvil ihracı gerçekleştirildi. 1983 ocak ağustos dönemindeki tahvil satışlarında geçtiğiii miz yılın aynı dönemine oranla anış oldu. 1982'nin ilk 8 ayında 41 kuruluş tarafından 7 milyar 45 milyon liralık tahvil ihracı gerçekleştirilmişti. Bu yılın ağustos ayı içinde ise 5 kuruluş 2 milyar liralık tahvil ihraç etti. "Bordro mahkumlan"na Ingilizler de şaştı Ulusal hedeflere ulaşmak için piyasa ekonomisini bozuyoruz9' İZMİR, (THA) Izmir Ticaret Odası Genel Sekreter Yardımcısı Mustafa Durmaz, ülkemizde önceden belirlenen ulusal hedeflere ulaşmak için alınan önlemlerin, Türk ekonomisini serbestlikten uzaklaştırdığı ve devlet müdahalesini etkin kıldığı görüşünü savundu. Mustafa Durmaz yaptığı açıklamada, 24 Ocak kararlannın piyasa mekanizmasına işlerlik kazandırma ya da ekonomik politikada, piyasa ekonomisi kurallanna uyma hareketi olarak tanımlanabileceğini bildirdi. Sözkonusu kararlann uygu'nmasının üstünden 3 yılı aşkın / süre geçtiğine dikkat çeken Durmaz, "Geriye bakıldığında ve alınan tedbirler biitünüyle bir sistem yaklaşımı içinde degerlendirildiğinde. piyasa ekonomisine işlerlik kazandırmak yönünden atılan bu adımlann hızlı, sınıriı ve eksik kaldığı görülür" dedi. Serbest piyasa rhekanizmasının temel özelliklerinden birini, ekonomiye müdahalenin az tutulmasının oluşturduğuna dikkat çeken Mustafa Durmaz, günümüzde bu müdahalelerin arttığını öne sürdü. Durmaz, "Planlı kanna modele sahip bulunan iilkemizde, önceden belirlenen milli hedeflerin varlıgı ve bu hedeflere ulaşabilmek için alınan bir dizi önlemler ekonomimizi serbestlikten uzaklaştırmakta ve devlet müdahalesini etkin kdmaktadır" dedi. Ekonomi Servisi îngiltere Maliye Bakanlığı'mn hazırladığı raporjürkiye'nin acı gerçeklerinden birine parmak basıyor. Türkiye1 de ücret ve maaşla çahsanların vergi yükünün çok ağır oldugunu ve bu açıdan Türkiye'nin Avrupa şampiyonluğunu açık farkla elinde tuttuğunu ortaya koyuyor. Türkiye'deki "bordro mahkumlart'nın durumu karşısmda İngiltere Maliye Bakanlığı raporunu hazırlayanlar bile hayrete düşmüşler, "Bu durumu düzeltecek bir vergi Bakanlık raporunda, ayrıca reformu"nun gereğinden söz etmişler. Türkiye'de tarım dışında kalan işçi ve memurun kağıt üzerinde görünen ücret ya da maaşının çok sanayi, ticaret ve hizmet kesibüyük bir bölümünü hiç görmeden vergi olarak vermek zorunda kal mindeki milli gelir içindeki ücması çeşitli açılardan büyük sakıncalar yaratıyor. Toplumsal açıdan retlilerin payının öteki Avrupa adalet duygularını zedeleyen bu durum aynı zamanda ekonomide ülkelerine oranla da düşük oldude olumsuz etkiler yapıyor. tç pazarı besleyecek sağlıklt bir ahm gücü ğu beıirtiliyor. oluşması böylece önlenirken.ücretler üzerindeki ağır vergi yükleri isABD, İngiltere ve tihdam artışı açısından da caydırıcı etki yapıyor. Tüm bu nedenler İsveç gibi ülkelerde ücretliler, le Türk vergi sisteminin, gelir vergisindeki ağırlığı ücret ve maaşlı toplam gelirin yüzde 6570 gibi lardan sermaye geliri sahiplerine doğru kaydırmamn yollarım bulbir oranını alırken, Türkiye'de ması gerekiyor. bu oran yüzde 21'de kalıyor. Merbolin fabrikasının iflas olayı bizi, ister istemez birkaç haf ta önce değindiğimiz bir konuya yeniden döndürüyor. Şüphesiz işlerin iyi gittiği hiçbir fabrikada, işverenin, üretimi düşürmesi, durdurması gündeme gelmez. Hele hele iflası kendisinin istemesi hiç düşünülemez. Ancak fabrikada üretimi sürdürmenin kârlılığı kalmamış, sermayenin paraya dönüş . türülmesi, başka alanlara kaydırılması çekici gelmeye başlamışsa, bunun yolları aranır. Bugünkü düzenlemeler içinde ya sal yol, ister üretimi sınırlama, isterse tümü ile sona erdirme için olsun, haklı ekonomik gerekçelerle işçi çıkarma için iznin alınması ile başlar. İşçiler açısından, tüm birikmiş ücret ve sosyal hak alacakları ve çok daha büyük rakamlar tutan ihbar, kıdem tazminatlarının ödenerek is akidlerinin fesh edilmesi ile noktalanır. tİşsizlerin calışanlardan fazla olduğu, yeni yatırımların, yeni iş alanlannın sözü edilmeyen ülkemizde, yıllarca bir işyerin ( de çalışmış, o işte beceri kazanmış, ücreti yıllar ve toplu sözleşmeleıie bağlantılı olarak belirli bir düzeye gelmiş bir işçi ' nin kendisini sokakta bulması gerçek bir dramdır. Yeni iş bul ". ma olasılığı çok sınırlıdır.Üstelik işsizjik sigortası da yoktur. Kısa bir dönemde alınan ücretler, tazminatlar eriyip gider. İşçi, ai « lesi ile birlikte biraz daha yoksullaşma, açlık tehlikesi ile karşı karşıyadır. Ancak biz yasalara uygun olan bu acı sondan da öte, yay • gınlık kazanan, yasa boşîuklarından yararlanılarak, geçerlilık kazanan yasa dışı uygulamalardan söz etmek durumundaytz... Yasal iflas noktasına gelinmeden önce, üretimi sınırlama, ya da tümü ile durdurma için işçi çıkarma izni alma yoluna gidilmeden önce yaygınlaşan bir uygulama, işçilere ücretli izin . verilmesi. Eğer işverenin elindeki stoku fazla ise, daha fazla üretimi zaranna görüyor ve de bir dönem sonra işlerin düzeleceğine inanıyorsa, işçi çıkarmadan ücretli izin vermesi, işçi . nin de lehine insancıl bir uygulama sayılabilir. Ancak son ay > larda yaygınlaştığı gibi, işçiler önce ücretli izne çıkarılıp böylece fabrikadan uzaklaştırılıyor, sonra da ücretler ve sosyal ^ hakları da dahil hiçbir şey ödemeden aylar geçiyorsa, bu sı ' radan bir haksızlık değil, yasaya karşı hile, açık suçtur. Çünkü son aylarda sadece bize kadar ulaşan.her biri ortalama 300500 işçili 20'ye yakın fabrikada, bütün resmi makamların da bilgisinde olarak, benzeri uygulamalar söz konusudur. işverenler nakit işletme paraları olmadığı gerekçesi ile, işçileri fabrika dışına çıkarmış olarak ücret ve sosyal haklan ödemeden ayları geçiriyorlar. Bu arada işçinin iş akdi fesh edilmemiş olduğu için, ihbar ve kıdem tazminatı alacakları doğmuyor. Ücret ve sosyal hak alacakları için durumu kavrayıp.dava açacak avukatı bulana kadar da aylar geçiyor. Arada geçen aylar içinde ise, zararda görünen işyerine, dağıtılan borç senetleri ile alacaklılar el kcymuş oluyor. İşçinin alacaklarını, ihbar, kıdem tazminatlannı karşılayacak paraiar, mal varlığı, başka yerlere kaydırıldıktan sonra, iş Merbolin olayında olduğu gibi, yasal iflasla noktalansa dahi, işçiler sadece işlerini kaybetme değil, yasal alacaklarını alamama tehlikesi ile de karşı karşıya kalmış oluyorlar. Bir kısmı ise aylarca ücretsiz, çalışmadan beklemeye dayanamayarak, başka bir iş arama yolunu seçmek ve başta ihbar, kıdem tazminatları alacakları olmak üzere, birçok alacaklarından vazgeçmek zorunda kalıyorlar. İş, işçinin avukat tutarak, dava açarak, mahkeme kanalı ile ve haciz yolu ile alacaklannı alması noktasına gelince hem bu yasal haklarını kullanabilecek işçi sayısı iyice aza iniyor, hem de ortada işçi alacakları için haciz edilebilecek şirket malı kalmıyor. Böylece yasaların hak alacaklannda işçiyi korumak için öngördüğü geçerli faiz düzeyinde ceza hükümleri de bir işe yaramıyor. Günümüzde yaygınlaşan bu acil sorun karşısında, acil, yaptırımcı çözümler ve hiç değilse, çalışmayan işçide olduğu gibi, ücreti ödemeyen işveren için de etkili hapis cezası düşünülmelidir. KÇ Grubu'nun geleceği konusunda çıkarlar ve senaryolar çarpışıyor Ekonomi Servisi KozanoğluÇavuşoğlu Grubu'na bağlı iki banka ve otuza yakın şirketin geleceği ile ilgili çelişkili haberler birbirini izlerken, konuyla ilgili başlıca soru işaretleri henüz cevaplanmamış bulunuyor. Uzaktanyakından konuyla ilgili kişi ve gruplar, kendi özlemleri doğrultusunda söylentiler yayarak, olaya yön vermeye çalıştıklan için olayın nasıl sonuçlanacağını kestirmek de güçleşiyor. Bu kanşık olayda gerçeğe yaklaşabilmek için önce iki aydan beri piyasada dolaşan söylentileri kısaca özetlemek gerekiyor. Yaklaşık iki aydan beri duyulan ve geçen hafta yeniden alevlenen bir söylentiye göre "Amerika'da başarıh işler yapmış olan Türk işadamı" Cemal Kıran, Amerika'daki Türklerden ve Amerikalı sermayedarlardan bir grup oluşturarak, KozanoğluÇavuşoğlu (KÇ) Grubu'nun tüm kuruluşlarına talip olmuş, KÇ Grubu yetkilileriyle anlaşmış ve iş Maliye Bakanhğı'nın onayına kalmıştı. Geçen hafta Dünya gazetcsinde yer alan bir habere göre Maliye BakanlığfKÇ Gjubu şirketlerine 50 milyar Hra değer bıçmiş, Cemal Kıran ise 40 milyar lira ödemeyi önermişti. Aynca Maliye Bakanlığı söz konusu meblâğın ödenmesini, bazı koşullara bağlayarak onaydan önce belli bir miktar döviz girişini şart koşuyor, geri kalan miktar için de sağlam teminat istiyordu. Olayın gene söylenti düzeyindeki ikinci boyutu da işte tam bu noktada düğümleniyordu. Amerika'da işgüç sahibi olan Türkler arasında yapılan küçük bir soruşturma, Cemal Kıran'ın Amerika'da başanlı işler yapmış bir Türk işadamı olduğu yolundaki iddiaları doğrulamıyor, Kısürülüyordu. Bu iddiaya göre Cemal Kıran'ın Maliye ile anlaşmaya varması halinde KÇ Grubu ortaklarının dışardaki birikmiş fonlarını devreye sokmaları ve kendi gruplannı kendilerinin satın almaları mümkün olacak, gazetenin deyimiyle "mali bir komplo" gerçekleştirilecekti. KÇ Grubu'nun iki büyük ortağı Omer Çavuşoglu ve Ahmet Kozanoğlu, bu iddiaları nasıl değerlendiriyorlardı? Bunu öğrenmek mümkün olmadı. Ancak gruba yakın çevrelerden ve iş dünyamızın bazı kilit kişilerinden edindiğimiz bilgiler, KÇ Grubu için şu anda en önemli konunun Maliye Bakanlığı ile daha önce varılan anlaşma çerçevesinde 2.5 milyar lira dolayındaki desteğin sağlanması ve bu kaynağın inşaat şirketinin Libya'daki faaliyetlerini canlandıracak biçimde devreye sokulması oldugunu gösteriyordu. Bu nedenle iki ay önce bir kez KÇ Grubu yetkilileriyle görüştükten sonra geçen hafta yeniden devreye girmiş görünen ya da gösterilen Cemal Kıran'ın bu girişimi KÇ Grubu'nun işine gelmiyor, tersine "pişmiş aşa su katıyordu". Bu arada eski Maliye Bakanlığı Müsteşarı, eski DIE Genel Müdürü, eski Cumhurbaşkanlığı Danışmanı ve halen MDP Trabzon adayı Sabahattin Alpat'ın, Cemal Kıran'ın Ankara'daki girişimlerine "müzahir olduğu" yolundaki söylentiler de ilgi çekiyordu. Bu söylentiler yumağı içinde gerçeği bulmak her halde kolay değildi. Olayın basit bir olay olmadığı ve bu nedenle çözümün de basit olmayacağı açıkça görünüyordu. Bunun nasıl bir çözüm olacağını görmek içinse, herhalde bir süre daha beklemek gerekiyordu. Bodur: Partiler yatırımların genişletilmesi için birleşmeli ÇANAKKALE, (ANKA) Istanbul Sanayi Odası Meclis Başkanı tbrahim Bodur, Türkiye'nin bugünkü düzeye gelmiş olmasında sanayi kesimindeki yatınmların büyük katkısı olduğunu belirterek, "Bu itibarla Tiirkiye'nin gelecegi mutlak surette yatınma ve üretime baglıdır" dedi. Bodur, "Hal böyle olunca, şu ya da bu şekilde yatınmlann gereksiz oldugunu ve sanayi rnamulii üretiminin ekonomiye önemli katkı sağlamadıgını söyleıtıek ve yeni yatırım yapılamayacağından söz etmek ekonomik gerçeklere aykırı bir tutumdur" şeklinde konuştu. Çanakkale'nin Çan yöresindeki yatınmlan inceleyen ÎSO Meclis Başkanı Bodur, özel sektörün her türlü güçlüğe göğüs gererek yatırım faaliyetlerini sürdürmek zorunda oldugunu da kaydederek, "Yönetime yardımcı olrnak, ancak yalınmların devam ettirilmesi ile mümkündür" dedi. özel sektörün son yıllarda bazı uygulamalar nedeniyle yeterli düzeyde yatınm gerçekleştiremediğini hatırlatan Bodur şöyle konuştu: "Demokratik diizene geçmekte oldugumuz şu günlerde, bunu sağlayacak olan siyasi partilerimizin yatırımların genişletilmesi konusunda birleşmeleri şarttır. Yannın en önemli sorunlanndan biri de işsizligin önlenmesi ve enflasyonun aşagıya çekilmesidir. Bu da mutlak surette yatınma ve üretime baglıdır." Ömer Çavuşoglu ran'm 4050 milyar lira mertebesindeki bir kaynağı nasıl bulacağı sorusuna da doyurucu cevap ahnamıyordu. Cemal Kıran'ın Maliye'ce aranan şartları nasıl yerine getireceği, hangi kaynakİarı Türkiye'ye transfer edeceği ve nasıl bir güvence vereceği de anlaşılamıyordu. Bu arada üst düzeyde bir Maliye yetkilisinin Cemal Kıran'la anlaşmanın olanaksız göründüğü yolundaki sözleri de Cumhuriyet muhabirinin kulağına gelen söylentiler ?rasında yer alıyordu. KIRAN NEDEN tLGİLt? Cemal Kıran, kimilerince söylendiği gibi bu çapta bir operasyonu sonuçlandıramayacak durumda ise neden bu işle ilgileniyor ve KÇ Grubu'nun banka ve şirketleri için alternaüf çözümlerin uygulamasını güçleştiriyordu? Olayın üçüncü boyutu da iş Ekimde 7 Ortadoğu Fuarı var tSTANBUL, (THA) Ortadoğu ülkelerinin önemli ticaret merkezlerinde, ekim ayı içinde, ulusal ve uluslararası olmak üzere yedi fuar açılacak. Fuarların açılacaklan yerler, konuları ve tarihleri şöyle: Tarih Yer Fuarın adı ve konusu 15 ekim Bağdat Uluslararası Ticaret 26 ekim Kuveyt Ortadoğu tnşaat 1519 ekim Dubai HietchKara, Deniz, Hava Savunmasmda Yüksek Teknoloji 1730 ekim Sarzah Büyük Sonbahar 1827 ekim Kahire Uluslararası Motor 2331 ekim Riyad Suudi Inşaat 83 2530 ekim Abu Dabi Uluslararası PetroKimya Ahmel Kozanoğlu te bu soruda düğümleniyordu. Gene Cumhuriyet muhabirinin kulağına gelen bir söylentiye göre, Cemal Kıran adının ortaya sürülmesi aslında KÇ Grubu'nun kurtarılmasını geciktirmeye ve başka bir maceraya sokmaya çalışan bir başka grubun işine geliyordu. Bir başka kaynağa göre ise, Cemal Kıran, paradan çok "adı duyulan önemli kişi" görünümünü kazanmaya önem veriyor, bu konuda Maliye'den yetkiyi aldıktan sonra gerekli parayı sağlamak Uzere girişimİerde bulunmayı tasarlıyordu. Kıran'ın ABD'de parası bulunduğu yolundaki iddialar ise, tamamen "kendinden menkul"dü. Dünkü Rapor gazetesinde ortaya atılan iddia ise, olaya bir boyut daha katıyor, Cemal Kıran'ın aslında el altından KÇ Grubu adına hareket ettiği ileri KöyKoop Manisa Birliği Başkanı: "Şirketlerin kurtarıldiğı sırada KöyKoop'un tasfiyesi anlamsızdır^ tZMİR (Cumhuriyet Ege Biirosu) KöyKoop'un tasfiyesine karar verilmesi üstüne, görevinden istifa eden Manisa Birliği Başkanı Mustafa Pala "Ekonomik darbogaza düşmiiş şirketlerin kurtanlmaya çalışıldığı bir aşamada KöyKoop'un tasfiyesine karar verilmesi anlamsızdır dedi. Üretici köylülerin kurduklan tanmsal kooperatiflerin birer birer yok oldugunu belirten Mustafa Pala, bu gelismeler karşısında istifadan başka çıkar yol göremediğini söyledi. Mustafa Pala kooperatiflere ve kooperatifçilere kuşkulu bakıldığına değindiği açıklamasında özetle şöyle dedi: "Kooperatifçilik gibi geniş boyutlu toplumsal bir olguya, az sayıda bir kaç olumsuz ve sevimsiz örnekten abartılmış söylenti ve dedikoduların gölgesinde bakmak, belirsizlik ve çözümsttzlük içinde bırakmak yanılgısına düşüldü. Açıkca söylemek gerekirse, kırsal alanda çağdaşlaşmanın motorlan olarak kabul ettigim kooperatifçiliği geliştirip yaygınlaştırma mücadelemizde yenik diiştük. Fakat yaptıklanmızdan, deneyimlerimizden gelecekte yararianılacağını umu>orum. Atatiirk'ün her yerde sevilmiştir dediği kooperatifçiliğin yeterince sevilmedigini görmenin iizüntüsü içindeyim. Tanmsal geliri artırmak, ta ı : rımdan sanayi)e kaynak aktarmak, sosyal adaleti > a> gınlaştırmak, Türk demokrasisine kırsal alanda giiçlü ve temel bir dayanak kazandırmak için kooperatifçilikten yararlanmayı ulusal bir politika olarak kabul etmedikçe kooperatiflerin başanlı olabilmesine olanak yok". Peynir fiyatları aldı başını gidiyor İnek sütünün peynir üreticisine kilo başına maliyetinin 2530 liradan 50 liraya çıkmasından sonra taze peynir çeşitleri son 5 ayda kilo başına 100250 lira arasında zam gördü. Ekonomi Servisi Peynir fiyatları aldı başını gidiyor. Peynir çeşiüerine son aylarda kısa aralıklarla gelen 10'ar 15'er liralık zamlar, inek sütünün hazirandan bu yana yüzde 80 dolaylarında fıyat almasına bağlanıyor. Peynir üreticisinin haziranda 2530 liraya satın aldıgı bir kilo sütü, şimdi 50 liradan aldığını hatırlatan ilgili çevreler, bu durumda taze peynir çeşitlerinin Tıyat almasının kaçmılmaz oldugunu, taze peynir çeşitlerindeki fiyat artışlarının da ister istemez eski lüks peynirlere de yansıdığını kaydediyorlar. Nitekim mayısta 330 liraya satılan taze peynirin kilosu bugün 420 liraya, aynı dönemde taze kasarpeyniri 520 liradan 630 liraya, Çerkez peynirinin kilosu 600 liradan 850 liraya yükselmiş bulunuyor. Bu arada aynı dönemde eski peynir çeşitlerinde de son 5 aylık dönemde kilo başına 100 lira dolaylarında bir artış dikkati çekiyor. Eski kaşar ya da lüks beyaz peynir diye tanımlanan peynirler sadece nisanmayıs ve haziran ayında (yeni koyun sütünün elde edildiği aylarda) üretiliyorlar ve buzhanelerde muhafaza edilerek 12 ay boyunca piyasaya sürülüyorlar. Buna karşıhk peynir üretiminde ikinci kalite süt olarak nitelenen inek sütü ise 12 ay boyunca sağlanabildiğinden taze peynir çeşitleri (dil peyniri, Çerkez peyniri, taze kaşar vs.) yılın 12 ayı üretilebiliyor. İnek sütündeki fiyat artışı bu durumda taze peynir çeşitlerine derhal yansıyor, ancak ilk bakışta eski peynir çeşitlerine yansımaması gerekiyor. Ne var ki, eski peynirlerin fiyatlarının, taze peynirdeki Fıyat hareketerinden etkilenmesi mümkün olmuyor. Ilgililer taze peynir çeşitleri zam gördüğünde eski peynirlere zam yapılmazsa, eski peynirlerin tüketici için daha cazip hale gelebileceğini ve daha fazla tüketildiği için belki de 12 ay süreyle iç piyasayı doyurmaya yetmeyeceğini belirtiyorlar. Bu durumda taze peynir çeşitlerine zam geldikçe, eski peynir çeşitlerinin fiyatlannın yukarıya çekilmesi olağan sayılıyor. Ancak eski peynir çeşitlerini belirleyen tek etken kuşkusuz taze peynir çeşitlerindeki fiyat hareketleri değil. O yılki, koyun sütü rekoltesi, peynir miktarı ve stok durumu da eski peynir çeşitlerinin fiyatlarını taze peynirlerinkinden bağımsız olaraic etkiliyor. IstanbuTda, linyit kömürü ve menba sııvuna zam yapıldı tstanbul Haber Servisi İstanbul'da linyit kömürü ve menba suyu fiyatları yeniden düzenlendi. Linyit kömürüne yüzde 20 dolayında zam geldi. En iyi cins linyit kömürünün tonu 5 bin 400 liradan 6 bin 500 liraya yükseldi. Kömür satıcılan, müşteriye sattıkları kömürün kantar fişini vermek zorunda. Bu zorunluluğa uymayan kömür satıcıları hakkında cezai işlem uygulanacağı öğrenildi. İstanbul'da yeniden düzenlenen menba suyu fiyatlan ise şöyle: 30cl.: 10TL., 31t.: 40TL., 15 lt. damacana: 90 TL., 20 lt. damacana: 100 TL. Adalar semtinde bu fıyatlar değişerek 30 cl'.lik menba suyu dışında diğer şişelere beş liralık fark konuldu. Bu fiyatlara ayrıca soğutma bedeli vs. şeklinde herhangi bir ücretin eklenemeyeceği öğrenildi. DÖVİZ KURLARI Dövizin Cinsi 1 ABD Doları 1 Avustralya Doları 1 Avusturya Şilini 1 Batı Alman Markı 1 Belçika Frangı 1 Danimarka Kronu 1 Fransız Frangı I Hollanda Florini 1 tsveç Kronu 1 İsviçre Frangı 100 ttalyan Lireti 100 Japon Yeni 1 Kanada Doları 1 Kuveyt Dinarı 1 Norveç Kronu 1 Sterlin 1 S. Arabistan Riyali Döviz Alış 242,40 215,93 12,95 90,95 4,51 25,33 30,09 81,35 30,82 112,24 15,14 100,03 196,75 832,26 32,75 365,18 69,67 Döviz Efektif Satış Alış 247,25 242,40 220,25 205,13 13,21 12,95 92,77 90,95 4,60 4,28 2S.84 25,33 30,69 30,09 82,97 81,35 31,44 30,82 114,48 112,24 15,44 14,38 102,03 95,03 200,69 186,92 848,90 790,64 33,40 31,11 372,48 365,18 71,06 66,19 Efektif Satış 249,67 222,41 13,34 93,68 4,64 26,09 30,99 83,79 31,74 115,60 15.59 103.03 202,66 857,22 33,73 376,13 71,76 Türkiye'nin dtş ticaret hadleri 5 yılda yarı yarıya düştü Ekonomi Servisi Türkiye'nin dış ticaret hadlerindeki gerileme tehlikeli boyutlara ulaştı. Gerileme, Türkiye'nin satın aldığı mal fiyatlarındaki artma, buna karşın sattığı mal fiyatlarındaki azalmadan kaynaklanıyor. Dışsatım fiyatlan bu yıl ilk kez 1978 yılındaki düzeyinin altına inmiş bulunuyor. Dışalım ve dışsatım fiyatlarının birbiri karşısındaki durumlarını belirten dış ticaret hadleri son yıllarda Türkiye aleyhine önemli bir gerileme gösterdi. ANKA ajansının haberine göre 1973 itibariyle 100 kabul edilen dış ticaıet hadleri 1978 yılında 73'e, bu yılın ortasında da 40'a indi. Böylece beş yılda Türkiye'nin dış ticaret hadleri hemen hemen yarı yarıya gerilemiş oldu. Türkiye'nin satın aldığı mal fiyatları 1978 yıhndan bu yana yüzde 64 oranında yükseldi. 1980 yılında iki kata yakın artan dışalım fiyatları, daha sonraki iki yıl bir ölçüde düştü, ancak 1983 başıyla birlikte yeniden artış eğilimıne girdi. Ûışalım fiyatlarındaki artışa karşın, dışsatım fiyatları son iki yılda önemli bir düşüş kaydetti Dış Ticaret Hadleri (1973 = 100) Dönem Sonu 1978 1979 1980 1981 1982 1983 (6 ay) Dışalım Fiyatları ÇAPRAZ KURLAR 1 ABD DOLARI Avusturya Şilini 7.8650 U.7Î81 2.6652 B. Alman Markı 2.1596 13.7472 Belçika Frangı 1601.05 9.5696 Danimarka Kronu 242.32 8.0558 Fransız Frangı 7.4015 2.9797 Hollanda Florini 3.4792 1 Avustral. Doları 0.8908 ABD 1 Kuveyt Dinarı 3.4334 ABD 1 Sterlin 1.5065 ABD tsveç Kronu tsviçre Frangı İtalyan Lireti Japon Yeni IS'orveç Kronu S. Arabis. Riyali DOLARI DOLARI DOLARI 4083 3733 3693 3823 232,7 264,9 Dışsatım Fiyatları 169,8 198,1 220,8 177,9 182,1 155,0 Dış Ticaret Hadleri 73,0 74,8 54.1 47,7 493 403 İLÂ N ALTIN GUMUŞ FIYATLARI Cumhuriyet Resat 24 Ayar (gr.) 22 Ayar Bilezik (gr.) Gümüs (gr.) ALIŞ 27.3S0 26.500 3.705 3.365 91 SA TIŞ 27.450 27.250 3.715 3.485 9i ve iy7» yılı düzeyinin altına indi. Dışalım ve dışsatım fiyatlan arasındaki dengesizlik Türkiye'nin milyarlarca dolar kaybetmesine neden oluyor. Yapılan hesaplamalara göre, Türkiye'nin dışsatım fiyatlannın en yüksek olduğu 1980 yılı veri alındığında, bu yılın ilk yarısında toplam dışsatımın 3 milyar 800 milyon dolar olarak gerçekleşmesi gerekiyordu. Bilindiği gibi ocakhaziran döneminde dışsatım 2 milyar 674 milyon dolarda kaldı. Türkiye'nin dışalımının pahalılaşması büyük ölçüde sanayileşmiş ülkelerin sattığı malların fiyatlanrun yükselmesinden kav naklanıyor. 1980 yılı sonrasında petrol fiyatlarındaki gerilemeyle bir ölçüde düşen sınai ürün fiyatlan, Batıh ülkelerin izlediği ticaret politikalan sonucu yeniden artmaya başladı. Türkiye'nin sattığı malların fiyatındaki düşüş ise çeşitli nedenlerden kaynaklanıyor. Bugünkü dünya konjonktürü gelişmekte olan ülkelerin mallarını daha da ucuzlatıyor. Ancak temel nedeni Türkiye'nin kendisinde aramak gerekiyor. Özellikle, ucuz dışsatım kredisi kullanan dıssatımcılarımız taahhutlerinı yerine getirmek amacıyla önemli fiyat kırmalarına yolaçıyorlar. Bu da dışsatım fiyatlannı düşürücü etki yapıyor. Beyoğlu 1. tcra Tetkik Mercii Hâkimli|inin 98Î/237 sayılı dosyasında Hâkimlikçe, Merkezi Beyoğlu Kasımpaşa Fatih Sultan Caddesi Fındık Sokak No. 40 ve Fatih, Karagümrük eski Ali Paşa Cad. No. 35'de muamele merkezi bulunan Buluş Kimya Plastik Yunus Alptekinler'e l.l.Y.'nin287/sonve294. maddeleri gereğince 19.9.1983 tarihinden itibaren iki ay daha ek mühlet verilmiştir. Keyfiyet alacaklılanna duyurulur. KONKORDATO KOMİSERİ Av. RACt KADIOCLU Sirkeci Mühürdarzndt Han Kat: 4 No. 424425 (Basın: 9999) BULUŞ KtMYA PLASTIK YUNUS ALPTEKİNLER KONKORDATO KOMtSERLİĞİNDEN YAYINLARI A.Ş. Türk Dili Edebiyatı dalında yüksek öğrenimini tamamlamış arıyor. Başvuru için 52700345266900 no'lu telefonlardan randevu alınması rica olunur. Sınj>j Dogrıı KARMAN DÜZELTMEN • Pasaportum za>ı olduğundan yenisi çıkartılacaktır. Eskisi hükümsüzdür. A YSEL YILDIZ. (l.koik >a>ıları 75 Tl.'lik p»l ^ondcrt'rrk i>te>et>ilirsiniz.) Islcme adresi: Turkocagı Cad 3941 CagalngluKlanbul
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog