Bugünden 1930'a 5,438,457 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhurîyet 2 OLAYLAR VE GÖRÜSLER çalgı bile lcadetmemîş olan eski Yunanla başlatmak... İnanılmaz bir beyni yıkanmışhk... Sergide, Alaca Höyük kral mezarlanndan çıkan eşyalar da gösterilecektir kl. Ala ca Höyük proto Hitit yani Hatti'lere aittir. Bu eşyalar arasmda pişmiş topraktan yapılmış 58 cm'lik bir darbuka .. El büyükîügunde, Sistra dcnilen vurmalı maden çalçı. gene madend^n vapılnvs «sistra olarak kullanılan bir Dinseî Alem (tö 23002100) bulunmaktadır Mehter ve Mevlevi müziğinde bu çal^ılardan geniş olarak sözedeğiz. 1978 yılından beri Cumhuriyet'te, Etno muzıkolojik araştırmalarımr/da rastladığim\7 elemanlara dayanarak. bız Oğu/'lann, Gu'i, Guzzi Halii, A/7i, Uz.. adlan allmda 3000'lerde. Ortadoğu ve Anadolu'ya gelmiş oiabileceklcrine, t;ırihçj vo dilcilerimizin dikKatıni ç°kmiş, yanıt beklemıstık. Ataturk'un 100'uncu yildönumünde bıle hiç bir yanıt verilmedi: bir kisi rnüstesna .. Sayın dilcimiz Prof. Vecihe Hatiboğlu... Bizi, iki kart ve fsı). 65 sahifelik bir yayımlanyla \anıt!adılar: (Türk tarihinin 'uaşlan.Ticı, Turkolojj dergisi, VIII cilt. sayı 1, Ank. Üni. Basımevi. 1979). Bu yayımı her vatandaş okunıah. tarih derslerine esas olarak aîmırıahdır. Acaba Cumhuriyet, sahifelerl îmkânında yavas vavaş bu bilgilerî okuyucusuıia sunabilir mi 9 Bu bilimsel arastırma, sonstız sanılan bjlgisıyle. ^aman zaman aklın alamıyacagı cchalet örnekleri veren Batılıya... Ağzında, insan haklarmı. kisısel. kör ve kısır çıkarlan yönünde. vicdanı sızlamadan. gcviş haîine getiren bazı politikaciîara... Tarihsel vehimleri bilgi sanan. bazı Kültür Bakanlarma, Türk'ün verdigi bilimsel yanıttın ...Türkler Ortadoğu'ya, Anadolu'ya, Sümer, Subar, Guti, Guzzi, Uz adlan altın. da 3000'lerde gelmişlerdir Bu bir yakıştırına, asın millivetçjlik degil, çok yönlü bir gerçektir. Gönül isterdı ki, tRrihçilerimiz bu konuya egilsinlrr ve bu büvük sergiye «Tanhin ilk dönemleıinin çilesini çekmiş bir ulus» olarak katılmamızı gerçekleştireinler. İkinci yazım:z, bu konuda veni bulgular ve olasılıklan, sorgular halinde tarihcilerimiz ve dilcilerimize yılmadan sunacaktır. NOT: Bu konuda haberleşmeh için mektup adresim. H. Tarcan 113 Avenue Felix Faure 75015 • Paris. 2 NİSAN 1983 vrupa Konseyi'nin, «Avrupa Sanatı Büyük Sergileri» serîsinden 18'incisinin «Anadolu Uygarhklan» adı altmda, 22 Mayıs 1983'te İstanbul'da açılacağını Paris B. Elçiliği Turizm ve İnformation bürosunun gönderdiği sirkülerden öğrendik. Tarih öncesinden bugüne kadar, on bin yılhk bir zamana yayılan, 20'yi aşkın uygarhkla, Batı uygarlığmın beşiği, daha sağJam bir benzetişle POTA'sı olduğu ortaya çıkmış olan Anadolu tarihi, 5000'den fazla obje'yîe temsil edilecektir. Bir bölümünü, Batı Almanya, Avusturya, Portekiz, Jngütere, İspanya'nm göndereceği bu sayıdaki eşyanm çoğunu Türk müzeleri verecektir. Avrupa Konseyi'nin, •Uygarlıklann Pota'sı Anadolu» temasmı işlemesi: • Batmm, nihayet, tarihin Anadolu' da başladîğmı ve Batı uygarhklannm kökenlerinin kendi bilginlerinin arastırma îanna dayanarak Anadolu'da olduğunu itiraf ve kabul dü/eyine ceîdiklerini. • Eski Yunan uvgarlığının, Anadolu uygarhklan sayesinde varolduğunu, Yunan mucizesi iddiaîannın, ancak. Anadolu tarihini «kendine maletme» Frenkçe deyimiyle «plagiat», Türkçesiyle «yürütme» «sasma dayandığmı açığa çıkarmaktadır. Ornek: 1980'de yapılan tarihi yaymîara gö re, Anadolu kahramanı OTUSSE. Girit uygarhğında (ki Anadolu uygarlıklannın de vamı sayılır. asla Yunan uygarlığı defcildir) ODISSEO haline dönüşmus. eski Yunan da, bunu ULIS adıyîa kendıne maletroiştir. (Ulysse le Cretois. P. Faure, Fayard, Paris 1980). A Uygarlıkların Potası Anadolu Haluk TARCAN Etnomüzikoîog (Türkiye'miz. sayı 1 Akyaymlan . Istanbul. 1970) Bu, hayvan, avcı resimleri arasmda. boyunjarma asılı, bugünkü Anadolu davnluyla, davulculan. kolları, omuz hizasma kadar kaldmlmış dirseklerinden sarkan kanatlan yanacık bir kartalı andınr durumda oyuncuJ'tn görüyoruz. Acaba Kartal oyunu mu S5? konusu?.. Fallus'lan resınedilmiş olduguna gore çıplaktırlar vo bu nedenle de dinsel kisiler, taş devrindekı îlk Şamanlar oldukları düşünülebilir. (Karatepe'deki Hitit Berelcet tannsı da Fallus' la resmedilmiştir). Sayın M. Uyanık, Mezopotamya sanatıyla, BaslangıçDevam ilişkilerinden sözetmektedir Id haklı olabilir İÖ. 5 ve 400O'e ait Saraarra seramiklcrinde, Halay dizisinde oyunculara rastlanır. «Anadolu Kaya Resimleri» adlı makalesinde M. Uyanık, Mogolistan ve Şibirya' daki kaya resimleriyle koşutluk (paralellik) olduğunu kaydodivor: bu konuda bildiğimîz iki yeri bilgisine sunahm: Cungarya ve Himalâyalar... Sovyet Rus ara^tırmacılan, Cungarya dağlannda, İ.Ö 32000'e ait kaya resimleri bulduklarmı, 1980'de bilim dunyasma duyurdular Himalayâlardaki kaya resimleri, Nepal'de. Katmandu' dan Everest'e giden yolun üzerindc, 6 bin metre yükseklikte buhınur ki, Tirişin kava resimlerinin biçim ve tekniğiyle aynidir. Cungarya'daki kaya resimlerini görmedik. ••• Çatal Höyük'e gelince, bu Sit, Konya' tıın Çumra kazasmdadır. 1959'da J. Melaart tarafmdan bulunmuştur. İ.Ö. 6500'lerde kurulmuştur. İnsanoçlunun tanhte gerçek leştirdiği en gelişrniş, ilk Siftir ki, sâkinîeri, çatal bıçakîa yemek yiyen, duvarlannı resımle süsleyen uygar kişiler idiler. (Bazı okuyucular, mağara resîmlerini düşünecek lerdir, mağara ınsanı doğadan, henüz korkan ve magaraya sığınan insandır. Oy?a Sit, mağaradan çıkrruş, doğaya egemen olan insanm gereksinimlerini, yaşayabilmesi için, temîn edebildiği organizasyon, çekirdpk şehir demektîr). Bu duvar resim lerinde, Anadolu kilîm motiflerini buldnğumuz gibi, Anadolu, yani dünya müzîk küliürüne ait, uç ayn çalgı görülür. Bir de Geyik Oyunu diye yorumîayabileceğimiz bir Geyik Avı sahnesi bulunur. İ.O. 620O'de yapılmış olan bu duvar res minin sol üst kısmında, iri bir havuç büyuklugünde, ağaç kabuklarınuan yapılmis bir «üfleme çalgı» görulür. Ait sol kısımda ise, tef büyüklüğünde bir davulcuk, bu çalgıya vurmak için kullumlan, virgül biçiminde dıyebıleceğimiz bir tokmak vardır ki, Anadolu davuiunun tokmağı aynen bu şekildeciır; davulcu, h^nı calmakta hem de koşmakta, oynamaktadır Bir öteki çalgı ise Tektelli fmnnocor de) ve vurmalı çalgıdır. Ok yayı bııvükiügündcki bir yaya, yukarda açıkladığımı/ ayni tür tokrnakla vurııp, pamuk atıcılann, pamuk atarken yaylanndan elde ottık len sesi elde etmektedirîer. Resimlerden anlasıldığı üzcre. Çatal Höyüklüler, bu üç çalgıyı çalarak. bir oyun, toresel oyun nızamında, Geyigi şaSirtıp canh olarak yaknlamaktadırlar. Geyiğin kutsfll bîr hayvan olduğunu unutmayalım (Çatal Höyük uygarlığınm etkileri günümÜ7e kadar gelmiştir: Geyik mntifi, Çatal Höyük'te pişnıiş topraktan yapılmış mühürlerdeki motifleri, beyaz üzerine siyah baskı, ucuz, hanımlarımızın nrk itibar etmedikleri örtülük olarak kullanılan basmalar üzerinde göriırüz. Ankara, Kayseri çarşılanndaki ufalc dükkânlarda, Kapaljrarşı'njn Süleymaniye girişınde bulmak kabildir... Güzelın sadece Batıda olduğunu sananlara duyurulur). •*• Şımdi, ilgili sayın kişilere soruyorıız: Acaba., serginin Prehistoire bolümünde Ana dolu ve Dünya Müzik Kültürü'nün başTangıç noktalan olan bu geyik avı duvar resmi ve Tirişin kaya rpsimlerdeki davulnj ve oyuncular. Pano'lar haîinde gösterilec?kîer midir? Davulun «Tabor» adıyla Afri ka'dan gelmis olabi'ecegini ve «zaten Ana doluda müzik kültürünün ancak eski Yunanla başladîğmı» sananlar ve hâlâ da iddia odenlere yanıt verılmeyecek midir?.. Anadolu müzik tarihi karbon 14"le tesbit edildiğine göre kat'i ve en erkcn olarak 6200'de başlıyor. Eski Yunan'da îse. bundan sözetmek için, ortalama 700 yıllannı beklemek gerek... 6200'den 700 çıktı, 5500 kaldı... Bpşbinbeşyü7, yıllık bir geri lca^mışhk... îlâlâ da muzik farihini, bir tek orum Makedonya Kralı Filipos, oğlu İskender'in ne akıllı bir kişi olacağını ilk ne zaman sezmiş? Bir at varmış. öylesine azılıymış ki, kimse üstüne binemiyormuş. Hayvan, bütün binicilerini üstünden atıp benzetmiş; kiminin kafasını, kîmi nm çenesini, kiminin koîunu, kiminin bacağını kırmış. Hani şu Amcrikan filmlprinde Rodeo denilen zenaatin ustalarmı izliyoruz ya; onlara benzer ne kadar Makedonya kovboyu varsa azgın atı bir kez deneyip derslerini almışlar; toprağı öpmüşler. İskender, atla binicilerini izlerken görmtiş kl, hayvan gölgesinden ürktüğü için azıyor. Bunun üzerine atın sırtına atiayıp güneşe doğru sürrnüş. Arkaya düşen gölgesini göremediğinden tirkmemiş beygir, durulmuş, îskender'in buyruğuna girmiş; kerkes bu işe şaşıp kalmış. Kral Filipos düşünmüş : Benim ne aktllı bir oğlum var demiş, tinlü bilgeleri ö.&retmen olarak görevlendirip kendisine iyi bir eğitim verevinı O çağın en tinlü bilgesi Aristotele? olduğundan Kral Filtpos'un emnyle İskender'i yetiştirmeye calışmış. îskender büyük yeteneklerini gelıştirmiş: ama, «cihangirlik» tutkularına saplanmış: dünyayı avucunun i^ine almaya çalışmış; ordusunu ardma takmış, gidebildigince gitmiş; önüne kim çıkarsa anasmı aglatmış. • Çoğu zaman (yalnız at değil) insanoğlu da kendi gölgesînden korkup azgmîaşır. Böyle durumlarda en iyisi sanırıra yüzünü güneşe karşı dönmektir. Çünkü kendi golgesinden korkan adam. güneşe. bir başka deyişle aydmlığa, (daha başka bîr deyişîe gerçege) sırtını dönen kimsedir. Ürküp azgınlaşması da bundandır. Ben Arîstoteles'in îskender'i olgun bir olarak yetiştirebildiği kanısmda değilim. Büyük Îskender yaman bir savaşçı. ya da bir «cîhangir» olabilir. Lisenin ilk smıf edebiyat ki» tabında Aristoteles ile îskender'e iliskin bazı şeyler okumuştuk. Anımsadı^ıma gore bir savaş mey danmda yatan ölüler arasmda dolaşan îskender, hocasına sorar: Aristo bu nedir? Bilge yanıt verîr : Zafer veya hiç!.. Okul kitaplannda Onp,iz Hon'dan Atilla'ya, îskenderden Sezara de^in nice «cilıangir»in neden ordularının başma Reçıp yer yuvarlıgını eîe geçirmeye çalıştiklan anlatıîmaz; ama insan okuldan aynîdıktan sonra nıerak edip kendisine sorabilir: Tahu, niçin koskoca orduîarîa ülkeden ül keye dolaşıp dünyayı ele geçirmeye özenmiş bu adamlar? Bu sorunun yanıtını kurcaladıkça kişicğİTü bilinçlenir; her bîr savaşm ardında hangi nedenin yattığmı öğrenip anlar: savasıılıgm iyi bir~ şey olmadığını algılar: ama iş işten geçmiş olur. • Platon demiş k i : Ancak krallar fHozof, yada fllosoflar kral olursa devletler mutlu olabilir. Pek akılhca sayılmasa da,' insanı düştinmeye yönelten bir yam vardır bu sözün; çünkü devlet yönetiminde düşüncenin, fikrin, manttğm ağır basmasını istîyor Platon.. Oysa tarih boyunca devîet yönetimlerinde mantığm pek az payı olmuştur. Dercartes'in ünlü özdeyişlni anımsaym: Düşüntiyorum, öyîeyse varım. Bu özdeyiş geçmiş yüzyıllarda sanırım çoğu yerde şöyle anlaşılmış: Düşünüyorum, öyleyse vurun. Çaâımızda fikir Özgürlüğüne karşı çıkanlar da böyle davranmıyorlar mı? ••• Biz, bu yazıdan başlayarak, eksilc kalabîleceğinî ya da ihmale uğrayacağını sandıgımız Anadolu Müzik Kültürü'nün tarihteki kökenlerini. ilgili sajnn kişilerin dikkatine sunacağız. Ayrıca, Etnomüzikoji arastırma aJanmda rastladığımız, tarih ve sanat tarihine ait bazı noktalar konusunda ilgili çevrelere düşüncelerini soracağız. Anadolu Müzik Kültürü'nün hareket noktalarmdan en eskîleri ;?imdilik~ TÖ. 7000 yıilannda, Çalai Höyük Sit'indeki, Ge yik Avı'nı gösteren duvar resminde ve de Tirişin yaylasmdaki Kaya resimlerinde bulunur. Tirişin Kaya resimleri, 19676869 yıilannda, Van Hakkâri smınnda Çatak ya înnlarmdaki, TIRIŞîN yaylasmda, Muvaffak Uyanık tarafmdan bulunmuştur; 26002800 metre yüksekliğindekî yerlerde, 30 bip kadar kaya yüzeylerine yapılmıştır. ÎÖ. 700050003000 yıllan arasma yayılırlar. Gazeteci .. .. i ('iTözuyle bilimteknik Son yıllarda insanın evrimi ile ilgili yeni bilgiler edinildi. Ancak hâlâ araştınlması gereken karanlılc noktalar var. Akılları dört soru işareti kurcalıyor. İnsanın evrimi bilim adamlannı olduğu denli herkesi büyüleyen bir konu. Son yıllarda bu alanda önemli gelişmelere karşın bir görüş birliği olduğu söylenemez. Görüş aynlıkları, evrim sürecinin nerede, ne zaman ve nasıl gerçekleştiği konularındaki belirsizliklerle ilgili. Örneğin Afrika'nın insan evriminin beşiği olduğu yaygın olarak kabul edilmesine karşm yeni bulgular Asya ve Ortadoğu'nun da insan evriminde Afrika'nmkine koşut rol oynadıkları görtişünü destekliyor. Ama bu alandaki asılsorun, evrimle ilgili ipuçlarınm en zengin kaynağının nerede bulunabileceğînden çok, insan evrimindeki önemli aşamaların süresi ve niteliği ile ilgili. başma bir sorunken, önemli bir kaynak bölge olan Etyopya'nın bu tür araştırmaları bîr süre için durdurmuş olması bu alandaki gelişmeleri yavaşlatabilir. Özellikle son iki soru üzerindeki Homo erectus'tan sonraki olası gelişmeler ve Neandertal adamla ilgilî görüşler bu aşamada hayli spekülatif olma durumunda. Diğer yandan. insanın evriminin maymunun evriminden ne zaman hard Leakey'in Turkana gö lü yöresinde ve Amerikalı Desmond Clark'm Etyopya' nın Awash bölgesinde önem li buluşları, bu alanda karanlık dönemle ilgili zengin bir fosil yatağma rastlanmış olduğu izlenimini veriyor. yöneten Resit CANBEYLİ OKTAY AKBAL 194751 Yıllam... İnsanın evrimi konusunda dört soru hâlâ akılları kurcalıyor tılanndan oluşan 500600 parçayı geçmediğl düşünülürse, buluşun önenıi kolaylıkla anlaşılır. Beatle'ların bir şarkısından esinlenerek «Lucy» diye adlandırılan bu yaratığın teknik adı Australopithecus afarensis'tir. (A. afarensis). İkinci önemli buluş 1977 yılmda Tanzanya'nın Laetoli bölgesinde katılaşmış yanardağ külleri üzerinde bulunan ayak izleriydi. Her iki buluş da, o dönemde yaklaşık 150 santim boyunda, insamnkinin yarısı büyüklüğünde bir şempanzeninkini andıran kafatası olan, iki ayağı üzerinde yürüyen, hareket şekli lnsanınkine benzeyen bir yaratığın varlığını gösteriyordu. A. afarensis'in önemîi bir özelliğl, anatomisinin hem ağaçta hem de daha sonraki türlerde olduğu gibi yerde yaşamaya elverişli olmasıydı. Lucy'nin iskeletinin açıkça gösterdiği bir başka nokta da, insanm evriminde iki ayaklıhğa geçişin beynin büyümesinden önce geliştiği gerçeği. Türk toplumunda gazetecinin önemîi bir yeri vardır. Batı ülkelerinde de 'gazete' büyük bir güçtür, 'dördüncü' güç sayılması boşuna değildir. ABD' de basm, Devlet Başkanlannı bile görevinden aynlmak zorunda bırakır. Batı ülkelerinde de hükümetleri zamanından önce görevlerinden ayrılmaya zorlar. Ama Türk toplumunda 'basın' ve 'gazetecinin çok daha ayn, çok daha başka, zaman zamaa çok daha 'güçlu' bir etkisi vard.r. Gazetecı, tıizd« her ışm içındedir, h e r gizli olayuı ortasındadm Demokrasi adını verdiğimız 'çok partili' döneme 1945ten sonra girdik. Gerçi bir çok parti kurulmuştu, ama hemen hepsi belirh siyasal tutumda, duşünüşte, yönda kuruluşlardı bunlar. l r 45'te iktidarda bulunan partınin daha 'üerisinde' öeğıl, daha 'gcrisinde' idiler. Atatürk Devrimini dahu ılerı, daha çağdaş, daha bilimsel, daha 'halkç>' yonlere değil, bunun tam tersi yanlara çekmek, bunu da yurttaşin oylarıyle yapmak amacındaydılar. 1945. beniın kuşağımin gençlik döneminm ilk yıllanna rastladı. Savaşa girmemiş, dolayısıyıe cepheleıde kırılmamış güçlü bir gençlik vardı o günlerdc. Tek bir dunya' uîküsünün, Birleşmiş UIuslar duşuncesinin, uygar b;r toplum, eşitlik, demokilicelerine inanmış. baglanmış bir anlayı^'.n i^olmeık istiyorduk hepimiz... Kimimiz yenı kurulan partilere bol buglamıştık, kimimiz de t~.u yenı kuruiuşların düşüncelerini, görüçlerini çagm gerçeklerine, ulusun çıkarîarına aykırı buluycr; eski 'tek' partinin yenıleşmesinı, Atatürk ılkeierine daha s;kı biçırnde sarılmasını yararlı görüyorduk. Cüneyt Arcayürek'in 'Demokrasinin ilk Yıllari: 1947 51» adlı kitabım okurken o yıllar a dondum bırden... 'Zor Yıllar' ve 'Değişim Yıllan' diye ikiye bö'rnuş amlannı. 1950'den öncesi ve sonrası . Bu yıllan türlü açılardan yazmak gerekir. Her i/ürlu ycrumıınu, çözıımlemesını gerçekleştirmek. . Arcayurek, «Bu kitaplar anı filan değil. Olaylan başka afKÎan, gazeteci yaşanuyle, biîdikieriy'e özdeşleştirmpkcen ötnye bir şcy degil. Anı yazmak dalm çok 'büyük adamlara' özgü bir iş. Sade insanlarin harcı de^.il" dıyorsa da. bakmaym, bu bir anı kıtabıdır Gazeteci. 'sade' bir yurttaş olabilir mı, «jayılabılir mı? Dönemin önde gelen bütün poliiikacılarını tanımışsm, onlarla dostluk kurmuşsun süyleşmışsın, gızlerini, iyi kötü yanlannı öğrenmKsın, boyle bıri 'sade vatandaş' olur mu hiç? «Bu kitapta adı geçenler gerçek kisflordir. Olaylar da.' dive başlayan bir kitap elbette ki önemle ele ahmp okunmayu değer. «1947 yıtı>dı. Çetin Altan 'Kalk ?eni Ulm Gazetesı'ne golüreyim' dedi. Gidiş o gidiş.» î947de Ankara Tıp Fakultesi'nde ögrenci oian Cünev t Arcayürek basın evrenine ayak basar. Basar ve bir daha da kopamaz o evrenden Tam otuz bes yıl! Neler görmez ki o gözler! Kimlerle tenışmaz ki! Atay'lar. Artam'lar. Gülek'ler. 1950 öncesi ve sonrasının hemen bütün kaîburijstü politikacılati; Ankara'da yaşayan şairler, ya^arlar. gazeteciler . Bu yaşamın en üginç bir günü de 14 mayıs lOFO'dir. Türkiye'de bi r iktidann halkın oylanyle de&lstiği, koskoca İsmet Paşa'nın verini bırakıp evine çekiidiği gun... Böyle bir şeym olması b^klenemezdı, akla bile getirilemezdi, ama bekienmeyen akla bile getıriîmeyen şeyle r de olurmuş işte!... Bunun gibi daha neler neler Körecek, kimîerin gelişino eidişine, hatta bu dünyadan idam edilerek aynlışına tanıİc olacaktı, Arcayürek ve onun kuşağı... Cumhurbaşkanı seçildiği gün Gelal Bayar'ı yakmdan izlemistir. Meclis'len çıkar, başında silindir şapka, bir an durur uzaklara bakar. Bir yandan halkın coşkun alkışlannı dinlemektedir. «Başmı düî tuttu, derin bir nefes alarak göğsünü şişirdi.» diye yazıyor Arcayürek Bu anda neler geçer Bnyar'ın akhndan? Zaferi kazanmanın esrikliği içirıdedir Sonra arabasma b'ner on yıl içinde vaşavacağı Kök'e doğru yola çıkar. Arcayürek şöyle yazıyor. «Zaferlerîn sonsuza dek sürmeyeceğinî < anıııı • » yakaladığım sırada Bayar hiç düşünüyor nsuydıı araba? Yüreğfni biiemem. Kişise! yargımsa 'hayır' diyor, düştinmüyordu. Düşünseydi, 27 Mayıs l9G0'a çelir mlydik?» Lucy: Önemli bir ipucu Daha çok maymun özelHkleri taşıyan Ramapithecus ile, insana çok daha TEŞEKKUR Ülkemizin değerli biiim adamt, özverili insan, yaptıgı baypas ameliyatı ile beni, yeniden hayat vererek sağhgıma kavuşturan Vakıf Guraba Hastanesî doktorlanndan; Dört soru insanın evrimi sırasında geçirilen evreler oldukça tartışmalı bir konu. Yaygın olarak benimsenen bir gürüş evrimin bundan 1015 milyon yıl önce yaşayan. küçük beyinli, maymunların ve insanın ortak atası sayılan Ramapithecus / Sivapithecus ile başladığı. İnsana benzeyen ilk primat olan Ramapithecus' tan sonraki aşamalar ile ilscili yanıt bekleyen dört önemli soru, insanın evrimi ile iteilı degişik kuramlann ilpri sürülmesine ve fosil bıılçuların de^işik şekilde yorumlannıapına nederı oluyor. Birinci soru, maymunsu nltelikleri agır basan Ranıapithecus'tpn nasıl iki ayağı üzerinde yürüyen, daha iri beyinli türlere geçüdiği, bir başka deyişle insanın maymun r evrimi çizgisinden ne /nmnn koptuğu. İkinci snru, Honıo sapîcns'ten önceki evrim aşama.sını oluştur^n lîomo ereclus'u ha'/ırlay.in koşullar nelerdi? Üçiincu soru Honıo erectu^'tnn dogrudan fîomo sapiens'e ee(nlîp geçilmedisîî ve arada bulunmnsı olası aşamalann araştınlması île ilgili Dördüncüsü, Neandertal adamın bugünkü în^anm (Homo sapîens sap'ens) evrimine katkıda bulunmuş bir aşamayı mı temsil ettiÇi yoksa ondan ayn ama ona koşut bir gelişme mi olduğu sorusu Bu dört sorunun yanıtInnabümrsT îçin eldPkinden çok daha zengin verllerJn bulnnması gerek'vor Ka/ılarda ipucu oluşturabilocpk fosülerin bulunması boşlı Sayın Doç. Dr. Edip KÜRKLÜ'ye, Değerli eşi, Yeni bulgularm ışığmda invsanın evrimi sırasındaki aşamalar konusunda yoğun tartışmalar olurken, evrim kuramlarını iki ana gruba ayırmak olası. Leakoptuğu ve Homo erectus' benzeyen, bir milyon yıl key'nin ileri sürdüğti bîr tan önceki gelişmelere iliş dan fazla bir süre Atlantik' görüş insanın evrimini, A. kııı bazı yeni bulgular ise, ten Pasifik'e değin geniş africanus ve A. robustus paieontoloji alanında ol alanlara egemen olmuş, gibi Ramapithecus ile Hodukça canlı tartışmalara alet yapıp ateş kullanan mo erectus arasmda köprü ve yeni kuramlara yol aç Homo erectus arasındaki kurdukları samlan gelişme mış bulunuyor. aşamalar nelerdi? Austra lerin dışmrîa ele ahyor. Bir lopithecus diye adlandm başka deyişle, bazılannın insan evriminin lan ve kendi içinde çeşitîl Neandertal adam için ileri kopusu lik gösteren türlerin varlığı sürdükleri gibi, AustraloFosilleri incelcyen pale biliniyor (A. africanus, A. pithecus da insanm gelişontoJoglara göre insanın robustos gibi). Bu alanda mesine koşut ama ondan çok önemli iki buluş Homo az çok bağımsız bir evrîra evrim çizgisinden kopuşu erectus'tan önceki dönem çizgisini temsil etmektebundan 1015 milyon yıl ön ce başlamıştır. Mikrobiyo lerle ilgili değerli lpuçları dir. Buna karşılık Johanlojik gehşimi inceleyen bi sağlıyor. son'un ileri sürdüğü kuram yologlara göre ise kopuş da (Johanson White kudaha sonra, bundan beş 1974 yılında Amerikalı ramı) insanın evrimi A. milyon yıl öneestne ra?t Donald Johanson ve Tom afarensis'ten kaynaklanırlar. Bu alandaki yaygın ka Gray. Kuzey Etyopya'da 3.5 ken, jine aynı kaynaktan m dört ile on milyon yıl milyon yıl önce yaşamış di ayrılan A. africanus ve roöncei arasındaki dönemin r.'ı bir primatin iskeletinin bustus daha sonra ayn bir insan evrimi açısından bir hemen hemen tamammı evrim sürecini sürdürüyor. fk?rp< delik* niteîiğinde ol buldular. Bugüne degin o Burada vurgulanan olgu dıauı. B ı dönemle il&ili öönemle ilgili bulunan fo insanm Lucy türü primatçok a? sey bilıniyor. Son sillerin genellikle çeşitli bi lardan gelmiş olması. zamanlarda Kenyalı Ricreylerin ufak kemlk kalınİnsanm evrimi ile ilgili bilgileri değerlendirebilmek için son 1015 milyon yıllık dönemle ilgili verilerin zenginleşmesinî beklemek gerekiyor. Öte yandan Lucy /Y. 220380 voH 14785 Amper, (170 volt 165 ve Laetoli'deki ayak izîeriAmner) 45 kw. 1460 u/min SIEMENS SCHUCnin paleontolojiye şimdiKEIîT marka iki adet nıotor, komple kumanda den yaptıkları bir katkı, tablası ve rezisîansları ile birlikte saiıhktır. genellikle ağaçta yaşayan ve dört ayak üzerinde yüMüracaat: Teknik Ga?etecilik ve Matbaacılık rüyen Afrika primatları ile fşletmesl Haznedar/B. Evler. Homo erectus arasındaki Tlf.: 75 52 45 geç' c te eksik olan halkayı sağlamış olmaları. İNSAMN EVRELERt İnsanın son 15 milyon yıldakî arelişimi konusundaki görüşleri, bu şckillerle temsil cdiyor. flk insan türü olan Homo erectus ile, însanöncesi türler olan Australopithecus afarensis, africanus ve robustus ve Ramapithecus'un Homo sapîens'e göre. duruş, sövde yapısı ve kafatası (beyin) büyüklüğü gibi özelliklerin evrim sürecinde nasıl değiştiği göriilüyor... Yeni görüşler Sayın Doç. Dr. Sema KÜRKLÜ'ye, ameliyat ekibi arkadaşîan Sayın Op. Dr. Enver DAYîOĞUJ'ııa, Sayın Op. Dr. Haîil ÜNSOY'a, Sayın Op. Dr. Atilia GÜRSRS'e, Sayın As. Dr. Ömer IŞîK'a, Saym As. Dr. O£uzhan YAZAROĞLU'na, tedavim için ilgi'erini efirgemeyen servis hemşireleri Saym HİLAL GÜLBEKER'e ve AYSEL KARAKAZAN'a, ameliyathanenin sayın trknik elemanlanna sonsuz sevgi ve teşekkürlerimi bildiririm. ALİ ŞİMŞEK İktisat Fakültesi Dekanliğundan Fakültemiz Genel İdare Hiümetleri Sınıfmda açık bulunan. aşağıda belirtiîen kadroinra smavla atama yapıîacağmdan isteklilerin 657 Sayılı D. M.K.'nun 48. maddesi uyarınca 18 nisan 1983 tarihi mesai saati sonuna kadar bir dilekce iîe Fakülte Sekreteıiiğine müracaa'clan duyurulur. Sınav 20 nisan 1983 çarşamba günü saat 14' de yapılacaktır. Sınıfı G.İ.H. > > > > •» Satılık Siemeııs Motor » Y.H. Unvanı Derecesi Uzman 5 Müdtir (Sistem Müdürü IBM Arastırma Merkezi) 6 6 Uzman Sistem Programcısı (IBM Arastırma Merkezi] 7 8 Arastırma Uzmanı 9 Uzman öğretim Görevlisi 10 10 Memur 11 Memur 12 Hademe Adedi 1 1 1 1 1 1 1 2 l 1 (Basm: 15756)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog