Bugünden 1930'a 5,446,716 adet makale



Katalog


«
»

Filler Suîtanı ile Kırmızı Sakallı Topal Karınca YA$AR KEMAL Kanncalar yıl on iW av hep çalışıyorlar dur durai bılmıyorlarcu Nerde eskısı gıo. ormana kacıp da fıllere ovnunmek, nerdeee fıller sultanmdan bal ozu, çıçei ozu, öağday ozu ıstenek, oyle eskısı gıoı nerdeee, sılta nızı yuzunu gormek? Uıukepezın bıle yuzunu arcaıt yılda bır kez gorebıLyorlardı. Yeryu zunun, yer altınıa tesmıl hazıneıermı de ta şımışlardı fulere, budnudlere . Buna karçm bıle onların yuzune lnç bır fıl. hudhud bak mıyordu. Yenılgıaen, kınnıdan oncekı gunıer kanncalar ıçın bır cennet duşu olarak kaı nuştı. Filler, hudnudler, onlar verdıkçs otekıleı daha daha, daha ıstıyorlardı. Hıç bır karın caya artık uyku dunek yoktu. Bu olurcene çaüşmanm karşıhgında da fıller onlara ancaıi olmeyeceK kadar yıyecek verıyorlardı. Am barlar doluyor taşıyor, çjruyor. FHler karm calara her gun •veraıslennden bır damla faz la yıyecek vermıyorlaraı. Her ne hıkmetse, bu yarı aç yan. tott, çalısmaktan fırsat bulup da başlarını kaşıyamayan karmcalar üredıkçe unlyorlardı. Ana kanncalar durmadan aurmadan mnyarlarca yumurtluyorlaraı. Bu aa fıllenn ışıne çok yarıyordu. Ve fıller hantallaştlkça hantallaşıyor. şıştıkçe şışıyorlardı. Hudhudler o kadar semırmış.erdı kı neredeyse uçamaz olmuşlardı Eger fıllerın. korkusu olmasa kara kartallar onları ne guzel yem edecekler, her jrun bınlercesını, yaglı jağlı govdeye ındırecerderdı. Hudhudierı boyle yag Talumu, boyle aevıneKstz gordukçe kartallann boyunlan uzuyor, ağızlarının suyu akıyordu. Sultan sarayları, tarlalan hazınelen anbarlan, bah"elerı dolasıyor: «Gelecek vıl lunun on mıslı olacak gelırımız.» dıvordu Ve gelen yıl gei r yırmi mıslme çıkıyor, sul tan gene somurtup, «gelecek jıl yuz mıslı.r d yordu. Karıncala ofkeden çok şaçkmhıt ıçmdeydıler. Bu kadar vıvecek, mal mulk hazıneler sultana da, sulâlesıne de sulâlesı yuz mısli artsa da kıvamete kadar yeterdı de artardı bıle Bır kıyamete. oeş kıyamete kadar daha ömrü olsa dunyamızm bu yneceklerı fıl'ere gers vete.aı Heee, pekı derdı neydı acaba îülerın, hudhüdlerın, nıçin boysınırı olmalıydı Karıncalara bu zulmü japan ıılıer, hudnudler korkadan da delı oluyorlardı. Karmcaiarı karınca kadar büe görmüyorlaraı ja, gene de korkudan gozlenne uykı. gırmıvordu. Dunyanın buyuk lanetıne, korku lanetıne uğrarruşlardı Amoarları yuz yıllıs yıyeceklerle, hazınelen bm, on bm yıl yetece.i ^aaar altınla dolu olmasına karşın, yarın aç kalacaklarmış gıbı fcorkuyorlardı. Esen jelden, akan suüan, şırıldayıp gelen ışıktan, gckyuzunden, topraktan, dünyayı dolaurmuş çıçe.c.enn kokusundan, kanatları ınce kelebeklerden korkuyorlar, korkuyor bmktiriyorlar, D.rıktıyor korkuyorlardı. Kanncalarm ulkelerde ve uste ta burasma gelmıştı Ulkelerden kınnızı sskal olup gelen kanncalar yerlerınde duramıyorlar, bıiiklanm buıaırlenne suntrek Ne japmaîı, ne vapmalı, hep ne yapmals. dıjorlardı Ne japmalı ne vapmah'' Kırmızı saiallı topal karınca da hep soruyordu, hem kendı kendme, hem de onüne gelen her kırmızı sakallıya. r.e yapmalı, ne 7 japmalı bıçak .<emığe dayandı, ne yapmalı Bujuk olaydan, yanı yenılgıden, kırgmdan sonra kımızı sakallı olsun olmasın butun !:aunu»ı IUI topal demırcıye VP onun arkadaşları olan, onunla uste kalıp r:ier savaşma katılmavan eli nasırlı kırmızı sakallara guvenlen artmıştı Onlann sozlerınden dışarıya çımnıvorlardı Topal ;arınca da gece °ıınduz okuyor, kar.r.ca uıkclerınden şelen kanncaları, kırmızı sakalları ozelhkle nasırlı kanncalan dınlıyor onlara danışıyor ouşunuyordu Daha doğrusu tekmıl karıncalar artık bu ışten kutulmann volumı bulmavı duşunuyorlar, anvorlardı Topal demırcı ta bastan bu vana suyun bujjuva donusmesi dıyordu da, otPkıler bu suvun bjğuja donuşmesınden hıç bır şey anlamıvor onunla alav edıvorlardı Su nerdepe. k?rınca nerdeee dıjorlardı N? derlerse desınlcr ne kadar anlavı=sız o'urlarsa aısunlar tooal kanrca suvun buguva donuşmcsi düşüncesırden cavmıvordu Bır cün butun karıncalar aıana toplanıp topal dermıcıyı oraya ıstedıler. Alan karın Türkiye'de Ilk Batılılaşma Gelişmeleri Osmanlı Imparatorluğu'nda «Yenileşroe Çabalan», bır ba^ka dey^şle «Nızaını Cedit» janı «\e ni Duzen», bır anlamda III. Se lım'ın padışah olmasıyla başlar Buna, bozuk devlet yonetımıne son vermek, yenı bır sıyasal \e yasal duzenı kurmak yolundakı «Yenileşme Çabalan»ndan bırı o larak bakılır III Selım, ıktıdarı nın «Halkuı refah ve mutlulufu nu» saglamayı amaç edınıt). bovle bır devlet yonetımını gerçekleştırmek duşuncesıyle Osmanlı Imparatorluğu'nda «Yenı Duzen» kurmak ve bu duzenı surdurmeK gorüşunu çıkardığı ılk Hatt ı Hu mayumlarda belırterek bazı «Islahat» gırışımlennde bulunur Bu gınşımmı once halka ve burosra sıye, daha sonra derebev Ayan lar A duyurmak ıster Ona gore hukumdarm devlet yonetımınde tek soz sanıbı ve onun duşun cesıne bagh bulunmasına karşı çıkmak, Imparatorlugun bır tek kışı jerme, burokrat kadronun sorumluluğunu taşıyan kısüenn bır araya gelıp, goruşlennı ılerı surerek vereceklen ve varacakları yargılarla vonetümesı çerekır Ha'ta «Sızaen o>, benden vap mak» gorüşunu benımsuen III Selım, Osmanlı Imparatorluğu' nun «>Ieş\eret»e dayanan bır bı çım ıçınae jonetılmesı gerek*ıg. ne ınanarak geçmışte çok kere goruldugu gıbı, devlet kadrosundan, ordJ buro^rasısmden ve ulemadan oluşan bır «IVIeşjeret Meclis»ı toplıvarak «Yeni Düzen»ı gerçeklestırmenm joharını arar Bunun ıç^n e^.tım \e ogretırrj kalmamış ve bır ır.san vığını olan «Yeniceri» ordusu vanında «Batı» tıpı bır ordu kurarak merkezı Osmanlı devlet gucünu valılere, a^anlara ve derebeviere karşı gıderetc b;r çok «lenıçerı ts\am»nda goruldagu gıbı devletın \arlığını tenlin.e'.e sokan bovle bır orgutun yennı alacak venı bır ordunun kurulmasını ıster Yeniçeri ordusunun devletın varlığını tehlıkeye sokmaktan çok padışahın ve saravm vaşamını, gerçekten bu askerı orgutun bozulmuş olmasma rağmen, tedırgm ettığı bır gerçektır Ayrıca, ulemanm padışah uzerındekı etkınhğını kırmak, fetvalarıyU husumdann vasama gucune Kanşan Şeynülıslam ların yetkııennı de azalt maK ıstıven III Selım, Batı'nın bılım ve sanatına yakınhk duyarak, onlann sanayı, tarım ve ktısadı K ırumlaıını • • manlı Imparatorluğu'nu yenıleştırmeit ıster ıl> Dunvanın «Sı jaset \e adalet»le duzeleceginı belırten III Sel.m daha sonra çıkardığı «Hatt ı Hümayun»larda «Kesret i mezalımden alem harab oldu Reavada takat kalmadı. Kadılar ve Naıbler ve Vovvodolar \re Ayanlar ve Cızyedarların etmediklen mezahrn >ok Buna 'ı zre l^akkm ve Cenab ı peygambertn rutası tiasa&ğuiâ&a benım dahı bır veçhıle rızam yoktur.. B J gunden sonra ruşvet alıp \e zulmedüp ve edenlerı bılup bıgarazm ketmedersenız \allah ben duvarım. Aba ve ecdadım ervahı ıçın evladım dahı olsa kıyanm» dıyerek «Yenl Duzen» mı \"urgular (,2> Çıkardığı Hattı Hümayun'ların ve ozledıgı «\eni Düzen»ın çok kere kağıt uzennde kahr olması III Selım m «Islahat»a vonelık atılımlarnın sağlam bır tODİumsal temele dayanmadığını, gıde rek o toplumsal ozu ıçermeaıgını soylıyebıUnz Övlekı «Nızamı Cedıt»ın gerçekten Osmanlı Im paratorlugu'nda yenı bır duzen Varmak gıbı bır amacı olmadığı, gıderek «Batılı» devlet olmanm ılk adımı sajılan «Meş\eret»m kuruluşunda gudulen \ol çafidaş bır nıtelık taşımaktan uzaktı «Yeni Duzen»ı kurmak ve vaşatmak amacıyla yaratılmak ıstenen «Nizam ı Cedit» ordusu, gerçekte toiD'.umsal selenegn dışında ve zorla oluşîunılmak .stenen b.r o duvdu Askerlıçı Yenıçen ord ıs\i ; bı b'r ış eaınmekten çok < paha.ı unıformalar gıyıp, trampet çalan» oır xuruluş olarak janıtılan bu veni ordu gerçecte «Batılı» olmaktan ote, bır «Merasınr> kıtası havasına sokjlmus • ı 'Vvnca bu orduyu oeslemek .cın haîkın sırtına voıkletılen «Tr.ıd ı Crflit», «Yeni Duzen» kuramcılannın ıçme duştuklen buVJK ; arılgı olmuştur devnrde bır Osmanlı Fransız dos*lugunaan saygmlıkla soz ecu lır Osmanlı Imparator'ugu bu dostlugu pekıstırmek ıçın, 178' Fransız devrımının taşıdıgı dun va gorüşunu tam olarak vorum lamasa bıle, Fransız yenı duzeru rı tammak ıncelığırı gostermıs 1 'ır 178 ) Fransız devrımının Os manlı Imparatorlugu nun sıyasal \ e toplumsal vapısmdan çok uza.^ bır verde bulunmasına rağmen ıkı uİKe arasmda çok sıcak b.r dosrluğun gelısmesıne ozen gos tenlmıştır. O kadar kı, Fransa nın de\nm sonrası sıvasal auze nını «Prusya'dan sonra ıkmcı ta nıvan devlet Osmanlı Imparatorluğu olmuştur» '4) Fransa nın Osmanlı Imparatorljçu na gosterdığı yakmlık ve dostlu^ III Selım'm «Nizam ı Cedıt»le başlattığı «Avrupa'lı olmak»tjn ÇOK, Orta Doğu'dakı ıktısadı ve sı>3sal çıkarlan açısından bır değer taşımaktaydı Osmanlı bu rokrat kadrosu Fransa'nm «Batı lı» boya\la suslennuş havasını almak saflığım gostermıştır Ne zaman Fransa, Mısır a as^er çı kannca, Osmanlı burokratı uy kusundan uyanmıs ama ış işten geçmıştır.» Osmanlı Impaıatoluğu'nda III Selım'm düşunduğu ve gerf çekleş ırmek ıstedığı «Yeni Duzen»ı genel gorunum ıç.rde cegerlendırmek istersek tarıhçı ven: bır sınıfın oıuşumuna hız katmıştır. Merkezı Osmanlı dev letmm sıyasal ve ekonomık ço":uşu «Mültezimier», «Muhasiller», «Vojvodalar», «A>anlar» gıbı derebeyleıın devletın guçsuzluğu karşısında onem ve etkınlıklerının sınırlarını genışle tıp, «Devlet içinde devlet olmanın» yollarmı aramışlardır Çok seçmeden «memaliki Osmanıje» sımrları ıçmdekı topraklar uze ıınde, once ekonomık daha son ra sıyasal egemenlıklennı ger ceklestırmıslerdır « Aj anlıktakı *efewuk ve kudretlerınden zen gın olan ajanlar, halk uzennde adamakıllı nufuzlarını gostermıs ler ve ayanlığı uzun yıllar elle rınde tutarak, bu sajede asker ve kııvvet sahıbı olmuşlar dır. (7) ve Acem geleneklenne bağlı ka.an, bır p&nsaha ulaşması, bır raslantıdan çok tanhsel gehşmenın kaçınılmaz bır sonucuydu Bu durumu ıjı degerlendıremıven III. Selım ve onun Osmanlı burokrat Kadrosu, devlet ıçınde b.r basKa aevlet olan deıeoevıerıne, once ekonomık savaşta yenılmesı ve daha sonra toplumsal çe.ıskmın keskın kılıc «}enı Duzen»ı ıkı>e ayırması «Batılılaşma» vı Dir ust degısıkugı olara.: gorenlerı bjyuk >enılgıye üusurmustur Gerçekte Osmanlı Imparatorluğu'nda «Nızam ı Cedit», bır torjlum gereksınımı olarak çok onceden belırmış hatta III Selım'm bır çesıt dengeleme çabasıyla yoluna gırer gıbı gorunmesıne bıle daya namıvan derebeyler Imparatorluk yonetımıne ağırlıklarmı koyrr.ak zamanının geldığı jargısına vararak ıktısadı alanda sıjasal sahneve çıkmışlardır. Iktısactî alandan sıyasal sahneve cı^an O=Tianlı derebeyleri «Kabakcı Mustafa Isvanı»mn bastıruma=ından az sonra belırgın tav^rlannı ortava koyarak bozu< duzenı egemenhklen altına alnak arr.acıyla harekete geçerler. Bılındıgı gıbı III. Selım ın gerçekleştırmek ıstedıgı «Yenl Düzen»? karsı olan guç Yenıçenler olmavıp avan ve derebeyierdı. Onlar, «Saarazamlık makamına gelmıs bır ayanın hımayesme da Nurer UĞURLU hukuksal belge ımzalanır. Bu belgeve gore. «Avan ve bevler, kabul e'tiklerı ve hukumet merkezıne de kabul ettırdiKİerı yedı madde ve oır nottan oluşan, hukuksal açıdan bır sozleşrne nı'elığmı taşıyan beıge tarafıarca ımza \e muhurlenerek, her ıkı tarafa hak ve odevıerm be.ırlenmesı doğrultusurda jukumlulukler vermıştır «Bu ıttıfaknamede Ajan bır taraftan venıLk hareketlennın gerçekleşmesı ve ulkenın ıyı bır şekılde yonetılmesı ıçın bağlılıkla çalışmayı ve bu esaslan. çığneyerek ve ıçlennden bırınm h a ü i n ı .nlal eylıyecek bir durum karşısında birlıkte hareket etmeyı taahhut etmekte ve merkez rıcalınm de aynı şekılde hareket etmeyı taahhut etmelennı ıstemektedırler » (13) Osmanlı Imparatorlugu'nun siyasal geçmışmde ılk anayasa taslağı olarak arulan «Senedi Ittıfak»a nesnel bır yaklaşımla bak tıgımızda onun gerçe* rutelıgı ıçeren ve yasal ozu belirgın bır anayasa oldugu sovlenemez. O kadar kı, Prof. Dr Nıyazı Berkes'e gore « . yazılış bıçımı bakımmdan ne bır fetva, ne de bır adaiet fermanı bıçımmde yazılmadığı gıbı Anayasa bıçimden de yazılmış degıldır.» (14) Ilk anavasa taslağı olarak & nemlı eKSiklıklerme rağmen «Senedi Ittifak» tanhsel geçmışımızm onemlı sıvasal belgesi olma m'elıgını korumaktadır O kadar kı, «Sened ı Ittifak. Osmanlı tarıhınde orneğı bulunmıyan bır vesısadır Rumej'de ve Anadolu'da kendı kendılerıne, sıv rılmış ayanlann varlığını devlet bu senetle kabul ettıkten ba^.^a, onlara ve çocuklanna bazı haklar da tanımış oluvordu Bu aşağı yukan derebevlık sıstemı ıdı » (15) Bu belge Osmarlı Imparatorlugu nda «Yeni Duzcnmn kurulması yolunda bazı onemlı gehsımlerı yansıtır ÖmeŞın «Avanlarm Istanoul dan memleketlerıne donmelermden «onra Alemdar Mustafa Paşa asken ıslahata gınşır. Islahatm n.telıSı III Selım devrınde kurulmak ıstenen Nızam ı Cedit ordusunun aynıdır Alemdar halka ; akm geçmışm korkunc ola\lannı an~msatan «Nızam ı Cedıt) terraırı bır yana bırakarak venı kurulan a^ker ocagına «Seıbanı Cedit» adını verır (16). Gerçek odur ki, «Sened1 tttifak»:n en onemlı oze'.lığı, avan ve derebeylerm fulî buyuk toprak mulkıyetın^n yazüı b'r sozleşmevle ve hukuksal n'/elık tasıyan bır senetle Osnıanlı toplum duzemnı temelden değıştır mesıdır Bu belsenm, avan \e de rebeylerın devletın bürokratık kadrosujla, askerı ve yargı kurumlanjla bırbırlerını tanıinak ve bırbırlennın haklanna v t gorevlennessftgılı olmalar geısıctığıni bır yana bırakırsak, geıiye kalan yalnızca Osmanlı Imparator'.ugu'nda ılk anayasa taslagının kaleme almmasıdır kı, bu da toplumun sıyasal yapısında o ka dar onemlı ve etkın degıldır. Ger çekten onemlı olan alt yapıdakı değışıklıktır. Bılındıgı gıbı Osmanlı Imparatorlugu nda ılk kez «Miri toprak duzenı» bu sozleşmeyle bozulmuş, devletm ekonomık butunlugu degışmeğe başlamıştır. Bu onemlı değışıklık «"Miri toprakların» a>an ve derebeyler tarafından fulı mulkıyete geçınlmışdır AYANLAR Ayailardan, paşa, valı ve vezır olanlar bulunduğu gıbı «Hu kumet, bır kısım zorlu valılenn kendısıne başkaldıracagından çekınerek, onlara pek ılışmez dı » (8) Bu derebeyler içın «Yenl Düzen», «Batılı olmak» ve «Avnıpahiasmak» kendüerme ılışmedıgı surece gerçekte hıç bır an lam taşımıyan parlak, çekici sozler Orl&nn bu suslu puslu "sozlere nek aldırdıklan voktu Ne zaman kı merkezı Osmanlı devletı bu derebejlere karşı guç 3. Selim, Batı'nın sanayi, tarım ve iktisadi kurumlarını aktararak Osmanlı Devletini yenileştirmek Cevdet Paşa'nın sözlerlne blr goz atmak zorundayız. Paşa'ya gore: «Yenı bır uygarlık joluna gıdılmek Fıkırlerı dogmuştu Lakın yapının temehne bakıl mıjarak tavanm suslenmesıne ozenıldı Avrupa'da başlıjan ienierın ve sanatların yayılmasma çalısmak gerektıren uygarlık nehırlerının getırdığı çerçope, ısrafa ve sefahate alcanıldı Halk \UKsek tabaKanın bu gmşınden nefret ederek her tjrlu vemlık ten urkmeje >enı jontemlerle vapılan her şejı kotu gormeje başladı » (5) OSMANU BÜROKRİT KADROSU. «YFNi DLZEN» HAVASININ YARATTIGI BU YENı ORIAMDAN BÜYÜK OLÇlDE YARARLANMANIN Cl GORMUŞTl). YOLLARINI ARAMİJ VE BıR ÇEŞıî SERVEI BıRıKTıRME ARA ÂYANLARDAN PAŞA, VALı VE VEZıR OLANLAR BULUNDUĞU G Bı HÜKUMET, BıR KISIM ZORIU VALıLERH KENDıSıNE BAS.KALDIRACA6INDAN REK ONLARA PEK ıLıJMEZDı. ÇEKıNE Filler hantallaştıkça hantallaşıyor^ şiştikçe şişiyorlardı lesine bu kadar birlktiriyorlardL. Karıncaıarm yaşlıları, dküdaneleri dusunuyorlardı kı, bu füler, hudhudler bınktlrme delüığır.e tutıümuşlardı. Bır oburluK, bır gormemışllk .. Boylesl doymaz yaratıldan şımdije kadar otekl yaratıklar hıç görmemışlerdı. Tekmıi yeryuzu kurduyla kuşuyla, bortü böceğı, yılanı çıyanı, tekmıi yaratıklanyla lalü ebkem kalmışlar bu yenl yaratıkiar karşısmda şaçıyorlardı. Bu hudhudler, filler, bu oourlar, bu bınktırme hastalan delırmışlerdı. Yaratıklar bunlar karşısında ne yapacakiarmı da bılerruyorlardı. Hem bu blriktınne ne pahasına oluyorda! Mılyarlarca kanncanın olumü, hastalığı, sakatlığı, yoksulluğu, açlığı pahasına. Füler bu kanncalara hıç acunıyorlar, ustelık de oniarı hıç sevmıyorlar, en kuçuk bır fırsatta asağüıyorlardı. Ilk zaraanlarda sultan, karıncalar hmm soyumuzdan gelır, demıştı de onlar da manmışlardı. Onların bır çıgneyışte yuttuklan her lokma içın mılyonlarca kannca canını ver^yordu. Onların ambarlarda çüruttuklerı, kanncalara bır damlasını vermey;p denizlere doktüklerl fazla urunler lçm mılyarlarca karınca kan emekleruıl, canlannı verıyorlardı. Kırmızı sakallı topal karınca da aşagıdan, fılıstandan, kannca ülkelennden gelen haberleri dınlıyor, öfkesınden lmduruyordu ama, elden ne gelır... «Delırmışler bunlar, del'rmışler,» dıyordu da başka bır sey demıyordu. «rntayanın bu delırmış çagı da, bu alçalmış, bu obur, bu bencıl çağı da geçecek ama, ne zaman gececek?» Üzuntusünden kahroluyordu. Fil fılken büe, bır canüya, bır %aratığa bu kadar delirmeyı, bencıllığı, zulmu, alçalmayı yataştıraınıyordu. Kanncalar kurtulduğu zaman filler de, fıl soylan da karmcalarla birlıkte mutlu olacaklardı. Neydı bu kadar çaba, bu kadar bencıllik, alçalma, zjlüm. ışkence? Delırmlşlerdi bu filler ama, delırmenın de blr caıarın bmde biris'rl b i s almıyordu artık O bmde bır karınca uue <ıl:uıda ustuste kaynaşıyordu. ropal kannca geldı, bu kez çıtlembü: aga cının nalmın ustune çıktı, çunku daha buyuk kalabalıga seslenecektı, o yuzden ustune ÇLKtıgı ağaç daha yuksek olmalıydı. O agaca çıkar çıkmaz kalabalık hep bır ağızdan oağırdı. <c\rladık, anladık, rnladık » «Neyı anladımz1'» dıye sordu onlara topal dercırcı. «Su buğuya donuşmeden...» «Iste sız bunu anladınızsa, bız de tez gıin de f.llen yenmenın yolunu bulacağız. Suyun buğuya donuşeceğlnı anlamak, su buguya do nuştu demektır. Su buğuya dönüşmeden hıçbir şey olmaz » «Anladık, olamaz,» dıye yürekten ona ses lendıler kanncalar «Su buğuva donuşünce de, fillen venme nin yolunu bulacağız Suyun buğuya donuşuceğini anlamak, su buğuya dönuştu demektır. Su buğuya donuşmeden hiç bır şey olmaz» «Anladık, olmaz» dıje yürekten ona ses lendıler kanncalar. «Bulunacaktır.D dıje guvenli bağırdı kanncalar. Daglar, ovalar, koyaklar, sular, ormanlar, gokler yankılandı «Bulunacaktır, bulunacaktır, bulunacaktır'') Kırmızı sakallı topal karınca yureğmde ki umut ısığı gorleşerek bır sevinç çağlaja nı ıçmde ındı afaçtan koresme yollandı He men kıtaplanna ka\oısmalydı. En kocaman sakallı kıtabı raftan ındıraı okuyacakken baş buğ karşısına d taldr «Nedır bu su, nedır bu buğu'» dıve sordu. Topal demırci onu unutmuş gıtmıştı Uzun uzun başbuğun yuzune baktı baktı, bır şeyler araştırdı, hıç bır söz sbjlemeden kıtabına daldı hızlı hızlı okumağa başladı. (DEVAMI VAR) BAJARI5IZUGIN NEDENi III Selım'le Osmanlı Imparatorluğu'nda gerçekleştırmek ıste dığı «Yenı Duzen»ı kuramanıa sınm en onemh neuem, ne Avrupa^ı olmak volunda gınş tıgı «Islahat hareketlen», ne de «Lâle Devrı» ornegı ze%k ve sefaya dalmalarıdır. Bmndıgı gıbı bu başanSjZİıgın gerçek nedeiı ekonomıktır «Osmanlı devletmın bellı başlı malı kaynaklan ıç kapıtülasyonlar dedıgim sısteme gore sarraflara, nıultezımlere malıkaı ecılere hıootek edıldıkten sonra, talımlı asker yetıştır mek ıçın gereklı fına^smanın artık bu iç kaynaklardan sağlamasının zorluğu, hatta ımkarsız lıeı karşısında, şımdıve Kadar Osmanlı duzenmm kend dıs vcaret ımtıyazı metodlarnla bes ledığı Avrupa kapıtalıne avuç aç mak fıkrı o zaman dogdu Se lım'ın nıahvecıleri Dogu tıcare 'ınden o donemde en bvvuk k^r ları vapan «Batılı» kapıtılıstler olduğunu büıvorlardı » ı6> Av nca toprak sıstemınde bozulma lenmeyi amaçlar gdrünup, yeni bır duzen ıçın, yem bır ordu oıuşturmaya çalışınca; «Avan ve agalar başkentte oynanan oyunun ne olduğunu anlıyorlar Başkent rıcalı, kendı çıkarlannı sağlama bağlayıp, ayan ve agaların faız l:avnaklarını yavaş vavaş kurut mavı onlann elıne geçen servetı başkentte zaptedıp, onunla gu nun bırınde, kendüerme karşı bır ordu yetıştırmeyı on gorunce a>an, aga ve derebeyı şahlanır » (9) Pusuda bekleyıp ve dumanlı hava>ı seven derebeyler bu kere III Selım'e ve onun «Nizamı Cedit»ıne karşı harekete geçerler KABAKÇ10GLU HAREKETi Derebeylenn ekonomık ve asken desteğıyle Kabakçıoğlu Mus tafa eyleme geçer, III Seiım tahtından uzak'aştınlır ve gerçekleştırmek ıstedıgı «Yeni Dulen» yoluna boşvenr «Olumu>le Nızam ı Cecut ıslahatı da darduruldu. Fakat gerçekte durdurulan Nizamı Cedit düşuncesı olmadı Çunku III Selım ın OİJmunden sonra da Batılılaşma devletın gundemmde onemlı bır sorun olarak kalaı » 12) Ge'çekt^ «Batılılaşma»nın Osmanlı Imparatorlugu'nun gundemmde kalması III Selım'ın «\vrupa»lı olmak duşu ve «Nızamı Cedit»le gelen bır «Yenilık» ausuncesı değıldı. Cunku çaguı gelısen bılım ve tekrıgı, gıaerek dunvanın ıktısadı ve sıyasal gelısmesı çoktan yaşlı Osmanlı I.nparatorluğunun sınırlarını zcr.amaga başlamıştı Bu zoılamanın III. Selım gıbı Hr jandan «Batılı» olmajı duşhjen oour janda Arap OSMÛNU BUROKR&TURI Gıderek «Nızam ı Cedlt» karamcı'arının halktan uza^c bır yerde bulunmalan \e «gorulmedık tarz ve surefe büvtık \e mUzevyen hane ve sahühaneler ın şasıyla zıvade sefahat ve ıhtışam ıçınde yaşıyan «Osmanlı burokrat, kadrosu, «Yeni Düzen» havasmın vara'tıeı bu venı ortamdan buyuk olçude vararlanmanın yollannı aramışlar ve «Nlzanı ı Cedit»ı bır çeşıt servet bmktırme ve japma aracı gormüşlerdır (3). Bu arada, Osmanlı împaratorluğu ılk kez III. Se'.ım zamanında Avrupa dıplomasısının ve polıtıkasımn ıçıne gırmıştır. Bu yanarak Nızam ı Cedıt'çıler Padişanla 'ienıçenler arasında değıl, Padışahla ayan arasında bır ıttıfak kurarak, Osmanlı hukumdarhğının egemenlığı altmda yeni bır duzen kurulmasını dılşünduler» (11) Gerçekten, «Yenı Duzen»e karşı gınşılen e',lemlen bır avan olarak sadrazamlıgı alan Alemdar Mustafa Paşa dengelemege çalışmıştır O kadar kı, Osmanlı devletımn sıjasal butunluğune karşı gelışen leodal muhalefetı tehlıkesız bır duruma getırmejT duşünmuş ve bunu gıdermeyı, hukumet merkezının hem ıstedıgı gıbı yaptıgı «ıcraatmı» dengelemış olmak, hem onun etkınlığını arttnmak ıçın onemlı gınşımlerde bulunmustur «Bu amaç ıle feodal muhalefetı temsıl eylıyen Avan ve Bev'erle Hukumet Merkezı arasnda bır anlaşmavı mum kun kılmavı bunlar arasındakı muna^^oetlerı, herbınn'n gorev ve mu>ellefıyetlerını tayın edecek şekılde, muajyen esaslara bağlamaya çalışmıştır » (12) Bu dusu^enm gerçekleşmesı ıçın, Alemdar Mustafa Paşa'nın gınşımıyle ayan ve derebeyler Istanbul'a çağnlmış, «Devlet ricali»mn d= kaulmasıvla sadrazam oıarak kendı başkanlığında bır «Meş\eret» tOplamıştır. Bu toplantıda feodal sınıf ıle saray, O^manlı Irrıparatorlugu ndakı «ıslahat» ve «yenileşme» konularını goruşmuşler, ayan ve derebeyler, kendılenvle, Hükumet merkezı arasındakı ılısk.lerı eıîonomık ve sıyaspl alanda düzenlemege çalısmıslardır Bu toplantıda «Sened1 Ittifak» adıyla ve ıkı smıf arasında, bır YARIN: II. MAHMUT REFORMIARI (1) Emer Ziya Karal: Tanzimat, 1940 Istanbul (2) Enver Zlya Karal: SeUm III' un Hattı Humayunlan, 1M6, Ankara (3) Myazi Berkes: Türklye tkti sat Tarihl II. Gerçek Yayuı evi 970, Istanbul (4) Niyazı Berkes: Turklye'de Çasdaslaşma, Bilgl Yayınevl, 1973, Ankara. (5) Niyazi Berkes: A. p. e. (6) Nlyazi Berkes: Turkiye îktisat Tarihi II, Gerçek YaMne\i 1970, Istanbul (") I. Hakkı Izunçarşılı Alemdar Mustafa Paşa, 1942, Istanbul (8 9) Mvazl Berkes: A.g*. (10) Niyazi Berkes: A.ç.e. (11) Nijazi Bekkes: \.ç.e. <12) R. Galip Okandan: A^.e. (13) Ord. Prof. Dr. S. S. Onar; îdare Huloıku, Istanbul, 1961. (14) Prof. Dr. Niyazi Berkes; (15) Ord. Prof. Dr. Enver Karal: 1.g.e. (16) Ord. Prof. Dr. Enver Karal: A g.e. Zlya Zlya TiFFANY VEFATLAR İÇİN Kıymetll oocalar ve dua nanlardan cnuteşekkıl cenaza merasım akıbımız btr »• letonla emnnızdedu. Gazote tlam ve umum muameUt Içın ayn bır Ucret alınmaz. Cenaze ışJennı tşletmemlz deruhte eder acı gur> lerırüzl pa«laşırız. GARTH ISLAM CENAZE D O B T O R TAR1K ZiYA KIRBAKAN DERÎ SAÇ ve Hastalılüarı MUrehassısJ btiklâl Sad Parmakkapı Telefon: 44 10 73 YURDUMUZDA BıR MiLYONA YAKIN KOL, BACAK VE GÖVDESi ı$E VE TOPLUMA YARAR 1 l SAKAT ıHSAN V\RDIR. BUNIARI' ' (JIEM 40 68 86 47 20 06 DURÜMA GETıRMEK MıLü VE İNSANİ BiR GOREVDıR. SAKATLAR DERNEĞt N 0 1 : Büttln muameleleı lsletmeye aıt olmak U2«re yurt lçı ve yurt dışıncUn yurda cenaze nakll yapılır Günün her saatlnde emrl nizdedtr
Cumhuriyet Gazetesi için Güven Yazılım Teknolojileri Tic. Ltd. tarafından geliştirilmiştir.
Boğaziçi Üniversitesi Teknopark No 211 Bebek Istanbul, Tel : +90 212 346 15 90
Katalog