Bugünden 1930'a 5,499,814 adet makale



Katalog


«
»

CUMHUftlYET tinlük ysşarmn güç koşullan lçinde, ekmek parası bir yana, yarını düsünmez büyük çoğunluk. Ya teknolojik dünyanın o mzlı çarkına kaptırmıştır kendini; koşar. koşar, kosar. Gün yetmez. Ya da, az gelişmişlığin kaderciliğtne «ıgınır; «yann AUah kerim» katlanışında. y konu!du|u» d8n«ndeyfr Ba^k* »dlarla söylersek, <La Turquı« Demirelıste», «La Turquie Erbakaniste», «La Turquie Alpaslaniste» dönemı. LAf aramızda. böyle dergiler çıkarsalar. nasıl da dehşetle bakar çagda? dünya. görtinüîlerine! Andersen'm övküsündeki gibi, çocuklar bile «Kral çıplak!» diye haySırırken, şakşakçılar eksik degil. «Büytik Türkiye», «görülmemiş manevi lcplkınma», «triiyon, trilyon, trüyon» düşlerinden geçilmiyor ülkemizde! Öte yandan, söylentileri çoktan a^mış çeşitli yolsuz'.uklar, yargı or^anlan önünde; öğretmenlere yarmlarımızın mimarlarına yapılan baskılar; Devletin. Cepheciler arp.sında parsellenmesi; Cephe kar.atlarmdan birın:n ak dediğine ötekin'.n kara demes; hem, artık yabar.c:!ara karşı bije: yarmlarımıztn umudu gençîerimizin v?tişrr.elerindeki başıboşlugu, engel'.emelere, yitirilen zamana aldırmayış noysa raman, yerine bir daha konulması mümkün olmayan en büyük degerimiz, sermayemizdir)) diyor sayın Tör. Ankara Devlet Tiyatıosunda ilk oynanacaeı akşam, Cephecı Kültür Bakanm. sayın Tör'ün • Sahte Ka'nramanlar> adlı oyunıınu yasakîamîisı anlamlı değu n n ' Alınabüecek çok kişı çıkar cıye mi. bu yasaklama? Öte yandan. Danıştîy, Yaıgıtay kararîannı tanımayan Gene! Müdıirlerin; öğretim üyeleri. ögrenciler büyük çogunlugıınca istenmeyen Rektörlerin. Ben vaptım. oldu» anlayısında. koltuklarına sarılışları: Osmanlı Düyunu Umumiyesini anımsatan dış borçiar! Pu sulasız kaptanlar.n elinde devîet gemisi, dış pol:tika denizlerinde bocalar durur: Dost, müt'ofik saydıkları devletler ambargo koyar; can düşmanı belledikleri komilnist rievletlerden yardım görür. kredi alır Cephe Hükiimeti! Yazmın başında sözünü ettığim Ka>makam. yıllar boyunca b:r şeyler yapmadan oturmuş; köylünün verdiği fidanı dikerek kurtulrnuş unutuîmaktan. Cephe ortaklanrın kılı kıpırda;nar. fidan gibi gençlerimizin öldürülüşüne'. VTIİVÎTs:te.» 'Okııl sözcükleri. Cepheciler döneminde. kitap. öğrenoi. öğretmen. okumak, araştvrma: yetişmek sözcükleriyîe degil de tabanca. bıçsk, zincir, kavga. yaralamak, bldürmek sozcüklerıyle eşanlama geiir oldu. Sürekli bir Cinayet Olmıpiyadındayız sankı: Yarışanlarm tümü siğda nlsun, solda olsun bizim çoctıklanmız değil mı? O beceriksiz, tembel Kaymakamın hiç degilse bir top agacı kalmış Elinümüze. Cepheciıcrden yannlara kalacak olan, bir mezarlık dolöura«ık sa\ida genç nlülerin sorumluluğa; kana bular.mış dikenler, dikenler, dikenler. 3 0 MMT 1977. G OLAYLAR VE GÖRÜŞLER Bir Anı Böyle de olsa, «Yanna ne KaiacaK benden, nasıl anarlar beni?» sorusu sarar kimilerıni. Aıle babası, hiç olmazsa çocukları, torunlan, adun hayırla ansınlar lster. Sanat adamı, yannın kuşakîarı da begensın, degerli bulsun, yararlansın umudunda yapıtlanndan. Bilim adamı, çahşmalarmın geieeek kuşakiara da katkısı oisun dileğmde. Gerçek devlet adamı, çabalannm, bugunierle yarınlar arasanda bir köprü olması özlemınde. Yalnız «politikacı», o herkesi herkesten çok düşündüğünü sdyleyip de kendınden başkasını düşünmeyen «politikacı», gününü gün etme derdmde. «Yann» umurtında mı? Gün, bugün. Yıllar oluyor şimdi. Orta Anadolu'nun tozlu yollannda. her tekeriek dönüşünde sarsüan bir otoraobille gıtmekteydüc. Bir yerde yolu sormamız gerekti bir köylüye: «Doğru gıdtn» dedi; «onbcş • yirmi kiîometre sonra, Kaymakarmn Agacından sola dönün...» Yola koyulduk. Oerçekten, tek bir top ağaçla karşılaştık az sonra, kıraç topraklsr ortasmda. «Kayrnakamm Ağacı» sözü taaümıştı aklıma yol boyunca: Neden bu ad verilmiş afaca? Varacağımız ü'e geldik. Vali tamdıktı. Ona sordum «Kaymakamın Ağacı» sözünün kökenini. Güldü; «aıılatayım» dedi: Bir zamanlar, ilçelerden birine bir kaymakam atanmış. Uzun yülar kalmış bu ilçede. Sonra, merkeze alınmış. İlçe halkı uğurlamaya gelmiş kaymakamı. Bir yaşlı köyiü, elinde bir Iidanla yaklasmış kaymakama: uzatmış. Kayrr.akam bir anlam verememiş yaşlı köylünün davramşına: «Ne olacak bu fidan?» demiş. Yaşlı köylü anlatmış: «Bunca yıl kaldın ilçemizde, Kaymakam Bey. hiçbır şey yapmadın bu süre boyunca. Nasıl ammsayacağız ser.i. r.eyini anacağız? Dik 511 fidanı giderayak: tutarsa, ona bakar seni anarız; Kaymakam diktiydi, deriz.>> Ne tür duygular lçinde kalmış Kaymakam bilinmez ama. dikmiş fidanı. Fidan tutmus: bir koca top ağaç olmuş, gür, görkemli. O gün buftiin de adı, «Kaymakamın Ağacı». KAYMAKAMIN AĞACI Seha L. MERAY sanki. yaşamı boyunca sayın Tör, kendi rıyla. O güzel deyımini kullanayım: • Doşverişszmgeçmeırtiş aklında:ı bir an bıle. Her aldıgı pörevi, beklenilenin üstünde bir düzeyde ba$armaga çalışmış. BasınYayın Genel Müdüriüğü sırasında yayınladığı, Türk kültürünü, sanatını, Atatürk devrimlerim dünyaya tanıtan, göğüs kabartıca <La Turquie Kemaliste. dergisini nasıl unutabiliriz? O dönerrn. .ihtiyarlamayan yaşlı adam> şöyie anlatıyor: «Kemalist devrimlere sahne Olmuş Türkiye, dünya ölçüsunde bir ilgi ve merak mencezi ıdi. En tanınmış yazarlar Türkiye'ye geliyorlar, mülâkatlar, tncelemler yapıyorlar ve memleketlerine döncüiklerinde seri makaleler, iritaplar yayınlıyorlardı... Kısaca, Türkiye bütün tarihi boyunca. dünya kamuoyunda o zamanki kadar hayranlık ve sempati konusu olmamıştır... Yalnız Ba"i dünyasırun değil, Doğudan ve Güneyden de, yan.i Asya ve Afrika'dan da bircok aydın kişiler ve gazeteciler, âdeta bir milli kurtıılus kâbesin: tavaî etmek isterlermiş gibi Ankara'ya gelirlerdi.» Yalnız .La Turquie Kemaliste» mi? Yeni Tiirkiye'yı her yönüyle tanıtacak daha nice yayınlar yr.pmış BasmYayın Genel Müdüriüğü o dönemde ressarnlarımızın yurt içi geziieri? İstanbu'., Kıırbağalıdere, Göksu resimleri yerine, bütün yurdumuzun. insammızın "»rçeklenni yaş?tmıştı en ünlü ressamlarınuz Devletin destefciyle. Bu tablolar BakanhWaTca, >kuru duvarlarını süslemek için satın alınırdı.» Saym Tör, Turizm Müdürliigü sırastnda Bergama'yı canlandınr yeniden: çağdas turizmin temelier'.r.i atmaga çalışır. N>w York 1939 sergismde. New York Times. Türk pavyonunu. uzıın viizyıllar dold'jran Türk kiHtüru ile Batı dinamizminin uyumlu bir kaynaşması sayarak över. Ankara Radyosu Müdürü iken, olanaksızlıklar lçinde sayın Tör'ün rap^ıkîsnnı bıırünkü Tr:T yapabiiıyor mu 1 Devlet hızmennden ayrılan saym Ior u:ı, sanata, kültüre önem vermeyi de öüev sayan özel Bankalara sanat danışmanlığı dönemi başıar. Ne ler yapmaz ki''. Çoraklanrnıza okuma zevkini. olcuma alışkanhğmı aşıiayacak. onların yaratifi gücünü işletecek, beiinlenni yükselteceK oociık dergüeri vajnnlamaktan tutun da. çocuklar arasın da geleceğin sanaıçılarını yetıştırecek karikatür yanşmaları düzenlemeğe kadar. yer.i bir çahşma alar.ı açüıı önünde. Sanat sösterileri düzenler; okullar için özel çagrılar gönderîr; «dolar taşardı salonlar» divor sajir. Tör. «Harika Çocuklar Kanunu» çıkartılmasmda önayak olur: tdil Birefe, Suna Kan'a daha başklarına yetişme olanağı sajlayacak yasa bu. Oysa bu;ün, Bütçenin ügiü bolümüncte. bu konuya ayrılan para, bir liramı\Tnış neymis! Şaşmamalı: «Harika Büjnjkler» donemindeyiz artık: Bakır. Cephe onderlerine! Özetlemek bile olanaksız «ayın Tör'tin. olanak sızlıklar içinde yaptıklarım. Hî!k ovjnlarıınızı ya şarmaktan. bölge şenliklerine: sanat kiraplanndar!. derRilerinden. süsleme sergilerine; müzi'r: ödüüerine; yaratıcı KUCÜ çeşitü yollardan desteklemeye; oyalar, çoraplar. kumaslar dünyasına. Saysak bit meyecek olıımlu katkıları. En iyisi. anılarıro derleyen kitabı okumak. Asıl Milli Eğit'm Bakanları, Kültür Bakanları, bu işlprle görevlı «yetki'.iler • sorumlular» okusalar bu kitabı, kimbilir ne d?rler? «Egitimîn, kültürun, sanatm, düşünün, böylesine geni; kapsamlı. böylesine yofjn ıçerikli, bizim gibileri boylesine aşar düzeyde olduçımu bilmiyorduk. özür dileriz halkımızdan; bırakıyoruz bu gorevleri: aynlıyoruz haksızcasına ;şgal ettiîimiz bu yerlerdent1 derler mi'' Uç Konu... D ünldi Cumhuriyet'te Ankara Bürosunun eîeldrîk tilerine değsin haberi şöyle başlıyordu; «10 günü aşkın süredir süregelen elektrik kısıtkmaları, üün gece çok. geniş boyutlara ulaşmış, yaklftsık 40 santral devreden çiKarak bütün Türkiye saatlsrce karanlıkta kalmıştır. Degişik yerlerde direklerin yıkümasından. baz; \erlerde petrol darlığı nedenıyle santrallara motorin verilememesinden ve ba^ı santrallanr. p'.ânlp.nan zamanda üretime geçemamesinden doiayı MC Hükümeîi son günlerde Türkiye'nin değışık böl°.elennde elektrik kisıtlanmasma gitmek zorunda kslmıştır. Daha önce 44 ilde uygulanan elektrik kısıntısı dün bütün Türkiye'ye yayılmış ve yaklaşık 30 mılyonu aşkın nufus karanlıkta kaımıştır.)' Büyük kentlerde ysşayanlar bilirier. Elektrik kesildl ml sular da kesilir, kalori/er çalısamaz olur. Kuraniıkta »usuzluk ve soğıık da bastırdı mı, «Büyük Türki>e»nin keyfine divccek kalmıvor. tlkemizin boyutlan gözönâne alındı^ında, özel sektörümiizün gelismesi büyümsenemez. «Gelişmekt^ olan devletler« arasında bu alanda bizi katkat aşanları vardır. Sözçeiimi uluslararası ihalelere girip büyük işler çe\irecek çapta fîünpy Kore Sirketleri oluşmustur. Buna karşın. fürkiye'de özel sektörün derlenip toparlandıfı. kendisine çeki düzen \ermek istediği de izieniyor. Şimdilik giimrük sıniTÎarı ortasında kalan seralarda yetisen özfnli bitkiler şribiriir özel firmalarımız: ama örsütlenme volıında çalışmalar >apmaktadır. Bu örçütlerden biri de Tt'StAD (Türk Sanayiclleri ve İşadamlan Oernejp) dır. TÜSİAD'm «GBrüş» adında bir kiiV k clergisi var. Küçük. ama kendi türünde ustalıklı bir dorgi Ü niteliğhıde hulunan CVörüş'ün Mart sayısinda. "4'ünrü BPŞ Yıllık Plân donemme gııerken. bir örc?ki plân donemirrten kalsn kamıı yatırırr.lan» serjilenmiştir. Bu konuda dergl şunları jazıvor: Cinayet Olimpiyadı! Nereden Nereye? Buşrünlerde sayın Vedat Nedim Tör'ün anılannı (Yıllar Böyle Geçti, 1976. Milliyet yaym'.an) okuyonrm. Okudukça, hep Kaymakamın Ağacı geliyor aklıma. Agaç degil, bir orman dikmiş «La Turquie Demireliste»? Sanmam k: desinler. Artık. sayın Tör'ür deyimiyle, «bütün Atatürk ilkelerinin acık eksilt En Eski Oyun!.. OKTAY AKBAL Evet TARTIŞMA Kütüphane Haftasının Düşündürdükleri 13. Kütüphane Haftası 7T, Mart 3 Nisan 19T7 tarihlerinde kutiamyor. Tür'ıc Kütüphaneciler Derneği Kütüphane Haftasma ilişkin «kutlama programı» da hazıriamış. Bu program uyannca Kütiip hane Haftası 28.3.1977 günü saat 9.00'da AmtKabri ziyareüe başlıyor ve 3.4.1977 paıar günü Ankara Türk Musikisl Korosunun vereceğı konserle sona eriyor. Biz burada programın eleştirisini yapacak değiiız. Kutlama programımn düzenlenişine karşı çıkrr.ak da aklımızdan geçmez. Yalnız belirtmek istediğimiz ve parmak basmakla yetinmek ıstediğimiz bazı konulara değinmek istiyonu. Amacımız düşüncelerimizi yazarak, açıklıyarak kısmen de o'.sa soruna bir yaklasım getirebilmektir. Kendi sarumhılııgunun bilincinde kişiler olarak duydugumuz sonımluluğu düşü nenierle paylaşmak, kütupha.neciliği kendis.ne meslek edinmiş kişilerle paylaşmak. Kütrüphanecilik haftasınm göstermelik olarak kullanılma sı ıstenilmiyorsa kütüphane ve kürüphanecilifın bizler taraftn dan (kütüphanecilıği kendisine mes'.ek edinmiş kişiler) bilinen sorunlarma sabip çıkılmah. va kit geçirilmeden çözüm yollan aranmalıdır. Kütüphanecüik Kürsüsü mezunlarının bugün kendi meslek leri dışında başka görevlerde çahşmış oîdukları bilinen bir gerçektir. Kütüphanecüik öfcrenimi yapmış kişiler neden kendı mesieklert dışında çalışsın veya çalışmaya zorlasm? Sebeplerini aramak gerek, araştırmak gerek, bu konuda düşünmek gerek. Onlara olanak sağlamak suretiyle kendi mesîeki konularında çahşmala nnı sagiı>acak aır düşünce egemen midir. bunu da düşünmek gerek. Kim ne derse desin v mız şu zamRnlarda memleketimızde bir kargaşa ortamı var dır. Bu kargaşa ortarmnda her kes can derdine düşmüş. kendi cannn surtarmanın çaresıni aramaktadır. Böyle bir ortarnda Kütüphane Haftasının kutianması göstermelik olmaktan öteye gıdemez. MQnleketimizın her konuda çözüm bekliyen soronlan vard;r. Bu sorunlar bir zincirin halkaşı gibi içiçedirler. Soaurüaraı çözümlenebilmesi için sorunlann çözümüne yakia^ım getirebilecek yeterlıkte kişilere sahip çıkılması, onlarm kendi mesleklerınde çalışınalaruıa olanai: sağ'ayabılecek ı düşünce ayrılığı gözetiimeksizin) yasal ve cazip değışikliklere gereksinim vardır. Günün koşullan ne şekilde bir yaşamı gerektiriyorsa, her kim olursa olsun günün koşullarına uygun olarak »n'a^.k ister. Sosyal sr:ivpr"fden yoksun üHtelerde paranırı etkenliği, paranın da yaşamdaki rolü belüdir. Bunun için meslek tutkusu 1 le «sen bu mesleğin kahrını çek, kul bilmezse Tann bilir» denilip, bu düşünce ile hareket edilemez. Dermeçatma yapılarda, toztoprak içinde görev yapan veya yapacak olan Kütüphanecüerden hizmetlerıne uygun (Derece: 4> kadro esirgenmemelidir. Kadro verıl memesi halinde İş riski, işgüç lügü ve teminindeki güçlük zamlanyia parasa1. ybnden Itorunmalı ve gözetümelidirler. Halk Kütüphanelerinden halk sözcügünü kaidırarak il kütüphanesi veya ılçe kütüphanesı diye isim değişikliğı yapanlar kütüphanelerin etken hale getirilmesinden yana iseler küt.üphanecileria raesleklerıne dönmeleri için hizmet dunımlarına göre yeterli kadro veya ek ödentilerle kütüphanecüenn maddi olanaklarını arttırmakia ise başlamalıdırlar. Başta da behrtildigi uzere bu konudaki sorunların çözüm lenebilmesi için somnlann çözümüne yaklasım getirebilecek yeterllkte kişilere sahip çıkılmadıgı sürece kütüphane haîtalan göstermelik ve yüzeysellikten öteye gidemezler. Bu bakımlardan «Kütüphane Haftasunm Türk Milletine hayırlı ve ugurlu olmasını dileyerek açılısı yapacak olanlar biraz d& ne yapümış veya ne yapılması programlastınlmış onlan söylemeleri halinde görevlerinı yerine setirmiş olurlar. Aksi haide çok yazık... Öfer GÜNDOĞDU Ktttuphaneci «Kiüiu yatırımianndakı gecıkmeler ve dişjer ned^nlerle orıaya çıkan yeni maliyet artışiarı olmasa dr.hi, bugünkü uygu^ama programlanna göre 4'üncü Plân döneminda bulunması gereken «yeni projelerv bir yana, sadece devam eden kamu yatınmlarının 4. Plâna sarkan yatırım yükünün «14 mılyar 498 milyonu bulduğu. bunun döviz kısmmın ise 9 mil var 151 miîyon doiara ulaştığı hesaplanmaktadır. Devam eden projelerde büyük atjırlığın enerji sektöründe biriktigi an:aşılmaktadır. Diğer önemli bir kesim imalat sanayiiriir. Her iki sektörde gerekJı finansman ihtiyacımn önemli bölümü döviz şeklindedir. Başka bir deyışle bu yatınmiann 4'üncü Plâr. döneminde tamamlanabilrrıesi için her yıl en az 2 mılyar rioların üstünde bir dış kaynağa ıhtiyaç duyuiacaktır. Bilindiği gibi 1976 \ılı ihracat geliri 2 müyara ancak yaklaşabılmıştir.» fiöriiş derRisi «Dördüncü Plâna Sarkan Yatırımlar»ın bir de tablosunu vermiş. Buna göre enerji 191 milyar llralık yatırım vüküyle birinci sırayı alıyor. 4'üncö Plâna sarkan toplam vatmm yükünün altından nasıl kalkılacak? Yeni ınaliyet artışiarı hu yükü ne ölçüde a^ırlaştıracak? Bu fonılan her elektrik kısıtlamasında yurttaşlar karanlıkta düşünsünlcr. «Seçmenden serçek duromnna ilişkin bilgileri gizleyerek ona özçür yoldan tutsaklığı seçme olanağı tanıma. burjınazinin en eski oyunudur. Yolunu seçmek isteyenin grreksindiği sşey. bilgidir. Notalan okumasını, piyano çalnıasın' öğrpnmesi engeüenmiş birini. bu müzik gerecinin önüne gotürüp, ona. dokunacağı tuşları seçme konusunda özgiıriük taııımak. ne sonuç verebilir?» Bertolt Brecht böyle yazmış 1954'te... Batı Almanya için durum böyle olursa bizitn için niye daha beter olmasın? Liderlerimiz söylüyorlar, ancak 2000 yılında Almanya'nın hugünkü düzeyine ulaşacafıınızı: Öylevse bir Alman bile gerekli seçmenlik bilgilerini, yetençğini edinemediğine. özgiir yoldan tutsaklıği seçmekten haşka vol bulamadığıruı Rcre, yiiıde elliden çok okvımasızyazmasız halkunızla iyi, dürüst, doğru. gerçek» bir seçimi biz nasıl yapabilirlz? Üzgiir yoldan tutsaklığı seçmek!.. Drmokrasicilik ovnamaktır bu... üy lıakkınız var rnı, yar, gidip dört yıltla hjr nıiUetvekîllerini seçiyor musunuz. evet... Sanki, bununla her iş bitiyor! (üttiniz oyunuzu sandığa attınız. Özgürlükçü demokraside yasamanın nimetini tattınız! Ajırlığıni7i koydiınuz bir kefeye... Ama kefedckileri ne denli seviyorsunuz, tanıvorsunuz. fiiveniyorsunuz. kendinize yakın buluyorsunuz? Elinize aldıfınız oy pusuiasına, daha floğnısu oy cetveline iyi bakın. Kaçını tanıvorsunuz. değvrini blliyorsunuz, sizin haklarınızı savunacaklarına Inamyorsunuz? Hemen hemen hiç birini. . Partiler kendi aralannda bir takım adları sıralamışlar, seçlm kurullanna bildirmişler. Falanca partirien şunlar, feşmekânca partiden bunlar! Siz oy vrrraeye gitiiğiniz anda liste başında kimler varsa «milletvekili» seçildiklerini biliyorlardı zaten... Cç onüan, iki bundan. bir ötekinden. Bunda yanılma payı, olsa olsa bir İki sandalyeııin ordan nraya geçmesidir. KcsinJikle belli olan llste ba^larındakilerin önceden «seçilmiş» olduklarıdır. Siz onaylıyorsunuz valnız. Partililerin tuttuklannı. size sunduklannı onaylıyorsunuz, hepsi bu!.. Seçmek, kolay iş değildir. Avnı cinsten iki üç eşya fçinden birini seçmek bile bir beceri, bir anlayış. bir befeni işidir. Eş seçmek. dost seçmek, arkadaş seçmek, iş seçmek, yol seçmek ne denli giiçse, bizler için ne denli sayısal bir değeri. bir önemi varsa, bizi yönetecek insanlan seçmek. seçebilmek de övledir. Belki çok daha önemlidir. «Halkın, Iıalk tarafından. halk için yönetilmesi» diye tanunlarlar demokrasiyi, yani halk yönetimini... Halk kendi içinden temsilcilerini seçecektir. Ama nasıl? önce partiler olacak, o partiler kendi içlerimle bir yönetici kadro oluşturacaklar, o kadro seçimlertie adayları saptayacak... Parti yöneticilerine karşı pelen, onların yonetim biçimlerini beğenmcdiğini söyleycn kişiler aday olabilirler mi sizce? Olanak yoktur buna! İlle de o yönetici kadronun dümenine uyacaksınız. uyduracaksımz kendinizi... Bir de parasal sonın var. Aday adayları bol bol para harcayacaklar. Partiye yatıracaklar. ün seçmeıı oyunlarıııa yatıracaklar. gezip dolaşmaya yatıracaklar. Anlatıyorlar, duyuvoruz. bir adayın seçim çideri >"üz bini buluyor. çoğu kez geçiyormuş! En azından yüz bin. Gelsin de halktan bir kişi sonu da belli olmayaıı bir çirişime bu paravı yatırsın bakalım! Bu iş vine paralı. sırtım sağlam yerlere dayamış kişilerin arasında geçen bir yanşma. Ne derler hani, bir himıet yanşması! Kinıe hizmetse, kendine mi, halka mı, partiye mi. belirli çevtelere miT Seçimler en geç ekimde. Belki daha da önce. Burası belli değil... Ama kesin bir şey varsa. genel seçimlere doğru gidiyonız. Bu konuda daha çok yazılar yazacağız. sözler söyleyeceğiz. Sonunda herşey olacağına varacak «Özçiir yoldan tutsaklığı seçme» oyununu bu tutsaklık bambaşka bir tutsaklık elbet oynarken herkesin yazması, söyleşmesi de kurallardandır. Toplantılar. .vurüyüşler. bu arada kavgalar. tartışmalar. belki kanlı tertipler, herşey herşey var bı; «eski oyun»da. . Bizim gibi «geri kalmış» ülkelerde bu oyunun en ilkeli ovnanır. Almanya'larda, Fransa'larda. ttalya'larda daha üıcelmişleri.. Brecht'in «Sosyaiizm İçin Vazılar» adlı kitabmı okurkcn rastladıın vazunın başında aldığım sözlere . Bertolt Brecht'in seçim konusunda bir söziinü daha sunayun size: «tBugün dilesem ıle varavlanamayacagım kimi özgiirlükler var hiç kuşkusuz. Örnetin uygar ülkelerde alışılageldisi gibi seçebilme olanağına sahip değilim.» Seçebiime olanağına Brecht sahip olmadığını söylersc, bizler nasiı sahip olduğumuzu sövlevcbiliriı? Biz, seçilmişleri onaylamakla \ükümlüyiiz! Seçvnen değil onaylayanlarız... Gerçek bir seçünin koşullan mı? O daha uxak mı uzak bir ufukta... Bir garip Türldye'de yaşıyonız! Diin Renkll Günavdm'da okuduğumuza göre. Eskişehir Ticari tlimler Yüksek Okulu öçrencisl 19 yaşındaki Ali L'lusoy. Şişli Sivasal Biiimler Okulu çevresinde elinde para rantasıyla yakalanmıs. Çantada İî5 biıı lira var. Polislpr nğrenciyi önce banka soyguncusu sanmışlar. Ama Ali demiş ki: Bu paravı babam bana ntomobil alayım diye verdt. Baba.sına sormuşlar. Bir ilâç şirketlnln en büyük ortağı Gültekin llusoy: dim. Evet, demiş, oğlutns bu parayı otomobil aisın diye ver tşin tuhaflığı şu ki, paralar hep beş yüılük. Böyle de otomobil alınaya gidilir mi? Şişli Sivasal P.iümler Okulu çevresi hep komando dolu. Çocuğun elinden ya paraları alırlarsa? Kamuoyu zaten komando örgiitlerinin parayı nereden bulduğunu sorup duruyor. İşadamı haba, bir daha çocuğnnu twwrı«tl»il almaya ıjönderirken eline hir çek versin. Özel «ek. törcülerinüz yeni alışkanlıklara mı yöneliyorUr? •»••»»»•••••»••»••••••••••••••••»••»»»»•••• | Sekreter Aranıyor A\ukatlık bürosunda çalışacak dfiktilo bilen sekreter aranıyor. Abdülhakhamit Caddesi No: 8, Daire: 6, TELEFON : 45 27 99 (Cumhuriyet: 2944) \ Bilimsel Bir Konuda Yanlışhk... «Charles Robert Darwin» dirimbi'nmin göriiş ve bilgi evrenini dar çizgilerden kurtanp genişıeterek; kuşkusuz bilim dünyasuıı ilgilendiren bir çok konuda devrim yapmıştır. «Dar•win»in hayatını anlatmaktan çok. onun insanlığa 'bırakUğı yapıtiarında, nelerin olup oirr.adığını bilmek; daha da onemlisi. aydınlarımız ve bir şeyler bilıyorum gıjismden atıpsa\uran, toplum biümciîenmizin söyledıkleri yanlışlan tartışmak!. Büyük daiıiler arasında yeralan «Darwin,» Fransız hayvan bilimcisi (zoologi «Lamarcsm az da olsa, vargılanndaki af'edilmez hataları düzenlemeye başlamadan önce; «evrim» (evolution:sme"ı kuramını (teori» getirmiştı, bilim dünyasına. «EvTim» kuramı dirimbilim (BiyoloJO için yadsınamıyacak kadar büyük bir öneme sahipti. Tıpkı atom kuramının. lizik ve kimya biliml dallannda kazandıfı önem gibi.. Ulusumuz; hükümetin. beceriksiz. başansız çaresizliği sonucunda meydana gelen ve ekonomik bunalımm üzerine siyah bir yaplıboya cekmek için canlandırdığı anarşiyle; her alanda faşizm ile karşı karşıva kalmıştır. Eğitimi, kültürü bu oramda. köklü o'.arak örümleyemiyoruz. Sağ çevreler, çıkarlarına ters düşragü için, bilirain yeni veri ve bulgularınm gençliğe; halka; ulaşmasını. bilerek istemezler. Kendi sempatizanları ise, onlann görüslerine kunı kuruya kapılıp inanrnası. daha acıklıdır. Bundan ötürü. sömürü düzenini egemen kılmak için toplumlarda bilgi; bilim anarşisi yaratmak tan da çekinrr.ezler. Konumuztın özüne yaklaşmaya çalışırken. feodalkapitalistlerin (ana maicılarıni yenştirdiği, ya da aldatabildikleri suçsuz, faşist militanlarla toplumunıuz içinde yıllardan beri süregelen; defişmeyen. hiyerarşik; bilgilerin yalan yanlış bir şekilde çarpıtılarak sunulmasma dikkatlerinizi çekmek isterim. «r>arwin»in gerçekten insanın maymundan türeyip türemediği konusundaki görüsleri ne derece doğrudur?..» sorusu kamuoyunda tatmin edici bir şekilde halâ cevaplandırılmamıştır. Sol çevreler, bilimsel görüşler'.e herkesin yoğrulmasır.ı isterler; doğrudur. Sağ taraf ise. bunu takdir etme anlayışına sahip değildir. Fakat, sol ilericüik ve bılimsellik açısından hataya düşmemek için okumalı. araştırmalıdır ki; s a | , bilimsel görüşleri bir bahane ile kır'.eterek, halkın; gençüğın; gözünde değerin: düşürme sin. açık kapmasın. Bilim saygısı olmayan faşistler; her zaman derler, sol bilinci olsn bireylere: Siz «Darwin»in evrım kurammdaki. maymun görüşüne inanmakla günaha gırıyorsunuz ve komünistsiniz. Ne garip ki, solcularımız da hiç tmmayan bir sevecenlikle degil de, saflıkla bu soruya şöv le yamt verirler: «Bizim günaha girmemiz söz konusu değildir; bizi. asıl ilgilendıren, «Dar wın»in görüşünün doğru olmasıdır.» însanın maymundan türediğini. «Darwina hiç bir laman kesin olarak savunmamıştır. Böyle bir görüş doğru değildir. Kaidı ki, bu konu ıle ilgılı aydın'.at'cı bilsi. SBvm Doç. Dr. Bozkurt Güvenç'in. «Darvin' ın Decugı. DemedİEi..» adlı «15 kasım 1976 pazartesi» tarihini taşıyan, «Cumhuriyet» gazetesindekı yazısmda yeterince verümişti. Yazıda şöyle deniliyor: «Darwin, bu Unlü denemeİerinde ne de başka herhangi bir yerde ınsan soyunun maymundan geldiğini yaznuş, savunmuş değildir. Ancak, ken disine, «Ana taraftndan mı, yoksa baba tarafuıdan mı may mundan geldiğini?» soran şımarık bir muhabire Darwin, «Gerçekleri görmemekte direnen ve oniarı çarpıtmayı meslek edinmiş bir türün soyundan olmaktansa; gerçeklere say gılı bir maymun soyundan gelmeyi tercih ettigi» cevabını ver miştir.» Görülüyor ki, •Dar••n gelen bir soruya « i» yanıt vermiş, fakat bu cevap değistirilerek. gelişigüzel anlamı saptınlmıştır. Günümüzde, kafalarda böyle bir kanı onun için yaygınlaşmıştır. «Darwin»in hazır bulunmadığı, fakat arkadaşları Hooier ve Huxley'in hazır bulundugu; 1860 fcaziranmm sonunda, Eritanya derneğinin bir toplantısında görüşlerine karşı olanlar, dinleyicilerine bir konuşma yaptıiar. OsiıoÎTd Bishop bıigisizce saldınlarda bulundu. «Darwin»in savunmasını üzerine alan Huxley onu şöyle kınadı: «Ben buraya sadece bilimin savunmasını yapmak üzere geldim. Şimdiye kadarki konuşma larda sa\unduğum varlığa (mis tik yaratıcı kasTediliyor) zarar vereceic herhangi bir söz duymadun. Dikkat edilmesi gereken nokta: «Darwin» insanın ne maymundan türediğıni ileri sürmüştür ne de «Tanrı»yı ınkâr etmiştır. Ancak, layik bir çerçevede. dini karıştırmaksızm bilimsel incelemeler yapmıştır. «İnci:»i eleştirmiş ise bunda haklıdır; çünkü. gerçek; göksel «İncil» Haçlıların Kudüs savaşı sırasında kaybolmuştur; dör: tane başpiskoposun ayrı ayrı kişise'. oorüşlerine göre yazıldığından evren ve dünya hakkında çözümlej'ici, doyurucu bügi verememektedir. Ayrıca. köklü bir irdeleme yapacak olursak; «Lamarc» ve «Dar win»den önce evrimcıliği (evolutionisme) tahmın ederek; «uzuvları ihtiyaçlann yaratabileceğini» açıklamasıyla. <(Diderot» savunmuştu. Nitekim. «Diderot» şöyle der: «İnsan, bedence üstün hayvanlardan pek aynlmaz. Sindirım. soloııum, kan dolaşımı organları ile ıskeletı bir maymun ya da köpegmk:ni andınr.n Fakat, cDiderot» dirimbilimcı değıldi: bunun sözü de kanşurılabilir. Aydınlanmınn, sin. haltamızın bu gibi konular da; aceleci, yanlış bir savunma yapmamalarını saük veririz. Degil salıfc vermek; dogru sonılara cevap vererek şüpheli: toplurnumuzun, yoğurüuğu ağır basaa değer yargıiannı bilinçsizce sarsan; kar&nlıkçı bilgilerden kaçınalım. Böylece. bilim adamlanmıza da karalama yapılamaz. Öyle umut ediyorum ki; bu ve buna benzer hataları mız bir daha tdcra,rlanmıyacak tır. Selahattin ALTINTAŞ Torul Gümuşhane Saym Elâzığ'hlar: Geleneksel Kına Geceniz 2 Nisan 1977 Cumartesi günü Taksim Sheraton Oteündedir. Bilesiz. TEtEFON : 26 31 71 25 34 70 44 94 98 fCumhuriyet: 293P1 DÜNYAYI GEZDİREN ACENTE. TEŞEKK Ü R Demokrasi, Banş ve Toplumsal Kurruluş mücadelesinde faşistlerin katlettiği yiğit evlâdımız Enver KURT'un acısmı bizlerle paylaşarak dayamşma gösteren CHP Genel Başkanı saym. BÜLENT ECEVİT başta olmak üzere. sayın Orhan EYÜPOCLU'na, Demckratik kuruluşiara. tüm miicadele arkadaşîanna teşekkür ederiz. Ailesi ve akrabaları adına. Baba.ı. MusUfa KtRT Cumnuriyet: 2938 OTOBÜSLERve ÜCAKLARLA tliınıjaıiın göresine gcadl gezı karanınızı vermeden lütfen pnogramlanımızı inceleyiniz. OKTAY AKBAL 1977 YAŞASIN EDEBİYAT EDEBİYAT ÜZERiNE DEMEMEIER SANOER YAYINLARI 20 LiRA YENi ÇIKTI (Cumhuriyet: 2940) bos gunlerıni bireğitirn programımızı tanıtaral ^ değerlendir BILIMSSL EĞİTİM «RAÇUtRI * Ş Oumen sk 38 Dumen ap GuTiu?suyu l ! !«nt>ul t«l 4 5 62 4ü4a 09 91 * ünıyersiteji öğrenci Beyoölu İstikiâl Caddesı Tel:44 B 9 (Motil: 52 2933) (Cumhuriyet: 2937
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog