Bugünden 1930'a 5,504,049 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet 8 7 NİSAN 1982 SOM 1982 TÜRKİYE'SİNDE HEKİMLER.. HASTALAR.. HASTANELER.. Muayenehanede yapılan bir esnaflık: 3Bugün yürürlükte olan slsteme göre. parası olan doktora gidiyor. Hekimin yetersayıda bulunup bulun maması, hasta sayısınm az ya da çok olmasının ötesin de, hekim ile hasta arasında «para> gerçeği yatıyor. Anadolu insanmm bu konuda bîr de sözü var: «Fakirle zengin arasmdaki fark şudur; fakir dok torsuz, zengin doktorla ölür.» Serbest hekim paralı hasta ilişkisi Anadolu'da ilginç boyutlara ulaşmış.. Hastaya renkli serum takılıp oksijen koklatılıyor Halk ağzındâ sağlık... Tıp dili, başlı başına bir dü gibi.. Çoğumuz doktorların hullandıkları terimleri, hastalık isimierini bilmeyiz.. Anadolu halkının da kendine göre hastalık isim leri, sağlıkla ilgili sözleri var ki bunları da doktorlar anlamaz.. Turh DU Kurumu'nun Derleme Sözlüğü'nde «halk ağzmdan ahnmış» onbinleroe sözcüh var ve bunların arasından gelişiguzel seçtigimiz bazıları şöyle: CIRŞAN Hasta (Burdur) GIRME Başın bir tarafında olan agrı (Eskişehir) GURILLA Kolera hastahğı (Amasya). GURUYEL Romatizma (Malatya). GUŞUH Urperme, titreme (Gümuşhane). HAMBELEK Küçük çocuklarda kann ve vücut şişmesiyle beliren bir çeşıt fıastalık (Tekirdag). HARAZA Ciger hastahğı (Amasya) HIRTIK Boğmacaya benzer bir çeşıt hastalık (Van) HIŞlRtK Ter ya da nemden çocukların vücudunda meydana gelen pişik (Bitlis). HORTUK Yara (K. Maraş). 1KIRANMAK Hasta çocuk uyurken çıkarttığı ses (Muğla). INGIL1P Çok zayıf kimse CNiğde). INRAZ Hastalıktan işe yaramaz halen gelen kimse (Denizli). IGLEK Hastahklı (Orduh INLİ Hasta (Manisah INNAG OLMAK Çocukların boğazı ağrımak (Kars). KABARAM Uzüntuden olan sinir hastahğı fSamsun). KAGIRMAR Oksürereh balgam çıkarmak (Kastamanu). KAHSIRMAK Oksürmek (Isparta). KAZIKLAMA Fıtık hastahğı (Erzincanh KESENIŞ Kangren (Bursa). K1RŞARMAK Hasta olmak (Çanakkale). K\Z\h Akciğer (Çankırü. KIREÇLEUEK Soguh algınhğından ölmek (fçel). KOTUR Uyuz hastahğı (Ağrı). Ama insan sabredip, durumu dolayh sorularla anlanıaya çahşırsa, sonuç alabiliyor. Ben de bu yolu seç tim. Hastalarla bir psibolog gibi uğraşmaya çalıştımSonra baktım ki. benim bu ilgim hastanedeki bazı dok torları rahats» etmiş. Benim böyle davranmamın muayenehanelerdeki müşte riyi azaltmasındanmı korktular nedir. Poliklinikte bana gönderilen hasta sayısım artırdılar. 100'den fazla has ta gelmeye başladı. Ayrıca nöbetlerimi sıklaştırdılar. Tek tek hastayla ilgilenecek ne vaktim, ne de gücüm kaldı. Ayrıca bir ikl Adli Bapor mesplesi oldu, ben rapor vermodîm. Sonunda dayanamadım istif* ettim. Sağlık politikasını Ana dolu halkı yorumluyor: «Fakir doktorsuz, zengin doktorla ölür.» BIR RESMI BELGEDEN Zaman. zaman ilgili kamu yoneticilerinin bu gibi olaylara elkoymalarma kar şın. sorun kökünden çözüm. lenemiyor ve «sistem» işliyor. İşte bu konuda bir belge: Devletin resmi bir belgesi.. Yüksek ve yetkili bir makarhdan.. Belgenln altındaki imzayı yazamıyoruz ama fotokopisi bizde.. « DEVLET HASTANESİ BAŞHEKİMLtĞİNE Hastanede yatak tedavîsi gören, özellikle ödeme gücü fazla olan ve kamu kuruluşlarını baskı altına alan şahıslara, Sagrhk Bakanlığı nm yataklı tedavi kurumları fiyat tarifesi uygulanmadığı. bazılanndan hiç ücret ahnnıadıgı. bazıların dan ise yalnız yatak ücretî almdıgı halde tedavi ücreti ahnmadığı, HastanedP yatan hastalarm, büyuk çoSunluğunun, hemen hemen hepslnin özel muayenehanede muayene edilip, acil durunıu olmadıgı halde acil ser visten geçirilerek yatırılan lar oldugu. poliklinikte muayene edilerek hastaneye yatırılanların azınhkta olduğu. • • • özellikle köylerde vatandaş, hastahğı doruk noktasına ulaştığı zaman, olanafeı varsa hekime gidiyor. Köyden kente inen hasta ile birlikte en az 510 yakını da yanında oluyor. Ce binde ise en az 20 bin 11rası bulunuyor. Belirli blr geliri yoksa hayvanını satjyor, hayvanı yoksa borçlanıyor, ama mutlaka paralı geliyor.. İlk aşamada dev letln hastaneslne gidiyor. Ne var ki, hastane kapılarında saatlerce bekleyip, ulaştığı hekim, derdine çareyi ancak muayenehanesine gittiği zaman buluyor. Çünkü hekimin başı kalabalık. Çünkü devlet hekime «Ben sana az para veriyornm ama serbest çahşmana da izin veriyorum» demiş. Doğu Jllerimizde yeterll doktor olmadığının söylen mesine karşılık, Hakkari dışmdaki tüm illerimizin merkezlerlnde «yeterli» sa yıda serbest çahşan hekim var. Bu hekimlerin arasında, hastanenin karşısında muayenehane açan başhekimleri bile görmek olası.. «İŞİNt BİLEN» DOKTORLAR.. Anadolu halkının kanısına göre, para alan doktor iyidir. Eğer doktor sadece muayene Ucretini alırsa hasta yine kuşkuya düşüyor. Çünkü, idealistlerin yanında bazı «işini bilen» doktorlar var.. Bunlar, muayenehanesinde hastaya 510 dakika oksijen kok latıyor, kanepeye yatırıp serum takıyor.. Hatta, daha değerli görünsün diye. serumun «renkli»sini takıyor. Böylece hem muayene ve tedavinin «görkem»! ve «etki»si artmış oluyor, hem de doktora duyulan «guven».. Dolayısıyla, ücret de «görkemli» oluyor.. Binbir güçlükle hekime ulaşan köylü vatandaşlar, doktora «Herşeyim sana feda olsun» derken, bu me todu benimsemiş olan doktorlar da galiba içlerinden «Ayağı ile gelen nasibi ittnek günahtır» diyorlar. Hem devlet hastanesinde hem de muayenehanesinde çalışan «işini bllen» doktorlar, her ne kadar odalarınm duvarına «Ameliyat ücreti pazarhğa tabidir ve peşin alınır» levhası asmiyorlarsa da parayı alma dan, neşteri de ellerine almıyorlar.. Doğu illerimizin birinde çahşan bir operatör yaptığını, içtenlikle şöyle anlattı: «Devlet bana yarım gün çahştığım için 11 bin 564 lira rnaas veriyor. Saat 8'den lfi'ya kadar hastanede yim. 17'ye kadar çalışsam tamgüne gireceğim ve muayenehane açamayacağım, bunun sonunda da maaşım bilemediniz 30 bin lira olacak. Ben de evimi geçindirmek için hastalardan para almak zorundayım. Parayı almadan bıçak atmara,.» Sorun, yalnızca devlet hastanelerine özgü değil. Üniversite hastanelerinde de, kamu hastanelerinde de böyle «vak'a»lar görülebilir. Ankara'da, ameliyatı yarıda bırakıp hasta yakını ile pazarlık yapan «hoca»ların varhğından söz edilmesi, «îki saate kadar ameliyata girmezse hastan ölür, git para bul» diyen başhekimlerin olduğunun söylenmesl, abartmalı olsa bile tüyler ürpertici... Fakat, Türkiye gerçeği bu.. Kimi yerlerde sadece hastaneye yatabilmek için bile doktora para ödeniyor. Ama bu parayı ödeyenler genellikle beklediklerini bu lamıyorlar. Örneğin bir has ta yatağından fırlayıp şöyle bağırabüiyor: «Ben buranın yemek parasını verdim. yatak parasım verdfm. Hemşire, doktor parasını verdim. Niye kimse benimle ilgüenmiyor!..» çevresindeki bakkal ya da. lokantacı oldugu gibi hastanedeki hademe, hastabakıcı, hemşire, ebe de olabiliyor.. Hatta taksl şoförü.. Bingöl Devlet Hastanesı'ne geçici görevle atanan bir doktor kente indikten sonra ayağının tozu ile hastaneye gitmiş. Kapıdaki hademe «kapı» gibi: Hemşerim yasak, içeri giremezsin.. taj konusunda da geçerli. Kadın doğum uzmanları, kürtaj yapmaları İçin baskı altında tutuluycr. Bazı kentlerimizde 1 saat içınde 6 kürtaj yapan doktorların oldugu, söyleniyor. Ücreti ise 12 bin lira.. Bu «iş»in aracılığını ebe ve hemşireler de yapıyor. Kürtaj yapmak istemeyen kadm doğum uzmamnın. doğum kontrolunun yapılamadığı Demokrasinin Geleceği... Karadenizlinîn biri. Amerika'ya iş^aramaya gltmış. Bir otobtis işletmesinde şoförlük bulmuş, yolcu getirip götürüyormuş. Otobüsün önü aklar, arkası karalar ıeinmiş. Günün birinde bir zenci ön kapıdan gırip aklann arasma oturmak ıstemiş. Aklar, buna karşı çıkmışlar. Tartışmaya öbür zenciler kanşmış, iş bUyümuş. Bizim Karadenizli şoförün kafasının tası atmış. Bir acı fren! Otobüsü sağa çekip durmuş: 1nin ulan aşağı! demiş, yolcular inmişler. Azarlamış onlan: Nedır bu? Karaluktur, akluktur! Yoktur karaluk, akluk! Bundan sonra hepinuz yeşilsunuz! demiş. Olur! demişler... Şimdi oldu, demiş Karadenizli şoför, geçun pakalum arabaya.. Eklemiş: Ama açık yeşiller önden, koyu yeşiller arkadan binecek! Pıkrayı emekli öğretmen Nuri Poyrazoğlu anlattı. Anlattıktan sonra da: Tereciye tere sattıysam bağışlal dedi. Nuri Poyrazoğlu'nun durumunda olanlann bir sorunu var. 5434 sayıh Emekli Sandığı Yasası, 1.1.1950 tarlhınden sonra kamu gbrevine girenlerin 18 yaşm altındaki hizmetlerini emeklilikten saymaz. Emeklilik siiresi hesaplanırken, 18 yaşm altındaki süreler, toplam hızmetten düşülür. Bu uygulama iae, emeklinin «emekli lkramiyesi» ile yaşam boyu alacağı, sırasmda dul ve yetimlertne kalacak emekli aylığnu olumsuz yönde etkiler. Poyrazoğlu şöyle diyor. örneğin benim 8 ay 15 günlük hizmetim 18 yaşm altında olduğundan emekliliğe sayılmadı. Bu yuzden öğretmen akranlarımdan daha az emekli ikramiyesi aldım, daha az emekli aylığı bağlandı. Bu durumda olan kamu işgörenlerinin hemen tümü, 1951, 1952, 1953 yıilarında Kby Enstitülerini bitiren Köy Enstitülü Öğretmenlerle, sağlık memurlarıdır. Neden mi 18 yaşın altında göreve girdik? Çünkü zorunlu hizmete yükümlüydük. Okulu bitirir bitirmez, hemen atadılar. 105 lira Ucretle göreve başladık. Aynı durumda olan arkadaşlar bir araya gelince sorunumuzu dile getirir, acı acı gülümser, kaba kaba soluruz! Bu davraruşımızın altında yatan duygularımızı açıklamaya gerek var nu? Bizim Karadenizli şoförün fıkrasına benzer bir fıkra daha anlatılır. Şöyle: Amerika'da eyaletlerden birine yeni bir papaz gelmiş. Papaz eyalette, büyük ekonomik farklıukların olduğunu görmüş. Karalar çok yoksul, aklar ise zenglnmiş. Bunların tümiinü pazar günü kiliseye çağırmış, gelmişler, ileri gelenler. Burada aklar zengin, karalar yoksul. Böyle şey olmaz. Aklar, karalara yardım edecek! demiş. Dinleyenlerden biri, papazın önerisini çok beğenmiş, kutlamış onu. Aradan biraz zaman geçmiş. Papazın konuşmasını beğenen kişi, sormuş. Muhterem peder, nasıl başarılı oldunuz mu? Yüzde elli başanya ulaştım, demiş papaz, önerime karalar inandılar, beni destekliyorlar. Sıra zenglnlere geldi! Otobüse bınin de gözleyîn sıkıntıları. Bir arkadaşım Çorum'lu bir kadına sormuş: Et yıyor musunuz teyze, et? Et bizden küstül diye karşılık vermiş. Peki ne zaman yiyeceksiniz? Belki öte dünyadal Anadolu'da kadmlar. Gözü kör olsun yoksulluğun! derler. Demeyle kör olmayacağını iyi bilirler.Demokrasi yönetim biçimlerinden biri. Amaç ise, insanların naksızlıklardan, yoksulluktan kurtanlması.. Insan hak ve özgürlüklerinin sağlanması. Bunun aracı diye bakıyor insanlar demokrasiye. Cezaevlerini dolduran binlerce ve binlerce genç, nasıl kurtarılabilir, nasıl kazandırılabilir topluma? Herhalde, yalnız onlan suçlayarak değil... Kanadalı Prof. Bernard Lewis, «Erkekçe» dergisinin son sayısına verdiğı bir demeçte, «Tiirkiye'de demokrasinin geleceği açısından umutvarım. Çünkü Ulkenizde bu işin mazisi var...» diyor. Karamsar olmaya gerek var mı? Resmi bir belgeden Türkiye gerçeği: «Hastaneye hasta yatırma ve ameliyat konusunda doktorlar arasında çıkar kavgası yapıldığı.» kentierde barmması olduk ça zor.. «İyi» hekimin bir başka özelliği ise çok ilaç yazması.. Çünkü halk böyle istiyor. Aynı türden üçbeş ilaç birden yazılıyor. Bir de «iğne» isteniyor çoklukla.. «Hap yerine iğne ver doktor bey» diyor hastalar. Doktor da, hastamn belkl süt içerek, kızartma yemiyerek düzelecek derdine N'apacaksın içerde muayene mi olacaksın? Evet. Buradakl doktorlarda iş yok. Sen beni dinle. Bak şurda karşıda bir doktor var ki... Simsarların çalışma alan larının başında «kürtaj» konusu geliyor. Ekonominin «arz talep» kuralı kür bir «torba» ilaç venyor.. Acaba bazı doktorların, bazı eczanelerle ilişkisi var mı? Bu ilişkinin içine ilaç üreticisi firmaları da sokabilir miyiz? Bu sorulara «Hayır. kesiniikle böyle bir ilişkisi yoktur» yanıtıni bul mak zor.. Doğal olarak bu «serbest»lik. heklmler arasında da «serbest piyasa» kurallarını harekete geçirmig. Bir hekimin reçetesini bir başkası değiştiriyor, teşhis konusunda ayrı görüşler öne sürülüyor. Fakat bu konu hem yeni değil. hem de bize özgü değil. İşte 16'ncı yüzyılın Fransız düşünürü Montaigne'den «Hekimlik Üstüne» bir deneme: «Bir hekimin. bir başka hekimin reçetesini, hiç bir şcy eklemeden ya da eksiltmeden kuliandığım gören olmuş mudur dünyada? Bundan anlaşılıyor ki, hekimler ünlerini. dolayısıyla kendi yararlarını, hastalarının yararlarmdan çok diışünüyorlar. En eski çağda aralarmda. cn bilgesi bir hastaya sadece bir tek hekimin bakmasını gerekli saymıştı; çünkü o hekim başarılı olmazsa. bir tek adamm yanlışı bütün hekim lik sanatına yüklenecek ka dar büyütülnıez; baçanlı o~ larsa da tersinc şeref payı daha büyük olur..» «Doguya hekiıa göndereüm!» güzel ve etkileyici bir soz' Hele. elinizde yeni meüun olmuş. ülkeslne hizmet etmek isteyen. hasta vatandaşın acısını dindirmek için çırpınan ideallst hekimler olursa.. îdealist hekim, ilk gün, fakültede üğrendiklerinin gerçek yaşamda fazla ışt yaramadığını görecektır. Eğitim konusuna daha son ra değineceğimiz için şimdi böyle bir genç hekimin nelerle karşılaşacağmı araştıralım.. Diyelim ki, bu genç hektm. hekim açığının doruı: noktasına ulaştığı bir kentimizin devlet hastanesine atandı. Hastalar yığmla, hepsi gözünün içine bakıyor.. Bundan sonrasmı ondan dinleyelim: Başlangiçta hastalarla diyalog kuramadım. Şikâyetinin ne oldugunu sordu gum zaman *Bilmem ki». «Doktor sensln, şikâyetimi sen bulaca"ksın» karşilığmı aldım. Şikâyetini en ayrıntıh anlatanın söylediği «Şu ram ağrıyor»dan ibaretti. Serbest çahşan kimi doktorlar simsarlarla anlaşıp daha çok hasta huluyorlar. Simsarlar doktorlara buldukları hasta karştlığmda ko, misyon ahyorlar. i Acil servisten geçirilerek hastaneye yatırılan hastaların tedavisinden, doğrudan doğruya veya simsarlar aracıhğı ile 15 ila 40 bin lira para almdığı, dolayısıyla devletin araç ve gereci tabiplerce kazanç vasıtası haline getirildiği, Tayin edilen mesai saatine uyuhnadığı, mesai saatlerinde muayenehanelerde hasta kabul edildiği, Hastanede yatan slgortalı ve memur ile ücretli hastalara ihtiyaçlarından fazla ilaç ve tıbbi malzeme aldırıldığı. ayrıca aynı hasta için hastane eczanesinden ilaç talebi yapıldığı, Sağlık Kurulu raporu 1çin müracaat eden hastaların, hastauede kısa süre poliklinik yapılarak veya zorluk çıkartılarak özel mu aycnehanelere zorlandıklan, Hastaneye hasta yatırma ve ameliyat konusunda dok torlar arasında çıkar kavgası yapıldığı.. Tıp Fakültesinden dtploma ahrken yapılan yemine ve verilen söze uymayan bu tür davranışlar, bütün tıp personelini toplutn Içlnde küçıık düşürücü nitelikte görülmektedir. Bu tür davranışlar, önlenmediği takdirde, bu tür davranışlar içine giren per sonel hakkında yasal işlem yapılacak veya yaptırılacaktır ILAN Ankara Telefon Basmüdürlügünden 1 Başmudurlüğümuz emrinde calıştınlmak üzere 5 od. Anadol skoda pickUp, 1 ad. 100lük pıckUp, 2 ad. 200'luk pıckUp. 1 ad. 3,5 tonluk kamvon kıralanacaktıt. 2 Vasıtalara aıt şartname Başmudürlüğumüz Malzeme Müdürlüğünden teminedılebılir. 3 Ihale 27.4.1982 gunıi soat 15.00'de yapılacaktır. 4 Geciken teklıfler kabul edilmez. 5 Başmudürlüğümüz Ihaleyi yapıp yapmamokta veya tercih yapmakta serbest oiacaktır. (Basın: 13321) 2451 Dikiş Ipliği Satın Alınacaktır Müesseeemız Hazır Giyim Işletmesi ıcin 24.555 bobıı merserıze dikiş ıpliği satın alınacakîır. 1 60/3 dıkış iplığı 23.655 bobın 40/3 » » 900 > Toplam: 24.555 bobln 2 Iplikler çeşitlı renklerde oiacaktır. 3 Tekhfıer numuneli olacaktır. Teklifler 19.4.1982 günü saat 17.00'de Muessesemızde bulundurulacaktır. SÛMERBANK MERİNOS YÜNLÜ SANAYİİ MÜESSESESİ B URS A (Basın: 13191) 2450 YAŞAR MEHMET ÇELtK KONKORDATO KOMISERLİGINDEN ALACAKL1LARA İLÂN Kartal Üsküdar Caddesi No: 14/16 Konak Pasajı içinde ıcral ticaret eden Yaşar Mehmet Çelik'ın, Kartal İcra Hakımliğine başvurarak Konkordato akdı ıçin rnehil istemesı ve talebin uygun görülmesı üzerine hakimlığın 4.2.1982 tarih 1981/885 esas, 982/88 karar sayılı karan ile müracaat sahibine konkordato akdı için 2 ay mehil verilmesine, mehlin ilamna ve konkordato komlseri olarak mahkeme başkâtibi Fikret Engin'ın tayinıne karar veritmiş olup aynı hakimlığın 31.3.1982 tarihu ek karaa lîe bu mehil 40 gün daha uzatılmışür. Âdresi yukarıda yazılı Yaşar Mehmet Çelik'den alacakları olan özel ve tüzel kişiierin alacaklannı tevsık eden belgeler ile cumartesl ve pazar günleri hariç hergün saat 12.00 ilâ 13.00 arası komserin bulunduğu Kartal 1. Asliye Hukuk Mahkemesi Kalemindeki yerine müracaatları, alacaklannı bu ilanın neşrinden itibaren 20 gün içinde (Ilânın neşir günü hariç olmak üzere) kaydetUrmelerı gerektiği bu süre içinde alacaklannı kaydettirmiyenlerın konkordato müzakeresine kabul edilmiyecekleri, alacaklıların toplatıtıdan önceki 10 gün içinde aynı yer ve saatlerde Ugili vesıkaları tetkik edebileceklen, alacaklılar toplantısınm 7.5.982 cuma günü saat 14.00'de komiserın yukarıdaki yazılı adresteki yerinde yapılacağı, konkordato müzakeresi sonucu verilecek torara vaki iltihaklann 10 gün içinde konkordato komiserinin bulundugu yerde saat 12.00 ilâ 13.00 arası kabul edileceği ilan olunur. KONKORDATO KOMİSERİ BAŞKATtP FtKRET ENGİN (Basın: 3479) DUYURU İSTANBUL SU VE KANALİZASYON GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN LASTİK TEKERLEKLİ VİNÇ (MOBİL) SATINALINACAKTIR Idcremız gereksinimi 1 adet lastik tekerlekli vinc (mobil) kapalı fıat teklıfleri alınmak suretiyle satın aıınacaktır. Bu ışe ait muhammen bedel 16.000.000 TL. muvakkat teminat 1.200.000 TL.'dır. ihcleye ait Teknik ve Umuml şartname idaremiz veznesinden ücreti karşılığında temin edilebilir. Ihaleye iştirak etmek Isteyenlenn verecekleri teklif zorfıno ıdare veznesıne yatıracakları gecıci teminat makbuzunu du ekleyerek ıhale günü en geç 22 Nisan 1982 Perşembe gunü saat 11.00'e kadar Beyoğlu İstiklal Caddesi 379 No. da İdaremiz Zabıtlar ve Kararıor Bürosu Mudürlüğüne vermelerı gerekmektedîr. Idore ihaieyi yapıp yapmamakta veya dılediğine yap makta serbesttır. (Basın: 13397) 2452 tmza SİMSARLAR Bir de sağlık simsarları var ülkemizde.. Bazı «işini bilen» doktorlara hasta bu lup, karşılığında komisyon ahyorlar. Slmsar, hastane Anadolu'nun bir kentindeki devlet hastanesi için yazılmış bu yazmın, aralarmda «büyük»lerin de bulunduğu birçok kentimiz hastanesi için geçerli olduğunu kimse yadsıyamaz. Kısacası, «para»sı olan hekime gidiyor, «para»sı ile hastaneye yatıyor ve «para»sı ile ameliyat oluyor.. Zaten. neydi halkımızın bu konudaki özdeyişi: «Fakir doktorsuz, zengin doktorla ölür..» YARIN: CANKURTARAN YOK MUÎ
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog