Bugünden 1930'a 5,432,635 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

Y ıiıarca anee yakaianmıs oldugum mürhis Mr kar fır'ir.asın. ar.latrıas ıst.\onm rjjıın. Dışanda yagan lâpa lâpa kardan esınlendım Çalışma odamm penceresır.den seyretiıvorum kar yagışını. Gdninüm gerçekten güzel. Ne var ki mevsıır.sız geldığı ıçın, sevındinci degil, iç «ızlatıcı güzeüık bu: llu günden berl vagan kar, komşumuzun bahçesındekı meyve afcaçlarının, şubat güneşıne aidanarak tomıır tomur paUayıp B«rp:lfn beyaz dantela gıizellıgmi kıskanmışcssına çullamrerdi çıçekîerın uzerjıe Bır guzellık. baska br guzeüıği boğup öldürüyor gbzlenmizın önünde. Cenap Şahabettin*in: «Kelebekler / Gihi kar / Geçen eyvamı nevbahan arar» dıznlerı şurselhğinı yıtırıynr bu acı gorunum karşıemda «Bir felâket ' Gibi kar / Geçen eyyaıru nevbahan boğar» dıyesî gelıyor msanın kann yumakladığı çıçeklerin çırpımşlarına bakarken... OLAYLAR VE GÖRÜŞLER bır *aat davar.a vhrdı* bır yolculuk olurdu Dunun .. Bu duriı'iıda b e <ı d a ' n a '«ttıriı soarası, ~aaı Pusula Kışilik ve Toplum Kar Fırtınası ve Pusula Hıfzı Veldet VELİDEDEOÛLU bir carrıl dikerek halkı her zaman fanrısma yakın tutmak ısteme erınm neden: belkı de budıir Halk, Tanrı ıle meşeulken kendılerı de karda gezıp ızlerını bellı etmeden vatarun, mılletın <•'. kalkınmasına hızmet etmeve îırsat ve olanan bulurlar bdylece Eski blr ozan «şark» us\ılu bır oğat vermış âşıklara «Karrta viirü. ızin brlürtme sakın Ârif olur 1 tiz du\ar dimişler.» 1 Bır ozan da kurnaz kışı'.eri betımlemek içm{ «Yüriir her ruz i şeb ârâm itmez Kar üstünde sezer. izin belürtmpz. demiş. Şımdılerae ıialKin gozü açıld.gı ve artiK kardan kamasmadıjı ç*n, tc*ar ustunde ız bellı etmeden voırume» olanaŞuıı yiuren kımı pol'.tı kacılar ızlerının kaybolması ıçın oır kar Jırtı nası duasma çıkmış »orunumundeler. Bu fırtı nayı ttasker:jye» yor.under be<l'.yorlar. O zaman sorumluluıi ve yolsuz'.uk ızlermın nrrulecegm: sanıyorlar Bılırsin.z Karlar vağdı ızler örtul dü» devımi vardır turkçrmızde Ne rar kı « G J vendıklerı dağlara kar ynğıyor» gpl.ba. Ne denlı ufraşsalar da topljmsal havanın onların dılc dıklerı yonden karlıvacağı yok ^.bı «Cıhen as kerıyye»den değıl. «C hctı ıntıhabı\Tenden, ızlerl drtmirecfk bıçımde, karlayacak bu hava. olan sevgılı dostum Pahri Beyin bır stlre lriracı olarak ışlettıği ktfçük otelde gecelnecek ve enes; gunu ana yolu ızieyerek Uludağ O'elıue vara r cakrık Karabelen'e kadar kes ırmeden gelmı,? 1 ondan sonra ana \olda daha once seCi kayak çıların ızler'r.den yurumeğe oasıamı=*w Havj açık ve g'izeldı Hele ooek obek kar b?yazlığının \e serpınnlenn yamaçlarda kayalarda ağaç larda oljsturduğu doğa cılvelermın Ş"azeı:ıgı eş sızdi Kayaklı yolculiiğumuzun son aşamasma ulaşmak üzereydık. Kırazh Yayla alanınm alt ucuna geldık ve oteü gorduk. Bu aian her yanı en az 500 metre olan bır duzluKtu. ütel alanın gur.eydOj,Ti yamacında. ormanın kenannda yapiımıştı. Bır ara hava karard: Ama b:z. 56 yuz metre sonra otelde olacağımızı dusunereK. a|ır f dan alıyordak. Zaen nep yoku* çı v ığunız ıçın yoru'.muştuk. Kayalar uzerınde, kaz a^ağ•. yum juşuyle, kımı zaman van yana tıpkı merduen gıbı parale! çıkışlarla. va da, yukanda sovledı gım ?''ıı dar açıh zıkzatlarla ılerlemek zorur.da bulunduğumuzdan bu vorgunluk normaldı O'el onımdeki duz alanda ılerlemeg oaşla dıktan b:r sure sonra hava ıvıce tprarai Ör.oe hafıf sonra çok sertleşen bır mzgâı verden kaı T serpınnlerrm alıp >aızumuze ça paak soluğumuzu kesmefe başladı Bırden tıo dr oas"»rdı Sırîımızı rLİzgâra vererek soluk aıao.I:'.ordux Ama, madem ki otelın yakınındavdın bunun öne ml yok dıye düşünuyorduk. Daha dognı^u ösn dyle duyunüyordum. Ne var kı gıttıkçe hızmı artıran ve ıcasırga ya doıraşen ruzgâr ortalığı bosbutun karıstıraı Sankı bıızdan zerrecıklerle doıu bır gırdjbın, ya da buzlaşmış bir kum fırtmasının ortasında ıd:k İkı metre otesıni. hatta kımı zaman b:rbırımızi göremıyorduk. Ayn iüçup /ıtmamek ıçın eiele tutuşmuş öyle yurüyorduk. Yuruyor muvdu*. .lerlıyor muyduk, yoksa ayni vcrde donuij doiaşı yor muyduk. hiç farkmda degıld^. Çunku b.;bırımizı değıl ama, gideceğimız dofru'.t ı;;a yı:ır mıştik Duzlukteydık; bu nedenle yon belırlemesı olsnaksızdı. Meyillı bır yerd* olsaydık. %üksektekı otele varmak içm yokuş vuKarı gıtmcıt gerektiğıni tahmm edebıhrdık. Bu mıimkun de*:ldı «Gö% förii törm^mek». «Olumle burun bu rıma gelmek» deyımlermın cerçek Ayların Çingenesi Yağış belkl birkaç gün daiıa sürer, diye dürünlıvorum. Ama belkı de bu yazının gazetede çıkaeagı pazara değın her taraf yenıden guniuk gür.eçlık olur ve bır damla kar kalmaz oriada. Haftalık yazılarda güncellıği korumak her zaman mumkun olmaz. Hele böyle bır mart kısından soz ederken. Atalanmız boşuna dememişler, «Mart, aylann çingenesidi» dıye. Sevgılı ve bilge dostum ömer Asım Aksoy. «Atasdzlen ve Deyımler Sozlüğu» başlıklı çok değerli yapıtının bırıncı cJdinde (s. 315) yukarıkı atasozunu şoyle açıklar«ö'ekı aylardan her bırırun bır kışılıgı bir soy lulufu vardır. Mart ıse soysuz, guvenilmez, ne yapacağı bıluımez kışılere benzer.» 1977'nuı mart ayı, hemen ılk gününden gosterdı soysuzluğunu ve «dert ayı» oluverdı, «kazma kurek yaktırarak» ve ağaçlardakı guzelım bahar çıçeklerını kavurup yakarak Bılıvorsunuz daha >Mart Dokuzu» da var önumüzde Gerç; eskiler: «Kar ne kadar çok yafsa yaza kalmaz» demışler. Dogru. Tıpkı vasam, malvarliğı, sıvasaî ıktıdar g:bı, o da »elıp eeçıcıdır. Ama sankı bunu bıhrmış gıbı kımı zaman sorı anda guzel doğayı ve fışkıran ç'çekien kasıp kavuruverır kar. Can vermek uzere olan candvarların daha vahşı. sonlan vaklaşan pohtıkacıların daha umursamaz, daha acımasıa ojmalan gıbi bır şey bu... Bunlan dtişünürken birijen aklıtna geldı: Cebımdekı anahtarlığm zmciıinde Kuçucuk oır p isula vardı. Bunmla yon b*ıri.eyebıiırdık herhalde O gıine değm hıç yararlanmamıstım ou loiçuk alerten. Eldıvenımı çıkar.p Kayak oan'.o lunumun cebır.deki anahtar'ıgı gektım aldım Dr. Kans ıle kafa kafa'a veup pusulavı ınctıedık. ^eğer bız guneve r'oğru sjıciıvormuşuz Bu doğaldı. çiinkü kuzeyden esen s:ddetlı ruzgâr dan korunmak ıçm çoğu zam«ı sırtımız; kuzeye çevırıyorduk. Bununla jırlıkte, ruzgâ Dırev.ye esm^yor. a^asıra yon değistırıyordj. Bızıer de fırüdak Erıbı ona uyuvjrduk ııer hlde jteı biiden 250300 metre otede olmalıvdı Pusulava uyaraiv doguya "oneldık Otel ormanın tanı myısında oiduğu ıçın, ağsçları buljısak onu DJ^mak kolaylaşacaktı Kor"<ıınç fırtma ' e tıpının orra smda bır vaım saat de bov.e bocaladık Pusulanm gosterd'ğı yor.de s'dersek ıiurtularap mız<ı ır.aruyordus. Nıtekım o^h ve voresındeKi agaçlan. onlara ancak 34 me're Ka.a o da s«n<: bır sıs perdesı arkastndan seoebıdık. Ruzgâr ve fırtına. değışık onoV lur'ü ^esler çıkanyoı bunlar kımı zı^man sorkun», D.r aal alıyordu Dağ ruzgârı ^endı ^ucunu ve onuıie duruımazhğım ozlere sos'eriıek 'stıyordu san kı. Ara sıra çok tız ve <es«c.n 01. ıslık \?: gehyordu KUİağınııza Bu. dağ nızgârının urkılacu oyunlarından bırı o'.sa seresu j£ger p'is'ua Oı masaydı. otelm 510 meTe vakmıraa *r>nk; ıssız bır ovadaymışçasma donua .<âımdiî »Len de ğıld. «Pisı pı?.ne gırmF;» buııa derıerdı ffrhaı de Ote.ın kapısını buldığum ız vakK ou.ınetın kapısma gelm.ş gıbı olduk A/tık surru.muştui. Şımdı düşunuyorum ia mnasjr gj^mıv ır o O O me're ık bır alanı tam 011 o,,çuk saatte geçebılmıştık. O trıinku volunTJzurı sonuna uıaşmaft. uzerevken. az kalsm sonsuz .olcvluğa ;ıi«acaıc tık Inr.agı geçıp de derede o.ıgtılmak derlero.1 buna Bızier zor kurtuimuştılk derede •X)f.uımaktan. Işte öğrencılıkte satın »ünmış küçuk bı: pu sulanın oyküsıl. ••• Bugünlerde zaman zaman düşünecegım, aca ba bu pusulayı MC Ba^kanma gondersem. ışıne yarar mı dıye Cunkü gunumazde onun .çınde bulundugu toplumsal ve ekonomık fırtına ve enflâsyon kasırgapı, bızım •aır. .^5 vıl or.cekı kar frîinasırdan bm b?'er Hem o fırtına, nıhayet ıkı kışıyi gottırecektı. MC rın uUeve musallar ett;*' kasırga butün toplumu sarsıyor ve onun Oaşı ık tıdardan düjmeden bu kasırga dmecege Denzemıyor. Ve pnsula. «MC'slz bir hüfcümetle» seçim vonünü gSsteriyor. H Korkunç Tipi Easımdan geçen kar fırhnas'.nı anlatayım derken ış nereıere geldı Şı;prlı bu tırtma>a gelel;m Çocukîuk ve gençlık yjlldrımda serek Anadolu'da, gerek Avrupa'nm türiu ulkelermde çok kar fır*ınası gordüm. Ama korkunc bır tıpınır ne demek olduğunu ılk kez Uludağ aa vaşadım 1942 yılının şubat ayı ıdı Tıp Fakultesı asısıan larmdan Dr. Hans Heilbronn ılc bıilıkte Ulu dağ'a çıkıyorduk. Bursa'da Uıudağ eteğır.den Elnıaçukuru koyiıne dek katır sırtmda. oradan Karabelen'e kadar da yuruyerek çıktık Karabe len'de kayak'.arımızı taktık ve >"avaş vavaş Kırazlı Yayla'ya doğru yol alır.ağa ba.ladık. Gerı ye kaymamak ıçm kar •izerınde bır sola bır sâğa kısa zıkzaklarla tırmanıyorc'uk. Kırazlı Yay lada şımdı Uludağ'dakı Otei Fanr'nın sahıoı Kar Ve îz Belkı yarın sıcak bir rüzgâr eser, Od gündüı durmadan yağan kann yollarda ve köselerde oluşturduğü ak yıgınlan, bakarsınız iki saat ıçınde erıtıp yok eder. Tıpkı memuriara ve emek lılere 12 katsayınin getırdığını. ardından gelen devalüasyon ve enflâsyon nızgftnnm alıp gotur duğü gıbı! . Bereket versın kımi polıtıkacıîanmızı man da yuregı gıbi bır vurek ve ranmetlı Ismet Pa çanın deyımıyle «kosele gıbı» bır roz koruyor Acaba Ulu Tann «Dagına gore mı ^sr venyor?» Bazı polıükacıların her koşe \e her dağ başına Şiir Yaz, Rahatla!... OKTAY AKBAL Evet Hayır TARTIŞMA Öğretim Sorunu ve İlerici Öğrencilerin istekleri Ülkemızdeki egemen sınıflann bunalımına paralel olarak eğıtim sıstemı de gıttıkçe daha buyuk guçlukleıle karşılaşmaktadır. Var olan sorunlann çozuralenmesi bır yana, bunlar daha da çapraşıklaşmakta, her geçen gun yenılerı eklenmekte ve ışın ıçınden çıkılmaz bır hal almak*adır. dayahlan tirnden kopuk nıteüfcler maktadır Oğrencının sosval gelişimıne bnem \ erilmemektedır. Eşitsızlıkler, ayrıcalıklar alabıldığme yoğundur. Doğu ve Ba tı Anadolu: ouyax kent, küçuk kent; merkezı semtler gecekondu semtlen ve normal lıseler, mesleki liseler arasında egitım olanakları. araç. eereç, oğretmen vb. açılanndan denn bır uçurum vardır. Eşıtsızlıkler özellikle eğıtimm en çarpık yonlermden bırı olan t'ruversre d r ı ş Sınavlarında da gorulmektedır Bınlerce lıse mezunu bu sınavlar sonucunda açısta kalmakta \e dip'ıomalı içsızler ordusıma katılmak'a dır. Ozel okul, dershane, paralı kurs vb. gıbi kurumlar eşıtsızlıklen koruklemekt«dır. Boylece olanaklan kısıtlı olan ernekçı çocuklan elenmekte, ayncalıkh oğrencıler ıse tahsıl yapabılmektedır. Elenme yalnızca lıse sonunda degıl, tum oğretım boyunca soz konusudur. Sınıf geçmeyı zorlaştıran bırçok yonetmelık var dır. îkincı dorjem not suurlaması fcJdlnlmalı, ortalaması 6 t'itanlar doğrudan smıf geçme lıâır. Oğrencıler üzerındekl en önemlı baskı araçlanndan birı de faşıst dısıplın yonetmehğıdır. Yoneticilere keyfı ceza verme olanağı sağlayan bu yonetmelık ılerıcı oğTencıler üzerınde büyük bır baskı aracı ola rak kullamlmaktadır. Boyle bır eğıtim sısteml içınde yaşamla en fazla ıçiçe olan ders saatlen egıtsel kollardır. Bunlar ıyi işletıhrse oğrencılerın duşımsel ve kulturel gelışııırne katkjda b\ılunabılırler. Fa kat bazı okuüarda yonetmelık lere avkırı olarak eğıtsel kollar ders saatlen d'.sına atılmaktadır. Ayrıca bu çahşmalar uzerınde buyuk baskılar, kısıtlamalar ve yasaklar vardır. Buna karşm tum ılerıcı lıselıler egıtsel kollara ılerıcı öz kazandırmak ve bunların ders saatleri içınde yapılmasını sağlamak 1 çın çalışmahd'.rlar Yıne oğrencılenn en demokratık haklanndan olan Oğrencı Bırlıklennın kurulması engellenmektedır. Oysa çok tasıtlı da oisa öğrencilerıne yönettme katılrnasını sağlıyabilecek olan Öğrencı Yonetım Kunülarının kurulması yonermehğin 86'ncı maddesi gereğıdır. îlerıcı liselılenn verdıklerı mucadele sonucu bırçok okulda Ö Y.K. kurulması gerçeklesmiştır. Eğıtim sıstemmın en önemli nitelıklerınden bır dığerı de eerıcı ve çağdışı olmasıdır Faşızme kıtie tabam hazırlamayn çalışan MC ıktıdarırm yenı ders kıtaüları ıle bu nıtelık daha da pekişmıstır. Bu ders kıtapları açıkça ırkçı faşıst, şoven ve gerıcıdırler. Bu %uzden fasistler dışır.da tum oğıencı kr'.ps:nm haklı tepk.sım çekmişiprdır. Rırçok lısede gerısı ders kıtapları yakılmakta ve çeşıtli biçimlerde proteato edılmektedır. Gostermelık bır şekilde ıkı, üç sayfa yırtmakla gencı kıtaplara karşı mücadelenın bıtecegı sarulmamahdır. Bu kitaplar der hal toplatılmalı ve yenılen ilencı öğretmen, öğrencı, devnmcı ışçi sendlkaları ve Turk Dıl Kurumu'nun da katılacagı bilımsel ozerk bir kurulca ya«i. malıdır. " ~*^*• • Kısaea öBetlemej» çalışttStmız boylesı bunalımll koşullarda ılencı liselılere ve ögretınen lere büyük görevler duşmektedir. Ortak düşmana karşı, gericı faşıst karması MC'ye karşı, köhne eğıtim duzenıne karşı ılerici yurtsever öğrencı ve oğretmenler ortak mucadele vermeli ve en geniş dayanışmayı saglamaüdırlar. Sorunlarımı zın koklü çozumünun ancak halktan yana bır ıktıdar tarafından gerçekleştırıleceğinı unutmadan somu' ta'eplenmız doğrultusunda mücadeleyı sonuna dek sürdüreceğiz. tzmir Anadolu îlerici Turtsever öğrencileri •ŞUr bir boşalundır» demişti bir umanlar unlil bir nıh hektmimiz. Boşalım yerine •ifraıat sozcüğünü kullanarak . Şairlik hast»lifina lcarşı bir Uâcı vardı öğütledi: Ingillz tuzu!.. Madem ki boşalım, müshill al tam boşal demck Istiyordu kendince: Şaka mıydı, ciddi mlydi bu sav, anlaşılamadı gitti! Geçenlcrde bir ozanressamımız demeç Termlş bir çaleteye, bunlar benim kustuğum şeylerdir» demiş! Bağışlajın, iç açıcı bir sözcük değil. ama kullanmak perek, demek kusmukiarmı resim diye duvarlara asacak, biz de şiılıp onun bn «boşalttıfı» nesneleri sanat yapıtı diye sejTedecegiz, satın alacağız! lyi jüreklilik do^rusot AJna daydıım ki,hir çok resmi satohnı?, hem de iyi paraya. ıKemek tfraıat,. kusmuk. boşalti, ne derseniz de>in, bir takım kişilerln gözünde önemli, değerll oluyor. Kim ne diyebilir: Sanat yapıtı bir boşalım mıdır? Nasıl bir bosalımdır? Her boşalım insanı rahatlatır hangi türde olursa olsun, bunu hcp bilijoruz. Ama sanat yapıtı bir yaratmadır, boşalım moşalını «leçil. bir \aıatmadır Isneyle kuyu kazarcasına yiıceltilen bir vapı... Bir anda aklımıza ne geldhse, içimizden ne ecçthie, fırç.ımızr|3n lıarisi renkler. çizgiler dölnüdüyse onla n bir araya getirip insanlara sunmak değildir. Böylelerl de var elbet, basarılı da olnyorlar bir süre için, ama dikkat edin, çerçek. kalıcı büyük yapıtlar ancak unm çileler, çalışmalar, gerçek acılar, sevinçler, sancılar Içinde ortaya konulmuştur. Sanat, •kolay bir iş değildir, sanat yapıtı bir •boşalım» sonucu ortaya konan bir şey» hiç mi hiç defildlr. Son zamanlarda okurlanmdan siirler geli>or. l'çdört okur mektubunun içinden bir şiir çıkıyor. Her dönemde şiir yazmak heTeslileri pek çoktur. Hemen hemen her genç, şlir ^azar, ozan olmak ister. Derçilere, sanat >.a?falanna en çok gönderilen jazı türu. şiirdir. Alt alta dujgularını, nzlemlerini sıralarlın mı. şiir oldu bittı sanırsın! Niye başkalan benim bu güzel (1ıı>eulanmdan hoslanmasınlar, yararlanmasınlar devıp zarfa ko\up bir dergiye voUarsın! Bana da bö>le şiirlcr, ldmi zaman dosvalar dolusu gelir, getirilir. Hemen her zaman sorduğum bir soru vardır bövle kimselere: Hangi ozanları okudunuz, sevdiniz?. Çoeunlukl» pek SIR tanıtlar alırım, en köW. en değersiz ozanlan beğendikleri cıkar ortaya. Ya da hemen hemen hiç hilçileTİ >oktur eeçmişin, çağımızın ozanlarından, onların ürönlerinden. Ilk kez kenriileri yaznorlar sanki! Böyle dnyarlıklan ilk krz kendilen vasıvorlar". Bir şiir karaladım. eünlerdir cebimde, yaymlarsanıa sevin'rim». •Dmta ve düşünceleriml dile getiren bir şiirimi sİ7e gonderivorum» Buna benzer sözler. Sonra dizeler dİTr'cr Isterseniz adlannı vermeden bu ozan okurlanmın dizelerindcn hir kaç parça ^una>im. «Topraktandır sağırlar, ölüdcn kn>lpr ' Haramdır size verilen reyler / Harp alanı oldu bu güzelim ,\urt / Biraz onur varsa çekilln beyler / Aayifenİ7 ıı<ıiır' Ncdir isiniz? •Millct kan a?lı\or asu asımız / Ben halktan biriyim, ama tedirgin / Helallaşıp yollar INP ıvımiz fu tta biı baska OAanokurdaıı: «Yetmeı • mi, söylevin. vürsnllar boyu ezilmisiiğim / Bitmez ml, acımasızca ^ömürüldüğum bunca / Ağzıma deli bal yerine, ağufar çalması insafsızlığın / Katlandıklanra, insanlık dışı kahırlar. a? mı snyleyin». Bir başkası: Kol gezivor yurdumtın hpr knsesinde işsizlik \e açlık / Sömürgeci a^anlar çıkarlan nrsındp / \ermisler de vatan hainlernle el ele.» ?iir yaz rahatla Bu da bir slogan olabUir! Dizeleri n!t ,!" 1 MuHriıis nn coM\ırni7i laniıi". olu\oruz Brn *azdun, sövledim. gerisini başkalan düsunsün! Oysa soz bittı. da>andı bir sıınra. istediğiııiz kadar yazın. kitaplar dolıı^u dize tümcc. bostur artık En ijisini. en çüzeiini, en et'iiiı.sinı de vazınız değiştiremezsiniz bu tutumu, bu gıbir şey desişmez toplumda. Evlemse, bilinçli bir iştir. Biii'irsiT clıs' 1 inıslar «.Hoidiiı < "k zarar \aratir Belirü ereK leri serçekleştirmek için «rgiitler kunılnr. o örKÜtlerdp dlsıpiinli çalısmalar vapılır. halk vısınlan uvandırüır. aydmlatılır, sonra da oy çokluğuyle halkın ozlemleri. istekleri bir bir gerçeklestirilir. Ama üç bes dize yarap rahatlamak, «boşaldım». üstplik de «ozan oldum> demek. bir vamlgıdır, Bınle ofkeli dızelerle ne ozan nlıınur. ne de bir olumlu birikime katkıda hulunulur Uizeler yazarak bo^aian okuılarım özellikle genç ve he^ecanlı okurlarım. darılmasınlar tclerinden elbet gerçek O7anlar da çıkacaUtır \ma ho\le giincel olavları hemencecik iizplrrlp \,: ıinnk hi. <i( hpmen vavınlansın demek, lanlış bir tutıım niınor. Baksınlar edebtyat tarihine. «oıan»', adını tasımaia hak kazanmış kaç kişi var? Son çeyrek yüzMİda nn. \irmi ki<ii ya çıkar va çıkmaı .. Bu, en anJamlı bır gcrçpktir. (\ **ı. ^o . \s?\ e\lemın ontMtİprJciiı i vlenı îrp1mo7se ^"ç erkesin bir H»iliği rar. Kimi Invan pısınktır. kfml »tılfan, kimi çapkındır, kimi uslu; kimi tek ayak üstünde kırk yalan kıvırır, kimi gemi direçi gibi dosdoğrudur; kimi vureklidir, kimi korkak: kimi döneknr, kimi sözünnn eri: Kimine guvenilir, kimıne jTivenilmcı; kimi çalı$k»ndır. kimi tembel. Doğada ne kadar çiçek varsa, o uvıda kımlik bulunur. Yedi temel rençin bitmez tnkenmez türevlerince insan kişiliçi olosmuştur. Çoğu zaman karmı.«ık kimliklere de raslamr. Bakarsımı aılam bir eiin aslan kesılır, bir başka gün kuyruğunu kıstırıp kösesine siner. Bu detişkenlik de doğal karşılanmah. Yasam «ürpv borunea korkakhk da yürekUIik de insana öıjrüdür; iyilik ve kötni&k gibi. Ama kişi kendi gerçek kimlijpni lanır mı? A.Mianuı karşı.sına geçıp sormıış muılur; Ben kimim? Nasıl bir ldşiyira? Iıı^anın kendine hile ^öylemekten çekindiği kusurlan »ok mudur? Konuşmalara bakarsanız, herkes namuslu. herkes iyi, çükten zemhille inmiş sanki. Karaniık gece kuliıplerinde satısa çıkanlan kadınları dinleseniz içiniz sızlar: Ben çok namuslu bir ailenin kızıydım. Babam çok zen<ındi. Bir dedigimi iki etmezterdi. Bıırıva düşecek ln»an değıldim ama, kader bö>le>miş . Bir yakısıklı oğLan istemişlir kızı, babası vermemiıştir. Soma e\lenmek irin birlikte. kaçmıMardır. Ve yazık ki delikanlı kotü çıkmıstır. Orlalıkta kalınca kızcağız ne yapsm? iki sözu huğıılu anlatır da anlatır. Karşısındaki müsterı kös dinlcr. Iler gece kos dinle>en hir mu«,terı \ardır. Danı«ıklı diuiış surer biıjlece Diismüş kızlar >asam ö^kulerınl anlatacaklar. nıusteriler kos dinle. ip için için düşünecekler: Ha>di kızım. biz senın ne mal olduğunu biliriz. \A kıznı anlattıklan jtercekse? O^le olsa ne çıkar! ÇrwTf kı/ın kıiliğine flanıgasını Mirmuştur. Kişilik çevreden so.Mitlananıaz. Bır \anı insanın özüne bağlıdır kijilifin, bir yanı toplumun varçısına. I<aclamı üç kez borcunu odemedl mi ariı rıkar. Adamrağız ondan sonra ıstediğl kadar konn»sun. Ben namuslu adamım. borçlarunı zamanında öderim. Kiıııse iııanmaz. Durmadan atıp tutan. olağan&stü korkusuzlnk gösterileri \apan bazı kişilerin IZ Mart döneminde ödu paUamadl mı? Hem bu kisiler kendilerini tanıdıiar. hem çevre onla* ra değgin yar;ı»ını verdi. Kuskusuz kişınin korkması. insanca bir dmçudur. Kimse bu jözden kimse>i kına^amaz. Ama olduğundan baska hipimde gürunmeve çalışmak da bir aldatmacadır. Bu aldatmaca bazan ' ı«a sürer. bazan uzun. Genellikle toplumda kisilikleri iirrten çevre kofiıllan, yetişme süreci. sot.»al düzendir Niçin imam okuluna (fiden öyle. Sen Jozef'e giden böyle oluyor? tktidar koltuklanna tıımananlann kisiliklerini üretip biçimlendiren de toplomsal koşuUardır. Ltranda'da Idi Amin di>e biri rar. tngiHere'de tutunabilır mi tdi Amin? Amerikan Cumhnrbaakanlanna bakınız: Tornadan çıkmış gibi birbirlerine bennerler. Ya Lrdun Kralı Hüseyin'e ne dersiniz? Çöl üsrüne Injhllı bastonuyla çizilmiş bu üikenin «Küçük Kral.ı meğer Ct\dan para almaz mıymı?? Demek gerçekten kiirük bir krabnif Hıiseyin. Kişiiikten söz açmışken bizim poiitikacUarunıza da d«ginmek gerekir. Son zamanlarda üstünde en çok durntan Demirel'in kişiliğidir. Konuşması. kendine nzgü raantıft, sorulardan kaçışı. olağaniistü vurdumduymazlığı dillere destan oldu. Demirel'in kinliği için siz ne düşunürranta? Ama karşısına geçince. ya da her akşam teleıizyonda suretinl strrettikçe kendisi neler düşünür. l «tüne roman yanlacak bir adamın iljrinç çizcilerini taşıyor Demirel. Ben de bir sorü üstünde duruvnrum: Her uius kendine lavik yönetimi ve yöneticiyi bular, derler. Acaba biz Demirel vönetımine la>ık bir toplum mnyuı? .Sorunun yanıtı acı olabiHr. Söleyman Beyin »örüklene. rek geldigi noktadakl suretlne. sözlerine, davranışlanna bakıyorum ve diyorum ki. belki de ıuç onnn degil. Demirel"1 Türkiye'de geçerli kılan bir dünya rörüsü, bir toplum düzrnl üretti. Eğer koltukta oturabiliyorsa ve her seye karşın bn durumunn sürdürebiliyorsa, niçin Demirel'e kuslım? Demek ki bövle bir klmseyi yetistirip, üretip tktidar kolhığunda tutan bir toplumsal diize n söz konusudur. E\et, hujfün hozuk düzeni elestireceğünice Demirel I anlattık. ı.ünkü içinde yasadıeunıi'. boznk düıen. iki elli, iki ayaklı, iki gozlü Demlrei'de soımıtlaşnuçtır. ^ ^ * a. »fc^iü VİLLAV BAHAR ÇAGRISI Hâlâ yağmur, çamur, sıslı ve dumanjı ken'lerd* yaşayanlar! Sizı tasa bahar tatıllenniı için VÎLLA LALE'j* cagırıyonız • VILLA iALE'ye bahar gelmıştır. Guneş cam gibi, deni» ve hava masmavidir. • \ İLLA LALE, surekli kalorıfer ve sıcak suyu, zengin sabah kahvaltısı, devamlı çıkan nefıs yemeklen. müstakıl dairelerınde muzık ve televızyon yayını, ıç ve dış telefonu ıle hızmetinızdedır • VİLLA LÂLE, balayı seyanatıne çıkanlann doldurduju sayfıye pansıyonudur. • VtLLA LALE'de tam pansıyon l.W no TL dır. • VİLLA LÂLE, Turkıye'nın en temız, en ucuz \e luks p«nsiyonudur. • VrLLA LÂLE, BURHANİYE ÖREN'dedır. Tel: 343 BUKHANtTE 'Cumhunyet: 217*) Lâle ^ OREN Eleman Aranıyor Şırketımizin tstanbul'da bulunan Genel Mudurluk Kıdrosur.da görevlendmlmek üzere aşagıdakı elemanlar alinacaktır MUHASEBE ELEMAM Yüksek okul vçya Lıse mezunu, askerlıgini yapmı$, 35 yaşmı geçmernı? MtHASEBE ELEMAVi PAZARLAMA ELEMAM Lıse veya dengı okul mezun'j. askerlıgını vapmış 35 y». îinı geç.nemış, profesjonel çofor ehlıyetlı. serahat etmey» man: halı bulunmayan PAZARL4MA ELEMAM, PERSO.NEL MEML'RU Askerhğmi yapmıs, jiıksek oJml veya lıse mezunu, 35 yaçmı geçmemış s:gorta mevzuatına v?kıf, personei ışlennde asgari 2 yıl tecrubelı PERSONEL MEMVRL', Mmacaktır. İLGtLÎLERtN ŞAHSE.N Molla Fenari Mahallesı Gazı Sınanpaşa Sokak No 10 NCTÎUOSMANIYE/I3TANEUL adresıne başvurmaıan nca olunur. NOT: Müracaatlar glzli tutulacaktır. Cun:hur:vet 2171 Teşekkürler Yeni binamızda işe başlamamız dolayısiyle, bizleri hatırlayıp ziyaretimize gelen, çiçek ve telgraf yollayan tüm dostlara binlerce teşekkürler. CENAJANS Personei Alınacaktır. Işyen Umranı>cde bulunan PTT Elektronık Haberlesme Cıhazlan Laboratuar ve Fabrıka Mudurıuğunde tesısatÇi yarduncısı kadrolarına atanarak, bobınaj kabiaj lehım monuj, baskı devre. kaplama ve soğuK demır ışlerinde ça" lıştınlmak uzere erkek personei alınacaktır. a) En az Ilkokul mezunu, b) Askerliğını yapmış, c) Smav tanhınde 18 yaşını doldurmuş, 30 yaşından gün almanıış, d) Vardıyah çalışmayı kabuJ eden, Isteklılenn, 14/3/1977 Pazartesi gunu saat 09.00'da yapılacak sınav» girmek ıçın, Dılekçe, nufus cüzdanı, dploma aslı ve a adet fotoğrajfla en geç 11/3/1976 Cuma gunü saat 17.00 >e kadar Umranıye Şıle yolu üzenndekı Müdurlugumuz personei semsıns şahsen müracaat ederek «Sınav Gınç Belgesı» almalan şarttır. SELÇUK ÜNiVERSiTESi FEN FAKÜLTESi DEKANLIĞINDAN mi'. Matematık Kımya, Yer Bılımlerl, Botanik vr 2oo!o]i Bo'ıımlenne smavla Asistan Alınacaktır. 1 iseklılerın 113 1977 cuma gunu saar 17.00'ye kadar Dılekçe oır totograf ve oz geçmışlerını bıldınr bel
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog