Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CUMHURİYET/8 22 EYLÜL 1983 Nadir Nadi Viyana 1930 "İlk yazımda bir büyük şehri yeni görmüşlüğün acemiliği içinde Viyana'yı biraz abartmışım." "Yabancı Muhabirler Derneği Viyana'nın iinlii Emperyal Oteli'nin kahvesinde toplanırdı. Bir de müstahdemimiz vardı. Polonya Yahudisiydi. Pollack derdik." Geçen zaman içinde Viyana'da Tiirk kahvesinin yerini Esspresso, güzel lokantalann yerini de her tarafta olduğu gibi pizza diikkânları aldı. Statzer'in bir motosikleti vardı. Necil Kâzım (Akses) ile Hasan Ferit (Alnar) Fritz Statzer'i, Tiirkiye'ye getirdiler. O da Müslüman olup Ferdi adını aldı. Ferdi Statzer iyi çocuktu, iyi piyanistti. fuslu bir memleketin hükümet merkezinde ticaret müesseselerinin bu bolluğu insanı cidden hayrete düşürüyor. Viyana'nın henüz 15 sene evvel, 50 milyon 15 günden beri buradayım. Henüz acemî bir muharrir oldu nüfuslu bir imparatorluğun payıtahtı olduğunu ve bu zenginliğum için muhitle temas etmeden, memleketi biraz olsun tanı ğin, bu ihtişamın da eski saltamadan vazifeme başlamaya ce nat devrinin izleri olduğunu söylüyorlar. İyi ama, o saltanat yısaret edemiyordum^ kılıp memleket küçülünce, hayaBurada mütemadiyen tın da ona göre değişmesi ve zamana uyması lazım gelmez miyyağmur yağıyor, dehşetii soğuk, di? Halbuki mağazaların hepsi öyle bir rüzgâr var ki, şemsiye açık, hepsi mütemadiyen işliyor. açmak kabil değil. Gazeteler Zannedersiniz ki, iki milyon Vittalya ve Almanya'da müthisfır yanalı bütün gun alışverişten tınalar olduğunu, birçok nehir başka bir şeyle meşgul değil. En lerin taştığını yazıyorlar. Olduk tanmmış, en muhteşem mağazaça yaslı Viyanalılar şimdiye ka lar buranın Istiklâl Caddesi dedar bu mevsimde böyle münase mek olan Kerntnerstrasse'de. betsiz bir hava görmediklerini Şık, göz kamaştırıcı eşyalarla söylüyorlar. On giin evvel sanki süslenmiş camekânlar, Viyana'bahardı nın güzel ve zengin kadmları, erkekleri... Bilhassa öğle vakti Bu sabah bir kaç tavsi cadde kalabalıktan geçilemeyeye mektubu ile matbuat müdücek bir hale geliyor. tstanbul'da rünü görmeye gittim. Kendimi AdolfMenju gibi bıyık bırakan, takdim edecek ve ecnebi rnatbu yok bilmem kim gibi kravat bağatın muhabirleri cemiyetine kay layan bazı gençlerimiz vardır. dolunacakttm. Burada yabancı Burada bu gibi zevata gigerl digazetecilere çok kolaylık göste yorlar ki, Türkçesi züppe deriyorlar. Herhalde matbuatm mektir. Bilhassa bu gigerller, bilhassa ecnebi matbuatımn Kerntnerstrasse 'ye pek müdavim memleket için ne büyük propaimişler. Geçen gün evsahibinin ganda vasıtası olduğunu tam kızı anlatıyordu: manasıyla idrak etmisler. Müdü"Viyana (ekim). 28 teşrinievvel anlatıyor BİR YAZARIN ÎLK GAZETECİLİK YILLARI POLİTİKA VE ÖTESİ MEHMED KEMAL Ne Derler?.. Mütareke İstanbul'unu anlatmak istiyordum. Mütareke sözcüğü diüme battı. Yerine ne demeliydim? Sözlüğe baktım, savaş bırakışması diyor. Sonra açıklıyor, iki tarafın savaştan vazgeçmesi... Ferit Develi ateşkes diyor. İkisi de olmuyor, mütareke başka bir şey... Gerçi mütareke Arapça terk'ten (trk) gelen bir söz, ama her ikisi de yerini tutmuyor, aniamın açıklaması oluyor O zaman mütareke özel ad oluyor. Mütareke silahların bırakılması da değil... Osmanlıca'da onun deyimi var: Terki teslihat... Mütareke'yi özel ad, bir dönemi belirleyen bir durum olarak dilimizde alıkoymak zorundayız gibi geliyor bana... Öteki türlü söylemeler, anlatmalar hep çeviri niteliğinde oluyor. Nasıl radyo, televizyon, telgraf diyorsak, bir dönemi belirlemek için de mütareke diyeceğiz, ne yapalım! Tekinalp diye bir yazar vardır. Recep Peker gibi, Kadrocular gibi, o da Kemalizm'm yorumunu yapmıştır. Hatta Kemalizm diye bir de kitabı olacaktır. Musevi kökenli olan bu yazann asıl adının (Kbhenli) bir şey olduğunu sanıyorum. Bilmem yanılıyor muyum? Kemalizm adlı kitabı vardı bende, aradım taradım kitaplığımda bulamadım. Kımbilir nereye koymuşum, ya da kime vermişim! İşte bu Tekinalp adlı yazar, Mütareke yıllarında (1918) İstanbul'a geldiğinde Yeni Mecmua'da şunları yazar: "İstanbul'a gelmeden önce bana, Türkiye'de her şey bol bulunur, yiyecek ve hatta giyecek de her şey yolundadır. Hiçbir şey için güçlük çekilmez demişlerdi. İstanbul'a geldim. Gerçekten Perapaias'ta her ne istedimse buldum. Hiçbir şey için sıkıntı çekmedim. Demek Türkiye'deki bolluk ve bereket üstüne bana Almanya'da anlatılan şeyler hep doğru imiş. Asıl hayal kınklığına haftalık hesabı ödemek gerektiğinde uğradım. O zaman anladım ki, Türkiye'de her şey var. Ama yalnız zenginler içindir. Fakirier, orta halli adamlar için hiçbir şey yok demektir. Bir taraftan oteller. motelfer, Beyoğlu pastaneleri, şekerci dükkânları türlü sekertemeler ile dolu; öte yandan hastalar ve çocuklar için şeker yok. Sokağın bir köşesinde bolluk ve bereket taşıyor, öte köşesinde fakirler ve yoksunlar açlıktan ölüyor. Bu durumu bir yandan acıyla karşılayanlar, bir yandan da doğal bulanlar var." Daha sonra Atatürk'ün de beğendiği söylenen Kemalizm adlı kitabın yazarı Tekinalp, o yıllarda İstanbul'u böyle görüyor. Gerçekten bir liman kenti olan istanbul'da her zaman ne ararsanız bulursunuz. Bu kent için parayı veren aradığını bulur. Yok, yoktur. Dün de böyleydi, bugün de böyledir. Beyoğlu Balık Pazarı eşine zor rastlanır çarşılardan biridir. YoJunuz düştüğünde bir şey almayacaksanız bile gezin, dolaşın, gözünüz gönlünüz açılır. Manavların vitrin dizişleri birer tablodur. Büyük ressamların natürmortları bu vitrinlerin yanınd? solda sıfır kalır. İş ki, alıcı gözle bakmasını bilin! Ya balık sergileri, türlü türlü balıklann sıralanışı! Mezeler, meyveler, sebzeler, kıvırcıklar, marullar. salatalıklar... Satıcıların müşteri çağıran seslerı. . Bu çarşının dünyada eşi bulunmaz... Ucu2luk pahalılık, iyi giyim kuşam üstüne, bilmiyorum şimdiye değin, kaç tane yazmışımdır. Ne anlatmışımdır, ne anlaşılmıştır, belki okurlar da usanmıştır. Ucuzluk pahalılığın göreceli olduğunu söylerler, doğrudur. işi tıkınnda, aldısı verdisi yerinde olanlar için pahalılık diye bir şey olmadığı gibi, yok da yoktur. Basarlar parayı dilediklerini alırlar. Ama parası olmayan varlık kuyusuna düşse zırnık alamaz. Geçende eski bir yazım geçti elime... Kirazın 15 liraya satıldığını anlatıyorum, sanki kıyamet kopuyormuş gibi sözler yazmışım. Şurasını söyleyeyim bir kilo kiraz 15 liraya satılırken, bir küçük şişe rakı da aşağı yukarı aynı fiyata imiş... Et de... Kiraz yüzünden kıyamet koptu mu? Ya da kopan kıyametleri kiraza bağlayabilir miyiz? Bugün ülkemize gelen bir yabancı Perapalas yerine Hilton, Sheraton, Etap otellerinden birine inse ve dilediğini ısmarlasa, alsa, kenti. çarşısını, pazarını dolaşsa, sonra izlenimlerini yazsa, acaba neler yazar? istanbul, acılı kebap, lahmacun uygarlığının saldınsı altındadır, acaba bunlardan tatsa neler der? Sözü hep yabancılar ne dere getiriyoruz. Aslında biz ne diyoruz? Bir de ona bakmalı değil mi? Ama biz hiçbir şey demiyoruz, diyecek halimiz de yoktur. "Viyana eskiye oranla pariaklığını kaybetmiş olmasına karşın yiıte de İstanbul'dan daha pırıltılı bir Avrupa kentiydi." tasmda rezil olmazdı. istiyorum. NADtR NADİ O yazımda Viyana kadınlarını tanımıyorum. Fakat gördüğüme nazaran Viyana'ya yeni gittiğim için bir evlerinde pek oturmuyorlar. Da büyük şehri yeni görmüşlüğün acemiliği içinde biraz abartmış, ha fazla kahvehanelerde vakit geçiriyorlar. Burada adım başın "dükkânlar dolu, çok alışveriş da bir kahve var. Hepsi de leba oluyor" demişim o sırada. Oylep dolu, müşterilerin ekseriye sa orantılı olarak çok oluyor. tini kadınlar teşkil ediyor. Ne ya Çünkü Istanbul, Viyana'ya kıptyorlar diyeceksiniz. Cazete yasla çok daha sönüktü o sıraokuyorlar. Bizim Babı Ali'deki larda. O zaman ki Viyana çok semütekait memurlar gibi kemali vimli çok şakrak bir şehirdi. azamet ve ciddiyetle gazete oku Caddelerdeki kalabalık, abartayorlar ve alaturka kahve içiyor rak yazmış olsam bile, orası bir lar. Viyana'da Türk kahvesipek Avrupa şehriydi. Hoşa giderdi. rağbette. Heryerde hatta en bü Kahvelerde Türk kahvesi içiliryük otellerde bile, alaturka kah di, şarap içilırdi, kitap ve gazeve yapmasını biliyorlar. Gözü te de okunurdu. İlk dikkatimi müze yabancı gelmeyen manza çeken şeylerden biri de, kadınlaralardan biri de sokaklardaki rın da kahvelerde erkekler kadar kestane satıcılan. Tıpkı bizde ol kalabalık oluşuydu. Burada İsduğu gibi en işlek caddelerde tanbul'da bazılarını bir yana bıkaldınmlara soba kurup kebap rakırsanız, çoğu kahveler hâlâ kestane satıyorlar. Bu ufak tefek erkeklerin toplantı yeridir. Oravar hâlâ. İki yıl evvel bir kahvehane açıldı Schvvartzenberg Meydam'nda eski Viyana havasını vermeye çalışan eski kahvehanelerin bir benzeriydi. Onu da gördüm. SİRMEN Peki Yabancı Basın Muhabirleri Demegi'ne kayıt oldtınuz mu? Yazınızda, bu derneğin üyelerine bazı kolaylıklar sağlandığını yazıyorsunuz. Bunlar nelerdi, dernek binası neredeydi? NADtR NADt Yanhş hatırlamıyorsam, Yabancı Muhabirler Derneği ki Almanca adı aynen "Veriender Korrespdndenten der Auswertigen Presse"di, 2530 üyeli bir kuruluştu. İçlerinde ünlü kişiler vardı, ama aradan çok uzun bir süre geçtiği için unuttum. Derneğin bir merkezi yoktu. Ünlü Emperyal Oteli'nin kahvebundandı. O, zaman zaman bana gelirdi ya da ben kendisini çağırtırdım. "Falan operaya gitmek istiyorum" derdim. O'da hemen gider biletleri alır getirirdi. .... Zavallı Pollack, halinden, tavnndan, konuşmasından Polonya Yahudisi olduğu öylesine belliydi ki...Korkarım Hitler Viyana'ya girdikten sonra bizim fukara Pollack'ın da başına bir sürü iş gelmiştir. MÜZİSYEN DOSTLAR SİRMEN Sizin o yaşlarda da müzikle yakından ilgili oldugunuzu, keman çaldığınızı artık tüm okurlar biliyorlar. Bu arada herhalde, müzik kenti Viyana'da da, müzisyen dostlarııuz olmuştur, değil mi? NADİR NADİ Evet olmuştu. Bazı sanatçılarla ahbap oldum. Mesela Erica Morini ile arkadaştık. O da benim yaşımda bir kadındı, daha doğrusu o sıralarda evlenmemiş olduğuna göre bir genç kızdı. Daha çocukken parlamış bizim Suna Kan gibi. Onunla dost olduk, arkadaş olduk, çok dinledim kendisini, benim için özel de çalardı. Türklerden ise Hasan Ferit (Alnar) Necil Kazım (Akses) vardı. Ben Almanca'yı ilerletmek düşüncesiyle Türklerle çok az konuşurdum. Fakat bu arkadaşlarla birçok kez görüştük. O sırada her ikisi de Viyana Konservatuvarı'nda öğrenciydiler. Bu iki arkadaş bir keresinde Müzikseverler Derneği'nin küçük salonunda bir konser verdiler. Necil Kazım ilk kez orada bana "Mozart"ı hiç sevmediğini söylediğinde, doğrusu pek şaşırdım ve sanki dine küfretmiş gibi tuhaflaştım. Çünkü ben Mozart'ı çok severim, herkesin de sevdiğini sanırdım. Necil Kazım gibi bir müzisyenin böyle bir şey söylemesi de tabiatıyla çok tuhafıma gitti. Fakat aradan yıllar geçtikten sonra, İstanbul'a gelen ünlü piyanist Samson François da, bana Beethoven'i hiç sevmediğini söyledi. O zaman kendi kendime "Aaa dedim, demek Necil Kazım'ın hakkı varmış," demek ki bir insan büyük de olsa bir muzisyeni sevmeyebiliyor, onun havasına giremeyebiliyor" dedim. Böylece Necil Kazım'a hak verdim. Necil Kazım çok kabiliyetli bir gençti. Biliyorsun burada da tanınmış bestecilerimizden biridir. Ben kendisini de müziğini de severim. Birçoklan yadırgarlar, ama ben çok severim. Hasan Ferit ve Necil Kazım aracılığıyla Viyana Konservatuvan'nın hocası olan Jozef Marx'la (Karl Marx ile bir ilişkisi yok) arkadaş oldum. Ara sıra benimle gezerdi. Tuhaf bir huyu vardı, boğazına çok düşkündü. Bir pastahane görünce "Bir dakika bekle" der, içeri girip bir pasta yer çıkardı ve yürümeye devam ederdik. Böyle anılarım çok var.. tyi bir hocaydı Marx. Buraya geldi bizim konservatuvar için bazı ıslah projeleri sundu. Onların ne dereceye kadar uygulandığını pek bilmiyorum. Ama Manc'm yılda iki kez buraya geldiğini hatırlıyorum. Hasan Ferit ile Necil Kazım'ın Avusturyalı bir de arkadaşları vardı (Fritz) Statzer. İyi bir piyanistti. Bir de motosikleti vardı. Bizimkiler bunun adını çakaralmaz koymuşlardı. Kazım ve Hasan. Statzer'i Türkiye'ye getir diler, O da burada Müslüman oldu ve Ferdi adını aldı. Ölünceye kadar da ülkemizde kaldı. Ama şunu söyleyeyim ki, p zamanlar Avusturya'da Ferdi Statzer gibi bir sürü piyanist daha vardı. Sanırım Avusturya'da kalmış olsaydı burada kazandığj başarıyı kazanamazdı. Ama iyi çocuktur ve mükemmel bir piyanisttir. YAR1N: 1930'lar Viyanası'nda Yaşam VIVA.VA MEKTVPLARI a caddelerind Hi müyon ViyBnah ?hş verişle m yam? magazaları Meşhur Kerntnerştrase Beynclrnsirt ziır< t*r • Sarı$ın kadıntn mütkit eevabı Bahaii gazJnolartnaj' mütekait memurlar pibi gazete okıtvan feot/ın'nr ÇALIŞANLARIN SORULARI/SORUNLARI YILMAZ ŞİPAL "Bu devlet malıdır" SORU: 2. derecenin 2. kademesinden emekli oldum. Her üç ayda yakacak zammı dahil 92.628 lira emekli maaşı alıyorum. Fakat kendim hesap yapıyorum, bu gönderilen çek miktannı bulamıyorum. Bu vaziyeti Emekli Sandıgı'ndan sordum. Benim il yıl 9 ay 5 günlük üzerinden aylıklarım Emekli Aylıgı Bağlanmasına Esas Göslerge Tablosu göz onüne alınarak derece ve kademt intibak hizmetim üzerinden hazırlanan çeklerin bankaya gönderildiği şeklinde bilgi verildi. Benim Emekli Sandığı'ndan sormak islediğim şu idi, çok muhteviyatıolan92.628 liranın ne şekilde hesaplanarak bulunduğudur. İki gözum, yaşım yetmiş, işim bitmiş, arama ne yaparsın geçim sıkıntısı içerisindeyim. Hayatta doğru çalışmaktan başka art niyet gülmedim. Elimde çok fırsatlar varken, "Bu devlel malıdır", bu, şu, her vatandaşın hakkı var diyerek değeriendirdim. Bu kafamdaki sıkıntıyı bertaraf etmeniz dileği ile. Not: Bazı arkadaşlar yan ödeme aldıklarını söylüyorlar. Benim de bundan istifade edip edemeyeceğimi de açıklar mısınız? B.F.MrNevşehir YANIT: Sizin kişiliğinizde "Bu devlet malıdır" diyenierin önünde saygıyla eğiliyoruz. Sorunuzun yanıtına gelince: 2720 sayılı Yasa 2. derece 2. kademeden emekli olan memurların "Emekli Aylığı Bağlanmasına Esas Aylığa Ait Gösterge Tablosu"nda gösterge sayısını 940 olarak saptamıştır. 1983 yılı ocak ayından geçerli olan bu tablonun yanı sıra gene ocak 1983'den geçerli katsayı da 34'e yükseltilmiştir. Emekli aylığınızın buna göre hesabı ise 940 (2. derece 2. kademe emeklilik gösterge sayısı) x 34 (katsayı) 31.960 (emekliliğe esas) = <o 77 (32 yılhk hi'zmete ^ karşılık emekli aylığı yüzdesi) = 24.610 TL. (emekli aylığı) + 266 TL. (10 ayhk hizmet karşıhğı emekli aylığı) = 24.876 TL. (32 yıl 10 ayhk hizmet karşıhğı emekli aylığı) + 6.000 TL (Sosyal Yardım Zammı) = 30.876 TL. (toplam emekli aylığı) x 3 = 92.628 TL. Üç ayhk toplam emekli aylığı. Yan ödemeler emekli ayhğının bağlanmasında göz önüne ahnmamaktadır. Arkadaşlarınızın sözünü ettiği yan ödeme "Ek Gösterge"lerdir. Bu "Ek Gösterge"ler de bugün için 1. derecenin 4. kademesine ulaşanlara uygulanmaktadır. Devlet malına uzanmayan elleri öpüyor, "Yaşım yelmiş, işim bitmiş" deyiminize ise hiç mi hiç katılmıyoruz. "Rahatsız, gözü doymaz, telaşlı bir zengin, diipedüz yoksul kişiden daha zavallı gelir bana. (Montaigne)"1 Viyana'nın en muşhur caddeti: .VÎ;;;' iiadi Btyın Viyana muhabirliçirf yaP^ısk ü'cre Vtyana'ya pittiğini yaz.'ık. Arka'Iapmmn seyyal bir üslupla \dığt mshsllt tetkiklere dair oîan ük mekbunu frtıaitn nçşredvjoruz.\ Viyana 28 teşrinievvel On beş günura.dayırrLJsenüz ^cemi bi; Kerntnegtrase hayatın da ona göre deçişmesi. ?.nn 15 ! uyması !ftz:m gelmez mi idi H. i mağazaların hepsi açık. hepsi nıuis n diyen lşliyor. Zannedersiniz ki iki mi:Vlyana'lı bütün giin ahs veristpn b.v bir Işle me«îul değil En tanınmıs. en muhtesem m. NADİR NADİ VİYANA'DA "Daha sonraki yıllarda Viyana'ya gitligimde Türk kahvesinin yerini Esspresso,şık lokantalann yerini pizzacıların aldığını gördüm." da öyle değildi, kadınlı erkekli bir toplumsal yasam vardı. O durum hem dikkatimi çekti, hem de hoşuma gitti. Bu arada şunu da belirteyim, daha sonraki yıllarda da, çok yakın zamana kadar sık sık değilse de arada sırada, Viyana'ya gitme olanağını buldum. Özellikle İkinci Cihan Savaşı'ndan sonra Viyana'ya gittiğimde kahvelerde Türk kahvesinin yerini esspresso'nun aldığını gördüm. O güzelim Viyana lokantalannın yerini de dünyanın her yerinde olduğu gibi pizzalar almıştı. Benim gözüme çarpan farklar bunlar. SİRMEN Hatta kahveierin yerini kafeleryalar... NADİR NADİ Evet kafeteryaya dönüşmüştü büyük bir kısnru, tek tük eski kahveler de hanesinde toplanıhrdı. Oraya ufak tefek yemek de getirirlerdi. Çoğunlukla muhabirler orada buluşurlardı. Biliyorsunuz îkinci Dünya Savaşı sırasında da, İstanbul'daki yabana muhabirler Galatasaray Lisesi'nin karşısındaki Hatay (eski Parisien) Pastahanesi'nde toplanırlardı. Derneğin üyelerinin bazı hakları vardı gerçekten. Mesela sinemalarda, tiyatrolarda, operalarda indirimli bilet alırdık. Operada bizim yerimiz değişmezdi hiç. Parterde 10 numarah koltuk bir köşe yapa'dı. Bizim yerimiz de orasıydı. Çoğunlukla opera ve konserlere dernekten ben giderdim. Derneğin bir tek müstahdemi vardı. Adamın adı da Pollack'dı. Polonyalı bir Yahudiydi. Zaten lakabının Pollack olması da 4 kasııtı 1930 larihli Cumhuriyet'le >a>ınlanan ilk Viyana meklubu. Nadir Nadi: "^»imdi bakıyorum da ilk yaıımda büyük bir sehri yeni görmüş olmanın acemiliğiyle. kalabalığı ve mağazaların şıklığını biraz abartmışım." rü bulamadım... Çaresiz ziyareti tehir ederek pansiyonuma döndüm. Odam dar bir sokağa bakıyor. Penceremin tam karşısında bir kilise var. Duvardaki oluklardan birine bir heykei koymuşlar. Hz. İsa'nm yahut havariyundan birinin olacak. Yağmurdan korunmak için oraya sığınmıs olan güvercinler zavallı hazreti bir türlü rahat bırakmıyorlar. Mütemadiyen başınu didikliyor, sakalı ve bıyığıyla oynayıp duruyorlar. Viyana 'ya ilk gelenlerin nazarı dikkatine evvela şehirdeki mağazaların bolluğu çarpıyor. Bitmez tükenmez caddeler.. Bitmez tükenmez mağazalar... Hiç bir A vrupa şehrinde bu kadar fazlasını görememiştim. 6 milyon nüBu beynelmilel züppelerden biri güzel ve sarışın bir kadının peşine takılmış, beş on adım sonra yanına yaklasmıs ve Amerikan muharriresinin meşhur bir romanım kasdederek, Centilmenler sansınlan tercih eder, demiş. Güzel Viyanah da, İyi ama sarışmlar da centilmenleri tercih eder, cevabım vermiş. Adamcağız fena halde bozuimuş. Evsahibinin kızı, Budala herif, diyordu, şeyler A vusturyalıları bize diğer A vrupalılardan daha yakın gösteriyor. Onlarda da, Türklere karşı hususi bir muhabbet var. Esasen çok nazik insanlar, fakat bizimle daha samimi, daha candan alakadar oluyorlar NADİR NADt" SİRMEN İşte efendim "Nadir Nadi Bey'in Viyana muhabirliğimizi yapmak Uzere Viyana'ya giltiğini yazmıştık. Arkadaşımızın seyyal bir üslupla yazdıgı mahalli tetkiklere dair olan ilk mektubunu bugün neşrediyoruz" diye anons edilen, 4 leşrinisanî (kasım) 1930da yayınlanan ilk yazınız bu. Şimdi bu konuda bazı sorulara geçmeden önce, ük izleniminiz hakkında şu anda ne düşündüğünüzü sormak ukalalık yapacağına "Frolayn, zannedersem şu camekândaki kırmızı şapka başınıza çok yakışacak " deseydi, böyle sokak or VEFATLAR İÇİN Yurtiçi, Yurtdışı, cenaze nakledilır Cenaze ilaçlama, malzeme, tabut, bütün işlemler hassasiyet ve süratle yapılır. Meslek odalarının seçim süreleri yeniden belirlendi çimlerinin en geç 1984 yılı ma ANKARA, (THA) Meslek odalannın kuruluş yasalannda yıs ayı sonuna kadar yapılması değişiklik yapan yasa hükmün, gerekiyor. de kararnamelerle, oda ve birliklerin merkez organlan ile delege Avukathk yasasında değişikseçimlerine ilişkin süreler yeni lik yapılmasına ilişkin 79 sayılı den düzenlendi. KHK'ya göre, haklı bir nedene Resmi Gazete'nin cuma gün dayanmadan baro genel kurulkü mükerrer sayısında yayınla larına katılmayan ve oy kullannan 9 adet KHK'lara göre, tüm mayanlara, baro başkanı tarameslek odaları ve birlikleri se l'ından bin 500 lira ile 7 bin 500 liraya kadar para cezası verilebilecek. Seçim dönemleri ve görev surelerinin sona ermiş olup olmadığına bakılmaksızın, baroların organlan ile Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu'nu oluşturacak delegelerin ve organların seçimleri, 1 aralık 1983 tarihinden itibaren en geç 1984 yılı şubat ayı sonuna kadar tamamlanmış olacak. Türk Tabipler Birliği Yasası'nda değişiklik yapan 83 sayılı KHK'ya göre, birliğin merkez organlan ile delegelerin ve Tabip Odaları'nın organlarının seçimi 1 araiıktan itibaren 3 ay içinde tamamlanacak. Türk Eczacılan Birliği Yasası'nda değişiklik yapan 84 sayılı KHK'ya göre, merkez organları ile delege ve Eczacı Odaları seçimleri 1 araiıktan itibaren 3 ay içinde sonuçlandırılacak. Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Yasası'nda değişiklik yapan 85 sayılı KHK'ya göre, tüm organ ve delege seçimlerinin 1 araiıktan geçerli olmak üzere 4 ay içinde tamamlanmış olması gerekiyor. Tel.: 147 20 06 140 68 86 tşletmede aynca 18 ambulans mevcuttur. Cenaze ilanlanndan hizmet bedeli alınmaz. acı günlerinizi paylaşır, günün her saatinde emrinizdeyiz. tSLÂM CENAZE İŞLERİ İLKOKUL 4. ve 5. SINIF ÖĞRENCİLERİNE KOLEJLERE HAZIRLAMA KAYITLAR SÜRÜYOR Istanbul Cadd«si 47 572 21 44572 63 53 TESTÜ KURSLARI BAKIRKÖY^
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog