Bugünden 1930'a 5,465,197 adet makale



Katalog


«
»

Cumhurıyet 8 U TEMMUZ 1982 Turist var TCfizm vok 1 3ÎRMt yila yakmdır, tıcaret denen olayın ıçınde pışmış ve yuğ rulmuş olmama ragmen, ülke tunzmmin odaklaştığı çarşı ve pazarda görduğum alış venşı bır yaşam boyunca yurdumuzun hıçbır yennde gormedım ve ya Turistlere değeri olan ma! yerine malın havası şatılıyor ca örgütlenmesının bır sesıdır. Dostumun sözlen, çar şı ve pazar olgusunun canlı lığına önem vermış bır yazar olarak btze kıvanç ver dı. Yaşlı dostumun bana ılet tıği cumlesı cumlesıne şoyleydi: «Uzülerek söyliyebilirim ki. çarşımızın kitni esna fı ülkemize gelen turistlere degeri ve önemi olan bir ma h değil, o malın havasını sa tıyorlar. Senin anlıyacagın bu çeşit esnaflar yalnız mal değll hava, evet hava satıyorlar...» Bu «Hava satmak» sozu benı uzaklara. çok uzaklara goturdü I gun bir uyarlama mı? Me rak ettım doğrusu . Bu me rakımı gıdermenın yollarını aramaya koyuldum Bu ılgınç durumu çarşı ıçınde ta nıdığım ve uzun yıllar turıstık eşya satışı yapan bır dostuma da anlatmaktan kendımı alamadım Gün gor müş, gunler görmüş bu uzun yıllann deneyı dostu Y HİÇ BIR ÜLKE AVRUPA'YA GÖRE İKİNCİ SINIF BİR ÜLKE DEĞİLDİR. BELKl BATI'YA GÖRE BİÜMSEL VE TEKNİK ALANI GERİ KALMIŞ VE GERİ BIRAKTIR1LMIŞ OLABİLİR. AMA GELİŞMEKTE OLAN BU ÜLKELERİN İNSANLARINA HOR BAKILMASINA YA DA BUNUN, BİIİNÇ ALTININ BİR ZAMANSIZ DISA VURULMASI OLARAK ORTAYA KONULMASINA ÇAĞDAS İNSANLIK ADINA PEK OLANAK TANIMAK İSTEMEYİZ. şamadım dersem inanın Nı cın ülkemıze gelen bır yabancaya alroayı duşundugu ve istedıgi mah ya da eşyayı bu kadar yuksck bır fıyatla satmak ısteri/: Bu da, içunıze ve ılıklerımıze Kadar işlemış «Koşeyı Dbnmek» tıcan felsefesıne uyraun söyledıklerını olduğu gıbi buraya aktarmayı gele neksel bu gorev sayarım. Bılınra ki bu dostum çok eskı bır çatşı ve pazar es nafı gorenegının en son hal Kalarından bırıdır SoyledıK lerı taruşmasiz bın yıü a:?kın Ahi Kurumu'nun ve Lon LKEMÎZ tıcaretmın gıderek esnaf ve sa natkârlığının çok es kı bır geçmışı ve dünyaya örnek bır gelenek ve goreneğı vardır. O kadar ki, Anadolu esnaf ve sanatkân bın yılı aşktn ticaret geleneğıni yakın zamanlara kadar korumuş, bu alanda örgutlenmenm en guzel ve en etkın orneklennı çaglar boyunca sunagelmıştır Bu gerçek aniamda bır Turk kurumu olan «Ahilik»tır Bı lındığı gıbı «Ahilik» XI yuz yıidan XX yuzyıla kadar A nadolu'dakı esnaf ve sanatkâr bırhklenne verilen ısım dır. Tarıhı, toplumsal ve ekonomık zorunlukların orta ya çıkardığı bır Turk esnat bırhgı olan «Ahilik» her zaman çevresel ve toplumsal kışıhğını korumuş uretıcı ve tuketicı ılışkı ve baglarını en ıyı biçunde duzenleme yı kendısıne amaç edınmıştır Bu kuruluşun temellerı başlangıcından ben o kadar saglam atılmış kı, bu kurallar sonradan ş,ehır ve kasa m ÖrnekbirTürk kurumu Ahilik Turizm denen oîayın neleri içerdtgin.n bilincine varmomız bîr egitim ve öğretim sonucudur baların beledıye bızmetlen ve bu hızmetlerm kontrollaı 1 ıçm ornek alınmış narh nızamnamelen ya da kanunnamelerı şekiınde resmıleştırılmışür AhıJer, sanat ya da mesleklen ıçm gerekü hammadde saglanmasından onun ışlenışıne ve satışına kadar her konuyu ınce den ınceye kurala baglamıstır Bu durum hem meslek erbabı arabinddkı hem de utetıcı tuketicı aıasındakı ılı^kılerde rekabet haset ve kavga gıbı suıtuşmelen oıtadan kaldırmı^tır (x) *~*=r* K^frr^t kılma&ına ya da bunun bilınç aJtının bır zamansız dıça vurulması olarak ortaya konuhmasına çagday msanlık adına pek olanak tanımak îbtemeyız. Bu noktanın bilınmesmde Batıh konuklanfnu adına sayılamıyacak yjrarlar vardır Hıc kuşku duymasınlar kı Doğu'nun da en az Batı kadar kendıne ozgu bır telsetesı bır dun\a, goruiju bır tavııı bulunmaK tadır Bunun temehnde ko ku Anadolu topraklarınddn kaynaklanan çagdaş lıumanum yatar ONUÇ olarak dıve bılınz kı evet tunzm bır devlet bır hukumet polıtıkası oldugu kadar bu ugraşı ken dıne ış edınmi!} kuıutn. kuruluş ve kışılerce de Turkıve'mızm ekonomık ve toplumsal yapısından aynlm<*z bır parça oldugu bılincıne de yedıden yetmışe kadar varmıg olmamız gerekmekte dır. Doğal olarak bu bilmçlenmenm en buyük ağırlığı sıvasal ve ekonomık kadro W Sonuç Desen Şule Sonmez ÇANDAR du^ene hokrndya zorunlu yuz Kı 0 /d.man bu sanayı koluna yaptıgımız yatırımlar gerçek aniamda urunlenni vermege başlasm Bu ozeleştınsel yazımız ıçınde. ülkemıze gelen Batılı konuklanmıza da, özellıkle bır ıki lafımız olacak Şurasının onemle bılınmesı gerekir kı. hıç bır ulke. bu ıster Asyada ıster Afnka'da ve de Latın Amerıkada olsun. Avrupa ya gore ıkıncı suııf bır ulke değıldır. Belkı Batı'ya göre bıümsel ve teknık alanda gen kalmış ve geri bıraktırılmış olabılır Ama gelışmekte olan bu ulkelerın ınsanlanna hor ba U S larda oldugu kadar, Kulrür \e Tunzm Bakdnlıgımızm da buyuk sotumluluk ıçınd'3 oldugu tartı^mr'sı/ ulke gerçeklerımı/dtîn bırıdır Bu kısa yabaacı konuklarımızla bırlıkte vaptıgımız ge^ınıız t.ırasında gorduk ve ya^adık kı bu Bakaniıgımızın ışlerı pek oyle kolav cın Miıden degıl. Zor. hem de çok zor Bır kere Turi2m denen oiayın neyi, neleri ıçerdığı ve gerektırdıgmın bılincıne varmamız, bır egıtım ve ogretım sorunudur Her ne ka da.r eğıtım ve oğretımımızde lurızme gereken onemı verıp, hele orta ogretımde bunu avn bır ders saatj oUrak ogrencüerımıze sunuyor ve bu alana yonelık onullar açıp, oraria gerçekten bu bdnayı kolumuza yararlı \e bılgılı kışıler kazandırıyorsak da, turizm mevsımı olan şu gunlerde konuklara hıznvet sunm a belgesını Bakanlık tan alan kurum kuruluş ve kışılenn sıkı bır bıçımde denetlennıet.1 yanında esnafından ı^portacısına, koylusunden kenthsıne kadar butun haikımızın bu ko nuda egıtılıp yetıştırılmesınde çok buyuk yararlar vardır (x) Prof. Dr. Neşet Çagatay: Bir Turk Kurumu Olan «Ahilik», Ankara Üniversitesi. Ilâhiyat Fakultesi Yayınları, 1974 Ankara. BİTTİ # Bir El Kitab. HaziHanmahdır POLITIKA W Mehmed" KEMAL Kurutulmuş Insanlar'^ı: ^ > men Veysel Ongoren ne guzel tanımtıyor, 'Zamanlar. gerçekleşrmş tanhselhk lerle baglaşık boyutlardır » fnsan bir çagı, bır lamam yaş*tr Bu kendı çagı, kendı zamanıdır. Fatth, Istanbul'u bir kez alır: Kolomb. Amertkayı oır kez keşteder; Mustata Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919'da Samsun'a bır kez çıkar. Belki kaba geliyor olmalı sıze ama, boyledir. Ük falakaya yatan saruk. ük dama düşen genç, gece yansı kapah kapılar ardından alırup, kımseler duy madan goturulen genç kadtn... Bu 4amanı, bu olguyu yaşamdao soyutlayabı lır misınız? Brezılyalı tutbolcu ne dıyor? *ltalyanlar, stadyumda gladyatörler gibı futbol oynadüar, stadyumu bır mezbaha^a çevırdıler » Zamana sunta gibı bakılmaz zamanlar bırbirırun ustune suntalarda oldugu yapıştıralamaz. Hepsı ayrı ayn donemlerde, ayrı çagtarda yaşanraıştır Yan yana koyacak olduğumuzda, bırbiı lerıyle bagda^mazlar. Çekışırler, doğuşurler, tartışırlar. uyuşmazlar. Gelecegın. hep güzel olacağına degm bır ınanç vardır ıçımızde. Bundan olacak. şaırler, güzel gunler görecegız çocuklar' » dıye seslenır. Guzel gunler gBİır mi? Gelır de, gelmez de». Jçlmizde bır umut partldar. Umut her zaman par lak, ışıltüı mıdır? Degildır de. . Umut aydınlık oldugu gıbi karanhktar d a . , Dostumuz oldugu gıbi düşmanımı/dır da .. Acımalı oldugu gibi, acımasızdır da... Azlı cokludur, varlı yokludur. Umu da bel bağlandıgı gıbı, umuda güvenılmez de . Onun ıçm guzel soylemış Gürkal Aylan. defteri açıyorum kurutulmuş ınsanlar sayfalar arasında Ben defteri kapatıyorum. Kimbılir ne zaman acacağım, yapraklannı çevire ceğım Açıp çevırdığim zaman, sayfalar arasında kurutulmuş insanlar olmayacak. Canlı, dıri, yaşayan, yaşatan insan lar olacak.» Gürkal Aylan'm son çıkan aerjnlerin bırmde bir şıinnı okudum Gunlerdir mınldanıp duruyorum, acaba nedendır. Uç dıze belleğıme yapışmış bır turlu silemıyorum. Iyısı bilınmesın dursun. defterı açıyorum kurutulmuş ınsanlar sayfalar arasında Gurkai Aylan, buyuk harf, noktaîama kullanmıyor. O ktıllanmayınca, şiınnı aldıgıma gore. ben de kullanmıyorum. Gerçekten son zamanlar, gezdığirn, dolaştıgun yerde ınsanlara bakıyorum Kurutulmuş gibı . Hanı defterlenn kıtaplaıın arasında gul kuruturlar, tıırlu çıçekler kuruturlar, ona oenzıvor Sessız, sankı hıç seslen yokmuş seslennı vıtırmışcesıne dolanıp duruyorlar «A.'e oldu bu ınsanlara'?' dUyorum «Dut yemı$ bulbule mı dondu'» Toplumlann da bır suskunluk donemı oluyor Boyle bır donemden geçıyoruz Iyı mı. kotu mu, bır s?ey demıyecegım Hem bır şey demek artık bana duşmez. Oyle çok şey soyledım, oyle çok şey vazdım ki bunlart yınelenıek agırınıa gıdivot A^ınma gıtmese Dile t c m cıt pılavı gıbı ısıtıp ısıtıp herkesm önune rru koyuyorum? Aradd bır coşup aşk dıyecek olsam, karşımdakıler dıkelıyorlar, «Şımdı Ü.> kın, sırası mı?" Ya. da. «Şt.'r« dıyecek olMtn, vuzurae dık dık bakıyorjar «fteum, musıkı, mımarhh» dıyecek olsam. lah apzıma tıkıyorlar. 'Pekı ne konuşacagız?» Konu^acak bır şey kalmarmş gıbı, kocamart vuklu, taşmmaz Dır agırlık us tuınu/t çokmuş Ribi ÇagımızUa degıJ de bn^,kn bır çaşda. va neçmışte, >a gelecekte bır vetleıde yavyor gıbıyız Ya^jiyor gıbıyız ama, çagımızı yaşamadıgınnz bebbellı Zaman uçmuş gıtmış, tanh geçerhgını yıtınnış gıbi Zaman, yaşanan çağ vardır Fılozofik olarak ıstedıgımız kadar yadsıyalım, tanhsel ıçerlgı ve boyutlan ıle bır zatnanla sınırhvız. Şaır. duşunur. eleştır NBIRİNCI yuzyıidan yırmınci yuzyıl ba^laı ına kadar suren tıcaret ve esnaf goıenek, gelenek ve davra nışlarının varıın yu<?yıl gıbı kıs>a bır ^aman ket>ıtı ıçınde bu kadar o gelenek ve £Orenekterf uzaklasması, bır sure sonra tam anlamıyU bLr «kapkaç» havusına gırmesı gerçekten çok duşundurucu bır durumdur Dıye cegımız odur kı ya Kultur ve Tunzm Bakanhgı ya da Esnaf ve Sanatkariar Derneklen Koniedeı asyonu bu ışın uzmanı olan kışılere ya da bıhm adamlarına, halkı•nnzsıtve de yabancı konuk*la*riıruza sunuhnak u£ere kısa ZEtmanda çarşı, pazar esTiif 've »sanatkarlarınıfl ""hangı gelenek ve gorenegın uzantısı olduklarını hatırlata cak ogretecek bır el kıtabı hazırlatmalıdır Gunumuz esnat ve sanatkârlarının o kadar uzak geçmışı degıl yakın geçmıştekı ornegın go çen yuzyılda, ticaret ve esnaflıgı dedeleımın ve babalannm ne gıbı ve hangı koşul ve tavırlar ıçınde ger çekleştırdıklermı resunlı belgelı ve açıklamalı okuyup ogrenmeJennde sayılamıyacak degerde buyuk yararlar vdidır Bılelım ve ogre nelım bakahm geleneksel Turk alış venşının. çarşı ve pazannm nasıl oldugunu nasıl oluştugunu Bunu o ka dar açık ve belırgın orneklerle el kıtabmda sunalım kı «Köşe donmeyı kendıne en buyuk amaç ve yaşam felsefesı yapan ticaret anlayı^ının hangı topraklardan ve hangı koklerden geldıgı uzerınde çok düşünerek ve gozlenmız yaşararak oğrenelım O Babamı &enler NEGÜZELDİF bir ses olarak IKemoidZER düsünürdüm t 2ır yd£ akşamı Gü neş batmış. ama lambalar daha yanmamış önüm de hızla ıssızlaşan bu îstanbul sokagı Bir kapı eşığınde otuıuyorum, ıki elim çenemdeî Oyun arklı flaşlanni az 6hce dağıldı. Oyunumuzu en tatlı yerın de yanm bırakarak Babaları sokak başında belınr belirmez, evlerinın yolunu tuttular Kimısi koştu, babasının elındeki otebenyi aldı Kimısi kork tu. pencere altlarına sine sıne uzaklaştt Bır kez daha imrenerek baktılar bana. «An bızlm de baba mız eve gelmeseydı her ak şam» dedüer «Biz de dışarda kal&aydık da oynasaydık daha.» Bır kez daha bogazım acı acı yandı «Slz hıç be nım gıbı kalmadını?. kı» dıye bagırmak ıstedira. «Kıra bır oyunu tek başına oynayabılir? Oynasa bıle kım tad alabilir?» Sokakta oynayacak yaşa geldığimden beri gun her akşam boyle bıterdı. En çok ben duyardım bır başına kalmanm yalıuzb gmı. En çok benim yürepim tıtrerdı. sokak başın da bir golge belırtnce. Şış kannJı çantasıyla şapkasi da varsa umutlanırdım babam olabihr diye .Ama umutlanmakla kahıdım her zaman. Oturdugum kapı eşıgm de, babamı bir ses olarak duşünuıdum. Bır tren se sı Tıenlerı gotüren, tren lerle bırükte benim umut larımı da gotüren bir ses. Uzaklaşır, uzaklaşır, duyulmaz olurdu bırkaç gün. Sonra yaklaşmaya başlar dı. Yaklaşır, yaklaşır, evımızin kapısına geiip da yanırdı B # Doğu'nun en az Batı kadar kendine Özgü felsefesi vardır U arada bır noktanm da vurgulanmasında buyuk yarar vardır Ülkemıze ge len yabancı konuklarm buyuk bu bolumu Avrupa kokenh kışıler değıldır Doğulu ve Ortadogulu konuklarımızın da ülkemıze geldıklerı ve buyuk olçude de gelmeğe devam edeceklerı gerçeğını gozlerden uzak tutmamalıyız Ülkemıze gelen yabancı konuklar ıster Batıh, ıster Dogulu olsunlar, bız bu konuk agırlama ışını, sanayımızın degışık bır ış kolu olarak gormege konuyu boyle duşunmege ve onun gerekJerıne gore ıstenenı ye rıne getırmege, tıpkı uretun ve tuketım ılışkılerınde oldugu gıbı duzenlemege \e B Akşam yemegindea yenı kalkmış olurduk. Annem sık s>ık dışarıyı dinlerdi Bir trenin düdüfc çalarak Keçtiğıni duyacak kadaı duıağa yakındı evınıız tki uzun bir kı sa dudilk çalmasını beklerdlk o ak^am trenlerden bırınin Babam oyle çaiardı çünkü. Bekledıgımız ıki uzun bır kısayı kımı zaman hemen duyar dık «Geldi Bır saate kadar burda» derdı anuem. Sonra sokakta bellren ayak seslennl dlnlemeye başlardı. Tren ^esı olmak tan çıkar, artık bir ayak sestee dönuşurdü babam. Sonra da bır oksüruge Künl zaman uykuya di renirdım. Kimi zaman da yenlk düşer, uyuklamaya koyulurdum. Ama yaklaşan ayak seslfinı kaçırmazdım. öksürügü gelıverirdi kulaklarıma, hatta soluk alırken goğsünden yaz kış eksilmeyen hışırtısı. Uyumadıysam kajiıya koçardım. Bosmuna sarıtmark ve şapkasım alıp as kılığa asmak için. Boynu na sanlmca, yakalanndaki sarı madenden kttçücük lokomotiflerin yanaklarıma sürtünmesi ür pertirdi beni Uyuyorsaın. uykumun arasında duyardım ceket1nm komtlrle karışık deri kokusunu Kitçücük lo komotıflerden yansıyan sarı ışıltıyı bır gorur bir yıtirirdım Öksurüğü bolerdı duşlerîmı zaman /a man Yalnız akş^mlara lastlam,azdı dönüş saatleri. Sabah erkenden ya da gun ortasuıcta geldlgı de olurdu. Kimı zaman, ozel likle ya<s aylannda. yakınımızdaki Yenıkapı tıeo duragına gıderdik. «Hadi babanı katşılayalun» der di annem. Geçışım seyrederdik. Durmazdı onun trenı. Bütün dıkkatlmlzle lokomotlfe bakardık. Gore llm de el sallayahm diye. Bır yandan da kendimizl gosterelim dıye tnmsenın bulunmadıgı bir koşe seçerdik Ben yerimde duramayıp zıphir. ellerımi sallardım süreklı O sırada durağa donükse yürü, bır an gorürdum Fotograf gibi bir süre donup kalırdı gozkapaklarımın içınde görüntüsu Ne zaman gelirse gelsin, evde bulunduğu vakit babam bır sessizlıge dönüşüıdü hemen Soyunur, elinı yü?ünü yıkar, yemegını ver ^e yataga girerdı çünkü üyumak ve din lenmek zorunda oluıdu. Geldigını goımedigım zaraanlar, bır s>abah uyanm CA va da bır gun oküldan donunce, evın ıçındekı ses &ı?11k haber veurdı onun varlıgını. Gıdışiennde ıse tersıne, se&sizlık once oksüruge. sonra1 ayak seslerıne, sonra da tren sesine donüştir du Karanlıkta glderse bu tam boyle olurdu Gıîn ortasında ya da s»abah sa atlerınde evden çıkarsa buna btr de goruntü eklenırdi Sokagımızı geçip koşeyı kıvnlana kadar ar kasından bakardık çünkü annemle Tren !>esı uzaklaşır, uraklaşır. duyulma^ olurdu yıne. O <!arnan anlardım gıdenın valnız trpn olnvıdıgını trenlp hirlikte umutlarımı da goturdü gund bu h^sın O ?,ıman anlardım KI, ^doniışü bu kez kesındır babamın. bir daha gıtmez belki» dıve «bızım evimiz de dtekı ev Jere benzer» dıye, «oyun arkadaşlarım Imrenmez artık bana» diye gtzliden pızlıye umutlanmısım YARIN: Evimi* iki katlı küçük bir evdi... Bogazici Üniversitesi Rektörlügünden İHALENfN NÎTELIGI Manyetık Bant U J ad 2400 ieet H <LQ ad tiOü leet TAHMINİ BEDELİ 730 000TL. GEÇİCt TEMINAT1 21900.TL ÎHALE GÜNÜ ve SAATI 27.71982 Saat: 1400 SATILIK 25 KW kademeii 110 X 220 Transformatör Tel.: 63 31 28 OKTAYAKBAL önce siir vardı Gün Docarken Bulbu! Susar Yukdtıda tohmını bedelı yd£iiı bulunan 2 kalem Manyetık Bant, Boğazıçı Ünıverşıtesı Alım Satım ve Ihale Yonetmehgı uyarmca Kapalı Zarf yonteml ıle Şartnamet>ıne gore satın alınacaktır. Ihalesı Boğazıçı Üniversitesi Muhasebe Mudurlüğu Ofısı'nde toplanacak Rektorluk Satınalma Komısyonu taraiından yapjlacaktır. tsteklılerın, Ticaret Odası Belgesı (ılan tarıhmden sonra çıkmış olacak) ve şartnamede ıstenen belgeler ıle bırhkte Kapiiı Zart'lannı ıhaleden 15 dakika önce KoHxSyon Başkanlığı'na vermelen gdrekmektedır. Pu ışle ılgıh sartname, Satınalma Müdürlügü Ofısi'nden temin edılebilır. Ünıversıte ılıaleyı yapıp yapmamakta veya dıledığıne yapmakta serbestür Teî. 65 34 00/721 Bogaztçi Üniversitesi P. K 2 BEBEK (Basin. 18436) 6039 SATILIK Telefonlu Daıre Tel.: 79 45 15 aegerii kitaplaf yayımlaf. ^ Çevtren ö o y Goaensın degetfl kitaplar yayHnlar.
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog