Bugünden 1930'a 5,458,406 adet makale



Katalog


«
»

er dönemds. her yerde, toplumlar içinde ller:ye ya da j>er:ye donak akımlar» rast'.amak olağpnaır. doğaldır. Turkiye'de de sözle re çeşıtli yayınlarla bu tür akımların savunulduğuna tanık olmaktayız. Ancak. gıtierek rejimi amaçlayan bu tür söz ve yazılar yüksek makam sahibi resmi Kşilerce övülürse, rejıme ters diişen bu akımlan güçlendirmeğe yönelîk kararlar alınır, sonra uluslararası konferanslarla bu kararlan uygulama yollan, lâyilc bır ülkede halifeliğin kaidırılış yıldönümünde Siret konferansı vesile kılınaraK (Eu konferans şimdilik ertelendi) aranırsa, bu, Anayasayı çiğnemek, onım üzerine edilen yemine ihanet etmek olur. Aslında 53 yıl gibi uzun bir süre sonra yeniden hilâfet 'halifelik) sorunu üzermde durmalc üzücüdür. Ama üzücü de olsa gerçekleri görmek, göstermek, onları görmezden gelmekten dalıa lyldlr. B OLAYLAR VE GÖRÜŞLER Bugün Kaldırılmıştı Doç. Dr. Bahriye ÜÇOK Kontenjan nnı tartışırlarken, peygamberUgin Allah vergisı oldugunu, onun yerine geçecek kimsenin ise yalruz deviet yönetimi ile görevli bulundugunu kararlaştırmışlar. bundan dolayı da kendıne .Tanrı Elçlslnin Hallfesi» sonradan da «Emir ülMü'mlnîn» demişlerdır. îslâm Imparatorlugu parçalanınca, ayn ayn yerlerde devîet baskanlanmn yani halıfelerin bulunacagı kabul edilmıştır. Ömegin Mıstr'da bir Fatiırâ devleti kımılmuş, İspanya'da, Irak'ta d i ayrı ayrı İslâmArap devletleri hüküm sürmüstür. Bu üç büyük ÎslâmArap devletüıi üç ayn haiife yönetmiştir. Halifelerin sor.radan doktrinde saptanmıs olan görevlerine baktığımız zaman. bunlar arasında imamlık görevi dışında dogrudan dogruya dinsel hiç bir görev görmemekteyiz. llk dört halifenin kimi fıkıh sorunlannı çözmüş otaıalan, onların halifeük görevlerinin bir sonucu degıl, kendilerinm Ashab'dan o'.maları ve sorunun çözümlenmesi yolunda vardıkları sonuçların hadis ve içtihat kabul edilmesindendir. Daha sonraki halifelerin içinde içtıhatta bulunabilecek yetenekte olar.ların içtinatları ıse yalnız bu yetenekîerinden dolayı kabul edilmiştir. Yoksa halife olduklanndan dolayı degıl. Az önce de belirttiğim gibi İslâm'da din adamı yoktur. Hiç bir dönemde de olmamı?tır. Halifeiîin de dinsel yetkileri yoktur, yetkilen slyasaldır. D:kkatlere sunmak isterim kl, brnak kesmeh, eakal bırakmak, erkeklerin omuzdan aşaği inen saçlarını örmek gerektiğine değgin konular uzerınde bile birçok hâdisler mevcut olduğu halde, halifenin nasıl seçıleceği veya atanacağı, halıteligin koşullarının neler olduğu hakinnda hiç bır hâdıs yoktur. Çünkü halife seçmek, atamak dinsel bir konu degildir de ondan; slyasal bir koSenatörü nudur. Bu da zamanın örf ve ftdetlerlne göre Jeğişir. îşte seçimle ve bir takım koşullan kendinde toplayarak iş başına gelmiş olan ilk dört halife devri ki, aranan koşullar bu halifelerde mevcuttu ve bunlara gerçek halıfeler denilir; yanı «Hilâfeti Hakikiyc». Ondan sonra EmevilerAbbasıler ve daha sonrakilere ıse «Hilâfeti Suriye», yanı buna biçimsel hilâfet denilebilir. Bunlar daha çok «Galebe» yoluyla, «Kahriye» yoluyla yanı «Guç kulianmak» yoluyla iktidara geçerlerdi. Yavuz Selım Misın amuctan sonra. son AObasi halifes: Mıitsvekkıl'i Istanbul'a getırmış bır sure sonra hapsettınrr.ştı. Kar.uni SüleymaM tan ta geçtıkten sonra Mü:evekkılF;n Kah:re'ye donm??r.ıe. orada haiife sanmı taşınıasına değer vermemışti (1). Çünkü Mısır'da son Abbasi halifelerinm durumu bir şeyhten daha ileri değildi. Gene tarihin sağlam kaynaklarında Mütevekkıl'm, Yavuz Selim'e hilâfeti devrettiğıne ilişkın bir işaret yoktur. İCİ CİCİ MUHALEFET Mİ? ir DP milletvekill CHP İçin: Cici rauhalefet.. demiş. Gerçekten son zamanlarda CHP'nin »esl solajtu çıkmıyor. Oys» buçün ülkenin en büyfık partisl CHP'dlr. Partı, afirhjınca gücünü ortaya koyabilse. tabanda örpütsel, tavanda kadrosal bütünlük içinde kuvvetlerini seferber edebilse. iktidan dut ağacı gibi silkeliyebilir. Yapamıyor bu işi Halk PartiM. ^"e son günlerde bereket ki yapamıyor. Çünku muhalefetin gevsekliği, MC koalisyonu icindeki çellşkilerin kabarmasına, çatışmaların keskinleşmesine yaradı. AP"ye can acıtıcı yumruk MSP yönünden geldi. Oysa dannadağınık rörünümdeki MC ortakiığımn sert bir CHP mnhmlefet karşısınıta yakuılaşıp toparlanması olasıydı. Galiba İnsa bir süre daha, CHP'nin «bekle^ör» taktifinl uygulaması gerekecektir. • Suııf çatışmaları, sermaye biriklml sürecinde keskdndir. Batı, bu tarihi yaşadı. Az gelişmis ülkelerden çoğu şinıdı ayni dramın içindedir. Ne var ki. bu iki olay eşdeğerll sayılamaz. Turkiye'de özel ellerdeki sermaye birikimi, ancak iç pazan sömürmekle gerçekleşebiliyor. Çeyrek yüzyıllık dış alım • satıra göstergelerine bakmız. Dış ticaretimir süre kli açık veriyor. Nedir bu olayın anlamı? Türkiye'nin dış pazarları yoktur. Peki, yerli sermaye sınıfı nasıl palazlamyor? «Özel teşebbüs gelişti» diyorıız. Nasıl çelişti? GÜmrük duvarları ile kapatılmış iç pazarda pahalı ürünler satarak büyüyen şirketler giderek dalbudak salıvorlar. Dışanya bir şey satmak iste>en sermayeciye de deviet desteği gerekü. Deviet yerll sermaye sımfını oluşturan bir aygıt nit*liğinde. Özel kesim geliştikçe gelişiyor. Ama, sağbklı bir gelişim değildir bu. Ortülu faşizmin baskılan altındakl bir toplumda, fikir özgürlüğünden yoksun bir rejimde işçi »1nıfı partileri için yasaı ençeller vardır. Bu tür örgütler, sık sık kapatılır. Olağanüstü rejimlerle birlikte darafaçları kurulur. Sermaye sınıfı iktidarları, hırslı bir tırmanmayı böylece sağladılar. Ama bu bir ülkenin değil, bir sınıfın Eelişmesidir. Kalkınma çağındaki dünyada, geri kalan bir Türkiye'nin çarpık büyiimesi kişiyi aldatmanuüı. Şimdi bu yolda \anlan yeni aşamada siyasal iktidar yine bir dar boğaza girmiştir. Memur katsayısım saptama olaymda bir kez daha çöriilmüstür ki. büyük sermayenin olanaklan kısıthdır. MC. işçi memur köylü flçlüsönün isteklerine yanıt verebilecek bir ekonoml poiitikmsuu benimsryemez. Halk yığınlannm sürekll yakırunalarla dalgalandığı bir ;erçektir. Ne var ki. halk yığınlannm yakınmalanyla aydınların İktidan eleştirmeleri, amaca varmak için yeterll değildir. MC hırslı sermaye çevrelerinin örgütüdür, halkın değil. Bu gerçeği çörmek başka istir. bu gerçeği köylü, lşçl, me.mur, özetle halk yığınlanna anlatabilmek başka istir. Bilinçlenmemiş. örgiitlenmemis halk yığınlan, lermaye efemenlenne boyun eçerler. Bilinç yığınlara işlemeden, örfüt yığınlarm itici gücu niteliğine dönüşmeden demokrasiye ulaşmak ve sermaye sınıfının baskılanna son vermek olası değildir. • CHP, halka dayanarak halk iktidan kurnuk istİToraa, halkı bilinçlendirme ve örırütleme yolunda canım dlşine takmak zonmdadır. tşin özü budnr. Clci mubalefetin bu konuda yeri yoktur. Cünkü Türkiye'de muhalefet bir köşere ustaca sıkıştınlmıştır. CHP. olay çıkarmamak İçin slndikçe, secimlere ulaşmak için her ödflnü verir göründükçe. İktidar üstüne gitmektedir. Bu nluşumuo sürmesi örjrutte çeldmserlik yaratacak, çekimserlik balk yığınlanna yansıyacaktır. Bujrün siyasal İktidara en yakın Uericl ve demokratik seçenek CHP'dir. Tlkenin aydınlan bunu biliyor, balk bunu seziyor. CHP'nin halk vıjınlannı demokratik direnm* yolunda biçimlendirmesi, parrinin kendi varlığını korumasıyla eşdeperlidir. CHP'nin bir ayağı parlamentoda, bir aya&i hslktadır. Ama sonuna eeldiğimiz yasama döneminde CHP'nin parlamentoda rürüttüğü mnhalefeti CHP'lller büe befenmiyorlar. Bu yüzden yakınmalar çoktnr. Ne var ki mart ayına vardık artık... İktidar • mnhalefrt hesaplaşması parlamentonun çatısı altından çıkacak, yurt düzevini kapsayacaktır. Yine bu av içinde dörtlü ortaklığin durumu kufkuya ver »ermevecek biçimde açıklanacaktır. Seçigı efik düzçTine.KirijoriK, bu dönemde cisi muhaletet yöntemleri ister btemez rSfa kaldırüaciiıtırl . " "^ « B Kaldırılış Kararı Yavuz'dan sonra Osmanlı Padişah'.an, zaman raman «halife» sanmı kullanmışlarsa da daha önce Seiçuklular'da ve Tımuroğulları'nda da bu sanı kullanan hükümdarlara rastlanmıştır. Ancak Araplar, Kureyş kabilesinden olmayanlann halifeliğini hiç bir zaman kabul etmemişlerdır. Nitekim I. Cihan Savaşında Osmanlı halifesi Şeyh ültsıâm'ından fetva alıp cihat ilân ettiği zaman bu cihat çağrısı sınırlarmıız dışında hıçbir yankı bulmadığı gıbi İmparatorluğun Arap uynıklarının Osmanlı devletine karşı ayaklanmaıannı da önleyememis, ancak halifeliğin içeriği olmayan boş bır sandan başka bir şey olmadıgınm anlaşılmasına yardım etıhiştir. Ulusal Kurtuluş Savaşınm başan ile sonuçlanmasmdan sonra, 1 kasim 1922'de halifeliic ve saltanat birbirinden aynldı; saîtanat kaldırıldı. Ancak halifeliğin de yakın bir gelecekte kaldınlması kaçınılmaz bir zoranluluktu. Bir sünni îslam devleti başkanı olan nalife, 29 ekım 1923'te Cumhuriyet ilân edilip Atatürk de Curnhurbaşkanı seçılince. îstanbul'da halife adı altında sanki ikinci bir deviet başkanı gıbi kalmış oldu. Oysa sünnl olmayan yarttaşlar hiç bir zaman sünni hali'enin varlığını kabul etmemişlerdi. Yüzyıllardır süregelen mezhep ayrılüdanna son vererek bır ve bütünleşmiş b:r Türk ulusu bilrncini jaratmak ısteyen Atatürk hem bu ıkı başhlığa son vermek, hem de mezhep aynlığından doğan anlaşmazlıkları bitırmek için doğaldır ö , halifellği kaldıracaktı. Nitekim öyle de yaptı. Türkiye Büyük Millet Meclisi 3 mart 1924'de yani 53 yıl önce bugün kabul ettiği yasa İle halifelığ: kaldırdı ve 53 yıldır değıl Arap olmayan Islâra ulkelenncle, Hz. Muharr.met'ın soyunj sürdüren Arapİslâm devletlerinde de halifelığin yenıden kurulması için Muslumanlar hıçbir cıddi gırışimde bulunmadılar. Eu da halifeliğin dinsel ıçerıgınin bulunmadıgınm en açık, en gUzel kanıtı olmuştur. (1) Bk. Halil Edhfm (Eldem). Mellk Tomanbay. Halifeliğin Özü Bundan dolayı Cumhuriyetimizin kurulmasırun bir anlamda tamamlanması demek olan nalifelığın kaldırılması konusuna bu yıldönürnünde kısaca değinmek istiyorum. Halifeliğin niçın kaldırüdığını anlayabılmek Için önce b.alifeliğin ne oldugunu biimek gereIdr. Çür.kil son zamanlarda kimi yurttaşlarımız arasında ha'.ifenin îslâm'm en büyük din adamı, baş rahibi olduğu kanısı uyanmağa başlarruş, gıderek bu kam kimi çevrelerce ıviden iyiye pekıştirilmiştir. Gene bu çevrelerde halife, ortodokslann patrikleri, katohklerin papası ile kıyaslanmakta ve Dr.da dinsel bir güç kaynagı, bir dinsel lid«r gürülmek istenmektedir. Oysa Islâm'da din adarnı, rahıp yoktur. Ne şeyh, ne mürşid, ne müçtehid, ne ımarn Allah ile kul arasmda aracıhk yapamaz. İslâm'da, Hıristiyanlık'ta olduğu gibi ruhanilik. rulıani hükümet de yoktur. Gene îslâm' da. bır dinsel örgütlenme, evek, arsövek, kardlnal, papa; zangoç. papaz, metropolit, patrik gibi bir dinsel hiyerarşi de yoktur. îslâm kanunian, yanı şeriat bir dinsel örgüt kurmamıştır. İslâm Kâbe ve Kur'an dışında kutsal oıarak vainız bır şey tanır: O da «Hakutır; hukuktur. Bu nedenledir kı, yüce Allah'm bir adı da «Hak»tır. Kutsallık da ondadır. îslâm ne bir eşkiyaya. no de iasanlara kutsailıls tammıştır. O halde Halıie nedir? Halife, Hz. Muhammet'in kurmuş oldugu îslâmArap derletinin başkamnOan başka birşe7 değilâir. Nıtekim Hz. Muhammet öldügü zaman Ashab onun yerine kimi hangt sıfatla oturtacakla Din Sınıfı Yoktur İslâm'da dinsel hükümler koyan bir 'din adamlan sınıfı yoktur ama hicri III. yü2yıl sonuna kadar içtıhatta bulunmuş olan din bilgırüerınin içtihatlanndan hangisine uymanm daha yerinde olacağmı ya da bir soruna nasıl bir çözüm bulundugunu bildirenler vardır. Bunlara Müfti. onların bildirilerine de. bilindiği üzere. Fetva denir. (Müfti; ifta eden, fetva veren anlamınadır.) Islâm'ın ilk çağlannda dinsel bilgüeriyle ün salmış kışilere pek nadir olarak verilen Şeyh ültslâm sanı, Fatih'in Istanbul'u almasından sonra, belki de Ortodokslann patriğine bir paralellik olsun diye Istanbul Müfti'sine verümıştır. Yani İstanbul Müfti'sinin adı Şeyh ültslâm olmuştur. Ancak Şeyh ülIs!âm'm öteki müftîlsrden dinsel bakımdan her hangi bir farkı da voktu. Tıpkı il müfti'.rri gıbi onun da kendınden sorulan dinsel sorunlan hangı içtınada uyularak çözmenın daha yerinde olacağını b:Idırmekten, yanı fstva vermek'en başka bır görevi ve dinsel yetkisi bulunmazdı Yani Şeyh üllsiâmlar da blrer dinsel üder değıllerdı. "1940Kuşağı 5 î Konusu... OKTAY AKBAL Evet Hayır TARTISMA Gerçekleri çarpıtan edebiyat kitabı Milliyetçi Cephe iktidan «Anarşizmın Yuvası» diye suçlayıp kara listeje aldığı okullan, bır yandan komando baskınlarıyla ve polis operasyonlanyla, deneüm altında tutarken, bir yandan da, güvenilir adamlanna yazdırdıgı ders kitaplanyla, temellerine inip bunları içınden yıkmaya başlamiîtır. Politik sloganını (Milli Görü?) Milli Eğıtimın müfredatında topladıktan sonra. orta ögretimi, bir çırpıda, çok kitap sisteminden, tek kitap sistemıne geçirmiş, yeni ders kitaplannı, iki milyon lirayı aşkm, relif (yazarlık) hakkı karsıhğında bazı profesörlere yazdırmıstır. Profesörler, isverenin (Milli Eğitım Bakanlığı'nın) siyasal yönergesine uyup, Tanzimat'tan beri Türk toplumunu oluştura geldiği çağdaş görüntüleri «Materyalist Düsünce» diyerek vermekten dikJıatle « • • özenle kaçınmışlardır. Bilgiyi. düşünceyı, sanatı, tanhsel gelişımin dışında, basıboş «malumat>'lar haline getirip coşkuyla «Ahlik ve Manev.var» üstüne yığmışlarnır. Günümüzün bılım ve teknık olanaklanndan, gelişmis yönt«mlerinden yararlanarak bunlara ıbiîgiye. düşünceye, sanata> açıkl;k. sürerlik ve etkinlık kazandıracaklan y*erde sonımsuzca sırt çevirmışler. sapmalanna. vozlaşmalanna. hatta yok olmalanna yardım etmişlerdir. Bu durumda, yazdıklan scitaplara eğer bılıme ssygılı iseler sokaktaki adamdan önce. kendilerinin inanmaması 5 e >rekir. Basında, parlsr.icntoda. okul çevrelerinde, kıtaplarma karşı sürdürülen eleştinlere, tepkiiere, «Tekzıp»ler yollamasla. televızyon ekranlarında «savunmaj» roportajları düzenlemekle, gerçekler örtbas edılemıyor. Işte, bir profesör kaleminden yeni çıkmış bir kitap: Lise I Edebiyat kitabı. Talim ve Terbiye Kurulu eski Başkanı'nın parlak sunuşlarıyla süslenmiş. Milli Egıtım Bakanlığı'nca 400.000 adet bastınlîp öncelıkle ve ıvedılıkie okullara postalanmış. Kitabı neresinden açsanız, ya bır «ezan» sesi duyarsınız. va bir evüya mealybesi, 4jniersinız, ya da, ölümîü dünyanın olümlü insanlarjMu^iCİerindçjci kötülükterı atrrraHn, ~*acılara katlarunalan ıçın «Cenabı Allaha» yönelmis 3akanşlarla karsılaşırsınız. Kitap üçyüz sayfalık bir alana yayılmış. «Ahlâk ve Mane\iyat» üstüne bağdas kurup oturmuş. Her şeyi egemenliği altına almış. Edebij'at bilgilerı bunun sözciiluğünü yapmıs. Edebivat türleri bunun çesıth gcrünümlerini sergilemis. Edebiyat tanhi bunun yöriıngesıp.e gırmış. Edebiyat dbnemleri va sorun'.ar bunun buyruğunda. bu nun havasmda oluşmuş . tslârr.lıktan öncekı eski Türk Eciebıvatı dönemıni Ofcuz Kağan Destara etrafında toplamış. Bır tarıh belgesi olan özet metmleri ulusal ögelerden anndırmıs Kısa kısa bölümler içinde, Türk boylannı «avcılıkla ve havvancıhJcla geçinen goçebeler» diye tanımlamış. Destan kahramanını (Oğuz Kağa:ı'O azErın bır canavar oldüren, sıradan IT.T h:kâve kalrarnanı <:;nlığine sokmuş. «Gök tuylü, gök yeleli büyük bır erkek kurdu» başanrun simgesi olarak gristermiş. Vezir L'lugturk'ün Riıyasına önem vermiş. Budıst Turklerınm (Uvgurların) ınan';lanndakı çürumuşlügü, kokmuş lufu sayıp döktükten sonra, hemen îslâm dininın amaçlannı ve ilkelerini açıklamaya başlamıs. Türklerl, o anda. oracıkta müslümanlaştırıp «Maoeviyat» la bütünleştırerek «Cihangır!ik;> tahtuıa oturtmuş. Üç kıtaya yollamış. Kitabın silinmez damgası boy lece daha ıik derste vurulmuş: .Maneyjöat..ve.. Cihangiryjı; öa. tırlar arâsına sıkışünlaıı öneCihangır mek, Maı .^eilemek ıcia Cihangir olmak. Edebiyatımızm lslâmlık etkisindeki bolümünde. Yusuf Has Hacıp (Kutadgu Bilik), Süleyman Çelebi, Sinan Pa$a bir yana bırakılırsa, ahlâk ve maneviyatla ilgili en bereketli ürünler (anlatma, açıklarna ve yorumlama olanaklan) Yunus Em re metin'.eri üyerınde toplanmakta ve «G^rçe.i müslünıanlıgın esaslarısna baglanmaktadır Yunus Emre yalnı? bu konuda konuşturulmak ıçin edebiyat kuabına çagrılnr.ştır. Edebiyatımızm batılaşma sürecindekı bölumünde, kitap, Şinası'r.in Şa:r Evlenmesi'nde, olaya adı karışan bir mahalie imamını «gülünç durumlara sokmuş» diye küçültüyor. Namık Kemal'ı (tek soru. tek cevap) taktigı ile susturuvor. Terfık Fikret'i kitap dışı, sırur dışı ediyor. (Pir Sultan Abdal öa surgunler arasmdsdır.) Halıt Ziya, ömer Seyfettin, Halide Edip vb... birer hikâye golgesınde geçistınlıjor. Zıya GökHlpa ancak, ikişer, üçer cuııılelik ahlâk. aıle, cemıyet, mefkure uzerinde konuşma hakkı tanınıyor. Sıra Melımet Aluf'e gelince, bütün sınırîar, sınırlamalar kalkıyor. Sayfalar halı g:bı serilıyor ayağının altına.. İstedigi kadar konuşuyor, konuştunıluyor. Çünkü islâmm nabzı atıyor her kelimesinde. Yirmınci yuzjilm son çeyreğınde ıslâm dini bir daha bütünleşiyor burada, maneviyatla. Go nilmemiş bir temel atma torepi gibi, Keümeı Şehadeflerle «Vatan/Mâlet, Sakarya edebiyafı»na döniisüyor ortalık.. "eBMHeyöfki bu kitep, Türk edebiyatını sadece ahlâk ve maneviyat üzerine kurmuş. Ve yalnız dini metinleri, din uğrunda yapılan savaşların hikâyelerini, destanlannı, masallannı, din ululannm menkı»>elerini kendine belge yapmış. Toplumun dünya ile, doğa ile haj'at gerçekleriyle tüm bağlantılannı kesmiş. İnsanlan «Ahiret» mutluiuguna aiıp götürmüs. Satırlar içinde ve satırlar arasında, gelecegımız ıçin silik ve upjşuk bir bevin oluşturmuş. Milliyetçi Cephe iktidan, onun profesör vazarlan. Tslim ve Terbıye Kurulu eski Başkanı. elele verip, «Anarşizmın Yuvası» d:ye. altını üstüne getirdiklen okullann yıkıntılan üzerine işte böyle bir «beyin soğanı» diki5orlar: sonra da «Eğitimimiri (mi'.li hiivıvetine) kavusturdukları» için tarihten ve toplumdan seref madalyası bekliyorlar. M. GündÜK GOKTtRK E debiyatımızda 1940 kusağı... Böyle bir basbk altında hangi adlar sıralanabilir? Edebiyati düşkün bir kinue iseniz düşüneceksiniz, diyeccksiniz ki. 1940ta daha dofcnısu 4050 yılları arasında yetişmiş, ürün vermis, adını duyıırmuş, etkilcmiş nzanlur. yazarlarıiır. 1940 kusaeının kişileri... 1S10 kuşağı derken hepsini aynı kalıba sokmak yanlış olur elbet. Akımlar vardır her zaman, topluluklar Tardır, am? bunun dışında kalanlar na vardır. 1940 deyince akla ilk gelen «Garip» akımı olur.. En etkili, en yaygm, en önemli bir topluluktur. Garipçiler, yani Orhan Vcll, Oktay Rıfat, Melih Cevdet... Sonra Tarancı vardır, o da 1940 kusağinın bir ozanıdır. Dağlarca vardır, ilk önemll yapıtı 1940'ta çıkmıştır. «Çocuk ve AUah»... Sabahattin Kudret vardır, ilk şiir kitabı «Şaıkılı Kahve» 1943te yavınılanınıştır. Necati Cumalı vardır. Salâh Birsel vardır. Orhan Anbnrnu vardır, Cahit Külebl vardır... 1940 yıllarımn ozanlan arasında en bçlUgi* ftdlardır bunlar. Onlaruı yanı sıra başka ozanlar da \ardır: Dinamodan Ilgaz'a, Toprak'tan M. Kemal'e, TaşerdenİJhan^a dejy, Hepsi 19$<i kusajTdM^bu.pzanların, a laışağın bireyleiidir hepsl... 1940 kuşağinın öyküsfi yazüırken hepsinin adı geçecektir, geçmelldir... Bugünlerde bir incelcme yapıtı okuyonız: Hikmet Al tınkaynak'ın «Edebiyatımızda 1940 Kuşağı»... lakm çağ edebiyatımız üzerinde sağlıklı incelemeler yapümaya ne zaman başlanacak diye bekliyordum. 1940'tan bu yana otuz yedl yıl geçti, sırası değil mi gerekli çalısmalar yapmamn? Sırası. ama yapan yok! Kolayına kaçılıyor bu tür işlerde... Targı vermek güç, o çağı didik didik edrceksin, uzun uzun çalışacaksın, sonra bir yapıt ortaya koyacaksın. Her türlü eleştiriye açık, her türlü saldınya göğüs germeyi göze alarak... Izun yülarını bu çalışmalarla geçirenler vardır, bir Rün 1940 kcşağımn, 1940'ların siyasal. edebiyat ve sanat dünyasının gerçek övküsünü yazacak kişilerdi bunlar. Hem içinde yaşamışlardı o kuşağın bir bireyi olarak, hem de durmadan belge toplamışlardı. Daha o günlerde o kuşağın önde gelen kisileriyle konusarak, notlar, resimler, kitaplar biriktiırrek... Fahir Onger, Lütfi Erişçi, Tahir Alangu. Ne yazık !si kendilerinden beklenen yapıtları ortaya koyamadan öldüler. Birikimleri ha\aya uçtu, ziyan olup gittl. Şinıdi genç incelemecilere büyük is düşüyor. bir çajtın tüm dcreilcrini. kitaplannı okumak, bulmak. incelemek, gereken sonuçlara yansızca ulaşmak . Hikmet Altınkaynak höyle çahşmaları yapacak gibi görünen bir genç arkada?. llk yapıtı da elimizde... Buna dayanarak diyebilirim ki, Altınkaynak bu ilk çalışmasındaki eksikliklere, vanıleılara karşın ilertle daha başarılı üriinler verecek niteliktedir. Ne var ki «Edebiyatımızda 1940 Kuşagı» adlı kitabı yarımdır bu yiizden de okuyanlan bir yanlışlığa sürüklemektedir. O da ltMO kuşağının yalnızca bu kitapta adlan geçen nzanlardan kurulıı olduğu. en önemli ozanların bunlar olduğu, dı?arda kalan ozanlann 40 kuşatinı temsil etmedikleri falan filanl .. Şöyle bir baslık daha uygun düşerdi: «Edemyatunızda 1940'm toplumcu ozanlan» ya da «gerçekçi ozanlan,» buna benzer bir şey... Altınkavnak. önyarsı ile i?e başlamıs bir kez. 1940a kadar «toplumcu yazarlara ürünlerini yayınlatmak bir araya gelnıek olanağı tanınmaz»mı». Oysa Nazım Hikmet'in tüm yapıtları 1938den önce basılmıştır. hepımiz alıp okumuşıızdur. De>letin bastırdığı yay.n yıllıklarında «Marksizm Literatürü» diye bölümler bile aj rıkiiişlır. Talnız Nazım değil öieki toplumcu ozanlanmnın da ldtaplan basılabilmis, okunmuştur. Altınkaynak için tek şiir, «toplumcu şiir»dir. 1940 kuşağı da toplumcu ozanlardan kuruludur, hikâye bu kadar basittir: Oinamo'dan Ilgaz'a, Akıncıoğtu'ndan Irgat'a, Kadir'den Taşer'e ve en gençleri olan Kurdakul'a dek pek çok sevdiâim, becendiğim yakından tanıdıçını, çoçunun daha ilk yapıtlannı "övdüğüm "ozanların «1940 kuşağı» klişesinl tekellerine almak isteyeceklerini sanmam. Tarih dönüşümleri içinde beliren kuşaklar bir bütündür, ama bir kalıptan çıkîTiış değillerdir. Altınkaynak'ın gerçekçi ve toplumcu ozanlan arasında da apayn ozan kişilikleri vardır. Bir Akıncıoğlu f.iiri ile bir Toprak şiiri. bir Ilgaz şiiri ile bir Dinamo şiiri hem içerik hem hiçim açılarmdan ayrılır. Altınkaynak'ın yaııılgısı. «19!'> kuşağı şairlerinin şi' imzalardan oluştuğu Vargısına vanlmıstır» demektir. «Şu Şairler» 1940 kuşağının ozanlarıdır. ötekiler değildir! O ozanlar nedir peki? Niçin 1940 kuşağı dışına atılmışlardır? Bütün bunlar yanıtsız kabnaktadır. Sonra bir şey daha var eklemek istediğim: Bu kitap Türkiye Yazarlar Sendikasınm yayını olarak çıkmış. TYS Yöneticileri de Altınkaynak'ın yargısına katılıyorlar mı? Altmkaynak kendi adına bastırsaydı bu inceleraesini, ya da herhangi bir yayınevi tarafmdan çıkanlmış olsaydı, kimse bir şey diyemezdi. Belirli bir görüşü, bir inancı savunan bir ineeleme. der geçerdik. Tüm yazar ve ozanları bir araya getinnekle görevli bir örgüt olan hem de adı da sendika! TYS, böylesine yan tutan bir yapıtı kendi yaymlan arasına almamalıydı. Alınca işin anlamı değişir, o örgüt genls kapsamlı bir birlik, bir «sendika» olmaktan çıkar, beHrli Wr yazarlar topluluğu haline girer. ŞEF SEKRETER HANIM ARANIYOR Balıkesir'de 3 avukatın bulundufu bir büroda ve 6 kislik yRrdımcı personelin başında çalışabilecek yetenekh büro şefi hanım aranıyor. Seri daktilo ve hesap makınası kullanması, tecrübesi olması, temsil etme özeiağı bulunması tercih sebebidır. Dolgun maaş ve prım, devamlı ış teminatı ve aynca kendisine kaîonferh küçük bır daıre verilecektır. Müracaat: ^rukatlar Ferhunde tnal A. rurgut Inal Fuat Kocadaft Tel: 1590 2808. Gece: 3(j 2S BALIKEStR (Cumhuriyet: 2083) Ankara îktisadi ve Ticari llimler Akademisi Bankacılık ve Sigortacılık Enstitüsü Müdürlüğünden Enstıtümüz Lısans Ustü Bılim Uzmanlığı Master Programı 3 dervesme; îktisadi ve Ticari İlimler Akademileri. Siyasal Bılgiler. Iktisat, Hukıık. Işletme, Orta Doğu Teknık Umversitesi Idari Ilımler Fakültesı ya da eşıtlen olan yurt ıçı veya yvırt dışı Fakülte ve Yüksek Okul (4 yıllık) mezunlanndan BAYINDIRLIK BAKANüCl KARAYOLLARI GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN Tahmini bedclı 1.94J.29S. TL.. geçıci temtnatı 72.229. TL. olan 7620591 dosya numaralı 98 kalem çelik k;hflı motor yataklannın satınalınması 2J90 sayılı kanunun 31. madcesi gereğince kapalı zarf usulü ile eksıltmeye konulmustur. Eksiltmesi 24.3.1977 Perşembe günü saat 16 0'3'da Ankara'da Karayolları Genel Müdürluğü Malzeme Şubesınde yapılacaktır. Şartnamesı aynı verden bir dilekçe iie 5rı. TL. bede'le verilır. lsteklıler 19761377 yılı inzesi vapılm.ş Tıcaret, Sanayi Oda^ı veva Esn?.f Belsesını. geçıci teminat nıektubu veya makbuzur.u, şartnamede istenılen dığer belgelen ve ahnan şartnamenin her sahıfesm: ımza ederek dış zart içıne koymak «artıyla hazırlayacakİErı teklü mektuplarını eksiltme saatinden bir saat evvelme kacar makbuz mukabılinde Komisyon Başkanbgma vereceklerdır. Postadakı gecikmeler kabul edilmez. Duyurulur. (Basın: 12137) 2074 ingilizce ogretıyor Türknedc ingihzce oğrenmek M>run değilartık... l^iikur başarınm simgeiidır hu konuda. L zmaniıktan gelen *a> gınlıgı gün geçtikçe artmakta. Büinen.yaşanılan a\ncalığı vardır, Dilkur'da ingilizce öfircnmenin. Öğrenci Ahnacaktır GerekU bilgiler Enstittl Sekreterliğinden öğrerülebilir. KAYIT TARİHÎ: 3 Mart 1977 31 Mart 1977 KAYIT SAATİ: 15.00 19.00 DERSLERIN BAŞLAMA TARIHİ: 4 Nisan 1977 SAAT: 18.30 A.l.T.t.A. BANKACILIK ve StGORTACILIK BeşevlerANKARA ENSTITUSÜ K.\T4 Tel: 13 20 55 27627! (Basın: 12447) 2080 DUYURU İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ VETERİNER FAKÜLTESi DEKANLlGlNDAN ORTA DOĞU TEKNiK ÜNiVERSiTESi REKTÖRLÜĞÜNDEN !f Asistan Ahnacaktır Pakültemizin aşağıda isimlerı yazılı Kiirsülennde açık bulunan Asistanlık kadrolarına tay.n yapılacaktır. Istekli buîunanlarm bir dilekçe ıis en geç 21 mart 1977 pazartesl glinü saat 17.00'ye sadar f.Ü. Veterir.er Fakültesi Dekanlıgına (Tıbbıye Cad. Ko: 11 Selimiye İSTANBUL) başvurmaları rica olunur. Asistanlık için başvuranlann yabancı dil sınar:, 2'J mart 1977 salı günü ve Bilim Oalı Sınavı 'M mart 1977 çarsamba günü Dekanhkta saat lOiül'da yapılacaktır. Asistanlık için doktora yapmış oma sartı aranmayacaktır. Asistanlık tayini ıçın Veıtrıner Fakültesı mezunu olmak şarttır. Kt'RSO ADI Patoloji „ Parazitolojl Besin Kontrolü ve Teknoloiisi Farmakolojl ve Toksıkoloji Zootekru Reprodiiksiyon ve Sunl Torumlama Su Ürünleri ve Balıkçılık „ MIKTARI 1 1 1 1 2 1 1 Mart dönemi kayıtlan başlamıştır Torna ve Planya Tezgâhı Satın Ahnacaktır 1 Kapah zarfla tekliî alrr.a suretiyle 2 adet toma tezgâhı ve 1 adet planya tezgâhı satın alınacaktır. 2 İhale 10.3.1977 günil saat 15.00'dedir. Torna tezgâhı 1 Adet 275.000. TL. 11.000. TL. Toma tezgâhı 1 Adet 235.009. TL. 9.400. TL. Planya tezgâhı 1 Adet 140.000. TL. 5.600. TL. 3 İhale: 15/3/1977 günü saat 15.00'tedir. 4 Şartnameler Satınalma Müdürlügünden bedelsiz temin edüebilir. 5 Tekliflerin ihale gün ve saatine kadar Komisyon Baş.;anîı6ına veriîmesi şarttır. Postadaki gecikmeler nazara alınmaz. 6 Ünıversite ihaleyi yapıo yapmamakta, diledıtine kısmen veya tamamen yapmakta serbesttir. (Basın: 12456) 20Ş2 "inıçüizceögrctiminde uzmanbk* TaLsun Ajdede Cad.Tel:45 2182 49 $9:9 D>lkur basarısı.Mılfı Eğıljmdcn onaylı dıpioma ılçbclçclcnır. Strasbourg UnıversUesı mezunu bavan öğretmen taratından Kadiüöy yakasında oturaa ögrencüere Frarisızca ders verıüt. FRANSIZCA Tel: 58 68 96
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog