Bugünden 1930'a 5,446,570 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet 2 30 HAZİRAN 1982 t >• 4 eorge Ball'un 21 Haziran günü Cura hurlyet gazeteslnde yayınlanan Kıbnsla Ilgili demecl bazı gerçeklerin daha iyi anlaşılmasına ve Amerika Htikumetlerinin TürkYunan anlaşmazlıklan karşısmda tutumunun değerlendirllmesiine olanak veriyor. Ortaya çıkan gerçek şu: Amerikan Ha riciyesl genel olarak Kıbrıs konusunda Türk unsurunu yeterince önemsememiş ve Kıbnsta Sovyetlertn söz sahibl olmamasını sağlama yolunu Yunanhlann kollanmasında görmüs. George Ball'un hangl sözleri böyle bir yargıya olanak verlyor, belirtmeye çahşalım. George Ball tngilizlerin isteğl üzerlne Amerika'nın Kıbrıs sorununu üstlendiğlnl ve ilk olarak bu konuda sorum luluğun kendislne verildlğini söylüyor. Johnson mektubu hakkında söyleyeceklerl elbet onemll. Bakımz ne dlyor: «Türk Ordusunun Kıbns'a çıkması hallnde Yunan Ordnsunun şu veya bu biçimde tepkl gösterecegini, kanlı bir durumla karşüaftüacağını biliyorduk... TUrklye'nln askeri müdahalesine engel olmak içln mutlaka bir şeyler yapüması gerekiyordn.» önceden Kıbns'ta kanlı olaylar olup 1 Türkler katledilmemiş olsa ldl bu geçerll bir düşünce olablllrdl. Fakat maatteessüf bu olaylar olmuştu ve Yunanlstan ve Kıb ra Hükumetlerl üzerindeki etklsi lyl bllinen Amerika bunlara yeterince kesin gl rlşlmlerle engel olmamıştı. Yunanlılara karşı göstermekten sakmdığı sertliği, bu arada Türklere karşı bir katliam olduğu halde Türklye'ye karşı «östermekten çeklnmlyordu. Bu en azından Türk unsurunun yeterince önemsenmemiş olduğunun bir işaretldlr. Bu iki farklı tutumu ile Amerlka Hükumeti adeta bir oldubitti İle Yunanlıların Zürih ve Londra Anlaşmaları dışına çıkarak Kıbnsta Türkler Uze rlnde egemenlik kurmalarında bir sakın ca görmediğlni ortaya koymuştur. Bu tu tum da Türk unsurunun fazla önemsenmediğlne blr isarettlr. Sonra, George Ball'un sözlerinden anlaşuıyor ki, Johnson mektubu oldukça acele ve alt düzeyde kaleme ahnmış olsa da yalnız Dean Rusk değil, Kıbrıs'ın baş sorumlusu George Ball tarafından da görülmüştür ve her ne kadar «Bu mektup bu hall İle giderse Ankara'da lşim zor laşır» demlş ise de o da bu mektubu lstemeyerek olsa da onaylamış ve bunun TürkAmerikan lllşkilerinde fazla blr so run yaratmayacağını düşünmek Dean Rusk'ın «O, senin sorunun olacak» demesl ise Türkiye'yi azımsamanın tlpik bir işaretidlr. Kıbrıs konusunda özel sorumluluk taşıyan Dışişlerl Bakan Yardımcısı ve bizzat Dışişleri Bakanı, Johnson mek tubunu böyle değerlendirirlerse Amerikan Hükumeti Kıbns konusunda Türk var lığun ihmal etmlştir demek sanınm yan lıs olmaz. George Ball'un Kissinger hakkında söyledlkleri Uzerinde de durulmalıdır. Kis singer Kıbrıs sorununu blliyor mu ldl, dikkatle izliyor mu idi, bunu blr yana bı rakalım. önemli olan George Ball'un Kissingerin «Yunan cuntasınm Kıbns'ta dar be yapmasma Izin verdiği»nl söylemesi. Bu elbet George Ball'un blr değerlendlrmeBidlr. Fakat George Ball ciddiyetlnde 6 ABD ve Türkiye TEK YANLI İYİ NİYETLE. TEK TARAFLI ÖZVERİ VE ÖDÜNLERLEDOSTLUKLARKORUNAMAZ UZUN SÜRE. BÖYLE BESLENEN DOSTLUKLAR BİR GÜN HUSUMETE BİLE DÖNÜŞÜR. Hasan Esat IŞIK ve olgunluğunda blr slyaset adamı. tama men güvenmese açıklamaz herhalde böy le bir kanıyı. George Ball bunu «dalgınhk la> Izah edlyor. Bunu kabul etsek blle böyle vahamette bir dalgınhk ancak azımsanan birlne karşı yapılabllir. George Ball'un demecinde Amerika Hükumetlerlnln Kıbns sonmunda Türk unsurunu azımsama işaretlerlnin dışmda kammca çok önemll bir nokta daha var. George Ball «Amerika'nın ana hedeti, Kıb rıs'ın NATO çerçevesinde kalması, Sovyetlerln devre dışı tutulmasıdır» dlyor ve «Sovyetlerln İse kansmasma fırsat verebilecek blr durum yaratmak tstemlyorduk» dlye ekllyor ve demecinln blr yerin de de NATO ve Sovyet koşulu dışında Kıbns lçin bulunacak bir çözüm İçin «Blr tercihimiz yoktu» dlyor. George Ball'un Amerika'nın Kıbns'la ilgill ana hedefi hakkında söyledikleri ne katılmamak mümkün değüdlr. Fakat Amerikan Hükumetlerinln Sovyetlerln Kıbrıs lşlertne kanşmasına fırsat verecek bir durum yaratmaktan sakındıklan nı ve Kıbrıs için yeğledlkleri blr çözüm olmadığmı söylemek çok güçtür. Kıbns konusundaki tutumlan ve hatta politlka ları bu lzlenimi vermemektedir. Anımsanacaktır 1954, 1955'lerde Kıb' n s sorunu Türkiye ile Yunanistan'ı karsı karşıya getirdiği zaman o dönemde Kıb n s daha îngillz yönetiml altında IdiTürk Hükumeti «Bu sorun tamamen NA TO üyesi devletler arasında bir sorun dur, buna NATO çerçevesinde kabnarak bir çözüm aranmalıdır» görüşünü savun muştur. Yunanistan buna karşı çıkmıştır, «Kıbns NATO'nun sorumluluk alant Içinde degildir. bu sorunun görusüleceğt yer Blrlesmiş MiUetler» demiştir. NATO daha çok bu görüşü benimsemlştlr ve NA TO Genel Sekreterine Kıbrıs konusunda «gözlemci» bir islev verebilmek blle bir so run olmuştur. Nitekim konu da Blrleşmiş Milletlere götürülmüştür. Amerikan Hükumeti Yunanistan'ı kollamayı değil de. gerçekten Sovyetlerin Kıbrıs konusunda devreye girmesini önlemeye önem vermis olsa ldl hele 1955'lerde Amerlka'nın NA TO içindeki etkinlik derecesi anımsanacak olursa kabul etmell ki, başta Yunanis tan ve tngiltere, NATO ülkeleri hükumetlerlni Kıbrıs sorununun NATO çerçe vesi dışma çıkarılmaması gerektiğlne ikna edebilmesi güç olmazdı. Henüz bağım sız bir Kıbns Devletl de yoktu. Sovyetlerl Kıbrıs sorunu dışmda bırakmak Isteyenler için yapılacak şey herhalde sorunu Blrleşmiş Milletlere götürmek değil, NATO çerçevesi lçinde tutmaya çalısmaktı. Böyle yapîlmış olsa idl belki de egin, Samir, Şaron... 19401948 yıllannda Arap halkını erkek kadın, yaşlıçocuk demeden süngüden geçiren, tngiliz askerlerlni işkence ile öldü ren katil ve terör çetelerinin kurucuları. Begin, Samir, Şaron... Kırk yıl öncesinin vahşetini bugün Filis tlnlileri toptan imha harekâtıyla yineleyen îsrail Dev letinin yöneticileri. Devletler hukuku, Blrleşmiş Milletler kararlan? Ku rulduğu günden bu yana, uluslararası düzeyde eylemlerinin hiç biri hukuka uygun olmayan, uluslarara sı örgütlerden aleyhlne en çok karar çıkan devlet İsrail Devleti. Ya Fllistinllleri toptan imha harekatına katılan İsrailli askerler? Büyük çoğunluğunun bir yakını Var sova gettolarında Hitler'in orduları tarafından öldürülmüş. Kırk yıl öncesinin o korkunç soykınmında ya şamlarını yitirenlerln çocukları bugün bir başka hal kı yok etme tutkusu içinde. Sovyetler Birligl Doğu Akdeniz bölgesinde askeri ve slyasi nüfuzunu arttırmakta daha «temkinli» davranmak gerekslnlml bile duymuş olurdu. NATO kendist daha Kıbns İngillz ldaresi altında iken Kıbrıs bölgesinin sorumluluk alanı dışmda oldugunu ilân etti. Bu durumda şu gerçeği kabul etmek gerekmektedlr: Amerika hükümetleri, herhalde sadece George Ball'ün değindtği «dalgmlık» tan değil, başka nedenlerle de Kıbns'ta Yunanistan'a dayalı bir çözüm bulmaya Sovyetler'i Kıbns'ta devreye sokmamaktan daha fazla qnem vermişlerdir. Herhalde bu sonuca götüren bir Kıbns politikası izlemişlerdir. Belki de Kıbrıs'ta Yunanistan'a dayalı blr düzen kurulduğu zaman Sovyetler'in burada etkin olmalannm kolayhkla önleneblleeeSini dttsünmüşlerdlr. George Ball'ün Kıbrıs'ın devlet biçlmi hakkmda söyledikleri de bu bakımdan çok ilginç: «Enosis'in Türk Toplmnu ve Türkiye tarafından kabul edllmeyece&inl biliyorduk... Çifte Enosls'l bir olasılık olarak ele aldık. ama fazla peçerll olmayan bir olasılık olarak... Çlfte Enosis, taksimden biraz farklı İdi. Takslm halinde adada bağımsız iki ayn toplura varolacaktı, Çifte Enosis İse Atina ve Ankara'dan yftnetim anlatnına geleeektl». Bu sözlerden söylp bir anlam çıkarılabilir: Yunanistan Kıbrıs'ta hak ve sortımluluklarını Türkiye ile dengell şekllde paylaşmayı kabul etmemektedir, Çifte Enosis düşünUlemez. Türktye'nin Kıbns'ın Yunanistan'a ilhakma göz yum ması mümkün değildlr. Amerika Kıbns'ın Atina ve Ankara etkisinin tamamen dışında bağımsız bir devlet haline gelmesîni sakmcalı bulmaktadır. bugünkü koşullar altmda en uygun eözüm Kıbns'ta şeklen Ttirkiye'yl ve Türk Toplumunu tatmin edebilecek ve fiilen daha çok Atina'nm etkisl altında bıüundunılacak blr bağımsız devlet sekli oluşturmaktır. George Ball'ün demecinde böyle bir görüşe isaret eden bir bölüm daha var. ö n ce Ttirk müdahalesini pek tasvîp etmiyor, bundan da önemlisl 1974'te Kıbrıs'ta cunta tarafından girişilen darbeyi de fazla kmamıyor da Sampson'un işbaşma geçirilmlş olmasmı kınıyor «Kıbns'ta daha sorumlu bir hükümet kurulmasını Isteyebilirdlk» diyor. Başka bir deyimle Kıbrıs içln dilediğl çözüm: Kuvvetll blr Rum yönetlmi ve bazı haklara sahip bir Türk Toplumu. •*• Kıbns konusunda Amerikan hükümetlerl neden böyle bir tutum benimsemlşlerdir? Bunu sadece Yunan lobisine veya Amerîkalüaruj. esk|; Yunan ^ygarb. gına hayranlıklarından kaynaklanan Yunanistan'ı kollama eğilimlne bağlamak bence dogru olmaz. Amerika Birleşik Devletlerl gibl blr devlet mutlaka her şeyden önce Amerlka'nm çıkarlanna önem verir, buna uygun bir politika izlemek ister. Bu tutumun politika ile İlgili bir nedeni de olmalıdır. Bu neden ne olabilir? TUrkiye'nin ve Yunanistan'ın Amerlka'ya karşı tutumlarını ve genelde NATO îçinde izlediklerl politlkaları incelersek sanırım buna blr yanıt bulabiliriz. Yunanistan hükümetleri. Amerlka'yı Kıbrıs'ta ve Ege'de Türkiye'ye karşı iddialannda desteklenmezlerse Amerlkan Yunan Işblrllglnden va7geçebileceklerine oldukça inandırmıstır. Nitekim Türk hükumeti Kıbns'taki 1963 Noel katliamından sonra NATO ile illşkilertnde en ufak bir değişiklik yapma yoluna gitmedigi halde Yunanistan cunta darbesinin zorunlu kıldığı Türk Barış Harekatıtn vesile yaparak hemen NATO askeri örgütünden çekilrniştir, Amerika'yı Türkiye'ye karşı ambargo uygulamava tesvik etmlş ve başarmıstır, Ege'de Türkiye zararına ilerl stirdügü iddlalarmda desteklenmedlkçe Amerika ile savunma işbirügi an'aşması lniüalamayacagını soylemektedir. Türkiye bunun tam tersi bir tutum tçlndedir: Yunanistan'la arasındaki anlaşmazlıklarla Amerika ile ve NATO ile ilişkilerl arasında herhangi bir bağ kurmamaktadır. Hatta denebilir ki bu ilişkilerl gtiçleştirmiş olmamak tçln Yunan hırçınlıklarını azimsamaya. görmezlikten gelmeye çalışmaktadır. Sankl Türkiye Amerlka'ya, NATO'ya «Bize karsı nasıl davramlırsa davranılsm. bizim zararııtııza Yunanistan ne kadar kayırılırsa kayırılsm. biz yine Amerika ile, NATO ile işbirliğine htç blr şey olmamış sribl devatn ederi?» demektedlr. Amerika içln. NATO için önemli olan hem Türkiye İle hem Yunanistan ile, ikisi ile birden işblrligi içinde olmaktır. Yunanistan'ın bu Isbirliği İçin bir koşulu vardır: Türkiye raranna iddlalarmda desteklenmek. Bizim ise Yunanistan'a karşı hiç bir koşulumuz olmadıgi glbl, Yunanlstan'ın blzim zararımıza kaynlmasma göz yumabileceğimiz izlenitıi dahi vermekteyiz. Türkiye ve Yunanistan Amerlka'ya, NATO'ya karşı birbirine böylesîne t,ers politikalar izlemekte devam ederlerse, Amerika Kıbns'ta Sampson darbesîne de izin verir. Türkiye ambargo da uygular. Kissinger Bitsios'a Ege'deki Yunan oldubittilerinin korunacagı hususunda güvence de verir, Rogers Planınm blr kaç kez Yunanistan lehine değlştirilmeslne, Yunanistan'ın Ege'de NAZTM hatta EGEMEN devlet haline gelmeslne yardımcı da olur. Bu biraz da blzim tutumumuzun mukadder sonucu olur. Amerika'yı. öbür NATO ülkeleri htikümetlerini TUrkiye ile Yunanistan arasında eşit mesafede kalmaya ikna edecek blr tutum içine girmez isek. Yunanistan*m hırçınlıklannı görmezlikten gelmeye devam edersek. yalnız Yunantstan'la deKll. Amerika ile ve bütün Batı İle, meşru haklanmıza vakanmıza saygılı koşullar altmda fllşkiler sürdtirebilmemlz gitgi Stavisky ile Kastelli aşyazanmız Nadlr Nadl son aylarda bana birkaç kez Stavisky'den söz açmıştı. Sanırım aklına takılmış bir soruyu kurcalamak istiyordu. İki dünya savaşı arasında gazeteciliğe başladığından Nadir Nadi o dönemin Avrupa siyasasını yakından lzlemiştl, blr bakıma tçinde yaşamıstı. Oysa Stavisky benim belleğimde yarım yamalak bir öyküydü. B Alexandre Stavisky. Rus asılh bir Fransız lsadamıdır. 1886'da Ukrayna'da doğmuş. 1934'to Fransa'da kendi ellerlyle yaşamma son vermiştir. Credtt Municipal de Bayonne adında btr firma kurup plyasaya yüksek falzll bonolar çıkarmıştır. Başlangıçta bonolar kapışılmıştır. Ancak Credit Municipal de Bayonne'un sağlam güvencesl sayılan değerli taşların çalınmış ya da sahte elmas1 lar olduğu anlaşılınca kıyamet koptmıştur. 1933'te tarihe «Stavlsky Rezaleti» diye geçen olayların boyutları büyümüştür. Bövlesine bir kuruluş yıkıldı mı olayın smırları ekonomiden s'yasaya yayılır. Chamonix'de sığındığı villasını polis sarmca Stavisky kendi kendisini öldürmüstür. Ancak yüksek düzeyde kişilerle ilişkilerl ortaya çıkmasm diye öldürüldüğü ilerl sürülmüştür. Zamanın hükumeti çekilmek zorunda kalmıştır. + Başyazanmız Nadir Nadi bu olayı anlataralt blrkaç kez bana sormuştu: Bu Kastelli de bir Stavisky olmasm? Degişlk günlerde birkaç kez sorulan soruya şu yanıtı verdiğimi anmısıyorum: Nadlr Bey. Kastelli halka büyük bankala' rın mevduat serttfikalarım vp güvenilir^ şirketlerin tahvillerinl verlyor; bu senetler karşıhksız değil ki... Bir yanıt Nadir Nadi'yi dovurmadı mı susar;1 ama. bu suskunluk yanıtı onayladı&ı anlamına gelmez. Aradan çok geçmedi; Banker Kastelli yurt dışma kaçtı; olaym kapsamı çok genişledl. Düşünüyorum: Acaba Kastelli skandalı blr siyasal sonuç yaratacak mıdır? Ülkemizde ekonomlk Işlerden sorumlu «Tek Adam» var: Turgut özal. Meşhur Euromoney derglsi Sayin özal'ı «Yılın Adamı» secmiştir. Ünlü Economist'ten başlıyarak Batılı finans çevresinln sözcüleri özal'ı yere göfüe koyamaınışlar. TMF. «Ekonomik tslere Bakmakla Görevli Devlet Bakanmndan çok memnundur. T«rgut özal da Kastelli Skandalı'nı umursamaz görünüyor: « Bunlan» diyor «kflcük rüzgârlardir.» « Bir balonu şlşfrirken bazı yerlerinde fazlalıklar ortaya çıkar, «şimdi fazlahklar iniyor.» « Dimdik ayaktayız.» + Çoğu işadamı, holdingbaşı. sermaye uzmant ve ekonomist de ilginç bir yorunv yapıyort Türkiye kapitalizme yenl alışıyor: halk kafasım duvara vıvra vura parasmı nereye yatıracağmı öğrenecektir: bunlan yaşayacağız. Fransa kapltalizmi 1930'larda dünyanın belll başlı egemenliklerinden birini simKellyordu: dev endüstrislyle ve sömtirgeleriyle koskoca tarihsel deneyimin bir sonucuydu. Fransa, tnglltere'den sonra sanayl kapltalizminl kurmuş ilk devletlerdşn ^btrisiydi. Acaba Fransız halkı Stavisky'nin feliiSteafi kapışırken çok mu deneyimslzdi? Bana kalırsa kapitalizml de ekonomiyi de. halk değil, Turgut özal öğrenmelidir. «Yurttag kafasım duvara vura vuTa ögrenecek» dlyenler çok ayıp ediyorlar; kendllerinin ders almaya gereksinmeleri vardır. Onlar ekonomi bilseler Türkiye böyle mi olurdu. CVCT OKTAY AKBAL B Hfivın B Insanlığa Yakısan... Filistin \ıldızı B IRKÇI, SÎYONÎST ÎSRAÎL DEVLETİ BİR SOYKIRIMINA GİRİŞMİŞTİR. UYGAR DÜNYANIN GÖZLERİ ÖNÜN DE SÜRÜP GİDEN BİR VAHŞET! HİTLER'DEN GÖRDÜKLERİNİ UYGULA YANLAR, FİLİSTİN HALKINI YOK EDEMEYECEĞİNİ BİLMELİDİR1ER. ugün üzerlnde durmak istedlglm bir konu var. Bir yurttaş şu ya da bu nedenle tutuklanabilir, Adalet önüne çıkartüabilir. Duruşmalar aylarca sürer. Sonunda ya mahkumluk kararı verllir, ya da aklama... Diyellm kl, falanca bakanlıkta mühendis, uzman, heklm, hukukçu vb. bir görevde çalışan bir kimsenin başına böyle blr lş gelsin, yanl o kişi önemli bur suçla Adalet önüne çıkarılsın, tutuklansın, aylarca hapiste yatsm, sonra da aklanarak özgürlüğüne kavuşsun... Böyle durumlar herkesin başına gelebillr. Yıllarca hapis yatan, hem de Adalet önünde agır suçlarla mahkum olarak cezasını çeken nice kişiler var ki genel aflarla bütün bu cezaların sorumluluklarından kurtulmuşlar, yeniden slyasal görevlere getlrilmlşler, Bakanlık koltuğuna kadar çıkabllmişlerdlr. 52. sayılı blldiriye ters düşmemek için 1960 sonrasmda bir kaç yıl hapis yattıgı halde daha sonra seçimlere katılıp, Bakan olanlann adlarını veremiyorum. Bunları okurlanm bilirler, anımsarlar. Geçen gün bir duruşmayı izledün. Ülkemlzln tanınmış klşilerlydl suçlanan... Blr derneğe üye olmak, o demek yönetimtnde sorumluluk almaktan ötürü blr takım suçlamalarla karşı karşıyaydılar. Dört beş aydır «içerde»ydiler. Blr insan tutuklanınca durumu ne olur, yani, parasal durumu? Bunu hiç düşündünüz mü? Gazetecl ise aylığını almaya devam eder, serbest meslek sahibiyse yazıhanesini, muayenehanesinl kapatır, ya da bir arkadaşı işini yürütür; ama ya devlet görevlisi İse?.. Diyeceksiniz ki, devlet Adalet önünde hesap vermeye çağrüan, belki de bir iki duruşma sonra serbest bırakılacak, ya da aklanacak bu yurttaşm aylığını ödemeyl sürdürtir, hiç değilse «açık» aylığı verir. Bir insanı tutuklamak, suçlamak, mahkum etmek başka blr olay, onun ailesini, eşlni, çocuklarını açlığa, yoksulluga mahkum etmek bambaşka bir olay... Suçlanan, cezalandırümak lstenen belirli bir «k)şi>, ama o kişinin çoluk çocuğunun, eşînin bunda ne suçu var? Onlar, zaten çektlklerl acılara ek olarak nlye bir dc parasızlık, yoksulluk acısı çeksinler? Bir devlet memuru, tutuklansa da, gözaltına almsa da, aylığını almamalı mı, hiç değilse o aylığm yarısı o klşlnin ailesine ödenmemeli ml? Geçen gün izlediğini! duruşmada sanıkların içinde pek çoğu «işslz» olduklarım blldlrdiler. tşsizlikleri, gözaltına alındıkları, tutuklandıklan için çalıştıkları devlet kapısmdan atılmalarmdan dogan bir acı gerçek... Yüksek mühendis, hukukçu, vb. «içerl» glrdi diye sonunda ne olacağı daha bllinmezken birden Işlne son verlliyor! Madem kl tutuklandın, madem kl Adalet ftnündesln, işinden de ol, yaptıklarının cezasını çek, yakınların da çeksin denlliyor!.. Bunda insanlıga yakışan bir yan var mı? O kişi gerçekten yasalara ters düşen bir ağır suç bile işlemiş olsa, çoluk çocuğunun bunda hiç bir kusuru olmadığmdan, o kişinin devletten aldığı aylık hiç değilse yatı yarıya ödenmelidlr. Blz belirli blr klşiyl ml cezalandunyoruz, yoksa onun eşlnl, allesînl, çocuklarını mı? (Arkası S. Sayfada) Doç. Dr. Yücel SAYMAN îst. Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi versitesine, egitlm kurumlanndan devlet planlama örgütüne kadar, bilimsel araştırma merkezleri, üretlm blrimleri, hastahaneler, okulları... ile tüm devlet kurumlannı oluşturmuştu. Heplmizi şaşırtan da bu ku rumların demokratik yapısı ve işleyişiydi. Demokrasl alanında çok ilginç ve önem li bir deneydi FilıstınlUerin başarısı. Beyrut'taki hastahanede tüm çalışanlar, dok toru, hademesl, hemşiresl, memuru İle her hafta toplanıyor, önce Flllstln devriminln slyasi sorunlannı, sonra sağlık örgütünün ve hastahanenin sorunlannı, yapılanlarıyapılamayanlan tartışıyorlardı. Herkesin eşit söz ve oy hakkı vardı. Aynı toplantüar mahkum, gar diyan, savcı ve yargıçlarm katılımıyla adliye brgütünde de yapıhyordu. Bir mah kum Filistin devriminin so runları kadar mahkemenin uygulamalarını da özgürce eleştirebillyordu. Hastane ve mahkeme aynı amacı hizalamıştı: Filistin insanını, onurlu ve sağlıklı, yeniden devrimin bir parçası yapmak. Hasta, Ucreti blr kavanoz reçelle ödüyor, ya da sağlığı elverdiği oranda, ya tağında Filistin satış maga zalarında devrime gelir sağ lamak amacıyla satışa çıkartılacak bir şey üretiyordu. Filistin'e bağhlık Filistin onuruyla peklşmekteydi. Filistin Adalet Bakanı, «BI zim hukuk slyasetimlz, suç luyu cezalandırmak degll, onu yeniden onurlu ve bllinçli. Filistin devrimlne ka zandırmaktır» demiştl. Üretlm blrimlerlnde Filis tin Devletinl temsil eden memurlarla işçller lç lçe oturuyor, her İki keslm de kendl temsilcilerinl kendlsl seçiyordu. Haftalık toplantı larda, eleştiriler sonucu, ge reklrse, seçenler seçtiklerlni görevden alabiliyorlardı. Ft llstin ünlversitesinin çeklrdeğini oluşturan Araştırma Merkezlnde, dünyanm çeşit 11 ülkelerinde her bilim dalında doktora yapmış genç Filistinlller, özgür bir tartış ma ve eleştirl ortamında. yoğun bir araştırma içindeydiler. Okullarda çagdaş, yeni pedagojik çözümler aranıyordu. tstenilen, bilimsel düşünmesini bilen araş tmcı ve yaratıcı Filistlnli kuşaklar yetiştlrmektl. Filistin Devletlnin kurumları insana egemen değildi. Devlet düzeyinde yepyeni bir demokrasi deneyi sözko nusuylu. Topraksız olmak, savaş lçinde bulunmak Fllistlnlllerl bu soylu glrlşlmden alıkoymamıştı. Yahudi soykırımı «istertsi»nin ruhları kana susattığı günlerde, öldürülecekleri kolayca tahıyabllmek için Yahudilerin göğüslerine sarı yıldız takmaları zorunlu kıünmıştı. Tüm Amsterdam halkı göğsüne sarı yıldız taktı. O günler Amsterdam'da olsaydun ben de bu soylu dayanışmaya katıhrdım. Ama bugün, yakın çagın en vahşi soykı rımına isyanımı dile getiren bu yazımı, Filistin halkı gögsüme taktığım «Filistin Yıldızı» olarak kabul et sln. Kimlleri FKÖ'yü «terörtstler» olarak bllir. Klmilerine göre de, FKÖ, işgal altındakl topraklarını kurt a r a a k isteyen Fillstinlilerln savaş örgütüdür. Dünya kamuoyunda az bilinen gerçek ise. FKÖ'nün «Topraksız Devlet» oldugudur. Topraksız Devlet... Bu tanı mı 1979 nisanında, FKÖ'nün davetlisi olarak gittlğlmiz Beyrufta, Flllstln hal kının olağanüstü zor koşul larda başardıklarını gördükten sonra Arafat'a söy lemlştlk. Bizden sonra giden üniversite öğretim üye lerl, parlamenterler, gazete ciler de aynı kanıyı paylaş tılar: Filistin halkı. kendlnl «konuk» saydığı dost Lübnan topraklannda mah kemeslnden sağlık örgütüne, küçük isletmelerden Unl hudlsl, Hıristiyanı, Müslümanı ile bu topraklann in sanlannm bir gün kardeşçe, barış içinde demokratik bir devlet yapısı altında bir likte yaşayacakları anlatılır. öğretim üyesi arkadaş, ziyaret ettikleri bir Filistin yuvasmda çocuklardan <ts railli çocuk» resmi çlzmelerl ni ister. Kimi uçak resml, kimi bomba resmi yapar. Îsrail sözcügü Filistlnli çocuklarda «insan» çağınşımı yapmaz. Îsrail savaş uçağıdır, bombadır... Yani vahşettir. Ama. «Yahudi ço cuk» kendilerinden biridir. Onunla beraber oynayacak, birlikte şarkı söyleyecek, birlikte büyüyeceklerdir. Îsrail, kurulduğu günden bu yana çıkardığı savaşları. işgal ettlği toprakları, giriştiği katliamı «güvenilir sınırlar»a sahip olma ama cıyla meşrulaştırmak istemiştir. Güvenilir sınırların ne olduğu İse hiç bir zaman resmi açıklamaya kavuşma mıştır. Ama bilen bilir. bugünlerde yaşadığımız soykırımı girlşiml de bir kez daha göstermiştir, «güvenilir sınırlar» tsrail için komşu halkların, özellikle Filistin halkının ve uygarhgının yok edilmesidir. Cumhurivet Lozan 29 (a.a.) Fransız"larla Alman'larm sabahleyln yapmıs oldukları görüşmeler bir netice vermemlştır. Alman yetkllllerlnden temin edlten bilgilere göre M. Von Papen. Versay antlaşmasınm doğu hudutlarına ait maddelerlnin venlden lncelenmesini talep et 30 HAZİRAN 1932 LOZAN'DA DURUM KARISTI mlş ve iki memleketln ordusu arasında Alman ya'nın bugünkü kuvvetleri sevlyeslnde bir eşltlik meydana getiril meslni istemiş ve altm dagıtımının yeniden yapılması suretlyle pa» raların kıymetlerlnln yeniden tespitl fikrirü izah eylemlştir. c IGünün ilanıL TARAFLARIN RIZAS^YLA ••• •SUDGf îsrail'in ortadan kaldırBODRlJM AKTUR mak istedlği yalnız Filisttn kontorhı Mrahk viltator halkı degll; şaşırtıcı bir demokratik yapısı olan Filis^ AUNTA tin Devletl de vahşetin ana hedefi. Îsrail bu hedefe ulaşmak üzere. Ama, aynı devletl, belki bu kez kendl MARMARIS topraklannda kuracak FiMARJI MOTEl listin halkını yok edebile.••„.,..„ 30J0O0TL cek mi? Filistin halkının vatan tutkusunu yakından bilen blri lçin böyle bir sonuç olanaksızdır. Şu anda Îsrail tanklarımn işgali altında bulunan ve insanlâîı BOORUM tsrailli askerlerce fcnrşuna T.M.TOTEL dizilen blr Flllstin mülteci kampında. Filistinll olmanın gururuyla bizlerl evinMARMARİS de konuk eden anne, en küSultanSarM] çük çocuğunu şöyle anlatf.,.. .2O000.TL mıştı: «Bu ogluma blr sığıFETHİYE nakta hamile kaldım. tsrail TUR O T O saldırısmda yer altındakl sıgınağa çekilmlştik. Onlar ,* 18.900.TL yukanda blzler) öldürüyor I00.U" •":>" Cum« lardı, ben aşağıda Filistinll Fıy^tbnmıu o«l oıotn» Ikıamttı • Rrhhrrinu • çocuğuma bedenimde hayat SrrvB v» Vftgılf» dahıM» verdim, Tükenmeyeceğîz.» 8 5 S B k 2610S Beyrut'a giden bir öğretim Kadıkoy A.BCN Turizm üyesi arkadaşın anlattıgını Tel 37 61 0? aktarmadan geçemeyeceğim. Filistinli çocuklara düşmanın Yahudller değil, • Tuzlada Sigortahya bitırkçı siyonlst tsrail Devletl mek üzere olan inşaatta danln olduğu öğretilir ve Ya ire. 20 8141. Güzel Ingiliz mobilyalan taraflann n zasıyla satılıyor. Her gün saat 1218 arasında Beyoglu'nda Polonya sokağında 15 numaralı apartmamn 4 üncü dairesine mü racaat olunması. Cumhuriyet Sahibi; Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.Ş. adına , NADİR NADİ G«nel Yayi" MüdürüMüesjeseMüdürü: Yazı lşl«ri Müdürü: „ HASAN CEMAL EMİNE U Ş A K U G İ l OKAY GÖNENSİNBaun v« Yayan .'Cumhurlyat Matbaacılık ve Gazetocilik T.A.Ş. Pesta Kutusu: 246 IStanbul Tel: 20 97 03 (S Hat) BÜROLAR • ANKARA: Konur Sokakrto.2414 Yenişehlr Tel 175825175866ldare.183335 • İZMİR: Hallt Ziya Bulvarı No: 65/3 T«l:2547 09131230 • ADANA: . Atalürk Caddasi, Türk Hav» Kurumu Işhtnı Kal 2/3 Tal: 14 55019 731 TAKVtM G0NEŞ ÖĞLE İKINDİ 30 Haziran 1982 . AKŞAM YATSI 3.01 5.30 13.17 17.18 20.45 22.47
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog