Bugünden 1930'a 5,440,253 adet makale



Katalog


«
»

7 HAZİRAN 1982 Cumhuriyet 9 Ingiltere Mektubu (Baştarafı 14. Sayfada) Benzetmek glbl olmasın Tilrk balesi Türk matoaacılığından bile şanssızdır. Türkler matbaa ile ikl yüz yıl sonra taşınabilmişlerdir. Bale'nin ıse, misakı milli sınırlanndan içeri buyur edllmesi Atatürk'ün 1936 yüında Konservatun kurdurması ile olmuştur. Oysaki bale, çağımızdakl biçimi ile 16. yüzyıldan bert bilıniyor, oynanıyor, Beyredlliyordu. Dernek ki bu sanat kolunda dört yüz yülik rötanmız var. Bu geriden gidişe bir de Batı göztindeki «Genel ı ürklye ve Türklük lmajı» eklenlnce, bir Avrupalıya TürK rtılesi'nden söz etmek, dtipedüz, «abesle isttgal». TUrK 'ütUnü, Türic lokumu, Türk halısı, TUrk sucuğu. hadl tıadi Türk otomobili hepsi iyl de, ardından bir de Türk balesi... Ne münasebet yani? Hem de Ingiltere'de... Müziğin, operanm, balenin Uyatronun, kısacası çağdaş sanatın tüm küçük dağlaruu ben yarattım, dıyenlerin yanştığı ülkede.. Duygu Aykal, Ankara Devlet Opera ve Balesi Koreogtı. Aslmda Aykal'a Devlet Opera Bale Genel MudUrlü^u'nün «Merkex Valilerinden» demek, daha betimsel bir tammlama olur. Çünkü kendilerine birinci dereceden memur aylığı ödenip, buna karşılık kendilerinden. «nlç bir Iş yapmamalan» istenen bürokratlardan. Oysaki Aykal'ın yetişmesi için devlet para, kendisı Ise ter dökmüştür. Onbir yaşında girdigi Devlet Konservatuanndan mezıın olup da yanşma smavlannı kazanıp, Pederal Almanya'da Fransa'da, îngiltere'de eğitimini tamamlamak Duygu Aykal'ın yıllarına, devletin dövizlerine mal olmuştur. Aykal bu konuda sanatsal rüştünü kanıtlamış, beş yıl koreolojl, dans kompozisyon'u gördüğü Londra'da, çağdaş balenin ustalanndan Leonid Massine'nin asistanlığını yapmıştır. Ankara Devlet Konservatuarı, tngiltere'de Royaı Ballet Okulu, Koreoloji Enstitüsü, Batı Almanya Essen Bale Okulundaki, Fransa'da Paris Opera ve Konservatuanndakı çalışmalan ve diplomalan duvarda. Ve 1973'de Türkiye'ye döndUkten sonra sahneledlği, «çoğul., «oluşum», «bulutlar nereye gider», «insan.. Insan» adlı yapıtları bile, türünde Türkiye'de yapılan en iyi Modern Bale örneklerı olarak anılarda kala kaldı. Duygu Aykal, tam maaşlı «Işsizlik» canına tak ettigi içın mi, kırk yaşına varmadan ayağı kolu kırık hale getirilmiş olmasınm dehşetinden mi, yoksa sayın Turgut özal'uı «dışanya, açılalım» çağrısma uymak İçin mi ne 1973'den bu yana koreoğrafisini yaptığı, kendi ürlinü balelerin, filmlerini, video bantlannı, notalannı koltuğunun altına alıp «Türk balesi pazarjamak» üzere Ingiltere'ye geldi. Londra'daki bale topluluklarımn dırektörlerinin ve repertuar yöneticilerinin önüne «Made In Tiirkey» damgalı bale yapıtlarını döktü Duygu Aykal'ın yaptığı, düpedüz «Rolls Royce'lular Mahallesi'nde Anadol satmaya kalkmaktı». tki kamyon yükü limon alırken bile binbir türlü duraksama geçiren. Türk yetkilılerden garantiler isteyen îngilizler. «Bu değişik Ihraç ürünümuze» büyük ilgi gösterdiler. Londra City Bale Topluluğunun bir yöneticisi, Sahiden Mrs. Aykal Türkiye dışmda hiç bale sahneve koy. tnadı mı?. Türk balesi sergilemedl mi?» diyor. Neyse uzatmayalım. Sonunda îngilizler kontratı lmzaladılar. Londra City Bale Topluluğu ekim ayında Daşlıyacak yeni repertuanna Aykal'ın «Bnlutlar nereye & Ider?» adlı balesini aldılar Duygu Aykal Agustos'ta Londra'ya gelerek baleslnin hazırlık çalışmalarını yönetecek. Topluluk «Bulutlar Nereye Gider» Londra dışında yurt içi turnesinde de oynayacak. Aynca 1983 yılı başında Afrika ülkelerine ve Mısır'la îsraü'e yapacağı yurt dışı turnelerinde de yapıt gösterilecek. öncesi ve sonrası (Baştarafı 1. Sayfada) resi tarafından yapılan açıklamada stad kapılannm dün saat 10.00'da kapaftlflığı ve stada giremeyen i?leyicilerin kapılarda beklememesi istendi. Stada girerneyen vatandaşlann maçı te levizyondan tzlemeierı önerilen bıldiri aynen şöyle: «1 Bııgün saat 18.00'de tstanbul Inönü stadında ya pılacak olan BesşiktaşTrab zonspor maçına taşıdıftı önem nedeni ile taraftarlann büyök bir hfivecanla ha7irlandıkları müşahade eriflmektedir. 2 I. Ordu ve tstanbııl Sıkıvönetim Komutanlığı hil dirüerine göre izinsi/ ,oplf»n tı ve gösteri yapılması yasaklandrğından bufrünkü (dünkü) müsabakadan önce, maç süresince ve maç bl timinde Istanbul şehrinde bu yasaklara kesinlikle uyıılacağına inanılmaktadır. 3 Tnönu Stadı faat 10. 00'dan itibaren tamatnen dol mus olduŞ;unrfan vatandasların stad önünde boş vere beklememeleri ve maçı televizyondan izlemeleri tavslye edilmektedir. 4 Her iki kulflbe \e seyircilere. tam bir centilmenîik havası içinde. Türk spor cusuna yakışır bir sekiide ov nayacaklarına inanılan bu marta. basarıyı VP snortrnpn liği teşvik v© takdir edeceğine ve hiç bir surette kanunların suç saydığı uavranışlara müsaade edilmeyecegîne inanılmaktadır. Ancak bu fırsattan yararlanarak kitlelerin davranıslannı tah rik etmek Isteyecek kışktrti cıların fesat ve nifak yaretmasına müsaade edilmemelidir. 5 înönü stadı içinde ve çevresinde her türlü güvenlik önleraleri alınmıştır. Mü sabakanın tam bir sportmen lik ve dostluk havası içinde geçmesi için taraftarlarm, tarafiann ve yflneticflerin azami titizliği göstermeleri ve maç süresince ve maçtan sonra guvenlik kurvetlerinin alacağı, tertiplere yardımcı ornTareft"auyurulur.» obybrn ardmdaki (Baştarafı l. Sayfada) süığı bulunan ve sabıkah kimliği ile çevreye de zaran dokunabilecek bir sanığa getektiğinde kelepçe vurulabilir. Bu zorunlu önlemi uygulayacak olanların özel ve genel koşullan titizlikle tartıp karar vermeieri gerekmektedir. Ancak kaçma ya da saldır ma olasıhğı bulunmayan bir sanığa, hele fikir mıçundan yargılanacah bir kişiye keleoçe vurulmasınm anlamını düşunmek gerehir. Böyle olaylar dışarda Türkiye'ye yönelik eleştirilere gerekçe yaratacak ve uygar dünvadaki etkiler uluslararası forumlarda dile getirilecektir. Kuşkusuz dışardaki gelisme lerl tek ölçü olarah almak da yanlış yorumlara yolaça bilir. Temel aorun $udur: Ya pılan iş doğru mudur? Alt düzeyde bir yöneticinin yanlı$ bir kelepçe uygulaması. tüm yönetimi gereksiz yere pölge altmda bırahabilir Çünkü keleoçe işlevsiz (fonh siyonsuz) bir alanda uygulamaya geçirildiğinde bir adliye önlemi gibi değil, bir baskı aracı niteliğinde yorumlanmaktadır. Kimi zaman kolaylıkla çö zümlenebileceh küçük olaylardan büyüfe yanfettor yaratacak sorunlar üretmeme liyiz. içinde vaşadığımız olağanüstü dönemde zorunluklar ile gereksizliklert btrbirinden ayırmakta özenli davramrsak. darboğazı geçerefe hedefe ulaşmah teolayla$acaktır. *•• (Baştarafı 1. Sayfada) na dayandırıyorlar: Sokaklann pis olmasmın nedeni nedir? Yabancılardır: Kiralann yüksek olmasının?. Yabancılar.. işsizUk? Onların yüzünden Onlan ne yapmalı?. Hemen ülkelerine göndermeH.. Bunlar gibi pek çok soruya böyle jevap verenlerin yabancılara pek iyi gözle bakmadıklan belli. Ve anketçiler böyle bir bakış açısını, «düşmanca» saymakta kendilerinl hakk görüyorlar. Merkezi Bonn'da ÎNFAS adh bir Kamuoyu Araştırma Enstitüsü var. Federal Almanya Basın Yayın Dairesi'nin resmen verdiği görevle böyle bir anket yaptı. Sonuçlan daha önce Cumhuriyet'te de yayınlandı. Anket sorumlusu Dr. Rudat'la konuştum: Bunun başka türlü bir izahı yok. dedi. Bir kimse her kötülügün nedeni olarak sadece, ya da en başta yabancılan görürse onda. «yabancı düşmanlığı» eğilimi görmeyeceksiniz de kimde göreceksiniz? DÜŞMANLIĞIN DERECELERİ Elbette bu eğilim derece derece: Yabancılara «düşmanca» bakanlann. onlardan kurtulmanın çaresi olarak gördükleri yöntemler çeşitli: Birinci dereceden başlayarak bakarsak: 1 Türk lokalinı basan deri ceketliler, en uygun yöntemin «dayak» yoluyla caydırma olduğu kanısındalar. 2 Geceleri duvarlara yazı yazanlar, doğrudan doğruya eylem yerine, «küfür ve tehdid»in de yeteri kadar etkili olacağına inanıyorlar. 3 Adolf Hitler'in o kadar kötü bir kişi olmariıgını savunan «Nasyonal Demokrat»lar daha medeni.. Onlar herhalde tarihten aldıklan dersle dayağı da. küfrü de hiç olmazsa simdilik ilk çare saymıyorlar. Onlara göre. yabancıların hepsi değil ama, (çünkü bir kısmı da Alman ırkına yaraşmayan bazı işler için gerekli), büyükçe bir kısmı trenlere, uçaklara bindirilip gönderilsin, yeter... Hatta kampanyalannın adı da, «Yabancılar Gönderilsin» değil, «Yabancı sayısı sınırlandırılsm.» 4 Biraz daha ince düşünce»li bir «profesörler» grubu var. «Heidelberg Manifestosu» diye bir bildiriyi imzalayıp yayınlayanlar. Bunlar, «Alman halkımn özelliklerinin muhafazası, için bir federasyon kurulup, Almanlan yabancıların etkislnden kurtaracak bütün önlemleri almasını öneriyorlar. AZrNLIK Bu dört grup, tabii bunlara benzeyen ve bunlar arasında derece alabilecek daha birçok grupçuklarla birlikte. Almanya'da hayli küçük bir azmlığı temsil ediyor. Bunun son göstergesi, Kuzey Almanya'da rahmetli Semra'nın ikametgâhı Klel şehrinin başkenti olduğu SchleswigHoUstein eyaletindeki yerel seçimler.. Bu seçimlere Nasyonal Demokrat'lann desteklediği bir aday listesi de katıldı. Tek program maddesi, «Yabancılar sorunu» idi. Listenin adı da zaten öyleydi. KLA... «Yabancıların smırlandırılması için Kiel listesi».. Sloganlan «Yabancılara Stop», Almanya Almanlarmdır», «Artık yeter».. v.s. KLA, sonuçta 3,8 oranında oy aldı Yüzde 5'lik barajm altında kaldığı için eyalet parlamentosuna temsilci sokamazdı.. Soruna geçmişle karşılaştırmalı bir şekilde bakarak, bunu da önemli bir tehlike işareti sayanlar çok. Çünkü, daha önceki eyalet seçımlerinde böyle listeler yoktu. Nasyonal Demokratlar seçime doğrudan doğruya katılırlar ve oylarını yüzde l'in yüzde 1.5'un üstüne çıkaramazlardı. Bu sonuçlar, bu cephede, «yabancılar konusu»nun körüklediği ciddi bir gelişme sayılabllir. HAMBURG'DA Aynca dün yapılan ve bizlm bu •atırları yazarken sonuçlarını biltnediğimiz Hamburg yerel seçimlerine de, aynı sloganlarla katılan bir grup van HLA.. «Yabancıların smırlandırılması için Hamburg listesi..» «Artık yeter» bashklı el üanlarını okuyalım: «Artık yetert 300 bin yabandı, bizim liman şehrimizde yaşıyor. Bunlardan 50 bin yabancının işi de yoktur. 70 bin yabancı ise, burada yasa dışı olarak bulunuyor. Bunlardan 2 bini parasız otellerde misafir ediliyor. (Iltica talebıyle gelip başvurulan sonuçlandınlmcaya kadar masraflan devletçe karşılananlar). tlticalar için vergi mükellefleri sadece 1981'de 50 milyon mark ödedi. Yabancı akımıyla otorulacak evler darlaştı. Biz Hamburg'lulara fazla bir yer kalmadı. Gençliğimiz yabancı esrar satıcılarınin tehdidi altında. Yabancılar tarafından işlenen suçlar artıyur. Bu nedenlerle: Yabancı sayısınm sınırlandınlması için; Geriye dönüşlerin teşvik edilmesi için; tltica hakkı hükümlerinin sertleştirilmesi için: Suç işleyen yabancıların, derhal sınırdışı edilmesi için; HLA'yı destekleyelim.» Bakalım, rahmetli Semra'nın kendini yaktığı, Hamburg'ta HLA'nın aldığı oylar hangi oranda olacak.. Bunu belki bugünkü haberlerimiz arasında öğrenmiş ve bu «yanışın etki derecesi hakkında da bir fikir edinmiş olacağız. MECLİS'TEKÎ PARTtLER Ama, sonuç ne olursa olsun, Almanya'daki «yabancı düşmanlıgı» ya da, «yabancı sorunu» konusunun asıl önemi, bu sağ uçtaki azınlık oylarında Uegil.. Asıl sorun, büyük partilere oy veren Alman vatandaşlarınin tutumlarında.. Ve o partilerin sözcülerinin kendl seçmenlerini de gözeten davranışlannda.. Almanya'da Federal Meclis'te temsil edilen dört parti var. Sağdan sola dogru gidersek, ilk ikisi: Ünlü Strauss'un başkanı bulundugu, sadece Bavyera eyaletinde seçime giren Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) ve Kohl'un başında bulunduğu, seçime Bavyera dışındaki bütün eyaletlerden giren Hıristiyan Demokrat Parti tCDÜ).. Aslmda şimdi muhalefetteki bu iki parti bir parti sayılabilir. Çünkü birbirlerine rakip değiller. Birbirlerini tamamlayıp Meclis'te de tek bir grup oluşturuyorlar. Ama, aralannda bir ton farkı olduğu da mubakkak.. Strauss'un partisi bıraz daha sağda sayılıyor. Sonra gene sağdan, sola doğru gidersek; îktidar koalisyonunun iki partisi: Dışişleri Bakanı Genscher'in liderliğindeki liberal Hür Demokrat Parti(FDP) ve Brandt'ın başkanlığında. Schmidt'in Başbakanlığındaki Sosyal Demokrat Parti (SPD).. Bu partilerin ve sö7culerınin resmi tutumunda, «yabancı düşmanlıgı» ifadeleri elbette yok.. Hattâ, hepsi de, bu konuda ilk cümle olarak, «Yabancı düşmanhgına karşı mücadele»nin gereğini vurguluyor, Nasyonal Demokratlan, KLA, HLA gibi girişımleri açıktan kınıyor. Ama bazı şeyler var ki, bunlann arasında da yabancılara balnş açısı bakımındaıı bir derecelenme olduğunu açıkça gobterıyor. Uk dört grupla aynı kaba koymamak için, onların derecelenmesini ABÇ dıye göstermeye çalışalım. Bir somut örnekle.. Rahmetli Semra'nın ölümü karşısında verdikleri demeçlerle: A) Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) Başkanı Strauss: «Semra Ertan'ın Kendisini yakması acıdır. Ancak, bu Türk kızının protestosunu** genelleştinnek ve semboHeştirmek istemiyorum. Bir süro önce ders notları iyi olmayan bir Alman genci de hayatına son verdi..» B) Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) B°skanı Knhl: Olay hepimiz için üzücüdOr. Yabancı işçilen artık aşağılamaktan vazgeçmeliyiz. Çağnda buhmuyorum. Yabancıları içinde bulunduğu izolasyondan kurtannaya yardımcı olunuz.. Ancak, yabancı isçi 9a yısını smırlı tutmak da gereklidir..C) Hür Demokrat Parti (FDP) Baş kanı Genscher: «Bu olay dehşet vericl bir ihtardır.. Alman halkı yabancılnrı bizlm çagırdıgımızı. buraya davet et tigimizl hiç bir zaman unutmamalıdır. bunu bilinç altına yerleştirmelidir..» D) Sosyal DemoVrat Parti (SPD) Başkanı Schmldt: «Klliseleri, gençlik teşekköllerini. konıı il e ilprlH difter kuru luşları yabancı düsmanlifeı konusunda alınması gereken etkin önlemleri görüşmek tizere 2? haziran günü top lantıva çağmyorum.» Bu demeclenn de Rösterdiği gibi bu konuda büyük partiler arasında da, en azmdan bir uslüp farkı var. Birinci si, Semra'nın intihan için üzüntü ifade ederken. bunu hemen bir Almaı» ço cuğunun intihanyla dengelemeye ça Iışıyor. Ikincisi yabana döşmanlıftma karşı kesin tutum ahyor ama. «yabancı sayisına sınır» konusunu vurguiamayı da ihmal etmiyor. Üçüncüsü olaym «dehşet verici»liğini böyle dengelemele re başvurmadan ifade edebilivor. Dbr düncüsü, derhal somut önlemlere yöneliyor. SEÇMENLERDEN YARISI Almanya'nm büyük partileri ara sında, yabancılar konusu açısmdan bu üslup farkının dışında, esasta da fark lar bulundugunu, daha sonra görecegiz. Ancak, şurası muhakkak ki. INFAŞ anketinin her iki Alman'dan bi rinde var saydığı. «Genlş anlamdakJ», ya da «gizlU yabancı düşmanlıgı eğilimi, bu partilerin hepsinin secmelerin de de var. Adı «Yabancı Düşmanlıgı» diye konulmasa da, yabancılara karşı «antipâtl», yabancılara karşı. «kızgın» lık», «sevgisizllk». ne derseniz dByin, o çeşit duygu lar, ankete göre sa§ par tilerde biraz daha açık. soida biraz da ha az olmak üzere bup.iarın toplam seç menlerinin vansına yakınının duyguZaten öyle olmasa. yabanalara karşı o «wltz»ler bütün Almanya'da bu kadar hızla dola«î!p yayıhr mıydı?.. YABANa r TÜRK Burada konuyu biraz daha somutlaştırahm: Almanya'da «yabancılar so runu» diyorlar. Bu. gerçekten bu kadar genel midir? Yoksa. bizi bütün yaban cılardan daha mı fazla ilgilendirmekte dir?. Galiba, kimsenin kimseyi ve kendl sini aldatmasına gerek yok, her şey onu gösteriyor ki. Almanya'da bugün «sorun» olarak en fazla sözü edilen «yabancılar» başka hiçbiri değil. dogruden doğruya Türkler. Başka görüntüleri bırakalım. Sadece o «witz»lere kulak kabartalım: «Witz» Almanca'da fıkra demek. (Tabil nüktesi de olması gerekea fıkra. ama bu her zaman boyle olmüyor). 1930'larda «Yahudi fıkralar»ı varmı?.. ŞimdiItalyan. Ispanyol, Portekiz falan da değil sadece «Türk fıkralan» var. «Türkenvritz», herkesin bildıği bir deyim artık. Haber ajanslan bunlardan tabii kmayarak haberler yazıyor. Ciddi gazetelerin yorumcuları bunlardan tabii kınayarak almtılar yapıyor. iki büyük Alman Haber Ajansı'n dan birinin bülteninden bir haberyorum. örneği verelim: «DDP Ajansı muhabiriı Ralner Popp bildirlyor. BonnMannheim: Nazi terörü sıra stnda mahalle meyhanelerinin masalarında bellrli bir insan grubunu aşağıla yıcı fıkralar anlatılırdi: «Yahudi fıkralan».. Yahudileri imha hareketini kah kahalarla süslemeye özen gösteren res mi propagandaya da paralel olarak, bu fıkralar SA birliklerinin sarhoşlama saatlerine eşlik ederdi. O zaman üçüncü Reich'm Almanları Salamon ve Izak'la alay ederlerdi. Bugün Ise, sırada Mustafa ile Ali var. 1,5 milyon Türk, artık Alman eko nomik gelişmesini yaratan, «konuk» iş çi olarak değil de Almanya'yı plsleten, «deve sürücüleri» ve «sarmısak oburları» diye görülmeye başladığından be ri. bu düşmanca fıkralar gittikçe yayıl maya başladı. Liselerde bile genç öğrencîler, eğer arkadaşlar» bu sözün ona fıkralardan birini anlatırtarsa, ken dilerini başkalarmdan ve özellikle Müs lüman'lardan üstün sayan bir büyük lük duygusuyla kıkır kıkır gülüyorlars SORUı Türk'lerin üç bayram günü hangi sidir?.. CEVAP: Ramazan, «büyükçöp» gflnü ve ucuz satış haftası.. •Çöp» bir başka «fıkra»nın da ko nusu: SORUt Bir mürekkep balığıyla bir Türk bjribirine yapıştınlırsa ne olur?. CEVAP: Nihayet çalışabilen 8 kollu bir çöpçü olur. Bir başka fıkra da, sadece Anado lu'dan gelen insanlan değil, Anadolu' dan gelen her şeyi kötü görmenin so nucuı SORUt Havadaki bir Türk uçağını neresinden anlarsmız?.. CEVAPs Üstüne bağlanan tepe bagajından.. Devlet Uçak Şirketl Türk Hava Yolları'mn bir adı da, «SanmsakClipper» Toplama kamplanndaki insanı yak ma fınnlarını hatırlatan bir fıkra da şu. SORUt Bir Wolkswagen'e sekiz Türk'ü nasıl sıgdınrsmız?.. CEVAP: Dördünü oturtur, dördünü slgara tabiasma koyarım. Hayvanlarla karşılaştırma acısından da «fıkra» olusturucıılann buluşla rı vars SORUs Bir tavsanla bir Türk arasında ne fark vardır? CEVAP: Tavşanlar daha yavaş ürer* » • » Türkleri aşağılamaya yönelik bir başka fıkra: ' ' Hastanede bîr Alman, bir Rus ve bir Tflrk bebeği yeni doğmuşlar. Babaları hangisinin kime ait olduğunu bilmivor. Alman baba. ben bıı isi çöze rim diyor. Ve bağınyor: «Hayl Hitler.» Alman çocuk hemen hazırola geçip sağ kolunu kaldırarak kendini belli ediyor. Rus çocuk bunu duyunca donuna et mesinden belli oluyor. Türk çocuk; da kirlenen donu temizlemeye başiamasmd8n Bfltün bu fıkralarm Almanya'da yabancı düşmanhgının endişe verlcl bir şekilde artmasmın sonucu oldu&u. uzmanlar tarafından belirtiHyor. Yabancı çocuklann e^itlmiyle ileîli yiiîfsek oiful ö&retmeni Klaus Llebe . Har kort, bu konuda..» DDP Ajansınm. Alman uzmanların bu «fıkra»lan eleştiren görüşlerlne yer vererek devam eden haberyorumu böyle.. Bu «fıkra» konusuna yarm devam edeceğiz. YARIN: «TÜRKLERİN GELECEĞλ Siyasi gruplasmayo (Baştarafı 1. Sayfada) dığımız Danışma Meclisi üyelerinin görüşlerini bugün de aşağıda sürdürüyoruz. ŞERAFETTİN YARKIN (Yozgat)ı «Danışma Meclisı'nde fikir ayrıugınm grup laşmaya gitmesini tasvip et miyorum. Danışma Meclisi'nde 160 üye bulunmaktadır. Herkesin de bir fikri vardır. Bu durum ileride da ha da olumsuz sonuçlar dcğurabilir.» NERMİN ÖZTUŞ (Konten]an): «Çok kritik bir konu. Beni çok üzmüştür. Oku yunca inanmak istemedim Meclis'te bu tür bir gruplaş ma olacağını hiç düşünmemiştim. Son derece üzüldük. Anayasa Komisyonu'nun istedigi kimselerle toplantı yapacağırra ilişkin bir hüküm içtüzükte bulunmamaktadır. Anayasa Komisyonu daha önce üyelerin Anayasa'ya ilişkin görüşlerini almıştı. Bunun dışmda Komisyonun bir çahşma yapacağma ilişkin bir madde de İçtüzükte bulunamamaktadır.» SELÇUK KANTARCIOĞLU (Kontenjan)t «Ben böyle birşeyi bilmiyorum. Bunun olmasınm, bir grup olması münıkün de değil Anayasa Komisyonu Başkanı sık sık toplantılar düzenliyor. Herkes burada kanaatini söyledi. Ben de Anayasa hakkında kariaatlerimi söyledim. Danışma Meclisi'nde grup oluştuğundan bugün mutta Kurul locasmdan bakarak bunu çıkarıyorlar. Gazetelere kadar düştü Danışma Meclisi'ne çengel atmak isti yorlar.» NECDET GEBELOĞLU (Bitlis)ı «Ben o gruplaşmanın içinde değilim ve bilmiyorum. Herhalde normal toplantılar olmuştur. Toplantılar konusunda bana ne bir çağrı geldi, ne de ben hissettün.» ERTUĞRUL ZEKAİ ÖKTE (Kontenjan)ı «Böyle bir gruplaşmalar filan yok. Bun lar, çeşitli çalışmalardır. Uygun dap bulmuyorum zaten. Bana toplantılara katıl mam konusunda herhangi bir çağrı gelmedi.» KAMER GENÇ (Tunceli): «Böyle toplantılann yapıldı ğını üzülerek öğrendim. Bu toplantılardan kesinlikle ha berim olmadı. Amacımız bir takım gruplaşmalarda değil, gerçeklerde birleşerek Anayasa'nin her türlü görüşe açık olabilmesi için ça lışmak olmalıdır. Gruplaşmadan yarar de.ğil, zarar doğar. Danışma Meclisi üye lerinin kuruluş amacına saygılı olmalan gerekir.» NECİP BtLGE (Nevşehir): •Bazı konularda insanların kendileriyle birlikte hareket edecek gruplar araması rtoğaldır. Ama bu işin altm da ne yatıyor bilmiyorum Sen bu işin dtşındayım. Ye ni Anavasa bu şartlarda sağhklı tartışılır mı bilemı yorum.» Danıstay: Devletin (Baştaratı 14. Sayfada) revli idarece giderilmesi ge rekmektedir.» Danıstay 10. Dairesi'nin konuya ilişkin kararında Tokat Asliye Ceza Mahkemesi'nce yaptırtlan bilirkişi incelemesinde 48 bin 905 lira maddi zarar saptandığı büdirildi. tdarenin bu zararın karşılanması yolundaki tsteme yanıt vermeyerek reddettiği dile getirilen kararda şöyle denildi: «Devletin başta gelen önemli görevl kişilerin can ve mal güvenliğini korumaktır. İdare, kendisine ve rilen bu görevin yerine getirilmesi amacıyla önce yptcrli örgütleri kurmak. bu örgütlere olayların üstesinden gelebilecek gerekli personel ile lıizmetin geregi araç ve olanaklan sağlamak la yükümlüdür. Yine Idare can ve mal güvenliğine tecavüzlerin yapılma olasıhğı bulunduğu hallerde bu olaylara karşı engelleyici yoterli ve etkin önlemleri de almak zorundadu*. Her ne kadar davalı idare, savunmasında gerekli önlemlerin almdığını, buna ragmen olayların meydana gelmesinin önlenemediğini ileri surmekte ise de güven lik kuvvetlerinin olayların gellşmesini engelleyememiş olmalan hali bile gerekli önlemlerin zamanında alınmadığını veya alman önlem lerin yeterli ve etkin olmadığinı göstermektedir. Bu haliyle bakılan davada, meydana gelen olaylarda, halkın can ve mal güvenliglnîn korunması şeklindeki kamu hizmetinin dü zeftlenmesuıde ve Işleyişin'dekJ yeterslzlik olarak ortaya çıkan hizmet kusurunun kabulü zorunlu olmak ta ve bundan doğan zararların hizmeti yürütmekle görevll idarece tazmini gerekmektedir.» Sonuç olarak, bilirkişi ra porunda belirtildiği şekilde idare, 43 bin 005 lira tazmi nat cezasma mahküm edildi. Manevi tazminat cezası istemi ise kabul edilmedi Aynca idarenin zarann kar sılanmaması yolundaki işlemi de iptal edîldi. Dava gi derlerinin de idare tarafm dan ödenmesine karar veril dii Konuya ilişkin karar oy birliâiyle alındı.. , Milli Güvenlik (Baştarafı 14. Sayfada) bağlanması tasarlanıyor. Bi lindiğl gibi, tüm Silahlı Kuv vetlerin bir berkez altında birleştirilmesi amacıyla «Silahlı Kuvvetler Yüksek Ögrenim Kurumu» kurulması için bir yasa tasarısı hazırlanmaya başlan mıştı. Yasa tasarısıyla llgi11 olarak Genelkurmay Baş kanlığı llgili birimlerinde çalışmalar balen sflrdürülüyor. Kısa adı «SİYOK» olan «Silahh Kuvvetler Yükselt ÖŞrenim Kurumu» askeri okuliarda, YÖK'iin işlevint ?örecelc. • Saglık karnemi okul kimliğtmi ve pasomu yitirdim, geçersizdir. Radettln MERCAN VEFAT ve BASSAĞLIGI Şirketimizde uzun yıllar çalışmış çok kıymetli kardeşimi? değerli insan. • * • (Baştarafı 1. Sayfada) IMTA'da yapılan bu haksıı de tamamlanması beklenen «iş uygulama sonucu memur olçl memur ayrımı» konusunda mak istemeyen işçUerimîzin, ki çalışmalarda 1 mart 1982 gu ya işlerine son verilmiş, ya da, nü yürürlüğe giren 657 sayılı taşradaki işyerlerine sürülmüş Devlet Memurları Yasasmda lerdir. Sendika olarak çeşitli değişiklik yapan yasanın geçımercilere yaptığımız başvuruci 9 maddesi ile ilinti kurulalar hakh görülerek, ckmeğl 1cak. le oynanan işçilerimizin ise iadesi saçlanmıştır. Sözkonusu geçici 9. madde, «Devlet Memurları Yasasına tşveren, haksızhğı kanıtlatabi kurumlarda sürekll işçi nan bu uyçulaması île Milli statüsünde çalışanlarla, sözleş(Jüvenlik Konseytoîn 14 Eylüi meli personelden yasanın yü1980 tarih ve 3 noiu karan ve rürlük tarihinden 6 ay İçinde 15 no'lu bildirisine aynca, Gememurluğa geçmek İçin yazılı nelkurmay Sıkıyönetim Askebasvnranlann memurluğa geçi ri Hizmetler Koordlnasyon Baş rilebUeceklerl» hukmünü içeri kanlıirımn 11 Aralık 1980 tarih yor. 11 açıklamalannı çiğnemiştir.» Bu durumda, hükümetçe yapılacak çalışmalar da temmuz ayında geçerligini yitirecek olan bu maddeye yeniden işlerlik kazandırüması beklenlyor. (Baştarafı 14. Sayfada) Çahşma Bakanlığı Ankara yetlerden dışalımı isfcenilen ölBölge Çalışma Müdürlüğü, çüde yapamadıkları belirlendi. MTA'da memur statüsilne geçıÖte yandan Sovyetler Birliği rilmek istenen işçilerin memur ile Türkiye'nin dış ticaretini yapılamayacağı yolunda kara yeni ilkelere bağlamak içîn ra vardı. Moskova'ya giden Ticaret BaTürk • tş'e bağlı MTA • İş kanlığı heyeti yurda döndü. Sendikasının başvurusunu ince Sovyetlerle yapılan görüşmeleyen Bölge Çalışma Müdürlü ler sonucu bu ülke ile olan ti ğü, zorla memur kadrosuna ge caretin kliring esasına göre ya çirilmek istenen işçilerin eski pılmasından vazgeçildi. Görüşstatülerinin korunması ve me meler sonucunda iki ülke aramur olmak istemedikleri için sındaki ticaretin 1983 ocağınenstitunün taşra işyerlerinde dan itibaren serbest döviz esa görevlendirilen işçilerin eski sma göre yürütülmesi karargörev yerlerine iadesinı kara laştınldı. ıa bağladı. Sovyetler Zafer ORALKAN Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 7 Haziran ı zartesi (Bugün) ikindi narvazından sonra SuuanohmiCamlin'den ebedi istiratgah'na tevdi edılecektir. Ken.ıi; ne tanrıdan rahmet, kederii ailesine başsağlığı dılenz. GA Ml= DA ve MENSUPLA9I STTRFrFK MTA • İ ş Sendika Genel Baş kanı Bahattin Pınar, dün yaptığı yazılı açıklamada, MTA işverenini MGK ve Sıkıyönetim Komutanlığı kararlarmın aksine dovranmakla suçlayarak, gö rüşlere yer verdi: «Sayın Başbakanımmn çeşit II vesilelerle açıkladıklan gibi, Isçl • memnr aynmı konusunda mutlaka iscinln nzası alınması iUtesi, MTA işverenl, tarafından blce sayılnuştnr. Yalçm Yayınlan HABABAM SINIR 250 TL. Klodfarer Cad. 24/3 Türbe Î S T A N B U L RIFAT ILGAZ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog