Bugünden 1930'a 5,418,095 adet makale [Gelişmiş]



Katalog


«
»

DÖST CUKMUKİYET 4 rj.RI 1777 BfeBilUrRİNİ " N MUS, CAHillgiN VAjAPljl Y4fcftrAN,,. öN fCB/iF ttlTClAU YOKfifAM... Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca YAŞAR KEMAL YÜKÜ BRE YALAN DÜNYA «Adın ne serun? «Az:z Karsdamir.)' «Kaç nüfussun »en?» «Ottuz.» «Ksç çadır verdıier sana?» «Bir çadır.» «Kutup çadın mı?» «Kızılay, ak çadırdan. Beyyaa, yazhk:» «Otuz kişi onun içine ırd sıgıyorsunuz, haydı gideiim «min çadınna.» Köpek havlamalan Karda <jı kan ayak sesleri. kalabahk krvnusmalar ve ılerde bir ak çadır, Kızılay çadın, yazlık: Ötede bir kutup çadın. kocaman. «Adım Aziz Karademir. Avra> dımın adı Fatma.» «Şimdi say bana ne kadar Karademir varsa. baştan say • « .. Kemal. Cemal. Kema! asakerdir izinli gelmıştır. Cemal onbeş yaşında.. Kasım 15, Nesım 12, Cesim 6. eee Ferzande. sey Cesim 7 Muhammet iki yaîmda, Ahmet dön İki ailem var şimdi Allah için yalan yok. Aliye Fatma, Naciye.. Bunlar da kızdırlar. Safiye Vallahi ottur nüffusum vardır Ailahıma M'olıammedime» «Kaç kan v»r Aüahına dinine?» «îkl, şey liç. Dorttü, biri Mmüstir. O ölenin de vallahi bes çocuk kalmıstır. Aliaha şükür kımse olmed: depremde. Hamdolsun Allaha.» «Fikrcf hey, ben sayayın.. Pabim 70 yaşında. Kasım el'.i' yaşında var, Iorahijrı i:;rk ya^ınaa, Abdullah otu/". •K*rnal'o dd'diriz, ben Cemal yirmibeş Nesim onbeş, Kasım oniki. Cesim on yaşın ris var. Rss:n var o da yeddi yaşında falan vardır. N'esim var. (onu »ayd'.n s^sler:ı Ahmer altı, Muhammet ıkı. Safiye onbes falan, H?jîine yeddi, Haiit yeddi falan, Oguz da altt falan üç yaşmda varciır, Hürriyet var onu sayma, küçüktür çünkü. Adalet vardır, Yakup vardır yeddi falan Mrhmet vardır o da on falan, Halit oniki falan vardır baş ka yoktur. Şövle böy'.e altmı^ yptmiş bjyükba'. L<:j"üzell!i koy \oın vardır. iki ar falan rarrtır.» «Bu kf.dar çocuktan kaç tar.ssı okudu0» «Yaşı gelenler hepsi okumustur.» «Size depTçmden bu yana ne kadar yardım verdiler, tek tek say bakahm.» «Bir bu Kızılay çadın ban» vermişler, battaniye falan.» 1 «Kaç «Yeddi bat'anıye falan. îki tane uyku tulunnı, se.kız kilo çeker, dört b?ş paket çay. Başka bırşey yoktur.» «lyi düşün.» «Y'ardım faian. elbıse faîan aldım, eibiseler yirmi tane falan kazak, gömlek. pantol falan knnşık bir kucak dolusu. îki k?.rnyon eşya geidi. dağıtıldı. zatan işe yarayscak şey yoktu ki? Elbı sejT napam? Şirr.di açıkta kalmışız, napayım elbisey:'' Bsn gi? dim, anam ne yapacak. abim ne yapacak? Babam ne yapacak, o da açıkta ka'mış. I?te köyümüzü gördün taş taş üsürıde kalmamıştır.» Birisi yaklastı mıkrolona. Aya gı sakatınış önceden. BPŞ nüfus lu, buna da kocaman bır kutup çadın verilmiş. sobalı. Yardım almış, ama yakacak yoklufunclan yakınıyor. yakacak ısîiyor haklı olarak. Koca çadır var ama, yakacaksır. ben nasıl durg 1 bilirim içir.d? yakacaksız' Coruklar hep küçük, bense sskatım. Sonra Farisin çadınna girdik. Ona da buyük bir çadır vermişler, sobası yar.ıyordu, sıcaktı ıçi Bir kadın honıur homur ho murdanıyordu. Kıznıış belli. Öğ renmek istedim neden kızd\*ın:. Kocası Azız Karap'emir'in eşle v rinden binymiş e Aziz'e kızarmış çocukl?.nr.n adiannı neder. sayamadı diyf' «Ama Azız bir kadın daha aiacakmış. ne haber? «Alsın» d.yor «Cann: sağolsun. alsıın. Varmidaş çoğalstn diyor benim "rı".ı!;larım da olsun, faz la olsu'.". >'• diyor, askerlik yapsın lar diyor.. •<Adım Yj=uf Meter Van. Askerim, öır ay ızınlı geldım. Mu radiye ilçesı.r.n Yumakh köyün den. Şimdiyç ,cadar b:r yardım almadım. Dörr beş kere Muradi ye'ye ptnm, bir yardım alamadım. otuz nüfusum rar. Şimdiye kadar bize bir tane büytik kunıp çadırı vermişler. yiyecek. giye cak falan birsey alamadık.» Fikret OTYAM var ya, sakaiı ic:zıl, oer;.m arkaoaşırn 1 15te •> sancaların başıdır. îçimize bunları filler sultaru soktu. Bugünkü savaşı da bunlar çıkardı Az daha bır tek kırmızı sakal kalmıyordu. DikkRt edin, bu basbug kaçabilîr, kaçarken yakaIsyamazsanız öîdürün. Aman çocuklsr ona. or.'in sv.ncalar bası olduğunu bildiğimizi belli etmeyin.» «Etmeyiz ustamız » FillER SUITANININ. KARINCAIARA KARINCALIKIARINI UNUTMAURI; KENDilERiNi F;l SAYMAURI, TUÎSAKUKIARIKIN DUNYAHIN SONUNA KADAR SÜRMESi rÇIN KURDUGU DUZENLER BABINDADIR. Kanncalar kbr topal, aç sayn bahara çıkabildıler. Ama milyarlar kışm, karda kıtlıkta yan yarıya azalmıslardı. Gene de askla şevkle. kışm kendilerine yiyecek veren filler sultanının çağnsına minnettarlıkla koştular. Filler sultanı: «Bir saray daha ısterim bu yıl... Eski sarayımır, iki büyüklüğür.de olacak Hem de pembe sırçadan olarak. Hem de içinde kuş tüyü yataklar...» dedi. Hiç karşı çıkmadan, ikircik göstermeden: «Başüstüne sultammız», dediler. • Bir pembe taht da isterim, yer yuvarlagının tam ortasındaki pembe elmastan...» • Başüstüne sultanımız», diye bağırdılar b'Jtün kanncalar hep bir ağızdan. «Istedigin pembe taht olsun.» ' • Bu dağlara dünyanın en büvük has bahçesini isterim, yeryüzünde ne kadar çiçek tohumu varsa hepsinden getirip bu has bahçeye dikeceksiniz.» «Başüstüne sultanımız, yeter ki saı^ijt» > Evrenin bütün karıncalan emrinde, Asyadakiler, Afrika, Avrupadaküer de, yıldızlardakiler de...» «Yeryüzünde n« kadar ajaç varss. ne kadar meyveli. çiçekli a£sç varsa hepsinden de isterim.» «Baş Ustüne sultanımız.» ruleniyordu. «Nerede var or.dan. neye yarar kt?» dly» birkaç cılız ses çıktı kalabalıktan. «Vaşam suyıır.'i içen bir yaratık ölmer.lesır dünyanın sonuna kadar y?.sar. Her 5ek.«*n yılda da bir penç''şir». dedı sultan. iesi ikırc.ıkli. Gene birkaç cılız SPS snrdu: «O yaşam suy.ından nerede bulaMHıi* ki?» Filler sultanı art:k kannca srsine alışmı*. fısıîfı haliüdeki seslon bile dnyabiîiyordu. Ve îekmıl karınralar bir tamam filceyi ögrenmişlerdi. Onun ;ç:n karmcalarla konuşması şindi kotay oluyordıı. Hühhüdler de yöredeki çiçeklı af^c'arın dallanna konmuslar, se5si7İik içirde olanı bitenı seyreyliyorlardı. A^açlara sıvanmışlsr. f.ırııncu kepezleri dallarda katmer katmer. çiçekler gibı açmıştı. "Bilmiyorum». dedi filler sultanı cok W V riinlü bir seslp içini çek^rek. «Ah. bir yerini b:r hilseydım onun, çoktan aldırır getirtir içerdim.» Yaşlı bir karınra: «Beiki insanlarda vardır. onu da çalar g«tlriris sultanımıza.» Fiıler sultanı a n acı püldü: «Ir.sanlarda da yok ondan, hiç bir yars^ hkta aı yok. Insanoğlundan onu bir Köroğlu, bir de Köroğlun ın kır att içmiş. Bir de boz atlı Hızır içmi«. Rir de îlyas evliya... Baska içen yaratı^ı bilmiyorum yaratıklar içinde. Bana bulursanız bulursan:? siz kannra kullanm bulursun;ıj. İnssnoğlu bıılsa yaşam surunu, bir damİBsına neyı vermez ki... Bakm karde?1erim. bı yaşam snyu çolc"iv" |şç e^ej j^opvn, kajaa^ını bula«ık§lyr1 sak..'» .BularaSı;:!:) diye bağırdı genç yakışıklı bir Kannca. oSuîtan.mız ıçin değil mi, yeri gogü bırıbinne karacak yaşam suyunun kaynajırı eene bu'.acv.eız. Sultanımız da o uzun, o sdrkemli. o ku*al horijmunu daysîiıcak yaşam suyunun gönine, hiç çekmeden kırlt OTUZ NUFUSABİR ÇADIR, YEDi BATTANİYE iKi UYKU TULUMU SEKiZ KiLO ŞEKER VEBEŞ PAKET ÇAY.. «Başka n» lstegin var Yusuf, de bana?» «Çadır istiyorunı çacuklar için. nüfuslarımız fazjadır. Koyunlar açıkta kaldı. Enkarın aitında dört beş yatak çıkartilm. un çr kardım, kılimler. unlar falan aı tmda karın, yiyeceğim vardır toprak al'ında, bahsra kadar çı karmam. Onsekiz çuval un çuva lı k3İdı. riolu. arpamız kaldı yediyüz tenekc. inskicrin samanlan karın eltında. havvanlanmı zm yemfk'.eri yoktur yani körü bir riurumdayL7. «îlfikjısın. Peki çıkarsanıza yokluk cekeceğine. kazma îairek 1 yok m t «Yoktur.» «Ülülerinizi ney'e çıkarıp gömdünüz, vermedıler mi kazma kü re'.c17» fiDört vcde, beş Fvri<» kazma k\i rek bulduk, onbsş ölümüzü bununla görndük.» Haklısınız.n «Ottuziki giin oldu deprem ola lı, hayvanlarımız, çocuklarımız olmesinler diye ugraşıyoruz, yavas yavaş çıkarar^Jız el'oette, ne yspacagız başka?» «P?k: asker sana ge'.elim yir.e, is t ef:n nedir d° bann y?niden?» «Kazma kürek istiyorum. kepçe aleti istiyorum, hayvanlarım için yem ıstiyonım, samandı arpaydı. makir.ayd'.. ottu bunlan istiyorunı yedciivüz kovunum var dır sahibi yoktur. bakımı yanı. çok kötü durunidayız, bunlp.nn verilmesini rica rdiyoruz şahsen » Birisine döndüm: «Goçen seçirr.de oyunu kımp verdın?» «Millli Selâme'9 verçregim.» «Hayır hayır geçen seçımde kime verdin?» Etrafma bakmdı. b;r:!erin! s radı. sonra cevap verdi: «Geçen sefer mi? Bizim M°h met geçen sefer kıme vernıisı0 Nerde Mehmet? Haik PariMn» rermisri.» Ouvann aJttnda kalsaydık bundan daba lyi olurdu.. ler büyük kısım kalmazdı, mal da giderdi, can da. Cenabı Allahın dediği gündüzdür. Yani bi zun köyden seksenbçş hanadan. elli hasarlıdır, ötekiler de orta görrhüş'üf. Beş ölti. çok yaralı, iki kayıp, iki de ÇLkaramamışızdır. «Bızimki mezredlr. Taşkapımn mezresi bizi helikopterle indirdiler buraya. gunde iki üç ta jnn venrler, yatak yok. sergi yok. çoiuk çocuk hepsi hastadır. donmuşlar. Yiyecek yok, içıne yok, hükümet baksııı bize. bıze baksm, ne yapacagız böyle? Adı Zahir Güler'di. Gözleri do lu dolu sürdürdü yakınmas:nı: «.. Çamaşır falan mı? Verdiler begım, verdiler. Getirsem sar.a şimdi önüne töksem. sen böle atarsan, atarsm dışanya, dersin bunlan götür.» «Peki gideiim çadınna, göreyım onları.» Gittik cem'i gaffur hahnde. Bir bohçayla geldi. açtı, serdı karların iızerine, allı yeşillı ve ag layarak, «Bu bakarattır» diyerek. Tek kelimeyle anlatabilirm, «Üzermde ıt yatmaz.» Resimlerini çektım. Kimse alınıp danlmasın. çöp sepetine, çöp variline atamadıkla n eskilen halka yardım diye gnnderen'.eredir sözüm. bu »yıptır, ayıp. Ağlıyordu adam, ağlıyordu hiç kırarak ve soyleniyordu: «Duvarın altmda kalsaydık, bun dan daha iyi olurdu! Boyle haka rat oiur?» Olm3zdı elbei'e. Çadırdaydı dal gibi kadın. M»rarınîştı gözlerinin altı. kocası hestaymış evinde. Yedi çocu*u yetim kalmış. Tureyen şesiyle d?d:klerinı çevirdıîer bana: «Efmdim, köydeydi, ekmek pı şırecekti çolik çociğa. KocaM hasra iciı, yafıyordu diyor, dep rem olunca diyor. bia kaçtık. o adam toprağın altında kaldı. Bızi helikopterle getirdiler buraya. çadıra koydular, ama ne yatak. ne şu ne bu diyor, ne olacağız diyor. Ben diyor, o sırada çocuk ları kapıp kaçtım d:yor.» Yandım bu kelli kürtçe bilmediğime, iyi anlamadığıma. «Diyor. bize birşey vermemişler. Yalımz bize çaput maput vermişler. resimlerini çektiğin gibi.» «Yahu, o çamaşır dedigirüzden gayrı hiç mi birşey vermerr.işler bu kadma ve yedi çocuguna?» Makinadan sesimi dinliyorum. öfkeyle bagırmışım. Sakin sakin cevapladı: «Hayır. hiçbir şey vermemişler dir.» «Diyor ki» diye aidı blrlsi çevirıyi: «Diyor kt bize ekmek verdiler, karne vermisier makarna falan. Yedı nüfusa diyor veriyorlar, diyor ki üç kişiye bir ekmek, ya ni günde dört ekmek diyor. Makarna da vermişler ama dagıtma mışlar daha.» İsyan ettim. «Diyor ki bir kiio fasülye ver mişlerdir. Biraz da diyor makaT na vermişlerdir diyor.» «Peki sizlere şöyle pembe kan verdiler mi? Aldığını alacağıraz yazıiı?» KYermemişlsrdir» Haykınşlan. «Yahu, nasıl olur, en uzak dag köyîerinde gördüm, dağıtmışlar. Ercis'in çıkışındaki bu otuz kutup çadırlı yerleşim yerinde nasıl olmaz?» «Vermemişlerdir daha!» Sorradan öğrsnecektim. nöbet çi jandarma, komu'arnna telefon edecek. «Kumandanm, kumandarım, buraya asker gibi sıkı g:yn nıiş, elinde makinalar ol^n bır ( ndam gcldı. halkı kışkır*tmak '3 dır» dedigini!.. «Sen, sen k'me oy verdin, han gi partiye?» «Halka » »Agabey, a*lı şu: Köyde üeül gelen a^ası kıme vermiştir, o da ona vermiştir. büirsın burada aşiret dunımlar; vardır. Bilir b; zim aşiret Gurikaa aşireti. Biz, genellikle AP, yani Gınyas Kart3İa veriyoruz. Biz galibiz. bazim aşiref.en diye ona veririz.» • Amaaa. Gmyas Kartal gelmedı buraya, bıze. Hiç gelmemistir, sahip çıknıamıştır. Gelecek. oy vermıyoruz biz ona!» Bir ses: «Buraya trlevızyoncular da gel medi. tek gelen gazeteci siz oldunuz. siz gelmişsinizdir. Mennunuzdur.» «Hani şurada bi yakınan vardı, nerde o. gelsin yanınıa, adını so>"adını, köyünü desın.» 'Br>n Bekir Koç Yukarı Çökek KöyH Muhtanyım. Şikâyetimiz sudur; evımiz yıkıldı, biz buraya 23 hane Yukarı Çökek köyün den geldik. Taçkapıya bağlı Ku ruçcm köyünden geldiler, Haydarbey köyürden var. 5"ani aşa*ı j^karı bu kutup çadııh ki ottuz beş çadırdır. dördü bo, jr, beş yüze yakın insan br.rınmaktadır. Bizde yakacak verdiler, iki ara ba kömür, bir araba odun geldi, idr.ra edip yandırıyoruz. Ondan sonra devamlı yaamasa çocuklar idare etmiyorlar. Ondan sonra ne yağ veriyorlar, ne pirinç verı yorlar. ondan sonra r.e sigara ve riyorlar. ne syakkabı veriyorlar, IıiCbir şev venniyorlar. Evet dev îet vermiş, ecnebi vermiş. valilifie gelmiş, Erciş yatılı okuluna yıgmışlar. vernıiyorlardır. On dan sonra millet burda darhk çekiyor. Yani millet burda çok felâket çelciyor bahar oldu mu herkes başma bakar. çaraşına. ama kışdır. Yani biz çok müşkiı lat bır durumdayız. Beş kişi öldü bizden. Gtindüzdü, duâün var dı, yaııi öyîe gecp olSP.ydı köylli "İnsanoğlu genellıkle iki kısırndır, tiller ve kanncalar., «Şu dagın altındala bütun ambarları dolduracaksınız, çiçek, özü, bal özü, çekirdek özü, buğday. ot özüyle.» «Sen yeterk: ıs'r sultan::ri7.» «>v geçen yılkı g.bı gsne kenriiııire hıçry.r yiyecek topİP'riHjac^ksınız. Ck'çen yılki gıbi ?ene ben size vereceğim yıyeceginizi. Brty'.elıkle iki yere birden yiyecek toplamak;an kurtulursunuz. Sonra benim ambarlarım da sajlam. knnse de. hiç bir hırsız da benım ambnrlarıma korKUİanrıdan yaklaşamazlar.» «Başüstür.e sultanımız. sen yeter k: iste.» i^îöha çok şeyler istevecegim sizden...» «Seı. nt istersen başımtz üsUine.» «Bır kıc kaşıma makınası istevecegim. Böyle Ailahtan reva mı kı. siz kanncalanm durursen, b?n karda kışta kıj amette ka«nmüc ıstedıkçe gece yarıları dışanya çıkayım df. kı;:mı şu ulu çınara vereyim? Söyler.n, bir suıtaıra böyle kıç kaşımak yaraşır mı°» ''Kıç kaşıma rnakinası da yapacağız sııltanunız.» «Sv nıç kış kaşıma makinası yaptınız mı"» «Vdpmadık ama yapacagız.» «Ya yapamazsanız?» «İnsanlarda çok kıç kaşıma makinası var, suran.Euz, yapamazsak onlardan aşınrız.» «öyieysî sız kıç kaşıma makinası yapmags uî,aşmayı.T, insanlardan çalıp getirin.» »Insanlardan çalıp getıririz, sultanımız.» t^ıze güvenıyorum kanncalanm. Siz ben;m içiı.. bizim için her şeyi yaptınız yapaeak;:ni2. Bugün fiüerle kanncaların ka^f.sşlıkıernnn s'üz bininci yıldönümüdür. Yüz bin yııdır karmcalarla filler böyle bir arada özKürıiiK kardeşlik tçind» ypşariar. Kanncalarla fıüenn k?.rde?liğı bütün öteki yara'ık'.ara ötnek olmuştur.» «Olmuştur!» diys bağırdı karmcalar. '.Sız benden nıerr.nun musunuz?» diye kErıncalara sordu filler sultanı. xÇok memnunuz..) diye bağırdı karıncalar. '«Kenırtı ölmemi îstemçzsınız deftil mi?» glin k:rk gece lçecek. Sultanımıza yaşam »uyunu da buiacağız ki, başımızdan dünvar.m sonuna kadar eksik olmaya. Hiç bir şev yar»m?Tr^k. h.ıc Snr volr.ar vasam s"vn> n'aşamazsak insanlarla o hünerli, Rkılîı insanlariH ıso:rı.5t yapsr ts::? s'jitar>ıır:7a o yaşanı s'.ıyu neredeyse buluruz.» SuUan ses:ni daha da acılaştırarak konuştu: «Ahı. dedi, «ah benim can kardeşierim, kanncalanm, insanoflundar. urauau kesin. Bu istt; insantara en küçük bir umut bafelamayıu. ben insanlarla çok deneyimlerden geçnıışimdiı. Şu hüdhüdler başı kardeşün var ya. o dünya kunı'.duğundan bu yar.a tanır ınsanları. hem de ınsanlann sultanlannı tanır. L'lukepez!» «Buj"ur sultanımız!» Hüdhüdler başı ilerdeki ajtacm dalından uçtu geldı. sultanm burnunun ucundaki dala kondu. «Söyle bunlara insannğhınu», diye bmurdu suitan. «Bıınl&r demek ki, böyle konuştuklanna gore. ınsanlan îanımıyorîar De şöyie.» Hudhüdler başı boynıınu nzattı. gırrlağını temizladi, kanatiarını açtı kapaaı. silkindi, çok önemli bır şeylere, bir sözlere hazırlanır »ibiydi. «İnsanoğlu da geneliikle iki kısımdrr. Onların da b:: kısmı fil, bir kısmı kanncadır. Tıpkı buradaki gibı filler azınlık. kanncalar çojjnınluktur. Tıpkı buradaki ınsanlann fil kısmı yıl on iki ay ellerini ılıktan soâuğa vurmazlar. durmadan buradakiler gibi onlar da kıçlarını kaşıyıp oal özü. et ö»ü, çiçek özü yf'.içr Kuş sütü bile bıılur onlara onlann karınca'.an. Yalnız onlann ne fıllsri. ne de fillerir.in suitanlan bizim burr.daki filler gibi. sultanımız gibi tok göziü değiliprdir. Bakm bu kış siz aç kaldınız da, bızım fillerimiz, sultanımız nasıl yardımınıza koştu. Fil insanlar, kannca insanlar açlarından da ölseler. onlara bir zırnık bir şey vermezler. Bazı yrilar ÇOK iinip O!MT diinruria .in^an'^rmrslar in YARIN: ÇADİR (OCUKIARI TiFFANY GARTH
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog