Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

Cumhurıyet 8 28 HAZİRAN 1982 Kiemurlann KenanMORTAN «Eregi olmayan» kesintiler sürüp gitmektedir. Yıllar akıp gidince «sosyal güvenlik» yönü bir yana bırakılıp, uygulamamn yasal bir olay olmadığı ön plâna cıkar. Gerçekten de Anayasa'mn 48. maddesine göre kurulmuş bir Emekli Sandığı varken, yeni bir sosyal güvenlik kurumu oluşturmanın anlamı da yoktur. Kalkınma yolundaki bir ülkede amaç olsa olsa kaynakları birleştirmek olmalıdır. Yoksa kaynakları dağıtmak değil! 25 milyar toplandı, kasada ise 2 milyar lira kaldı 1ürk memurunun «MEYAK çilesi» 1970 yılmcia başlar. Devlet Memurları Yasasınm yeni den düzenlendiği bu yılda kısaca «Ağustos kararları» adını taşıyan istikrar önlemleri uygulanmaya başlanmıştır. Kalkmmanın finansmanı her dönemden fazla önem taşımakta Kisiler topluca, büyük sayılar halinde, kolay ve ucuza taşmamadığı için, giderek kiiçük araçlann kullanımınm arttığını görüyoruz. Bunun sonucunda da «Trafik Anarsisî» ile sıkışıklıâının Bunalım, s ki 'Ieri topluca taşıyacak sistemlerin yetersizli^indeıı dogmakta kısacası. l Toplu iasm sistemi öldürülürken özel tasına açırlık ve çekicilik veriliyor. T dır. Birinci kaynak tşçi dövizleridir. Türk parası değerinin altı lira düşürtilmesi sonucu vurt dışındaki çurbetçılerimizin «Dövizbank»ı yenıden çalışmaya başlamıştır. Ama iç tasarruflar gerekli düzeyde değildir. Oysa yüzde 7lik büyümeyi gerçeklestırmek için ıç tasarrulların MEYAK yasasının perekçesinde denildiği gibi «cebren» artırılması gerekmek Mustafa EKMEKÇİ Insancıl Yaklasımlar., Banş Derneğl yöneticilerinin duruşmalarmı izleyip Cumhuriyefe döndük. «Istanbul Notları»!» yazdıktan sonra, gazetenin konuğu olarak Etap Marmara'ya geçtim. Az sonra, telefon çaldı: Burası Danışma efendim. Sizin telefon defteriniz Danışma'da kalmış! Yeşil kaplı bir telefon defteri. İç kabmda adınız, adresiniz var. Yeşil değıl, kara kaplı olması gerek. Ya da lacivert1 Biraz yıpranmış olacak... Hayli yıpranımş efendim! Ben yukarıya gönderiyorum. Çok teşekkör ederlm.. Demek çarpılmamışım. defterlml unutmuşum! îstanbul'dayken. hiç izleyemedlğlm DÎSK duruşmalarından birini Izlemek istemiştim. Şükran Ketenci: DÎSK davası 30 haziran çarşambaya kaldı, dedi... Çapa'da Nörolojl Kliniğinde yatan Azra Erhat'ı görmek, bir geçmiş olsun demek tstedim. Emil Galip Sandalcı'ya oraya nasıl gideceğimi sordum... Ziyaret günleri, salı ve pazar günleri. Ama, sen «gazeteciyim» dersen belkl görüştürürler, bir şey yapabilirsin. Azra iyi. Ay sonunda evine çıkabilir, dedi. Gidemedim. Oturup otelde Ahmet Kabaklı'yla ilgili bir davamızın belgelerini hazırladım. Avukat Burhan Apaydın'a gönderdim. Gazetenin mutfağmda, gazeteyi plşlrip hazırlayan arkadaşlarımla konuştuktan sonra, uçakla Ankara'ya döndüm. Ertesl sabah, Ankara'da Erbil Tuşalp'la birlikte Başbakan ülusu'nun 7. basın toplantısmdaydık. Başbakan elindekl yazılı metni okurken. sahneye konan bir renkli TV görüntülerl yansıtıyordu. Konuşma metni, duru bir Türkçeyle hazırlanmıştı. «önem», «grerekli», «oran», «kaynaklardan sağlamak», «köklii», «katma deger» gibl öztürkçe sözcükleri kullanıyordu Başbakan. Bu durumu Nazlı Hanım görse, burun kemiği sızlardı! Baykara, Özal, Erdem, öztrak, Başbakan metni okurken, titizlikle önlerindeki metni süzüyorlardı. Başbakan, «Sayın basın mensuplan, son zamanlarda kamuoyunu ilgilendiren önemli konulardan birf de bankerler olayıdır» deyince, Maliye Bakam Kaya Erdem başını kaldırıp gazetecilere kaçamak baktı. Başbakan Ulusu, «ABD Dışişleri Bakam Haig J.R.'ın ziyareti» konusunu anlatırken, dudakter dan bir gülümseme geldi geçti. Alexander Haig J. R. azizlik etmiş, bir gün önce istifasını vermişti. Kastelli olayı, sorularla gündeme getirildi. Söyleşi sırasmda, konu yine Kastelli'ydi. Ulusu'nun iyi niyetli, Insancıl yaklaşımlarla sorunlara yaklaştığmı birkaç olayda gözledim. Bu nun son zamanlardaki bir örneği: Cezaevlerindeki hükümlülerin de 28 haziran pazartesi günü yapılacak üniversite ikinci basamak giriş sınavlarına girebilmelerini sağlamasıydı. Sorun kendisine yansıtılınca, hemen konuyu Adalet Bakanlığı'na iletmiş, Adalet Bakanlığı da genelge yayımlayarak, hükümlülerden şartlı salıverllmelerlne en çok bir yıl kalanların da ikinci basamak sınavlarına girmelerini uygun görmüştü. Zaman zaman, cezaevlerinde hükümlU ana babalarla çocuklarının yakın görüşme yapabllmeleri gerektiğine değinmiştim. îstanbul'dan Ludmilla Behramoğlu, 20 haziran günlü mektubunda şöyle diyor: «Bugün babalar günü. Babalan içeride olan bizler için buruk bir gün yani. Onlar da içeride elbette çocuklarmı doyasıya bir yana, şöyle bir öpememenin dokunamamanın acısı içindeler. Biz büyiikler herşeye katlanabiliyoruz ama, çocuklarımızdan bunu nasıl bekleyebüiriz? Çocuklarımız yalnız bizim degil, toplumun da malıdır aynı aamanda «Ne yapalım, vaktiyle düşünselerdi de burunlarını sukmasalardı bu işlere» veya «hiç değilse çocuklarını düşünselerdi» diyen zihnlyetlere kar şı savaşmamız gerekiyor oysa ba sıra. Şöyle diyor Ataol bana yazdıgı mektuplarda: ... Çocuğu getirme. Onunla aramda, hiç lstemedigim bir ilişki oluşuyor. Böyle bir şeye alışmasını istemiyorum. Sadece kendim için değil, bu konuda benim durumumda bulunan başka .insanlara da yararlı olabileceği düşüncesiyle bu işin Ozerine gitmek istiyorum. ... Yavruyu dogru dürüst lnsanca görebilmek için avukatımdan adli müşavirliğe blr dilekçe verilmesîni istedim... Bu konuda verllen dilekçeler hiçbir sonuç ver tnemiştir. ... Belli bir yaşın altındaki çocuklanyla babalarıanalan kucaklaşabilmelidlr. Buna klmsenin hiçbir nedenle engel olmaya hakkı yoktur. ... Çocuklarla görüşme biçlmi konusundaki tutumu doğrulayamam. Benim düşünceme göre en büyük acılar kadar önemli birşeydir bu da. Yavruları kendi katı ve kötü cenderelerimlze sokamayız. sokmamalıyız... Sevgili Ekmekçi, sütunlarında bazı anaların mektubunu yayımladığım gördüm. Senden ricam bu konuda elinden eelen yamnandır. Saygıyla selam ederlm.» tedir. Bir başka deyişle, tıer kazanılan 1 liranın 30 kuruş'u tasarruf edilmelidir. Oysa o günlerde başlayan «tüketim histerisi» içınde paradan kaçış, mala ise yöneliş vardır. Bunun Uzerine bir görüş ortaya atılır ve denilir ki: «Emeklilik rejimi memurun geleceğini güvenlik altına alatı bir sosyal sigorta niteliği taşımaktadır.» Bu amaçla, «ek sosyal sigorta olanakları. emeklilik malüllük, ö?üm yardımı, sosyal e ekonomik olanaklar» sergıleyen bir kuruluşun ortaya çıkarılmasında yarar vardır. öneri «ivedi» benimsenir ve 1327 sayılı yasayla Devlet Memurlan Yasasına bir madde ve bir de geçici hüküm eklenır. Geçici maddeyle de «memurun aylıklarından kesilmesi öngöriîlen % 5 memur vardımlaşma kurumu kesenekleri 1.3.1970 tarihi esas alınmak suretiyle kesilmeye başlanır.» Nıhayet 1982 yılmtJa MEYAK'ın tasfiyesine karar verilince Maliye Bakanlıgı yetkılileri bıle donakaldılar. 31. 3.1981 tarihi itıbarıyle memur lardan 25 milyar TL. tahsıl edılmıstı «Aclı emanet»'e alınmış paranın 12,3 milyar TL'i Devle1 Yatırım Bankası'na verilmişti. 9.8 milyar TL'i Hazine bonosuna, 1.2 milyar TL'İ ise devlet tahvillerlne yatırılmıştır. 4,8 milyar TL'İ Emlak Kredı Bankası konut kredısine tahsis edilmişti. Memura dağıtılan ise sadece 474 mılyon TL.'dir. Merkez Bankası MEYAK hesabında ise sadece 2 milyar TL. gözükmektedir. özetle, MEYAK kesintilerinin yüzdp 92'si harcanmıstır. Oysa 1968 1980 dö'neminde devlet sanayiyi teşvik kapsammda 2179 projeye gümrük muafiyeti belgesi vermişti. Yar pılacak ıthalatın CİF kıymeti 185 mılyon TL.'dir. Gümrük muafiyeti tutarı ise 153 milyon TL.'dir. Bir başka deyişle, Dev let alacağı vergiden %82 oranında vaz geçmiştir. Bu durumda «hak» ve «veclbe»lerı eşıt toplum katları ara sında eşit olarak dağıtılmamış bir demokratik toplumda oluşan huzursuzlukların kaynağını da anlamak güç değildir. ımdi bu paralar yasa onerisı Danışma Meclisı genel kurulunda kabul edılecek olursa gen Ödenecektir. Yapılan hesaplamaya göre 24 yıllık memurıyet süresım tamamlamış yüksek okul mezunu bir memur 73574 TL. alacaktır. 3. derecedeki aynı kıdemdeki bir meAraç sayısının giderek arfmasına karşın, trafifi dflzenlemekle görevli memurların sayısı ya azalıyor, ya da artmıyor. Bu da, bu görevlilerin kapasitesi üstünde görev yapmalarına ve dolayısıyla hiçbir yere yetişememeleri sonucunu doğuruyor. Sonuç; tam blr keşmekeş hallni alan bir trafik düzenl sergileniyor kentte. (Fotoğraf: Ali ALAKUS) # Yasa olmadan kesintinin nasıl yapıldığını anlamak olası değil Araç başma düşen memur sayısı giderek azalıyor Son 5 yılda Istanbul'da 50 bin 476 tasıt daha trafiğe çıktı 1~ STANBULLU'NUN bitmez tükenmez dertlerinH den biridir kent içinde bir yerden bir yere gideJB bilmek. Yağmurun, karın damlası düşmeye gorsün yere bir kez. Denız mevsımı açılmaya gorsun... Tüm dünyada büyük kentlerin temel özellig4. olan, çok çeşitli kentsei hizmet ve olanaklardan kolayra yararlanabilme niteliği giderek yok olmakta koca kentte. Şöyle bir bakin çevrenize, bakalım neler göreceksiniz?... Kentin günümüzdeki görunümü, aşırı kajabalıklann yarattıgı büyük yoğunluklardan ol«şuyor. Sokaklar, alanlar. otobüs duraklan, iskeleler. ınsan yığınlarıyla dolu. Kentin yapısının ve ulaşımın doğurduğu sağlıksız bir sonuç... Yapılması gereken bunu yaymak, yoğunluğu azaltarak, kente insansal bir boyut getirmek değil mi?... Peici ya Istanbul'da yapılan?... Kişıler topluca, büyük sayılar halinde, kolay ve ucuza taşmamadığı için, giderek küçük araçlann kullanımınm srttığuıı görüyoruz. Bunun sonucunda da »Trafik anarşisi» ile sıkışıklıgının doğduğunu... Bunalım, kişileri topluca taşıyacak sistemlerin yetersizliğinden doğmakta kısacası. I<!tanbullular yıllardan bu yana. yüzde 9095'in gereksimmi olan toplu taşıma yerina. geriye kalar. yüzde 5'in gereksinimine yanıt veren teker teker taşımaya öncelık verilmesmi: toplutaşın sistemi öldürülürken. özel Banliyö trenini bekliyorsanız, onda da sabırlı olmak zorundasımz. Zamanında gelmeyen bir marşandızin yolu kesmesi, sizın de tüm bedeninizin buz (!) kesmesine neden olacaktır. Ozellikle ışe gidış . gelış saatlerınde kapılarda salkım saçak olmak. gunluk yaşamınızın vazgeçılmez bir parçası halıne gelecektır Ve çoğu kez olum (!) altınızda, «Demoklesin Kılıcı» gıbı... Mınibüslerde onbeş kişılık yere otuz kişı sıgışmak durumunda kalmanızda etkilemeyecektır artık sizı. Arkanızda, posanızı çıkarmak için «memur» edilmiş. habıre itıp duran bir «muavin» görmezseniz. ıçınızde bir boşluk hissedeceksınizdir hemen. Ve de kulaklannı?da, beynınizin içinde, en «bedavasından» Orhan Gencebay abimiz... Iskele aralanndan, arasıra «cjıp» dıye denize düşmezseniz, Istanbullu değilsiniz dernektir üstelik. Yanınızda yörenizde insan pislikleri, sintine artıkları... Vapur iniş biniş yerlerinde canhıraş feryatlarla bağıran insanlar... Hem manevra yapmaya, hem de kendisine «küfürü basan» uygar yolculanna «uygarca» (!) laf yetıştirmeye çabalayan. canı burnunda bir laz kaptan... Beş milyonluk tstanbuld'a gün boyunca hareket içinde olan en azından 2 milyon insan, sabah ve akşam sa» atlerinde ozellikle. etten bir duvar haline dönüşüyorlar çeşitli yerlerde. Ve sorunlanna her gün yeni bir sorun ekleniyor Istanbullunun, «Bir dokun, bin ah dinle kâsei fagfurdan» örneği... Düzenli bir kent kalkınması siyasası olmayan ülkelerde kent yöneticilerine düşen görev; bu şekilde bir si M EYAK öyküsu başlamıştır ama ortada yasası yoktur. Yasa olmadan kesintinin nasıl yapıldığım anlamak olası değıldır. Ama anlaşılan «istim arkadan gelir» savı düzenlemede baskın çıkmıştır. Ş 1970'de 1. MEYAK yasa tasarısı Meclise sunulur. Yasama döneraı 1973'de bitince tasarı «kadük» olur. 1973'de 2. MEYAK yasa tasarısı Meclise sunulur. Bu kez konuyu görüşecek îçişleri Komisyonu kendısine Başkan seçemeyince tasarı yıne kadük olur. 1978'de 3. tasarı Meclise gelir. O da tozlu raflarda kalınca olay unutulup gider.... Ama «ereğl olmayan» kesintiler sürüp gitmektedir. Yıllar akıp giduıce «sosyal giivenlik» yönü bir yana bırakılıp, uygulamamn yasal bir olay olmadıg ön plâna çıkar. Gerçekten de Anayasanın iü. maddesine göre kurulmuş bir Emekli San dığı varken, yeni bir sosyal guvenlik kurumu oluşturmanın &nl3izu da yoktur. Kalkınma yolundaki bir ülkede amaç olsa olsa kaynakları birleştirmek olmalıdır. Yoksa kaynakları da ğıtmak değil! Bu arada MEYAK fonlannın Merkez Bankasında «emanete» alınarak ya da bazı alanlara kaydırümaya başlandığı da öne sürulmektedir. Tartışmalar böyle sürüp giderken, Maliye Bakam Sayın Yılmaz Ergenekon bir önergeyi yanıtlarken 3.3 milyar TL. para toplandığını, 1,5 milyar TL'mn Hazıne bono ve tahvıllerıne, 1.5 milyar TL.'nin Devlet Yatırım Bankası'na tahsis edıldığinı açıklar! Paranın «emanet» edildıği kasada ise 3.3 milyar TL.'den sadece 287 milyon TL. kalmıştır. Bu açıklama üzerıne Turk Hukuk Kurumu Eaşkanı Prof. Muammer Aksoy, 15 kasım 1975'de «Belli amaçlar Içln kesilen paranın vergiye dönüştürülmnıi Anayasa'ya aykırıdır. Zira vergiler özel yasalarla saptanır ve uygulaoır.» demektedir. ıllar akıp glder. Yargı erki MEYAK konusunda olumlu veya olumsuz bir karar alamamıştır. Memur kesiminin tedirginliği çeşitli açıklamalar, davalar, başvurular ile dile gelir. Bu 12 yıllık dönemde yürUtme organı, yasama organından 12 kez kanun gücünde kararname çıkarma yetkisini almıştır. MEYAK'ı asıl Jşlevine kavuşturmak ya da tasfiye etmek yürütrne orgamnın elindedir. Oysa bu kararnameler ile salt bu parayı kullanma yetkisl iştetlllr. Y murun ise bırıkmış 63561 TL.' sı vardır. Örta öğretım mezunu 25 senelık bir memurun bırikmış keseneğı 48735 TL.'dir. İlkokul mezunu 7. derecedeki memurun payına ise 38358 TL. düşmektedır. Ancak 1970 1982 döneminde fıyat artışları da göz önüne alı nırsa gerosk anlamıyla ele geçecek parayı bu oranı düşerek hesaplamak gerekır. Devlet, biraz da «yaraları sar mak anlayışına» uygun olarak geri ödemelerde %60 taız uygulanmasını öngörmektedır. Ama bu çözumün salt ılk adımıdır. Sayıştay denetçısı Sayın Musa Özdemır'm deyışıyle, «Sosyal giivenlik sorununun çağdaş ve bilunsel çözümü için çaİLşmalar yoğunlaştırılmalıdır. Emekli sandığı, SSK, BağKur gibi ayrımlara son verilerek, çalışanların yönetim ve denetimde tek bir sosyal gttvenlik kurumu oluşturuünalıdır.» TABLü: 1 19701978 MEYAK FONUNA KESİLEN TOPLAM PARA: 1. derece 37.770 TL. 2. » 35.001 TL. 3. » 30.597 TL. 4. » ' 26.190 TL. 5. » 22.923 TL. 6. » 20.043 TL. 7. w 17.514 TL. 8. » 15551 TL. 9. » 13.536 TL. 10 » 11.784 TL. 11. » 10.731 TL. 32. » 9.804 TL. 13. » 8.979 TL. 14. » • 8.148 TL. 15. » 7.245 TL. Kaynak: Maliye Bakanlığı NOT: Bu tarıhten sonra dereceler itibarıyle birikmiş keseneklere Uişkin bir hesaplama yoktur. TABLO: JI MEYAK FONLARI: BtRİKEN HARCANAN (Milyon TL.) BtRİKEN TAHSİLAT: 25.007 FAÎZ TAHAKKUKD: 5.871 TOPLAM: 30.884 HARCANAN: D. YATIRIM BANKASI: 12.315 HAZİNE BONOSÜ: 9.885 DEVLET TAHVİLÎ: 1.260 I^MLAK KüEDl BANKASI: 4.865 MEMURA ÎADE: 474 I Kentîn günümüzdeki görunümü. aşırı kalabaiıkların yarattıgı büyük yoğunluklardan oluşuyor. Sokaklar, alanlar, otobüs durakları, iskeleler însan yığıniarıyla dolu Beş milyonluk İstanbul'da gün boyunca hareket içinde olan en azından 2 milyon însan, sabah ve akşam saatlerinde ozellikle, etten bir duvar haline dönüşüyorlar. yasa geliştirmek ya da var olan siyasayı düzeltmek olmalı. Merkezi yönetimleri. kentlerin sorunlan ve bu sorunlann ulusal ekonomi üzerindeki genel etkileri konusunda uyarmak... Ama §u bin yıllık Istanbul'a baktıgımızda, böylesine düzenli bir kent kalkınması siyasasından söz etmek olası mi? Para gerek bunun için, yetişkin eleman gerek... Ve madem ki konumuz trafik, bu konudaki bir noksanlığa da bakmakta yarar olmalı: Örneğin, 1976'da 585, 1977'de 594. 1978'de 580, 1979'da 555, 1980'de 415 memurun görev aldığı Istaribul TrafiK Şube Müdürlüğü'ndeki memur sayısmm 1981 yılında 413'e duştüğü belirtilmekte. Yetkililerin, eldeki bu kadro ile Istanbul'un trafik sorunlanna yanıt veremediklerini belirterek, kadronun artınlmasmı istedikleri... Ve tüm bunları öğrendikten sonra da yetkililerin şu söz lerl pek aykın gelmiyor insana: «Sınırlı bir kadro ile, ışıklı lşaret cihazlan bozuk kavşaklarda, yaya çizgilerl silinmiş geçitlerde memur görevlendirilebilmesi için, bugünkü kadronun en az 200 yeni memurla takviye edilmesl gerekir...» IstanbuTda 527 kilometrelik yoğun trafik güzergahmda 278 önemli kavşak bulunmakta Bu kavşaklann ise ancak 24'ünde çahşır durumda ışıklı işaret cihazı... Bozuklarla birlikte bu sayı 69'a yükselmekte. Ve sonuçta, bozuklar onanlsa bile yine de kavşaklann dörtte üçünde ışıklı işaret ciha7i bulunmayacağı ortaya çıkmakta II taşına ağırlık ve çekicilik kazandınlmasmı. umarsız ve tepkisiz ızliyorlar. ZMANLARIN belirttiklerine göre eldeki veriler, Istanbul'u başka bir kentle kıyasladığımız zaman, ortada bir hareket yeteneği düşüklüğü olduğunu belgeliyor. Nazım Plan çalışmalan sırasında yapılan bir ulaşım anketl. Istanbul'da bu olguyu tüm açıklığıyla ortaya koyuyor. Bu olgu da, dzellikle Istanbul'da, toplutaşın araçlarının geliştirilmesinin onemini açık seçik ortaya çıkanyor. «İnsanlar hareketsizliğe mahkîım ediliyor» derken, sorunun, araçların rahatça bir yerden bir yere gıtmeleri olmadığı açık. Onemlı olan araçlan değıl. kişileri bir yerden bir yere ulaştırmak. Sorun. araçların hareket edememesinden doğan bir «trafik bunalımı» değil, kişilerin hareket edememesinden doğan bir «ulaşım bunalımı» olarak çıkmakta karşımıza. Uzun süreden beri toplutaşın araçlanmn sunumunda hiç bir gelişme olmaması, hatta genel . geçer bazı gerekçeler ileri sürülerek azaltılmasının, artan ıstemin önce dolmuşa, oradan da özel otomobile kaymasma neden olduğunu ileri sürüyorlar uzmanlar. Bunun sonucu, yolların daha çok tıkandığını... Insanlann ulaşım sıkıntılarının araç bekleme, araca binebilme, araç içinde kısa zamanda gıdebilme gibi konulardaki sıkıntılarının daha bir arttığını... Böyle olunca da ortaya bir gerçek çıkıyon Bu da, kişilerin hareketini kolaylaştırmak. Kişilerin teker teker değil, topluca taşmmasına önce^îc'vermek. Hatta, eğer gerekiyorsa, araçlann harekeflerini kısıtlama pahasına kişilerin hareket yeteneğinl artırmak... Ve bu siyasa, şöyle kabaca bir baktıgımızda. araçlann ve direkslyon başındakilerin hakim oldugu bir ulaşım ortamı değil, insanlann insanhklannı bulduklan. rahat, huzurlu bir ulaşım ortamı ve çevre yaratmakta. Halk yığuılanna. emekçi kitlelerine kolay, ucuz. rahat ulaşım olanaklan yaratmaya çahşmakta. Ulaşım sisteminin bir avuç insan için değil, yaygın bir kitle İçin hizmet etmesini sağlamakta... Kuşkusuz bunlann tümü de günümüzde uygulanabilir olmaktan çok uzakta Peki nedir uygulanan?... Bu soruyu sorunca ortaya çıkan görüntü $u oluyorr Otobüs bekliyorsunuz gelmiyor. Geldiğinde binemiyorsunuz. Oysa binmek zorundasımz. Çünkü binemezseniz. başka araç bulamazsınız işinize. evinize vetişmek İçin. Birerseniz. bırakm üstünüzün ba^ınızm paralanmasını, sinir krizleri bile geçirebilirsiniz cabadan. Dolmu?a binmek de bir lükstür ozellikle dar gelirli yurttaş İçin... 0 Hareket yeteneği düşüklüğü Ü M YAİİIN: Yasalara karşın fonlar tümüyle amaç dışı kuUamldı... EMUR sayısının bu düşüşüne karşın ise araç sayısı giderek büyük boyutlara varmakta. Bu da Istanbul'un trafiğinl daha bir içinden çıkılmaz hale getirmekte. örneğin 1977 yılında Istanbul trafiğine 260 bin 073 araç kayıtlıyken. son bes yıl içinde 50 bin 476 motorlu taşıtm trafiğe çıktığını görüyoruz. Böyle olunca. araç başına düşen memur sayısı da düşmekte. Beş yıl önce 440 taşıta 1 trafik polisi düşerken, bu oran 1981 yılmda 778 araca 1 trafik po'isi durumuna gelmiş bulunmakta Üstelik de Istanbul'da kent içl yollann uzunluğu toplam 2415 kilometre tutuyor. Önemli arterlerin uzunkilometrelik güzergâhta Istanbul'un taşıtlan oeşpeşe luğu ise 527 kilometre. Trafiğin yoğun olduğu bu 527 sıralansa, ortalama 4 metre boyundaki Praçlardan 3320 kilometrelik bir konvoy ortaya çıkıvor. Üstüne üstliik bunlara bir de Trafik Müdürlüğü'ne kayıtlı 3337 at arabasmı katarsak... 9 260 bin 973 araçkayıtlı örünüyor YARIN: METRONUN YILLARDIR İSMİ VA» CİSMİ YOK...
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog