Bugünden 1930'a 5,439,331 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet 2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 27 AĞUSTOS 1982 13 ağustos tarihll Cumhuriyet'te 11glnç bir dış haber vardı, bu haberden öğ rendiğimize göre, ABD'de kölelik benzeri uygulamalar sürmekte lmiş... Nasıl olur! Kölelik tarihe karışmadı mı? Kitaplar bize, ilkçağda köleliğin, ortaçağda feodalitenin yeniçağlarda ise kapitalizmin egemen olduğunu öğretmemiş miydi? Bu sıralama, tarihin gelişme zinclrini göstermlyor muydu?.. Şimdi sorular sormayı bir yana bırakıp, haberin başlangıç bölümünü birlikte okuyalım: «Birleşmiş Milletler insan hakları panelinde ABD'nin güneyinde kölelik benzeri uygulamanm sürdüğü ortaya atıldı. Çiftliklerde bulunan göçmen işçilerin çok az para karşılığında ya da hiç para verilmeden çalıştırıldığı ve sık sık dövüldükleri ve hatta öldürüldükleri bildiriliyor.» Demek dünyanm başta gelen kapitalist ülkelerlnde, kapitalizm ve kölelik, iki başka zamana bağlı diye bilinen bu ikl model bir arada yaşayabiliyor. Gerçi kapitalizm, başlangıcmda iç halkı, emperyalizm dönemlnde ise sömür ge ve yarı sömürge halklarını acımasız ca ezmiş, kapitalin büyümesi bahasma her katmandan emekçlleri yoksulluğa boğmuştur ama bu ekonomik düzeni savunanlara göre, işçiişveren ilişkisi öz gürlük ortamında oluşur, başka bir deyişle, çalısanlar emeklerinl belli bir gün delik karşılığında gönül rızası ile işverene satarlar. îşçi köle değildir. Yoksa ticaret kapitalinin çok gelişmiş durum da bulunduğu eskl Roma'da, bundan iki bin yıl önce kapitalizm başlamış olurdu. Ayrıca, kölelik şöyle dursun, ka pitalizm, yapısı gereği feodaliteyi de or tadan kaldırmıştır. îmdi, en büyük ka pitalist ülkede köleliğin bugün de geçerli durumda bulunması, köle serf iş çi sıralamasının tarihsel bir süreç oldu ğu gerçeğini, böylece, sarsmış mı olmak tadır?.. Başka bir deyişle, tarihin olu şumunda başlıca belirleyicl güç olan üretim araçları ve üretim ilişkileri bü tün çeşitleri ile belli bir zamanda birarada bulunabilirler mi?.. Belki okur, ABD'nin güney çiftlikle rlnde çağdışı haydut patronlar çıkması Iptida Kırbaç Var Idi Melih Cevdet ANDAY olayından, blllmsel bir konuya geçlsimi yadırgayacak, hattâ gereksiz bulacaktır. Ancak ben bu olayı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonuna yansıdığım da gözönüne alarak, tarihselekonomik bir kurama yeniden değinmek için bir fırsat saymakla hiç de yersiz bir işe gi riştiğimi sanmıyorum. Doğrusu, Doğa ve Bilim dergisinin son sayısmda oku duğum «Üretim Biçimi, Zorunluluk ve Bastlantı: Kültürel evrimciligin eleştiri sb> başlıklı yazı da bu konuya eğilmekte beni etkiledi. Sorunu eşelediğimizde, yalnızca ABD'nin güney çiftliklerinde gö rülen olayın değil, nerdeyse bütün kapitalist ülkelerde çağdışı ekonomlktoplum sal ilişkllerle, kapitalist kurumlann yan yana bulunabileceği olgusunun hiç de rastlantısal olmadığını düşünecek ve bu açıdan ülkemiz için kimi ilginç ve yararlı sonuçlar çıkarablleceğiz sanıyorum.. Serdar Polat'm, Domlnique Legros'dan (John Hopkins Üniversitesl) dilimi ze çevirdiği bu yazıda, yazar, kültürel evrimcilik ile tarihsel materyalizmin ne rede, nasıl çeliştiklerini ele almaktadır. Dominique Legros, incelemesinin bir ye rinde şöyle diyor: «Mars'ın evrim sürecl (kölecilik, feodallzm, kapitalizm) lçinde yeralan ekonomik yapı tiplerl Batı Av rupa'da oluşmuştur. Bununla blrlikte her hangi bir tarihi anda, her bir Avrupa sosyal yapısı, bir bütün olarak, başat üretim biçiminin yapısmdan daha kar maşık bir yapı göstermekteydl. Muhak kak ki Marx kapitalist toplom ve feodal toplum gibi deylmler kullanmıştır, fakat bu deyimler, içlerinde kapitalist veya feodal Üretim biçimlerlnin başat halde bulundugu toplumlan anlatmak için kullamlan formüllerdir. Örneğln Marx kapitalist üretimin analizinl yaparken ana kaynak olarak tngiltere'yi seçmiş, fakat asla tngiltere'yi yalnızca kapitalist üretim biçimme sahip bir sos yal yapı olarak ele almamıştır. Marx'm tekrar tekrar belirttlgl gibi, kapitalist üretim yapısı sadece iki sınıfm (burjuvazi ve proletarya) varlıgını gerektiıir. Onun inceleme yaptığı tngiltere'de ise diğer sosyal sınıflar vardı ve bunlar ka pitalist olmayan Üretim organizasyonla rının yapılarında aktif rol oynuyorlardı: (feodal toprak sahipleri, bağımsız sanatkârlar ve küçük çiftçiler). Farklı tiplerde ki hukukî üst yapı kurumlan işte bu farklı üretim biçimlerine karşılık düşü yordu.» Marx, 19. yüzyıl Ingilteresinden şu tlginç örneği veriyor: «Kırsal bölgelerde bazan bir köylü, bahçesinde çalı.şarak kntsal pazar'a saygısızlık ettiği gerek çesiyle hapis cezasına çarptınlır. Aynı emekçi, dinsel bir nedenle de olsa pa zar günü metal, kâgıt veya cam fabrika sındakl Işine gitmezse, iş akdi fesh edilmek suretiyle cezalandırılır.» Demek bu lşçi, kutsal pazar günü bahçesinde çahştığı için dinsel yasalara göre, Işyerinde çalışmadığı. için de kapitalizmin getirdiği yasalara göre suçlu bulunuyor; bu iki ayrı türden yasa birarada işliyor. Dominique Legros şunu ekliyor: «Aynı blr sosyal yapı içinde birçok üretim biçiminin birarada bulunma sı, endüstrl toplnmlan için de söz ko nusu olan bir olgudur.» Öyleyse, değişik üretim biçimlerl gibi, değişik üst yapı ku rumlan da yanyana yaşayabilmektedirler. Çünkü üstyapı kurumlan, siirüp git mesi istenen ekonomik temel ilişkinin ko ruyucusudurlar. Marx'dan alıntı yaparak şu ilginç söze varıyor Legros: «Marx' ın belirttiği gibi, sorun, «içinde birçok üretim ilişkisinin aynı anda birarada bulunduğu ve birbirinl destekledigi» bir sosyal varlığı «olayların zaman içinde sıralanması gibi basit bir mantık» ile açıklanmamaktadır. Legros'nun bu vurgulaması, Marx'ın gerçekten özgün kuramını anlamak için başlıca dayanak lardan biri olma değerini taşıyor sanırım. Çünkü olayların zaman içinde sıra lanmasmda bu basitliğe düşüldü mü, kendi toplumumuzun da, başka toplumla rm da sosyal yapılarını kavramamıza olanak bulunamaz, anakronik olaylar karşısında şaşırıp kalırız. (Benim «Tro ya Önünde Atlar» adh uzun şllrimde, çeşitli zamanlardan atlan yanyana ge tirişimi tarihsel maddeciliğe aykırı bulan eleştirmenlerin kulakları çınlasın!) Konumuzun şu yanı üzerinde de dur makta yarar var: Kapitalizmi, kapitalizm den önceki biriktirmelerin (ticaret ser mayesi) tirünü sayan klâsik anlayışı eleştirirken Marx, kapitalizmin doğuşu nu birikmiş para İle topraksızlaştırılmış köylünün emeğinin yanyana gelmesi ko şuluna bağlamaktadır. Marx'ı basit bir mantıkla anlayanların sandığı gibi, bu olay, yenl ekonomik tekniklerin kendi liğinden oluşturdugu bir olay değildir, köylü topraksızlaştınlmağa zorlanmış, bunun İçin şiddet kullanılmıştır. Köylü zorla topraksızlaştırılıyor, işsiz bırakılıyor, sonra serssri olarak damgalanıyor (gerçek damga, vücut kızgın demirde dağlanarak), çalışma yerine sürülüyor, bu tür bir çalışmaya karşı durursa kırbaçlanıyordu, zincire vuruluyordu. Bu şiddet hesaba katılmadan benimsenecek bir evrim, anlayışı, hatta ekonomik te mele dayandırılsa da. yalnızca Marxcılı ğa karşı olmakla kalmaz, kapitalizmi yanlış anlamamızı da sonuçlar. ABD'nin Güney çiftliklerinde şiddet kullanılması tarihin yinelendiğini değil. bu kapitalist ülkede değişik şiddet biçimlerinin birarada kullamldığını göstermektedir. öyleyse, belli bir yerde, toprak ağalığı düzeni ile, gelişmekte olan kapita lizmln yanyana bulunmasma şaşmak gerekmez. Gerçekte bu iki ayn ekonomik yapınm üstyapı kurumlan birbirini destekler.. * Bugün ABD'nin güney çiftllklerin de, şaklayan kırbaç, kapitalizmin başlangıcmda da vardı. "Elifba!••••» Aşağıdaki yazı 9 kasım 1980'de bu köşede «Elifba» başlığı altında yayınlanmıştır. «Gördüğüm lüzum üzerine> yine yayınlıyorum.. ••• «Bu ülkede belirli mal Uretimi vardır. Üretilen otomobil, buzdolabı, et, süt, kumaş, çorap, içki, meyva, televizyon, radyo (ve benzerlerl) piyasaya sunulur. Bu ülkenin yönetiml banknot matbaasım çalıştmp piyasaya sürülen mallann toplam değerini aşan para basarsa ne olur? Bu para toplumda şu veya bu biçlmde kişilerin eline geçecek, o kişiler alıcı olarak piyasaya yöne lecekler, böylece istem (talep) yükselecektir. Sonuç ne olacaktır? Üretim belirli bir düzeyde kaldığmdan (ya da artsa bile istem'e yetmediğinden) alıcı çokluğu ve mal azlığı dengeyi bozacak, f iyatlar yükselecektir. Bu olayın frenkçe adı enflasyondur. Öyleyse enflasyona durdurmak için ne yapmalı? İstemi (talebl) kısmalı; para basımmı durdurmalı; fiyatlara zam yapmalı kl alıcı sayısı azalsın, denge yeniden kurulsun, enflasyon durulsun 24 25 Ocak kararlarıyla bu yapıldı. • Ancak istem azalınca (yani alıcı kalmayınca) üretim de azalmaz mı? Gazetelerde otomobil satışlarmın durduğunu okuyoruz. Buzdolabı, kumaş, televizyon ve benzerleri de eskisi gibi satılmıyor. Kim 1 milyon lira verip otomobil, 30 bin lira bulup televizyon, 400 lira verip bir kilo et alacak? tstanbul'da oturulacak evin kirası 15 bin lira .öğretmenin ayhğı 7 bin lira. Bu durumda otomobil, buzdo'"bı, televizyon, stit, et, yag, radyo (ve benzerlerinin) tüketimi ve sonuçta üretimi azalmaz mı? Azalır. Ama bir şartla azalmaz. Eğer iç piyasada alıcı bulmayan otomobil, buzdolabı, televizyon, süt, et, çorap ve elektrikli ütüyü dış ülkelere satabilirsek (yani ihracat yapabilirsek) üretim yükselir; ülkeye döviz gelir, heın içerde enflasyon durduruiur, hem dış ödeme dengesi kurulur, ülke dar boğazdan çıkar. Türkiye'de 2425 Ocak kararları adıyla anılan ünlU Önlemler işte bu amaçla alınmıştır. 400 milyar liraya varan bir zam yükü yurttaşın sırtına vuruhnuştur. 47 lira olan 1 dolar, (karaborsada 57 lirayken) 70 liraya yükseltilmiş, böylece dış satım için bütün olanaklar hazırlannnştır. Neden? Çünkü yüksek oranlı devalüasyonîa Türk parasının değeri düşürUldüğünden ürettiğimiz nıallar dış piyasaya ucuza gelecektir. Ne yazık ki bu amaç gerçekleşmemiştir, dışsatım kıpırdamış, ama üretinıde tehîikeli düşüşler başgöstermiştir. Üretim düşmesi ne demektir? Bir ülkede üretim düşüşü demek; issizlik demektir, yoksuJluk demektir, ekonominin çöküşü demektir. Çünkü ekonomi demek üretim demektir; üretimi gerileten her türlü parasal önîem, ülkeyi dar boğazdan çıkaramaz, daha büyük bunalımlara doğru sürükler götüriir. • Yukandaki iki paragrafta özetledigim konu ekonominin elifbasıdır. «Dâhl» olmak gerekmez, bunları bilmek için... Sıradan kafa yeterlidir. Türkiye'deki sermaye sınıfı (öteki adıyla özel sektör) 2425 Ocak kararlarmı alkışladı. Çünkü bu kararlar onların programını içeriyordu. Ba tür önlemlerin ancak dışa dönük üretimi gerçekleştirebilen Batılı endüstri devletlerinde geçerli olabileceğini yazdığımız zaman dert anlatamadık.» ••• Evet. işte sıradan bir yazı. Kimi zaman sermaye dünyasında «Yılın Ekonomi Bakanı» seçilenlere ve yüksek ödenekli holding profesörlatine böyle sıradan yazılar ders verirler. Bir yazı geliyor. «tşinize son verildb» diye. Türkçe öğretmeni N.S. bindenbire kendini okulun dışmda buluveriyor. Suçu nedir? Maraş kıyımını kmama boykotuna katılmak... Bu konuda daha önce de ceza almış.. Yetmemiş! Büsbütün meslek dışı edilecek! Akıl alır şey midir bu? Böylesine ağır bir ceza nasıl verilebilir? On beş yıllık bir öğretmen bir anda işsiz güçsüz kapı önüne nasıl atılır? Hem o kadar büyük bir suç mudur yüzlerce insanm kurban gittiği bir korkunç olayın kınanmasına katılmak? O kanlı olayın kahramanları bile bu derüi ağır cezayla çarpılmadüar bildiğim kadarıyla... Karşımdaydı. Bir genç kadın. Gözlerl yaşlı. îş arıyor. Daha önce aynı durumda nice öğretmenle karşılaşmıştım. Kaç yazı yazdım, sayısını unuttum. Bakanlıktan açıklamalar geldi, en yüksek yetkiliyle konuştum bu konuda.. Sonuç? Sonuç yok. Bakanlık, «bu blzim işlemlerimiz değil» der, ama «Milli Eğitimle ilişiğin kesilmesi, göreve son verilmesi» belgesindeki imza Bakanlığın Müsteşarınm... Maraş kıyunını kınadığı için işinden atılan öğretmenler on değil yüz değil, sayısız. Hepsl şimdl, mesleklerl dışmda bir iş bulmak, ekmek parasmı kazanmak ardmda çırpınmaktalar. îçlerinden bir kaçına iş bulunabillyor, ama pek çoğu yazgılarına bırakılıyor. Ne oluyor bunlar? Bunu düşünen yok mu? Toplumda huzur, barış, anlayış, dostluk, kardeşlik, gerçek milliyetçilik çevresinde birleşme, kaynaşma böyle ml kurulacak? Bir kez daha yetkilileri bu konuda düşünmeye, bu tür yanlışlıkları düzeltmeye çağırınm. • Bir sürü mektup. Pek çoğu öğretmen okurlardan. Hangi birini yazmalı? öyleleri var ki, açık açık ad veriyor, belge gösteriyor, ama yazılmaz, yayınlanmaz. Hem bir yarar sağlamaz, hem de akla gelmez yanılgılara, zararlara yol açar. Benden çok o öğretmen okurlar için... Bu yüzden öyle mektupları söz konusu edemiyorum. Okurlanmm bu gerçeği anlayacaklarını sanınm. • Prof. Dr. îlhan Başgöz'den aldığım bir mektubu da okurlanma sunmak istiyorum. tlginç bir konuya değlnen değerli bilginimiz şöyle yazıyor: «Yurda ayak basar basmaz bankerzede»nin baskmına uğradım. Gazete başlıkları bankerzede sözü ile bezeli. Eski dostlardan kimi bankerzede olmaktan yakmıyor, kimi bankerzede olmadıgına seviniyor. Bir mUzikli oyun gördüm adı BankerTanker. Şarkı «biz bankerzedeyiz kavuştağı ile yürüyor. Bankerler olayımn toplumumuza ettikleri yetmezmiş gibi, bir de dilimizi vurup yarabyacağa benzer. Bankerzede iki başlı bir yaratık, bir başı Doğu'lu Farsca «zeden» «vurmak» eyleminden, bir yanı Batılı. Bana kalırsa bir türlü kendini bulamayan, son yıllarda bem Dogulu, hem Batılı olmaya özenen aydının özlemini yansıtıyor. tlle yamalı bir bohça olacak. Hem de 1982 yılında. Oysa «zeden» eyleminden türeyen islm / sıfatları Osmanlıca bile sevmemiş, konuşma dilinde sadece «felaketzede»ye yerleşebilmiş. Halkımızındilinde «zeden» eyleminden türeyen bileşikleri karşılayan çok sevdiğim bir türkçe kuruluş var. Türk halkı büyük yıkımların, kırımlann kurbanlarma «vurgun» diyor. Sel vurgunu diyor, dolu vurgunu diyor. Biz de neden «Banker Vurgunu» demeyelim. Böylece hiç olmazsa dilimizi banker vurgunu olmaktan koruruz.» • Akhisar'dan Yılmaz öztürk erken emekli olmak için başvurmuş. Başvurusu uygun bulunarak çahştığı yerle ilişkisi kesilmiş. 1 şubat'ta almış son maaşını. «Emekli ikramiyemi ve maaşunı almayı bekleye bekleye yaz ortasına geldhn» diyor. Gitmiş Emekli Sandığma. ilgililerle görüşmüş Evrak bulunmuyormuş. «Sen memleketine dön» demişler. O gün bugün yine ses yok. «Dört nüfuslu bir aile reisiyim. Son maaşımı şubatta aldım. Maddl yönden neler çektiğimi yazmaya gerek yok. Bir aileyi komşiıları bîrüç ay taşır. Emekliysem, 'kramiyem verilsîn, maaşım baglansın. Değilsem, •rörevime dönebileyim. Ülkemde durumumu anlatacak mercî kalmadı mı nedir. bir türlü sonuca paramıyorum. Evrakımm ne durumda, nerde ol(iugu da bellî değil.» diye yakınıyor. Öztürk'ün başvurmadığı yer kalmamış, ama sonuç yok. İlgililerin dikkatine... OKTAY AKBAL fVCT HfiVIR Dertler, Sorunlar., anayasa fcin... # Gençliğe güvenmek zorundayız Ülkemizde ve Dünyada Anayasalann gelişmesinl incelersek, her yenl Anayasanın topluma bir öncekinden daha kapsamh hak ve sorumluluklar getirdigini görürüz. Bu, insanlıgın özgürlükçü demokrasi ve hukuk devleti doğrultusunda sürekli gelişmesinin doğal sonucudur. 1982 Anayasasıyla toplumumuza bir yenilik olarak verilebilecek en önemli hak ve sorumluluk sanınm, seçmen yaşını 18'e indirmek olacaktır. Ne yazık ki Komisyonun hazırladıgı taslakta seçmen yaşının 21 olarak saptandığını göruyoruz. Türk gençliğinin 12 Eylül öncesinde izlenen yanlış tutum ve davranışlanna tepki olarak, yeni Anayasa'da seçmen yaşmı 21 olarak saptamak, Ulusumuzun gelecegi için tamiri güç bir hata olur. Ulusumuzu yuceltmek için, gençliğimize güvenmek, o en temiz, en yüce gucümüze hak ve sorumluluklar vermek zorundayız. Aksi halde gençlikten umudumuzu yitirdiğimiz anlamı çıkar. Gençliğinden umut yitiren bir ulussa, geleceğine umutla bakma umudunu bile yitirmiş sayılmaz mı? Yenl Anayasayla 18 yas gençliğine seçme hak ve sorumlulugu verilmezse, bu Anayasanın en belirgin nitellgl, tutuculuk olacaktır. Osman YILMAZ, Muhasebecl ÎSTANBUL sıtlamalann dışında tutarak. onlan n çıkarlan yolunda hazırlandıfn açıkça anlaşılmaktadır. Bu hedef alınmak istenen geniş kitleler ülkenin, sosyal, ekonomik ve kültürel ureticileri oldugu tmutulmamalıdır. Deneyimler göstermiştir ki insan dünyasma getirilmiş hak ve özgürlük kısıtlamalan, insanlann evrensel işlev ve gelişimini kısa bir zaman kesidinde tutabilmişler. hiç bir zaman durduramamışlardır. Diyeceğim o ki 1982 Anayasa taslağı üzerinde çalışanlar özellikle görevi gereği Saym Aldıkaçtı, çağdaş insanlıgın çağdaş özgurlüğünü barajlarla dondurulmaya kalkılma^' sı büyük bir tarihsel yamlgıdır. Atatürk'ün «Artık bugün, Demokrasi fikri daima yükselen bir denizi andırmaktadır.» sözleri demokraside vanlan haklı yert göstermektedir. Ve bir deniz gibi yükselen demokrasi anlayışmın her barajı aşabileceği evrensel bir yazgıdır. Çünkü özgürlükçü olmayan bir demokrasi düşünulemez. Bedri ŞİRİN Öğretmen Pazar/RÎZE yok saymaktan mı geçer? Hayır, hak ve özgürlükleri kısıtlayarak güçlü devlet yaratılamaz. Uzun süredir özlenen huzur ve güven ortamı sağlanamaz. Yeni Anayasa bugünün ihtlyaçlarına bile cevap veremezken, her kesimden vatandaşın tepkisini toplarken, gelecek günlerde devlet yaşamını nasıl belirleyecek, toplumun ileriye yönelik gelişlmine nasıl ayak uyduracak. Tasarının yenl ekonomik ve sosyal bunalımlara beşik olması kaçınılmazdır. •"'• • ,.. Sevim ALŞAN Ögrenci tSTANBUL Kısa... Kısa. • «Demokrasi açık tartışma inan dığmı söyleme ve ikna etme sonucu taraftar toplama özgürlüğünü doğal karşılar. Taslak bu şekilde kabul edılirse, bu tip yasaklarla özgürlüklerin kuşa crçvrileceği ihtimali görünüvor. Roha Gürkan Osmanbey tstanbul • «Anayasa taslağı rütuşlarla dü zelrilebilecek bi r taslak değildir. Yeni bir taslak hazırlanmalıdır.» A. Hicri Izgören öğretmen • «Atatürk'ün çizdiği hedefe, çağdaşhğa ulaşmamızı sağhyacak niteliklere sahip olan 61 Anayasası, iddia edildiğinin aksine yukardan aşağı sunulan bir lüks de olmayıp siyasi gelişim sürecimizin bir basamağıdır.» Müslüm TURAN, öğrenci Göynük Bolu • «En can alıcı nokta dünyanın en geri ülkelerinde bile işçi haktarına bu kadar kısıtlama getirilme miştir. Lokavt olayı burada, bizim Anayasamıza girmiştir. Tasarı içe riği incelendiğinde, 61 Anayasasma taban tabana zıt olan görüşler gün deme gelmiştir.» Necmi Çongaloğullan Cağaloğlu tstanbul 0 Ekonomik ve sosyal bunalımlara yolaçar # Tarihsel Yanılgı Ülkemiz insanlan. XXI. yuzyıla az bir zaman kala XX. yüzyılda henüz ulaşablldigi bazı hak ve özgürlüklerinln dondurulmasına hatta elinden ahnmasına olanak sağlanmak lçüı zorlanan yeni bir Anayasa taslagı ile karşı karsıya, çok önemli dönemi yaşamaktadır. 1061 Anayasasmda yer alan önemli hak ve özgürlüklerin insanIanmıza çok görülerek yeni Anayasa tasansmda kısıtlanması, hatta kalduılması, görüldügü gibi belirU geniş kltleleri hedef almaktadır. Diğer yandan belli zümrelerl bu kı Vatandaşın daha mutlu. daha sağlıklı yaşaması için Anayasa'da toplum düzeninin temel kuralları belirlenir. Devletin hak ve yükümlülükleri saptanır. Anayasa'nm bu işlevini yerine getirebilmesi, uzun süre yaşayabilmesl toplumsal gelişmeyi sağlayıcı niteliğine bağlıdır. Anayasa toplumun değişen ihtiyaçlarını karşılayabilmeli, gelişmelere ayak uydurabilmelidir. Tasarı bu şekliyle başlangıçta ölü doğmuş bir anayasadır. Açıktır ki belli bir dönemin koşullarına bağlı kalmarak hazırlanmıştır. 61 Anayasasının hak ve özgür lükler sistemine yeni ihtiyaçlarının gerektirdiği haklar eklemekgerekirken var olanlar kazanılmış olanlar da silinip süpürülmüştür. Devleti güçlü kılmanm yolu 1876'dan bu yana Türk toplumunun demokrasi hak ve özgürlük mücadeleleri ile elde ettiklerinl Cumhuriyet Sahibİ:Currihuriyet Matbaacılık ve Gazeteciiik T.A.Ş. adına NADİR NADİ Cenel Yayın Müdürü Müeşsese Müdürü Yazı Işleri Müdürü • Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Haber Merkezi Müdürü MizanpajYönetmeni TEMSJtCfcJER • ANKARA : •( Z M I R • ADANA = : * • YALÇIN DOĞAN HİKMET ÇETİNKAYA MEHMET MERCAN HASANCEMAL EMİNE UŞAKLIGİL „ . OKAYGÖNENSİN AHMET KORULSAN YALÇIN BAYER' ALİACAR TEŞEKKÜR Genç yaşta kaybettlglmiz ve aasuıı ömrümüzce taşıyacağunır insanlık timsali yiğit delikanlı Elektrik Yüksek Mühendisi, r 8ERVİSŞEPUA îstanbul Haberleri : Selahattin G Ü L E R Dış Haberler : Ergun BALCI Ekonomi: Osman U L A G A Y Y u r t Haberleri: Barbaros GENÇAK Kültür: Aydın EMEC Magazin : Yalçın PEKSEN S p o r : M e h m e t TEZKAN Araştırma: Şahin ALPAY Düzeltme: Konur ERTOR YAYINLARtl BÜROLAR • KonurSokak No.24/4Yenişehir ANKAR» Tel: 17 58 251758 66 Idare: 1833 35 Halit Ziya Bulvarı No: 65/3 İZMİR Tel: 254709131230 Atatürk Caddesi, T.H.K işhanı Kat 2/13 ADANA Tel: 14 55019 731 BasanveYayan: Cl'HH«iRİYFTM?thaarılıkve Ga7etpri!ik T.A S. Türkoca&ı Cad. No: 39 • 41, Cağaloğlu ÎSTANBTJL P.K.: 246 Îstanbul, Tel.: 20 97 03 (5 hat) T A K V İ M DUYGU CELİK'in ebediyete intikali dolayısıyla cenaze törenine bizzat katılmak. çelenk göndermek, T. E. V.'na bagışta bulunmak suretiyle büyük acımızı paylaşan, ölümünden, toprağa verilişine kadaı bizleri yalnız bırakmayan yakm çahşma arkadaşlanna, Elektrik Mühendisleri Odası îstanbul Şubesi, 1.T.0 Yüksek Mühendisler Derneği, Supsan Motor Supaplan San. A.Ş., Pancar Motor San. ve Tic. A.Ş., R.S.T. Jeneratörleri Ltd. Ş.T. î. özdök Döküm Sanayii îstanbul Segman San. A.Ş., Galatasarayhlar Cemiyeti, Motosan A.Ş., Yazar Makina Tic. A.Ş. mensuplanna, Kadıköylü arkadaşlanna, Mimoza Apt. sakinlerine Sayın Gürkan Bayrakçı'ya, llhami Oğuz'a, Orhan, Ayhan ve Günhan Yücel ve eşlerine. thsan Hamzaoğlu Bahri Hamzaoğlu. Yıldıray özkan. Yener Can, Yılmaz Zeki Mercan, Yaşar Şen, Kadik Küçük, Aktaş ve özdamar ailelerine. Saym Selahattin Beyazıt ve eşine, Saym H. Kazak ve eşine, cenazesine katılmayıp telgraf telefon ve mektupla ve eve gelerek büyük acımızı paylaşan bütün akraba dost ve yakınlanmıza sonsuz teşekkürlerimizi sunanz. ÇELİK AİLESt İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye Ibretle okuyacağmız bir kitap Araşfırmayı yapan, helgelerl seçip dilimize çeviren: • 27 Agustos 1982 İMSAK GÜNEŞ ÖĞLE 4.29 6.19 İKİNDİ 16.59 AKŞAM YATSI 19.51 21.28 13.15 Yetenekli Çocuklara ve Gençlere EROL ULUBELEN Ederh 350 Lira DUYURU Konservatuvara girmeyi düşünmez tnisiniz?.. KONSERVATUVAR GİRİŞ SINAVI.AR1 ÎÇfN Muammer Sun yönetiminde hnzırlama dersleri verilir. Türk musikisi, Batı musikisi. Bale. Şan, Tiyatro 64 10 90.. 1. Levent Sülün Sok. No. 19
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog