Bugünden 1930'a 5,466,117 adet makale



Katalog


«
»

ÎKÎ CUMHURİYET 6 EYLÜL İ9t9 . Tartışmanın Düşündürdüklerî akîasık 4S0 bin Öğrenct bir yer buimak için hazlran ayında smava girdi. Öğrenciier sıaav sonuçlannı beklerken, Üniversiteleraraa Kurui, Akademilere bağh fakülteleri tercih etmlş öğrenciler hakkında bir karar alarak bu fakültelere girmek isteyen öğrencilerin yerieştirilmeyeceğini belirttL Kararm gerekçe«1nin «Akademüerin fakülte açması» konu«unda mahkeme karan oldu&u söylendl Akademiîerar&sı Kurul toplandı. Üniver«itelerarası Kurulun bu karannı tartıştı. Sonuç. bir bildirt ile kamuoyuna duyuruldu. Bildiride, Üniversitelerarası Kurulun karannın yanlış olduğu ileri sürüldü. Öğrencilerin zor durumda bırakıldjğı vur&ulandı. Akademilerarası Kurul bir daha toplandı ve «ftitim faaliyetinl durdurmaya karar verdi. Tartışmaya. politikacüar da kanştı. Sorunu ortaya koyup, çözüm arayacaklan yerd.e, her zaman olduğu gribi. birbirlerini «uçîadılar. Y olaylar ve görüşler ÜNİVERSlTE AKADEMl TARTIŞMASI Prof. Dr. Eren OMAY t.T.O TSMEL BİÜMLBR FAKÜLTESt ÖĞRETtU ÛYESt *e lcoçunarta tlişklsi gözönune alımnadan, yani soyutlanarak ele alınmasının bir örneğidir. Aksine, üniversitenın sorunlanm çozerken, bilimssl yöntemleri kuüanması gerekir. Bir başka deyimle, sorunlar, somut kanıt ve verilere dayanılarak ortaya konmalıdır. Somut şartlara uyan çözümler aranmalıdir. Örneğin. üniversitenln, aka* deıtulerle ilgili sorunlarda, mahkeme kararlannı tartışmaya açık şekilde zamansız uygrulamak yerine, araştınnalardan elde edilen, somut kanıtlara dayanan. şartlara uygun çözümler bulması gerekirdi. Üniversite Akademi arasındakl tarüşma, bir yönden de yararh olmuştur. Şöy• le ki: Yüksek öğretimdeki Üniversite Akademi aynınının neden doğduğu, bu kunnniar arasındaki aynmın ne olduğu sorulan gün ışığına çıkmıştır. Bu sorulann yanıtını aynntılan 8e hemen Termek mumîrun deâlL Fakat, ana cizgileri beürtmek mümkün. Bilindifei gibi, yüksek öğretim kurumtanmız, Üniversite ve Akademi dtye ikl grupta toplanmıştır. fakat, bu ayırım, pratikte kaybolmaktır: Üniversite ile Akademinin akademik personeli aynı haklara e*hlptir. Akademi ile Üniversitenin aynı di•iplinlerinden mezun olanlar arasında yetki Te imkan bakımından hiçbir ayırun yapümaz. Orneğin, üniversiteden mezun bir mühendis ile akademiden mezun bir muhendis arasında yetki ve olanaklar bakumndan hiç bir tark yoktur. Akademiler de, üniversitelerin verdiği akademik ünvanlan verebilmektedir, Kısaea, üniversite ile akademinin işlevleri aynıdır denebilir. tşlevleri aynı olan bu kiırum lardan üniversite, biyerarşi bakımından da ha ustfladto. Fakat, unlversltelerlınlz, statikttr. Akademilerimiz saghkh sonuçlar ver> meyen bir ıiinsuniTm içindedir. Bu durumda, statükoyu korumak isteyen üniversite ile üniversitenin hiyerarşik üstunlüğunu yık mak isteyen akademi arasında bir celişki doğmaktadır. Üniversite Akademi tartışnedeni bu çelişlddir. tM kurum arasındaM tartışmayı aydın^ kavtışturmak için bu çelişkiyi daha yakından incelemek gerekir. Bunun için toplum yapunızı gözönüne almahyız: Bir ust yapı kurumu olan efittm kurumlan, toplumumuzun alt yapısı ile organik ilişki içinde de&ildir. Bu durumu ispatlayan çarpıcı örnek, yüksek ö^retim kurumlanmızda yapüan araştırmalann konularıdır. Şöyle kl. «raştırma konulannın içinde ülkemizin aorunian yok denecek kadar azdır. Toplumumuzun alt yapısından kopuk elan eğitim kurumlarunız, toplumun gereksinmelerinin yarattıgrı kurumiar değildir. Başka bir deyimle, bu kurumlar toplumun pratik ihtiyaçlannı karşılamaktan çok. idealize edlLmiş akademik ihtiyaçlan karsüamaktadır.Bu durumda, akademi gibl yükaek ö$renim kurumlan İçin temel amaç akademik Onvannu yükseltmek, üniversite olmaktır. Üniversite için, temel amaç ise, hiyerarşik ustünia^une ortak olmak isteyenleri engellemekür. Üniversite Akademi arasındaki bu kısır tartışmanın yararh olmadı&ı açıktır. Yararaız tartışmalardan kurtulmak için. gerek universite gerek akademiler toplumumuzun alt yapısmın ne oldu^unu ve ne olması gerektiğini araştırmalıdır. Bu araştırmaya dayanarak. Türk yüksek etitim kurumlannı yeniden organiz* etmenin yollan aranmalıdir. «oııO.n gözde8l bir bJllrr» durumuna celmiştir. Martlnefnin sorar gibi dovranışı, her dilln hem de crgun bir yapı oluşu nakMnda icöcük blr kuskusu ol diğundcn deflll kanısımr güc(uir.öundertdlr. • «Aynı trtr dilln ftöretlml»rtnln başkalaşması.» • Bu tumce. her hongl blr ya bancı dill. örneğin Fransızcoyı, blr Türke. blr Japona, blr Arob'a... öğretlrken değişik yöntnrrler uygulanması anlamını ta şır. ÇOnkü. Dilbilim, çeşitll dillerı,, blr dile yaklaşımlannın da çeşitll yörrierden olduğunu ortayo koyduktan sonra ceşltII yöntemler gereğl anlafilmıstır. • «Klme ve hangl amoclarla?» • Martinet, blr dilln uluslorra başka yöntemlerle öğretilme slyle de yetinmiyor öğrencilerin klşlliğine ve amacına göre de ycrtemlerln değismesi gereğlni vurguluyor. Blr dill turlzm, otel cillk, ticaret, blllm... amacrykj öğrenmek isteyenlerin yöntemlerinde başkalıklar olması llkel bir düşunüşle blle onlaşılmıyor mu? Bu llkeye tersllğin parlak ömeğinl Galatasoray Lisesi'nde görOruz. Amacı bilim olan öğrenciier. temeli oluşturacak dilbllimsel gereklerin en azı W le gözönünde tutulmadan çetin bir ezbercilikle yüzeysel bir pratik yopmaya zorlanır, böylece ereğln çok gerisinde kalırlar. Beyaz Kâğıtta Kara Satırlar..* Yozı maklneslne kdöıd» o*çirdlm» Beyaz kâğıt bana bakıyor. Ben de ona. Ne yazayım? Konular kuyrukta bekllyorlor. Kanîı, tuzlu. nmonîu. blberll, sarmısaklı, acılı blr döneml soluk soluğa yoşayon toplumda konu boHuğu doğaldır. Her blr sorun gündemln birinci sırastna girmek icin zortanıyor. N« yazayım? Ankara metrosunu mu yazayım? istanbul köprüsünu mü? Duyduğuma göre ortık haplshanelerden tfışernya tflnel kazılmryormuş; dışardan hapishonelere tunei kazılmoya başlanmış. Böyle bir ülkede ne metrosunu yazacaksm? Hangl metro ya do köpru. neyi değiştlrir ki? Blrincl Dunya Savaşının kıyametinde Almanlor Bcğdat demiryolunu yaptılar da ne değisti? Koskoca deviet çoktü. ingiliz şirketl gelmiş İstanbul Boğazına birıncl köprüyfl yapmış. Japonlar selip ikinclyi yapacakmıs; Fransızlar gellp ücüncüyü kursalar ne yazar? Aklım kilosu 250 liradan yağlı beyaz peynirie yemiş şişgöbek politikacı kendlnl çıkarların sarmalına dolamtş dönup duruyor Tekke Şeyhi gibi... istanbul'a köprü... Parababalan konaklannın çevreslnl Oriacoğ den»beylerl gibi su hendekleriyle çeviriyorlarmış. Bahcede azılı kurt köpeklerl ve silahlı bekçıier... Gece köpruier kalkacak, sabah inecek, ve 10 mityonluk Mercedes on adımda bir nöbet bekliyen silahlı askerterin dizili olduğu caddelerde ağır oçık geçecek rodyoda calan blr halk türkusünu dinleyerek: Köprüler yaptırdım gellp geçmeye... I Sonuç Cniversitelerarası Kurul, sınavdan hemen sonra, sınav sonuçlannı etKileyen bir karar alnuştır. Karar, öğrencilerin, tereddüde düşmesine yoiacmıstır. Dolayısıyla. ÜniTersitelerarası Kurul karar ahrkea yankş zaman seçmiştir. Zamanlama hatası yaprruştır. Akademilere baglı fakültelerl tercih eden öğrencilerin haksızlığa u&ramaması için. ikinci bir karar alındı. Bu kararla, Aka demilere bağh fakülteleri tercih eden öğrencilere bir üst tercihleri olan fakülteye girme hakkı tanındı. Bu karar da, haksızlıkîara neden olacak bir karardır. Çunkü. Akademiye bağlı fakülteleri tercih eden öğrencSleri, öbür öğrencüerden avantajb bir dunıma getirmiştir. Üniversitelerarası Kurulun bu karan, •ftniversite ile ilgili sorunlann, öbür sorun • OKTAY AKBAL EVET HAY1R S I «Hele bakalım ne olacak?» MSizUte. Bir bekleylf havası. Her an blr$eyIerin oluvermesi! Sinme... Korkuyu aşmii bir bafha horhu... İşte bugünkü Ankara'nm, yani başkenttn içinde yafadığı ruh hali... Bunu. tohahlarda, insanlarvn yüzlerinde, otobüslerin fealabaUğında, potitikacılarda, iktidardakinde muhaletettekinde. herkeste görüyorsunuz, sile tutarcasma duyuyorsunıtz. Yaklaşan bir yeniüh. bir bafkalth. JBir eyredan bafha bir evreye geçış... Üsküplü ozan Hasan Mercan'ın dmttği gibi, 'Yani bize bir jey olocofe Hele bakaüm ne olacak' diy* bekleşme surecindeyiz. Birkaç gun feoJ<üm Anhara'da. Değişik çevreden insanlarla görüftum. İki gun Mecüs'te çeşitli politikacılarla konıtftum. Erkmen honusunda verilen gensoru görüşmesinin açılmasını bekledim salı gunü, bir oy efeaite feoidı, göruşme açılamadı. Bir oy, bir kifil Kimi zaman bir kişinin yokluğu nasıl da önemli aluyorl Bir, bir daha iki eder, çoğunluh böyle olufuyor ijte... Toplumun butun bireyleri önemlidir, değerlUür, vazgeçılmezdir, Bir tamanlar nüfusumuz artsın, föyle bir otuz fetrfemilyona varalım, görün bizi o zaman duye umutlar beslerdih. Geldik elli müyonun kapısına, ama işler büsbütun karıştı, körduğumler haîüaşn, sorunlar çözülmez oldu, fimdi o onbeş milyonluh Türkiye'nin saygınhğınt, guzei günlerini özlemla artyorvz. Meclls üginç bir yerdir. Ozelllhle benim gibi arada bir, daha doğrusu yılda bir iki hez gelenler için. Salonlar. koridorlar milletvekilleri. senatörlerle dolu, ama Mecüs'in bir yam bof. AFlüer girmiyorlar, ama tetihte bekliyoriar. CHFliler çoğunluğu sağlayıp Meclis'i açarlnrsa birdenbire doluşacaklar içeriye. Düfünuyorum, Meclis'i toplatmamah hahkını milletvekilleri, daha doğrusu parti yönetteileri nasıl kendilerinde görüyorlar? Bir tnean niye milletvekili $eçilir? Cörev yapmah, en bafta da Meclis toplantılannda bulunmah. konufmah. oy vermeh için... Ama milletvekilleri Meclis talonlannda sigara içip. çene çalıp içeri girmiyorlar Girmek işlerine gelmiyor... Ne yapıp edip bunu önlemek gerekir. İç Tüzukte değişiklih mi yapmaU. başka önlemler mi almch, bilemem, Özursüz toplantıya katılmayan milletvektilerinden para ce«M». almak bir önleyid çare olabilir. ya da belli bir süre Meclis toplantılanna katılmayan milletvekiU bu görevden kendiliğinden çekilmiş sayumati... Ne yapıp edip Parlamentcnun türeklı çalısmasını sağlamak gereklidir İsine gelmeyen toplantıya girme. kapıda bekle! Hareanıp giden tamana, bosa akıp gıden müyonlara yazik.Evet, •Anfeoro'nın başı ajjnyor». Say Demirel bu sözleri boşuna söylemis degiL Ben diyorum W, Ankara bir şeyler bekliyor. Bir oiujıwn, bir birikim, patlama noktasına gelmeh üzere. Polisinden baş layarak, miUetvekillerine. «sodc» yurttaşa deh Ankara'nm havasında yaşayan her yurttaş bir bcfeleme içindedir. Ne bekliyoriar, bilemem. Birşeyler olmasmı, değismesini, düzelmesini yo da daha Mtüye gitmesini.. Şurası keıin, aydmhk, iyimser, umut la bir bekleyiş değil bu. Nasıl olsun ki Ankara'nm kenar semtlerinde sokaklar beUrti siyasal eğilimdeki grupların eline geçmtştir, ya da geçmeh üzeredır, yo da her an bir gruptan ötekine geçmeh tehlikesiyle karşı karsıyadır. Sınırlar çizilmis. ama bu smırlar zorlantyor ikide bir, yaslan on be$le yirmi arasır.daki yurttaslanmız eHerinde en modern silahlarla kendi aralannda, kimi zaman da kolluh güçlerine karşı savas veriyorlar. Bu sovojı Rızvlay meydanına kadar götürüyorlar, gupegünduz ortahh kanstveriyor birden... Polis görevlüeri direnU te geçiyor, sürekli kurban verme durumuna düşurulmus polls görevlüeri insan haklannı aramah, buU mak, yeni bir mutlu düzende yasamanın özlemini çekiyor. Codot mu gelecek? Kim geleeeh? Kim gideeek? Bir iktidar değismesi gün sorunu mu? Sanıyorum Demirel'in azmlık iktidan doğal süresini doldurmuştur. Belki de Demirel de bir an önee kaçmah niyetinde... Kış geliyor, binbir sorunu, guçlüğu Üe geliyor. îç ve dıs olaylar her gün karmasıklaşıyor. Dokuz oy» yine DemireVin demagojisine kurban ettih. Demirel'in bu sonuncu iktidar döneminin bilançosu korkunctur: anarsi kurbanlan geçen yılo oranla uç dört kat arttı, yasam pahalüığı da bir o kadar, halktmızın umutsuzluk, güve^ısizlik batağında boğulması da... Orta geürli ulkeler arannda 94'ün cüyüz. Kore'den, Zambia'dan, Kongo'dan, Gana'dan, HonduraM'tan bile çerilere düsmüsüz. Dahasi vor Şimdl bekUyoruz. Yeniden bekltyoruz. Bep beh iedik. Bir seyler olsun diye. degissin diye. »Umut» adını verdik sevdiğimiz poliükactya... Şimdi umut sisler içinde, bir türlü doğmak bilmiyor. Yerini, anlamım, yolunu, nereye kime dayanması. nerelerden guç alması gerektîğini kesinlikle bilmek, anlamak, buimak gerektiğini niye görmuyor? Niye görmüyoruz hep birükte? Godofyu, Godofları beklemehten niye vazgecmiyoruz; niye «umuulan gerçekletürmiyoruz kendi gucumüzle? Bulanih, guneşslz bir Ankara dönueünün \&mAeki kvih dökuk dufuncelsri. izlenimleri bunlar stanbul Onlversiteel Yobones Diller Yüksek Okulu Fransıxca bölumü, Dübllim odlı btr dergi çıkarır. 35 yılltk fleçmişine karçm Batt blllm cevrelerinde d» kendlna yer «>0loyan derglnln son çıkon IV. sayısmdak! tAndre Martinet'y» soruları odını taşıyan yazı, bu 8ütunlorda yıllardır savunduğu muz yobancı dil öâretlm yöntemleri türünde blzi desteklediği icin konuyo yeniden değinme gereğlni duyduk. Yem, Paris Oniversitesi öğretim üye lerindeo C. Clalrls'in 1S78 nlsan oyında A. Martinet ile yop tığı uzun bir »öyleşlyl Fronsız ca bıçimlyle lceriyor. C. Ctalris 6 soru yöneltmiş, A. Mortlnet de yonıttamıştır. A. Martinet'yi Dinleyin Baylar! # «YABANO DİL YÖNTEMLERİNE tLİŞKİN ELEŞTJDBİLERt DÜYMAZLIKLA GEÇİŞTÖIEN TALİM TE»BİYE'NİN, BÜYÜK BtLGİNİN SÖZ LB3tİ KARŞISINpA NASIL BİR TAVIR ALACAĞINI MERAKLA BEKLİYORUZ.» Andre Martinet kimdir? Vozının ftrtemlnlo beHrienmesl İçin A. Martlnefnin kimtiğinin onımsatılmasında yarar vardır. Bu nedenle ustonın klşlliğiyle İlgili olarak verilen bflgılerden bir bölüğünü oHtoralım: 1906 yılında Savole'da dofl du. R&ne Descartes ve Sorbonne Üniversıtelerinin onur üye8İ. Pans'te Yuksek inceleme Pratlk Okulu'nun yapısol dilbllım Incelemeleıi müdürüdur. öu nüfnuzde yc$omını sürduren Avrupalı en buyük dilbilimcl sa yılır. Saussure'ün Izleyicisl. Avrupa'da tüm bir dilblllmcller ku şağının ustoeıdır. 21 yapıtı. 300 den cok makaiesi yayımlanmtştır. Newyork'ta Word ve Poriste Linguistique dergilerlnl kurmuş, yönetmiştir. Yenilemesinl ve gelişmesinl basardığı dllbllimsel özgü bir kural, bir dilln her duzeyinln çözümlemesini büyük bir ic uyumla soğlor. Ç\tt eklemlilik formullemesl ise onun öğretlsl karşısındo olonlorca blle kabullenllmiştlr. $u mutlu rostantıyt da bellrteyim: İ.O. Yobancı Diller Yüksak Okulundaki dilbilim semine rinde, 79 ekimde konuşmolar yapmak üzere. A. Martinet ve eşi, 5 ekimde İstanbul'a gelecek. Eşi bayan Jeanne Martinet de ünlü bir göstergebitimc) (semıolog) dır ve bu semınerde o da konuşacaktır. Yukorıdo sö zunü ettiğim derginin ekim baçında çıkacak 5. soyısmdavso A. Mortınet'nin tBir dil ve dünyo» başlıklı Fransızca yazısı çı kacak, 10 ekimda de Ankara"da Türk Dil Kurumunda, bir kon ferons verecektlr. Sanirım A. Martlnefin en yetkiii billm erl« rınden biri otduğunu beiirtmtç oldum. Şükrö TAHİRGİL Fronsızco öâretmenf Yazı makineslndekı kâğıdın sonuna yaklaştım. Kâğıt gevşedi: Ho şöyle.. dedi. Konuyo yaklaşıyor muyum? Ne bileyim? Bülent Ersoy'un kadın mı erkek ml olduğunu ne bileyim? Ersoy'un çıplok memell fotoğroflan basımmzda yayınlonmış. Savcılık kovuşturmaya geçmlş. Ersoy sorguya çekilmiş: geceyl Emniyet'te geçirmiş. Hukuk bilgınierimiz diyorlor kl: «Ersoy erkekse memelernl açabilir; kadınsa açamoz, suç soyılır.» Şimdl herkes can derdi ve geçim derdl yanında bir boşka derde coha düştu: Ersoy kadın mı, erkek ml? Eskiden basınımız teknikolor değlldl; Babtâil surdü 8ürüştürdü, taktı takıştırdı, boyalı haspaya döndü. Esklden bosmımızda erkek sarkıcıların kadınlık propagandolan yapılmazdı. Eskiden Turkiye'de ezan Türkce okunurdu. Eskiden caml yaptırrna derneklerl hadz kureları mantar gibi çoğalmazdı. Okultarda loyik eğitim vordı. Şimdi dinden imondan geçilmiyor. Ama basınımız mOborek ramazanda islamiyet ekleri verip, bayramdan sonra erkek Ersoy'un kodınsı memelerinl yaytnlıyor. Diniman ile biriikte hötöröflüğun ticoretı öyie blr gelişti kl sanayi uretimi yüzde 30'da kalan komprador kopitalizminde homoseksüallte yani efendım ikl yanlı üretim kapasitesi doruk noktasına ulaştı.. Bülent Ersoy. kadın olmak icin Batı'yo birkaç kez gltmiş, önemil operasyonlar gecirmış; son bir operasyon İçin 15 milyon llra gerekliymiş.. aGzeteler soruyor: Ersoy 15 mllyonu nasıi yuıt dısına Cikarocak?» llohi gazete, güldürme benl. * Yazının sonuna geldik. Demek ki İkinci sayfanın bltimtne az bfr şey kcldı. Çlft aralıklı satırlarla ikl daktilo sayfası, çift sütunda bizim gazete sayfasınm yarısmo iner, Daho konu/u saptayamadsm. Hem «Ersoy doğru durüst kadın oiatulemek mi?» diye sorarsanız bilemem. Türkiye de Ersoy'a benziyor, Batı'da nlce operasyonlordan geçtık ae bir türlü doğru dürust kapitalist olamodık. «Peki ne olduk?» diye sorarsanız. yonıt kolay? Rezil olduk. blümTn bukışlan hemen yorarlonma alanına konulmak zorun dodır. ilk önce. Dllblllm'in asla araya girmediğl bir durum vardır Ayni dlli konuşmayan kimsalef ara6i. öyleyse yabancı diller öğretmek söz konusu otur olmaz Dilbilim araya kendilığln den hemen girer Eğer her dil bir cyapı» İse, doğal olarak her şeyden önce öârencinin dill ile öğretllecek dil yapılarının hangl noktalarda başkaıoştığını saptarnak gerokecektir. «Ben İngilizce ögretlyorum» demek yeterll olmaz. Bir de iasanın kendine «KlmeTı ve «Hangl omaçlarla?» dlye sor ması gerekir. Kimi tdıl taclrlerl» sözlerine önem verilmemeIfdlr. Bunlara göre, aynl bir dilln öğretlmlerini başkalaştırma gereğl ticaret lcın olumsuz luktur. Bu nedenle bu klmseler öğrenilecek dil lcinde «uzctılmış bir banyo» iie, kim olursa olsun onu bir papağan yapacaktarına halkı kandırma yoilannı arcrtar. Yonıt bltmlyoT, konumuz d» şma tastıOi lcln kesiyomz. Sesimlzl yönettiğlmlz Tallm Terbiye'nin daha tyl onlryabilmesi icin btraz da yanıtta bulunon bir kaç deylşin oçıklama sın. verelim. • tKendıliğinden araya giren Dilbilim» nedlr? • «Oili kendlslyle kendlsl jcın ınceleyen bılımdlr (Saussufe)>. Bu Inceleme sonundo her diiin (ses, bicim, anlam ve söz dizimi) ve tum anlam taşıma 6zellikleri soptanır; anlam Içernıeae bırbi'lerj karşısında na8i< ve ıte ö'çüde eçdefier oiduklor< crtavo cıkor. Demek kl bu fc.ilm, dıl'erin «toprok anası><\<r. Nasıl kı her ceşit tohum topakıon cecmedikce bize yarorl> olamryor, diller de Dilbillm'in cıacılığ: olmadan birbirlerıne cinücOp anlaştlır olamıyorlar. • <Eğer her dil bir yapı ise...?» • XX. yOzyri Dilblltml, tHor dilln bir yapt olduğu» kuramırta dayanır. Bu temele Kcvuştuk tan sonradır kl attlımlar yapmış Sonuç Ûlke yazgısina egemen olan politikocılar son yıllarda eğiUm ordumuzun beynl durumunda olan Talim Terbiyeyl de yazbO7 tahtasına döndürdüler. Bir zarranlar bir akademi gibi billmsel ve yararh çalışan bu kurumdan, düşünüyorum da, 10 y<l içinde en azından 6 tane başkan ve bir o kadar da yabar.c! dil üyesl gelmış geçmiş. Dıştan görkemli, verdiği sözferi anımsamayan, öğretmencen çok politikacı... kimseler varaı içlerinde. Göravlerinden çok koltuklannı düşünmek zorundaydılar. Bu nedenle, le du rumunu blldiğim yabancı diller bcıümünde ve özellikle bunlara yolbaşılık (liderlik) yapan Fransızca bölumünde İşler, Dil bilım'den haberl olmayan dilciler elinde hep battı bolık gitmiştir. Bir yoşam boyu emekclsı bulunduğumuz okullann bu tors gidlşine bilim odamlarımn yapıtlarıyla tam on yıldır dikkat cekmeye çalıştık. Ama, ne yazık k; bu baylar bizi, birbirlennc yaptıkları artlstik göz kaş Işoretleriyle atlatmayı. dilediğlmlz bilimsel bir toplantıyı engettemeyi başardılar. Durumtarınj uyan blr de özdeylş yopmış. «Ana dillnl öğrenirken Dilblhm'den yarartanmış blr kimse gösterebilir misiniz? Yabancı dl! de öyle öğrentlir iştelı de rriişıerdir. Ancak hemen bellrteiim kl A. Martinet. mutlu blr rastlantıyla dır ki bu yönde de gönlümüzce konuşmuş: «Dilbllim'in, yine, ço cuğun ilk dilinı öğrenirken, ona okuma yazma öğretirken, tek boşına değil ama özellikle ve önemll katkıları vardır..^ demis AÇIK TEŞEKKÜR Derneğimızın 29.8.1980 torihınde Mıllet Meclisl Boşkanı Saym CAHİT KARAKAŞ'm himcyelerinde BEYLERBEYİ SARAYI bahcesınde duzenlenen balosuna teşrit ederek onur veren İSTANBUL VALİSİ SAYIN NEVZAT AYAZ ve SAYIN EŞİNE, bclo dolayislyle Derneğlmize önerrll miktarlara varan bağışlorda bulunan başto İstanbul olmak üzere öteki illerlmizln yardımsever kışi ve kurumlarına, hiçbir maddi karşılık gözetmekslzin gecemize katılan ve renk katan değerli sonatçılar AYLA ALGAN ile DENİZ UĞUR'o ve öteki sanatçılarımız GÜVEN AYDIN Orkestrası, Yıldınm Gürses. Cetln Alp ve Nokto iie Virgül'e Organizatör Tanju ŞARMAN'o ses ve ışık duzenl konusundaki yardımlarıyla SAYIN FAHRETTİN ARSLAN'a yakın ılgi ve yordımlarından ötürü MİLLİ SARAYLAR MÜDÜRLÜĞÜ yöneticilerine. Beylerbeyi Assuboy Okulu Saym Komutonıno ve ilgiil personeline, boşarılı yemek servisi organizasyonu İcin SEMPATİ RESTAL'RANT yöneticilerine sonsuz minnet v« teşekkurtertmtzi sunarız. [REPROj REPRD REK1AM AJANSfc deiKyimü YÖNETÎCÎ SEKRETER Î8 renkli, çalışma koşaîîan vr çalışma ortam» uygar, iicret tatroinkârdır. Ktsinlikte gi:ti tutulecok ba;*uru!jr i(m. 15.00IS.OOarası: DARÛLAÇEZEYE YARDIM DERN1ĞI {Cumhuriyet 5036} Şimdl de C. Clairls'ln btz» IVgilendiren ilk sorusu İle A. Mor tınet'nin buno verdiği yanttm çev.risıne bir göz otalım: C. Clairis: Dilbillmciler genet likle «Dilbilim neye yarar?» sorusu ile karşılaşırlar. Kanımca bir bilimin yararına önemil bir yer ayırmaya yandaş değilim. Barta öyle gelir ki bir biümin pratik uygulomosı ile bu billmin kendisi birbirlerine kcrıştı rılmamok gerekir. Bilim, neden lerle var olur. Aristo'nun dediği gibi «insan, aoğası gereğı olarak bilmek Ister». Bilgısiziıflin karanlıâmı her gun biraz daha dağıtmayı gereksinlriz. Bizim özel durumumuza getince, inancım odur kl, dilln inc» lenmes! onun çahşmasını fyl tanımak icin çok yerlndedir. Bununla biriikte Dllbilim'in tur tü aianlardo uygulonmasiyte IIgill oiarak blr kaç şey söylemoyi belkl kabul edersinlz? A. Martinet: Dilse! lietişım. kuüanoniar arosında anloşmo sağlamazsa genel ve temet DilSabftst : OamhurtTOl Mattnaeü* »• Ossetecdk T4.Ş adına : NADtR N4OI Geoel Yajnı MOdflrO: Oktay *CTtTBÖWC M0csae« Mudört : EmtM OÇAKUGtl a YsaslşJen MOdflrt : O&mt tXXSÇ B«s«a TB nrtn : Onnircîyet leatbuclık *e Gantecilik TJİ.8 Caesio?îu TOıkoe»tx Cad No.: 3941. Fosta Ktrtoa: Ma tSTANBÜI. Teî«foB : » 710» 67 3916 Trıırıhurlyet: 4999) İSTANBUL ÜNİVERStTESI İSTANBUL TIP FAKÜLTESI DEKANLIĞINDAN T9801981 Öğretım Yılı Onlversitelerarosı Ssçme Sınavlarma girerek istanbul Üniversıtesi İstanbul Tıp Fakültesine koydolunmaya hak kazanan öğrencilerin kesin kayıt işlemler! 823 Eylül 1980 tarihlsn arasında (her gün saat 9.00 12.00. 13.00 16.00 arasında) istonbui Tıp Fakültesi Dekânhğı Öğrencl Burosunda (Capa İ8tanbul) yapılacaktır. öğrencilerin aşağıda yaalı belgeierle baçvuTmatan duyuruiur. 1 Usediplomosının aslı (Guz doneminde bitlren terden mezuniyet belgesı.) 2 ÜSS Puan Kartı. 3 ÜSS Kimlik Kartu 4 15 adet fotoğraf. 5 İkâmstgâh belgesl ve nüfus cözdanı suretl, 6 öğrenimlne ara vermiş ve 1.10.1980 tarihinden önce doğmuş olan erkek öğrencl adaylarından askerlikls ilişiği olmadığına dair belge. 7 Öğrenime aro vorenlerdsn iyl Hal Kâğıdı. 8 a} İstanbul Üniversitesi Muhasebe MüdürtüğunOn 20080500 sayılı hesabma Kış ve Yaz ders harcı olarak 65 TI. b) istanbul Onivereitesi Medlko • Sosyal Merkezlnln 20081108 sayılı hesabma Sağiık Harcı olarak 100 TV yatırıldığına dalr herhang! bir PTT merkezinden havak almdısı. Sonınz kl bize artık konu^nra gereği kolmıyor, buyük bilglnln bu açık secik sözleri karşısında do Talim Terbiye'nin yanlış yolunu izleylp izlemiyeceğini, izleyecekse hıç olmaısa kendi öğretmenlerl karşısına cıkobllmek İçin nasıl blr maske tokacağını merakla beklemek kalıyor. CÜMHÜRİYET BASIN âBLAK YASASTNA ABONE ÜCRETLERÎ \ Tart »a » Tan <b« «00 Cçak öctetj TAKVİM a 19» c n u ı ı TAHHCI EDEK • BÛBOLAÎ8 : 4NRAH4 Kooar Sotok 34/4 Yeniîeft» T«l : 17S8M 17 M » • tZMtR: Hilit 2Sys BulvBn No. S5, KaS.'. i TeJ: ÎS47B8 1 3 U 3 C # İDANA : AtatOrk CaA. TOrt Hsv» Kunımo te Han IıtiiKO! a T«l : 1* H0 »W> • m • 1JB0 tMi 4.O SJ8M 7300 00. UJ3 Abon* «• baa x « : 18 S 3S is.se 19 M nxx 2039750*
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog