Bugünden 1930'a 5,503,614 adet makale



Katalog


«
»

21 NISAN 1982 anpınar, Şinasl hak kmda şöyle söylüyon «Şinasi'nin yap tıgı hakkında bir hü küm verebilmek için, türkçenin onun eline geçtigi gön nasıi bir durumda olduguDU döşönmek lâzımdır. Fılhsldka eski nesre. fikıi bir RÖS tufanmda boğan, yahut da herhangi bir sei&bet tpn fsağlamlık) ve nizamdan mahrum olarak konuşan nesrimize, bir yazı dfli haysiyetini verenierin başında mutlak surette o vardır Nesir onunla başlar» Tsnpmar'ın yargisma bütü nüyle katıhyorum Şınast Bstının Aydınlanma düşün ceçuu yalnızca ögremniş de |rıl sındırebilmîş olan çok pnder Osmanh aydmlanndan btriydi Bu yuzden yalnu. düzyazıda değıl, çiinnde bıle haylı akılcı ve kuTuydu Üslubunun güzellıgı DB degıl söylediği sözün arılaşılır ve mantıklı olmasm» öncelık venyordu KÜLTÜR YAŞAM Cumhurıyet 5 T ihsanlar ve sanat murat belge Kötü film seyretme estetiği3: Unutulan Yıllar Fatih OZGUVEN Bihrsınız sınemado butu nuyie bırer hatırlanıa sure ci» olan fılmler \ardır Bun larda kahramanımızın per dedekı vu7u an«i7in bulanık la^ır fılm bır «PPHVP do nu^» olur va ria Alnın RPS naıs nın ımutıılrrnz Munoi ınde oldugu Kibı sprmıs nar ca parça venıdrn kvrulur Kımi 7aman da sonın doc nıden dopruva bellpsrm krn dıçıdır Bellpk rHırmadan geçmişe doSru vol alan sı npmsnın < o sevdı^ı hır o ~k vundur runkö Cabuk vıtırılır cabuk kazanıfır Vıgı^ P npler pdeceârı bıl'nmpz <VneSrın Mprvvn I e Rnv un Randnm Harvest / Unutulan Yıllar'mda (TV> savasın zihnini darmada&ın ptti&i kisiier»den bırı olan Ro nald Colman Gınşken Gre er Garson ona kücuk bır tn gılız kassbasındn ftıpık «Hollrwood Incılteresı»! u nufuşun «nm^esı olan sısm ıcınde ne vapacapını bılmez bır haldeyken ra c tlar Yazıl mamış bır kııral gereğınre smemada bellek yitınldiğm de kışj kısısel ve toplumsal kımlıgını tumuvlo yıfırdığın den olacak sınemanın ebp dı çocuk prkek'lpnndpn bı n olan dalfnn kadıfe bak'° !ı Ronald Colmnn da kendı nı anaç Grper Gar<;on'ın ei lenne bırakır Kultürel bır fema olarak «belle&în vitiri lişi» bıraz da masumıyetın yenıden kazanılması ozlemıyle ılgıhdır Çocuksuluk kabuledılebıhrhk «yuvava donuş» gerçek kımlıgin \* zamamn vennı almıştır Ne var kı kader hpr zaman olduğu gıbı gene peşımızdedır Yunan tragpdvalarının tersme fılmlprde ka dpr cogunlukla kuçuk bır aksılık modern ha^atın ataç gcreç'envlp visan^n (kimı zaman ohımcull bır uvuşmazlık olarak bflinr Onemsız bır araba kazssı recııen kahramanımu da birdpnbıre «asıl» germısmı KiTiliHnı hatırlar NP çare kı bu fılmın fvp. spvdıfti ka dının) ona sundugu unutma p^basına şprpktır Zennn bır cının o^ln ^o\lu bır oldıifu finiasıhr Ama ıflah olmaz vnemfi spvırcıieri olara'c b'lırız kı ?şk ve mutluluk olmaksızm fbıı ıkız kıvrsmların fılmın sunrhıgw alt'ernatıf ıdeoloıık Kım lıkle ozdpş oldupunu UTJ*mıvalım) vasanamar «para rrmtlnlnk gprirmP7». avrıra •o adam» »o kadın»dan '">aş kasını ipvpmpT1 Gene bılırız kı klınık olarak ıvıleş°n BELLEĞİ YITIRIŞIN ODULU Ronald Colmon çocuklugımo donuyor' Ulkusel bır ısltn, ulkusel kahramanımız «asıl şimdi» zamanm dışına atılmı?tır bır kımlık, bahçede bohor dalları . Sinemanın yok ulkesinde hlçblr şey yltlrllmez Fılmın ona sundugu eskı evınm anahtanyla sımp'elesmemada «vuva yapan dışi 1er temız pak bır hızmet nen o ülküsel zaman dıhmi la ozdeş olması bu yüzden dır, geçmışın yukunden kur kuşların en mılıtanı olan çı nurtopu gıbı bır oğlan ne venıden kavuşamadıkça Boylece, bellegmı yıtırerek her şeyın boşuna olacaeım tulunabılecegı «her şeye ye Mrs Miniver'ı hatırla •zamamn dışına atılmış> sezerız AHahtan cerbezph yın Greer Garson'ın Ro nıden başlî/nabıleceğı» yo nald Colman ı<;ın kurdugu kahramanımıza kendı akışı Grepr Garson Ronald Collunda temel bır umudu du dünyada tanıdık bir Hollv ıçınde venı bır «zaman» ku \urur Fılmde yenıden ku man m sekrpten olmpnm rulan hayat> ıss kaçınılmaz wood Cennetı dır patıkavla ı ulur fılmın kultürel an ına bır yolunu bulacaktır Bunsıkı sıkıva bdgh bır «surek varılan kuçuk şırın bır ev olarak ıdeoloııktır en azın dan sonrası fıimdekı deyış lılık duygusu» saglanır Geç le «unutulmuş bir zaman bahçesınde bahar dalları dan kımı kulturlerarası oz ufukta studyo bulutları kır mış hal ve gelecek ıçıçedır parçası»nın lemlerın ıdeolojık çeşıtleme aranmasıdır burada Mutluluk toplumsal Kahramanımız sonunda esda pıknıkler, kuçuk sevınç sı olma özellıgı taşır Işte kı kansı ' veni sekreten ıle bır mantık evliliği» yapacak kadar ılenye vardınr ışı Amî kadm kahramanm asıl arzuladıg .aşk»tır cun ku bu konı "îıaa aşk rlui fiısai bır meselenın otesınde kadın ıçın varlığını olumlama bıçimi olmuştur Yaratı Hn ve unutulan bır geçmışın yankısı olan «ask»ın bulunması jreçrmsle ılgılı cojru mptmde oldufeu gıbı a^nı mnkana genve donmpkle mumkun'iur O oldukra tumttıtaklı sahnedp Kasabaya donuldustundp a\nı sıs ainı tutuncu dukkanı avnı ınsanlar avnı otel aynı patıka avnı bahar dalı avnı ev hppsı bır bır yerlerıne oturur Bovlelıkle d gecmi'î zamana dp&ıl nen fvp mamuli bır oloıık bır perpklılik olarak mutluluk sarlanmTîtır Unutulan Yillar d*kı kavpak bpllek ıkı çpşıt zairmnın ardına dusmuştur Bıri suadan 8ki''i ıçurie tanıdıgımız pundelık zaman otekı ise bır çpşıt «pbedi ^^ fman kı oıada. ajırak sınema vıldızlarnrla yurpkten ınanan se\ ırcıler varoliır Populer kulturun ınatçı bel legı de hep bu ıkıncı zamamn peşındedır Türkçe düzyazının gelişmesi (2) Osmanh döneminin «şiîrli» düzyazısı, Cumhuriyet sonrasmda ancak yüzeysel bir deçişim geçirebildi. «Mensur şiir» ideali, bu dönemde de «lezzetli üslup» kaygısım, «düsünce yazısı»nın önüne çıkardı. Uslup, «düşünce» denen thap»ın kolay yutulmasını sağlayan «sıvı» oldu. «Su gibi okunuyor» sözünün anlamı bu olsa gerek. reken bır sorunu gerektıgı g.bi anlatanla, incır çekırde ğı doldurmaz bır içenğı ge reksız ternıınolopler ve kav rtmlar ıçine boganı bırbınn der ayırdetmek bu kadar da puç bır şey degıldir Tek tip dü7vazıdan uzak iaşmak zorundayız bugun Çeşıtlıhk fnlen var zaten a ma bır kargaşa ıcmde Ede bıyat dıiının yanında maga zm dılı gazete dıli gazete de spor sayfası dih v b oluşuyor Güzel Türkçe yazmavı bılenler bır yanda ya bancı dılde duşünüp Turkçe yazanlar öbur yanda bö yuk bır kargaşa Varoian bu oldukça zenenn hammad deyı bılmçle ışlevecek kisi ier degıl de kuşaklar bakalıtn ne zaman ortaya çı kacak Turkçe düzyazınm daha scnrakı gehşmesinde Şınssi'vı değıl de Namık Ke maJ'i ızlemış olması anlaş ıır. ama yennecek bir şey dır Duşünce sıglıgı Törk &vdınında her zaman duypvsai retorığ] teşvık ettı Yazarlar düşunurler de parlak ve çarpıcı görunmevı Rivtematjk olmaya tercıh et tı'er Cumhunyet dönemının ıkı buyuk duzyazı ustası Nu rullah Ataç ıle Sabahattın Eyuboğlu dur Her ıkısı de yenı oluşajı bir dille oynamanın kaçınılmaz tuzagına duştuler Başlıca ılgılen, •oylenem dennleştırmek de%H soyteyışı guzelleştırmek ıldu Boylece dil duşünce'iın değı] düşunce dılin ege •nenlığıne gırdı Bu önemu j*lupçuların gelıştirdıklen renı deneme (duşunce) dıı bır yandan Istanbul'un \onuşma dılıne bır yandan i» geçen hafta Eflatun •"em'den bır örnegını gordü ?umü? folklonk dıle vaslaTijordu Eyubogtu yarattı£ üskıptan hıçbır ?aman ;ıkamadıgını ozellikle ce Pinlennde gösterir Shakes:>p&re de çevfrse Montaıg•)e de çevırse konuşan Sa "•ahattın Evubo&lu dur Oy>e çevın bır dılde daha ftn p kullanılmajnış fmkAnlar rosterebıldıgı ölçude deger ı olmalıdır Ataç ve Evuboglu tek du >unceye dayanan bır ya?ı uru gelıştırdıler Bır denenede bır fıkır öne surulu'or ayrıca her ıki varar da optum ıcın vpnı saytlan hü nanıst dusuncenm propasnriıstı oldukları ıçin usup bu fıknn dpsteklevıci re origmi saglıvordu Içprik Jakımırdfln oldufiu gıbı Ekran karsısında konusmanın güclüğü KAMU KARŞISINDA KüNUŞMAK IUM1URAKL1 BIR EDA ILi VE •AÇIK VERMEDLN. KONUŞMAYI GEREKn RIR YANI ONEMLI BIR HAVAYLA HIÇ BİR ŞEY SÖYLEMLMEYI onuşmak Konusunda her nedense büyuk guç lukler çeken bır toplum olduğurauz dıkkatimzı hıç çelttı mı? Birbvrımızle konuşurken, o k<*dar goze batmıyor bu durum, iaare edıp gıdiyoruz Ama «resnıı» bır konumda, öele on ceden tıazırlık da yaprııa nuşsak, bir sıkıntıdır bajjlıyor Özelukle televizyon, Tıirk mılleünın «bır konusma vapmd» telaKetım ne ^ekjlde gogusledığını en guzel yansıtan kurum Ikı tur «konuşucu» üstünde duracagım Bınncısı, kendisınden bellı bır konuda bılgl vermesı ısıenen «YetklU». Ikuıcısı de roportaj» yapılan «vatandaıj». Her Ikı konuşma mçımı ara&mda tarklılıklar olmakla bırlikte ortaK noktalar da var Bu ortak noktaların başta gelenı, soylenen cümlelerın yuzde doksanının cümle olnıayı başararnadan sonmesı ya da antıgramer bır tutumla uzadıkça uzayarak sıgara dumanı gibı havaya karışıp gıtmesı Birmcj durumda, sözgelışi, spiker, «Şımdı Parklan ve ieşülıltlen Koruına Dernegı Geneı Sekreterıne demeğın amaçlarmı soruyoruz», gıbı bır soruyla Ko nuşmayı açar «Ketkilı», «Efencüm, ee, bılüığmız gıbı yara maium u auoız olmak uzere, Parklan ve XeşıUıklen Koruma Derneğının başlıca amacı yeşıi parldan yanı parkları ve aynyeten de yeşıllıklen ko rumaktır» gıbı, veciz bır cevap verır Konuşma boy le devam eder Her soru cevabı ıyenr, ner cevap soruyu bozuk bır graraerle yanlsılar ve bız seyırcüer boylece çok ılgınç ^eyier ogrenralş oluruz Ikıncı türde, orneğın bir bayram gunünde TV ropor tajciii Hacı Bekir ontuıdekı şeker kuyrugunda bekleyen bırine yana^ır ve dnce adını sorar Adam yarı esas duruş vazıveünde adı nı büdırmce, «Burada ne yapıyorsunuz?» dıye anlamlı bır soru sorulur. Adam, «Ablefendım, bayram gelıyor da, şeker alalım de dık» füan gıbı sözlerle durumu aydmüga kavuşturur. «Nasıl, bayramdan otürü sevınçli mısınız?» «Evet, Turk mületı olarak, zaten bayram, esasında çok sevınçüyıa» v b. Bu arada röportajcı, tiyatlann yUkseklıgı konusunda «top lumsal Içerlku» bır soru bile sorabilır (ya da TV dıliyle, «yoneltir»). Işte size bir roportaj, Ugınç ml Uginç. Kısacası, resmlyet karçısında ceketi ılıklemek gtbi bir şey, ekranda nazırlıksız konuşmtk, Ve neden se, resmıyetın dıli, bır anlamda olmayan bır dil (çünkü bır «yapı»sı büe yok), nem de olan bir oil (çünkü işitir isitmez anüyor,. tamyoruz). Aksüğür'ün resminde kadın arayışı var Tom HOLMAN u yan tppk Aksüğür"ün, Istanbul Devlet Güzel Sanatlar Galerisrnd*» 26 nisan 1982'ye kadar sergılçnmekte olan resımlennın bende uyandırdığı bazı düşılncelerın bır yankısıdır Her bırl bır kadın elbısesinı tanımlaj'an onıki resım Oysa elbısenın resmın korıusu oldugunu soyıemek yanlıs olacak yanlış oim? sa da gıysının mtelıklerıru maddenın otesıne ıten resımsel ımgelemı gereksı<*ce sınırlamış olacağı^ kanımca B K Osmanh vazarlan içinie Şinasi, Batının ayiınlanma düşüncesini ;indirebilmış tek örnektir. Süsten uzak, «aklın egemenliğinde» Jüzyazıyı Türkiye'de Ik olarak Şinasi yazdı. ^e yazık ki, bu bir geeneğe dönüşemedi. on bakımından da, sözgei5i Nanuk Kemalın hama ı retonksel düzyazısmdan arküydı bu. ama kullanılan ernel teknık bakıınından o Ladar farklı değıldi. Dılm ko ay anlaşılır ve •lezzetli» olnası kaygısı ön planda ge lyordu. Bu kaygı, zor kavamlar yerıne Imgelerin ya la deyimlenn «rehavetine» mcelık tanımak durumunlaydı. Turkçe düzyazuun gelışnesı tanhi ıçınde doldurluklan yenn çapraşık tuelığınden öturü, Ataç v e Euboglu gibi yazarlan tek'anlı bir degerlendırtneye abı tutmak bır baksızük .labüır. Çunku. duşunceyı ıslubun egemenlığt aitma ümalanna karşıük önemi radsrnmayacak bır ış de yap ılar ve yenı oluşan Cumlunyet dönemi Turkçesının öyleyış UnJtânlanaı, güzelıklenm araştırdılar. Düuncerun durulugu ile uslu «ın güzellıgı ille de birbırt » dıştalamak, ıtmek zounda olan ozellikler değıllır Onlarr ızleyen bagka ya arlar. onlann açtığı guzel dyleme kanalradan daha iolgun içenklı bır düzyazı izgısi de kurabılirdL Ama elenek oluşmuştu bir k»e, berkes bu standarda ken lınl uydurmaya çahştı. çün ü artık okur da bunu bekli'ordu Seksenlere Beldıgioiz bugun bile «kolay anaşılır / zor anlaşılır» ölçüert son derece geçerlidir. tor aıüaşılan şeyler yazmak '8ya düşünmek neredeyse nr toplumsal suçtur. Şüphesız. zor anlaşılmak hye bır amaç olamaz Ay u zamanda, söyleyeceğı faz a bir şey olmamasıru. koay değil de zor v e anlaşılnaz sözler yazarak örtmeye .abşanlann bulunmadığı »dylenemez. Ama bunu, ya ıi gerçekten karmaşık ve ü Bir sprıyı olusjturan bu resımlerde elbısenın konu olarak seçilmış olması ne bır raslantı ne de resme fa/ladan gırmiş bır öge ola rak kendinı gostenyor Tersıne bırbırme bağlı fikırlerın odaklaşmasını sağlayan bır araç gorevıni vüklenmekte Giysınm ele alınış bıçimi res'mde gulı kalan asıl konuya yonlendirıyor bızi Hacimsel ve çızgisel nıteliklenyle elbıseler gozükmeyen bır «giyicînin» dış çizgilerini hatırlatırken aynı anda gorülmeyen bir kadının psikolojik ve duygusal durumunu sergıltyorlar Gızli kalan asıl konu kadın En baçanlı resimlerde iki ogenm eşzamanlı olarak Işlendiğini gorüyoruz Birincisi biçım ve kesimi ile kışıntn fîzıksel gorünümü özerine kondurulan tüketım maddesi elbıse. ikıncısi cansız bir madde olan kumaş parçasma kendı kışiliğini bastıran gıyicisi kadın Dıştan uygulanan imge İle içten kendini zorlayan iragenin eşzamanda varolması resimde hissedilen ger ginligi yaratabiliyor. Boylece «kadın»ın durumunu iki ayn düzeyde, toplumsal bır olgu ve birey olarak, içten ve dıştan izleme imkânı bu luyoruz resimlerde tpek Aksüğür'ün eserlerl ni bir tür toplumsal yorum olarak kabul etsek de. bun larm aynı ?amanda resim oldugunu unutmamak gere kir Ataerkıl toplumlarda kadının konumu genellıkle erkeğın kadın hakkında yü rüttüğü fikir ve yargılarla belırlenlr Erkegm tatminini amaclayan kadın konulu mit ve fante?iler kadmlara benimsetıldıgi gibi onlar ta rafmdan yenıden öretilir. Ataerkıl bir toplumda kadm sanatçı olarak kendi im gesinı yaratma uğraşını veren tpek Aksüğür güncel ve gundemdeki kadın imgelerinden kaçınmak zorunda olduğu kadar ataerkil geleneğin sanata yansıttiğı geleneksel kadın imgelerlnden de kaçınmak ?orunda. Bu nedenle bir süre için, hiç olma7sa bu sergide dz gün bir kadm imgesl oluşuncaya kadar kadm gorün tü ardı kalmak zorundadır. Yine bu nedenle kadın sanatçı açısmdan kadm lmgesini yeniden yaratma işleml öncelikle erkeğin çizdiğı gorüntülerl reddetmeyi lçerecektir Aksüğür yeniden tarumlama sorununa sanatsal bir süreç içınde çozüm getiriyor. Sergideki sertyl oluşturan oniki tablo ve ön calıemalan bclgeleven dbrt RASTLANTI DFĞIL Ipek Aksuğur'un sergisi her bırı bır kadın elbısesını tanımlayan dort onçalışma 12 resımden oluşuyor Bır sergıyı oluşturan bu resimlerde elbısenın konu olarak seçilmış olması bır rastlantı degll tersıne bırbırme baglı fıkırleıın odaklaşmasını saglayon bir araç gorevıni yuklenmekte Yukarıdakı fotografta Ipek Aksugur çalışmalarının onunde seri desen s>anat dlli lçlnde içsel bır çozümün gelışımıni ve gerçekleşmesını bıze izletiyor Resimlerde elbisevi susleyen desenler, dügmeler ve etiket gibi dışsa! ogelerın seçmeh bir tavırla kullanılışı sanatçımn yarat mak istediği imgelemin sanatsal haysıyetinı korumak için verdıği mücadelenın bır parçası olarak yorumlanabılir Bu imgelemin ıki üç lemede (triptık) doruk nok tasma ulaştığını ızleyebılıElbıse (kıyafet) toplumsal bır kurumdur Kadınlar tarafmdan kadınlar için ya ratılan kıjafetlerde bıle erkegın hükum sürdügü toplumsal kurumların yansıttıgı algılardan tümüyle vaz geçıldıgi soylenemez Bu ne denle kıyafet bır kez daha kadını kendı yaratmadığı ımgelerle dıştan (gorüntüsel olarak) tanımlayan ve nıtelendıren bır şeydir Tür kıje'de Batılılaşma sürecinde kıjafet toplumun bazı lıklerınm simgelerıdır «Mo da» ise süreklı değışen ımge lerden oluşur Bu Imgeler bazen asker üniiorması, ba <sen şalvar bazen de kaftan olabildığl glbı raevsımden mevsıme de değışır Bugün Türkiye'de «moda» ve «antimoda»yı kolayhkla ızleyebilıyoruz Bir grup kadın çarşaf gıyerek kışılıgıni gız lerken bu gelenekspl kıyafe tın ıçinde toplumdaki varlığını kategorık düzeyde sur durebıliyor da değışken ve sürekll olan ogelerı aynı anda sunuyorlar Sanatçı eleme .çıkartma, eksıltme yontemlerini kullanarak kalıplaşmış imgele rı yıneleme tuzagına düşmemeyi başarıyor Boş nesneler olmaktan ote bu resimler boşaltılmış nesnelerl sımgelemekte Yeni anlamla yüklenecek olan boşaltılmış nesneler Sanatçımn bıçim ve renkle aktardığı direnlş gücünün beslediğl bu nesneler aynı anda kışinm vadedilen yeni anlamı kendi psikolojik ve otobıyografik kaynaklannda bulacağına işaret ediyorlar Ipek Aksüğür baş kaldırıcı bır ıyimserlik ve umutla hemcinslerıne bakıyor AKsüğür'ün konusu kadm olduğu halde resımlerinde kadm belirli bir şekilde yok. tdealleştirilmiş bir kadm tipini mi düşünmeliyiz' Bu denli yalın bir resmm üstüne gereksiz bir esrar perdesl çekmış oluruz o zaman. Sergi bır kadmm admı taşıyor: Şerıfe tsımler çağrış tırdıkları ile bizi anılanmıza goturür îsme uygun bir yuz düşünmeliyiz Sanatçı kadmm yokluğu Ile yarattıgı boşluğa girmemize yardım ediyor. Kendisi kendi geçmışı ıle gırerken bu alana bız de kendi gerçeklerimıze dayanarak Şerife'yl aramalıyız. Çevlren Jale PARLA Yazmanın guçiugu Sayfanm bir başka koşesinde «konuşma gucluğtone değindim Bir gazetenin «tıbbl bil gı» sütununda, bir profesorün soyledıklerine bakılırsa, «yazma gtiçlügti» de bundan aşağı kalmıyor. «Polen» ko nusunda şu ilk cümle «Çiçek tozları şlmlk muameleye tâbi tutula rak yapılan ve bazt yabancı memleketlerde pl yasaya çıkarılan ilâçlarm mevcudiyetini biz de bilmekteyiz» Sonda kl nokta dışmda, bize bunun bir «cümle» oldugunu aniatan bir şey yok. Ve devam edivor: «Bu hususta evveıemirde şu hususu bildirmemiz lâzımdır ki » Bir başka cümle şoy le«Pollen denilen maddeler botanikçe blt ki çiçeklerinin tozudur» Boylece ferahlıyo ruz; blz Türkçe sanmış tık' meğer botanıkçeymiş. Ne dersini?, toptan «dilsiz» bir toplum mu yuz acaba' EN BAŞARELI RESİMLERDE tKI OGENIN EŞZAMANLI OLARAK IŞLENDIĞINI GÖRÜ1JRUZ. BIRINCISI BİÇIM VE KESEMİ İLE KIŞININ FİZIKSEL GORUNUMU UZERINE KONDURULAN TÜKETIM MADDESİ ELBISE. IKINCİSİ CANSIZ BIR MADDE OLAN KUMAŞ PARÇASINA KENDİ KIŞILIGINİ BASTIRAN GİYİCISİ KADIN. BOYLECE «KADIN»IN DURUMUNU IKİ AYRI DÜZEYDE TOPLUMSAL BİR OLGU OLARAK IZLEYEBİLİYORUZ. yoruz Üçlemelerde elbısenın dışsal bıçimi ile kadının ıçsel durumu bır üçüncü duruma yonelmekte Her iki durumun tek bır ımgede çozüm bulması Çok yon lü Imgelerin boylece ahenk li bır senteze vardırılışı kadmın kışılık sorununa bıreysel ve toplumsal düzeyde bır çozüm onermektedır Bu sentez aynı <5^nanda bır başka çozumu de getırmekte. toplumsal bır mebelenm son derece kışısel ve sanatsal bır dılle anlatımı. kesimlerınde moda nıtelığini kazanmıştır Amerıkalı antropolog Tom Polhemus (Fashion and Antifashion 1980 Allen Lane, London) «moda» ve «antinıoda» kavramlarını karşılaştırırken «antimoda»yı tuketım toplumunda yeri belırlenmış grupların gıydığı kı yafet olarak tanımlıyor Ör negın asker ünıforması, sanayı ışçısınin kullandıgı kıyafet ya da bir toprak ışçisının gıysisı bu grupların değışmeyen toplumsal kışıîpek Aksüğür ün resimledığı elbıseler ne «moda» ne de «antimoda» kategorılennı sımgelıyor Gelenekle bağdaşan çarşaf ve şalvarı çağnştırmadığı gibi «moda» yı hıç akla getırmezken yıne de oncelıkle kadın rnıgesinı yansıtan «kadınsal» eş ya olma nıtelığını koruyorlar Geleneksel kadın ımgesmden yenl bır kadın ımgesine geçişın arayışını anlatıyor bu resimler Eş olçüde gizleyicı ve gosterıci olan biçımsel kadının durumun
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog