Bugünden 1930'a 5,431,190 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

urgunlar sürüyor, çunkü kitaplann her yaprağını yazıların her tümcesini büyüteçle izleyip bunlann ardmda «fikir suçu» arayan ve böyle nitelendirdikleri suçlar için hemen sert önlemler alan kimi yetkililer, halkımızın geçim zorluğu içinde bulunan bir kesitini çökertici «vurgun» suçları karşısında çok önceden ahnması gereken önlemleri bir türlü almadılar. Bu, her dönemde böyle oldu. Anımsayacağımz gibi bu konuda ilk örnek HASTAŞ olayıdır. ' Bir adam çıkıyor, herkesi «ev sahibi yapmak» gibi çekici bir amaca yönelik ş.irket kuruyor, onbinlerce ortaktan yüz milyonlarca para toplayıp milyarder yaşamı sürüyor ve aradan on yıh aşkın bir süre geçtikten sonra hükümet birçok şikâyet ii2erine işe el koyuyor ve o zaman anlaşılıyor ki, ortada ne bir «ev» var ne de bir «kulübe»!.. Ama beri yanda dişinden tırnagından para artırıp şirkete yatıran onbinlerce ailenin varlıgı «deve» olup gitmiş. îşte devlet ancak o zaman uyanıyor ve şirketi kuran kişinin yakasına yapışıyor; ne var ki, «Atı alan Üsküdar'a geçmiş.» oluyor *•• Bir dönem geliyor liberal ekonomi» diye dış kaynaklı bir ekonomi politikası uygulanmaya başlıyor, faizler serbest bırakılıyor, yerden mantar biter gibi. küçüklü büyüklü «banker» bürolan açıhyor ve binleri aşan böyle kuruluslara halk en yuksek faizi verdigi için bütün vanm yoğunu yatırıp aydan aya aldığı faizi eğer varsa kendi gelirine ekleyerek, korkunç enflasyon canavan karşısında, ailesinin yaşamını, kör topal sürdürmeğe çalışıyor. Birkaç ay önceki «Vuran Vurana. Kıran Kırana baslıklı yazımda belirttiğim gibi, bankerler batağmda bütün varlığı yok olanlann sağhklı ve gerçek bir istatfstigi yapılabilseydi görülecekti ki, çok yüksek faiz veren banker reklamlanna ve bunlann tellallanna kapılarak varını yoğunu bankere yatıranlann ancak binde biri. belki de daha azı, elindeki kara parayt isletmek isteyen doymak bilmez servet düşkünleridir. Geri kalan büyük çoğunlugu, aldığı maaş veya ücretle bugünkü enflasyon ortamında evini geçindiremiyen memur, İşçi ve emekli gibi dar ve değişmez gellrlilerdlr. Kentlerde artan otobüs, dolmuş, vapur ücretleri bile kendistne agır gelen bu zümre, çoluk çocugunu beslemek, giydirmek ve okutabilmek için bir yangelir sağlamak amacıyla birikmiş parasmı, ya da evini, bir iki parça mücevherini satıp banker kasasına yatırmıştır. Onlan bu yola iteleyen etken, az önce belirttiğim gibi, enflasyon ortamındaki yaşama güçlüğüdür. Bu enflasyonist ortam ise devletin V Vurgunlar Niçîn Sürüyor? Hıfzı Veldet VEÜDEDEOĞLU güttügü liberal ekonomi politikasının sonucu olarak doğduğuna göre, ne yanınaan bakıhrsa bakılsın, bu acıkh toplumsal dunımdaki sorumluluk doğrudan doğruya devletin bu işleri yöneten yetkililerindedir. Bu nedenle facianin ilacını mahkemelerin, tasfiye kurullannın değil, doğrudan doğruya devletin bulması. banker alacaklılannm alacağmı hükumetin ödemesidir. Böyle bir çözüm yalnız bankerde parasmı batıranların değil, bütün namuslu yurtta^ların yüreğine su serpecek en kestirrae yoldur. Çağdaş ceza hukukunun kurucularından ünlü Italyan cezacıs) Carrara, dolandırıcıhk suçu için şöyle diyor: «... Dolandırıcılık, ne tam bir hırsizhk, ne tam bir inancı kötüye kullanma. ne de tam bir sahteciliktir. Ancak o. başkasinın malvariıgına zarar verdiğj için biraz hırsızlık: başkasmm iyi niyetini sömürdüğü için biraz inancı kötüye kullanma; aldatma ve hiieyle işlendiğt için de biraz sahteciliktir.» Bu satırlan Yargıtay C. Başcavcı Yardımcısı Sayın Hukuk Doktoru Sami Selçuk'un yeni çika n «DOLANDIRICILIK» adh doyurucu monografisinden aldım (1). *•• Efendim «paralarını bankere yatırmasalardi; yatıranlar aptallıklarının cezasını gördüler» deyip bu facianın üzerine bir sünger çekemeyiz. Hükumetin işi, devleti yönetmek, yani politika yapmaktır Bu ise •yalnız buetünü değil, özellikle ileriyi görme sanatıdır». Ülke çapmda. yukanda anlattıgım türden büyük sömürü ve dolandırıcılıklar birbiri ardınca ba$ verdikten sonra, Kastelli gibi büyük bankerlerin işleri sıkı bir denetime baglanmalı, kendileri de her olasılığa karşı izlenip gözetim altmda bulundurulmalı ve onlann elfni kolunu sallıyarak «atmı alıp Üsküdar'a» değil ama uçak biletini alıp rahatça îsviçre'ye kaçmalanna olanak sağlanmamalıydı. Bunun sorumlusu kimdir veya kimlerdir? 12 eylül 1980 müdahalesiyle güzei yurdumuzu silahh vuruşma ortamından ve bir iç savaştan kurtaranlar. artık bu işe kesinlikle el koymalıdırlar. Yukanda adı geçen yazımda özellikle belirttiğim gibi. bizim halkımızın büyük çoğunluğu. devleti yönetenlerin yaptıgı her işte bir keramet olduğuna inanır. Çünkü Türk milletinin büyük göçlerle gittiği her yerde. önderlerinin yöresinde birleşip devlet kurma; yöneticilerine saygı duyma ve inanma geleneğı vardır Bu. tarihsel bir gelenektir Devlet yetkilileri serbest pivasa ekonomi'îivle düzlüfte çıkacağımızı ilân etmiştir. tş bununla da kalmamıs. yüksek faiz yarışına çıkan banka ve bankerlerin uzun süreden beri ardı arasi kesilmeyen çekici vp öpendiriei reklamlarını halkımıza devletin radyo ve televizyonu sunmuştur. $u halde bu facianın sorumlusu, devletine inanan halkın «aptallığı» değildir. Bu sorumlar faiz yarı9ina uzun süre seyircl kahp. küçuklü büyüklü bir takim bankerlerin vuksek faiz oltasi ile halktan para toplaması yolunu acan liberal ekonomi polittkasını yönlendirenlerin ve dolayısiyle de devletindir Artık hükümete düşen ödev gereken bütün önlemleri alıp en ağır yaptınmlari uvgulayarak devletin onurunu kurtarmak ve ona baglı halkın inannnı veniden eüçlendirmektir. Eğer son Kastelli olayı ile de gözlerimiz açılmayacaksa. söylenecek çok söz vardır ama bugünkü siyasal ortam buna elverişli değildir. ••*•*• nln sarsılmasına sebep olmakla suçlanan hükümet çekildi ve bu sonucu doğuran Stavisky skandalı ile onu izleyen olaylar yalnız Fransa'da değil bütün Avrupa'da çok geniş yankılar uyandırdi; hemen her ülkede ve o sırada benlm doktora ögrencisi olarak bulunduğum tsviçre'de gazete manşetlerinden haftalarca düşmedi. Daha sonra d a Stavisky Skandali» adını taşıvan bir kitap yazıldı, birçok dile ve Türkçeye de çevrildi Eârer o sırada Fransa'da dügünce öztrürlüğu olmasaydı. hükümet içinden kendisine birçok yardımcı sağlayan Stavisky örgütünün üzerine künse gidemezdi. •••*• Mali Sistem Yerine Oturuyor,, Ister küçük esnaf ol, ister büyük işadamı; paraya gereksinmen olabilir. Ayın 15'ini gösterlyor takvim yaprağı. Ne yapacaksm? Paralı blrlslni bulup dersln ki: Abl. sana aybaşı tarihlyle bir çek yazayımr sen bana 500 blnl bugün ver. Bizim piyasada lşler böyle görülür; ileri tarih taşıyan imzalı bir çek para gibi elden ele dolaşır. Oerçl aybaşına yazılan bir çeki gününden önce bankaya götürene hemen ödeme zorunludur: çekl yazanın banka hesabmda parası yoksa rezalet çıkar: çek sahibi «karşılıksız çek yazmak suçn»ndan içeri girer, yaşamı söner. Ne var ki piyasada böyle şey yapılmaz; söz namustur: kimse İleri tarihle doldurulmus blr çeki vaktinden önce bankaya götürmez. Çekl veren kişi pvbaşını gözüne kestirmlşse, tam aym birlnde 50 bini bankadakl hesabmda bulundurmaya çabalar. Eğer bunu başaramazsa vay haline... tleri tarihll çek yöntemi mal alımlannda da kullanılır. • Bankalar. Banker Kastellî'ye mllyarlarca llralık «mevduat sertifikası» satmışlar. «Mevduat sertifikası» nedir? Bir banka, bildiğlmiz kâftıt parçasının üzerine «bu hamiline ait mevduat sertifikası karşılığında bankamıza bir mllyon Hra yatıriltnıştır» diye yazıp mührü basarsa ve bu kâgıt parçasını blr bankere 650 bin liraya satarsa «sertifika» serüveni başlar. Banker 650 bine aldığı bir milyonluk kâğıt parçasını müşterisine yüzde 56 faizle pazarlar. Banka sevinçlidir: çünkü kasasına peşin 650 bin llra girmlştir. Banker sevinçlidir: çünkü bankaya 650 bin llra ödemigtlr: ama. 650 blnlik serttfikayı müşterisine bir milyon peştn paraya satmıştır. Müşteri sevinçlidir; çünkü bankPre Wr milyon llra yatırmıştır; ama bu paranın yıllık 560 bin lira falzlni aydan aya alacaktır. Ne güzel dalga değtl mi? • Pekl. sonra ne olur? Banker elindeki bir milyon lirayı yüzde 80 faizle çalıştırmak için açıkgöz bir işadamı aramaya çıkar; ve çoğu zaman bu açıkgözü bulur. Banker Kastelli diye anılan Cevher de böyle açıkgöz işadamları bulmuştu. Ne var ki bulduğu İşadamları Cevher'den de açıkgözdüler ve açıkgöz otduklarından ötürü aldıkları paraları vadeleri doldugunda ödemediler; ekonomiyi yönetenleri de yanlarına alıp bastırdılar Cevher'l... Cevher arada kaynadı. Yalnız Cevher mi? Paraları Cevher'e yatırıp aydan aya faiz bekllyen yüzblnlerce aile ne oldu? Şimdi «Kastelzede»ler aylık faiz alamıyacaklar; «Kastelli Fonları»nı ellerinde bulunduran işini bîlir işadamları paraları faizsiz kullanacaklat. * Bankanm birl Cevher'e ben diyeyim 5. siz deyin 10, beriki desin 15 milyar (paranın ne öneuıi var, muhinı olan insanlık) tutannda «mevduat sertifikası» satmış. Cevher de buna karşıliK ilert tarihlerde ödenmek üzere çekler tfermlş. Banka dedlgin bir aile holdlngi; çeklerin tarihlerî geldlğinde paraları alacak, holdingin ötekl şlrketlerinde kullanacak, yani ailecek iş çevriliyor. Cevher satın aldığı «mevduat sertifikalan»m gereken hızla pazarlıyamıyor; çekler çününde 6denmezse Kastelli karşılıksız çek yazmaktan ötürü dogru mahpushaneye... Ne yapsın adamcağız?.. Ver elini Isviçre. 4t Sözünü ettiğim yazımda. Fransa'da 193^ vıllarında ortaya çıkan «Stavisky skandalı» diye bir rezaletin ortaya çıktığını anlatmışiım: Stavisky adında Rus kökenli bir Fransız işadamı. temeli değerli taşlara dayanan yüksek faizli bonolar cıkarıp halka satmış. Birçok kuruluş ve banka ile ilişkiler kurmus. Hükümetten ve yarg» çevresinden bazı etkin kişilerle de dostluk llişkilerine geçmiş ve böylece yürüttüğü işlerde onlann desteğinî sağlayıp milyarder yaşamı sürmeğe başlamış. Bir süre sonra «değerli taşlar»m sahte olduğu ortaya çtkıp faizli bono alacaklılan Stavisky'nin bürosuna topluca başvurup hükümet yetkililerine de şikâyetlerde bulununca. mahkeme Stavisky'nin iflasına karar vermiş. Alacaklılar sokaklara dökülmüş, çıkan çatışmalarda ölenler bile olmuş. Stavisky dolandıncılık suçundan polisçe yakalanacağı sırada kendini öldürmüç; yüksek bir yargıç da yaşamma kendi eliyle son vermiş. önlem eksikliği yüzünden halkın çok geniş boyutlarda dolandınlmasma ve birbirini izleyen iflaslarla Fransız ekommisi Bereket versin içinde bulunduğumuz siyasal özsürlükleri kısıtlayan olağaniıstü dönemde ekonomik eleştiri özgüriüftü kısıtlanmadığı için. bizler bu konulardaki düsüncelerimizi yazma olanağını bulabiliyoruz. Stavisky'de vine azçok bir «onur kırıntısı» knlmıs ki. kendi canına kıymavı KÖ7e alabilmiş Bizim suntacı mobilya sahtckârları, evsizlere ev kurma» dolandırıcıları. şimdi de «vuksek fab» batıncıları hıcbir duyunç (vicdanl sızısı olmadan ellerini kollarını sallıvarak varlıklı Osmanlıca deyişle «ferih fahur» yaşamlarını sördürüyorlar Dileriz ki Kastelü olayı artık son olsıın. Halktan büyük bir keslminin devlet karşısında sarsılan güveni büsbütün yok olmarian, yeniden kurul«sun Ve artık «Vurgun Döneml» bir daha hortlamamak üzere kapansm: bürokrast içinde faiz vurguncıüinnı destekleyen ve alttan alta haber uçuranlar varsa, onlar da vakalanıp lâyık oldukları cezalara çarptırılsın. Lütfen saflıfeıma vermeyin: türlü bankalann her il ve ilçede şubeleri açılıp dururken, ayrıca bir de «bankerlik» diye adlandınlan kuruluşlara benim taaa başından beri aklım ermedi: zaman zaman bana akıl danışanlara ve emeklilere hep devlet hankalannı salık verdim. Çünkü biz babadan. dededen gelme bir ahskanlikîa «devlet baba»ya inanmıs., herkesi de bu yolda Inandınnağa çalışmış bir hukuk emeklisiyiz. (1) Yasa Yayınlam 46. Bilim/Bilgi Dizislı 5 (tstanbul 1082). Şimdiye kadar dolandıncılık üzertne sayın dostum Prof. Dr. Faruk Erem'ln 1958'te Ankara'da basılmış olan yapıtından başka bir kitap anımsamıyorum. Sayın Dr. Sami Selçuk'un 168 sayfahk bu billmsel monografisinl, ceza hukukuyla uğraşan bütün tüzecllerin okumasını salık veririm. Ya«a Yayınlarını da kııtlarım * HfiVIR OKTAY r, AKBAL CVCT Ramazan, Hoş mu Geldi? ,v (Ojjbasm... HÜRRtYET KALAN SAĞLAR BİZİMDİR.. Oktay Etajl, 24 haziran günlü Hürrlyettekl yazısında «KasteU "nln kaçıs olayı»na deginlyor ve «Gerçi Sayın Oxal'ın serbest piyasa ekonomisine geç rae bshasına 'ölen ölür, kalan saglar bizdndlr' politikası güttügü hllinmek. tedi. Bu açıdan bakınca ne Özat İçin, ne de ötekl yftneHrller İçin bir sttrprlz bahls konıısu olmayabilir.» dlyor Vatandaç yüzlerce kaakaççı tıan> ker tarafından soyulup, sovana çevrillrken boş gözlerie seyreden sorumluların bu defa da aynı şeyi yaptıklarmı ve o yüzden hükumetin Kastelli olayın da da baştan önlem alma becerisini gösteremediğlni ilerl süren Ekçi. daha sonra şöyle diyor; «1989 • lOnerde merdana gelen hlr HASTAŞ olayının hatırası, halft birçok uısanın zthnlnde yaşayıp sitmektedlr. Gerçl bazı cevrelerin "bfiylece ban kerlik denen müesseseler tarihe karışır, onun yerinl bankalar alır* diye riiişünmeal mihnkiindür ama, dojjru olan mflesseseleri öldürerek degtl, ıslah ederpk amaca ulaşabilmektedlr. Yoksa, 'Olen filtir, kalan sağlar btrimdir» diyenler için de bir gün birilerl aynı şeylerj söylerj» «Fatıin devlet Bornyla dflsttk tntulduğu o eski dönemde tasarruf sahfbl vatandas sömürülüyordu. Şimdl bu sömttrtt önlenmif ounaktedır. Vatandas, rfadkoyu hesaplayarak Usarrulunun m a k u ] kMstlıinu altyor artık. Evet bankalar tMF heyett döndük ten hemen sonra alınan kararlar nedcnlyle biraz daha zor dunıma gireceklerdir. Ama bu yolda ısrarla devam edilmelidir. Bankalar maUyetlerini düşürerek, hlzmet vanşına nncellk verrrek uyum sa^lamaüdırlar. Evet paniğin önlenmesi yetmeyecektlr Viiksek faizli vadeli mevduatları genel mevduatlannın İçinde yüksek pay tutan ban kalar zor bîr dönem geçireceklerdlr. Ama bu da onlann kabahatldlr. Hesap larını rioSrıı vapsalardı. 9urada kösevi dönüp düze (ikmaya çok az bir zaman kalmışken, bir banker daha kaçtı diye veııl sistemln mantıtı zedelenmemelidir. Vatandas ytıptıfı fedakarhğın faydasını billyor ve güvenlyor. Seçllen bu güvenll yolda devam edümeUdfr.. ' önümiizdeki jünlerde, haftalarda plyasanın biraz daha durgunlaşması, enflasyonun bazı sıçramalar yapması . beklenmekteyse de fırtına Bnceslnln değil, atlatılmı» ve çerlde bırakılmış bir fırtınanın sesalzHfl bu.» TERCÜMAN Nerde eskl Ramazaniar. dedim blrden. Nerde eski günler, eski insanlar, eski coskular, eski scvinçler? Nerdeler nerde?.. 'Ramazan geldi hoş geldi Baklava tepsisi bos. geldi' diye bağırırdı çocuklar. Boş mu gellrdi baklava, börek tepsileri? . Kımı evlere dolu dolu, kimi evlere boş... On parmak bir mi? Kimi yer kimi bakar kıyamet bundan kopar deseler de, kimileri yer, kimileri de uzaktan bakar!... Geçen gün bir lokantamn vitrini önünde solgun bir delikanh dunnuş bakıyordu. Bir sanat yapıtımn zenginliğine dalmış gibi, vitrindeki dolmalara, tatlılara, bir yanda yağlan akan dönere, pilav tepsisine dalmış gitmiş... Paran varsa girer yersin, yoksa içlni çekersin»... Ramazınm ilk günlerindeyiz. lnsanı çağnşımlara götüren sihirli bir sözcük bu: Ramazan... Eskl Direklerarası'nda çocukluk gunlerln! geçirmis lnsana daha başka tadlar duyuran bir sözcük... Şehzadebaşı'nda doğdum, büyüdüm. Otuzlu yıllarda. elbette ki Ahmet Rasim'lerin, Hüseyin Rahmi'lerin, Sermet Muhtar Alus'lann. Ercüment Ekrem'lerin Direklerarası'sı yıkılmış gitmişti, o ünlü dlreklerin yerinde yeller esiyordu, ama ne de olsa yaşlanmış guzel bir kadın gibiydi Şehzadebaşı, İki yanlı sinemaların uzandığı caddesi, dondurmacısı, kahveleri, çinili fırını, eczacı Asaf Beyi, Acem Kırtasiyecisi ile.» Kendimizi anılara bırakmak ne kadar kolaydır. ŞUndi tuttur, anlat anlatabildiğinel Anıları diriltmek, anılardan anlamlar çıkarmak aldatıcıdır, dolayısiyle gereksiz bir uğraştır. Ne anlatanı, ne dinloyeni bir yere götürmez, bir yarar sağlamaz. Bir düş evreninde dolaştırır yalnızca... Hem anılar yalancı olur çoğunlukla. Aklımızda kalan yaşam parçacıklan, geçen zamanla değişirler. anlatmasını da bilen biriyseniz, dinleyenler o eski zamanlan çok güzel. çok eşsiz benzersiz bir 'şey' sayarlar... înanın ki, o eski Ramazan'lar şimdikilerden çok daha değişik değildi. Kahvelerde Karagöz oynatılır, Ortaoyunu temsilleri verilir, Kel Hasan'lara gidilir. akşam ustleri caddelerde arabalarla dolaşılır, çarşaflı hanımlara laf atılır, daha başka, hepsi budur. tlk gençliğini o uzak yıllann gerilerinde bırakmış olanlann, eski günleri, eski Ramazanlan özlemle anmalan, hele kimi yazarlann o zaman parçalanm ballandıra ballandıra anlatmalan, kendi gençlik günlerinin özlemiyle dolup taşar. Guzellik varsa. anlatmun güzelliğidir; yoksa o yaşantm günlerin değil... Ramazan ayı kış mevsimine gelmeli ki gerçek anlamına kavuşsun. Yaz sıcağında Ramazan'ın, Bayramın tadı yoktur kil Yaz. kendi başına bir bayramdır. Dün de öyleydi bugün de... Bayram, tatil demektir Yaz aylan zaten tatil olduğundan, bayramın olması olmaması bir anlam taşımazdı biz çocuklar için. Düşünüyonım da çocukluğumun bayramlanru hep karlı günler olarak anımsıyorum. llle yağmur yağacak, ille kar düşecek, çamurlu bir bayram yerine gideceğiz. üstümüz başımız kirlenecek, rutubet kokulu sinemalara doluşacağız, kovboy filmlen seyredeceğiz. Sırılsıklam evlere dönülecek... Ramazan bir geçse de bayram gelse derdik. Üç günlük bayram süresince bir tek lira verirdi babam. Gümüg bir liraydı. Koskocaman. Pml pınl. Atatürk Cumhuriyeti'nin Lirası! Büyük bir değerdl. Şimdilerde bir lira ortalarda görülmüyor, beş liraler, on liralar eski beş paralara, on paralara döndü, hafif mi hafif, küçük mü küçük, önemsiz mi önemsiz. Dilenciye verseniz, almaz. Su içseniz, yetmez. Ama Atatürk Cumhuriyeti'nin lirası ile üç bayram günü bo • yunca bir çocuğun tüm özlemleri giderilirdi. Sinemaya gitsen on kuruş, koskoca Melba çukulatası beş kuruş. 'Çocuk Sesi' dergisi beş kuruş. atlı karınca. salmcak yüz para... Hiç biter mi bir lira, yani yüz kuruş!. O gümüş liralan torbalarda saklardık. Bir ara (Arkaaı 11, Sayfada) TERÖRÜN KAYNAĞI FİÜSTİNLİLER., Nazlı Ilıcak, 20 haziran günlU Tercuman'daki yazısmda, Pilistin Kurtulus hareketlntn zamanla çeşitli terör gruplarınm hakimiyeti altma girdiğini, Ürdün Kralı Hüseyin'in bunlan kanh bir şekilde bastırarak ülkesini silahlı çetelerden temizlediğini belirtiyor ve «tsrail yabancı bir devletin topraklarında üstelik sivil halki da katlederek ilerllyor. Glbette bu kınanacak bir tutumdur. Yalnız unutmamak gerekir kl, Filistinll teröristler, Ermeni terörü de dahil olmak üzere beynelmllel terörlzmin kaynaği haline eelnıl«lerdir.» dıyor. « «Olaya soğukkanlılıkla bakanların, ternrün kaynağınızn kurumasından memnuniyet duyduklannı» da belirten Ilıcak, yazısını şöyle sürdürüyor: «Fillsttnliler müsHlmandır. Yurtlan ellerlndcn alındığı ve kamplarda perişan halde yaşadıklan için mağdur dur. Hlçblr suçu bulnnmayan FilistinIt yiizbinle'ce sivllln havatlan tehllkededir. Bütün bu sebeplerden dolayı on lara sempatiyle bakıyoruz. Ama Lübnan'dakl müttecl kamplarında slvll halkla içiçe yaşayan Filistinll teröristler mevcuttur. Bu teröristler, sadece Israll'e vönelik evlemlerdp bulunmuyor, bütün bolçede ve Türklye'de bll lstikrarsızlık unsuru olmaya devam e diyor. (...) Dünyada yaşayan 4 milyon dolayındaki Fllistinliden, sadece 5060 binl sllahlıdır ve bu 5060 hinin küçük bir bölümü hevnelmllel terörttn kaynmğıdn. Olaya soğukkanlılıkla bakanlar, te* röriin kavnağinın kurıunasından memnuniyet duyarken. mllyonlarca Fillstln llnin yurt hasretini anlayışls karsıtlyor ve onlara yardımcı olmak istiyor.» GÜNE$ Cumhuriyet 27 HAZİRAN VJ32 ALMANYA'DA DAHİLİ VAZİYET FENA KARIŞTI Berlin 26 (a.a.) Dün Berlin'de Nazilerle tmpa ratorluk bayrağı teşkilatı arasında yeni bir arbede olmustur. Her iki taraf birbirine ateş açmıştır. Bir çok yaralı vardır. Naziler ayrıca dün ak DRAMATİK FİNAL GUnerl Civaoğlu 24 haziran günlü Güneş'telcı yazısında Kastelli konusuna değinlyor ve uzunca bir süredir böyle bir dramatik finalin beklendiğini, ancak tam kestirilemeyen şeyin «kaçınılm&î sonnn» tarihi oldugunu be Urtiyor. Durumun dramatik olduğunu, bununla beraber, geçen yılki banker lflaslanna göre daha olumlu bir görüntünün sergilenmekte olduğunu belirten Civaoğlu daha sonra şöyle diyor: «...alacaklılar İçin devlet çüvencesi, Merkez Bankasının bankalara kesin desteği, gerekslz bir panlğl Bnlemiş bulunuyor. Para plyasasından çfirüntüler endişe vericl degil. OUven ve serinkanlılık izlenmekte. Krltik gflnlerln aşıldığı çimdiden söylenebilir. MİLLİYET TAM KÖŞEYt DÖNECEKKEN... Teoman Erel, 24 haziran günlU Milliyet'teki yazısında Kastelli olayma değinlyor ve «bu t ü r olaylar vatandaşın tecrübesini arttırmaktadır. Tüksek falzin yüksek risk getireceğini vatandas artık anlamıştır.» diyor. Devletin vatandaşı korumak için müdahale etmesinln sonunda vatandaşa zarar vereceğini, çünkü bu durumda sıkı para politikasının sarsıhp, enflasyon canavannın yeniden azacağını belirten Çrel daha sonra şöyl© diyor: şam Berlin'de şehir mer kezi dahilinde mühim kar paşalıklar çıkarmışlar, se yir halınde bulunan arabalardan vahudi yolculan dışarı atmak ıstememişler dir. ]Günün ilanıL EYİ BÎR VALİDE Evladının sıhhatini düşünen, herhangı blr rahatsızlık sebebiyle zay:f düştüğünü gören bu îiuhasebetle kansıs kalan, iştahsız bulunan ço cuklarına latif lezzetli ve mükemni'Pi bır kuvvet ilacı olan Arsenoferratose vermelidır. dış basın... FRANKFURTER ALLGEMEİNE REAGAN'IN GÜNAH KEÇİS! Pederal Almanya'da yayınlanan «Frankfurter AUgemeine» gazetesinin ekonomt ekindeki bir yorum ABD Ma lije Bakanuun geçtiğimiz günlerdekı bir demecini konu alıyor. ABD Maliye Bakanı Donald Reagan Batı Avrupa'da herkesin yakındığı yüksek faiz oranla nnın düşmek yerine daha da yükselece ğini söylemişti. Yorumda Reagan'ın dl ğer sözlerinden ABD'de tehlikeli bir krizin beklenebileceği sonucunun çı kanlabileceği belirtiliyor. Yorum şöy le devam ediyon «Aynı zamanda ABD Yönettmiyle darphane arasındakl kavga doruguns nlaşmış olsa gerek. Zaten bir süredir darphane yönetlml plyasadaki para mlktannda dengell bir artnj saglaya mamakla suçlanıyor. tddiaya eöre faiz oranlannın yüksekllğinin nedenl, para mlktanndakl «Istenmeyen» oynamalarmıs. Yeniden faiz oranlannın bflM> nietçe bellrlenmestne ml geçilmell?.. tarzmda düşünceler yürütülflyor.. Geri plands damhanenln balhmsizlıjhnı kıs mak ve darphaneyi yönetünin ya da kongrenln emrlne verme yolunda siya sal çabalar var. En azından sonbahar daki seçimlerde çiisterilecek günab ke çisl belli oldu; darphane yönetlml. Ger çl son yıllarda enflasyonla mücadele dekl basarısıyla inandıncılık kazanan darphanenln özerkliğlne dokunu lursa, Başkan Reacan'ın yonetimi inan dıncılığındsn kaybedecektlr.» sllahlan ikinci kullananm ABD olmaya cağı yolundaki bir sfiztt yeterll olacak mı?™ Cumhuriyet Sahibi: Cumhuriyet Matbaacılık ve GazeteciliK T.A.Ş. adına NADİR NADİ Cenel Yayın Müdürü: MOCISCM Müdürü: Y«w l}l*ri Müdürü: Buan v* Yayan ^ „ „ HASAN CEMAL EMİNE UŞAKLICİL OKAY CÖNENSİN Cumhurly»! Malbıacılık v» Gnzstecllik T.A.Ş. Posta Kututu: 346 ISUnbul Tel: 20 87 03 (5 Hat) THE SUNDAY TÎMES «IĞRENÇ BİR TUTUM» tngilizThe Sunday Ttmes gazetesi, tsrailin Lübnan'daki göçmenlere gıda ve ilâç yardımı yapılmasım engellemeslni dğrenç bir tutum» olarak niteliyor. Yazı şöyle devam ediyor: «Lühnan'daH savaş konnsunda tartışma götürmeyecek bir gerçek var. Bu ülkede vüzblnlerce insan evlerinl, barklannı vttlrml". dnnımdalar ve adl yardıma gerek^lnmplert bulnnuvor. tsrail ise politika için bu insanlann acısı nı geri plana itlyor. tsrail. Blrleşmis Mllletler Kuruluşlannın Lübnan'daki göçmenlere tıbbî ve gıda yardımı yapmasını engellivor. Yalnızca. Ulnslararası Kızilhaç Orgütüne yardım malzemesl yapma Izni verilmistlr. Ancak bu örgüt dp Bevrut'a girrmiyor. tsrsil'in nluslararajıı PrjrötİPrin rBrevlertni yapmasım engellemesl bagıslanamaz. tsratl'ln uluslararası Srgütlerln Insanl yardrnılannı engellemesi igrenç blr tutumdur.» LE MONDE BARI$ Yıllardır tartışılmakta olan bir sorun da ntlkleer silahlar sorunu. Oe ride bıraktığımız günlerde Sovyetler Birliğl Devlet Başkanı Leonid Brejnev* ln. «nükleer silahlan Uk olarak biz kul lanmayacağız» sözti ABD'de tepldyle karşılandı ve bunun zaten Sovyetler'ln işine gelecegi biçtminde yorumlar ya pıldı. Bu konuda bir yorum da Fransız Le Monde gazetesinde yer aldı. Hen ri Montant imzalı yorumda şöyle den dl: «Nlçln dünyanm tum fllkelerinde banş vttrfiyüslerl düzenlenlyor?.. BreJnev, nükleer silahlan ilk kullananm ken dJlerl ounayacağım açdcça dnrnrdn. Şira dl Reagan'nı buna yaıut olarak nükleer BÜKOLAK. ANKABA:KonurSok«k no. 24/4 Yenişshlr İ • İZMİR: Hallt Ziya Bulvarı No: 6S/3 T«l:2547 09131230 • AOANA; Atıtürk Caddasi, TUrk Hava Kurumu l*h«nı Kat 2/3 • T«l: 14 65019 731 TAKVİM İMSAK OÜNEŞ ÖÛLE 13.17 İKİNDİ 17.18 27 Haziran 1982 AKŞAM 20.45 YATSI 22.48 3.06 5.28
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog