Bugünden 1930'a 5,432,306 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

EKOIMOMI. EKONOMI... EKONOMI... EKONOMI... EKONOMI... EKONOMİ,.. EKONOMI... EKONOMİ... EKONOMİ... Ford Koç işbirliğinin 50. yılında bir söyleşL Kenan MORTAN "Ford'a döviz darboğazım anlattık, onların döviz kredilerinden esasen yararianıyoruz; buna ilke olarak bir süre daha devam edeceklerini söylediler bize,, 6 6^1^1^)11 hafta Koç ve Ford Şırketlerı arasındakı ışbırlığının 50. yılı kutlandı Istanbul'da. Vehbı Koc «Hayat Hıkayem»de 1928 yılında başlayan ışbırııgı konusunda şoyle der € Içgudulenm bana bu işin gelecek vaadeden bir ı«, olduğunu soyluyordu...» Ford ve Koc arasındakı 50 yılın deneylerını ogrenmek uzere goruştugumuz Koc Holdıng lcra Komıtesı uyesı Con Kırac. «Ne montoj, ne de dışa bağımlılık iddialarını kabul etmıyoruz» dedı Şoyle Surdurdu sohbetını Kırac: «Dışa bağımlılığı kırmak ıçın girişımlerlmiz var. Ama motor yapmami2a hukumet izln vermiyor. 50 yılda hedeflerimıze ulaşmamıza Turkiye şartlan engel oldu. Bu konuda şansızlığimız motor uretimının bir devlet polıtikası olmamasıdır. Otomottv alamndakı mukerrer yatırımlar kendı kurolları içınde elenmişlerdlr Ozel sektor ıçin zoriayıcı elemınasyon olmaz Şımdi guçlu olanlar one cıkmıştır. Fırmalar rantabl sevıyeye ulaşmıştır, dokum sanayıne geçış şartlan artık hazırdır.» ITHALATCILIKTAN KoçFord ılışkılerının başlangıc donemıne donuyoruz. Aynı zaman da Hoc Holdıng'ın Otomotıv Grubu Boşkanı olan Can Kıroç'a ılışkılerı donemlendırmesmı nca edıyoruz«1953 yıllarında Ford'un tam anlamıyla Ithalatçısı idik. O yılda Turkiye'nin bir doviz darboğazı oldu. İthalat gırdilerinı azaltan bir program duşunuldu. 2500 lıraya satılan araç 1500 liroya satılabllsin ıstendi. Basit bir monta| hedefl idi bu. Vehbl beyin bakış oçısı hep «Turkiye'ye mal Ithal etmek yerine, başka bir şey yapabllir mlyim» oldu. Böylece, teknlk ışbırlıgi doneml başladı Iki şirket arasında. Hıc kuşkusuz o gunlerde bugunu duşunmek mumkun değlldi. Örneğin, lc pazara satış yanında ihracaat yapılması gibl. Şimdl Ford lle ucuncu bir donem lisans dönemi başlıyor.» Bu noktoda ınsanın aklına bu yenı donemın ozellıklerının ne olduğu gehyor. Bu noktayı soruyoruz Soyın Kırac a. Ş J yanıt( venyor. «Ford eskiden gırdigi ulkeye yuzde 100 yaboncı sermaye ıle gıriyordu. Gerçi Otosan'da boyle olmamıştı, ama bunun ozel nedenleri var Ford ıçın. Oysa, Ford gecen yıl Mısır'a yuzde 30 sermaye payı h« gıtti. Tum dunyada Ford yuzde 100 oranında yabancı sermaye hakkından artık vazgeçiyor. En azından biz bu umudu taşıyoruz.» FordKoç ılışkılerının evrımı gıbı Turkıye'de yabancı sermaye yasasının konumuna değınıyoruz. «Yabancı sermaye yasası kendi hayatıyetini tamamlamıs bir yasadır» dıyor Kıraç. Şoyle surduruyor kendısı acıklamasını. «Bazen yıne de yabancı sermayenin mutlak iştirakı bir avantajdır. Çunku mala yabancı ortagın geldigi ulkede hazır pazar buluyorsunuz. Bu olmadığında yabancı pazarda bir satış mukavetiyle karşılaşıyorsunuz. Ama Turkiye henuz bu ıkıncı şıkkı yoşamadı. Çunku, iç pazarı çok yaygm. Bu durumda yabancı sermaye yasası yenı bir anlayışla, Turkiye, AET ve dunya sanayilerınin trendı ele alınarak degeriendirılmelıdir. Gunumuzde Ford Teknık İşbirliği ile uretilen araçların genel piyasa içindeki oranları şoyle sıralanıyor: Kamyon payı yuzde 31, Kamyonet payı yuzde 38, Mınıbus payı yuzde 82, otomobil poyı yuzde 9» NEREDEN NEREYE «Nereden gelip, nereye gittiğınızın sayısal orneklerınl verır mısiniz, bu Işbirlıgi ıçinde?» sorumuza Can Kıraç şu yanıtı venyor «1960 yılında 685 komyon ve kamyonet uretmıştık. 1977 yılında bu sayı 23 bıne ulaştı. llk sıçrama yılımız 1972 yılı oldu ve bu yıl S700 araç urettik. 1974'de bu sayı 16.700'e ulaştı. 1980 yılında 50 bıne ulaşmayı umuyoruz.» »Umuyoruz» sozcugu gecmışte «Umuldu mu?» sorusunu getırıyor. Verılen yanıt şoyle. «Bu farkı ummadık. Sıçramalar gelışen toplumlarda arıtmetik bir dızı ızlemıyor. Bundan sonra esas sıçramayı otomobil uretımınde gorecegız.» AKADEMİK SORU Ford'un sahıDı Henry Ford II Turkıye'de, «Doviz darboğazı konusunda ne dıyorsunuz?» sorusuna, «Bu akademık bir sorudur» yanıtını vermış Ama, Koc Holdıng'de yapılan goruşmelerın ana noktasını yıne doviz darboğazı oluşturdu «Ford'a doviz darboğazım anlattık. Otosan olarak onların doviz kredilerinden esasen yararianıyoruz. İlke olarak bunu bir sure daha surdureccklerini soyledıler » Belki butun bu acıklamalar sonrası Koc'un niçın llk olarak otomotiv uretımlyle işe gırıstigi sorusu gelir. Sayın Kırac, «Turkiye'nin o donemı bunu gerektirıyordu, belki de tek olanak buydu Ustelik Koç'un yatırım kaynakları başka bir şeye yetmiyordu, kendısinin işe bokkal dukkânıyla basladıgı unutulmamalı!» YENÎ HÜKÜMET PROGRAMI "İLERİ SANAYİ TOPLUMU,,NA GEÇİŞİ ANA HEDEF ALIYOR Uluç GÜRKAN 1 ukumet Programında ekonomının bugünku bunalımına koyulon teşhıs, «hızlı enflasyonun esasen dengesiz olan gelir dağılımını daha da kotuleştirerek geniş halk topluiuklarını yoksulluğa suruklediği» v& «plânsız, programsız uygulamoyla blrlikte, ekonomide kaynak dagılımının da buyuk olcude bozulduğu» bıcımındedır Tedavı ıse aşagıdakı gıbı ozetlenmektedır «Enflasyon hızının yavaşlatılması ve plânlı kal kınma kurallarına uygun bir ortam icinde sağlıklı bir gelişme surecınin baslatıiması, ekonomide ve malı alanda uygulayacagımız politikaların ana hedefl olacaktır. Halkımızın mutluluğunun ve refahının saglanması yanında, Devletımizin ic ve dış guvenliginin de bunu gerektirdiği inancındoyız » Ecevıt Huktmelı bu omoçıorı gozonunde tutarak, Dorduncu Beş Yıllık Plân'ın hazırlık çalışmalarına başlayacak ve «ekonominln onorılmasına gırışecektir» Boylece yenıden ele alınacak Dorduncu Plân ve bu Plana geçışı sağlayacak 1978 yılı programı da. hem Turkiye'nin «ileri bir sanayl ulkesı» durumuna getınlmesı. hem de ekonom.nın agır sorunlarının çozumienmesı ongorulmektedır SANAYİLEŞME YOLU Yenı Hukumet «sanayi toplumuna geclşl» ana hedef ılân etmektedır Bunun ıçın, «ekonomimizı ve ulusal guvenligimizl dışa bağımlılıktan kurtaracak sanayılere, yotırım mallan ve ara mallar sanayıine, genel sanayileşme politikasıyla uyumlu savunma sanayıine buyuk onem ve oncelik verilecektir.» Sanayileşme polıtıkasında Devlete duşen gorev ıse daha cok «plânlı ekonomik gellşmeyı ters yonde etkileyici durumo getlrdiği» vurgulanan Kamu Iktısadı Teşebbuslerını kaynak oluşturocak şekılde yenıden duzeniemektır Hukumet Programı. genel anlamıyla devletcılığe karşı guvensızlık ıcındedır «Guven ortamı» yaratıldığındo korarlı olarok gelışecegı varsayılan ozel kesıme de ozen gosterıldığı dıkkatı çekıyor Ozel kesımın, guven ortamının yanısıra, vergı sıstemının yatırımlan gucleşiıncı hukumlerının değış H EKONOMİDE VE MALi AIANDA UrGULANACAK POLİTİKALARIN ANA HEDEFİ. ENFLASYON HIZININ YAVAJLAÎILMASI VE PLÂNLI KALKINMA KURALLARINA UYGUM BİR ORTAM IÇİNDE SAĞLIKLI B l * GELIŞME SURECINİN BA5.LATILMASINI IÇERİYOR. tırılmesı ve başta sanayi sektoru olmak uzere, teşvık konusu olan dığer sektorlere de uygulanacak ozendırıcı onlemlerle plan doğrultusunda yatırım yapmaya yoneltılebıleceğı duşunulmektedır Ozendırme yolu geçmıştu genış olcude denenmıştır. Sonuc, tuketım mallan sanayıınde ısraflı bir gelışmeden ıbaret kalmıştır. BANKALAR VE PARA TİCARETİ Bu arada, Turkiye de para tıcaretıyle uğrosa'i oankalar. kredılennın plan hedeflerıne gore ku'lanılmasını. mai ve paro akımları arasında uygun'uk sağlanmasını gucleştırmektedırier Hukumet Programı nda bu konuda şoyle denılmektedır. 'Bankacılık ve kredi alanlorında yapılacak duzenlemelerle krediler spekulatif alanlardan sanayi, tarım ve hayvancılık gıbi uretken ve plânlı kalkınma surecıni destekleyıci olanlaro yöneltllirken koylulerin, esnaf ve sanatkârların kredi alma olanakları da buyuk olcude artırılacaktır. Devletın bankalar ve kredi duzeni yolu ile yatırımları toplum yararına yonlendirebilme ve plan disiplını saglayahılme olanakları guclendlrilecektlr.» Buraüa, bankalarm kredi malıyetıen ve foızlermın ekonomik gelısmeyı frenleyen ve yolundan saptıran yukseklığl nasıl gıdenlecektır, bılınmemektedır Buyuk bir malı ve dolayısıyla sıyası guc hahne yelmış olcn bankacılığı, bozı düzenlemeler|e, ekonomik acıdon zararlı spekulatif alan İŞLETMELER BAKANLIĞINA BAĞLANMASI BEKLENEN KAMU İKTİSADİ TEŞEBBÜSLERİNİN YENİDEN ÖRGÜTLENMESİ İÇİN ÇALIŞMA YAPILACAK Füsun ÖZBtLGEN *§ f\f f\ sınıfsal hareketlnden sonra 1 l | h | | Turkiye 1978 yılı başındo yenl 1 \J\J\J b ) r s ı m f s a | harekete tanık olmaktadır. Bu yeni hareket bir yandan geniş halk yığınlarıyla gecici bir «uzlaşmanya gırerken Ecevit onderlığinde, ote yandan tarıhınin en billnçli atılımını gerçekleştirmenin eşlginde bulunmaktadır. Yeni sınıfsal hareketin belgesi Ecevit Hukumetinin bugün guvenoyu alması beklenen programıdır. Haziranda kurulan bir aylık hukumetin «renksiz» ve ne olduğu «belirsız» programından sonra, Ecevit Hukumeti bu kez uygulamayı öngörduğu programla birllkte misyonunu tarihe yazdırmaya kararlı gorunmektedlr. Programın ongorduğu siyasal omaclar ve bu amacın onunde gelen «demokratikleşme» sureciyle, ekonomik yapısı aslında tam bir tutarlılık içlndedir. Ancak, ekonomik yon lerine eğilmeden çok once, vurgulanması gerek bır niteliği vardır. Bu program Turkiye Cumhuriyetı hukumetleri programları icinde en demokratik, ozgurluklerin en geniş anlam da kullanılmasını ongoren ve dolayısıyla sermaye birikımıni en geniş boyutlarıyla hızlondıracak bir programdır. Program düşuncs ozgurluğu yanında, Turkiye'nin siyasal alandaki en eksik yonune onemli katkı getirecek ogelerı taşımaktadır. Bu da, orgutlenme ozgurluğudur. Yıllardır siyasal iktidariann korkulu duşu haline gelen «memurların örgutlenmesi» ilkesi ilk kez Ecevit Huktimetlnce onaylanmakta ve desteklenmektedir. İşçllerin istediği sendikayı seçmesi demek olan «referandum hakkı» yine aynı programın getirdiği demokratik bir yaklaşımdır. Emekci kesimlerın ceşitli güncel sorunlarına care ararken, en etkın çarenin örgutlenmeden gec tıği açıkça vurgulanmakia ve emekci kitleler uretim suresince tek tek dağıl. orgütlerlyle katılmaktadırlar. Katılmaları öngorulmektedir. Bu, programın temel siyasal catısıdır. Bu çatının altında Ise, her turlu kurumuyla sağlıklı ve hızlı bir kapitallstleşmenin, buna dayanan sanayüeşmenin izleri görülmektedir. Tum program gozden geçirildiğinde yenl siyasal ekonomik gellşmenln blrkaç «anahtar sozcuğu» yeni doneme damgasını vurmaktadır. «Sanayi toplumuna geciş», «teşvik», «kredilerin duzenlenmesi», «sağlıklı kay nak oluşturmak», «toprak reformu». «kooperatiflesme» gibi kavramlar bir yandan sağlıklı ve hızlı bir kapitalistleşmenin haberciliğinl vurgulamakta, ote yandan orgutlenme ozgurluğu ile birteştiğinde onumüzdekl yılların ana celişkilerinl oluşturmaya yonellk bir doğ rultu kazanmaktadfr. Programın temel amaçlarından birl, üretkenliği son derece duşuk olan «ticaret bur|uvazisi»nl ortadan kaldırmaktır. Herhangi bir urunun uretildiğl yerden alınıp tuketim merkezlerine getirilmesi, aracı ve tefecilerin kârlarıyla fiyatını yukseltmekte ve «enflasyonun kaynaklarından» blrl haline gelmek tedir. Programın bu doğru mantığı, konuyu tarımsal urunlerde «kooperatlfler» yoluyla cözmeyi denemekte, tlcarl yaşamın diğer kesımlerinde ise, «vergi ve kredi duzenlnln değiştirilmesiyle» ele almaktadır. Sanayl kesimine «hızlı sanayileşmek» amacıyla kaynak ler demek, toprağın verlmll Işletilerek artık urun yaratmak ve bunu yeniden sanaylnln emrlne vermektir. Bunlar tarımdan sanayie doğrudan kaynak aktarma yollarıdır. Kamulaştırma bedellerini «uretken alanlarda» degerlendirmek Ise, bu bedellerin toprak sahlbine doğrudan para verılmeyeceğinl, tersıne sanayi yatırımlarının dolaylı yonlendlrlleceğini konıtlamaktadır. Vergi kredi toprak reformu uçfusu yanında, kapitalistleşmenin hızlandırılması «teşvikılere bağlanmaktadır. Teşviklerln niteliği degiçtirilecektir bu programla birtikte. Programın neresinde «teşvlk» kavramı kullanılmışsa, crdından hemen «sanayileşme» ilkesi de bırlikte gelmektedir. Bu llkeyi de «sanayi toplumu» izlemektedir. Sanayie bu öncelikleri tanıyan siyasal Iktidar emekci kesimlere orgutlenme ozgurluğu yanında, geniş sosyal guvenllk ilkelerl getirmekte, yaşam koşullarının değiştirilmesinde vergi yukunu bu kesimlerden kaldırıcı onlemlere yonelmektedır. Program temelde kapitalistleşmeyı ongorduğu Içindir ki, ekonomik kesimlerin tumunde buyuk olçekli firmaları geliştirmeyi amaçlamaktadır. Buyuk firmalar demek, aynı zamanda uretimin «sosyallze» olması demektir. Sermaye emek arasındakı kutuplaşmanın artması demektir. Bu, çelişkinin yoğunlaşması demektir. Emek kesimine sağlanan sosyal guvenceler ya da emeğin «ozyonetim» yolunda uretım surecine katılması bu cellşklnfn kesinleşmesini uzun zamana bırakmayı amaçlamakta ve bundan dolayı da açalışma barısı» ilkelerl getirilmektedir. Bır yanda buyuk olcekii firmalar varken, ote yanda koyluden. yapı işçisinden, memuruna değin tum emekçilere tanınan orgutlenme ozgurluğu programın sermaye sınıfı ile geniş halk yığınlnrı arasında sağladığı «geçicl uzlaşmanını urünudur. Ne var ki, programın en temel ve en otumlu celişkisi işte bu noktada yatmaktadır. Toplumdaki kaynaklar sermaye yonunde hızla akarken, orgutlenms ozgurluğune getlreceği slyosal etklnlik gidereK buyuk bir ağırlık kazanacaktır. Sermaye birikimi ile emekci kesimin örgutlenmesi onulmar. bir cellskidır. Doğurgan bir celişkidir. Programın en olumlu ve temel celişkisidir. Bu çelişkinin niteliği, gostereceği aşamalar ve donuşümleri 1978 başından ıtibaren Turkiye'yl llgtnc yılla ra gebe bırakmaya adaydır. Bundan dolayıdır ki, anılan temel çelişki «doğuracak, doguracaktır .» amu lktısadi Teşebbuslerının yen, hüKumet donemınde tumuyle gozden gecırılereK reorganıze edıleceğı bıldırılmektedır. Yenı kurulan Işletmeler Bakanlığınm bu amacla kurulduğu, KIT reorganızasyonunun planlanmüsı ve gerçekleştırılmesınm bu Bakanlık tarafından yurutuleceğı bıldinlmektedır Kamu Iktısadı Teşebbuslerının bugunku durumlarıyla Işletmeler Bakanlığına bağlanmasınm veya bağlı oldukları Bakanlıklar bunyesmde kalmalarının bir anlam taşımadığını belırten yetkılıler, bu kuruluşların yenıden duzenlenmesınden sonra belırlı olculer ıçinde Işletmeler Bakanlığı bunyesmde toplanabıleceğmı ve ekonomıye yon veren verımlı ışletmeler duzeyıns getırılebıleceğını kaydetmektedırler. K lordan uretken faallyetlere yöneltmek ne 6İCÜde olasıdır. bılemıyoruz. DfŞ EKONOMİK İLİŞKİLER Programın bır başka onemli eksıkliği ise, dış ekonomik ılışkıler alanındadır. Doviz yokluguyla somutlaşan bu soruna yaklaşım şoyledır: «Turkiye'nin doviz gereksinmesinln, Ihracata hız vererek veya ekonomide gereken yapısal değişiklıkleri gerçekleştirerek değil de enflasyoncu politikalar sonucu başvurulan para operasyonları ile karsılanmağa calışılmış olması bunalımı arttırmıştır... Hukumetlmlz, turizm gelirleıinl ve riışarıda çolısaı yurttaşlarımızır, gonderdiklerı dovizlen arttırıcı etkin bir politika ızleyecektir Bunun yanısıra, doviz gereksinmelerimizl karşılamok üzere yenı ve guvenılir kaynaklar bulunocaktır.» Bunun dsında. sık sık ylnelenen ıhracat artışı konusunda. «Tarımsal urunlerin ihracatında Devletin ve uretici kooperatıflerin ağırlıkları arttırılacaktır» ılkesının otesınde somut bır hede' buljnmamaktadır ENERJİ VE MADEN POLİTİKASI Hukumet Pogramı'nın en acık yanı enerıi ve maden konusundodır «Öncelikle yonellneceğl* soylenen enerıi yatınmlarında, ozellıkle elektrık enerıısı uretimının hıdrolık ve komurle ışleyen termık santrallaro dayandırılmosı ongorulmektedır Petroı Yasosı'nın ulusal çıkarlara aykırı düşen hukumlerının değıştırıleceğı belırtılmektedır. Yeraltı kaynaklarının değerlendırılmesınde Devletin oncu olacağı ve ozellıkle «onemli linyit yatakları lle demir cevheri ve bor tuzlan» içln kamu işlet mecılığıne gıdıleceğı hukme bağlanmıştır. Bunlar sağiıklı önlemlerdır Ancak gercekleş tınlebılmesl içın vabancı şırketlerle uzun goruşmelere girismek ve tazmınat pazarlıkları yopmoktan kacmmak qereklıdır Kararı Hukumet doğrudan uygulanaya koyobilmelıdır Aksi halde, iş'erın uzun yıllar surümcemede kalması ve yabancı şırketlerin yüksek bedellerle ortaya çıkmosı olasıdır YABANCI SERMAYEDEN YARARLANMAK Yenı Hukumet yaboncı sermaye konusundo da şu goruştedır «Yabancı sermaye konusunda, ekonomlmizın yararına bir rekabetçilik gozetilecektlr. Yobancı sermayeden, ileri teknoloji getirmesi, sınal gellsmemizi hızlandırması, ıhracata olanak vermesi, odemeler dengemize olumlu etkl yapması gibi olçulerle yararlanılacaktır.» Hukumetin ıkı cumleyle sınırlı bu değerle"dırmesı oldukca genış kapsamlıdır. Ancak, unut mamak gerekır kı Turkiye'ye az bır yatınmlo gelen yabancı sermoye. ozellıkle ıçerıde sağladığı kaynaklorlo gelışmektedır. Ayrıca ıcerdeki ka zançlarından bazen sermaye arttırılmasına gıtme den yararlonmaktadırlar. 3u konuda da onlen alınması zorunludur. Bundan başka, yobonoı sermaye ımalât sn nayıının belli alanlarında toplanmaktadır. KuçuV ortaklıklar sayesınde, teknık bılgı, hammadde. yedek parca, makıno ve malzeme sağlama tek<lını elıne geçırmektedır Hatta bırcok halde yuzde yuz yerli sermaye ıle kurulmuş şırketler dahı. yabancı sermaye egemenlığınde bulunmaktodır Bu bağımlı duruma son vermeden yabancı sermaye sorunu çozumlenmiş sayılamaz, TARIMSAL DUZEN Hukumet Programı'nda tarım kesıminin so runlarına CHP ılkelerı doğrultusunda yaklaşım ağırlık taşımaktadır. «Gelişmenin koyluden başlatılması» uzennde durulmakta ve koylulern orgutlenıp guçlenebılmesı ıcın «yaygın, guclu, demokratik» bır kooperatıfçıhk hareketının destek leneceğı soylenmektedır. Ayrıca, gecımı toprağa bağh olanları kendı toprağını ışler duruma getı recek yenı bır toprak reformu yasasının cıkarılacağı belırtılmektedır. Ote yandan, programda kooperatıflerin ta rımsal üretımın orttırılmosında da etkınleşti'ileceklerıne değınılmektedır Ancak bununla yen hukumet, cuce ısletmelerde ı'kei teKn.Kİerle to rım yapan koylulerı buyuk kooperatıf çıftlıklerde bıraraya getırmeyı amaclamamaktodır Koope'c tıflerın uretımde etkınlesmesı. ozellıkle alım sa tım ve kredi planında belırgmleştırııen rollerınıi sonucu sayılmaktadır Oysa, tarım kesımınde kooperatıf cıftlıkier kurarak büyuk ışletme yapısına gecış. ısgucun.jı. ıhtısaslaşmasına ve ışbolumune olanak verece ğınden verımı arttıracak bır yoldur. Ayrıca. ne yın, ne mıktarda ve nasıl ekıleceğı de Turkıye capında onceden planlanabılır. Buna karşın H J kumet Programı'nın yaklaşımı. «Çeşitli urunler" ait taban fiyatları, urunlerin ekımınden once ilar edllerek uretim ve pazar dengesi sağlanacaktır » çerçevesınde sınırlanmıştır PROGRAMIN FINANSMANI Hukumet Progromı'nın, sosyal politika alc nında genış kıtlelerın yaşam koşullarını yuksel! meyı amaçlayan yapısı, buyuk gelir kaynakiarına ıhtıyac gosterecek nıtelıktedır Genış kapsam'ı eğıtım planı, koyluye parasız soglık hızmetı. balıkcıya kredi, arac gercç yardımı, orman koylusune orman urunierının satılmasmdan kalkın ma payı, kredi. ışsızlık sıgortası ve benzeri bır cok oner1! Devlete mılyarlarca lıralık yukler getirecek nıtelıktedır. Buna karşın, programın yurutulmesı ıcın ge reklı kaynaklann nereden sağlanocoğı bellı değ I dır Yaygın bır devletleştırmeye korsı olup, Dev letın onemiı qelırlere kaynağında sahıplenmesını ongormeyen program ek koynak bulmakta guclukle karşıloşabılecektır. YORUM YILLIK ZARAR Kamu Iktısadı Teşebbuslerı ve iştıroklerı 1977 yıllığmda verılen raKamlara gore KIT'lerın 1974 yılı zararı 403 mılyon lıra ıken, bu '•ckam son uç yılda hızla buyumuş ve 1977 yılında 10 mılyar lıronın ustune cıkmıştır. URETIM VE YATIRIM KIT'ter 1977 yılı programında verılen uretım ve yatırım hedeflerıne de ulaşamamışlardır. Ozellıkle enerıi yetersızlığı KIT'lerın sanayi kesımındekı uretimının buyuk olcude duşmesıne yol açmıştır. Uretım mıktarının duşmesı ıse satış hasılatının azalmasına neden olrrjştur. PARTIZANCA ATAMALAR KIT'lerın gıdsrek buyuk bir sorun ve yuk hahne gelmelerınm en onemiı nedenının ıse MC hukumetlerı donemınde bu kuruluşlara yapılan partızanca atamalar olduğu bıldırılmektedır. KAYNAK Kamu Iktısadı Teşebbuslerının kaynak od9me acıklan son uç yılda hızla buyümuştur Hukumet yetkılılerı, ıkı yıl ıçınde on kat buyuyen ka/nak odeme açığmın temel nedenleri uzerıne eğılmek gerektığını bıldırmekte ve bu durumda malıyetler. satış hasılatı ve fıyat polıtikası. ozka/nak yaBoncı kaynak ılışkısı gıbı onemiı sorunlarla karşılaşıldıgını belırtmektedırler KIT reorganızasyonunda bu sorunların yanı sıra hammoide darlıgı desteklerre almlcı. pazorlama, stoklama, lıkıdıte sıkıntısı doviz darDoğazı, karlı olmayan ıştırakler ve personel polıtikası gıbı onetılı sorunları gıderıcı bır yaklaşım ızleneceği de be Program ve doğurgan yıllar Yalçtn DOĞAN blrkaç noktadan akıtılacaktır. İlkl «bankacılık ve kredi alanlarında yapılacak duzenlemelerle krediler spekulatif alanlardan sanayl, tarım, hayvancılık gibi uretken ve plânlı kalkınma surecinl destekleyıci alanlaıa yoneltilirken koylulerin, esnaf ve sanatkârların kredi alma olanakları da buyuk olcude arttırılacaktır.» jkincisi, toprak reformu yoludur. Toprağın «verimli kullanılmasını» amaclayan bir program tanmda «buyuk Işletmeler» getirilmesinı de ongormuş olmaktadır. Ancak, toprak reformunda «odenecek kamulaştırma bedellerini uretken yatırımda değerlendirmeleri, boylelikle hem kendi gelirlerınl guvence altına almaları, hem de uikenin gelişmeslne kotkıda bulunmalon olonağı» ta nmdan sanayie cifte kaynak aktarmasını gostermektedir. Buyuk Işletmeler demek, tanmda, buyuk vergi demektir. Buyuk Işletme
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog