Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

ÎKİ 28 MAET1980 PARÎS Geçen yazımda Parts'teirt b1Bm, sanat yaşaiTsınm yogunîuğundan söa •tmiştim; üniversiteierdeki unlü bilim adamlannm derslerini bir yana bırakalım; UNESCO'nun, OECD'nin. her birinde üçü beşî •şan toplantı salonlan bir gün bîle boş. kaL mıyor. Hani, «Ne konuşuyorlar bunlar bu kadar!» diyeceği gelir kişinin. Biz konuşmayı pek sevmeyen bir toplumuz sanıyorum. Benim «Mikado'nun Çöpleri» adlı oyunumu •eyreden bir arkadaşımm eşi, «Nerden buldun o kadar sözü» demişti bana. Belki susmak, konuşmaktan daha önemlidlr sözgelişi Buddha bize susmayı öğretmek isteınis» ti, ama gelin görun ki. Batı uygarhgı k o nusmayı «damakılb azıttı. Sokrates hiç kakr. Geçende bilimsel bir topiantıyı izledim burada. Aynntılara girersem bağışlayın. Okul öncesi eğitîmîni konu alan bir toplantı îdi bu; OECD'ce (Organisation for Economic Cooperation and Development) düzenlenen ve bu örgüte üye bütun ülkeler uzmanlannın katıldığı bu ilginç toplantı üç <gün sürdü. Genolhkle İngilizce konuşuldu, ama İsteyen kulaklıktan Fransızca dinledi konuşulanlan. Bu tür toplantılarda İngilizcenîn daha ağır bastığmı bilmıyor değilim; bîlim kitaphğınm îngîlîzcede daha zengin olrnasmdan mıdır? Bir şey diyemem. Bugun İngilizce bilmeden bilira yapmak belkl de olanaksızdir sanınm. Daha doğrusunu ister«eniz, Batıda aydm denilen insan, bir kaç dilli. Bunun ne anlama geldigl, ayn bir konu. îlk oturum, OECD'nîn eğitim sorunlan merkezi başkanı Bay Gass'm konuşması ile açüdı. Onu bagka bir toplantıdan tanıyordum; tam bir uiuslararasi memur tipi: rahatn güleryüzlü, .biraz umursama/, biraz bıkkın, belki de enıekliliğini beklîyor. Düşünün, adam nerdeyse her gün bir toplantırun içinde, kanıksamıs. Konferansta ele almacak konulara ilişkindi Bay Gass*m konuşması. Ondan sonra, konferansa başkanhk eden Bay an Karin Stoltenberg (Norveç), gündemî ayrmtıiarı iîe açıkiadı. Majanın altında bir ayagınm ayakkabısız ve sanh olduğunu gördüm. Orta yaşım grecmiş, fakat sevimli ve akılh bir kadm. Oturumlan çok iyl yönetti diyeceğim, ama burada kavga çıkmıyor ki, güç durumda kalsın. Konuşmacıların sözleri bittikten sonra, küçük bir özetleme yapıyor ve hepsine birer övgü düzüyor, teşekkur •diyor. Sonra Bayan Stoltenberg, sözü, başkan* !ık divanı üyesi. Yunanistan Toplumsal Hizmetler Bakanı Bay Spyron Doxîadis'e verdX Yaşını başını alımş, olgun bîr adam Bay Do olaylar ve görüşler Bilimsel Bir Toplantı Melih Cevdet ANDAY jriadls. Sözleri arasmda sık sık Yunanlı bilim adamlarınuı adlannı andı ve gerçekten ilginç konuşmasında, üyelere projeksiyonla sayılamalar (istatistikler), fotoğraflar, kimi tanınmış kişilerin özlü sözlerinı sundu. (Bunlar arasında H. G. Wells, Aristo, T.S. Eliot, A. Gide de vardıh Sayılamalar, okul öncesi çocuk eğitiminde. kentlerle köyler ve gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındakl aynmlan gösteriyordu. CUnutulmasın ki, bu konferans, gelişmiş ülkelerin durumunu ele ahyordu genellikle). Projeksiyonda büyük Breughel'ln bir resmi yer aldı ki, bu resimde görünen bir köy alanında çocuklar oynuyorlardı. Konuştnacı. bu çocuklarin her birinin başka bir giysisi olduğuna ve her birinin başka bir oyun oynadığma dikkatimizi çekti. Çok sevdi ğim bu resme, o gune değin hiç bu gözle bak mamıştım. Eski ustalar neler biliyorlardı Tanrım! Sonra bir fotoğraf daha... Bu fotoğraf, belli ki, gunümüzde, zengin bir ülke okulunün bahçesinde çekilmişti; çocuklar temiz, güzel, fakat bir örnek giyinmişler, sıraya girmişler, keman çalan başlanndaki ögretmenin arkasmdan uygun adımla, aynı türküyü söyleyerek yuruyorlardı. İşte uygarhk dedikleri! Belki de Breughel'in resmindeki çocuklar daha mutlu idiler. Üçüncü dünya ulkelerinin bir şansı var, kulla^ nabilecekler mi bakalımL Sonra bir fotoğraf daha... Yenj dogmus yedi sekiz çıplak çocuk, bir yatakta yanyana yatınlmışlar, ama hepsi ayn bir biçimde. Konuşmaou «Bakm, hiç biri ötekine benzemiyor» dedi. Çunkü bu çocuklar. sonradan yitirecekleri bireyleri ile dünyaya gelmielerdi. Bu fotoğraflar bana, nlce zekl, klşilikll çocuktan, nice aptal, silik adam yetiştirdigimizi düşundurdu. Bu konuya asagıda geleceğim. Öteki delegelerin konuşmalan ile konu, sandığımdan çok daha ilginç bir duruma girdi; öyle ki, heyecanlandığımı, hatta şaşırdığımı söyleyebilirim. Bilimsel nitelikli bir toplantıda idim, ama bir bilim adamı olmadığım halde kendimi kaptırmış gidiyordum. Neden, diyeceksiniz. önce şunu söyleyeyim, bu konferansta ele alman konular açısından toplumumuzun ne durumda bulunduğunu düşünmek, bana üzuntü verdl Aynca böyle bir toplantıda bir Türk bilgininin, Turkiye'deki okul öncesi eğitimi sorunu üstüne bilgi vermesinî, dahası, ortaya özgun düşünler, öneriler atmasını isterdim. Ama bu konuda bizde çalışmalar var mıydı, varsa ne durumda idl.M gibi sorular kafamı boyuna kurcaladı durdu. Önceki Milli Eğitim Bakanımız sayın Necdet Uğur'un, bu alanda çalışmalara girdiğini biliyordum, ama o çalışmalar neden yarıda kaldı? Bizim bakımımızdan bir az daha açalım sorunu: Turkiye'd© çocuğunun yetişmesi ile ilgili en kültürlü ailenin yapıp yapacağı, çocuğunu yaşı geldiğinde okula göndermekten başka bir şey değildir» Okusun, bir uğraş edinsin. geçimini kurtarsın... Oysa bu konferansın konusunu anlatan sözler içindeki «Early Childhood» deyimi Cİlk çocukluk ya da erken çağ), çok daha geniş kapsamlıdu*. Doğumla başlayan bir eğitim. Ama Bay Doxiadis bu eğitimin doğum öncesinden başlaması gerektiğini söyleyince, durum epey değişti. Kim, kimler başlatacaktı bu eğitimi? Bütün konuşmacıların bu konuda birleştikleri kurum «aile» idi. «Aile»yi ise, içinde bulunduğu toplumun siyasal, toplumsal, ekonomik konumundan soyutlayamazdık. öy kısıtlamış, ekonomice geri, kültür kurumlaruu baskı altına almış bir devlet içinde, yannin insanını yetiştirecek aileden ne beklenir? İşte bu yuzden bütün konuşmaalar •özgürlük» koşulunu dillerinden düşürm*diler. Gene bu nedenle «demokratik toplum» deyimi sık sık öne sürüldü. Yannın kişilikli insanı, ancak özgür ve demokratik bir toplum içinde. çocuğu bir «birey» sayarak yetiştirilebilirdi. Tersi koşullar içinde, aile, ilk çocukluk ve okul öncesi eğitim alanında kendinden bekleneni veremezdi, nitekim veremiyordu. Öyleyse ana babayı mı eğittnek gerekecekti? Çocuğun özgürce yetişmesinde en büyük handikapın («çocuğun omuzlarına binen yük» mü diyeyim?) ana . baba (özellikle baba) olduğunu söyleyen İn» giliz eğitimsel ruhbilim profesörü Bay Davle, dinleyenleri büsbütün şaşırttı. Bu profesör, «Peki, yanıt ne?» sorusunu ele aldı ve bu soruyu, Gertrude Stein'in bir sözü ile yanıtladi: «Peki, soru ne?» Sorunun, yanıttan daha önemli olduğunu belirten bu söz çok önemli idi. Erken çocukluk eğitimi ile biz neyi amaçlıyorduk? Diyebilirim ki, insan yetiştirmek bakımından çağımız denli şaşkın bir çağ yaşanmamıştır. Eski Çin'de (Konfuçyus'dan söz ediyorum), tören ve müzik, eğitimin temeli olarak yeterli sayılıyordu. Eski Yunan'da çeşitli yarışmalar, sivrilmenin, tanınmanın koşulu idi. Eski Roma'da utkudan gelen ün ve söylev gücü, kişiliği ortaya koymaya yetiyordu. Germanlarda, bir savaşçı, savaşta kaç kişiyi öldürdüğünü. kaç yara aldığım eşine söylemekle kendini var ediyor, tanıtlıyordu. Bunca ekonomik, toplumsal bunalımlar içindeki toplumlanmızda ise «soru» elbette «yanıt» tan daha önemli idi. Nasıl bir İnsan yetiştirmek istiyorduk? Bunu bilenimiz yoktur, o yüzden de. çocuklanmız üzerinde ailenin etkisl ters işliyor. Bir arkadaşıma, bir arkadaşı, «Tavuk yetiştirmek için bile bir kitap alırız da. çocuk yetiştirmeye sıra gelince buna gerek duymayız» demiş diye dinlemiştim, Ben de o zaman gazetemde «Tavukçuluk kitabı, çocuk yetiştirmek için de yeterlidir» yazdımdı. Nedir tavukçuluğun temeli: Önce tavuğu hastalıklardan (ölümden) korumak, sonra da ondan verim almak değil mi? Biz de çocuklanmız için sadece bunu düşünmüyor muyuz? Yaşasın ve elı ekmek tutsun (bir çok ailede «Bize yardımcı olsun!») İşte bu! Demek biz, çocuk yetiştirme konusunda tavukçuluktan bir adım ileri değiliz. le M, fnsan Tîalclanna saygısır., 8zgörîükleri Akıl Hocaları! utüphanerrtln bir köşeslnde •tlm* 1965 yıfmdo mış bir kücük kitap geçti: Turan Yolu. Ünlü Fransız yozan Andr6 Malraux'nun hnzasını kfc tabm üstünde görünce meraklandım. Rahmetll SabatKiH tin Eyüboğlu'nun önsözünden anlaşıldığına göre Malraınt'nun babası Almanya'da Doğu Dlllerl öğreniml gördükten •onra istanbul'a giderek Nletzsche va devrlmcl felsef» Ozerlne konferanslar vermlş; hem Almanlor'ın, hem Enver Paşa'nın odamı olarak Turan ülküsunü besleyip gellştlrmlş; sonra bu uğıırda bir de Ortaaaya yoloırtuOu yapmtş. Malraınc, babasmın bu •erOvenlnl y«r yer fflraei bk! dllîe anlatıyor. K Almanlar Envw1 zaten tgnıyortormıy, Prueyotfa eta| gördükten sonra Berlin'de askorl ataşellk yapan bu •ubayın romantîk taşkınlığı ürkütücüymuş; ama cBabo Malraux»nun doğasına yotkın gellyormuş. İkl adam doat olmuşlar. Baba Malraux, Binbaşı Enver'In ldeolo|lslne bir çekldüzen vermlş. Bir gun Alman ElcIHğlnde, cEnver Paşa'nm akıl hocaeı» Malraınc'ya eormuşlan Slzce Türklye'de ne östunde calışılcrblMr? Balkan yenilglslnden sonra ancak bir adam OstOıv de calışılabilir; o da Enver'dlr. Enver'In nlyetlerl nedlr? Başa geomek!... Balkantar v» Yımanlstan önemH değll. Enver'i bunlar llgilendirmiyor. Amacı TurancılıkL Edirne'den Çin'e kadar Ortaasya'dakl bütün Türklerin blrleşmesini istiyor. Başkenti Semerkant olacak bir Imporatorluk kurmalıyız. Alman, öneriyi kafasında çöyle tartıyon Eğer En» ver bu davaya sarılırsa Rusya ile düşmanlık yoğunlaşır, Türkiye ister jstemez Almanya ile birleşmek zorunda kalır. Peki, ne yapmalı? Enver'in kişiliği ve atılganlığı Türk ordusunu etkiliyorsa, Alman da Enver'i etkileyecekti. Balkan barışı imzalanır imzalanmaz Enver kendirri vargücüyle Turancılığa verdi. Alman Elçisi «Önce Afganistan» diyordu. Yapılacak şey Ortaasya Türkleriyle ilişkl kurmak. Buhara ve Afgan Beyleriyle, RUQ Türkistan'ı Hanlanyla bağlantılar oluşturmaktı. Almanlara ve Enver'e göre de Malraux bo görev icin bioümiş kaftandı. İkl ay sonra Malraux. Kâbil'deydi. Afganistan dlye bir yer yoktu. Emir yalnız Kâbil'in emlriydi. O sırada kente teiefon şebekesi kurduruyordu. Şehrin 50 kilometre ötesinde ilkel bir İslam dünyası başlıyordu. Btraktığı sivri sakalla bir İran Şehzadesini andıran Doğu illeri uzmanı Malraux; kimi kargaya, kimi aşcıya, kimi akbabaya benzeyen Ortaasya Hanlarının arasında mekik dokuyordu. Hanlar guclüyseler vergi alıyorlar; güosüzseler vergl verlyorlan hepsi cHıristiyan ordueunu yenen Enver'i tanıyorlar; hepsl boş laflar ediyorlar, kacamaklı ikircikll sözler söyluvorlardı. Görevli Malraux, Turan'ın bir masd olduğunu ontamışti; ama: « İnsan sevdlğl bir kadını ne kadar göremezse, tnandığı bir musalın gerçek ülkesini de o kadar göremez.» Ortaasya'daki Müslümanlar, Halifenln damacfı başanli kumandan Enver Poşa ictn belki dövuşebilirlerdi; İyl para almak ve büyük tehlikelere atılmamak koşuluyla... Aynca karşılarına İngiltere cıktığında düşünürlerdi. Alman alanı ve Enver'in akıl hocası baba Malraux, başarıli olduğu yerlerde Abdülhamit'in İslam Blrliğl afanlarına borçluydu başarısmı... Bu uzun gezide hastalanmca, Malraux bir gemiye atlayıp dönmüştu. Gem\ Süveyş'e geldiği zaman Enver Paşa Yafa'daydı. PortSaid'te görüştüler. Malraux dürüst davranarak gerceği olduğu gibi anlattı. Ama Enver Paşa'ya bir Turan gerekllydT. ve Turon'ın yokluğu düşünülemezdi: tMakedonya'da isyan çıkardığımız zaman ücyüz kişiydik; Turan kendini bilmıyorsa bilinci ona vermek bize düşer...» diyordu. Andrâ Malroux'nun yazdıklan ne ölcöde gercekî'r? Bilemiyorum. Çizdiği tarihsel resım gerceğln ta kendisldlr. Gerisinl araştırmak uzmanlara düşer. Böyle bir anıyı kütüphanemde rastladığım bir kîtaptan aktararak yazmamın başka nedenl de var. Şu sıra Ankara fıkır fıkır... «Ege'deki haklarınızı bir yana koyup, gözlerinizi İran Azerbaycan'ına Kerkük Türklerine cevirseniz» diyen «akıl hocaları» öylesine cokmuş kl... Filistin Sorunu Merîh SEZEN 1930 28Mart O (f V I rteml her gGn artmakta olan Ortadoğu'da bortşırf korunmoss tüm devletierin yaranna olacaktır. Ne var k« Fiiîstia sorunu çözümlenmeden bu böigede den> gcmin kuruimasına oianak yoktur. Bilindiği gibi Isrcil devleti 29 eklm 1947 gününde Blrîeşmiş Milletler Genel Kurulunda FHisîin'in pay!aştı« rıîmosî pianına gore yaşom kazanmıştsr. Bu plana göre Filistın'in dâ deviet oiması gerekiyordu. Planın bir bö{ümürsürı uygulanması, öbür bölümünün ise uygulanmaması, işin kökenindek! aksakhğt oluşturmaktadır. Sonradan Füistin halkının önemli bir bölümünün topraklarmı terketma durumunöa b;rakılmas! ve bunların geçid oîarak mültecî durumuna sokulması statüde değışiklik yaratmaz. Bu olay Filistin halkının geçioi ve yapay olarak topraklarından yoksun bırokıimış olmosı anlamını tcşır. Füistin halkı ukısal bir nltelik taşıdığı gibi, politlk bir kuruluşa da sahiptir. Filistin Kurtuluş Örgütü. Birleşmiş Mîîletler'd© gözlemcl statüsünde olup, Arap Birliği'nin de öyesl bulunmaktadır. Devletierin büyük bir coğunluğu Filistin Kurtuiuş Örgütünü Füistin ulusunun tek temsiicısl olarak tanımaktodırlar. Aynca. 8ır!eşmiş Milletler'in çe$itİl kararları yanında 3236 ve 3237 sayıh kararianyla FlS^stinliler'in yabancı bir baskı olmadan kendi yönetim?erinl seçrne, bnğımsızhk ve egemeniik hakları da kabu\ edilmiştir. Durum böyleyken Carîer'ın çabalarıyla 17 eylül 1S80 gününde CAMP DAVİD'de Mıs»r, Israil v« Amerika Birleşik Devietleri'nin imzalarıyla oluşan bir çerçeve anlaşmas! ortaya çskmıştır. Bu cerceve cnlaşmasmın Ortadoflu'da barışı olu^« turmak için yapıldiğı ve böige devietlerinin katılmalarına acık bulunduğu belirtllmiştir. Ancak bu cerçeve ankışması iyice gözden gecirîlince görülür ki asıl ilgili taraf olan Filistin'e bu aniaşmada doğrudan yer verilmetnektedır. Fîüstinlilerin bağımsız bir devlet kurma hakları bir anlamda ortadan kaldınlıp yerlne idari özerklik tar«ımak yöntemiyle FMistinüIer'Pn haklı davalan ortadan kaldırılmaya oa!:ş(lmaktadır, Oysa çağdaş devletler hukukunda kabui ediien ve Birleşmiş Milletler Yasasına geClrlüen halklcrın kendi yazgılarını tayin etme haklarınm bulunmast, devletler rtukukunun emredici kurallarından sayıhr (Jus Congens). Camp David cerçeve anlaşmaeında Imzası buiunan yukardo adı geçen üc devlet, bu kuralı kabul etmlşlerdir. Buna karşm devletler hukukunun emredîci kuralma aykırı olarak anlaşma Imzalamak, devletier hukuku acısından anlaşmaların İyl niyet kurallarına uygunluOu llkesiyle bağdaşamaz. Ka!dı ki konu iie doğrudan ilgisl buiunan komçu dev« letlerle birlikte öncelikle Filistın'in bu anlaşmaya katılmomış c!ma!arı Slginç bir sonuo doğurur. Camp Davld anlaşmasma Imra atmış olan devletierin dışında kalan öteW Hgl!« taroflar adına bu anlaşmada cözümler öngörülrrektedtr. Anlaşma dışında kalan taraflarla Hglll cö?öm yollannın bir hükum ifade etmeyeceğl acıktır. Camp David anlaşmasımn bölçe ülkelen ve Filistin açısından hukuken bir işlerllğe kavuşmasına oianak yoktur. Bir başko deyimle bu anlaşmayı gecerll saymak olası değll<Jir. Bu konunun daha genlş acıdan Irdelenmeslnl Oevtetler Hukuku uzmanlarına bırakalım. Dünyaya yayılmaya başlayan ekonomik bunalımrn nedenîerinden birisi de petrol rezervlerinln azalması v» flyatların artmasıdır. önemli bir petrol bölgesl olan Ortadoğunun ekonomik. polltlk ve askersel acıdan her geçen gün önenri artmaktadır. Bu böigede barışın korunması tOm devletlerln yonında İsraü'in de yaranna olacaktır. Ortadoğunun bu nokîasında İsra'l'în Fîlistln Devletlnin kuruimasına karşı dlrenmekten vazgeçmesi hem bölge hem de kendl OH korlarına uygun duşecektlr. Böigede bans ve huzura kavuşabHmek İçin FfilstlnHterln bağımsr. egemen ve toprak bütunlüğüne sahlp bir devlet kürmaları kaçınılmaz tek cözüm yolu olarak gözükmektedlr. İsmet Paşa Hz.nin Matbuatımızı Takdiri Ankan TS ( M . ) Resml tebUğ . Dayinier Vekilleri vazıyet üzerine Maliye Veklll Beyefendinin muavene tiyle çıriştikleri tetkiki bitirmişlerdir Çok »amimane bir noktai nazar teatisinden sonra harnil vekillerinln cereyan halinde buiunan müzakerattan amkadar. lan haberdar etmek Uzere Fransa'ya svdetlerinin faydah oldu$una hükmpB. M. MecHsl tna»buat hakkındak) prim kanununu dünkü içtlmaında kabul etmi»tir Kanunun müzbkeresj esnasında Başvekil İsmet Paşa Hz, beyanatta bulunarak demişlerdir ki : ' «Muhterem efendiler, matbuatın bir memleket hayatındaki hizmet ler» ve ytiksek kıymetlerini göstermek için bazen vesileler suhur eder Türk harflerinin kabulü Türk matbuatmın vaziyet ve ciddiyetini memlekete anlatacak kıymetli ve yeni bir vesile olmustur. Bugün Türk harflerinin memleketin her köşesinde ve milletin bütün hayatmda esaslı olarak yerleştiftini düşünürken ilk günlerin müşkülâtını hatırlamamak mümkün değildir. Derhatır buyurursunuz ki, bir gün memleketlmizde gazetelerinıizden başka Türkçe okunacak herhangi bir eser yoktu. Bu istihale devrindeki matbuatımızm hlzmetlerini daima teşekkürle, minnetle hatırlamayı vazife addederim. Adeta yalnız bu matbuat Türk harflerlyle aeyyar mektep h&linl almıştır. Bu kanunun kabul olunması mat» buatımızca maddeten olduğundan daha yüksek bir ehemmiyeü haizdlr. Büyük Millet Mecîlsinin büyük inkılabı hatırlayaTak bu ugurda matbuatın gösterdigi vüksek hizmati takdir etügini kaydetmek ltibanyle cidden sayant lftihardır. Memlekette sebep suhur ettiftl zaman kenüt menlaatini düşünmeyerek fedbkarane hlzmet edenlerin hepslni de taltil ve takdir edecek bir vesiledir.» Hem hükümet hem dayinler vekilleri birer tebliğ neşrettiler HEMNALINA HEM IVmiINA Oaylnler VeMUerlnln bir tebligl . Istanbul 27 (a. a.) Osmanlı borçlan bamiller vekilleri taralmdan atidek« tebllB nesredümistlr : «Dayinler Vekilleri MaUye Veklll Beyefendi Hazretlerlnln muavenetleriyle vaziyet hakkmdi girişmiş olduklan tetkikatı tkmal etmişlerdir Samiml surette icra ediien noktai nazar teatisini müteakıp Dayinler Vekillerinin alâkadarlara cereyan etmekte olan müzakerat hakkında izahat re malumat vermek fizere Fransa'ya avdetleri taydalı gorüJmOftur. Macar dostumuz bugün gidiyor Asiı rnlsaflrlmlı Maear H&ridye Nazırı M, Valko bugün de sehrtmlzde bir tenezzüh yapacak ve Oöleden MO> ra konvanslyonelle Peete'ye hareket edecefc» ttr. Misaflrünla Edlrne hududuna kadar tesyl edtlecektlr. Çıkan kehanetler BLUE JEANS HAL.A U C U Z 3687) 1721 Hava kebanetlerinltı RüçlOğOne va hemen hemen daima yanlıs çıkmasına mukabil kebanetler vardır ki pek kolaydır ve daima da doğru çıkar. Mesela : Yunan Başvekil Mösyö Venizelos'un Türk dostu olduğunu *• bütün ihtilanarın pek çabuk halledllecegine dair her zaman söyledigl' sözlere rağmen Türk Yunan ttilafnamesinln daha haftalarca Im2a edilemayecegl hakkmdakı kehanet mutlaka doğru çıkar RiO korkmadan Kadıköy kumlugundakt arsfclann v* halindekl dükk&nlann seneleree boş kalacaRını Iddia ediniz. Bu kehanetinizde da asla atdanmazsınu, tstanbul sokaklann» dokülen ziftlerin katiyen tutmayacagı hakkında yalan çıkmayaeagından hiç endişe etzneden kentnett» buluBabilirsinlz. Soförlere 20 kilometreden fazla süratle fitmek yasak oldugu hakkında verilen emrin katiyen tutulmayacajh. nı va gene 80 kilometre süratle uçan otomobillerin carpışMjaSım •öyleyeblllrislnia Bu kehanet da asla yanlıs Cikmaa. Nihayst, Tarkoc ktns panyasının y Rıhtun sirketinln asla llga • • dilmeyecegine dalr olan kehanetler de yannın cumartesl oldu* ftunu lddia etmek gM muhakkak ^^^ru çıkan kehanetlerdu. Bugün Galatasarayia Fener karşılaşıyor Oalatasaray Penerbahçe takımlan bugün gene kar$ılaşacaklardır Bu defaU karşılaşma llg maçı içindlr. Bugünku maçın daha sükunet ve az gürültu içinde oynanması şayanı temennidlr. • Bursa Üniversitesi Makina Fakültesi Dekanlığından Asistan Alınacaktır Matematik, Makina Elemanlan ve Dizaynı, Mukavemet, Mekanizma Tekniği ve Makina Dinamiği. Termodinamik ls\ Transferi. Mekanik Akışkanlar Mekaniği, Malzeme Bilimleri İmal Usulleri, Takım Tezgâhları, Motorlar Taşıt Tekniği, Transport Tekniği, Hesap Makinalan Programlama, Otomatik Kontrol ve Tekstil Makinalan Bilim dallanna 1750 sayıh kanunun ilgili hükümlen geregince asistan alınacaktır. 23.8.1978 gun ve 16386 sayıh Resmi Gazete'de yayınlanan asistanhk yönetmeliğindeki şartlan tasıyan, başvurduğu bilim dalında, yuksek lisans veya yüksek mühendis ünvanma sahip olan adayların aynı, yönetmelikte belirtilen belgeleri ile birlikte Dekanlığımıza başvurmaları gerekmektedir. 1 15.4.1980 günü mesai saati sonuna kadar başvuran adayların yabana dil smavı 25.4.1980 günü saat 10.00'da bilim dalı sınavı 2.5.1980 günü saat 10.00'da. 2 Bu sınav tarihinden sonra 25.9.1680 günü mesai saati sonuna kadar başvuran adayların yabancı dil smavı 3.10.1980 günü saat 10.00'da bilim dalı smavı 10.10.1980 günü saat 10.00'da Bursa Üniversitesi Makina Fakültesinin Hürriyet Mahallesindeki Tezok Kampüsünde yapılacaktır. Duğlas Fayrbanks şehrimize geliyor Meşhur sinema artls> tl Duğlas Fayrbanka hafta içinde Bagdat tariklyle »ehrtanlze gelecek, Peşte'ye gidecek. tir. Duğlas. yenl büyük bir fllm cevirmektedir. Kadınlar meb'us olacak! SİNEMA KRİTİĞI t . . «Siyam Kaplanı» Sînema ve Tiyatrolarda günün programı BeyoSlu dheti t Darfllbedayl afOral Elhamra Cut mugannlsi Opera Don Kasaklan Melek Saadet Tola Majlk Siyam Kap. lanı Aarl ZehirU Kadıo Alkazar Kan Gemlsl Ekler Diyana Etuval Katil Günee 8ık Anaforcu s Be^iktas HUal Vatanaular Cehenneml tstanbul dbett : Bu fllm bir anne kıı arasmda ask ve sevgl rekabetinl anlat&a bir hikayedlr. Anna haflffnesrep Mr kadındır, Kocasını b*. raktp kaçmıstır. Kınnın tanıştıgı eend blnbir lsve ve hileyle kendlne temayül etttrmeye çalışan tehlikeli bir mahluktur. Bu mevEum Slvun jtibl Asya'nın en esrarlı bir memleketl dekor ittihaz edilmiştlr. Kaplan lâkabuu taşıyan yabani hayvaa avcım babfc rolünde Lon 6aney mükemmeldir. Her Kirdigi kılıkta sanld aeneleroe yaaamı» kadar tabil oynayaa artlst burada da blse 7»ni bir raaaka Ue g5rünüyor. Borsa hareketlerl Ingillz Ur&sı dun saat 14'te 1029 kurusta açılmış ve 1031,25 kurut trasında muamele gördükten sonra saat 4'te 1031 kurusta kapanmıştır. Altın 038 kuruşta açılmıs gene 938' de kapanmıştır. Meriç taştı TrakyaMan alman maîumata göre Merio nehrl t&smıs ve İpsala ovasını gular basmıstır. Sular mezruata zarar vermemistlr. (Botın > 12637) 1723 «TttMl kl kv yer deffldtrt» Ferab Ateçten Kalp Alemdar Oünah Sokagı KAYIP TOrfclye Borolor Blrliginln Blrlik 9693 No. Baro Slcll 10330 No. İle istanbul Barosundan 9.9.976 gün ve 33 sayılı karar uyarınca ve^ rilen avukatlık ruhsatnamemi yîtlrdlm. Hükümsüzdür. A*. NligOn Tezglder (MGftOofllu) Harvife RaşU ARSAL oğullan Çağdaş'ın doğumunu yakınlarına muştularlar 22.3.1980 „ İZMİR H Sablblt Cnmhıniyet Matbaaeüık «• Gazetedllk TJİ.9. adına t NADtB NADİ t Genel Yayın MOdürü : Oktav KORTBÖKB i S. Tanlslerl Müdürü: Orhan EBİNÇ t Basan ve yayan: Cumhariyet Matbaaeüık ve Gazetocflik T J I . 3 . Ca6aloghı Tflrkoeatı Cad. No. » 4 1 t Poata Kotunı: 146 tSTANBUL CUMHURtYET BASIN AHLAK YASASIKA UYMAY1 TAAHHÜT EDER. • BÜROLAB: ANKARA Konur Sokak 24/4 Tenlsehtr Tel: 18 33 35 17 58 26 % tZMİR: Halit Zlya Bulvan Ko, 65. Kat: 3. Tel: 25 47 09 1312 3C # ADANA: Atatürk Cad. Türk B » ı Kurumu U Ham Kat INo: U Tel: 14 650 U7SJ ABONE ÜCRETLERİ Aylar TAKVİM «S MART tmaak Oünee ÖJ1 tktndl 6.49 Aksam 198» Oile 13.19 Tataı Tvt ld Yurt dı« no no IJKO ».coo 600 İ8O( 3600 7.200 tmt »87 01 Ofiak tatH, grnptanna ve afırlıp ı (ore ayneB (Cumhurtvvt 17?7)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog