Bugünden 1930'a 5,504,180 adet makale



Katalog


«
»

İKİ ürekiS yazmaya beşl&dıgımdan be1 komışmaın azaldı, şımdılerda dınlemeyl yeglıyorum daha çok. Dınlemetc konuşmaktaa daha az yorucu, sıkıldınız nu dınlemeyebüırsimz de, klnsse farkmda olmaz. Bır tanıdığım, sıkılganhktan ımdır bıJemem. karşısındakıne sorular yöneltır konuşurken, slz o soruların yanıtlan ıie kafanızı yorduğunuz ıçjn onıın dınleyıp dınlemediğını anlayamazsmız, belkı de karşıitfdanm merak etmed'gı va da bıldığı sorularaır oruar Baska bır tanıdıgnn da rar, ytumzr<\ kendı sesıiu duvar, sız ne sovlersenız söyleym bır kulagından gınp obur kuîağırıdan çıkmıştır Dcgrusu o tür konuşucıLiar karş'lanndakTİerden ılgı de beklem°zler pek. dınlermyor tnu aldınnazlar Konuşmak so' ..k alıp •vfrrae gıbı dogal bır gereksmmedır onlar ıvn «Konuşmak» mastan, del îer gıbı keadi kendıne soylecmek anlamına değildır elbette en az ıkı kışiyı gerektırır. BelkJ o sözcuktekı «ş» harfı de bunu göstermektedi'Belkı dayorum «konuşma» sozcugünün kokünü bılmedıgrmden. Turkçede sozcuk koklen gene'lıkle tek hecelidlr. ama bu sözurnden dılimızın Çınce gihl tek hecelı bir dil oldugunu sövledıgım Eanılmasra, bıtışken dıllerdendır Turkçe. tek heceK köklerden bırı çok eskıden bır ekle kaynaşmış olunca da b'rden çok hecelı bır îabaa çıkmıştır ortava, bakarsmız. Buradakı kokun «ko» oîması gereki} or CüMHUEİTET 11 MATIS l«f» yazAn tse ellne kaleml &Iıp saatlerce düjünur Mera^ edılme^' gereken jey, ne duşündugudür Çunku aaşuamek, duSÛnler arasınaa gidıp gelmektedir Ortada bir tek düşun bıle olmadıktan sonra na ıle neyın araaında gldip geleceksinız'? Hadı şilr ıçm esm (ılhara) vardır dı>ehm ama bır duşün yazısı ıçın boyle bır şey beklemek saçma oîur. Şunu da eklemeden geçemeia ce^ım bızde yazın (edebısat) okuma gerektırmeyen bır ış sanılagelmışhr ya nızca va şantı yetpr sayJır Son gunlerde okumakta oıauguın bı r romaa uzun uzun duşundurdu bpra Aldous Huxley'm «Ses Sesf» Karsi' ornan»ndan SJZ etmek ıstıyorum. Hu^Jey b 'g nler ^anatçılar yetıştırmış soy J b r aıltden gelme aydın bır kışı ıdı V'ıra Lrgan aostumun başan ıle dıhmıze çevu dısı bu tomanı okurken, romancının ü'^ısı gjr^'su karşısınaa şaşkınlıktan şa^Mihşı duş'um Basıtlik d&gıl, dennlık s^ an 5:1 < apı*ı, çagımızın nerdeyse bütun duşurlen ^an!ı olarak %enlmış tı orada Yah\a Kem^.1 ü^inede buiuştugu Here Ozanlan na ozanlık ıçm esınden başka hıç bi1" şey gerekmedıg^nı bovler, ama kendısı evıne oaasına çek ld.sınde Fransız ozanlarını, dıvan şıınn' Osmanlı tanhmı Fransız Devrrmı tanhmı okurdu Dıyecegım kafamızdan çıkanın K.a>naklan olması gereKtıgını bıimebyız. Kafa kend. başına bırakıldj mı ışlemez olur Ama okumak bızde yaygınlaşamadı bir turlu Burjuvamız Avrupa burıuvazısımn bır kültur yaratmak .pn harcadıgı çabayı bılmıyor boylece de burjuvalık nıteminl (sıfatını) bı'e hak edem .or Bu durum karş^sında halkın okumamas ndan nasıl vakınabıhrız' Az okudugumuz gıbı okumanm ne oldugunu da bılmıyoruz saklamayalım Mehrrpt Rıfatm Yazınsa' Bet k L'zennde Araşt.rmalar» adlı (1976) mtabı olmasaydı okuma ustune kıtaplıgımız tamtaAird' Ivı ki Prof Akşıt Gökturk «Okuma Ugraşı» adh özgün yapıtını yazdı «Ingıhz Edebıyatında Ada» adh guzel kıtab na duydugum hayranhk hep tazelıgmı koruvan bu degerh biLm idamımızın Çagdaş va\,nlan arasında çı kan venı kıtabını ılgı ıle okuyorum Ganlenmızı okuyarak dınleyerek geçrrebılınz, ama sadece yazarak ve sadece söyleyerek geç.nlen gune vazık olmuştur S Emperyalizmiıı Üçlemesi DinlemekOkumak Üstüne Melih Cevdat ANOAY »rîOt Dırbilimiain yenî btüuşlan böyle düîunmemıze hak verdırecek gıbıdır Dıyeceğım «konuşma>dakı «ko»yu da en az ıkı kışiyı gerektıren b'r ey'emın (üstehk «ş» de b'ze yardım edıyor) gostergesı sajarsak, yaliızca konuşup hıç dıniemeyenlenn durumlan ıçin başka bır sozcuk bulmalıdır Bızde söz kesmek ayıptır îngıltere'de ise söze başlamak ayıplanırmış Orada hiç bır centılmen durup dururken soze başlamazmış Ivı kı yalmzca Ingıltere'ye özgü bır geienek bu, >oksa bütun ınsanlar Ingjlız centılmenı gıbı olsaJar. konuşma yer yüzunden kalkar dünyayı bu bakımdan bır sessızlık sarardı Bana sorarsaniî «konuşma» eylemi «dınleme» j'e «söyleme»nın bırhginden doğar Dınlemeyenın, soyleme kaynaklarından bın kesılmış demektır. Bu bakımdan dınlemeksızın konuşanlan bır turlu anlamamışımdır Pekı. dıyeceksınız soylevcıJera, konuşmacılara ne demelı? Onların durumu gerçckte çok tatsızdır Gerçı ben m de kalabahü karşısında konuştugum oldu bırkaç kez ama oyle durumlarda söyleme'.ı kısa kesıp soruyamt kapısmı açmışımdır çogua. Sorularla karşı karşıya kaldım mı aklım daha ıyı ça'ışı sanınm Hele savlarla karşılaşmak konuşma gucumü bjsbütun besler Savlar, karşı savları ara; ıp bulmayı, böylece de tartışmavı ortaja çıkarır Tartışma zeKâyı canland'ncı bır etkendır ESKJ Yunanhlar o çok anlamh «logos»a «dıa» önekmı koyarak «dıaloe»u bulmakla büyuk bır ış başarmışlardır Dıalektık»ın kaynagıdır o Eskı Yunan'a dayanan Batı dunyası o gunden ben. çatışraah bır danvadır Do#u taa tek seeli bir dflnya yaşannştır Gençlıglmde Piftton un diaioğlanm çok okurdum Ama sonunda ne oldu, soğudum Sokrates ın zekâsmdan. tartısmayı bıraktım. Iyı de etmışım Eskı Yunanda «tartışma sanatı» denılen bır becerı vardı sofıstler 6ğretırlerdı bunu Tartışma sanatını ogrendınız mı her konuda ustun gehrdınız kımınlo tartışsanız Ne çırkın bır ustalıktır bu' Kışı kendı dedıgını dogrulatmak alışkanîığına kapılmamalı Bu ınanca bır arkadaşımm uyanSı ıle geımışımdır, «Yahu hep sen mı haklı çakacaksın'» demışti bana o arkadaşım O gün bugun, haklı çıkmak ardında koşmam pek Dahası. arka arıcaja bılmekten de kaçınırun. bıldığım şeylen bıle bılmez gorünurüm kımı zaman ÇunKu dostlannuz bızım cahü olmamızdan hoşlanırlar, bılmemızden değıl Kımseyı rahatsız etmemeb Söylemenin dınlemeyı gereKİi kılması gihl yazmanın besleyicı kaynagı da okumaktır Bızım d'hmızdssı «oKuma yazma bılme» sozu bu bırlım anlatır Bır yazar o!mak ıstejen boyuna ocumaJı ne zaman ne rede ışe yaravacTçını daşjnmeden Bakın. J P Saıtre gozıen gormez olunca yaziıayı bıraktı Ne ögretıcı bır olay1 Şımdı ne yapıyor, gOn'erıij g=>celenm nasıl geçın>or, meraka ti°ger Belkı yalmzca piyano çalıyordur D^jnun kı Sartre çag mızın en ıyı okumuş. pn bılgm kışılennden bındır, hıç okumadan .alnızca bıldıklerıne davanarak da^a yı'larca yazabılırdı vaDmadı bunu. Okuman'n degein 1 bundan daha ıvı anlatan bır ornek bu'mak euçtur Ben h'c okumadin vıllarci yaza*' k ecenlen bı! I I B Eger N ersın ı n c Ağır Ceza Reısı Haht Velıogîü hafta başsnda evınde öldüruldu llk bakışta alçaklık kokan bır cınayetl* karşı karşıyayız. Ya sonra? Guneş dıl kuramı uzermde çalışmalan n ateşlı gunlennde bir dılcımız, Türkçenm Hınt Avrupa dıllen aıiesmden olduğunu tanıtıamaya kaikıaış. bu araaçla da dılınnzde önekler aramaya başlamıştı Oysa Türkçede önek yoktur O dılcımız, «komşu» •koşu» g bı sözcüklen ornek getırerek başta^i «kolann, ortakhk gosteren bır önek olduğunu ılen 6ürmuştu Fransızcadakı, IngA zcedekı «co» önekı gıb: Bu onek Latınce «cum»dan geıır, kı bıraradalıx gostenr Sonra vazgeç^ldı ıdı bu tur araştırmalardan, çabalardan Ama beüegımın bır kıyıcıgınd& kalmıştır o «ko» önekl konusu. «Kim bıhr» dıye düşünurüm gun olur. «Belkl de bır dogruluk payı vardı o sa%da • Keden dersenız, dJ aileJen arasmdajvi ayınmlar pek de kesın değıldır, butun dıller arasında benzerlJder vardır, lnsan olmamızdan, ın san mantısrının ortaklıgından gelme bır ben Oytm Eski Oyun! OKTAY AKBAL S Evet Hayıf on zorranlorda gazete başlıkianno dıkkot ediyor musunuz'' Işte blr ıkısı Ege Unıversıtesı nde sol goruşlu IM grup cadştı. on kışl yarolandı. Yargıç Velıofllu'nun THKP C örgutürce olduru'duğü one suruldu. 1 Moyıs olaylarındo sıkıyönetıme karşı gelenler TIP lıden Bcran ve arkodaşlorı 1 Mayıs ı ılle de Taksım de ku! a yacağtz dîye dfrenenler DISK yönetıcılerı Oda bj'do oby yaratanlar hep 'sol' yoftası altındo a/rı ayrı ve bırbırıne karşı sovaşım veren topİL,luklar... K/soeosı. sıkıyonetim tton edıldiglnden ban eyiem* de bulunanlar hep 'eol' yoftası altında gorünenler .. Sa$ İse, tepeden verılen komuta uyarak tam sıper durumdo N« L*ücü8ö vor ortodo. rw Akıncısı, ne KomöncfosuT» Hepsı sındıler, sustular, bır yana çekıldıler yo da oyle görunüyorlor1. Buno pusuya yaltılar do denebıîır Saâ eylemcılerin tek sef, tek görüş. te< eylem kuralıno uydukları bır kez doha ortaya cıkmış oldu. O kadar kl bır takım orgutlerın calışmosına bıle son verdıler tepeden gelen buyruğa uyorck, yo do o^le bır gorunum yarattılor. Görüvorsunuz. son hoftalordo sağ eylemcılerın ne odı gecıyor basında, ne de kendı adiarına gıriştıkleri bır eylemden söz edılryor. Varsa yoksa 'sol', vorsa yokso sol odına bır takım yanlış cırkın. sonucsuz ve kısır sozler. yasalcro karşı çıkışlor. Turk'ye'de 'sol'. bfr gücün, blr eviemın sıyasol ortamdo ağ rl'ğını duyurmasına ozlem duyar.lara acı veren, umutlannı kıran yariış dcjvranışlar . Hıç şasrpıyor oyun yfne aynı oyun1 Anımsovın, 12 Mart muhtıraS'ndan bır ay sonra başiayan olaylan... Oynanan oyunun kurallan plonı, koşulu değışmemıştir... Sağ ey'emcller pusuyo yatmışlar. ortodo gorunen yalnız 'sol'un ceşıtll hizlpleri... Bunlann gırıştığl ışler Ya da 'bunlar adına' başka, bambaşka orgutlerın yaptığı, yapr tı dığı çlrkln eylemler... 12 Mort muhtırası kıme karşı verildı, kime karşıydı o davranıs7 cAtaturk un bıze hedef verdlgl cağdaş uygarlık sevıyesıne uloşma umudunu kamuoyunda yitirmış ve Anoyosa'nın ongorduğj reformlon tahakkuk ettırememış» bır ıktldara son vermek, «Anayasa'n n ongordüğü refOTtıiarı Atatürk'cü bır gorusle ele olacak ve Inkılap kanunlannı uygulayocak bır hukumet kurmak>tı amac Iktıaarco scgcı AP ve Demırel vardı. Bu cıkıs AP'n>n Ataturk reformlarını yapmavan Anayosa nın ongordüğü Ilkelerl uygulamcyan tutumuna karşıydı Herhalde sola karşı değıldi 12 Mart Atatürk'ün devnmin' daha llerl aşomalara götürmek feteyen devrımcılere korşı değı.dı Toplumcu bır goruşu uygulamak ısteyenlere karşı da değlldı Ama sonra ne oldu 7 Sağ polıtıkacılar ve onların buyruğundakl söz dın'er sağ eylemcıler sağcı orgutler ortadan sılındı Sol adına bır takım yanlış, sonuosuz uc beş kışıl k ordular halfnde yılgı ve korku varatan kışıler yuzünden 12 Mart sola döndu 12 Mart, soi gorjse solcu avdına hatta Atoturk cü sola glderek gerçek AtatCrkçulere karşı bır sındrme horekâtına donuştu Sağcıfcr bır söre slndı sr Daktılar kı durum değiştl otavo cıktı'ar, Derrirel ve oart sı yenıden güc kozandı; 6ta yanaan 'sol' yasai guclerce kamuoyu önünde suclondı cezotondınldı S Hemeh şunu belırtmel' gerekır. Oc beş kışıi'k 'ordu'tor Kurarak toplumda yngı yaratan bu d'Siplmsız dağınık 'eylem'ler hıç bir sonuca da varamayan davranışler Turk solunu temsl! e'mıyordu Nıtekm Türk sol gücü 1973 ve 77 secımler nde CHP ve onun lıden Ecevıt'ın ordında toplandı Kendi gercek partısını kuromamış 'soi' bugun de dağmık tutarsız, bu yüzden de sıyasal plaroa etktslzdır Solu kırmak solu komuovu önünde suçlu hole sokmak önemlnl. değerlnı azalinak caDOSindakl ıc ve aış göcler "en'den küçük baskı ürgutlerı kurarak. kurdurorak. ya da aünycdan hcbersız blr takım gençlerlmtzl a dataro* eSKi bayatlamış oyunu blr kez daha sohnelemektedırier 12 Mart'to sıkıvonetım nasıl sağdan solo doncjyse aynı plan venıden uygj'anmak Istenmektedır Bıhvoruz kl sıkıyonetim solu ezmek, sındırmek, cezaland.rmak ıcin ılan edılmedl. Sağcı terore, bolucülüğe. mezhep kavgalarını k.şkırtanlora karşı ılan edıldı bu sıkıvonetım Ne >.ar kl sağ tam sıpe «apm>ştır Ortado kendiierine 'sol' vaftası tckan bır takım. ne olduğu. kfm taraf ndan yonetıldığı bılınmeyen bır takın o$ın örgütıer kalmışlardır Bu oyjnu oynayanlar, ya da bu ovunu oynatanlar ulaşacakları hedefe bovlece glttıkce daha cok yaklaş.yorlor. Türlü deneyaen gecmış kımı sol lıderler va da Mder olmaya kaikışan'ar bu ovuna gelmektedir Sonucsuz verlmsız, yalmzca gostenşten ılen gltmeven evlemier Türklye'deki büyük sol gücünu parcalomokta fltklsizleştırmekte stmdilık s rtmış, pusuya yatmıs soğ örgut'erl sağ yılgıo >se qür'endîrnektedlr Dolavısi"le foşızmm bu ülkeve ge'^f'Sine nerdevse cağn Cikarır bir ontom taşımaktadır Ovun avnı ovun' Genc Oyuncuları değlşlk volnız... Ama eskidenber! oyuno getir ı©n blr tokım sol liderler va 1 do iıderfık f9vesl lerl avnı kıgiler lnsan cJCsünüyor bu anlamsızlıdSın bu sacmacıl'a.ın bu tekduze oyunlann lcVözönO g6rmemek anlamamak boyuna aynı cukura dös» mek nedei, nicln? oyın Ecevıt ın bundon on yıl önce kullondığı bır deyım karşıt goruşlule'ce son a/larda yenıden gundeme getırı di «Doğa yasas » «Butun yasaların uzerınde Anayasa, onun uzennde cJoga yasalan vardın . M C huKumetlen ve AP iktıdarları donemlennde Ecevıt'ın bu ve benzerı sozlerle balkı kışkırttığı, komunızm pro pagar.dası yaptığı sovlanmokta ve bugun Başbakon olarak, muhaıefet n meşru dırenme fıakkmı hoşgoruyle karşıiamadığı, buna bağlı mucadolesınden korktu^u ılen surulnek tedır önca şunu bellrtmek ıstenz kl sayın CHP Genel Başkamnın cDoğo yasası» deyımı ıle fızık kımya bılımlerıne egenen olan doğa ılışkıleri yasalarını kastettlğlnl sanmıyoruz Bır hukuk mantığı tâmceeı icmdedır sozu edılsn deyım Yasa Anayasa gıbı hukuksal kavraTi ve kurumların da uzennde onlamlı bır oz ve esasa dayalı evren^el yasaların varlığına olan 'nancını belirttığinl sanıyoruz. Nedır bu anlamlı oz ve esas? Kısaca «Adalet duygusu» olarak yanıtlamamız olanak'ı h'j kukun bu duyguya dcyalı ofarak gerçekleşmesını ben mse^en hukuk felsefesı okulurun adı do «Doğal hukuk» okuludur Kuşkusuz. adalet duygusu derken. birçok soru ve sorun da bırl kte gelmektedır. Adalet nedır, salt adalet vcr mıdır, yok mudur' Yoksa gorelı mı7 d r Sınıfsal dayanakiarı nelerdir 7 Benzerf daha nice nıce sorular... Adalet kavramının felsefe ve top'um bılimi alanındakı anlanlandırılmasında orce ıdeaa'ıst dunya goruşunun buytk rolu olmuş'ur cldeal s' kentsoylus felsefesını benımseyenlerın kendı ozfelsefelennın temehnı, doğal hukuku komunızm kışkırtması olarak nıtelen dırmelerı bır haylı duşundürucudur Kendl özfelsefesınl bılmeyen polıtıkacı va polıtıka yazarlarının duşunce duzeyınl belırtmesı bakımından da durum oldukca ılgınçtır Doguştan vazgecılmez hak ve ozgürluHer, kardeşlık, eşıtllk, doğaı hak olarak mulkıyet cDoğal hukuk» okulunun temel ilkelerıdır. Dunyayı sarsan Buyuk Fransız Devrımı, Amenkan Devrimi hep bu esaslara gors yapılmıştı. Savundtkları XIX. yüzyıl lıberahzmi, hakların bek cısl devlet, ozgür sozleşme <akıt serbestlığı) onlayışları hep doğal huk^k uzantısı olan duşuncele'dir Pek de önemsfz olrrayan (') adı geçen konu ve kurumlann tsmelını bu kışiler ya bılmıyorlar ya aa b l'p de benımsem yorlardır. Ikıncı durumda otorıter ve totalıter bır dünya görüşunün hukuk felse îesını savunmaktadırlar kı, komünıst olmadıklanna göre, tanhcl hukuk hukuksa] pozltivizm sentezl olan «Mıllıyetcl toplumcu» düşCnceyı yeğlemektedırıer Iktıdan ele gecirmek amacıyla, bellı dunya goruşü cercevesinde birleşerek slyasal partılen olusturan k.şıler ve onların ânderlerı hukukun ne den ve nıcinını bılmedıklen tak dırde kaba gücun adamı olma olasılıkları yüksektır. Bunlar hukuku kolaylıkla yasaman 1 5 tencıne (ırade) halk ruhuna. dayanışmayo indırgeyebıl rler Veya genel akıs ıcinde, bılınç stzce valpalayıp cıkar cevre e rının cdamı olurlor Ovsa hukuKun oluşmasınaa yaşaman ıstencı. sosyal ve ahlaksal ger cekimler yanında ıkıncı plando dır. Devlet odamlorının bılım eel zıhnıyete, kültür ve fe'se "Doğa Yasası,, Doğal Hukuk SOSYAL DE\TJ:T. SOSYAL LİST KENTSOYLU FELSEFESİNE DAYANIVIAKTA, «DOĞAL HUKUK»ÇU BTR DÜNYA GÖRÜŞÜNÜ DİLE GETIRMEKTEDİR. BATttJ IMERKEZ VE ORTASAĞ SIYASA LET KAVRAMLARI OZDE İDEA ADA sal part ler, sosyal demokratlar bunun bılıncındedırler Kendl dunya gouslerıne sadık bır polıtıkcyı ceşıî 1 yorumlar'a ızlerler Aksı takdırde toplumsal calkantıları durduratıayacakiorını bılırler Marksıst dunya go rüsu ve buna dayalı sıvasal par t ler ise sos/al devletın ıdeahst temel'erını dogal hukukun tanhsel ışle^ını bıld klerınden, bu tur devlet s.stemının bır «uyutmaca» oldugunu söylerler. Marksıstlere gore sosyal demokrası, sosyal devlet, komunızm karşısında en buyük engeldır Kanımızca bızdekl orta sağ ve rrerkez partıfer dunya felse fe ve sıyasal tarıhmın değerlen dırmesını gereğınce yapmamok tadırlar KG 'rom tcrışıklığı ıçın <*e, kendı âtfe?sefelerıne satdifmakta onu kotjlemektedırler. Zaten onJora gore felsefe ve sosyoloıı boş laf ve Bctı toklıtcıl/ğıdır Duşmanı oldukları komunızm karşıs nda neyın savunusunu yapacagını bılneyen po lıtıkocılar ve polıtıka yazorları yo oymozlık Igaflet) yo do btlınclı olarak m Ilıyetçı toplumcu duşuncenın ıçındedırler. Öte ycndan başarısız bır sosyaı demokrat sıyasal ıktıdarın da yukarıda sozunu ettığım z «uyutmcca» yargısmı doğrularraktan başko bır tar rsel ışlevı yoktur Oiaym kökenine 'nmei ^e anlatmnj ka" r amajt ıçın bugun Turkıyede gecerlı çatışmalara goz atmak gerekır 1970 lenn soiuna dogru ıv ce kızışmaya başlayan çatışmaiai'. JÇ aoktada burgul&nıyor 1) Mezhepçılık, 2) Aynlıkçıhk. 3) Cephecılık Mezhepçılık, alevl suımi kavgasuıdan dc|majîtadır Mazlum toplumlarda bu tur çelışıcılen emperyalızm pompaiar MC donemınde alevı auşmanîıgımn okul kıtaplanna dek gırmesı ra^lantı degü dır Turkıjede aleMİer azınİLkta sunnJer çogunIuıttadır Bu ıkı mezhebın ka\gası. Ortaçag karanlığını yansıtır ekonomık sorunJarın y onuşulınasım engeller somuruculenn ekmegıne jag surer Mezhep çaUşması Kahramanmaraş olaylannda soykınm bovutlarına tırmanmışUr Aynlıkçılık bır ıkınci terör kayna^ıdır Turkıye de yaşayan Kurtlenn ayn bır devlet kurma hevesını pompala>an da empervalızmn ta kendısıdır Bu akım gencı mılhvetçıhgın kafa örgusunu yansıtmaktadır Aynı mantıkla Bulganstandan Iran Türklenne ve Orta Asya'dakı soydaşlanmıza degin uzanan gencı mıllr. etçılık akımlan da haklı görülebılır Tu"iCiye'dekı sınıfsal çehşkıleri gerıye ıterek etn'K çehşkılen bınncıl sıraja tırmandıran ayrüıkçı aKim, «Bol ve yönet» polıtutası guden emperyalızmln ışne yaramaktadır. Emperyahzm, mazlum toplumlarda halkı bırbınne kırdırmak ıçın ayrıhkçı yöntemlen kullanmakta ve somünıye karşı emekçl halkın büt'jnleşmesıni engellemeje çabalamaktadır Gencı ve kafatasçı mıllıvetçılık ıster Turkten, ıster Araptan, ıster Kurtten ge'sm çağdışıdır Cephecılık akımma gelınce 1974 Kıbns çıkarmasının hemen enesınde Turklyenin ıçmde bır «ıkıncı cephe açıldı Bu olay raslantı değıldır. Adına «Mıllıyetçı Cephe» denen tezgah, ClA'cılar elıyle kurulmuştur Cephecılenn felsefesine göre Turkıye'de sınıfsal çelışkıler değıl, «mıllıyetçiler komunıstler» ıkıiemı söz konusudur. Daha önce Kore'de Vıetnam da ve benze^ennde gorülen bölucülük, MC hukumetınce ulkemızde gehştınlmiş, toplum düşman kamplanna aynlmıştır Mazlum halkı kardeş ka\gasına sürukkmek ıçın açılan cephenın slperleri ozelhkle dennleş,tirümışUr. Dr. Niyazi ÖKTEM IU Hukuk Fakultesl Hukuk Felsefesı Aslstanı feve, özellıkle hukukun oz vo esasına yonelık hukuk felsefe sine aşna olması kanımızca zorunludur Kultür ve felsefe ye dayalı polıtlk duşunce açıklamalan karşısında yuksek du zeyde bır bı'ımse! tartısmo or tamına gırılmesı, goruşu han gi doğnıltuda olursa olsun tum aydınlarımi/n halkın özlemınl çektıği bır husustur. Tarihte taıtışrnasız buyuklü flu kabul edılen önderier, bel lı bir felsefenın temsllc'lsrtydl Roma Imparctoru Marcus Aure lıiıS kardeşlK, özgurluk eşıt lık ılkelerinı bentmseyen Stoacı dünya göruşünün onemlı bır fl lozofuydu Buyuk Frederıc, Hegel'ın ızleyıcısiydı. Islâm Dev letler'nın buyük hükümdariarı cevrelerlnde Isiam düşunurlerl ne yer vermış'erdir Nlhayet Atatürk, kanımızca Rousseau' cu doğal hukuku bılnekte (son günlerdekl taiışmalara karşm) devlet sısteminl de do ğa\ hukukton kaynoklonon kentsoylu 'burıuva) dunya gö rüşüne koşut kurmak Istemek teydl Doğal hak ve hukuk düşüncesı olan hukukla olması gereken hukuk arasındakı Ikılemin bılıncıne varmakla başlar, lnsan kurulu düzenle borışık ve hoşnut olmadığı zaman, kurulu düzenl değlştirlp düzeltmek arzusuru duyar. Ar zutanan duzen ada/etı yansıtmalıdır. cduzen değışmelıdır» Her telsefe okulu gıbı doâal hukuku da tanhsel sürec Içın de değerlend'rmemız gereklr. X l x ' ve XX yüzyıllara dek ılerld blr dunyo görüşö olorak uzun süre etkısını sürduren adı gecen okul, sonay) devrlmı Ile oluşan Işcl sınıfı olgusuna kayıtsız kalmış, 8Osyoekonomık olguyu «avsaklamıs ve cağdışılaşmışti' Ancak cağımızdo yenlden der lenlp toparianma arzusayla, sosval olgu ontl*eılyle kendı tezinl, sosyal devlet kavrami )cınde sentezleştlrmlstlr. Tarıhfe doğal hukuk düşun ceslni llk kez eski Yunanda göruyoruz Anadolu lyonya Okulundan başloyan bu duşün ce bıcHml Piaton'un Idealar evrenınden geçmış, Stoa'da Iyic8 pekışerek blr sısteme kavuşnuştur. Doguştan vazge cılmez. devredılmez hak ve öz gürlüklerle donatılmış lnsan olgusu ve bunlordan eşıt olarok yorarlanma Stoacı duşunurle rın temel felsefesidır. Kolecı toplum donemınde ınsanın do ğustan hak eohıbl ve âzgu' oİTiası blr değe' olarate kabul eaılmesı cok iiert bır osamadtr. Bu okulun kurameılan arasındo ünlu köle filozof Epic tetos da bulunmaktadır Olav ların düşunceleri nasıl etkıledl ğml ortayo koyması bokımından da kölefılozof olgusu sa nırız tutarlı bır omektır. Doğal hukuk feodal toplum duzenı içınde de zaman zaman ortaya çıkmıştır. Bu kez kıllse feodalıtesı, sıyasal Iktıdarlar kcrşısında da, halkı da yanına alarak, doğal hukuku savun muştur XVII yuzyıl ortamı, rönesans duşuncesı tıcaret devrimi doğal hukukun yenlden canlanma sına yol açmıştır Ano etmen (faktor) ekonomıktır Feodaı nıtelıktekı hukuk, gelışen kapıtalızm koşullarına serbest rekabet kurallarına ayak uyduramıyordu Tıcareti barış ve huzur ıçınöe uygulamo ve geltştlrmeğe yönelen özgür glrlşım ve özgür sözleşmeye dcryalı doğal hukuk, kapıtalızm ıcm lyl b r temel oluşturdu. Boskı relimlenne karsı duyulan tepkl de doğal hukukun bu dönemde Ikincl varlık nedenıdir tözgur sözleşmeyle», doguştan özgür olan kişiler, tüm sorunlorını bu sözleşme çercevesl Icinde çözumlemekteydller. Devlet de, hükümet de sözleşme aracılığıyla oluşturulmuştu. Işcl • Işveren llışkilerl de taraflan özgür olan sözleşmelerle düzenlenme/iydi. llk bakışta akla yakın, özgürlüğe uygun blr kurum oluşturulmuştu. Ancak sanayl devrimi, gelışen kopita/izm, özgur işelzler ordusu olguları, XIX yüzyıl yaşamını etklleymce, «özgür Işveren». kapıtallzmın ünlü istem sunu lorztolep) kuralı çercevesinde «özgür calışana» dıledığl gibı sunular ön« sürmekte, o da «özgurce» boğaz tokluğuna 16 saat cahşmayı kobul etmekteydl. Örnek fozla abartılmamıştır. Bu koşullar lcmde patlayan ealışonlar sınıfının eylemler! karşısında, kendl yoşam göruşünü düzeltme gerekinlmlnl duyan kentsoylu, Manc'ın getlrdlğl gerçeklıklerden de eslnlenerek sosyal devlet, sosyal adalet kavramlarını buldu. Temelde ozgür sözleşmeye, doğal hukuka sadık kalınmıstı. Ancak, özgür sözleşme, taraflan eslt ofan kişiler arasında olanoklıdır. Colışan Işcl, Işveren karsısında eşıt değıldlr, gucsüzdür. O holde devlet calışanı güclendirecek, gercek bır özgur sözleşme ortamı sağlayocaktır. Doğustan varolan haklar gercek gövenceye ancak böyle kavuşablllr Bekci devletten ko ruyucu devlete böyle geclllr Göruluyor kl sosyal devlet sosyal adalet kovramlon özde ıdeallst kentsovlu felsefeslne öavonmak'a, doğa! hukukçu bir riunya göruşünü dlle getırmek tsdir. Gelismlş, Botı toptumtenn da. merkez ve orta sağ 8iya Mezhepçihk. aynlıkçılık cephecılık. emperjrar ltzmın uçlemesıdır Turkiye'de halkın bıhnçlenıp «Daha çok ozgürlük, daha az sömüru» amacında bütunleşmesı. ancak demokrasının emek sermaye çehşkısı ustuna oturmasıyla olasıdır Ne var kı emekçı halkı dışlayan senaryolann fıhmlen ulrtemızde oynatılmaktadır Yüzeysel çehşkılerin kanlı çatışmalara dönüşturulmesı temel çelışkıyi gızlemek ıçın bılınçle kullanılan bır taktıktır. Terör bu taktıklerle besleoıp palazlanmaktadır Emek sermaye tartışmasmı demokratık içeriğlnde yasal boyutlanna kavusturmadıkça. karanlıgın bılınçsızhğınde sılahlar robotlar elıyle patlatılacak, kan dökulacektır Ancak fıkor ozgurluğune kiıvüsac^k blr* Tafkrjns nın aydınlıgında tum bölucülukleri aşmak ve mılli nusak (ulusal ant) smırîan içınde sorunlanmızı çözmek olasıdır. «Mezhepçüık, aynlıkçılık, cephecılık» peşmde koşan kuçüi gruplann at oynattığı teror karanlığını dağıtmak ıçın demokratık tartışma, ekonomık ve sınıfsal özune kavuşturulmalıdır Karanlık sürdukçe yurttaşlanmız emperyalızmın kım vurdusuna ve düşmanhğın körgudüsüne kurban gıdeceklerdır VAKKO Türk Sanatçılanna Sesleniyor Blr çok alanda olduğu glbf. kumaj ve Ijterne sanatındo yurdumuTUn rerglr» bır geçrni}/ vardır. Bu fukenmez cs/n kaynağına, çağdof blr anlayıjlo eğılen Turk sanatçısının buyuk bajarılara ulaşacağına ınanan Vakko, ozeilıkle Batı ulkelerıne dönulc Ihraç ürünlerlnde (emprımeler. gıysıler, e^arplar...) değerlend.rmek amacıyla Turk sanatçıları arasında Kıımas Desenleri\ânsması duzeniemıjtır. ödüller, günun koju.'larına göre, yenıden duzenlenerek; Blrincıodul 30.000 TL Ikincl odul 20.000 TL üçuncüödul 15.000 TL'sına yukseîtılmî} ve yapıtların son feslım tarihl 9 Hozıron Cumortesı okşomıng degın uzatılmijtır. Yarışmacı, uzerinde rumuzu yoi'îı ve içınde adı, soyadı ve adres ni belırten bır kart bj'unon <apalı bır zarfı, yapıtıyla bırlık'e teslım edecekflr. Her janatçı, yarısmcva § sayıda yapıtla katılabılır Her yapıt ıçın ayrı bi numara vs cyrı bır zarf vermek zorundadır. Yarışmada derece olarnayan yapıllora oıt zarUar açı'moyaeafc ve sanatçılara gerı verılecektır. Yonjma jonuçları ba$ın yoluyla djyurulacak ve seçılen yapı'lar f sergılenecek ır. Yarifmada derece alan yapılîanntüm kullanma hakları Vakko Kurulujlarıra aıf olocakfır. Yorıjmoya kafılmok uteyen sanatcıların yapıtlarnı 9 Hazıran 1979 Cumcrfesı akşanıno değın Vakko'nun BEYOĞLU. KADIKÖY, ANKARA ve IZWıR Mağazalarına teslım etmeler> gerekmektedır. Tum sanctçıiarım.za saygı ı'e duyurulur. Seçiciler Kurulu Ferlt EDGU (Yaıar) Vıfah HAKKO (Vakko Kurulujlon) Abdurrohman HANCI (Y. Mımar) Muıtofa PİLEVNEU (Ressam Öğrelim Ü/esi) Necla SEYHUN (Moda Yazarı) Vedat Nedım TÖR (Yaıor) Avnı ARBAŞ (Resjam) Yari'ma (Jurı uyelerı ve yakınlarıylı Vakko sanatçıları dııında) tum Turk sanatçılanna acıktır. Yanşma Koşullan Yarışmaya katılan eserlerln 70x100 cm. resım kâğıdı uzerîne, guaj'a yapılmıs olmaları gsrekır. Her desenln, arkasına dorl rakamlı bır rumuz yazılacak, bajka hiç bır ısım veya ıjaret konulmayacaktır. SS ıData. .1722/3952)
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog