Bugünden 1930'a 5,432,496 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Cumhuriyet 2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER bulunmuş ya da «devlet adamıyım» diye gecinmiş kimi kişilerin. zaman zaman Ingilızlere candan dost, fazlasıyla yandaş olduklarmı bilenlerdeniz. Değersızliklertne, giderek hayınlıklarma imgün artık hiç bir kuşku kalmamış, bu kuru kalabalığın son üyeleri Sultan VI. Mehmet Vahdettın, Sadrazamı Damat Ferit Paşa ve «Yüzellilikier» dır Osmanlı tarihı dolayısıyla Türk tarihi bir savaşlar tarihıdır, ama Özdes anakarada( kıta) bulunmamızdan olacak, Arjantinlilerle hiç bir savaşımız yoktur. îşte yazımm ağırlık noktası da burasıdır. Söz konusu gözlem, ne devletimizi ne de taükümetimizi «Falkland Bunalımı»nda Arjantin'in yanım tutmak gibi bir dış politika izlemeye zorlan ama halkımızın hiç olmazsa yürekten kimin yanında yer alması gerektiğini de açıkça ortaya koyar. Çanakkale'de yatan üç yüz bin TOrk şehidinin aıiılarına «Yedi kandilli Süreyya'yı», «uzatmak>la oldugu kadar böyle bir tutuma girmekle de saygıh olabiliriz. Gerçek şu ki bugün siyasal bakımdan «dostumuz», NATO içersınde de «ortağımız» olan. «yozlaşmış» bir kişiliğin sahibi son Osmanlı padışahının söyleyişiyle «tngiltere Devleti Fâhimanesi» (l)nöen tarih boyunca az kötuluk gormedik. Onların Başbakanlarından birinin «Türklerln insanım diye yaşadıgı bir dünyada yaşamaktan utanç duyuyorumî» dediğini de bilenlerdeniz. Oysa Latin Amenkalılardan bu arada, Arjantinlilerden yamlmıyorsam bıze savaş, kan, barut değil yalnızca «tango», «rumba», «samba» v.s. benzeri dans türleri. sevgi, neşe geldi. Bu söyleşiyi «Viya't Argentina!...» diye bitirmek istiyorum. 12 HAZİRAN 1982 batmayan», anamalcı, sömürgeci, elkoyucu (emperyalist) bir lmparatorluk, temellerinden çatırdamakta olan bizim Osmanlı Devleti'nden şu lsteklerde bulıındu: «Fransız elçisini sınır dışı edeceksinlz; Boğazlanmzda bize üsler vereceksiniz; donanmanız hemen buyruğumuza girecekı Eflâk Bugdan'ı da Rus Çarlığı'na bırakacaksrnız!..» a I yüzyılın başmda «ülkesinde gflneş BİR SÖYLESI Doç. Dr. Sırrı AKİNCI dostçasına «Çanakkale Boğazı»mızdan «aheste revan fıstıkl makaml» geçerek Istanbul'a damladılar. Çünkü Çarlık Rusyası ile bir savaş «eli kulağmda»ydı. Netekım Osmanlı Devletiyle birlikto, kendilerinden aynmsız, anamalcı, saldırgan, katımı katı, başka bir guç olan bu devletle çıkar çatışmasından ötürü, bir yıl sonra kavgaya tutuşuverdiler. Gelenler ilkin konukevi daha sonraları savaş yaralılan için bakımevi olarak kullanılan «Selimiye Kışlası>nda ağırlandılar. Gaydalı, ekose eteklikli, ponponlu askerleri, Üsküdar sokaklannda «Katibime kolalı da gömlek ne güzel yaraşır!» türküsünün ezgisini bandolarıyla çalmaya başladılar; sonra bu askerlerle dopdolu Sivastopol önünde yatan gemiler!», «nizam topu»nu atıp «yeri göğu» «inletir» oldular; zaten tarih boyunca işleri de böyle şeyler yapmak, bu arada «yakmak», «yıkmak» olmamış mıdır? Haaaa bakınız yazmayı az daha unutacaktım!... Anamalcı, sömurgeci, elkoyucu güçler Istanbul'a gellrlerken, kentin o zamanki halkmca kendisine «Şem'adanlı Hatun» takma adı verilen, îngiliz asılh. «Floransa» dogumlu, «Bülbül Hanım»ı CMiss Florence Nightiııgale) da savaşta yaralanacaklara baksın dige çagırmayı unutmamışlardır, çünkü bu centilmenler (!) «insansal olmaya» değil de «insansal görünmeye» aşıktırlar. Olaylar burada bitmedl: 1915'e geldiğimizde, buzln viskisinl yudumlayıp, purosunu yakan Mister Churchill cenapıannın da arkalannı sıvazlamasıyla bu güçler bu kez gerçek kimlikleriyle, donanmalanyla, «Kimi Hindu, kimi yamyan, ldmi bilmem ne belâ!» (M. Akif'in bir dizesi) askerleriyle «Çanakkale Boğazı»mızda boylannı gösterdiler. O yılm 18 martında, adı yaptığı işe tam anlamıyla uyan «Nusret, (üstün başarı) maym gemimizin, geceleyin gizlice doktuğü mayınlar, «her biri Niebelungen'dekl ateş kusan ejderi» anımsatan o koskqcaman filodaki çelikten kalelertn yansını denizin dibine gönderdi; ötekl yansmı da «Allahını seven bizi tutmasın!...» dedırtircesine «tam yol»la «tornistan» ettirdi. Avusturyalı Güzel Avrupa Güzelllk Yarışması'na katılmak İçin Istanbul'a gelen Avusturya güzeli Karm demiş ki: « Avusturya'da gördüğüm Türklerle burada karşılaştıklarım birbirinden çok farklı. Diişüncelerim olumlu yönde değişti. Dikkatimi çeken şey, yollarda, otobüslerde insanların yüzde 90'ım erkeklerin oluşturmasıydı. Sizde kadınlar sokağa pek çıkmıyor mu? Bir de gecekondulann yanı sıra lttks villalann çokluğu beni etkiledi. Çevremde ya çok fakir, ya çok zengin insan gördüm.» Avusturyalı güzelin sözlerl llginçtir. Bu kız sakm komünlst olmasın? «Servetsefalet» uçurumunu şıppadak nasıl görmtiş? Yoldaki otobüslere bakıp kadınlarımızın toplumsal yaşama yeterince katılamadıklarını nasıl saptamış"? Gerçekte ülkemizin toplumsal yaşamındaki derin çelişkilerl görmek zor değildir. Biz kentlerimizin yüzde yetmişini oluşturan gecekondulann lüks villa ve apartmanları kuşatmasına alıştık. Yoksul İle zengin arasındaki boşluk da doğal sayılıyor, sosyal adaletsizlikten söz açmak hoşgörülmüyor, Anayasa'dan sosyal devlet llkesinln çıkarılması isteniyor. Ne var kl birkaç gün için ülkemize gelen Avusturyalı güzel düzenimizi yadırgayıveriyor. Avusturyalı Karln'in gözlemlerl ilginç; dlyor ki güzel kız: « Avusturya'da gordügüm Türklerle burad& karşılaştıklarım birbirinden çok farklı. Düşüncelerün olumlu yönde değişti.» Ne demek lstiyor Karin? Niçin Avusturya'da ya da Almanya'dakl Türklerle «tstanbul'da karşüaştıkları farklı» olsun? O da Türk, bu da Türk... Ayrılık nereden geliyor? Karln Istanbul'da düzenlenen güzellik yanşması ortammdakl klşllerle çevrilmiş. Böyle yanşmalarda gazeteciler, foto muhabirieri, yarışma gö revlileri, çapkın işadamları, kadın avcıları. para babaları, sosyete gülleri İle tuzu kuru olanlar boy gösterlrler. Acaba bu Türklerle Avrupa'da çalışan Türk işçilert arasında bir ayırım mı var* • Arkadaşımız Altan öymen'in «Almanya'da Türk Düşmanlığı» yazı dizisi her bakımdan ilginç. Biz kl Avusturyalı güzel Karin'in başkentl Vıyana kapıları önünde at oynatmışız, bu durumlara mı düşecektik? Alman gâvurunun ağzında alay ko nusu mu olacaktık? Vaktlyle «Barbar Türk»lerden korkulurdu. Artık Avrupa'mn göbeğlnde «Türk Fıkraları» üretiliyor, dilden dlle geziyor. Türklerl yeren, aşağılayan fıkralar bunlar.... Ne yapalım üzülelim mi? Ağlıyalım mı? Yoksa Anadolu'dan Almanya'ya yumrugumuzu mu sallayalım? Belki en lyisl Anadolu'nun uzak köylerinde yaşayan eğitimden geçmemiş, öğretinı görmemiş köylülerimizl bölük bölük Avrupa'ya yollayan yöneticilere kızmaktır. Almanya'mn ikincl sınıf işlerinl gördürmek için adama gereksinmesi vardı, Içlidışlı büyük sermaye için kârlı blr işti ışçi dışsatımı.... Türkiye'deki sermaye yönetimi hem işslzlik sorununu hafifletiyor, hem Avrupa'dan gelen lşçl dövizlerinl kullanıyordu. Kapitalizmln ekonomik bunalımı Federal Almanya'yı da sarınca durum değişti. Artık lsçilerlmiz tu kaka.» Ama bu dönüşüm «Türk düşmanhğı»na "*ve Türklere dönük yşrgilere yol açpaca sorun büyüyor. • Yeryüzü toplumlannda köylülükten lşçlllge ve tarımuan endüstıiye geçiş çağı yaşanıyor. Batı'da bu dönem 18'incl, 19'uncu yüzyılda yaşanmış, biz 20'inci yüzyılın çok boyutlu ağrılarını çekiyoruz. însanlanmızm davranışlan da kuşkusuz zamanla değişiyor. Bir Avrupa ülkeslne giden Türk lşçisl (üstelik köyünden Almanya'ya göçmüşse) elbet çevreslyle uyum sağlamakta zorluk çekecektlr. Doğal blrşey bu... Avrupa'dakl yanköylü, yanişçl yurttaşlanmız blzi utandırmaz. Bizl asıl utandıracak olan tilkemlzdekı sosyal adaletsizliktir. Batı Almanya'da «Türk Fıkralan» tiretenlere yanıt verebiliriz; ama Avusturyalı güzel Karin'e ne yanıt vereceğlz? Kızcağız dlyor ki: Ya gecekondu, ya lüks villa.Ya zengin, ya fakir... Bu ne biçlm toplum? Sonuç Osmanlı Devleti çok onurlu bir davranışla bu isteklerin hîç birine kulak asmadı. Bunun üzerine «dünya iandarmalığı»nı üstlenmls o imparatorluk, bu tutumu bir tur «savaş nedeni» (Causis Belli» sayarak, Çanakkale Boğazımızdan 19 şubat 1807'de pupa yelken donanmasıyla, denizci askerlerini 'geçiriverdi. Olaym böylesine rahathkla yapılmasının başlıca nedeni, Osmanlı Devleti'nin orada koruyucu olarak görevlendirdiği kara, deniz askerlerinin bağışlanmayacak aymazlıklandır. îş bununia kalmadı. O savaş gemileri başkent Istanbul'un karşısma topları ateşe hazır dikiliverdiler. O sırada padişah HI. Selim'di. Padişah ve koca imparatorluk çaresiz kalmıştı. Halkımız imdada koştu. îstanbul halkı eline no geçirebilmişse çağnsız üstelik zor kullanarak gelenlerle savaşmaya hemencecik hazırlanmış, bu arada kentin Marmara'ya bakan kıyılarına zaman zaman toplanarak çöyle bağırmaktaydi: « Ey gâvur oglu gâvurlar!... Yigitseniz karaya bir çıkın da sizleri görelim!..» Neyse... Saldırgan guçler biraz gözdağı verdiklerini sanarak, hiç bir şey yapmadan çekilip gittiler. Aradan biraz zaman geçti, yıl 1853 oldu; bu kez o imparatorlugun askersel guçleri 22 ekimde sözümona Padişah Halk «Oyunlar» Nlteliklerinl yukarda sıraladıgun güçlerin marifetleri (1) az değildir... Yakın günlerde ülkemiz TVsinde yaymlanan bir dizi vardın «Türklye Üzerine Oyunlar 19181922. başlıklı bu yapımı. sayın Can Gürzap tath, sürukleyici konuşmasıyla ekranda sergiledi. O güçlerin baş temsilcisi devletin eşdeyimle Ingilizlerin, Türkiye'yl «haritai âlem.den silmeyi amaçlayan, siyasal askersel cabalanm bu yaymdan aynntılarıyla ögrendik. Ya da bildiklerimizl tazeledik. Osmanlı Devleti'nde önemll katlarda OKTAY AKBAL Sokak Adlarmı Değistirmek GZBilim Dtinyası / e w BELGL. vh Uzayda Hurda Mezarlığ] eçen Haftakl yazımızda. uzayın. radyo dalgalan ile nasıl kirlendiğini ve «Duran Uydular»ın yörüngesi olan 35 bin kilometre yukseklikte en iyi yerlerin nasıl tutulmuş olduklanm açıklamıştık. Bu yazımızda, uzaya atılan binlerce füze ile aracın nasıl bir kirlihk doğurduğunu anlatacağız. Bu arada, yenl yeni başlayan başka bir kirlilikten, uzayın ve uzay cisimlerinin, dunyadan giden mikroplar la da nasıl kirlenebileceklerinden de söz edeceğiz. İlk uzay aracınm Sovyetler Birliğince dünya yörün gesine oturtulduğu 4 ekim 1957'den bu yana Sovyetler ve Amerika uzaya pek çok araç göndermişlerdir. Bunlann bir kısmı yanmış, düş müş, parçalanmış. patlatılmıştır. Fakat, bugünku du ruma göre, ayn yükseklikler de on bin ile on beş bin ara smda uzay aracı veya bunla rın parçaları, saatte yüz binlerce, yüz milyonlarca ki lometre hızla gökte dolaşmaktadır. Bunlann neler ol duklannı şöyle özetleyebiliriz: • Ölü uydular. Her uydu. belirli bir süre görev yapmak için fıriatıhr. Bunlar, 7amanla, yakıtlan kalmadı kı için veya anlaşılamayan nedenlerle iş yapamaz hale gelirler. fakat. dünya yörün gesinde dönmelerini sürdü rürler. Bunlara «emekli uy dular» da diyebiliriz. 0 îşi bitmiş yakıt kaplariı Uzaya fırlatılan füze ve araçlann fırlatıldıklan anda ki uzunluklan 120150 met re arasında degişmektedir fTki veva üç Beyazıt Kulesi boyunda). Bunlann asıl gö rev yapan kısımlan uçlann dakl 510 metrelık bölümleri dir. Geri kalan kısımlan ya kıt kaplandır Aracın uzaya yükselmesi sırasınde işi biten yakıt kaplan kendilik lerinden veya yerden komut la aynhp boslufta düşerler. Bunlann bir kısmı yere dü şerken hava ile sürtüşme so nucu yanıp kül olur, bir kıs mı ise dünyanın vörüngesin de kalır ve bir tür «cansız uydu baline gelir. 6 nkara Beledlye Encümenl bir karar almış. (Önce Beledlye Encümeni'nde kimler var? Nasıl seçilmişler buraya? Bu sorularm yanıtını bulmak gerek). Nedir o karar? Başkenttekl bir takım sokak, cadde ve mahallelerln adlarının değiştirilmesi... Bizim adetimlzdlr, ikide bir sokak, cadde, meydan adlarmı değlştiririz! Genellikle siyasal tutumlar etken olur bu gibi lşlerde. Sonra dönem değişir, o klşiler değerslz sayılır, haydl yent bir ad! Şu Mithat Paşa Stadı'mn adı kaç kez değlştlrildl, înönü oldu, Dolmabahçe oldu, şlnıdi nedlr ben bile bllmlyorum. Dolmabahçe'dekl stadm dogal adı, yakışan adı Dolmabahçe Stadı'dır. Herkes böyle söyler, yazar, ama siyasal eğilimler ağır basmca stadın adı önce înönü olur, sonra Mithat Paşa, en sonunda Dolmabahçe Stadı diye anılır halk arasında^ ,,,, ,,.», ,..ıy, ,. , Geçen, gün ipıan Selcuk „ ne güzet stfyledl: «Dllde devrim, ancak halk devrlml benlmserse gerçekleşir... Tepeden innıe bnyruklarla dfl değişmez, halkın benlmsemediği dll devrimi yttrttmez». Sokak, cadde, adlan da öyledlr. 27 Mayıs'tan sonra Beyazıt Meydam'nın adı Hürriyet Meydanı olmuştu. Tuttu mu? Hayır. îstediklerl kadar duvarlara, otobüslere yazsmlar. halk ylrml lkl yıldır Beyazıt Meydanı dedi durdu, simdi ylne Beyazıt Meydanı oldu... Fransa'da da «Etoile» alanına «General de Gaulle» alanı admı vermişlerdi.. Uzun tartışmalar oldu, sonunda de Gaulle'cü Beledlye Meclisi o alanda bir direğe «General de Gaulle» adını yazdı. Yazdı da ne oldu? Halk yine Etoile meydanı diye andı orasmı. Ankara Belediye Encümenl bir çok sokağm. meydanm, mahallenin, caddenln adını değlştlrmlş. örneğln «Devrim Sokak» olmuş Çaba Sokak! Devrim de Türkçe, Çaba da, öyleyse nlye bu değişMrme? Herhalde son zamanlarda «tu kaka» sayılan güzellm «Devrim» sözcügünü ortadan kaldırmak isteyenlerin bir «mıarifeti» ' Bir de tanınmış kişilerin adlarmı taşıyan sokak ve caddeler var bu değişikliğe kurban giden. Yargıtay Başkanlarmdan, gerçek Atatürk devrlmcisl tmran öktem'ln adını silmiş, yerine Toros Sokak demlşler! Cemil Sait Barlas Caddesi. Bölük Caddesi olmuş. Hasan Ali Yücel Caddesi, tncesu Caddesi. Doç. Dr. Bedrettin Cömert Caddesi Köstence Caddesi, Doç. Dr. Necdet Bulut Caddesi Mutlu Caddesi, Doç. Dr. Orhan Yavuz Caddesi Do&u Caddesi. DoŞan öz Mahallesi Elmalı Mahallesi. Faik Ahmet Barutçu Sokagı 19 Mayıs Caddesi v.b.. Orhan Yavuz, Bedrettin Cömert, Doğan öz, Necdet Bulut son yılların terör olaylarına kurban glden aydınlarımız... Bunlann neden. nlçin, nasıl öldürüldükleri kesin biçimde açıklanmış, katilleri bulunup. cezalandırılmıs da değil... Terör kurbanı bu aydın kişilerin adları bir sokaga, ya da bir caddeye verilmiş. tyl bir davranış.. Nasıl Abdl tpekçi adı Sıhhiye'deki parka verildivse, nasıl TütenRil ve Doganay adları tstanbul'da sokaklara verildlyse. öyle... Bir anma, bir saygı belirtisi... Şimdi bu kişilerin adları silinip. kazınıp. yerine bir takım uydurma adlar yazılacak!.. Bunun anlamı nedir? Bir kaç yıldır adlan o sokakların, eaddelerin başmda yazılı duran bu kişllerin anılarma btiviik bir saygısızhk degil midir böyle blr davranış?.. Ankara Beledlye Encümeni'nde kimler var, bu göreve nasıl geimişler. bilmiyorum. Bildiğim, aldıkları bu kararın yanlış. yersiz, anlamsız oldufeudur. Hele terör kurbanı kisilerin adlarmı taşıvan sokaklara yeni ad vprmeye kalkışmak, büsbüt«n anlamlı ve tatsız yorumlara acık bir girişimdir. A • Araç parça ve zerrelerb Bilinen ve bilinmeyen nedenlerle uzayda patlayıp un ufak olan araçlann parça, hatta zerreleri de yörünge de dönmektedir. Son yıllarda bunlara «katil araçlar» da eklenmiştir. Bir kaç kez de belirttiğimiz gibi. büyük devletler arasında yeni bir savaşın ilk «harekât alanı» uzay olacaktır. Bunlar blrbir lerinin casus uydulannı yok etmekle işe başlayacaklardu. Sovyetler bu yolda İlk adımı atmış, kendılerine ait 50 kadar uyduyu dunyadan gönderdikleri «katiller» ile deney için patlatmışlardır. Işte bu patlatılan uydulann parça ve zerreleri de uzayda dönüp durmaktadır. binlerce, hatta milyonlarca kilometre hızla dönmektedir. İşt e bu hız bunlan bi rer mermi ve top güllesi ha line getirmektedir. Tabanca mermisi. etkisini hızından almaktadır. Elle fırlatüacak bir kurşun fazla bir zarar yapmaz. Ama namludan çıkan kurşun vücudu, camı, duvan delip geçmektedir. Uzay boşluğunda yüz binler ce milyonlarca kilometre hızla giden bir parça uzay kabinlerinin kalın duvarla rım delip geçebilir. Böyle bir tehlike gök taş lanndan (meteor ve meteo ritler) da gelebilir. Bugüne kadar böyle bir şey olmamışsa da her zaman olabilir. lunduğunu geçen yazımızda belirtmlştik. Bu tablo, bize. uzayın na sıl bir kirlilikle karşı kar şıya olduğunu açıkça göstermektedir. Önlemler Uydulann birbirlerl için ve dunya için tehlike yarat mayacak biçimde görev yapmalannı sağlamak yolunda ne gibi önlemler alınmaktadır?.. Bunlar, bu güne kadar, birbirlerinden 2500 kilometre aralıklarla yörungeye oturtuluyorlardı (IstanbulTebriz arası.) Ancak, uydulann çoğalması karşısmda aralıgın 800 kilo metreye indirilmesi düşünülmektedir (IstanbulKayseri arası kadar). Sıkışıklık zamanla belki daha da artacaktır. işi bitmiş uydulann (ölü uydulann) tehlike çıkarma sını önlemek için bunlann blr kısmı, yerden komutla, dış uzaya Couter space) gön derilip yazgılarıyla başbaşa bırakılmaktadır. örneğin, Amerika'nın Ulusal Okyanus v e Atmosfer Idaresi. 198l'de, SMS1 adlı «hava durumu» uydusunun. yörüngesinden 500 kilometre daha yukanya çıkanlmasmı istemişti. Uyduya. yakıtını bitirip yuksel mesi buyruğu verildi O da deneni yaptı. Ikınci bir önlem olarak «uzay süpürgeleri» yapılma sı düşünülmektedir. Banlar kaldmmlardaki çöplert sü pürge ile toplayıp çöp tene kesine atan çöpçüler gibi. araç parça ve zerreleri ile ölü uydulan toplayıp dünva ya getireceklerdir. tlk denemeyi Uzay Mekiği yapacaktır. Son bir tehlike de mikrop ların, uzay araçlan ile. gök cisimlerine çıkmasıdır. Amerikan Uzay ve Havacıhk Dairesinin (NASA) »aporu na göre. Apollo12 Ay aracı astronotlan, 1967 nisanında Ay'a indirilmiş Surveyor3 inceleme aracınm TV kamerasmı geri getirmişlerdl. La boratuvar incelemeleri. kamera üzerinde «Streptorocus tnitis» denen. dunvadan gıtme canlılann virlığını saptamışlardır. Böylere. Av da ilk yaşayan göçmen bu bakteri olmaktadır.. Tehlikeler Bütün bu saydığunız cisimler dünya için ve uzayda görev yapan uzay adamlan için büyük •tehlikeler yaratmaktadır. Dünya için tehli t keye ünlü ikı örnek verebılıriz: Okuyuculanm anımsaya caklardır, Kosmos adlı bir Sovyet uzay istasyonu 1978' de Kanada üzerine düşüp parçalanmış, parçalar geniş bir alana dağılmıştı. Durumu daha da kötüleştiren. ıs tasyonun nükleer yakıtla yüklü olması idi. Bereket, uy du kentlere değil kırlara düş müştü. Kanada birlikleri ay larca arayıp taradıktan son ra parçalan buldular. Kana da hükümeti Sovyetler Bir liğinden tazminat istedi ve aldı f30 milyon dolar). Bunu, 1979'da Amerikan Gök Laboratuvannın (Skylab), Avustralya'nın batı kıyısına düşmesi izledi. Göre vini tamamlamış olan bu üç katlı bir köşk büyüklüğün deki lobaratuvann bir kent üzerine düşmesi felaket yaratabılırdi. AmerikaMar, aracın nereye düşeceğinin bilinmediğini söyleyerek bı tün ülkeleri uyanp önlem aldırmışlardı. Bu belki de lnce bir Amerikan propagan dası idi. Fakat, bütün dün ya bîr ay süre ile kuşkulu günler yaşadı. Başka tehlikeler Araç parçalan, düşmanı yanıltma yoluyla da tehlike dogurmaktadır. Sovyetler göklerini her an gözetlemektedir: Özellikle radarlar la, Amerika'nın dinleme, gö zetleme servisleri Kuzey Amerika Hava Savunma Komutanhgı (NORAD) adını taşımaktadır. Bu işi Kanada ile Amerika ortaklaşa yapmaktadır. Kuruluş, Sovyetlerden. birden atılacak bom balann yaklaşmakta oldukla nnı radarlarla öğrenmektedir. Uzayı dolduran araç parçalan, kimi zaman, radarlarda, bomba gibi görün mekte, yanları alarma geçirmektedir. Bir yanlış de gerlendirme facia ile son bulabilir. Ve son olarak, gökten düşecek araç parçalan, atom bombası patlamasında olduğu gibi, öldürücü ışmlar la bulanmış olabilir. Parçaların uydularla, uydulann birbirleriyle çarpış ması tehlikesinin en yoğun oldugu yükseklik 160 kilometre ile 2.000 kilometre arasındadır. Uydular sadece batıdan doğuya, doğudan batıya değil, kutuplardan geçmek üzere, kuzeyden güneye, güneyden kuzeye de dönmektedir. Yukarda da belirttiğimiz gibi, bugün gökte 10 bin ile 15 bin ara smda araç dönmektedir. Bunlarda, şimdilik, her yıl, yüzde 10 artış olmaktadır. Duran uydu yüksekliği olan 35 bin küsur kilometrede 11001500 arasında araç bu (Cumhuriyet 12 HAZİRAN 1932 ŞEHİR KÜTÜPHANESİ AÇILIYOR Beyazıt medresesinln tamiri ve burada bir şehir kütüphanesı kurulması kararlaştırıl mıştı. Medresenin tamiri bltmlştlr. Şehlr kü tüphanesl blr kaç güne kadar açılacaktır. Şehlr kütüphaneslnde yalnız TUrk inkılabına aıt eserler bulunacaktır. Bunun lçm tnkılap Müzesinde bulunan kitap ve eserler bu kütüphaneye nakle dilecektlr. Parça ve zerrelerin astro notlara zararlan ise ayrıca • Roket kabuklan: Atılan belirtmeye gerek olmayarokptlerin işe.varamavan ka cak biçimde açıktır. Yukar buklan da yörüngede dö da da belirttiğimiz gîbi, nerler. parça ve zerreler, saatte yüz I L AN BURSA BtRtNCt tCRA İFLAS MEMl/RLUĞUNDAN Dosya No.: 1982/1457 Sayılı Dosya Müflis M. Hazım Adanur'un bir aylık alacaklılar kayıt süresl tamamlanmış, 9.7.1982 cuma günü saat 14'te Bursa Tuzpazarı Caddesi. Tuz Pazarı İş hanı îcra Dairelerl korldorundakl mahkeme salonunda blrlncl alacakhlar toplantısı ve masanın teşekkül ettirileceğl ilao olunur. 7.6.1982. (Basın: 16980) 4210 DİYARBAKIR ÜNİVERSİTESİ FEN FAKÜLTESİ DEKANL1ĞINDAN Fakültemiz 1982 yılı klmyasal madde lhtiyacı AKREDÎTtF açtırmak suretlyle yurt dışından karşılanacaktır. Kimyasal maddelerln listesl Fakültemiz Satınalma Servisinden veya Meşrutlyet Cad. 23/8 Ankara adresinden 500 TL. karşılığında temln edilebilir. Teklif verme son günü 29 hazlran 1982 gtinü mesal bitlmi olup ihala, 30 hazlran 1982 günü saat 10.00'da Fakültemiz Dekanlık blnasında yapılacaktır. thalenln geçici temlnatı 90.000' TL. dlr. Teklif verecek lirmaların temsilcillk belgelerlnl ve tlglli tlcaret odalanndan tasdikli 1982 yılı faallyet belgelerini eklemeleri zorunludur. Fakültemiz 2490 Sayılı Kanuna tâbi olmayıp ihaleyi yapıp yapmamakta veya dlledlğine yapmakta serbesttlr. [(Basın: 16962) 4208 «Bulamadım» demek istemiyorsanız Milliyet Sanat Dergisi'nin 15 Hazkan sayısını önceden ayırtın Uyarıyoruz $ Cumhunyeî Sahibi: Cumhuriyet Matbaacılık ve Gazetecilik T.A.S. adına „ ,. NADİR NADİ Cenel Yaym Müdürü: Müessese Müdürü: Yazı Işlerı Müdürü: Basan ve Yayan HASAN CEMAL .... EMİNE U Ş A K U G İ l OKAYGÖNENSİN Cumhuriyet Matbaaeılık ve Gazetecilik T.A.Ş. Posta Kutusu: 246 IStanbul Tel: 20 97 03 (5 Htt) KAYSERİ ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜNDEN Üniversitemiz Tıp Fakültesi'ne aşağıda belirtilen bilim dallarına Doçent alınacaktır. Adaylarm en geç 30.6.1982 tarlhine kadar müracaatlarmı özlük îşlerl Müdürlüğüne yapmalan gerekmektedlr. Duyurulur. BtLtM DALI ÜNVANI ADET BÜROLAR. • ANKARA: Konur Sokak no. 24/4 Yenlşehlr Tel: 17 58 25 17 58 66 Idare: 18 33 35 • İZMİR: Halit Zlya Bulvarı No: 65/3 Tel2547 09131230 • ADANA: Atatürk Caddesi, Türk Hava Kurumu Işhanı Kat 2/3 Tel.1455019731 TAKVİM. İMSAK GONEŞ ÖĞLE İKİNDİ 12 Haziran 1982 AKŞAM YATSI Genel Cerrahl Doçent 2 (Basın: 16993) 4207 3.10 5.26 13.13 17.14 20.41 22.43
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog