Bugünden 1930'a 5,431,332 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

CÜMHURİYET 1 MART 1980 *•** DOKUZ \ BÜTCE KABUL EDİLDÎ (Baştarafı 1. Sayfada) Sayın Demirel, 1979 enflasyon hızmın yüzde 100 oldugunu söylemiştir. Bu yanlıştır. Enflasyon hızı 1979'da yüzde 69 olmuştur.» HESAP SORULACAK Demirel azınhk hükümetinin yabancı sermayeye verdiği ödünlerden AP grubuna bilgi vermekten kaçındıgını söyleyen Ecevit, «Bu karan uygulayanlardan bu kararla döviz kaçakçıhğını yasal hale getirenlerden bir gün hesap sorulacaktır.» demiştir. ' YENİ VERGt TASARISI Ecevit, Demirel azınhk hü kümetinin getirdiği yeni ver gi tasansına değinerek, «bu tasan vicdan sahibi parlamenterlere beni yasalaştırmaym diyen bir tasandır» demiştir. Ecevit bu konuda funları söylemiştir: «Vergi tasansmm sermayeye tanıdığı olanaklar sanırım Güney Amerika ülkelerinde bile yoktur. Ücretli* lerin 75 bin 600 lirası, iş adamlannm 1 milyon lirası vergi dışx bırakılmak istenmektedir. Yılda 1 milyon kazananın 200 bin lirası. yılda 4 milyon kazanamn 700 bin lirası, yılda 7 milyon kazananın 1 milyon lirası vergi dışı tutulmaktadır. Zenginlerin ahçısmın, şoförünün, hizmetçisinin giderleri böy lece devlet tarafmdan ödenecektir. Halk ödeyecektir. Böylece giderek yoksullaşan halkımızın sırtından bir avuç varlıklı sömürülerini 8ürdürmeye devam edecektir. Bu tasan, yılda 10 bin lira kazananlarla, yılda 1 milyon kazananlan bir tutznaktadır.» 11 YIL SONRA SEMER Ecevit, vergi tasansı ile halkın ezilmesinin kaçınılmaz olduğunu söylemiş, «tasandaki uygulamalarla halktan yana gözüküp, bazı girişimler yapılmak lstenmektedir. Örneğin, 11 yıl sonra uygulamaya konulacak bazı önlemler vardır. Vatandaşm elinden eşeğini alacaksımz. 11 yıl sonra yaya kalmasm dlye sadece semerini vereceksiniz. Bu tasan, evini kiraya verenden yüzde 45, İş hanım, hamamını kiraya verenden yüzde 25 vergi istemektedir. Demirel hükümeti açıkça ilan ediyor ki, ben han hamam sahiplerinin hükümetiyim. Bu tasan Türkiye'yi zenginlerin cenneti, emekleri ile geçinenlerin ce hennemi yapacaktır» demiştir. CHP lideri, bütçe görüşmelerindeki MSP'nin tutumunu da eleştirmiş, «umanz ki, kerhen destekledikleri hükümetl düşürmekten korkanlar. vergi tasanlannda bize yardımcı oludar» demiştir. Ecevit, siyasal karar konu lannı siyasetin dışına çıkarmak eğiliminin çok tehlikelf bir yaklaşım olduğunu söylemiş. «Bir gün ülkeyi yönetmek için siyasi partilere de ihtiyaç yok denirse ne olur» demiştir. AP SOZCUSÜJ KİPRİYANU (Baştarafı 1. Sayfada) Dışlşleri Bakanı Rolandis ile birlikte Başbakan Thatcher ve Dışişlen Bakanı Lord Corrington ile öğle üzeri Başbakanlıkta , buluşan Kipriyanu'nun BM'de ve İngiliz Ulusal Topluluğu çer çevesinde Türkiye ve Kıbrıs Türk yönetiml üzerinde baskı yapılmasını savunduğunu belirtilmekteciir. Diplomatik kaynaklar, Klprlyanu ve Rolandis tarafmdan belirtilen istek ve endişeleri şöyle sıralamışlardır; • İran «ve Afganıstan olayları yüzünden Batı için Türkiye'nin önemj artmışfır. Bu nedenle uluslararası planda Kıbrıs sorununa ilişkin Türk görüşüne yakın bir eğilim belirmesi olasılığı vardır. Bu durum Rum ların haklarını ortadan kaldırabilir• Toplumlarara8i göruşmeter için Birieşmiş Milletlerin girişimlerl çok yavaş ve etkisiz dir. Bunun hızlandırılması yolunda garantör ülke olarak ingilter e çaba harcamalıdır. • AET'ye Türkiye'nin tam uyeliği gündemdedir. Bu durumda Kıbrıs Cumhuriyeti olarak toplulukla yapılmış olan ticari anlaşmaların geleceği gölgelenecektir. • Kıbrıs Rum halkının büyük coğunluğu göçmen durumundadır. Bu güc durumun değişmesl için Batı'nın hiçbir yardım yapmadığını gördukce. halk komünist görüştekl AKEL Partisine sempati ve destek sağlamaktadır. Her üç seçmen den birl AKEL'e oy vermiştir. Bu oranın artması yönetimin el değiştirmesine ve adada bir Ko münist Partisinin yönetimi ele geçirmesine yol açacaktır. BM Genel Sekreteri Waldheim'ın 31 mart 1980 tarihine dek BM Genel Kuruluna Kıbrıs konusunda bir gelişme olduğuna ilişkin rapor sunmaması halinde BM Genel Kurulu, bu konuda özel bir komite kurulma sı yoluna yönelecektir. Böyle bir durumu ise Kıbrıs Rum yönetimi, toplumlararası görüşme lerin yeni bir belirsizlik ortamına sürüklenmesi olarak değerlendirmektedir. ute yandan, dünkü Guardlan gazetesinde yayınlanan bir başyazıda Türkiye'ye yardım eden ve edecek olan Batı ülkelerinin Kıbrıs sorununu da dikkate almaları gerektiği belirtilerek, «Bu yapılmazsa Akdeniz'de ikinci bir Fillstln sorunu yaratılmş olabileceği» kay dedilmiştir. Türkiye'nin Kıbrıs Bğe sorunu konusundaki tutu munun sert biçimde eleştirildi ğ| baiyazıda, önümüzdeki beş yıl içinde, «Kıbrıs Kurtuluş örgütü» diye bir örgütün ortaya cıkması, uçak kaçırması, ulus lararası cinayetler işlemesi ve Kıbrıs'taki Sovyet üsleri gibi sorunları düşünmenin bugün için zor olmakla birlikte olasılık dışı olmadığı ifade edilmiş, «Batı'nın aklı başında müttefiklere ihtiyacı olduğu. birbiriy le çatışan müttefiklere ihtiyacı bulunmadığı bildirilmiştir. DENKTAŞ PROTESTO ETTİ LEFKOŞE (a.a.) Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanı Rauf Denktaş. dün Birieşmiş Milletler Genel Sekreterinin Kıbrıs özel Temsilcisıi Galindo Pohl'la görüşmüş. Kıbrıs'ın tümü üzerinde hak iddia eden Rum yönetiminin hava sahası konusundu'ki tutumunu protesto etmlştir. Görüşmede, BM Genel Sekreterinin Kıbrıs barış görüşmelerini başlatma girişimleri de ele alınmıştır. klr. Bir kanun ya vardır, ya yoktur. DGM'leri süratle ele alınıp yürürlüğe konulmalıdır. Fevkalade Haller Kanunu mutlaka çıkanlmalıdır. O zaman sıkıyönetime olan ib tiyaç azalabilir.» Bilgehan, daha sonra hükümetin fevkalade halkın hü kümeti olduğu görüşünü yinelemiş. «AP, hükümeti kur madan önce neler yapacağını açıkça millete ılan etmiştir. Buna rağmen herkes AP'nin hükümet kurması içın elbirligi yapmıştır. Şimdi bu tedbirleri neden aldınız demenin dayanagını bulmak zordur» biçiminde konuşmuştur1. AP sözcüsü, alman ekono mik tedbirlerin Güney Ame rilca modeli uygulaması iddiası olduğuna da değinmiş, «Bir Hükümet Başkanı sabahleyin uyandığında, şu Güney Amerika modelinl ül keye uygulayayım dediği an, model yürürlüğe girmiyor. Ya nasıl oluyor? Efendim önce bağımlaştırıcı bir dış politika sürdürülecektir. Son ra sömürülenleri hak arayamaz duruma, ezilenleri ses çıkaramaz duruma getiren bir siyasi rejime ihtiyaç olacak. Şimdi insaf ile söylemek lazım. Hükümet hangi bağımlaştıncı politikayı uygulamıştır.» MHP sözcüsü Konya Milletvekili îhsan Kabadayı, si lahh kuvvetlerin büyük bir bölümünün sıkıyönetim göre vinde bulunduğunu söylemiş, «Silahlı kuvvetlerin asli görevi dış düşmanlara karşı yurdu korumaktır. Ama Tür kiye'nin içinde bulunduğu felaket dıştan gelecek tehlikeden az değildir» demiştir. Kabadayı, şöyle devam etmiştir: «Asker şunu bilmelidir ki, Türkiye'yi içindeki düşmandan temizlemeden asli görevine dönmemelidir. Adana Sıkıyönetim Komutanınm TV'deki konuşmasını gözüm yaşararak dinledim. Asker demek, bu demektir. Böyle olmak demektir.» Kabadayı, Milll Eğitimin «Millilik» vasfından çıkarılmasının önlenemediğini öne sürerek, «Gençliği Enternasyonal Marşı söyler hale getiren profesörlere sesleniyorum. Geçmiş olsun hocalar atı alan Üsküdar'ı çoktan geçti. Ankara önlerine geldi» biçiminde konuşmuştur. Daha sonra MSP Grubu adına bütçenin tümünü eleş tiren Erbakan, geçen kez yaptığı ve televizyonda birbuçuk saatlik konuşmasında hükümetin tuşa geldiğini söylemiş, «Bu kadar çürük olduklannı tahmin etmiyordum. Bu sefer televizyonda yayınlamaktan korktular. Bu günkü hükümet TRT'yi ele geçirdi. Herşeyi milletten giz lemek istiyorlar» demiştir. Erbakan hükümetin izlediği ekonomik ve sosyal politika lan eleştirerek, «Milletin sır ERBAKAN: .HUKUMET TUŞA GELDh MHP SOZCUSÜ: 'ASKER BİLMEÜDÎR Kh CUNEY AMERİKA OLAYLARIN ARDINDAKİi tına yükleri vurup milletln derdine çare olacak şeyleri geri atıyorsunuz, alınan kararlar hesap kitap meselesi değil. IMF'nm'emridir. Hükümet elinde telefon IMF ne diyecek diye bekliyor» biçiminde konuşmuştur. ' Erbakan vergi yasalannı da eleştirmiş, «Vergi kanun lannda daha önceki vergi kanunlannın hatalan anlatılmakta. Kim koydu eski vergi kanunlannı? Gene eski Demirel, on sene önce koy du. Bu vergi kanunlarında sekiz tane gizli merdane var fakir fukarayı ezmek için. Asgari geçim indirimini ver gi dışı tutuyor, ama eskiden yüzde 10 olan gelir vergisi oranını yüzde 45'e çıkanyor. Senin vergi diye aldığın fakir çocuğun lokması. Geçine meyenden vergi ahnır mı? Sen fakiri vergisiz devlet olur mu? diye kırbaçlayan kimsesin. Almadan vermek allaha mahsuz diyorsunuz. Hiç bir şey vermeden almak da yalnız size mahsus. Niyo servetten vergi almıyorsu nuz?» biçiminde konuşmuştur. • Erbakan şöyle devam etmiştir: «Bu bütçeye beyaz oy veriyoruz. Çünkü bu kadar ya raya bir yara daha ekleme yelim diyoruz. Yoksa memur yann maaşını alamaz bütçeye beyaz oy vermemiz, ne bu gidişatı tasvip etmek ne de bu bütçeyi tasvip etmek anlamındadır.» DEMİREL: .HADt GELİN, KOŞUN GELtN» GERÇEK tlk basm toplantısmda Maliye Bakanı İsmet Sezgin, zaman zaman kendini yitirmiş, masayı yumruklayarak nutuk atmaya başlamıştır. Dışişleri Bakanı Hayrettin Erkmen'in de inandıncı yanıtlarla kamuoyunu doyurduğu savunulamaz. Bir basm toplantısmda bakanlann her tür soruyla karşılaşmalan doğaldır. Bakan isterse soruyu yanıtlamaz, dilerse kendi bilgisi, kültürü ve çapı içinde yanıt lar. Ancak basm toplantısının muaşeretinde sorulan soıudan ötürü muhabiri suç larcasına karşı saldınya geç mek diye birşey yoktur. Serinkanlılığını yitiren bakan kötü not ahr. Tüm dünyada değer yargılan böyle işler. Televizyondaki basın toplantılarından ilkinde Cumhuriyet'i temsil eden Yalçın Doğan, Maliye Bakanına şu soruyu yöneltmiştir: «Son ekonomik önlemler paketiyle liberal bir tutumu benimsediğinizi ileri sürerek fiyatlan serbest bırakıyorsunuz, Liberal düzende düşüncelerin serbest olması da gerekir. Türkiye'de fikir yasaklan olduğuna göre bu konuda ne düşünüyorsu , nuz?» Maliye Bakanı Saym Sezgin, bu soruya büyük bir hışımla karşı çıkarak, Türkiye'de fikir pzgürlügü bulun duğunu kasaba meydanında seçim nutku atan partizan politikacı havasında ispatlamaya çabalamıştır. Benzeri bir olay. eski ve deneyimli bir politikacı olan Hayrettin Erkmen'in basın toplantısmda yinelenmiş tir. Cumhuriyet muhabiri Sedat Ergin. AETye girmek için başvuruya yönelen Tür kiye'nin topluluğun siyasal yapısını oluşturan gereklere uyup uymayacağmı sorarak, «Dokuzlardaki ölçülerle» demckratik yapımızın bütün leşmesi için fikir özgürlüklerine açılmak gereğini anımsatınca, ılımlı ve dengeli görünen Sayın Erkmen'in gözlerinden ateş saçılmış, Türkiye'de fikir özgürlüğü bulunduğunu öfkeyle ileri sürmüştür. Saym bakanın konuşmasına bakılırsa bunun tersini söylemek Türkiye'yi töhmet altında bıraknıaktır. Ola ki her iki sayın bakan da Türkiye'de Batı demokrasisi ölçülerinin bulun duğuna inanabilirler. Bu inanç; ya bilgi noksanhgından ya bilinçsizlikten yada politik kurnazlıktan kaynaklanabilir. Hatta Dışişleri Bakanımız Hayrettin Erkmen. AET'nin kapitalist bir örgüt olmadığını ileri sürebilecek ve herkesi ekran başında feulümsetecek kadar gerçeklerden uzaklaşabilir. Ancak her iki bakanın aynı noktada öfkeye kapılmalan, bir rasîantı olsa bile kendileri için olumsuz birer nottur. Bugün Türkiye'de Batı demokrasilerindeki ölçülerle fikir özgürlüğü ve çok partili rejim bulunmadığı tartışılmaz bir gerçektir. öfke baldan tatlıdır, ama bu gerçeği değiştirmeye yeterli değildir. Basm toplantılarında öfkenin balmı çok tatmamalarını Sayın Bakan lara ögütleriz. Çünkü öfkeli kişi ekranda güzel bir görüntü oluşturmuyor. (Baştarafı 1. Sayfada) GÖZLEM (Baştarafı 1. sayfada) Benzlnden, mazottan, gübreden ve gazete kâğıdından kaldırılan sübvansiyon, yurt dışında özel dövizle okuyan öğrencilerden kaidırılmış değildir. Ya bu ne? Evet ne olmuştur? Şu olmuştur: Yurt dışında. öğretim giderleri kendi ailelerince karşılanan beş bin dolaylannda ayrıcaiıklı öğrenci okumaktadır. Bunların öğretim giderlerine devlet, yılda bir birbuçuk milyar lira ile katılmaktadır! Bu olanda sübvansiyon sürdürülmektedir. Bu enflasyonlu ve devalüasyonlu ortamda yurt dışında öğrenci okutabilmek için gerçekten çok varlıklı olmak gerekir. Ayda yirmi yirmibeş bin lirayı çocuklarına gönderebilecek aileler. hiç şüphesiz, toplumun bir ayrıcaiıklı kesimini oluşturmaktadır. Benzinden, mazottan. gübreden ve kâğıttan kaldırılan sübvansiyon, yurt dışında özel dövizle okuyan öğrencilerden kaldırılmamıştır. Yurt dı$ında okuyan özel dövizli öğrenciler kur farklarından etkilenmiyeceklerdir. Bu ne anlama gelir? Şu anlama gelir: Yurt dışında okuyan varlıklı aile cocuklarının öğretim giderlerine. örneğin, ilkokulu, ortaokulu olmayan köylüler de katılacaktır. Yurt dışında Otelcillk öğrenimi gören bir varlıklı aile çocuğuna gönderilen dövizle. hayatında Türkiye'de otel yüzü görmemiş bir yoksul yurttaşın verdiği vergiden para ayrılacaktır. Yani zenginin yurt dışındaki öğrenimini. Türkiye'dekl yoksul yurttaşın cebinden alınan paralar karşılayacoktır. Diyelim kl, özel dövizle yurt dışında okuyan öğrencller için sağlanan sübvansiyon, yılda bir milyar Türk lirasıdır. Bu bir milyar Türk lirası. yurt dışındaki beş bin ayrıcaiıklı öğrenci için kullanılmaktadır. Bu para ile Türkiye'nin en uzak yörelerine üniversiteler, yüksek okullar yapılamaz mıydı? Böylece üniversite açığı, yıldan yıla büyüyeceğine küçülmez miydi? Toplumun en ayrıcaiıklı kesiminin çocukları yurt dışında okurlarken, bunların öğretim giderlerinin bir kısmı nlçln yoksul yurttaşın cebinden çıkan vergilerle ödensin. niçin? Hükümet. gübreden devlet sübvansiyonunu kaldırırken. nasıl «Gübreden yararlanan gübrenin gerçek fiyatını ödesin» diyorsa, çocuklarını yurt dışında okutan. dışalımcıltfr. dışsatımcılar, demir tüccarları, büyük sanayiciler, çok kazançlı hekimler ve avukatiar da cocuklarının öğrenim giderlerini kendi kazançlarından ödesinler... Olmaz mı? Köylünün vur kafasına al rızkını, sıra zengın ailelere gelince. ver parayı devlet hazinesinden, okut çocuklarını yurt dışında!. Hey canına yandığımın sosyal adaleti ve de sübvansiyon oğlu sübvansiyonl Ecevit (Baştarafı 1. Sayfada) Eceyifin konuşmasında ortaya çıkan politika. CHP'nin önü müzdeki dönemde «hükümeti yıkma» yönünde çalışmalara başlayacağı idi. Bu politikayı şu sözlerle belirledi: «Ekonomide uygulanmak i s f nen Demirel modeli ile ve bu modelin kaçınılmaz toplumsal sonuçları ile demokrasimizin nasıl tehlikelere sürüklenmekte olduğu artık belli olmuştur Bun lar belli olduktan sonra bıraz daha yıksın, yaksın, biraz daha acıtsm, acıtsın da ne olduğu iyice anlaşılsın zihniyeti ile zaman yitirmenin ve tehlikelerl günden güne büyütmenin sorum luluğuna biz CHP'liler katılama yız. Bu tutumu izleyenler kendilerl de ister istemez bu hükümetin sorumluluğunu paylaşmış olurlar.» Ecevit, bu konuda şu küçüfc öyküyü anlattı: «Eski bir Çin öyküsüdür Bir ara bir köyde yangın çıkmış, bütün kulübeler yanmış. Bir ku lübenin içinde de bir kuzu bağlı imiş. Kuzu da yanmış. Yanan kulübeden güzel bir koku gelmeye başlamış. Köylüler gitmişler, bakmışlar. Yanık kuzuyu görmüşler. Lezzetine bakmışlar. Çok beğenmişler ve o şekilde dünyada «fırında kuzu» denilen yemek icat olunmuş. Fakat birkaç asır fırında kuzu pişirmek için köylüler bir kulübeye kuzu bağlayıp o kulübeyi yakmışlar. Uygarlığın ilerlemenin gereği kulübeyi yakmadan fırında kuzuyu yemenin hünerini gösterebilmektedir. Tabiî bu hikâye kulübenin yanmasında da yarar görmeyenler için de geçerlidir.» Ecevit, böylece demokrasiyi yıkmadan demokrasiden yararlanmanın uygarlık gereği olduğunu vurgulayarak kiksüden in diDaha sonra, AP grubu adına söz alan Cihat Bilgehan, konuya «islami» açıdan yaklaşarak, demogoji yapmayı yeğledi. Bilgehan, öykünün doğru olduğunu, ancak kulübede kızaranın kuzu değil, domuz olduğunu söyleyerek kıssadan hisse çıkaramadığını ortaya koydu. Başbakan Demirel ise, kuzu öyküsünü demokrasi İle pek te ilgili olmadığını belli edecek bi çimde şöyle değerlendirdi: «Şimdl şu kuzu kızartması meselesine gelelim. Ev yanmış, kuzu kızarmış. Bunların ciddiyetle ilgisi yok beyler. Tür kiye'nin ihtiyacı olan kaynakları arayıp bulmak lazım. Biz onu yapıyoruz.» MSP adına konuşan Genel Başkan Necmettin Erbakan ise Demirel'in kaynak bulmak için neler yaptığını şöyle özetledi: Sanayi Bakanlığına bağlı teş vik dairesini almış, Başbakanlığa bağlamışlar. Yabancı sermaye için de Başöakanlıkta bir daire kurmuşlar. Sizin bu bürolarnız birer mendile benziyor. IMF para atsın, gelen giden yabancılar para atsın diye açılmış birer mendile.» Erbakan. AP'lilerl zaman zaman kızdıran ve sürekli homurdanmalarına neden olan konuşmasında bir ara da Hacı Ali Demirel'in aldığı yolsuz kredilere değinerek taşt gediğine koydu«Geçen konuşmamda Yozgattaki yatırımların temel tesisleri ile ilgili tek Çivi çakılmazken, yardımcı tesisler için yüzme ha vuzu yapıldığını söylerim. Demirel çıktı, Yozgat'ta yüzme havuzu yok dedi. Yozgat'ta değil ama. ilçesinde Yerköy'de var, Yerköy'de yüzme havuzu yapıp, Yozgat'a yapmadım demek, vaktiyle birisinin 25 milyon kredi almadım, 19 milyon kredi aldım diyiverişine benziyor.» Bütçe görüşmelerl karşılıklı Iğnelemelerle sürüp gittl. iktldar ile muhalefet arasındaki görüş ve anlayış farkı ise Demirel sözlerinl noktalarken ortaya çıktı. Demirel şöyle konuşuyordu: tTürkiye'nln kurtulması İçin tek yol var beyler. CHP sıralarından şu sözler yukseldl: «Törkiye'nin kurtulması İçin tek yol senden kurtulmasıdır.» Eleştirileri yanıtlayan Baş bakan Süleyman Demirel, «Verdiğimiz sözleri tutmazsak hiç merak etmeyin kendi göbeğimizi kendimiz kesmesini biliriz» demiştir. Demirel, siyasi partilerin grup sözcülerinin bütçeyi eleştirmelerinde ekonomik verilerin az olduğuna üzüldü ğünü söylemiş, «Eğer Türkiye'de yokluklan giderecek bir babayiğit varsa, 70 liraya çıkardığımız dolan 20 liraya indirecek bir babayiğit varsa yerimizi hemen bırakmaya hazırız» demiştir. Sosyalist sistem. milli gö rüş sistemi veya kapitalist sistemin tartışılmasının bir anlamı olmadığını söyleyen Demirel, «Türkiye hasta filan değildir. Sadece sıkmtı ları vardır. Biz kapı, kapı dolaşmıyoruz. Siyasi maksat lı para istemiyoruz» demiştir. Demirel, yokluklann yavaş yavaş giderildiğini belir terek, 580 bin ton ham petrolün depolarda olduğunu ocak ve şubat aylarında 700 milyon dolar dışalım ödemesinde bulunulduğunu, 1 milyon 42 bin ton ham petrol bağlantısı yapıldığını, 120 bin ton mazotun limanlarımıza geldiğini, 250 bin ton fueloil'in i^e siparişinin verildiğini söy lemiştir. Demirel. «Mazotu aldık, şe keri aldık, yağı aldık, hadi gelin artık. Türkiye'yi idare edin. koşun gelin» demiştir. ASLt GÖREVİNİ YAPIYOR KORUTÜRK (Baştarafı 1. Sayfada) «Son günlerde. Milli Güvenllk Kurulunun adını dahi kullanmaya yeltenerek, devîetin vatandaşları arasında ayırım yapan bir tutum içinde bulundu ğuna ilişkin Iddialara yer veren sahte bildiriler düzenlendiğini ve bunların partilere, gazetele re kadar iletildiğini üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Hemen İfade edeyim kl, bunların gerçekle hiçbir ilgisi yoktur ve olamaz da. Bu vatan topraklorı üzerinde tam bir beraberlik içinde yan yana ve kardeşçe yaşamış aziz vatanımızın bağımsızlığt için düşmana karşı omuz omu za savaşmış ve bu uğurda aile lerinden şehltler vermiş. gazller çıkarmış yüce bir ulusun evlat larıyız. Vatandaşlarıma bir nok tayı önemle belirtmek isterim ki, ulusları parçalamak ve kar deş kavgasına sürüklemek iste yen hainler ve dış düşmanlar, bir toplumda mevcut olan mez hep farklılıkiarını da kardeş kavgasına dönüştürmek için sinsice planlar tertip ederler ve bunlan uygulamaya çalışır lar. Bu sahte bildirler de bu tertiplerden başka bir şey değildir. Kaderde. kıvançta, tasada çoğlar boyu ortak olmuş ve olmaya devam eden bir ulusun mensuplarıyız. Türkiye'de vatan daşlarımız, Işe alınmakta, öğre nim yapmakta, bir mesleğe gir mek ve yükselmekte kanunların tanımış olduğu haklardan yararlanmakta tam bir eşitlik içerisindedlrler. Bu aynı zaman da bir Anayasa emridir. Milli Güvenlik Kurulunun adı kullanılarak yayılmak istenen bunun aksi Iddialar kesinlikle ger çek dıştdır. Bölucü mihrakların yeni bir oyunudur. Vatandaşları mın. elden ele dolaştırılmak is tenen bazı mektup, bildiri ve benzerlerinin hangi amaçlar için hazırlandıklarını, her zaman emin olduğum sağ duyula rı ile değerlendireceklerinden, bunlan hazırlayan ve dağıtan ların ne derecede gaflet ve hiyanet içinde olduklannı tesbit ve teşhis edeceklerinden şüphem yoktur. Bu vesileyle şunu da belirtmek isterim ki, kanun hakimiye tini, can ve mal güvenliğini ko rumak için cansiperane çalışan çok değerli kolluk kuvvetlerimize ve kahraman Türk ordusu mensuplarına saldıran ca niier, yukarıda belirttiğim haince. bölücü eylemlerl hazırlayan lar, onlara yataklık edenler Türk adaleti önünde mutlaka hesap verecekler ve hak ettik lerinin karşılığını acımasızca görecekerdir.» (Baştarafı 1. Sayfada) • Gösterge ve katsayı yönteminin yürürlüğe girdiğl 1 Temmuz 1978 tarihinden sonra aylığa hak kazananlar, anılan tarihten önce aylığa hak kazanan aynı prime esas ücret geliri shiplerinden daha az aylık almak durumunda kalmışlar• Aynı eşitsizlik 1 Temmuz 1978 gününden sonra değişik yıllarda emekliye ayrılanlar için de geçerli olmaktadır. Katsayı yükselmesi önceki emekiilere gelir artışı getirirken sonrakilerin düşük aylıkla emekli olmaları sonucunu doğuracaktır. örneğin 1980 yılında emekli olacaklar en yüksek üç yıllarının aylık ortalama gelirleri 1979 takvim yılındaki 16 katsayıya bölünerek göstergeye intibak edilecekleri derece ve kademe bulunacaktır. 1981 yılında emekli olanlar için ise aynı işlem 1980 yılındaki katsayı 25 olduğu için bu sayıya bölünerek belirlenecektir. Bu uygulama da bir bölüm SSK iştirakçi sinin aleyhine sonuç vermekte dir. • Uygulama tavandan veya tabandan prim ödeyenlerin ara sındaki farkı giderek ortadan kaldırmaktadır. Başlangıçta en yüksek aylık en düşük aylığın yedi katı iken bu oran 1.7 kata düşmüştür. Yönetim tavandan prim ödeyenin haklarını or tadan kaldırmaktadır. Enflasyon korunma oranı da yüksek prim ödeyenler açısından düşmektedir. • 25 yıllık sigortalılık süresini dolduran ve bu süre içinde en az 10 yıl tavandan prim ödeyen sigortatı, uygulanan yöntem gereği 5. derecenin 3. kademesinde kalmaktadır. Bu sonuç da 506 sayılı yasanın 60. maddesinin öngörmüş olduğu yaşlılık aylığının temel sosyal güvenlikteki eşitlik prensibini bozmaktadır. İşçilıere l Eeîal olsun Ajda (Baştarafı 10. Sayfada) hasıl tüm kaportayı yenilemiş. Şimdi son model avrupa araba olmuş. Benzinin varsa bas gaza. Yağ gibi kayar namussuzum. İcabında motor rektifiyesi geîmiştir ama bilinmez abem, bakarsın Pariz'de onu da yapmışlardır.» :., • ,.. «Ben PetroUI sormuştum», dedim. «Ona geliyorum abem. Suzanın hakkını suzana vereceksin. Hel3 *«aman da petrol, canım da petrol» derken bir üçüncü vitese takışı var. Tam benim minibüse göre. Şöyle sırtını kapıya vereceksin. İki vites arasında tak, tak bi kadeh atacaksın. İnsan icabında mezara bile gider bu durumun vaziyetinde naçizane kanaatime göre». Kendisine hak verdim. Paraşütümü taktım ve pencereden atladım. AP Grubunun görüşlerini açıklayan Balıkesir Milletvekili Cihat Bilgehan ise, siyasi parti gruplarınm biraraya gelerek Türkiye'nin koşullarına uygun bir anayasa teklifi hazırlamalarınm gerektiğini öne sürmüştür. Bilgehan, şöyle konuşmuştur: «1961 Anayasası tamamen reaksiyonel bir anayasa olmuştur. Kurucu Meclisin ve Milli Birlik Komitesindeki müzakere zabıtlannm okunmasmı bütün arkadaşlanma tavsiye ediyorum. Görülecektir ki, birbirinden kopuk her üyenin belirli bir hadisenin tesiri ve belirli fikirlerin telkini ile maddeler ko nulmuş. maddeler eklenmiş. maddeler kaldırılmıştır. Siyasi partilerin biraraya gelerek anayasanın işimize ge len bölümlerini yürürlükte, hoşumuza gitmeyen maddelerini mülga saymaya hakkı olmadığını bilmek gere ANAYASA DEĞİŞTİRILMELİDİR» Kapah Kapıîar (Baştarafı 10. Sayfada) Cemlyetisnin isim babası ve tüzüğünün de yazarıdır. Yazdığı hukuk kitapları dışında «Hanedan ve Millet». «Bulgarlar ve Bulgar Devleti», «İsmet Paşa», «Kemalızm» yapıtları da vardır. Şeref Aykut'un bu gerçekçi konuşrriası, bu kültür haznesinden kaynaklanmaktadır. Erzurum'un ünlü Yeşll Salih hocası da şöyle cıkış yapıyor: SALİH EFENDİ (ERZURUM) «(Bir âyet okur). Efendi ben sana Kur'an okuyorum. Sen buna tabisin. Size tahlyye eden, size selâm veren bir adama «aleykümselâm dersiniz. Halk hükümetine, halkçtlık zihniyetiyle size bir Müslüman selâm gönderirse siz de mukabele edersiniz. (gürültüler). Selâm ve aleykümselâm. Mesele bundan Ibarettir vesselâm.» Hocamız cerbezelidir, espritü eldir de. İlgi cekici önergeler de vermiştir. Bir başka veslle İle kendisinden söz edeceğiz. YARIN: MUSTAFA KEMAL. ŞEHZADE ÖMER FARUK EFENOİ OLAYINI ANLATIYOR. Demirel, Türk Silahlı Kuv vetlerinin bugün yaptığı gö (Baştarafı 1. Sayfada) revin yanlış anlaşıldığını söy llkokul öğrencilerl olan Feyleyerek, MHP sözcüsü İhsan zullah ve Rifat Acembaba, IfaKabadayı'nın bu konudaki delerinde tabanca ve mermileeleştirilerine yanıt vermiş, ri. can güvenliklerini korumak «Eğer Içten gelen tehlike, dış amacıyla taşKJıklarını söylemiş tan geleni afatmıyorsa, orlerdir. dunun yaptığı görev asli gö Aramalardan sonra Un Fabrevdir. lç Hizmet Kanunu, rikasında görevli 6 kişi göz aliç ve dış tehlikelere karşı or tına alınmış, bunlardan Abdülduyu görevli kılmıştır» dekadir Acembaba ile fabrika ge miştir. ce bekçisi Rifat Bayram tutuk Demirel, konuşmasını sürlanmışlardır. dürürken, Erbakan'ın havuz VAKFIKEBİR'DE yapılması eleştirisine de yaTrabzon'un Vakfıkebir ilçesinıt vermiş, bu arada Yozgat ne bağlı Beşikdüzü bucağında AP Milletvekili Turgut Nijandarma tarafmdan yapılan zamoğlu, Erbakan'm yanına aramalarda, Ragıp Bilge yögiderek havuz fotoğraflanna netimindeki İstanbul plakalı öbakarak, «Yalan» demiştir. zel bir oto içinde 10 adet 7.65 Bunun üzerine MSP'li Yaçapında tabanca bulunmuştur. şar Göçmen, Nizamoğlu'nun Sürücü Ragıp Bilge ve yanındaüzerine yürümüş, «Ne anki Hatun Dede sorgularnda tayorsun burada terbiyeslz abancaları Mehmet Çalış adlı dam> dediği duyulmuştur. kişiden aldıklarını iddia etmiş" Kavga büyümeden önlenmiş lerdir. Bu kişinin evlnde yapılan tir. aramada ise 1 adet 7.65 çapınDemirel, vergi tasansı ile da tabanca, 6 mermi, 56 adet dar ve sabit gelirlilere, 1980 piyade tüfeği boş kovanı bulunyılı için 188 milyar liralık bir muştur. Aynı olayla ilgili olarak refah payı getirildiğinl söyHüsnü Bahtiyar'ın evinde ise lemîş. «Hesaplar yapılmıştır. bir adet piyade tüfeği ele geDevîetin hesaplannı yapan çirilmiştir. Sanıklar gözaltına dai»eleri vardır» demiştir. alınmışlardır. Türk Hava Yollan grevine de değinen Başbakan, Hava Silah kaçakçılığı îş Sendikasmın istemlerinin ile uğraşan 8 milyar lira tuttuğunu söykarıkocada 47 adet brniş. Hava Yollannda çalışar»]ann ücretlerinln 33 bin tabanca bulundu lira ile 89 bin liraya kadar İstanbul Haber Servlsl Birartmasmın istendiğini ileri karı • koca üzerlerinde 47 tabansuınîüştür. ca ile ele geçirilmiştir. Demirel konuşmasının son İstanbul Emniyet Müdürlüğü bSiömünde. ülke sorunlannı Mali Şube ekiplerince yürütüclddiyetle ele aldıklarını ölen operasyonlar sonunda sane sürerek, «Ben de sözlerinıklardan Ali Duman 25 adet mi kuzu kızartması ile mi bi Arjantin yapısı 7.65 mm çaplı tireyim. Ev yanmış da. kuBersa marka tabanca ile yakazu kızartmış. Bunların ciddi lanmıştır. Soruşturmaların de\etle ilgisl alakası yoktur» vamında Ali Duman'ın eşi HaoonjJştir. cer Duman'ın da Tuzla'da bir kum deposuna 22 tabanca daha gizlediği öğrenilmiş ve silahlar belirtilen yerde ele geçi rilmiştir. Sanıkların, Kocaeli' nde yakalanan Mahmut Karabulut adlı silah kaçakçısıyla da ilgilerinin bulunduğu saptanmış ve Karabulut'un üzerin de de 25 adet çeşltll çapta tabanca bulunduğu anımsatılmış tır. Bütçenin 209 red oyuna karşılık 228 evet oyu İle kabul edilmesinden sonra kürsuye gelen Başbakan Süleyman Demlrel, Mlllet Meclisl'ne teşekkür etmiş, «Kabul edilen bütoenln her kuruşunun mahalllne matuf olması İçin her türlö Itlnayı göstereceğlmlzden emln olmanızı rlca ederim» demlştlr. 3 Tabanca Eış Olimpiyatlan lebilir.» Adamlar anlattıklarımı ağızları bir karış açık dinliyorlar. «Çeşitli maratonlar düzenlenebilir» dedim. «On dakikada soba kurmak. Beş dakikada bir çeki odunu kır mak. Kazananlara Altın So ba, Altm Balta ödülleri verilir.» Başkan masaya yumruğunu vurarak, «Saçmalıyorsunuz!» diye bağırdı. Hiç aldırmadım. «Gaz bulmak için bir haftahk Türkiye koşusu düzenlenebilir» dedim. «Bir haftada bir bidon gazı kim daha önce dolduracak?» Komite üyelerinden biri. «Siz buraya bizimle dalga geçme ye mi geldiniz?» dedi. Güldüm. «Buz üstünde herkes kayar» dedim. «Erkekseniz, bizim gibi bidon elde. artı 10 dereceden eksi 50 derece ye doğru koşturun. Bakın ne artistik numaralar çıkıyor.» (Baştarafı 10. Sayfada) ••• Buz tutan (Baştarafı 1. Sayfada) mtştır. Yaralılar Okmeydanı SSK Hastanesine kaldırılarak. tedavi altına alınmışlardır. önceki gece sabaha kadar çevre yolunda hızlanma tehlikeli boyutlara ulaşmıştır. Trafik ve Karayolları ekipleri tuz dökerek önlem almaya çalışmış sa da hasarla sonuçlanan 24 kazayı önleyememişlerdir. Bu kazaiarda Turgay Özkarar, Gü ner Celebioğlu, Nalân Turan ve Semra işveren adlı klşiler çeşitli yerlerinden yaralanmışlardır. Kazalarla ilgili soruşturmalara başlanmıştır. TRENLE CARPIŞTI BALIKESİR Balıkesir'in savaştepe mevkiinde önceki akşam Ankara ekspresi ile çarpışan kamyonda bulunan bir kişi ölmüş iki kişi de yaralanmıştır. TARSUS'TAKİ KAZADA 5 KİŞİ ÖLDÜ TARSUS E 5 karayotunun Tarsus Hçe&l kesiminde bir kamycü? ile bir ticari plâkalı taksfnin dün çarpışması sonuou 5 kişj ölmüştür. ' O • (Baştarafı 1. Sayfada) ğını bildirmişler. ancak imzanın geçici statünün sona ere ceği 31 marttan önceye yetiştirilmesine çalışıiacağım belirmişlerdi. Bilindlğl glbi Savunma fşbirliği anlaşması geçici statünün sona erdiği tarihten bir gün önce «Özel yetki» ile Ankara'ya gelen yeni ABD Büyükelçisi'nin güven mektubunu Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'e sunmamış olması nedeniyle imzalana mamıştı. Büyükelçi Spain, bu hafta Cumhurbaşkanı Korutürk'ü ziyaret ederek güven mektubunu sunmuştur. ABD TFde arapça (Baştarafı 10. Sayfada) miz petrol olup çıkacak! İlk Ders: Selâmünaleyküm nasıl yazılır? Sonra sırasıyla «ill^ilah. Hafazanallah, Fesupanollah, Yallah, Zebilullah. Estağfuruüah. Maaşallah» nasıl yazılır derslerine geçilecektir. Not: Bu derslerin onunu ezbere bilip de TV'de Arapça olarak 25 kez yazan ve bülbül gibi okuyanlara 70 sent ödül verilecektir. Kasaroğlu (Baştarafı 1. Sayfada) ra, bir açıklama yapan Kasaroğlu özetle şunları söylemiştir: «Yönetim Kurulumuzda. bu gun (dün) yapılan incelemede, finale kalan her 3 eserin de, daha önce kurulumuzun onayın dan geçen sözlerinde Büyük Orkestra İçin gerçekleştirilen düzenleme sırasında, kendileri tarafmdan değişiklikler yapıldığını, bu değişikliklerin eserlerin özüne tesir etmediğinl, ancak söz ve müzik ahengini sağlayabilmek bakımından, aranjörler tarafmdan gerekll görüldüğü, ic ra ve seslendirme sırasında pro zodı yarum ve icra zorunluluk kjrındcn noşet ettiğl sonucuna varmıştır. • Yönetim Kurulumuz konuyu bu açıdan Incelemlş ve yarışmonın devamını oy çokluğu ile ftararlaştırmıştır.» (Baştarafı 1. Sayfada) den saptanmasını benimsemesi halinde en çok üç ay için de asgari ücretin yeniden belirlenmesini öngörmektedir. Komisyonda oyrıca SSK Yasa sında değişiklik öngören yasa tasansı da görüşülerek benim senmiştir. Tasarıya göre SSK' dan emekli olanların tedvirlerinde 18 aylık süre aranmayacaktır. Ayrıca askerlikte geçen süreler SSK'ya 24 eşit taksitte borçlanılabilecektir. Tasarıda, bunların yanısıra SSK üyelerinln ölümü halinde anne ve babalarına maaş bağlanması hük mü de yer almaktcdır. Asgari Yugoslav (Baştarafı 1. Sayfada) tanbul'dan izinsiz olarak geçti ğinin anlaşılmasından sonra du rum Canakkale Boğaz Komutanlığına bildirilmiş ve muhrip önceki akşam Kilitbahir önlerin de durdurulup yolundan alakonulmuştur. ilgililer Yugoslav savaş gemisinin Montrö anlaşmasına aykırı hareket ettlğinl ve anlaşmaya göre Boğazlardan geçiş yapacak yabancı savaş gemilerlnln Türk makamlarını önceden haberdar etmesl gerektiği nl söylemlşlerdlr. Erkekleıi tanıyalını (Baştaraf 10. sayfada) tekçl olur. Arkadaşını uçuruma itekler. Erkek, ülkü sahibi olur. Adamın leşini serer. Erkek, polis olur. yakaladığım tepeler. Erkek başbakan olur. garibin Imanı gevrer. Erkek. seçmen olur. seçim tıraşlarını kaz gibi dinler. Erkek, emekçi olur, inim Inim inler. Erkek, sendikacı olur. Parayı görünce gevşer. Erkek, ses sanatkârı olur. şarkılar söyler. Vural SÛZEI?
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog