Bugünden 1930'a 5,465,197 adet makale



Katalog


«
»

9 HAZİRAN 1982 engin olmanın tarih boyunca hem cok çeki cl, hem de bircoıcları içın çok giic bır şey olduğunu bılıyoruz. öte yandan, tarih boyunca zenginlık kavramı. zengin olmanın bicimı ve yolu, zengınlığe duyulon ozlem, çok değışık bıcımlerde ortaya cıkmıştır. Cumhuriyet 5 Z insanlar ve sanat murat belge ık sık öldü, ölüyor den se de caz şımdı popülerlıgımn yenı bır donemıni yaşıyor. Eski Duşunun Ortaçağı: Feodal caz hastaları ve caz klasikıerısenyorlerın, şatolann. zırhlı ne düşkün olaıılar. eski mumızraklı carpışmaların dünyazıkle ıhşkılı tum muzıkseversını. O cagaa genellıkle zengin ler Newyork'un Greenwıcn Vıllage ve Ellı ıkıncı caddesmaedoğulurou, sonradan zengin ol kı gece kuluplerıne oldugu Kamak pek yaygın değıldı («sondar Carnegıe Hall'a, Town radan gorme» deyımı özunde Hall'a ve başka şehirlerdekı anstokratıktır). Ayrıca o zabenzer yerlere akın 'edıyor. manın zengınlığio' oluşturan Bunlar caz muzığının dınlecdışevler de şımdıkı kâğıttan pağı başlıca saionlar oldu. ralara pek benzemezdı; topCazın yuzyılm aonumunde rak ya da mal, alabıldiğine so New Orleans'takı ilk gunlennmut, elle tutulur, yükte de pa ) «Servet» kavramı çağdan çağa değişir. Buna den sonra başlamış olduğu hada da ağır nesnelerdı. göre, hem servet edinmenin bilinen yolo, hem uzun yolculuk dinleyıcısının nu Bugunku anlamda ı&e yarar zacmda da yansır. Dogumu ve de kestirme yolu değişir. Ortaçağda sinıyager ılk yılları sırasmda caz daha şeyler de değıldı bunlar. Sozgelışı. bır senyorün konagınler altın yapmaya çalışıyordu. Bankeıier de çok bu muzığı kendi barlarında, eglence yerlerınde genelda beş yuz altın tepsı bulunabir takım kâğıt parçalarından servet tüıetmek evlerınde ışıtmış olan veyoksul bılırdı, ama tepsı olarak deiçin «modern büyücüler» olarak çıktılar ve çoğu kez okur yazar oimagıl. altın olarak önemlıydiler. yan zencılere hıtap ettı. Bugun Depoda oylece dururlardı. Nakıt paranın fazla ışe yarama algılanışı bakımından. Ortacağ gerın eıementlerı yerıne onlar caz çoğunlukla kendi geleneKdığı Ortacağ toplumunda ser da sımyagerlığe kalKışar» a kadar buyuıu, esrarengız pıya sel eglence yerlermde bu tur muzıgı bulamayan, ama bulma vetm kaynağı toprak, gorüntu dam, laboratuvarını KurrraK sa mekanızmaları, tahvıllor, ları gereken beyaz orta sınıf su de değerlı maden ve eşyaicın, bır süru pahalı e'ementı hısse senetlerı ve daha rıeier aydmlarının ilgısım çeken en lardı. ele gecırıp bıtmez tuker.Tiez neierle haşır neşırdıler Bır yer kutsal konser salonlarımıza gır deneylerını yapmak üze r ö, r«r lere yazılar, rakamlar yazıiıyor, mıştır. Caz kırk yıl ıçmde iaOrtaçağda servet bır takım halde yığınla adamın parapım birtakım basılı kâğıt parçula hışeler mahallesinden konser Işlere yatırmak ıcın değıl, el ve bu arada umudunu tüketrı oradan oraya dolaşıyor. so salonlarına doğru yol aldı. aitında bulundurmak ıçın ge mişti. Bızım memlekette de nunda adamın eline somut paCaz tUrunun karakten ve ta. reklıyken, çağımızda serveti bırçok kışı, sımyager gibl yarı ra sayıyorlardı. TVde Da'las'ı nımı çok tartışılmıştır. Başka böyle saklamanın. altını göm yarıya «büyücü» nıtelıklerıne gören. «belki petrol bulur da bır tartışmaya daha girmeden menın v b. hıcbır anlamı kalma sahip, akıl almaz «servet yap köşeyi hepten döneriz» dıye sadece caz müziginin New Orleans'lı zencıler elmde 1890'lar mıştır. Şımdıkı servet bir ba ma» işının inceliklerını bılhn yatırdı parasım Geıgelelım, da doğduğunu, geliştiğim ve kıma daha soyut: Değerli ma bankerlere benzer umutlcırla zamanla bu neobüyüculük de aenın yerıni onu temsil ederı paralarını verdıler. Köşeyı ken geri tepti galiba. Kımı banker hem zencıler hem de beyazlar aracıhğıyla doğum yerının dıkâğıt para aldığı gibi o kâğı dın dönemeyince, böyle bir ış lerın şekerı yükseldı, kım ! banşına yayüdığını; günümüzde gedın yerıni de onu temsil eden bllir adama vereceksın para kerler Hezarfen Ahmet Çelebl nellıkle halkın pek tammadığı başka türden kâğıtlar, senet yı. Üstelık günümüzde bu a mısali uçuşa gectıler. ve müzik zevklerı caz müziğinler, tahvlller, bonolar v.b. alı damlar tavuğa epey para yuEski sımyagerlık ıstemeden den türeyen türlere yatkm olyor. Günümüzde servetin bif murtlattılar eski simyagere modern kimya bilımini doğur mayan küçük müzisyen gruplayerde durması değıl, dolaşma oranla daha başarılıyaılar. muştu. Bu yeni sımyagerlik rınca hâlâ çalmdığım söyleyesı önemli. Kac tur atacak, kac «Para yapmak» denen şeyin lım. de belki günümüzün Türkiye'2aman lcinde? Her turda mık sırrını, «altın yapmak» icm uğCazın kökenıni düşünecek osınde, halk acısından, ekonoml natıs gibl kuyruğuna ne kadar raşan simyagerlerden daha iyi biliminl doğurur. Doğurursa, lursak, bu müziğin orta sımf beyaz kent aydınlarına hitap etek servet takarak geri gelecek? bilıyorlardı görünüşte. Simyabu da az şey değil. mesini nasıl açıklayabiliriz? Bu Başlı başına bır «ilim», diyesoruya çeşıtlı cevaplar verilceksinlz. Öyle, ama öbür yanmıştır. Bazı yazarlar cazı tıcadan bunun «ilmini yapanlor», ri müziğe üslun küan yanın yanl ıktısatçılar, dünyanm en melodıklıği ve ritmik canhlığı zengin ınsanları değil. Demek olduğunu ve böylece populer Işin icinde başka türden becedans müziğınl dinlemiş olan rller var. daha akıllı kişinin ilgisini çekeceğini ıddıa ederler. BaşkaZENGİN OLMAK ZORDURI lan daha üeri giderek cazda çalkantılı ve hızlı yirminci yüzOrtaçağda da güctü, şımdl yıl hayatının anlatımını görürde güc zengin olmak. Ortacağ ler ve bundan dolayı cazın bıda kontun, markinin oğlu olaettığmi Serdar TURGUT ze doğal olarak hıtap kokenırak doğmayı başaranlar zengin söylerler. Ayrıca cazın oluyordu. Onların dışındakılere nı oluşturan ınsanlarm tam bır toplumsal değışme ve karmahayat pek fazla şans tanımıyordu. Şımdl de bıraz öyle demerikalı eleştirmen Pauline Kael'in ciddi bir film seyir şıklık çağındakı insanlarla ozcisının duygularını çok ıyı ıfade eden bır sozü var; «Işık deşlık kurarak içimızdekı denn ğil mi? Gerci bızde de pek çok lar söndüSü ve tüm umutlarımızın perdeye yoğunlaştığı o bir ihtayaca cevap vermesinkişi şu yakın dönemde «köşevl an gibisl yoktur» Şanslıyız ki, özellikle son yıllarda, umut den dolayı ınceünıs kentlilerin dönmeye» koşuştu, ama toplumda bu kadar insana done lar gerçekleşmış olarak ayrıldığımız film sayısı oldukça arttı. caz müziğinde yeni bir tür müzik heyecam bulduklan konusu cek köşe sayısı yetmedi. Ge Sinemanm kendi içindekı dınamık gelişmesımn, her geçen gün da tartışılmıştır. Son olarak kendinı yenilemesinin izleyicisiyiz. ne de, zenginlık ne kadar güc bazı araştırmacılar cazı gelışerışilir olursa olsun, ona göz Sınema dili altmışlı yıllardan itibaren öyle hızlı bir gelişme tıren zencılerın hayatlanm bekoyanlar tarihin hicbır dönegösterdi ki, sanıyorum bugun sanatçılar arasında en çok bır film lirleyen baskı ve guvensızlık minde eksik olmadı. " yönetmenınin ürünüyle tatmin olma şansma sahip olduğu söyle koşullarınm şımdi çoğumuzun nebılir hayatındaki özellikler olduğunu Ortacağın resmî teorisl senve akıllı msanın bu duygunun Ûmeğm Cappola, Hollywood endüstrisıne alternatil olarak yörler, kilise.ve köylülere yer farkına varan ve caz muzığını kurduğu stüdyosunda (Zoetrope Stüdyoları) kişisel fantezılermı değerlendirme yönünde bu tanımıştı. Ama tüccarlar ve yazmaktaaır perdeye. Ama hepsi bu kadar. Bu eğilim, sınema* duyguya tepkı gösteren kişi olsarraflar da o düzen içlnden nın eğlendırirken düşündürme potansiyehnden, düşundürme öğe duğunu israrla söylerler. türeyebildıler. Soydan gelmesıni atmış durumda. yen bır servetin kışısel çabayNedeni ne olursa olsun, caz müziği çökeceğini ileri süren la nasıl kazanabildığınl onlar New York okulunun belgesel filmi eğıtıminden geçmiş bazı yö eleştirmenlen sürekli olarak gösterdıler. Çağımız da sıfırdan netmenler ıse Amerıkan sıneması ıçmdekı başka bır eğılımı yanboşlayıp mılyarder olan iradelı, bitmaktalar; bırey uzerıne yogunlaşan tılmler bunlar, «yanlızngın yalancı çıkardı. Bu tahminlerın sineması». Tabu Amerıkan sınema geleneğınde bıreye dayanma açıkgoz, guclu ınsanların hıkâyenı bır şey değıl, ne var kı bu yem yonetmenlerm bıreyleri yelerıyle dolu. Yanl, bir başka turlıı soyleyecek olursak, top tarklı. Bir kere «kahranıan. değüler. Cenellıkle yalmz, bunalımları olan, sorunıarına çozum bulamayan kışıler. Yanı geıyekien lumda zengınlığın kurumsal, varlar. Martın Scorsese bu türun usta yonetmem. laKsi Şotöyapısal mekanızmaları var; rü'nde kullanılan renk tonu, kamera hareketlerı, Robert de Nıbunlara ek olarak, gorece mar ro'nun duyduğu baskıları seyırcının de duymasını sağlar. De f Njınal, bıraz kıyıda kalmış açık ro New York sokaklarında yurüduğü zaman, belgesel gelenegınalanlar da vor kullanmasım den gelen kamera ıle, biz de onun yanı başında yurumekte, yevbilene. redekı kötülüklerı gormekteyız. Bu büyük, baskıcı şehır ıse onu YAHU DEVE görmemekte. Kendismm varolduğunu gosterebılmesının tes yolu MADENDEN ALTIN YAPMA şıddete başvurması. Işın kotüsü seyırcının bu şıddetı onaylama zorunda kalması, çünkü fılmde yaratüan «Cehennem şehlr» New EM SENîN ARtö Hepsınin ötesinde bir de baş York ımgesı oylesıne güçlü. ka alan var; daha doğrusu, ol1 ^. duğu düşünülebilir. Ortaçağda 1 1 ~" Bıreyler önemüdır tabıi, onların sorunları anlatılmalıdır. Dayaşayan, zengm olmaya kofahası, bireysel psıkolojının fılmleştırümesı, sinemanm ımkanlannı yı takmış bıri olarak düşünün ıyl kullanmasım büen bır yönetmen içın oldukça kolaydır aa. kendinızl. Aristokrat değılsıniz, Bence daha zoru toplumsal belırlenmelerı açısından bireysel so. dolayısıyla babadan kalma al runlarm anlatümasıdır. Bu bağlamda Bernardo Bertoluccı, W.W. tınlarınız yok; tüccar da olamı Fassbinder gıbı yonetmenlerm ürunlen dıkkatle ıncelenmelıdir. yorsunuz, sermayeniz, Imkânı Bertolucci'nm memleketımızde daha oynamayan filmi 1900, aynı nız yok. Pekl, başka bir yoiu gün doğan ıki çocuğun çelişkıli arkadaşhklarını anlatmakta. 1945' de Italya'nın kurtuluşu ıle başlayan film, yırmincı yuzyüın başıolamaz mı şu altına sahip ol na dönerek bu arkadaşlığm gehşımim ıncelemekte. Farklı sınıfmanın? Bu koşullarda, başka lardan gelen Alfredo (De Niro) ve Olmo'nun (Dıperdeu) ılişkıletarının elınde bulunan altını ri veriürken, Italya'da yırmmcı yüzyııda ortaya çıkan sınıflar, kendınize akıtmanın çaresınl aralarmdakı ilışkuer ve çatışmalar ırdelenmeye çalışılmakta. Kobulamıyorsunuz. Öyleyse, In nunun boyutlan çok buyük, toparlanması çok guç. Bu yüzden san kendi altınını yapamaz fılmın crıjınalı altı saat. Sinemanın tum ımkanları ustaca kullamı? Bu soruyu soranlar Orta nılsa bıle, hayatm tum karmaşıklıgını butuncul bir şekılde fümcağda «simya» diye bildlğimız leştırmek belki de mümkun değü» şeyi başlattılar. Yanl, birtakım Lill Marleen'm yönetmeni Fassbindar Ise, lnsanlann gerçek elementlerl birbirine karıştıra karıştıra sonunda altını bul çıkarlarım açıkça gorup, bunlan elde etmek ıçın mucaaele etmedıkçe toplumda gerçek bır değışımın olamayacağı, hıçbır inmayı, «kendl altınını kendin sanın başkalarmdan «bağımsız» yaşayamıyacağı fıkrmde. Birey yap»mayı denedıler. üstune yogunlaşan sinemanm tamamen karşıtı bir eğıhmı temsü etmekte Fassbinder. Kendısı sosyalist olduğu halde yapcığı fılmBu slmyagerlik mantığının ler sosyahstleri çok kızdırmış, kadın haklarmm teorık savunuKrıstof Kolomb'unklne yakla cusu olduğu halde «feınınlst»ler ateş puskürmekte filmlerıne. Herhangı bır kavramm, omeğın «sosyalist kişi» kavramının, şan bır yanı var gibl gelıyor teorık çağrışımları üe gerçek hayattakı görunumünün aym olabana. Mani, «Madem ki aioğumayacagını vurgulamakta Fassbinder. Lili Marleen'de de bu yakya doğru giderek Hlndiston'a laşım var; Hitler dönemınde acı çekmış Yaiıudileruı arasında varmak güçmüş, ben de batıya da kötülerin olabileceğını söylüyor yönetmen. giderek varırım» mantığı var ya, bu da öyle bir şey. InsanTüm bu arayışlar bir sonuca varmış değil, bır sonuç oimalar önemli şeyleri hep Isteme sı beklenemez zaten. Bu arayışlar nedeni ile sinema sarıatı her den buluyorlar galiba. Kolomo gün kendinı yenıleyecektir. Bırey toplum iuşkisı sınemaıaştırılırHindistan'a gıdeyim derken A ken unuuılmaması gereken önemli nckta kameranın kaçınılmerika'yt buldu; simyagsrler maz bir bıçımde öznel olduğudur. Hayatın tum karmaşıklığı gösterilemez, sadece bir kesıtı anlatüabüır, ayrıca o da yonetmede onca aradıklan altını bulanın bakış açısı ile anlatılmaktadır. Antonıoni kameranın oznel madılar ama, hic akıllarına gel meyen bir şeyi. modern kimya nıteliğının tamamen bılıncinde olan ve bunu seyircıye de anlatmaya çalışan bır yönetmen. Yolcu filmuıın son onbeş dakıbillmlnl buldular (ya da bulunkası bu açıdan bır başyapıt sayılabilır. Jack Nitholson bır momasını sağladılar). Oeminki A tel odasında yatağına uzanmış, yanında gelen kız da (M. Schneımerika örneğiyle arada önem der) dışanya çıkmıştır. Kamera Nicholson'dan yavaş yavaş ayli bir fark var: Cünkü Amerinlır, odanın içinde dolamr ve pencereye yönelır. Bu yönelış son derece yavaştır. Dışarda hayat devam etmekte, kız dışarda ka'nın bulunması Hindlstan'ı dolaşmakta, penoerenin kenarında bir görünüp bir kaybolmakyeryuzünden silmedl, oysa klmyanın bulunması slmyonın tadır. O sırada bir araba gelir durur. Seyırci tüm Dunlan odavarlık nedenıni ortadan kaldır nın İçlnden, pencereye çok yavaş yaklaşarak görnıektedir. Dışarıda bulunmak, tam olarak neler olup bittiğinl görmek isteru dı. Cünkü klmya elementıerın ama kamera izln vermez. Nihayet kamera pencereye yaklaşıp Indlrgenmezliğinl, dolayısıyla dışanya çıkar fakat bu arada arabayla gUen adamlar eve gıı altının aimal edilmazliğini» soy mişlerdir. Bu sefer de odanın içinde olmak isteriz ama kamera lüyordu, onca otoritesiyle. bir kere dışanya çıkmıştır artık. Kamera bJr dönüş yapar, evın dış duvarlanm tarar (adeta olayın olduğu yeri arıyor gibidır) ve odanm pencere dışmdan çekimini verır. Kameranın Oznellığı KÂĞITTAN SERVET YAPMA ancak bu kad&r vurgulanabilırdi. Böylece, yönatmenin gösterdıŞlmdı, Ortacağ'dakl bu «ilmı ğı şeyter kadar dışarıda bıraktiRİannı da tesbit ederek ideolojislmya» tutkusuyla, bugünlerde si hakkmda bir fikir edinebiUria. toplumca yaşadığımız «bankerllk» arasında da bir benzerlik var glbli Hip değilse l?in Caz müziginin gelişmesi S Erkek para, kancsk para S. BÜLUT Turk lirası, tedavul ta rihınde hıç bugunku ka dar popüler olmamış, dillere duşmemiştir sanınm. Iç tedavulde «bu lunmaz madenliğe» yük selmesi bankerlik kurumlarını gundeme getırmış; sonra d a olanlar olmuştu. Geçen gun ıki vatan daşımızın bu konudaki goruş alış verışlenne ta nık oldum. Bankere para yatır (a) mamış vatandaş, bankere para kaptırrmş vatandaşa alaylı bir ciddiyetle sunlan anlatıyordu. Abi, bir erkek para vardır, bir kancık para.. Erkek para doğurmaz ama baş da ağrıtmaz, be nim param erkek para işte.. Sen ille de param kancık olsun, dedin. Eh, o da doğurdu doğurmasına ama baş agrıtır böy le... Gördünüz mü, kabak yine kadm milletinın ba şında patladı!.. Her yolun Roma'ya çıktığı ülke neresidır bılmem a, ma her olayın altmda ka dın parmağı aranan ve bulunan bir ülke varsa, o da Türîtiye'dır sarnrım. Kancık kehmesi, di Şiliği ve kalleşhği içinde barındırır. Banker para. böylece kadmın •bilinen» şeytanlığmin O ve kancıklığınm (') bir kere daha doğrulanmasını sağlıyordu Bankere para kaptıran adam da buna itiraz etmedı. Otekine: «Hadi ha di, senin elinde olsa sen de yatıracaksın» demek le yetindi. Sonuçta bankerlik ola yı açıklanmamış olarak kalırken (ideolojinin işlevi, açıklamak değil ört mektir) geçmiş ideolo jik bir öge bugün yeni den doğrulanmış oluyor du. Oyle doğrulanmış bir şey ki. bankere para kaptıran adam, o akşam gidip, karısını dövmüştür b'le. Döverken «bu iş sizin gibilerin yüzünden oluyor» da demiştir muhtemelen. O ideolojiye hiç de aykırı değildir bu. SimyagerSikten bankeriiğe TÜM ZAMANLARIN EN tYİSİ Caz, önce okur yazar olmayan zencilere hitap etti ve kırk yıl içinde fahişeler mahallesinden konser salonlarına doğru yol aldı. Müzik otoritelerinin «tüm zamanların en iyi caz şarkıcısı» dedikleri Ella Fitzgerald da bu müziğin sevilnıesinde ve yayılmasında büyük pay sahibi.. ilki cazın «çıigın yirmilerin çocuğu>»nâan öte bir şey olmadığını düşünen ve bu yılların da ulusal gelişme sürecimızde yalnızca geçici bir dönem olduğu inancında olan yazarlardan geldı. Ama hem 1930'larda hem de son on yılda cazın popülerhği sürdü. Aynı zamanda, cazm gelışmesine yardım eden ıki dış etken daha vardır. llkın, Frederick Ramsey'ın Caz Plağı'nm belirttiği gıbı «Cazm küçuk salonlarm samım) havasma ihtıyacı vardır.» Caz çalgıcıları geleneksel gösterı tarzına bürunmemış, leklıisız adamlaraır. Caz, konser sahnelermde ve müzik odalarında geçmiş yuzyıllarda örneği çok olan kolalı gomlekler ve beyaz kravatıaııçındeki adamlarca alışılagelmiş bıçimde çalınmaz. İnsanlarm saygınlıktan ve geleneklerden kurtulup rahatlamak ıçin gittiği yerler olan genelevler ve kuçük barlar gıbi resmi olmayan yerlerde geliştı. Bırmcı Dünya Savaşı dönemınden sonra batakhanelerde ve gizli ıçkı satılan yerlerde caz aynı yakıru lığı ve samımı havavı buldu Cazın gelişmesinüe ikincı dış etken yirmilerin küçük kulüplerinin de bir özelhği olan yakın bir atmosferde dinleyicilerle çalanlar arasmdaki beğeni birliğiydi. New Orleans'da ünlü ya da ünsüz ilk cazcılarm çoğu müziklerini işıten insanlardan ayn yaşamıyorlardı. Ço ğu cazcının kendllerini topluluk hayatına katan başka işleri de vardı. Komşularıyla bırlikte yaşadılar, çaldılar, bırlıkte içtiler; halkın yalnızca sahnede müziklerini icra ederken görebildiği ayn bır sınıfm insanları değildiler. Yirmili yıllarda, bugun çoğu ünlu grup şeflerinin ve müzisyenlerin ken dilerine tapan gençleri ve onlardan daha yaşh hayranları küçük görmesınden doğan belırgın boşlukla kıyaslandığında, cazm dinleyicisiyle icracısı arasındaki ayrüık görece çok azdı. Yırmılerde ve otuzlarda tıcari müzikle caz müziği arasında kı ılışkılerde asıl kültür ıle taklıt kültür tıplen arasmdaki etkileşımın ilgınç bır orneğını görebılinz. Ticari «caz» aşın ününü basit bir özellığ3 borçludur: gerçek caz müzığinın canhlığıyla kolay anlaşılan klasik müzik, «ragtime» ve oda müziginin bir karışımıdır. Az bır dıkkat istedığinden ve hıç derin duygusal tepki uyandırmadığmdan kendılerınde derm bır heyecan uyandırmayan ama bu müziği okumak, dans etmek ya da partıler ve çeşıtli amaçlar ıçın çoğunlukla Dir ar ka plan olarak kabul eden genış bır dinleyiei kitlesine hitap eder. Cazm altın bir çağ yaşadığı ve şimdı düşüş içinde olduğu iddiası doğru değildir. Gerçekte caz müziği hiçbir zaman çok tanınmış bir müzik olmadı. Müzik zevkınin çeşitlendiği, ama henüz radyo ve plaklar aracılığıyla belirli kalıplara zor lanmadığı bır dönemde caz, atalanyla ve taklitçileriyle birlıkte yaşajabiliyordu. Radyo ve sesli sinemalar popüler müziğin tümünü standartlaştınncaya kadar caz, ço ğu yerlerde bulunabiliyordu. Ama radyo, plak ve otomatik pikaplarm geniş bır bıçımde dağılması, ticari müziğin egemen olmasım sağladı. Çünkü hoşa giden bu basit müzik bir sürü karışık üslup ve tekniği içinde barındırdığından herkes aradığını orada bulabiliyordu. Başka müzik türleri geriledi. Ticari müzik, sinema seyircilerınm ve radyo dinleyıcilennın kulaklarma iyice sokulurken, caz otuzlu yıllarda çok az yerde işitilebiliyordu. Otuzlu yıllann ortasmda ticari müzik di riliğini kaybedince, caz geleneğine sarüıp burada gördüğü öz gür ve oynak havayı yakalama ya çabaladı. Bu da Glen Miller, Benny Goodman ve Tommy, Dorsey'in yonettıği grupların üstünlük sağladığı «swing» müziginin doğuşu oldu. Bu çok ünlü üç swing gurup şefinin ilk eğitimlerını caz müziğinde görmeleri ilginçtir. Ticari cazın gelişmesıyle öte ki müzik türlennin yavaş yavaş ama nerdeyse tümüyle bır kenara itilmesi insanların doğal ya da içgüdüsej özellikleriy le değil, bu müziğe alışmaları ve aşılanmalarıyla ilgili bir so rundu. Dinleyicisinden fazla dıkkat istemediğinden, eglence yöneticilerının ve malıyecilerın de kârlı bulduğu gibi, radyo ve sinema aracıhğıyla en düşük ortalama kültür duzeyıne enşerek gelişen bir ölçüde «popüler»leştı. Son beş yıla kadar caz unutulmaya yüz tutmuş gibi görünüyordu. Ama umulduğu gibi üniversiteler yoluyla değü de, geleneklere daha az bağlı liseler yoluyla yenıden akademık çevrelerde canlandı. Bu ilgi artmaya devam eder se caz, müzisyenı ödüllendırme yonünden ticari müzikle ya rışabilecek ve aynı zamanda müzısyene kesinlikle daha çok saygınlık kazandıracaktır. Yine de yukanda tartıştığımız gibi, cazm gelişmesine yar dım eden ikı dış etken (samımi hava ve dinleyenle çalan arasındaki yakın duygu birliğı) bugün nasıl olur da birbirıne yaklaştırılabilir: bunu görmek güçtür. Şüphesiz yenı bir düzenleme yapılacak ve denge bulunacaktır. Yalnızca bu iki koşulun varlığı elbette cazın devamını sağlayamaz. Bir sana tın gelişmesinde, kişiseı deha gibi hesaba kitaba gelmez ögeleri de içeren pek çok etken rol oynar. Derleyen: Mukadder PERKOÇ Sinema dilinin zenginlesmesi A İ *• c k KİM KİME br dılter (/öhu.. flM ölsaydı, ne yi Behic AK Kımbiur, nefer uaparâık nla.. bu Oflllas'taki Peme huorı/m.. Maolesef... d bcnimle uetınmek canıkom
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog