Bugünden 1930'a 5,447,902 adet makale



Katalog


«
»

Cumhuriyet 2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER okulun mah olup bu işletmeden' elde edilecek gelir öğretmene aittir. Okul binalan ve öğretmen evleri Bakanlıkça verilen planlara uygun olarak yaptunlmaktadır. Öğretmenlere mezun olduklan zaman ayda o zamanın parasıyla 20 lira ödenmektedir. Birkaç sözcükle özetlenmeye çalışılan bu istihdam şekli her öğretmeni iyi bildiği bir çevrede çalıştırma ilkesine dayanmaktadır. Çalışacağı yeri ve çevre koşullannı iyi bilenbir öğretmen adayı daha eğitimi sırasında öncelikle konulan belirleme olanağına kavuşup ağırlık vereceği konulan önceden ayırdedebiliyor. GerekU bilgUerle donatılan kişi tanm yapmak için gerekli ve o döneme göre ileri sayılabilecek teknik araçlarla donatılmış olarak göreve başhyor. Tanmsal ve teknik konularda çiftçilere eylemli olarak yardım edecek bügi ve beceri düzeyinde ve gerekli araçlara sahip öğretmen bilgi aktanmını en iyi yapabilecek konumdadır. Bilgi aktanmınm en etkin araçlanndan biri de kuşkusuz öğretmenin kendi geçimini sağlamak ve yaşam düzeyini yükseltmek için göstereceği çabanın somut sonuçlan olan kendi geçimine özgülenmiş işletmenin başardıklan olacaktır. Söylenen herşeyi somut biçimde gözler önüne seren bir örnekten daha iyi bir tanmsal yayım yöntemi düşünülebilir mı? Devleün demirbaşı durumundaki birtakım üretim araçlanndan yararlanma ve bir evde oturma hakkından başka sembolik sayılabilecek bir ücret karşıhğında çalışan öğretmenin devlet bütçesine fazla yuk olmaması bu nitelikte elemanlarm daha fazla çahştınlmasına da olanak verebilir. Hatta öğrenci ve öğretmenlerin emeğinin ürünü gözüyle bakılabilecek enstitülerde öğrencilerin kendi emek ürünlerini tüketmek suretiyle oldukça ucuza okuyabildikleri de bir gerçektir. ••* Sonuçı Bugün Köy Enstitüleri tarihe malolmuş kurumlardır. Köy Enstitüleri'nin kuruluşunu hazırlayan koşullar belki de büyük ölçüde değişmiştir. Eski haliyle Köy Enstitüleri'nin yeniden kurulması söz konusu olmayabilir. Ancak bu kurumlann ülkemiz koşullanyla o denli iyi bağdaşan yönleri olmuştur ki, eğitim için. kalkmma için dünyanın her yerinden modeller aktarmaya çalıştığımız dönemlerde bu kurumlann somut ve yaşama geçirilmiş ve başanlı olduğu tartışma götürmez deneyimlerinden yararlanmamız gerekir. Köy Enstitüleri deneyimı tanm öğretiminin düzenlenmesinde son derecede yarp^h olabilecek bir örnektir. 7 KASIM 1982 anm öğretiminde bugün yararlanılabilecek, başanya ulaşmış bir deneyimi dile getirmek istiyorum. Köy Enstitüsü kökenli aydınlann eğitim, düşün ve yazan yaşamımızda önemli yerler almış olmalan bu kurumlann varlıklannın kısa sürmesine karşın başanlı oldnklarının iyi birer kanıtıdır. Bu yaratıcı aydın tipinin ülkemizin bugüne gelişinde olumlu katkılan olduğu kuşku götürmez. Yetiştikleri ve emek verdikleri çevrenin gerekli kıldığı bilgilerle donatılmış yapıcı ve yaratıcı nitelikli, aynı zamanda güçlukler içinde yetiştiğinden zor koşullan cesaretle göğüsleyebılen bir aydın, topluma önderlik edebilen yol gösterebilen bir öğretmen. Yalnız ilkokul öğrencilerini değil köyü bütünüyle ve her bakımdan eğitme amacına yönelik pratik ve kullanılabilir bilgilerle dolu bir öğretmen. Yaşamını alınteri dökerek kazanan. içinden çıktıgı ve eğitünini tamamladıktan sonra tekrar bizmet vermek üzere dönduğü toplumla birlikte yaşayan ve aynı koşullan göğüsleyen bir öğretmen. Köy Enstitüsü kökenli öğretmenler ilkokul öğrencilerini eğitme yanında tanm eğitimini de üstlenmiş ve bu işlevlerini başanyla yerine getirecek bir eğitim görmüşlerdır. Bunun en somut kanıtı ders izlencencelerine göre haftahk 44 saatlik çaIışmanın 11 saati tanm ders ve çalışmalarına, 11 saati teknik ders ve çahşmalarına geriye kalan 22 saati de kültür derslerine aynlmıştır. Daha açık bir deyimle Köy Enstitüleri'nde öğretim izlencesinin dörtte bir dilimi tanm ders ve uygulamalanna aynlmıştır. T Yararlanılacak Bir Deneyim BUGÜN KÖY ENSTİTÜLERMNKURULUŞUNUHAZIRLAYAN KOŞULLAR BELKİ DE BÜYÜK ÖLÇÜDE DEĞİŞMİŞTİR AMA, BU BAŞARILI DENEYİMDEN TARIM ÖĞRETİMİNİN DÜZENLENMESİNDE YARARLANABİLİRİZ. Lotus Ödülü > sya Afrika Yazarlar Birliği'nln her yıl düzenHlediği «Lotus Edebiyat Büyük ödülü» bu yıl « g a i r Ataol Behramoğlu'na verildi. Geçenlerde Yasar Kemal, Fransa'da Prix Mondial del Duca'yı kazanmıştı. Ozanlarımızın, yazarlarımızın uluslararası alanda aldıklan ödüller, Türkiye'nin. göğsüne takılmış birer onur madalyası gibidir. Şairdir, çevinnendir, yayıncıdır Ataol; çok yönlü bir kişiliği vardır. Behramoğlu'nun; «Kardeş Türküler» adlı kitabınm önsözünde şöyle yazar: « Yurtseverlik, halkçılık, özgürlük tutkusu, barış, sevgi, direnç, bilime saygı, insana ve onun yaratıcı emeğine güven, yüzyıllar boyunca dünya şiirlnin en temel kaynaklan, en sürekli konulan olmuştur.» Gerçekten öyledir. Üstelik bu deyişl terslne de çevirebilir ve diyebiliriz ki dünya şüri yurtseverlik, halkçılık, özgürlük, bilime saygı, insana ve onun yaratıcı emeğine güveni yüzyıllar boyu oluşturmuştur. Bu karşılıklı etkileşimin ozanlarından birlsl de Ataol'un ta kendisi değil midir? Sanırım Asya Afrika.Yazarlar Blrliği, Ataol Behramoğlu'na Edebiyat ödülünü verirken güzel bir iş yapmıştır. Ataol diyor ki: Yıllanmış bir ağaç gibi köklü, gür Yalan hiç yıkılmayacakmış gibi görünüı Hükmü tarihin verilmiştir oysa: / Yıkılacak; çürumüştür. Ataol usta bir çevirmendir. «Güz» adh şilrl «Kardeş Türküleri»nden seçtim. Abaşidze Iraklı" nm şiirinin aslını bilmiyoruz; ama çevirinin anlamı çarpıcı; Bulutlar Karanlık bulutlar tndl lyice aşağılara Güneşliyken gün, kapandı birden. Eski yara yerleri Askerlerin Sızlıyor şimdi . Askerler ki, yoktur ayrımları . Şairlejden Bin övgü onlara, bin şan! Savaşın ateşinde pişip Kardeş oldular şaîrlerle Aynı acı yazılıdır Çünkü şairlerin alnına da Kİ nükseder • • Havanın her değişiminde • Batı Avrupa'dan başlayarak Üçüncü Dünya ülkelerine değin uzanan bir uygar Batı var. Bu Batı, emperyalizmin Batı'sı degil; evrensel değerlerln içinde kendi yerini ve değişimini arayan Batı'dır. «Asya ve Afrika Yazarlar Birliği» adma karşm bu evrenselliğin içinde yerini almış bir Kurumdur, Atatürk Türkiye'si de çağdaş uygarüğa Batı İle mazlum ülkeler bütünleşmesinin köprüsunaen geçerek yönelmişti. Bu sentezl yapamayan ve yürütemeyen Türkiye; acılardan kurtulamıyacak, sürekli olarak gerilerde kalacaktır. Oysa Türkiye'de ozanlarr yazarlar, sanatçılar o köprünün taşlarını döşüyorlar. O taşlara bs»arak uygarlığa doğru yürümemekte direnmek neden? .ı Doç. Dr. Cengiz ÇAKIR E. Ü. Ziraat Fakültesi Bu öğrendlerîn sağlıkh, gürbüz ve sağlam olmalan. güçlüklerle dolu çiftçilik işini ve öğretmenliği yürütmelerine engel olacak kusur ve noksanhklannın olmaması gerekmekteydi. Yine enstitülere alınacak öğrencilerin zeki, çalışkan. enerjik ve bügili olması gerekmekteydi. b) Öğrencilerin eğltünü Seçilerek enstitülere alman öğrencilerin ilgill, sağhklı çalışkan ve bilgili olmalan yanında eğitim s'steminin de son derecede akılcı olması olumlu sonuçlar alınmasına katkıda bulunmuçiur. Herşeyden önce izlenceler yerel koşı. 1lara uygundur. Her Köy Enstitüsü birbuine komşu birkaç ilden öğrenci almakta ve enstitüyü bitiren öğretmenin gorev alacağı yer de önceden bilinmektedir. Diğer bir devimle enstitünün hizmet ve^eceği alan bellidir. Her enstitü özellikle tanm ders ve çalışmalaruu yer aldığı yörenin özelliklerine göre saptamamaktadır. O bülgede yaygın olan ya da gelişebilecek bitkisel ve hayvansal ürünlere öncelik ve eğulık verilebilmsktedir. Diğer taraftan bütün çalışmalar, yaparak öğrenme Uktısine dayanmakta, ezberlenip unutulan JcğU kullanılabilir bilgiler verilmesine ve deneyim kazandınlmasuıa uğraşılmaktadır. Derjl'klerin dört duvan arasına sıkıştın!mayıp doğa ile didişerek öğretme ve öğrenme ycntemi benimsenmiş olup Köy £nslitüpü davasmm öncülüğünü yapan ve mıman olan ülkücü adamlar da eğitimin bu yöndt gelişmesini özendirme çabası içinde olmııslardır. ••* Öğrencilerin iş yaparak öğrenme cinde gerçekleştirdiği çalışmalann sonuîları kend:sini ve yaşam koşullarmı doğradan ilgilendiriyordu. Ektiği tahıh, diktıği, aşı»a\ıp budadığı ve dibini suladığı msyveyı ve sebzeyi yiyerek kendi yaptığı bina ve derslikte yine kendi yaptığı sırada egıtılıyordu. Bir ölçüde iş başanlan arttıkça yafam koşullannı da düzetmek durumunda olan öğrendler sadece not almak ve sınıf geçmek amacıyla çalışanlara göre elbette daha başanlı olabilir. Enstitüden mezun olan öğretmeni yaşamda pek çok güçlukler beklemektedir. Eunları göğüsleyebilmesi için girişimci ve savaşımcı olmasj cesur kararlar alabiknesi gfcrekmektedir. Enstitülerin kuruluş yerlerl blle birçok durumda çetin koşullan olan yerlerdir ve kuruluş sırasında öğrencisi. Cğretmeni ve öbür çalışanlanyla büyük güçlükleri göğüslemişler. uzmanlann oimaz dediklerini bıle başarmışlardır. Ülkeyi daha iyi tanımak ve öğretilenleri pekiştirmek için geziler düzenlemekte ve öğrenilen şeyler gözlemlerle daha guçlendirilmektedir. Enstitüler arasmda yardun laşma ve enstitü ıle ilişkilerin hizmet döneminde de sürdüriilmesi ve bir güçlükiö karşılaşan öğretmenin arkasında çok güçlü bir kurum olan enstitüsünün varlığuıı duyması da başansına katkıda bulunmaktadır. Enstitülü öğretmenin müzik, tiyatro. halk oyunları gibi etkinlikler yoıuyla halkla kaynaşmasmın çok kolay oluşu yerel clçü birimlerini. teknik deyimleri .gelenekleri bilmesi enstitüde edindiği bilgileri halka aktarmasını kolaylaştınnakta öğretmen olarak öğretim yöntemlerini iyi bilmesi bu işlevini başanyla yerine getirmesini sağlamaktadır. c) îstihdam şekli: Köy Enstitülerini bitiren öğretmenler Milli Eğitim Bakanlığı'nın göstereceği yerde yirmi yıl çalışmak zorundaydılar, Bu öğretmenlere üretime yarayıcı aletler, ıslah edilmiş tohum, çift ve irat hayvanlan, cins fidan gibi üretim araçları atandıklan okulun demirbaşına kaydedilerek devletçe parasız verilmekteydi Köy smın içindeki tanma elverişli araziden öğretmenin ve ailesinin geçimine ve öğrencilerin ders uygulamalanna yetecek arazi özgulenmektedir. Köy okuluna ait her türlü demirbaş eçya, hayvan vesaire Bir öğretim kurumunda ders izlencelerinde belirli bir konuya aynlan zamanın fazla olması kuşkusuz tek başına o öğretim dalında başanlı olmayı gerektirmez. Köy Ensütüleri'nın tanm öğretimi konusunda da başanlı olmalan kuşkusuz tanm ders ve çalışmalarına ağırlık verilmesi yanında sistemin özünden kaynaklanan başka bazı etmenlere de bağhdır. Köy Enstitüleri'nde tanm öğretiminin başanlı olmasının nedenlerini aşağıdaki şekilde sıralamak olasıdır: a) Öğrencilerin seçimiı 3803 sayılı «Köy Enstitüleri Kanunu»nun 3. maddesi «Enstitülere tam devreli köy ilkokullannı bitirmiş sıhhatli ve müstaid köylü çocuklar seçilerek ahnular...» demektedir. Enstitüdeki iş yaşamma uyumu kolaylaştuması ve okulu bitirdikten ionra köyüne ve hizmetina bağlanmasını kolaylaştırdığı için ailesinin arazi ve hayvanlan, bağı bahçesi o3an köylü çocuklar enstitülere alınmıştır. OKTAY AKBAfcr HftVIR Felek Artık Yok... HÜRRİYET Mübarek olsun!.. Oktay Ekşi, 5 kasım gunlü Hürriyet'teki yazısında DevSol mllitanlanmn Türkiye'nin Köln Büyükelçiliği baskmmı konu ediyor va «12 Eylül Harekâtı Ue başlanna inen ba.'yozun hâlâ farkına varmamış olacaklar ki, şimdi de yurt dışında o beyhude, o aptalca eylemlerine devam ediyorlar» diyor Federal Almanya resmi makamlannm teröristlere «siyasi iltira hakkı» tanıyacaklannı vaadetmelerini de eleştiren Ekşi, yazısını şöyle sonluyor: «Sormak gerekmez mi? Çahştığı fabrikada bir Alman Ile kavga eden işçiyi yahut alkollü araba kullanan bir Türk'O yaka paça smırdışı cdiyor, 'Git kendi ülkene' diyorsunuz da, bu ell s!lahlı haydutlan niçin koruyorsunuz? İşledikleri suç 'siyasi' diye m!? Hani terör 'siyasi bir amacı mamasum insanlara karşı zor kullanmak suretiyle gerçekleştirmeye caIışmak' demekt'? Hani Avrupa Konseyi çercevesi içinde imzaladığınız anlaşma tle terörü ve terörist eylemleri korumamayı taahhOt etmiştinîz? Türkiye Baskonsolosluğu'nun basılması yoksa bir terör eyleml değil mi? Bu eli silahlı haydutlar ile Federal Almanya'da elini kolunu sallayarak dolaşan öteki terörlstler bir gün altından kalkamayacağınız problemleri başınıza açtığı örneğin smırdışı edilmemek için bu tür eylemlere başvurmayı moda haline getirdikleri zaman, 'bunlan geri verin' diyen Türkiye'nin ne kadar haklı olduğunu anlayacaksımz. Ama o zaman gerçekten İ9 işten geç miş olacak. O tarihe kadar hepsi size mübarek olsun!» GÜNAYDIN Kovboy düellosu... ,, FÇLEK,.^ ÜJs şöltîügtlm söwSQktür hu: «V^* 1ek. Daha ilkokula başlamamıştım. 1929 yııının yaz günlerlndeydik. İstinye'de bir yaü katmdan koya bakıyordum. Altmordu takımının futaları birbirleriyle yarışıyordu. EUmde o günün 'Milliyef gazetesi... Harfleri yeni tanıyordum. Annem anlatmıştı bir bir. Bu A, bu B. bu C. Bu kara harfleri yanyana getirince ilginç şeyler ortaya çıkıyordu. A'nın yanına bir N, bir A daha koydun mu, Ana oluyordu. Bunun gibi daha neler neler! Bir oyun gibiydi okumak, yazmak. Ab bir eylül gelse. bir okul başlasa diyordum. öte yandan bir de korku vardı arada bir depreşen... Okul, yeni bir yaşam, yeni bir dönemdi. Kopmaktı, bir takım şeylerden. Başka bir insan olmaktı. Elimdeki gazetede yeni bir okuma oyununa dalmışım. Bir başlık, tek sütunun tepesinde bir takım harfler; tam beş tane. F diye başladım, yanına E geldi, oldu FE, derken bir de L, FEL, derken bir E daha, sonunda da K... Birleştirdim FELEK çıktı karşıma... Neydi Felek, ne demekti? Düşündüm durdum Felek'i. Kimseye de soramadım, Günlerce bir giz gibi kaldı bende Felek sözcüğü... Sonra çok sonra Felek'in bir yazann yazılarına seçtiği başlık olduğunu anladım. O günlerde soy adı yasası daha çıkmamıştı. «Felek» bir köşe yazısının başlığıydı, «Felek Diyor ki...» Daha o gtinlerde Felek onbir yılük gazeteci Imiş, onbtr yılhk köşe yazan, kırk yaşında kocaman bir adam... O gün bu gün Burhan Felek'i okurum. 'Milliyet'te, 'Cumhuriyet'te, yeniden 'Milliyet'te... Tam 29 yıl gazetemizin üçüncü sayfasının sağ sütununda haftada altı kez yazdı, yazdı, yazdı. Ayrıca Pazar Söyleşileri... Bu yazarlık, gazetecilik çalışmalannın dışında sporculuk yanı da ağır basmaktaydı. Hakem, yönetlci, daha önce futbolcu, uluslararası üne ulaşmış bir spor adamı.,. Gazetecüer Cemiyeti'nin yirmi yıldan beri de Başkanı... Bir kaç kez de milletvekili adayı olduysa da hiç bir zaman seçilemedi. Belediye Mecllsi üyeliğl yaptı politik görev olarak, hepsi bu. Yüzyıllık bir yaşamı bütünlemesine beşaltı yıl kalmıştı. Nüfus kâğıdına göre 94 yaşında aynlmış dünyamızdan. Aylardır hasta olduğu biliniyordu. Sonuna dek savaştı hastahkla, yaşlılıkla... Eünde kalemiyle savundu varlığını... Onbinlerce okuru yetmiş yıla yakın bir zamandır onu her gün izliyorlardı. «Felek bakalım ne demiş?» Bu söz kuşaktan kuşağa bugüne kadar geldi. Dedeler, babalar, oğullar görevi birbirine bıraktılar; yaşamdan aynlıp gittiler, ama Felek hep yerindeydl. Her sabah köşesinden konuşuyordu okurlanyla... Yıpranmadan, bıktırmadan, usandırmadan 70 yıl hemen her gün bir yazı yazıp yaymlamak, köşe yazarüğında bir dünya rekorudur. Kimsenin kolay kolay ulaşamayacağı bir sayı... Evet, çağı geçmişti, genç kuşaklara seslenemez olmuştu, zamanın gerisinde kalmıştı, hepsi doğrudur, hepsi söylenebilir Ama onbinlerl aşan 'tiryakileri'nin varlığı da ayrı bir gerçektir. Her kuşaktan okurlar bulduğu, kıvrak zekâsı, işlek kalemiyle her dönemde ön planda kalmayı başardığı... Büyük bir örnektir bizlere, blzlerden sonra yetişecek basın erlerine... Kalemlni elinden bırakmadan, demokrasi, basın özgürlüğü, serbest ve hoşgörülü tartışmanm kaçınıîınazhğı ilkelerlni kendi biçemine göre savunmak; özel çıkar hesaplarına, Iktldarlardan *birşeyler' beklemek umutlanna kapılmadan, kendi inancınm, düşüncesinin sesini âuyurmak... Burhan Pelek 'en yaşlı, en kıdemli'mlzdl. Yazarların Şeyhi dedller ona... Ardmdan güzel anılar bıraktı, onbinlerce yazı, kitaplar, çevirller ve binlerce binierce dust okur... Bir yaşantının son cizgisi çekilirken ortaya çıkan cjudur: Felek, 'felek' adı verilen yazgısmı yenik düsürmUş mutlu lnsanlardandır. Necati Zincirkıraa, 4 kasım gunlü Günâydm'dakf * y&ısmdt ABD'deki son eyalet seçimlerine değiniyor ve »Reagan'ın suyunun ısmdığma» işaret ediyor. Ara seçlmlerlnin sonuçlannı veren Zincirkıran «ayrıca 9 eyalette nükleer silahlanma dondurulsun mu? Yoksa devam mı edilsin?» şeklindeki referandum sonuçlarının da Reagan politikasınm aleyhlne sonuçlandığını belirterek şöyle ekliyor. «Bütün bu sonuçlar şayet önümüzdeki iki yıl içinde bir muclze yaratamazsa 1984'de Reagan'a yol göründüğünün işaretlidir. (...) Doğrrusuu isterseniz, ne Amerikan halkı ne de dünya artık 'Kovboy düellosu' istemiyor. Amerikan ara seçimleri işte bütün bunlan bir kez daha kanıtladı.» radan oraya seçim konvoyları koşturmak, hep para isteyen şeyler. Bunun için de, Amerika'nın politika yaşamı, köklü değişiklik sevmeyen ve ahşılmamış düşüncelere hep karşı çıkan çoğunluklann sulî>. tasından bir türlü kurtujamıyor. \' Son seçimler de bunu gösterdl: ~£ "Ger^jJ' Reagan'ın ekonomiK politika' sîna karşı bir tepki sözkonusudur ama, bu tepki asla "Reagan'ı protesto' ölçüsüne varmış değildir. Aşırı sağdan ortanm sağına doğru bir kayış. Ve o kadar.» GUNEŞ Acık tavır MİLLİYET Ve o kadar.. Mümtaz Soysal, 5 kasım 1982 günlü yazısında geçtiğimiz günlerde ABD'de yapılan seçimlere deginıyor ve bu seçimlerde paranm oynadığı rol üstünde duruyor. Amerikan politikasına etkili bir biçimde adım atıp seçim kazanmanın en geçerli yolunun, milyonlarca dolara varan bir serveti gözden çıkarabılmek olduğunu belirten Soysal. yazısını şöyle sonluyon «Pahalı kampanyaları yürutmek, televizyonda saniyesi bHmem kaç bin dolara gelen spot satın alıp bir şeyler söyleyebilmek ve o Ismail Cem, 4 kasım günlü Günes'teki yazısında ABD ara seçimlerine değiniyor ve «Bir yorum için henüz vaklt erkendir ama, ABD «eçiminin bir belirli ekonoml politikasınin yenilgisiyle sonuçiandığı herhalde öne sürülecektir» diyor Dünyanın CPSitü ülkelerlnde ve bu arada Amerika'da da uygulanan Frıedman'cı ekonomik modele de değinen Cem, sözkonusu ekonomik modelin uygulandıe;ı hemen her ülkede haikın büyük tepki^ini çektiğini ve ilk seçim fırsatında bu tepkinin hükümetleri zorladığı vahut değiştirdiğinin ortada oldu.srunu da belirtivor ve şöyle divor«Ilk sonuçlan şu sıralarrfa almmaya başlayan ABD seçimleri. bu genel kuralın bozu'madı&ını göitprmektedir Senatör. Tpm^'lciler Meclisi üyesi ve Eyalet Valisi seçimlnde, 'ekonomi' ba=lıca tartışma konusu olmuş; Amerikan halkı, ecenel 8ğilim olarak, iktidardakl Reapan'a ve ortun ekonomisine karşıt yönde bir tavır almıştır. tsim faktBrünün daha az etkili oidufeu Tpm=ilc»pr MecJi«ii spçim'nde bu tavır çok açık biçimde ortaya konmuştur.» Cumhuriyet Sahibi: Cumhuriyet MâtbaacılıkveGazetecilik T.A.Ş. adma NADİR NADİ Cenel Yayın Müdürü Müessese Müdürü Yazı Işlerı Müdürü HASAN CEMAL EMİNE UŞAKLIGİL OKAYGÖNENSİN AHMET KORULSAN YALÇIN BAYER ALİ ACAR • Yazı Işleri Müdür Yardımcısı Haber Merkezi Müdürü Mizanpaj Yönetmeni TEMSİLCİLER • ANKARA : • İZMİR : • ADANA : SERVİS ŞEFLERİ • YAIÇIN DOĞAN HİKMETÇETİNKAYA MEHMET MERCAN • htanbul Haberleri :Selahattin CÜLER Dış Haberler : Ergun BALCI Ekonomi: Osman ULAGAY Yurt Haberleri • Barbaros GENÇAK Kültür: Aydın EMEÇ . Magazın • Yalçın PEKŞEN Düzeltme: Konur ERTOP . 1 Araştırma . ŞahinALPAY BÜROLAR Konur Sokak No. 24 /4 Yenişehir ANKARA Tel: 17 58 2517 58 66 Idare: 18 33 35 Halit Ziya Bulvan No: 65/3 İZMİR Tel: 25 47 09131230 dışbasın Frankfurter Allgemeine: Amerikan seçimleri Federal Almanya'da yayınlanan muhafazakâr «eFrankfurter All gemeine» gazetesi, Amerikan ara seçimlerine ilişkin bir yorumunda, Amerikan seçmenlerin Başkan Re agan'ın politikalarına karşı olduklarını göstermediklerini, düzelt meler istediklerini bildirdı. Gazete savunma bütçesindekl artışın ve sosyal harcamalarına makas vurulmasına duyulan kızgınlığın, kararsız seçmenleri Demokrat Par ti saflarına ittiğinl yazıyor. «Demokratların Temsilciler Meclisi seçimlerinde sağladığı bü yük oy artışı, Başkan Beagan'ın gücünü artıran, muhafazakâr Demokrat temsilcilerce Cumhuriyetçi Parll arasındaki ittifakın sonunu getirdi. Bu, Reagan'ın bütçe, savunma barcamaları, vergi politikası ve Sosyal Sigortalar Yasasında bir reform yapılması üzerlne zorlu tartışmalara girmek zo runda kalması demek. Eski çizgi sinl sürdürmek için gereken çoğnnluğu yaratması epev zor. Birçok alanda uzlaşmalam miaıesi da ha olası.. Darphane üzerinde, falz hadlerinin düşük tutulması politikasına geçilmesi yönündeki bas kılar artacak. Dlğer bir deyişle: Reagan'ın ekonomik politikası büyük bir sınav karşısında bulunuyor.» Gonzalez'i bekleyen diğer sorunlar arasmda bulunuyor. Soldan are len Gonzalez şimdi merkezde oturuyor. Ve eğer bir şans verilirse de ğişim gerçekleşecektirj» Atatürk Caddesi, T.H.K işhanı Kat 2/13 ADANA Tel: 14 55019 731 Basanve Yayan: CUMHURlYETMatbaacılıkve GazTeteclllkT.A.Ş. Türkocağı Cad. 39/41, CağaloğluİSTANBUU P.K.: 246 Istanbul, Tel: 20 9703 (5hat) TAKVÎM İMSAK 5.52 GÜNEŞ ö<*> E İKİNDİ 7.36 12.58 15.41 , KASIM 1982 /»•"%"M 17.59 Y'~SI 19.32 The New York Times THE TİMES İspanya'da Evrim «tspanya'dan gelen haberleri alkışlamak için fspanyol olmak gerekmez. Felipe'nin Sosyalistlerinin kazanmasının Ispanya için ne anlama geldiğini diişünün. Acı bir içsavaş ve 30 yıllık Franko diktatörlüğü sonrasında tspanyol de mokrasisinin yeniden doğuşuna ta nık olduk. General Franco'nun 1975'de ölmesinden önce, Ulkede ne seçim, ne muhalefet partileri ne de basından söz edilebiliyordu. Fe lipe Gonzalez'ln başarısı herhangi bir seçilme degildir. Yenî bir tspanya'nın doğuşunu simgelemekteöir. Sosyalistlerin yönetimi güllük gülistanlık olmayacaktır» «Değişim» vaadeden Sosyallstlerl yüzde Ti'ye ulaşan Işsizlik, yiizde 12 enflasyon ve artan dış borclar bekllyor. Bask bölgesinde süren ayrılıkçı eylemler, sağcıların ülkede hâlâ etkin obnaları Felipe Nijerya'da dinsei çarpışmalar Bir Afrika ülkesi olan Nijerya geçen ayın son günlerinde müslümanlarin bir ayaklanmasına sah ••••••••«••••»••••••••••••••••••••••••••• ne oldu. Ayaklanma yaklaşık 400 kişinin yaşamına malolurısen dun ya basımnda konu hakkında çeşitli yorumlar yayınlandı. tngiliz The Times gazetesi de yaptığı yorum Annem Samiye Yücel'in geçirdiği kaza sonuda şunları söyledi «Kuzey Mjerya' cunda gereken ameliyat ve bakımı özenle gerçekdaki çatışmalar sırasında yüzler leştiren Cerrahpaşa Hastanesi Plastik Cerrahl Blce kişinin ölmesi, Başkan Sehu Hm Dalı öğretim üyesi. Shagari ve diğer liderler İçin, de Sayın Doç. Dr. ğişik görüştekl kişileri uyumlu bir devlet içinde tutmanın ne denli giiç olduğunu göstermektedtr. Bu olay yine, birkaç yüz fanatigin, birçok kenti kolaylıkla çatışma iayrıca başta Dr. OĞUZ ÇETÎNKALE olmak Uzere çine sokabileceğl konusunda aDr. Selahattin Tulunay, Dr. Bâki Çokneşeli, Hemlarm zillerini çalmıştır. Eğer aşırı şire Ayşe Kan ile Fethiye Sular'ı ve ötekl servls dinciler böyle bir düzensizliğe yol görevlilerini saygıyla anar, teşekkürler sunarım, açıyorlarsa, aşırı siyasilerin daha kötüsünu yapabilecekleri tehlikesi Doç. Dr. Ünsal YÜCEL ortaya çıkmıyor mu?..» ! TEŞEKKÜR Ibrahinn Yıfdırım'ı ••••• •••• ••••••••••••••••••••••••••»•••••
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog