Bugünden 1930'a 5,448,075 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet 2 allye politlkasma dönük uygulamalar, son aylarda ister lstemez banker lik olayı üzerlne yoğunlaşıverdi. Blr yandan yüzbinlerce klşlnin bankerlere yatırdığı p a r a l a n n güvence altına a h n m a sı için gösterilen çabalar, öte yandan vadesi dolan mevduat sertifikaıarınm zama n ı n d a ödenmesi İçin Merkez Bankası kan a l l a n n m harekete geçirilmesi, parakre dl politikasmm ağırlık kazanmasına yol açtı. Sonunda, Maliye Bakanlığı üst dttzeydeki denetim kuruluşlarım bu sorunun tez elden çözüme kavuşması için seferber etmek zorunluğunda kaldı. Bankerlik sorunlarının uygulamaya ilişkin yönlerinln kesin çözüm tarihlerini, şlmdiden saptamak olası değil. Üstelik bu piyasanın ilerde yenl sorunlara gebe olmadığım da rahatlıkla söyleyebllir miyiz? Oysa Maliye polltlkasının parakredi polltikası kadar ağırlıkh ve en az onun kadar önemli bir başka yüzü daha var: Devletin sağhklı flnansman kaynakların a sahip olmasını öngören önlemler... Bu nun da yolu, düzenli vergi toplanmasın d a n geçiyor. 1980 yılı bu politikamn alt yapı hazırlıkları ile geçti. Yani vergi yasaları çıkarıldı. Ama deneyimler gösterîyor kl, salt vergi yasası çıkarılması bol vergi h a s ü a t m ı n sağlanması için yeterll olamıyor. Vergiyl toplayıp denetleyecek kuruluşların da ele alınarak, yasalarm ge tirdiği yeni kurumlara uyum sağlıyacak esnekliklere kavuşturulması gerekiyor. Bu d a organizasyon değişiklikleri yapıp, Srenl çalışma yöntemleri a r a ş t ı n p bulmak la mümkün. Devlet yaşamında sosyoekonomik ol a y l a n n hiç beklenmedlk zamanlarda d o l u k noktasına cıktığı çok görülmüştür. Hoş bizdekl tahminlerin aksine gellştiğini söyleyemeyiz ya Yalnız olağanüs t ü olayların fazlaca etkisi altmda kalıp. tüm uğraşları bir noktaya yöneltirsek, aynı politikalan bütünleyen öbür uygula ı n a l a n unutmasak da ihmal etmekten do layı, genelde denge bozukluklarınm n e den olabileceğl başarısızlıklara ç a ğ n ç ı karmış olmaz mıyız?.. Vergi Yönetiminl ele alalım: Vergi yasalarmın rasyonel uygulanmasmı konu s u n a alan bu birimlerln yıllardır Türkiye gereksinimine yanıt veremediğinden yakı nır dururuz. Vergi yasalan çıkışmdan son r a 1,5 yılı aşkın zaman geçtı.. Vergi Yö netimini köklü etkinliğe kavuşturacak neler yapabildlk?.. Vergi denetimini söz konusu edellm.. Çağdaş nitelik ve yöntemlerle çalışan vergi denetim kuruluşlarımız var. Ama bunlar arasında en ba OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 27 TEMMUZ 19r N Maliyede Beklentiler BİZDE DE VERGİ YÜKÜMLÜLERİ YAYGIN VERGİ DENETİMLERİNİN LAFTA KALMADIĞINI UYGULAMALAR SONUCU ÖĞRENİRSE VERGİ KAÇIRMAY1 DÜŞÜNÜRKEN KORKAR VE BATTDAKİ GİBİ SONUÇ ALABİLÎRİZ Cemal TÜRKOĞLU Maliye Hesap Uzmanlan îstanbul Grup Başkanı slttnden eşgüdüm sağlayacak ve sonuçta bu kuruluşların var olan potansiyellerinl doruğa çıkaracak usulleri denememekte niçin lsrar ediyoruz?.. ••• Konuyu d a | ı t m a d a n teke indtrgeyerek, bugünkü yazımızda yenl vergi yasâlarına koşut yeni vergi inceleme yöntem arayışlarını dile getirmek Istiyoruz (1). Amacımız bir gün ülkemizde vergi denetim kuruluşlarının eşgüdümsei rasyonalizasyonuna sıra gelirse, denetimin ülkemiz koşullannda vergı yasalarmın gereksimine uygun çatılara sahlp olmasını sağ layacak boyutlara kavuşmasım önermek.. Kısa bir tarihçe verelim: Vergi deneti minde çağdaş mesleki yöntemlerin uygu lanmasına 1945 yıllarında başlanıyor. 1950 yılmdaki büyük vergi reformu yükümlülerin kazançlarını kendilerinin sap tayıp beyan etmelerini, bir numaralı kural haline getlrince, detter t u t m a bir baş ka deyimle vergi muhasebesi çok büyük önem kazanıyor. Gerçek usule tabi olup defetr tutanlar, t ü m işlemlerini muhasebelerinden geçirmek zorunluğunda olduk ları İçin, i!k aşamada vergi kaçırmakta güçlüklerle karşılaşıyorlar. ÇÜnkü 1950'li yıllarda vergi denetiminin işlevine inanç var. Belgesiz Islem yaparak pratik vergi kaçırma seçenekleri, ya d a h a düşünülemiyor, ya da Devletin yaptırım kullanma s m d a n korkuluyor. Ama vergi kaçırma yolları denenmiyor değil.. Bu yıllarda ver giyi aza indlrmek için bulunan usullerln: daha çok, defterbelge ve kayıtlar tizerinde oynamak (tahrifat), dört lşlem ya da değerleme hatası yapmak, yasaya uygun olmayan gider göstermek. bazı h a sılatı kâr zarar hesabı yerlne cari hesaplara aktarmak, satış fatura k o ç a n l a n n m blr kısmmı hasılat kaydetmemek gibi. pu vantaj yöntemleriyle kolayca ortaya çıka rılabilen basit muhasebe hileleri olarak tanımlanabilecek işlemleri içerdiğine t a nık oluyoruz. 1970'li yıllarda ise bu usullere «tenezzül» edilmeyerek. ekonomik olgulan hiç bir belge ve deftere geçirmeme sıkları deneniyor. Bu ara bazen de naylon fatura kullanımına başvurulduğunu gözlem liyoruz. Daha çok defterbelge üzerinde yapılabilecek vergisel hataları bulmak için geliştirilmiş klasik vergi inceleme yöntemleri, kaçakçüık yollan belge dısma uzatılmca etkinliğinl yltirir. Nitekim son yıllarda bu yöntemle yasa dışı eylemlerl saptama olanakları kalmamıgtır. Bu durumun bilincinde olan yasa ko yucu. 1980 operasyonu ile. yeni belgeleme kurallan getlrmiş, vergi doğuran olayın a n m d a belge düzenine sokulmasını öngör müştür. Zamanında belgesi kesllmeyen t l cari ve mesleki işlemleri de yüklü para cezalarina. h a t t a özgürltiğü kısıtlayıcı ce zalara konu yapruıştır. Aynca vergi h u kukuna serbest kanıtlama sistemlnl kazandırarak. şekilsel engelleri kaldırmak suretiyle. gerçeğe uygun olmayan beyanl a r m vergi yönetimlne reddedilebileceği ilkeslne yer vermlştlr. Şlmdi vergi kaçırmayı önleyici bu yeni hukuksal düzenlemelerln, yasa tnad delerl arasında donup kalmalarına meydan vermemek lçin, klasik vergi İnceleme tekniklerlnln güncel denetim yöntem leriyle desteklenmesine gerek vardır. Am lan gereksinim yeni inceleme yöntemlerine başvurulup, bu yöntemlere uyum sağlayacak yeni denetim birimleri kurulmaksızın glderilemez. Bu konuda yapılacakları 5 a n a noktada toplayabiliriz: 1 Vergisel olay doğarken, örneğin alımsatım ya da üretim yapılırken. işlemin anında belgeye geçip geçmediğini saptayacak kontrol usullerinl arastırıp, bulup geliştirmek.. 2 Yasaya aykırı işlemln yalnızca yasada öngörülen parasal ceza ile yaptırıma kavuşmasıyla yetinmeyerek. bu sap tamanın İlerde klasik vergi lncelemelerln de de kullanım yoUarını bulmak. Böylece vergi kaçırmaya hazırlanma eylemlnln, vergi tarhiyatı İle organlk bağının kurulmasını sağlamak İçin bllimsel teknikler yaratmak. 3 Piyasada kısa devreler içinde de ğişen konjonktür hareketlerini izlemek. Bunları bir fotoğraf titizliğl ile saptayıp belgelik kayıtlarına aktararak. yıllar son r a gerçekleştlrilecek klasik vergi lncelemelerinin serbest kanıtlama slstemine yönelik uygulamalannın verilerini oluşturmak (2). 4 Gümrük Tekel. Ticaret, Sanayi, Çalısma Bakanlıkları İle Belediye denetmenlerinin ve Mali Polisin uğraşılannm, ticaret, alacak, borçla llgili yargı organı kararlannın etüd edilerek, b u n l a n n vergi sel sonuç verecek yanlarının çözümlcme lerl yapılarak, bu örgütlerden sağlanacak verilerin serbest kanıtlama sisteml içinde yeniden değerlemelerini yapmak (3>. 5 Güncel vergi denetimlerint kesin llkle küçük bir eylem olarak görmemek, basite almamak.. Dolayısıyle bu işl gereğince ve Türkiye düzeyinde sürekli olarak yapabilecek yeni bir vergi denetim mesleği düzenlemek. Bu mesleğin uygulamalarını klasik vergi Incelemelerinl yapacak birimlerin çalışmalarından soyutlamayarak, Iki ayrı denetim şeklinden yalnız başlarma etklnllk beklenmeyeceğl düşüncesinin tutarlılığına inanmaK. Sonuç olarak sunları söyleyeblliriz: Batı ülkelerinde araba kullananların ge cenln 12'sinden sonra, tenhalaşmıs caddelerde trafik ışıklarma uydukları görülüyorsa, bu davramş sadece «uygarlık» kavramıyla açıklanamaz. Vatandaş dene yimleriyle. yasaya aykın eylemVnln ne za man olursa olsun cezalandırılacağı korku sunu billnç altına yerleştirmiştir Ama bu düşünce düzeyinin oluşması. denetimin plan ve programlı yapılmasmdan ileri ge llyor. Bizdeki yükümlü de yaygın vergi denetlmlerinin gazetelere yapılan beyan larla değil de, merkezl blr plana dayah olarak sürekli ve her a n yapıldığını öğrenirse ve güncel denetim sonuçlarınm 11er de vergi beyanlannda resen tarhıyat n e denl olarak kullamlacağmı bilirse, vergi kaçırmayı düşünürken o kadar tedlrglnlik duyar... (1) Bkz: «Vergi incelemelerlnde ve kanıt düzeninde yenilikler» C Türkoğlu, îktisat Maliye Dergisi. Mayıs1982 (2,3) Maliye eski ve durağan «arşiv> a n layışından kurtularak «çağdas^. belge lik» uygulamasma yöneliş Nerede O Kapitalist? Inianlık tarihinde toplumlann göçebelikten kur» tulup. yerleşik düzene geçmesi ve tanmsal üretime baslaması büyük bir devrimdir. Sanayi devrimi bu olgudan binlerce yıl sonra gundeme ginnıştir. Şunun şurasında ikiyüzyıl nedir ki"> Tarihe geniş açıdan bakıldığında fabrika uygar lıgının geçmişi kısa görunur. Batıda sanayileşmeyi oluşturan nedenler çeşitlidir ve bu devrimin öncesinde ve sonrasında sömürü çarklannın dünya çapında boyutlar ka?andıgı da bir gerçektir. Ancak sömürü sanayi devriminden önce de vardi; hem de ekonomi dışı zorlama ve zoröalıklarla yürutülen türleri zengindi. Sanayi kapitalizmi, eskiye oranla sömürüyü daha uygar bir düzende yürütur. Kapitalizmin Bİeştirisini yapan sosyalist kurama göre. sömürü şöyle özetlenebilir CJretitn araçları sahipleri tarafından lşçinin emeğinin tam karşılığı ödenmeden ele geçirilmesi. Okullarda öğretilen «artı değer feıtramt» sömürunun kosuilannı sayıp döker. Ne var ki. bu tür bir sömürü için önce patron olacak. sonra işçi ve patronla işçi arasmda iş üişkisi kurularak üretim sürecine Ririlecektir. Peki ortada iş ve üretim yoksa? Ekonomiden sorumlu Maliye Bakanı Adnan Başer Kafaoğlu'nu zor günler bekliyor Sayın Kafaoglu, Turgut p/al gibi değüdir. elconomi nedir bilir. Bu nedenle oncelikle işsi/lik sorununu gündeıtıe getirmiştir. Çünkü Türkiye'nin bugünkü düzeninde kapitalizm ışlemivor. kapitalist ekonorai mantığıyla baktığımızda işadamının ba^ansı vagon vagon artan is gücüne lokomotiflik etmek ve is alanlan açarak eme&i sömürebilmektir Kendi toplumunun iş gücunü bile sömüremiven kapitnüsti ben nidevim'' Tüm siyasal bunalımlann, (Anayasal açmazlann) temelindfi bn eksikbk vatmaktadır Türkıye'de somürülecek ıs gücO var. somurecek kapitalist yok; sanayileşme yatırımlan eksik, dışa bağımlılık fazla .. e/oplcı/ma H BurhanİARFAD Belediye IlgilenirseL B eledlyeler, şehirlerin yol, kanalizasyon, çöp. elektrik, su, taşunacıhk ve benzeri teknik işler yanı sıra, ulke kültürünü korumak ve insanlan n düzenli yaşamasını sağlamak gibi yükümlülükler taşır. Şehirlerin bu açıdan planlanması, planlan n geçmişle geleceği birbirine bağlayıcı nitelik taşunası ve en önemlisi, şehlr planlanna saygı gösterilmesl gerekir. tstanbul Belediyesi şehrin nüfua artışı ve dar bötçesi yüzünden teknik yetersizliği için belM hoş görülebilir amma, plansızlık ve şehir kültür değerlerinin yokedilmesine seyirci kalmasuıdan öturu bagışlanamaz. Nasıl bagışlayabiliriz? Anıt değeri taşıyan yapılar vurguncu kazmalanyla yıktınlmakta ve Belediye neredeyse seyirci kalmakta. tşte bir ikl örnek: Tarihi anıtlannın çevresi beton yıgınlanyla doldurulmakta, bütün dünyada bir benzeri bulunmayan Sarayburnu Kızkulesi Cihangir sırtlan silueü acımasızca yokedilmekte ve Belediye görmezlikten gelmektedir. İmar yasalan mı yetersiz? Imar yönetmeliklert ml günün gereksinmelerini karşılamıyor? Belkl her ikisi de! Fakat daha önemlisi, daha acısı, tstanbul Belediyesi'nin Şebircilik sorumlulugu bilindni berümsememiş olmasıdır. Rastgele örnekler: Yıldız Posta Caddesinde, Telefon Başmüdürlüğünün hemen kârşısında tuhaf görünüslü ve y a n m kalmıg üç yapı iskeleti var. Yino oracıkta. üç katlı bir ilkokul. Hemen karşısında araya sıkışmış daracnk önyüzlu ve üç katlı bir yapı. Bu yapüasma kargaşası ortasmda o y a n m kalmıs lskeletlerin yirmi kaU yükseliyor. KaÜan belki tam sayamadım. Bastıgım topraktan yukanlara baRarken başım döndü. Sordum somşturdum: öğrenebildiklerim inanılır gibi değil. O y a n kalmıs iskelet yapılarda betonarme yerine kullanılan çimento k a h p l a n yasal ölçü lerin çok altında,inceymiş, dayamklıhgına güvenllemezmiş ve her an yıkılabilinniş! Bundan ötürü yıktırma k a r a n verilmlşl Verilmiş ama, neden bilinmez, yıllardır yıktınlmamış! Şehrin en güzel semtlerinden birinde blr çirklnlik belgesi gibi ve her a n bir tehlikeye neden ola bilecek varlığım sürdüren yirmi kath iskeletlerln az ötesinde. Zlndrlikuyu kavşagında bir başka ilginç durum var. Yıllarca önce derin bir temel kazısıyla küçük bir göl benzeri olşturulmuş ve yaz günleri suya glren çocuklar boğulmuşta Soğukkanh Beledlye'nin kılı kıpırdamadı. Bir ara derme çatma bir köfteci dükkâm bile açıldi; Gölbası Restoran adıyla. Bu yaz köfteci yok. Belki iş yapamadı. Fakat göl çukuru ve su birikintlsi tehlikeli olmak, sivrt ve karasinek üretim niteliğini sürdürüyor. Söylentilere göre. arsa sahipleri altmış katlı bir gökdelen yapmak için planlan zorlama çabalanndan sonuç alma umutlarını yiünnemlşler. Yıllarca önce metrekaresi otuz kuruştan ele geçirdiklert topraktan milyarlar vurabilmek umudu öylesine tath geliyor ki, ımar yasal a n n m ve sehlr planlannm günün birinde tatlı bir çözümle sonuçlanacağını bekliyorlar. Planı onaylanmamış bir yapı için hiç bir girişime izin verilmemesi, yani. ne yapınm yıktınlmasına, ne de temel kazısı yapılmasma Kesinlikle İzin verilmemesi gerektiğine ise, Belediyecdler hemen karşı çıkıyorlar. Medenl Kanunun mülkiyet haJtKina göre yurttaş toprağında diledigini yapabilir, diye. Kualdan da ş ı n kıralcılık! Cumhuriyet anıtını dört yanından ezercesine sarmış seklz on katlı yapılar yetmiyornj^ış gibi, Ata türk Merkezi'nin tam kârşısmda, ünlü bir oteün ense kölcünde ve keskin blr dönemeç kaldınmm başladıgı yerde kaşla göz arasında birkaç katı yükseltilmiş olan bir iş hanı da iskelet olarak kaldı. Bir bakıma iyi oldu Zira Genel Müdürlüğün zoruyla ftaşlatılmış olan 'tş Hanı'nın büro odaları, ünlü otelin yüzde havuzunda güneşleyen yerll ve yabancı turistleri gözetleme kulesiydL (Arkası 11. Sayfada) ean Jacques Rousseau (1712 1778) Dijon Aka demisinin Fransız aydınlanna yönelttiği ikl soruya verdiği, kendine özgü. açıklamalı yanıtlanyla bırdenbire ünlü oluvermişti. Büyük düşünür, ikinci yanıtını, «însanlar Arasında Esit sizliğin Kaynagı, Temellerl Üzerine Konuşmabaşlığıyla 1745'te yayınlamıçtı. Onun bu yapıtındakı kimi nitelemeleri saym Profesör Dr. Macit Gökberk'in «Felsefe Tarihi»nden 1961 bas kısı, sayfa: 406407 buraya tıpkısına aktaracağım: «Filozof bu söylevinde (discours), (doğal tüze) anlayışıyla «tarih»in bir gelişme tablosunu çizmektedir. «Doğa durumu» (statüs natura lis) ile başlayıp, sonra «top lumun kuruimasma geçen bu tabloya göre, ilk insan yiyeceğini kendisine rahat rahat sağlayan çok yemişli ormanlarda dolaşarak yaşamaktaydi: onun «dili, «ev»l, «iş»i, yoktu, «savaş»ı, «dostluku bilmemekteydİ! öteki İnsan larla birlikte değildi; tek başına yaşamaktaydi: «doğa»ya çok uygun b u d u r u mundan ötürü de çok mutluydu. (Oysa T. Tobbes'a gö re bu aşamada herkes herkesle kıyasıya savaşmaktaydı . Bellum Omnium Contra Omraes bundan dolayı da «insan insanm kurdu'ydu» Homo Hotnini lupus); yalnız başlarına yaşayan cinsler ancak birleşme zamanlarında o da geçici olarak blr arada bulunmaktaydılar. Bu mutluluk, esenlik dolu yaşamda tam bir «eşltlik» vardi; kimse kimseden kuskulan mamaktaydi; bulunabilecek olan her şey her yerde bol bol bulunmaktaydı. Herkes kendisi için yaşamakta, kendi kendisiyle yetinmekteydi; ama bu insanlardan birl, bir başkasınm yardımına gereksinme gösterdiği gün, bu «eşitlik» sona erdi;^ «doğal durum», «çiftçllik»in başlaması,( buna bağlı olan «iyelik» (mülkiyet) kavramının ortaya konmasıyla kapanmıştır. İlk olarak btr toprak parçasının çevresinde bir çit çekip, «Burası benimdir diyebilen, üstelik bunu gerçek ten inanacak budalalar bulabilen kimse, «uygar toplum»un «statüs civilis) gerçek korucusu olmuştur. Bundan sonra insanların ele aldıklan «çiftçilik», «madencflik>, ilk bilimler», «llk sanatlar» tam bir değişikliğe yol açmışlardır. Toprağın işlenmesi bölünmesine neden olmuştur. Böylece «hak», «haksızhk kavramlan ortaya çıkmıştır. Bununla da Insanın başlangıçtakl çok zararsız olan «kendi kendisini sovmesi «bir» bencilHlr «ego I Barısm Gerceklesmesi Doç. Dr. Sırrı AKINCI iznî» blçimini almıs bu da •eşitslzlik»i büsbütün arttırmıstar; «zengin» ile «yoksul», «efendi» İle «köle» aynlıgı dogmuştur. «Dotasal eşitlik'in ortadan kalkmasının sonuçlan «tembelllk». «lüks» «toplumsal genel düzen»in bozulması olmuştur. Bu olgu da insanlan bir «toplumsal sözleşme»ye (contral social) birleşmeye götürmüştür. Adı geçen «sözleşme» ile «iyelik» (mülkiyet», «eşltsizlik» sonsuza değin pekistirihniştirt «özgürlük»de bundan bövle ortadan kaidınlmıştır. Bir «devlet»in kurulması, ötekî «devletlerin de kurulmasma yol açmış, sonuçta devletler arasmda «savaş»lar başlamıştır. J. J. Rousseau'ya göre bunlar «doğanın yasalan »na (legibus naturae) hepten aykırıdır. Bir avuç insan bolluk içersind© yüzerken, büyük yıgınların aşırı yoksulluk (selafet) içinde eriyip gitmesl «doğanın yasasına eşdeyimle «doğa»ya aykırıdır (contre nature' • • ••• Şimdi sayın okurlanm hakh olarak biraz d a uzun kaçan bu felsefesel metnin buraya aktanlmasmdan amaç nedir? diye soracaklardır. Bunu hem açıklayacağım hem de o metinie sonuç sonuç arasında bir bağlantı kurmaya çalışacağım. MGK Başkanı Orgeneral Sayın Kenan Evren haziran (1982) başında «Haydarpaşa Ltsesi.ne gitti; TV'den izleyebildiğim kadanyla okulun son sınıflanndan birinin bir öğrencisine «Devletler arasında savaş kalkabilir mi?» biçiminde bir soru yöneltti. öğrenci J J. Rousseau'nun «ikinci söylev»ini bilmesi, üstelik bunu vurgulayarak dile getirmesi gerekirken hiç oralı olmadı. Kısaca «devletlerin çıkarlan vardır, bu onları savaşmaya Iter!» dedi. Bu yanıt aslında J. J. Rousseau'nundur ama öğrenci onu kendi düşüncesiymiş gibi ileri sürmekte sa kınca görmedi. Sayın Devlet Başkanı da: • Oğlum bu senin düşüncen mi yoks a ekin (kültür) tarihinde daha önce bunu ayrıntılarıy la ileri sürerek ün sağlamış, dolayısıyla Fransız Büyük Devrimi'ne etken olmuş bir düşünürün müdür?» sorusunu gerek görmediginden sor madı. Niğde'de bundan elli yıl önceki benim öğrencilik yıllanmda «askerlik dersi» öğretmeni, piyade yüzbaşısı Mecdi Bey'in ki Saym C. Madanoğlu'nun arkadaşı idi biz öğrencilerin kafasına iyice yerleşsin diye her ders yinelemekten bıkmadığı «Savaş nedir? Muharebe nedir?» sorusunu Haydarpa şa Lisesi'nde Sayın Evren de sordu. Sonuçta «askerlik dersi», «felsefe dersi»ne oranla söyleşıde öncellik kazandı. hepimiz ilgiyle izledik. Sayın Evrenin ilk soru VaıU. KURUCUSU: Y AŞAR NABINAYIR sunun yanıtı her zaman gun cel olmuştur. Insanoğlulannı savaşlardan kurtarmanın kimi yollan 18. yüzyıldan bu yana kimi filozoflarca onerilmiştir Örneğin Kant «sonsuz banş»m kurulabilmesi için «savaşacak olanla n n savaşla b a n ş arasında k a r a r vermeye haklan oldu ğu zaman, tarih kanla yaTilmaz artvki» dçmektedir, evet «hakları» vardır ama onlann «sözümona» diye ni telenecek bu haklannı tarihin aşağı yukarı her döneminde ne yazık ki kendileri değil, onlann adına «anamalcı azmlıkın temsilcileri (imparator, kral, kayser. çar. padişah, şah. derebeyi v.ö. gibi) kullanmışlardır. Bu da davaşçılann yararına ya da «sonsuz barış»m doğrultusunda değil, anamalcıların çıkarlarına göre olmuştur J J Rousseau'non da belirttiği gibi «bir avuç insan» aynntılanyla nitelersek kanlarıyla, metresleriyle, çiftlikleriyle, fabrikalanyla, holding'leriyle, villalanyla, çok zengin koca beklediklerinden evde kalmış kızlarıyla, çapkınlık piyasasında ün salmış «küçük beyleriyle, Tevfik Fikret'in sözcükleriyle «patlayınca»ya. «tıksırmca»ya dek yi yerek, içerek «zevkü sefa» icersinde yaşarsa, öte yandan da «dünyasaı nimetler» şoyle dursun, «kuru ekmek»i bile bulamayan mılyonlarca insanın boş midelerine değgin seslerin birikimleri gök gürültülerini andırırsa, «toplum» da desek, «ulus» da desek olur bu «varlık seferi», «sınıflaşma» bataklığına saplanmış demektır Bu «smıflaşma»nın yarattığı «doğal» değil «yapay» giderek «uydurma» (fiction) bile sayılacak örgütün adı «anamalcı devlet» tir. O, J. J. Rousseau'nun de diği, Atatürk'ün de çok çok tiksindiği «savaşsever» (harpçi) bir özbenliği (karakter) hiç kuşkusuz taşıya cak. simsiyah gıysili papazlann, beyaz takkeli hahamla rın marifetmiş gibi Arapçayı dillennden düşurmeyen imamlann ya da benzerlerinin inci saçan sözlerindeki «dogma» larla sırtınin sıvazlanmasmı bekleyecektir Sözün kısası «koşullu buyruk» ümperatif hypothetique) bi .' çimindeki «Banş istersen sa v a ş a hazır ol!» (Si vis pacem parabellum) özdeyişine bağlâmak geçmişte «PaxRo mana, «Pax Ottomana» şımdi de «Pax Americana» gibi gelgeç barışlan bu •devlet»e sağlayabilir ama, savaş hiç dönüşmeyecek sürgit bir banşı (Pax Aeternitatis) asla getiremez Bu «banş»m gerçekleşebilmesi bir ulusun bir toplumun değil dünyadaki a y n ayrı bütün uluslann ya da genelde bütün insanhğm toplumsal yapısindaki «sınıflaşma» yı eşdeyimle «ikicilik»i (dualizm) ortadan kaldırmasıyla ancak olanaklıdır. Bu yapılabilir mi yapılamaz , mı? Yapıhrsa nasıl yapıh/? so^ r u l a n a y n hir,konudjr. Sözün bu aşamasında ikl noktayı vurgulamakt» yarar var. Ülkemizde kapitalist ekonomik düzen iş gücünu yetertnce sömüremivecek kadar zayıf derken bir olguyu gözden kaçırmamahyız. Büyük sermayeri lokomotif olup vagon vagon artan i1; gücünü taşımaktan yoksundur; ama 'Banker olayu ile yurttaşm 170 milyar lirasına doğrudan el koyacak yöntemleri kullanmasını da bilmektedir Bu tur sömürü çalışanla çalıştiran arasındaki üretim ilişkisinden doğmuyor; hastahklı bir ekonomik yapıda oluşan bir katakulliyi vurguluyor. Öte yandan Batı öyle bîr ekonomik bunalım içindedir ki is bölümünde az gelişmiş ulkelere bırakılmış görünen tekstil kesiminde bile Türkiye'yi boğacak baskı önlemleri uyguluyor. Bugün ülkemizde tekstil endüstrisi soluk alamıyor; çünkü y a b a n a kapitalist yerli sermayenin gözünün yaşına bakmı Dünya ekonomik bunahmi" Âmerika Avrupa ekonomik sava^ımına yol açabüecek boyutlara ulaşmıştır. Bu ortamda herşeyi gül pembe göstermek isteyenler kendi kendilerini aldatmaktan başka bir iş yapmış olmazlar. İ5O VlOnCE ( Cumhuriyet 27 TEMMUZ 1932 İSMET PAŞA İZMİR'DE HARARETLE KARŞILANDI tzmir 26 Gazi heykelinin resmi açüışı için Izmir'e gelen Ismet Pasa. burada hararetle karşılanmışür. Gazi heykelinin resmı açılışmda Başvekil îsmet Paşa Hazretlerlnin söyleyecekleri nutkun iç ve dış mUhim meselelere temas edeceği tahmüı edillyor. Bu nutkun esaslan tçınde bilhassa Cemiyeti Akvama girmenüz ve Husya ile olan münasebetlerimizden bahsedilecektir. Ik tisadi vaziyetimize de ayrıca mühim bir kısun ayrılmıştır. Günün aanı[ SATILIK OTOMOBİL Buik marka, 1926 modelı,. yedı kişilik, aitı silindirli, kapalı araba peşin verilmek şariıyla bın Ura fiatla satılıktır. Görmek için Taksira'de Merkez garajına, ödeme için de Sanayi ve Maaan» Bankasuıa müracaat olunması. Cumhuriyet Sahibi: Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.Ş. adına NADİR NADİ Cenel Yayın Müdürü: MüesseseMüdürü: Yazı Işleri Müdürü: Basan va Yayan „ HASAN CEMAL t M İ N E UŞAKLIGİL ÇKAY GÖNENSİN Cumhuriyat Matbaacılık va Gazetscfllk T.A.Ş. Posta Kutusu: 246 IStanbul Tel: 20 97 03 (5 Hat) BÜBOLAR • ANKARA:KonurSokakno. 24/4 Yenlehlr Tel: 17 58 25 17 58 66 Idare: 18 33 35 • İZMİR: HalitZlya Bul.arı No:6S/3 Tel: 25470913 1230 • ADANA: Atatürk Caddesi, Türk Hava Kurumu lh«nı Kat 2/3 Tel: 14 5 5 0 1 9 731 DİS TABİBİ ORHAN TÜZÜN Levent. Güvercin durağı. Gazeteciler Yapı KooperatlM C/3 Blok. D. 7, Saat: 9 1 3 . Tel: 64 57 25. Randevu alınması rtca olunur. TAKVtM İMSAK 3.41 aüNEŞ 5.49 ÖĞLE İKİNDİ 17.17 27Temmuz 1982 AKŞAM 20.31 YATSI 22.22
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog